Ana Sayfa Blog Sayfa 4373

Leyla ile Mecnun ekibinden Taksim’i kurtarma harekatı

Taksim günbegün elimizden alınıyor. Hükümetin, Büyükşehir Belediyesi’nin itirazlara, çözüm önerilerine, alternatif projelere önem verdiği yok. Leyla ile Mecnun dizisinin oyuncuları da bu noktada devreye girdi ve Taksim Gezi Parkı Derneği’nin “Ayağa Kalk” kampanyası kapsamında hazırladığı kurmaca filmde Taksim ve İstanbul’un yeni çehresi için “Leyla ile Mecnun”vari fikirler öne sürdü.

 

Kurmaca filmde dizi oyuncuları biraraya gelerek Taksim ve İstanbul’la ilgili son dönemde gündeme gelen projeleri dizide canlandırdıkları karakterlere uygun şekilde tartışıyorlar. Dizinin oyuncuları  Ahmet Mümtaz Taylan, Ali Atay, Cengiz Bozkurt, Atilla Şendil, Cihan Ercan ve Şafak Pekdemir’in kendi aralarında gerçekleştirdikleri parodi söyleşiden satırbaşları.

Taksim’e Go Kart Pisti

Söze Mecnun’un babası İskender Bey başlıyor.

İskender (Ahmet Mümtaz Taylan – Mecnun’un Babası) : Taksim Gezi Parkı’na topçu kışlası yapacaklarmış. Benim çocukluğumda da vardı. Ne gerek var abi. Go Kart pisti yapsalar daha iyi olur. Topçu Kışlası çok saçma, mesela AVM olsa daha iyi değil mi?

Tarihi Yarımada’ya Disneyland

Mecnun’un babası İskender Bey hızını alamayıp tarihi yarımada için süper bir fikir ile ortaya çıkıyor…

İskender : Ben diyorum ki bu tarihi yarımadayı da şey yapsalar ya, Disneyland. Ben çocuğu ormana mı götüreyim Disneyland’a mı?

Okmeydanı’na Poligon

Sohbet koyulaştıkça fikirler de çeşitleniyor. Okmeydanı’na da Poligon yapılması karara bağlanıyor ekip tarafından.

Mecnuın giriyor araya derken

Mecnun (Ali Atay): Boğaz’a da beton döksünler. Oradan yürünüp karşıya geçilebilir böylece. Trafiği de çözersiniz hem…

Erdal Bakkal (Cengiz Bozkurt): Boğazı tamamen düzleseler de fena olmaz aslında

İskender: O zaman da gemi problemi çıkıyor ortaya. Gemileri ne yapacaksınız?

Mecnun: Arkadan başka bir kanal açılabilir. Marmara’yı göbekten delsinler mesela…

http://www.youtube.com/watch?v=FGABerzC4lw

Sıra Taksim Anıtı’nda

İskender: O anıtın orda ne işi var abi? Oraya buz pisti yapsalar ya. Beyoğluna da beton döksün, kapatsınlar, insanlar rahat rahat gezsin mis gibi

13 Nisan Cumartesi günü Taksim Gezi Parkı’na

Sohbette sıra sonunda 13 Nisan tarihinde gerçekleşecek 1. Taksim Gezi Parkı Festivali’ne  geliyor. Taksimde ağaçların kesilmesine, Taksim’in talanına bir son verilmesi için 13 Nisan Cumartesi saat 18:00’de Taksim’i, İstanbul’u seven herkes Gezi Parkı’na davet ediliyor.

Endişemiz odur ki Leyla ile Mecnun ekibinin parodi amaçlı sohbeti devlet ve belediye erkanımızın kulağına su kaçırmamış olsun. Hepsi şakadır, kinayedir, yaptıklarınıza anlam verememiş olmanın şaşkınlığıdır. Şimdiden uyaralım da sonradan bir yanlışa daha mahal vermiş olmayalım.

(Yeşil Gazete)

 

 

 

Dev kazakla enerji tasarrufu

Green Prophet’te Tafline Laylin imzasıyla yayınlanan haber-yorumu, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Gizem Hasırcıoğlu‘nun çevirisiyle sunuyoruz.

***

Enerji tasarrufu konusunda kendini sorumlu hisseden Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da ülkelerinde değişik çözümler görülebiliyor. Fas ve Cezayir ile birlikte Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri güneş enerjisine geçerken Ürdün talep ve arz arasında artan uçurumu dengelemek için killi şist petrol rezervlerini kullanıyor.

Fakat Türkiye konuyu başka bir açıdan ele aldı. Hükümet enerji kaynakları kapasitesini yükseltmek yerine ulusal bir enerji tasarrufu kampanyası başlattı. Bu devasa kazak ise kampanyanın odak noktasına dikkat çekiyor.

 

 

Enerji tasarrufu kampanyasının bir parçası olarak İstanbul Bayrampaşa Belediyesi dünyanın en büyük kazağını ördürdü ve bu kazakla Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.

Yaklaşık 500 kg iplikten 90 işçiyle 1 ayda üretilen kazak (Ç.N. belediyenin sitesinde 30 işçi 45 gün bilgisi var), 18 metre boyunda ve 45metre eninde belediye binasının ön cephesinde sergileniyor. Ön bedeninde dikey çizgiler olan kazağın göğsünde ve kolunda birer tane olmak üzere iki Türk bayrağı yer alıyor.

Hükümet stratejisinin bir parçası olan bu girişim evlerde kazak giyerek ve kombilerin ısı derecesini düşürerek her yıl 2 milyar dolara kadar enerji tasarrufu sağlamayı amaçlıyor.

Bayrampaşa Belediyesi bu kazak için Kanada’da 9 Şubat’ta kutlanan- biraz garip- Ulusal Kazak Giyme Günü’nden (National Sweater Day) ilham almış. Bu gün, ortak bir hedefe ulaşmaya çalışan insanların o hedefe ulaşmak için sıra dışı şeyler yapabileceğini göstermek üzere kurgulanmış.

Ve bu nihayetinde fosil yakıt ihtiyacını ve sera gazlarını azaltmak için uygulanabilecek basit ve düşük teknoloji gerektiren anlamlı bir yöntem.

 

(ÇN: WWF Kanada, her yıl 7 Şubat’ta iklim değişikliğine karşı uyarıp enerji tasarrufu konusunda farkındalık yaratma amacıyla kazak giymeye davet ediyor. Ulusal Kazak Giyme Günü ilhamını ise 1979 Petrol Krizi sonrası o dönemde ABD başkanı olan Jimmy Carter’ın izlediği politikadan ilham alıyor. Carter petrolde dışa bağımlılığı azaltmak için uyguladığı tasarruf programları kapsamında insanları kazak giymeye çağırmış ve Beyaz Saray’ın termostat ısı derecesini 2 derece düşürerek örnek olmaya çalışmıştı. )

***

Konuyla ilgili bir blog yazısı için tıklayınız

***

Yeşil Gazete için çeviren: Gizem Hasırcıoğlu

Yazının özgün hali (ingilizce) için tıklayınız.

(GreenProphet.com, Yeşil Gazete)


Diyarbakır’da operasyon: 31 kişi gözaltına alındı

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekipleri tarafından çıkar amaçlı suç örgütlerine yönelik düzenlenen adli operasyonda 31 şüpheli gözaltına alındı. Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, daha önceki tarihlerde gerçekleştirilen ve 26 kişinin tutuklandığı bir operasyonun devamı olarak bugün 31 kişinin ev ve işyerlerinde suç aletleri ile gözaltına alındığını söyledi.

Operasyonun siyasi veya bir örgüt bağlantılı değil, suç örgütlerine yönelik olduğu belirtilirken sabah saatlerinde operasyonun KCK operaasyonu olduğu bilgisi yanlış çıktı.

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, operasyonun haksız ekonomik çıkar sağlamak, silahlı suç örgütü kurmak, cebir-şiddet kullanmak, uyuşturucu ticareti yapmak ve genel güvenliği tehlikeye atmak gibi suçları kapsayan C.Ö. elebaşılığındaki çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik olduğunu söyledi. Vali Toprak, adli suçları kapsayan operasyonun geçmişte gerçekleştirilen ve 26 kişinin yakalanıp tutuklandığı operasyonun devamı olduğunu belirterek, gözaltına alınanlarla birlikte 4 silah, 1 kuru sıkı tabanca, uyuşturucu ve tapu gibi suç aletlerininde ele geçirildiğini söyledi.


 

Genelkurmay Başkanlığı PKK’lılar çekilmeye başladı haberini yalanladı

Genelkurmay Başkanlığı, bugün bir gazetede “100 kişilik ilk PKK’li grup sınır dışına çekildi, F-16’lar da gözetledi” şeklinde yer alan haberi yalanladı.

Genelkurmay’ın internet sitesinden yapılan açıklamada şöyle denildi:

“1. 26 Mart 2013 tarihli günlük bir gazetede yer alan “İlk grup sınırı geçti, jetler izledi” başlıklı haber gerçek dışıdır. 25 Mart 2013 tarihinde sınır ötesinde 13 (on üç) ayrı noktanın hava keşfi yapılmış olup, haberde belirtilen uçaklar Hava Keşif Uçaklarıdır.

2. Aynı tarihli başka bir günlük gazetede; “Operasyonlar üç ay önce durduruldu” başlığı altında yer alan haber tamamen asılsız olup, Türk Silahlı Kuvvetleri, hukuki mevzuat gereği kendisine verilen vazifesine devam etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Bugün Akşam gazetesinde yer alan haberde, Abdullah Öcalan’ın “sınır dışına çekilin” çağrısının ardından Hakkari ve Şırnak kırsalındaki 100 PKK gerillası sınırı aşarak Zap ve Hakurk’a geçtiği belirtilmişti.

(Marksist.org)

 

Yeni Parti; Yeşiller ve Sol; Demokrasi Sınavından Kaldı!

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, logosunu belirleme sürecinde önemli bir demokrasi sınavı verdi ve ne yazık ki bu sınavdan kaldı.

Süreç şöyleydi:

12-13 Ocak’ta toplanan parti meclisi ile bir logo komisyonu kuruldu ve logo seçim sürecinin tasarlanmasında MYK görevlendirildi. 23 Şubat 2013’te ise yine bir PM komisyonunda şöyle bir karar alındı: “Logo Komisyonu tarafından oluşturulan jurinin belirleyeceği logo seçeneklerinin PM tarafından seçilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir”.

Merkez Yürütme Kurulu tarafından; profesyonel tasarımcılara yönelik bir yarışma düzenlendi ve 13 logo tasarımı MYK’ya teslim edildi.

Alınan karar gereği ise; 22 Mart 2013 tarihinde MYK tarafından bir anket açılarak; 3 günlük bir online oylama ile 7 adet logo seçeneği Parti Meclis üyelerine sunuldu.

Ankette en çok beğendiğiniz logoya üç, sırasıyla diğer iki beğendiğiniz logolara da iki ve bir puan verebiliyordunuz.

Yukarıdaki süreçte bir sıkıntı yok gibi görünüyor. Ancak, sorun MYK tarafından açılan oylama ile başladı. Logo seçim süreci kapsamında düzenlenen anketin; yapılış şekli ile ilgili aşağıdaki eleştirileri sıralayabiliriz:

Düzenlenen ankette 7 adet tasarım vardı. Ancak, başvuran diğer logoların neden elendiğine, ya da bunu bıraktım; neler olduğuna dair bir açıklama yapılmadı. Ön elemede hangi kriterlerin göz önünde bulundurulduğuna dair de her hangi bir bilgi paylaşılmadı. Keza, Parti Meclis üyeleri, ön elemeyi geçen logoların, nasıl; neden seçildiğine dair bir bilgiye sahip olmadan oylamaya davet edildi.

Parti logoları bir hikaye anlatır; anlatmalıdır en azından. Ama ankette, bu logoların ne anlattıklarına dair bir bilgi de yoktu.

Ama, sıkıntılar sadece burada bitmedi. Önümüze konulan logo anketinin sonuçlarının nasıl değerlendirileceğine dair bir bilgi de yoktu. Evet; en çok  oy alan denilmişti; ama ankete katılım konusunda nitelikli bir çoğunluk mu aranacağı gibi detay bilgiler, logo seçimi sürecinde; PM tarafından yetkilendirilmiş olan MYK tarafından paylaşılmadı.

Bu iki durum, secim programını bilmeden bir partiye oy vermek ya da aday ismini bilmeden bir partiye oy vermek gibi bir şey diye düşünüyorum. Bilgi eksikliği ile açılan bir oylama; çok da demokratik gelmiyor.

Ayrıca, ankette “ben bu logoların hiç birini beğenmedim” diye bir seçenek yoktu. En az üç logoyu beğenip sıralamanız gerekiyordu. Bu durum da, pek demokratik değil, insanların zorla logo seçmeye zorlayan bir durum olarak önümüze çıkıyor.

Bilgi eksikliği ve zorlama seçim gibi durumlar yüzünden, sunduğu yöntemle MYK, demokrasi sınavından kaldı.

Ancak durum düzeltilebilirdi. Birçok Parti Meclis üyesi ve hatta bir çok partili bu sorunları dile getirdi ve MYK’nın anket sürecine müdahil olmasını bekledi. En azından, durumu açıklayacak bir açıklama yapmaları; neden böyle bir yöntem seçtiklerini paylaşmaları beklendi.

Hatta böyle bir logo seçimine katılmayacağını belirten onlarca Parti Meclis üyesi oldu.

Ancak, MYK bu taleplere her hangi bir cevap vermeyerek logo oylamasına devam etti ve dün logo oylaması sonuçlarını paylaştı.

Üstelik yapmış oldukları açıklamada, yukarıda bahsedilen sürece dair hiçbir bilgi paylaşma gereği de duyulmadı.

Sonuçta, aşağıdaki  logolardan, üçüncü en yüksek oyu aldığı gerekçesi ile parti logosu olarak seçildi, diye duyuruldu!

Oylamaya, 102 Parti Meclis üyesinin katıldığı, 7 logonun oy sıralamasının ise şöyle olduğu açıklandı:

L1 – 78

L2 – 40

L3 – 161

L4 – 54

L5 – 66

L6 – 78

L7 – 135

Ve aşağıda gördüğünüz logo seçildi.  Ama burada da ciddi sorun var gibi geliyor bana!

Toplam oy kullanan 102 kişi, herkesin 6 puanı var; toplam dağıtılan puan 612. En yüksek logo ise 161 almış durumda. Bunu bir inceleyelim:

Hiçbirini beğenmedim o yüzden oy kullanmıyorum diyen; yaklaşık 15 üyenin hiçbirinin bu iradesi ankete yansıtılmış durumda değil. Bu iradenin neden yansıtılmadığı da paylaşılmamış durumda.

İkincisi, en çok oy alan logo; 161 puan almış. Bunun toplam puanlara yani 612’ye oranı %26,3.

Ayrıca, en iyi ihtimalle; bu logoyu en çok beğendiğini belirtip  (üç) oy veren kişi sayısı; 53.

Seçilen logoyu, en iyi ihtimalle oy kullanan 102 kişiden %51.9’u beğenmiş. Oy kullanmayı rededenleri de eklersek, bu logo, en iyi ihtimalle Parti Meclis üyesi olup, oylamanın farkına varanların ve oy kullanma sürecine dahil olanların %45,2sine denk geliyor.

Bu oran sizce; logo seçimi için yeterli bir rakam mı?

Bilmiyoruz, çünkü Merkez Yürütme Kurulu’nun; anketin nasıl değerlendirildiğine dair, ne anket öncesi ne de anket sonrası bir açıklaması bulunmuyor.

Kişisel olarak da bu seçilen logonun, partinin iradesi olmadığını düşünüyorum. Hem parti listelerinde hem de parti meclisi listesinde okuduğum mailler ile yukarıdaki sonucu birleştirdiğimde, partinin iradesi logo seçimine yansımadı derim ben.

Merkez Yürütme Kurulu tamamı ile şeffaf olmayan, bilgi eksikliğinin olduğu bir süreç işletmiş görünüyor. Partinin, logo seçim sürecinde işletmeye çalıştığı iç demokrasi mekanizmaları konusunda başarısız olduğu ve sınıfta kaldığı bariz.

Sürecin başında bu noktalar atlanmış olabilir, hata yapılır tabiki. Ama süreç devam edilirken gelen eleştirilere kulak tıkayıp, süreci devam ettiren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Merkez Yürütme Kurulu, demokrasi sınavından göz göre göre sınıfta kalmıştır.

MYK’nın bu durumu aslında, parti olarak da sınıfta kaldığımızın göstergesi. Demokrasi mücadelesi için kurulan, yeni siyaset sloganı ile yola çıkan partinin, logo seçiminde bile demokrasi sınavından sınıfta kalması çok üzücü ve düşündürücü. Umarım, buradan bir öğrenme çıkarmayı başarırız.

 

Yeşiller/Sol Heyeti Amed Newroz kutlamasındaydı

Barış sürecine aktif destek vermek için Newroz’dan önce Diyarbakır’a giden Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi eşsözcüsü Sevil Turan ile merkez yürütme kurulu(MYK) üyeleri Saruhan Oluc ve Gizem Kastamonulu bölgede temaslarda bulundu. BDP Diyarbakır milletvekili Nursel Aydoğan, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir ve Diyarbakır Barosu başkanı Tahir Elçi ile görüşen Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi heyeti Amed Newroz kutlamalasına da bizzat bölge halkıyla birlikte katıldı.

Yeşil Gazete olarak görüşmeleri ve konuşulanları sizin için izledik.

Sahne Cihangir’de Faust maratonu

Sahne Cihangir 4. Yılında Haydar Zorlu’dan Faust yorumuna ev sahipliği yapıyor. 31 Mart Pazar günü Cihangir Sahnesi’nde Goethe’nin ölümsüz eseri Faust’u iki peşpeşe temsilde önce almanca orjinalinden ardından türkçe olarak izlemek mümkün.

Faust, Goethe’nin neredeyse tüm yaşamı boyunca yazarak tamamladığı bir yapıt. Goeyhe, Urfaust adıyla onsekiz yaşında başladığı oyunu, 1806de Faust I ve 1832de Faust II adıyla iki büyük bölüm halinde yazarak seksen üç yaşında ölümünden kısa bir süre önce bitirebilmiş.

Tiyatro sanatçısı Haydar Zorlu, Johann Wolfgang von Goethe’nin dünya edebiyatının köşe taşlarından biri olarak, kabul gören eseri Faust’u, solo performans olarak, Almanca ve Türkçe ve bazen aynı anda iki dilde birden oynamakta. Oyunun, orijinal dilindeki prömiyeri 31 Mart  2009’da İstanbul Alman Başkonsolosluğu’nun İmparatorluk Salonunda, Türkçe prömiyeri ise 18 Mart 2010’da Almanya Oberhausen Şehir Tiyatrosu’nda yapıldı.

Natalia Murariu yönetiminde sahnelecek oyuna kısaca göz atacak olursak, Her şeyi etüt etmiş ve aşmış ve artık öğrenecek bir şeyi kalmadığına inanan Doktor Faust, yeryüzündeki sınırlı yaşamın acısından kurtulmak için ruhunu Mephisto’ya, yani şeytana satar. Mephisto, bunun karşılığında Faust’u bilgi hastalığından kurtaracaktır. Nitekim bir cadının hazırladığı iksirle Faust’un gençleşmesini sağlar. Artık genç ve yakışıklı bir adam olan Faust, Gretchen adında güzel bir kızla karşılaşıp ona âşık olur.

31 MART 2013 PAZAR
@Sahne_Cihangir

16:00 ALMANCA/GERMAN/DEUTSCH

18:00 TÜRKÇE/TURKISH/TURKISCH

Biletler/Tickets: mybilet.com/event/11533/faust/
Rez.: 0212 245 21 09

(Yeşil Gazete)

“Büyük Avrupa”nın hava kirliliği birincisi Türkiye

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 14 Mart’ta yayımladığı Avrupa Sağlık Raporu’na göre, Türkiye hava kirliliğinde birinci.

DSÖ’nün raporuna göre, içinde Rusya, Azerbeycan, Ermenistan, Tacikistan, Türkmenistan ve İsrail’i de içeren 53 ülkelik ve 900 milyonluk “büyük Avrupa”da Türkiye 2012’de havası en kirli ülkeydi.

162 sayfalık kapsamlı rapor sağlıklı, iyi yaşam kavramını değişik boyutlarıyla didik didik etmiş ve ilgi çekici sonuçlar sunuyor.

Rapor çevresel boyutları olan ve sağlığı ciddi olarak etkileyen olguları ele alıyor. Bunlar arasında temiz suya ve temizlik sistemlerine ulaşma olanağının azlığı, kötü yerleşme koşulları (evlerde rutubet, ev içinde hava kirliliği ve sınırlı hacimlerde aşırı sayıda insanın yaşaması, vb.), trafik güvenliğinin düşük olması, aşırı (sıcak/soğuk) iklim koşulları, işyerlerindeki yetersiz ve sağlıksız çalışma ortamı ve hava kirliliği bunlardan bazıları.

 

 

Rapor hava kirliliğinin üzerinde özellikle duruyor. DSÖ’nün raporuna göre, “sağlıklı” olarak nitelendirilebilecek bir havada bulunabilecek en yüksek parçacık oranı metreküpte 20 mikrogram.

Bazı şehirlerinde hava oldukça temiz olsa da, Avrupa ortalaması 26 mikrogram/m3’e ulaşmış durumda. Bazı ülkelerde 14 mikrogram/m3 olan değerler, diğer ülkelerde ise oldukça yüksek.

Havası en kirli ülke olan Türkiye’deki ortalama ise 61 mikrogram/m3. Türkiye’nin bazı şehirlerinde bu değer çok daha yüksek.

Avrupa Birliği’nde yürütülmüş bir araştırmaya göre, “kötü” hava, ortalama yaşam sürelerini  yaklaşık  2 yıl azaltıyor.

Raporun sunduğu diğer veriler de ilginç. Ekogazete’de Atila Alpöge imzasıyla yapılan derleme şu sonuçları içeriyor:

  • Avrupa’da doğum oranları düşmeye devam ediyor.  Anlaşılıyor ki, kısa bir zaman sonra nüfus artış oranı sıfırlanacak.
  • 2050’lerde bölgede 65 yaşından fazla olanların oranı nüfus içinde %25’e yükselecek.
  • Avrupa’da yaşayanların %8’i göçmen.  Bölgedeki nüfus artışının ana nedeni bu göçmenler.
  • Bugün nüfusun %70’i kentlerde yaşıyor.  30 yıl içinde oranın %80’e varacağı tahmin ediliyor.  Başka bir deyişle kent yaşamının getirdiği sıkıntılar, zorluklar, sorunlar daha da artacak.
  • Ortalama yaşam süresi 1980’de 71 yıl iken 2010’da 76 yıl oldu.
  • Ortalama yaşam süresinin 2050’de 81 yıla dayanacağı düşünülüyor.
  • Ancak ortalama yaşam süresi ülkeden ülkeye değişiyor.  Örneğin bu değerin 80’den fazla olduğu 20 ülke var.  Bunların başında İsviçre, İsrail, İzlanda, İtalya, İspanya geliyor.
  • 70 yaş altında ise Ukrayna, Moldova, Kırgızistan, Rusya ve Kazakistan var.  Türkiye sondan yedinci olarak yer alıyor.
  • Ortalama yaşam süresi başka türlü de farklılık gösteriyor:  Kadın ve erkek farkı.  Bölgede kadınların ortalama yaşam süresi 80 yıl.  Erkeklerinki ise 72,5.
  • Tabii, bu durum ülkeden ülkeye değişiyor.  Listenin en tepesinde ve en aşağısında durum şöyle:  (İlk rakam kadınların ortalama yaşam süresini verirken ikinci rakam erkeklerin yaşam süresini yansıtıyor.)  En yukarıda:  İspanya (85-79), Fransa (85-77), İtalya (84-80).
  • Gelelim en aşağıya, listenin dibine:  Türkiye (74-69), Kazakistan (74-64), Moldova (74-64), Kırgızistan (73-65).
  • Avrupa ülkelerinde kalp, damar sorunları en büyük ölüm nedeni (%50).  Kanser ikinci sırada.  (%20)
  • Sigara ve alkol ölüme sürükleyen en önemli etkenler.
  • Yüksek sigara tiryakiliklerinin arasında şu ülkeler başta geliyor:  (Parantezlerin içindeki birinci rakam erkeklerin yüzdesini, ikinci rakam da kadınların yüzdesini veriyor)  Ermenistan (58-1), Bela Rus (52-10), Ukrayna (52-7), Moldova (51-8) ve Türkiye (50-17)
  • Sigara tiryakiliğinin en düşük olduğu ülkelerin sıralanması ise şöyle:  Norveç (23-23), İsviçre (22-18), İngiltere (22-21), Slovenya (22-16), İzlanda (21-19), Bosna (18-11) ve İsveç (13-16)
  • Rapor başka bir sağlık konusu olan alkol kullanımında da rakamlar veriyor.  Yılda ortalama kişi başına litre olarak en tepede şu ülkeler var::  Moldova (21 litre), Lüksemburg (16), Estonya (16)
  • Listenin en altındaki ülkeler ise şöyle:  Arnavutluk (5), Ermenistan (4), İsrail (3), Türkmenistan (3), Azerbaycan (1), Türkiye (1) ve Tacikistan (0,5)

 

(Le Monde, Ekogazete, Yeşil Gazete)

 

 

U20 Dünya Kupası – 20 Yaş Altı Dünya Kupası’nda kuralar çekildi

Türkiye’de düzenlenecek 2013 FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası’nın kura çekimi yapıldı. Türkiye C Grubu’nda Kolombiya, Avustralya ve El Salvador ile eşleşti.

21 Haziran – 13 Temmuz tarihleri arasında Türkiye’de düzenlenecek olan FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası’nın kura çekimi İstanbul’daki Grand Tarabya Oteli’nde yapıldı.

Ev sahibi Türkiye’nin C, İspanya’nın ise A Grubu’nda sabit olduğu kura çekiminde, gruplar şu şekilde oluştu:

A Grubu: İspanya, Afrika Şampiyonası’ndan biri takım, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa.

B Grubu: Güney Kore, Afrika Şampiyonası’ndan bir takım, Küba, Portekiz.

C GrubuTürkiye, Kolombiya, Avustralya, El Salvador.

D Grubu: Meksika, Afrika Şampiyonası’ndan bir takım, Paraguay, Yunanistan.

E Grubu: Afrika şampiyonu, Irak, Şili, İngiltere.

F Grubu: Okyanusya şampiyonu, Özbekistan, Uruguay, Hırvatistan.

Final İstanbul’da
FIFA U20 Dünya Kupası maçlarının başlama saati 18.00 ve 21.00 olarak belirlendi.

A ve B Grubu maçları 21, 23, 27 Haziran tarihlerinde İstanbul, Kayseri; C ve D grubu maçları 22, 25, 28 Haziran tarihlerinde Trabzon, Rize, Gaziantep; E ve F grubu maçları ise, 23, 26, 29 Haziran tarihlerinde Antalya ve Bursa’da oynanacak.

2. Tur müsabakaları 2 Temmuz’da İstanbul ve Gaziantep’te, 3 Temmuz’da Kayseri, Trabzon, Antalya ve Bursa’da; çeyrek finaller 6 Temmuz’da Rize ve Bursa’da, 7 Temmuz’da İstanbul ve Kayseri’de; yarı finaller 10 Temmuz’da Trabzon ve Bursa’da, final ile 3.’lük karşılaşmaları ise 13 Temmuz’da İstanbul’da yapılacak.

(Eurosport)

27 Mart PTT’de grev var!

0

PTT’nin Anonim Şirket yapılmasına dair kanun tasarısı 27 Mart günü Meclis gündemine taşınacak. Meclis’te 30.000 çalışanın güvencesizleştirilmesi görüşülürken PTT çalışanları ‘GREV’ de olacaklarını açıkladılar.

173 yıllık bir geçmişe sahip olan PTT, 5 Mart 2013 tarihi itibarıyla AKP Hükümet’i tarafından meclise verilen bir kanun tasarısıyla Anonim Şirket yapılmak istendi. Yaklaşık 3 yıldır kamuoyunun ve PTT emekçilerinin gündeminde olan bu tasarı, 27 Mart çarşamba günü Meclis gündemine getirilecek.

‘Posta Hizmetleri Kanun Tasarısı Geri Çekilsin!’ diyen KESK’e bağlı Haber Sen, TMMOB’a bağlı Elektrik Mühendisleri Odası ve Makina Mühendisleri Odası, Mülkiyeliler Birliği’nde ortak açıklama yaptı. Yapılan açıklamada 27 Mart’ta ülke genelinde grev yapılacağı açıklandı.

’27 Mart’ta PTT’ye Gitmeyin, Alanlara Gelin’
Haber Sen Genel Başkanı Ufuk Beytekin, Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş ve Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar’ın katıldığı basın toplantısında açıklamayı yapan Haber Sen Genel Başkanı Ufuk Beytekin, “PTT emekçileri olarak, ülkemizin ve halkımızın tamamen aleyhine olan bu tasarının geri çekilmesi ve yasalaşmaması, taşeron çalışanlar dahil tüm PTT emekçilerinin kadrolu ve iş güvenceli olarak istihdam edilmesi için; yaşlısı-genci, kadını-erkeğiyle memuru, işçisi, posta dağıtıcısı ve mühendisiyle tüm halkımızı PTT emekçilerini tasarının Mecliste görüşülmeye başlanacağı 27 Mart Çarşamba günü gerçekleştireceğimiz iş bırakma eylemine destek vermeye, o gün PTT’lere gitmemeye, bizimle birlikte alanlara çıkmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

27 Mart’ta ülke genelinde grevde olacaklarının altını çizen Beytekin, Bağımsız Haber Sen’in, Birlik Haber Sen’in, Türk Haber Sen’in de greve katılacağını duyurdu.

Bu Tasarı ile 30.000 Çalışan Güvencesizleştirilmek İsteniyor!
Baytekin, AKP Hükümeti’nin uygulamak istediği bu tasarı ile sayısı yaklaşık 30.000 çalışanın iş güvencelerinin ortadan kaldırıldığını, hiçbir kanunun sözleşmeli personel hükümlerine tabi olmaksızın, “idari hizmet sözleşmesi” ile istihdam edilmek istendiğini söyledi.

“AKP Hükümeti hepimizi ücretli köle yapmak istiyor” diyen Beytekin, bu duruma şu anda PTT’de çalışan ve sayıları 15.000’e yaklaşan taşeron elemanların; güvencesiz, kıdem tazminatsız, asgari ücretle, 12 saat mesai ve tüm sosyal hakları kısıtlı biçimde çalıştırılmasını örnek gösterdi.

(muhalafet.org)