TYH Euroleague Final Four finalinde Olimpiakos, Real Madrid’i 100-88 mağlup ederek üst üste ikinci defa şampiyon oldu.
THY Euroleague Final-Four finalinde, yarı finalde Barcelona’yı mağlup eden Real Madrid ile CSKA Moskova’yı mağlup eden Olimpiakos, Londra’da O2 Arena’da karşı karşıya geldi.
Son iki yılın şampiyonu Olimpiakos, Final Four eleme turunda da Efes Pilsen ile karşı karşıya gelmiş çok zorlu geçen serinin 5. maçında Pire’de kendi sahasında son çeyrekte galibiyete uzanarak Final Four biletini kapmıştı.
Real Madrid karşısında ilk çeyrekte 17 sayıya geriye düşmesine rağmen mücadelesini sürdüren Yunanistan temsilcisi karşılaşmadan 100 – 88 galip ayrıldı.Olympiakos geçen sezon finalinde CSKA Moskova karşısında verdiği mücadelede de geriden gelerek şampiyon olmuştu.
Belki de birçoğumuz 24 Nisan’da yaşanan Savar felaketine kadar üstümüze giydiklerimizin ne kadar politik olduğunu fark etmemiştik. Yediğimiz içtiğimiz konusunda bilinçlenmiştik az biraz GDOlu yemler, pirinçler gözümüze sokuldukça ama yıkama talimatları üzerinden tanıyamadığımız- niye çünkü hemen keseriz onları- o uzak ülkelerde neler oluyor pek bilmezdik. Zaten derdimiz de başımızdan aşkındı.
Bangladeş Savar'da 24 Nisan'da çöken 9 katlı iş merkezi Rana Plaza’da ölü sayısı 1050’ye ulaştı
Bizler fiyat etiketleri üzerinden indirimleri kovalarken oralarda bir ayın o indirimli fiyatlar üzerinden yaşanmaya çalıştığını göz ardı ettik çoğunlukla. Yumurta- civciv hikâyesine dönen talepler-sistem meselesiyle uğraşırken nispeten şanslı olan bizlerin karşılanan her talebi karşısında birilerinin mahrum kaldığı ihtiyaçlarını, haklarını Savar felaketinden servis edilen fotoğraflar gözümüzün önüne seriyor.
Reklam panoları, dergiler, gazeteler, kataloglar nasıl “görünmemiz” gerektiği ile ilgili sayısız örneklerle dolu. Mankenler üzerinden teşhir edilen o “uygun” fiyatlı ürünleri aldığımızda o mankenlerden biri gibi görüneceğimiz konusunda yanıldığımız gibi, o ürünlerin uygun fiyatlı oldukları konusunda da yanılıyoruz. Kıstasımız cüzdanımızdan çıkan para olunca sadece uygun tabii ama o ürünlerin bize gelene kadar ki maliyetini gerçekten biliyor muyuz?
Kalkınma sevdalılarını kendine hayran bırakan bir döngüde, kumaşı Çin’den, aksesuarı Kamboçya’dan, etiketi Hong Kong’dan gelen dikimi Bangladeş’te yapılan, yedi cihanı gezip bir gemiyle bize ulaşan kredi kartına üç taksitle bir sonraki trende kadar dolabımıza yerleşen kıyafetlerle aynadaki suretimizden memnun yaşayıp giderken bugün Savar felaketinde ölü sayısı 1050’ye ulaştı, yaralı sayısı 1000’i geçti ve bir o kadar kişi hala kayıp.
Bizler fiyat etiketleri üzerinden indirimleri kovalarken oralarda bir ayın o indirimli fiyatlar üzerinden yaşanmaya çalıştığını göz ardı ettik çoğunlukla
Ve unutmayalım ki 24 Nisan’dan bugüne, tekstil ihracatında ikinci, yaşaması zor şehirler anketinin daimi üyesi Bangladeş fabrikalarına milyonlarca adet sipariş yerleştirilmeye devam etti. Bu süre içinde daha önce olmadığı gibi işçi sağlığı ve güvenliğini sağlamaya ya da iyileştirmeye yönelik adımlar atılmadı- atıldıysa da duymadık. Ama yaşanılan olayların üstüne avaaz.org’ da bir kampanya başlatıldığını duyduk. Kampanya moda markalarını yaptırımı olan bir yangın ve bina güvenliği sözleşmesi imzalamaya çağırıyor. Kampanya metninde ise işçilerin “bizim giysilerimizi yapmak için tehlikeli binalarda çalışmaya zorlandıkları” belirtiliyor. İmza sayısı 910.000’e dayanmışken aklımdan geçene engel olamıyorum: Sözleşme pek ala yapılsındı. Hatta aslında yapılan bir sürü sözleşme ve denetim vardı, o büyük markalarla çalışmanın şartlarındandır bunlar çünkü. Peki, bu 910.000 kişinin kaçı bahsi geçen sözleşme imzalanmadığı takdirde bu markalardan alışveriş etmekten vazgeçecekti? Yoksa biraz da alışveriş edebilmeye devam etmek için mi önemliydi bu sözleşme?
Zaytung, yaptığı Reyhanlı haberine gelen tepkiler sonrası özür diledi, ancak özür dilerken de ilk tepki gösterenlerin başında gelen Cüneyt Özdemir ve Erol Köse’nin adını da belirterek, “Bu kullanıcıların, Zaytung.Com’u ve sosyal medya hesaplarını bugüne kadar takip ediyor olmalarından dolayı duyduğumuzu üzüntüyü bildiririr, işlerimizin yoğunluğundan dolayı bile olsa böylesine vahim bir yanlışlığı daha evvel farkedip bloklamak gibi önlemlerle bu durumun önüne geçemediğimiz için özür dilediğimizi ifade etmek isteriz” açıklaması ile yaptıkları Reyhanlı haberinden dolayı özür dilemediklerinin altını çizdi.
Gündemdeki olayları tiye alan haberler yayınlayan internet sitesi Zaytung, Hatay Reyhanlı’da 46 kişinin öldüğü, 100’e yakın insanın yaralandığı kanlı saldırının ardından yayınladığı haberle sosyal medyada tepkilere neden oldu.
Haber sitede, “Reyhanlı patlamaları sonrası hastanelere sızmaya çalışan yaralı vatandaşlarımız, gerillaların ve sığınmacıların yardımıyla başarıyla püskürtüldü…” şeklinde verildi.
Site Reyhanlı esprilerine devam ederek, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu hedef alan şu metni de paylaştı: “Hatay’daki patlamaların ardından bölgeye hareket eden Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bu akşam da hayatını kaybeden vatandaşların aileleriyle bir araya gelerek “Stratejik Derinlik” vizyonunu anlatacak…”
Zaytung’dan ilginç “Düzeltme ve Özür” yazısı
Habere gelen tepkiler üzerine sitede “Düzeltme ve Özür” başlığı altında bir açıklama yayınlandı. Yapılan açıklamada da gösterilen tepkileri alaya alan ifadeler kullanıldı.
“11.05.2013 tarihinde web sitemizde yayınlanan “Reyhanlı patlamaları sonrası hastanelere sızmaya çalışan yaralı vatandaşlarımız, gerillaların ve sığınmacıların yardımıyla başarıyla püskürtüldü…” başlıklı haber, başta Sayın Cüneyt Özdemir ve Dr. Erol Köse olmak üzere Hatay’daki devlet hastanelerinin uzun zamandır öncelikli olarak ÖSO militanlarına ayrıldığını ve yerel halkın bu hastanelerdeki hizmetlerden yararlanamadığını bilmeyen, bilse de konjonktür gereği bu bilgiyi görmezden gelen çok sayıda twitter kullanıcısının tepkisini çekmiştir.
Söz konusu haber vesilesiyle adı geçen şahıslar ve onlarla benzer zeka seviyesi, bilgi düzeyi ve ahlak anlayışına sahip kullanıcıların bizi takip etmekte olduğunu üzülerek farketmiş bulunmaktayız. Bu kullanıcıların, Zaytung.Com’u ve sosyal medya hesaplarını bugüne kadar takip ediyor olmalarından dolayı duyduğumuzu üzüntüyü bildiririr, işlerimizin yoğunluğundan dolayı bile olsa böylesine vahim bir yanlışlığı daha evvel farkedip bloklamak gibi önlemlerle bu durumun önüne geçemediğimiz için özür dilediğimizi ifade etmek isteriz.”
İçişleri Bakanı Muammer Güler, Reyhanlı patlamalarıyla ilgili 9 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve Vali Celalettin Lekesiz, dün Reyhanlı ilçesinde meydana gelen saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Reyhanlı’daki olayın 2 ayrı araca yüklenmiş çok miktarda bombanın patlatılmasıyla meydana geldiğini anlatan Atalay, şunları söyledi:
Hükümet, Reyhanlı patlaması ile ilgili yayın yasağı koyduktan sonra bölgeden çelişkili haberler geliyor. Alternatif medyada halkın isyan halinde olduğu ve ölü sayısının açıklanandan çok daha fazla olduğu gelen bilgiler arasında
”Cumartesi günü meydanın yoğun olduğu bir vakit. Maalesef Reyhanlı’da çok sayıda vatandaşımız bundan etkilendi. Şu ana kadar 46 vatandaşımız bu patlamadan dolayı hayatını kaybetti. Onlara Allah’tan rahmet diliyoruz; ailelerine, yakınlarına, Hatay’a, Reyhanlı’ya ülkemize baş sağlığı diliyoruz. Yaralılarımız var, bunların burada olanlarını ziyaret ettik. Yoğun bakımda olanları var. Durumu ağır olanları var. hayatını kaybedenlerin 38’inin kimlikleri belirlendi. 35’i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 3’ü Suriye vatandaşıdır. Diğerlerinin kimlik tespitiyle ilgili çalışmalar devam ediyor.”
Güler, “9 kişi gözaltına alındı”
İçişleri Bakanı Muammer Güler, Reyhanlı ilçesindeki patlamada 735 iş yeri, 62 araç, 8 kamu binası ve 120 konutta hasar oluştuğunu, olayla ilgili 9 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.
Güler, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ile Hatay Havaalanı’nda düzenledikleri basın toplantısında, patlamalarda 46 kişinin öldüğünü ve çok sayıda insanın yaralandığını belirtti.
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Güler, saldırının El Kaide bağlantısı olup olmadığının sorulması üzerine, “Şu anda El Kaide bağlantısı yoktur” dedi.
Reyhanlı’da normal yaşamın bir an önce başlamasını istediklerini bu nedenle okulların tatil edilmesi gibi bir kararlarının da olmadığını vurgulayan Güler, okullarda eğitimi engelleyecek bir hasar bulunmadığını bildirdi.
Gazetelerde yazmaya başladığımdan beri nükleer enerjinin riskleri konusunda kamuoyunu uyarmayı görev biliyorum. Bu konuda ilk kapsamlı yazım, Mayıs 1984’te Cumhuriyet’te yayımlandı.
Demek ki, neredeyse 30 yıldır bu görevi yerine getirmeye çalışıyorum. Bugün Türkiye halkının yaklaşık üçte ikisinin nükleer enerjiye karşı olmasına bir katkım olmuş mudur? Bir nebzecik bile olsa, bundan büyük mutluluk duyardım. Ama halk açısından uyan borusu, muhakkak ki, 1986 Çernobil ve 2011 Fukuşima facialarıyla çaldı. Ne var ki, AKP iktidarının gözü karalığı, nükleer lobinin etkisi altında olan medyadaki korkutucu umursamazlıkla birleşince Türkiye, halkın büyük çoğunluğuyla karşısında olmasına rağmen nükleer maceraya hazırlıksız, balıklama atılıyor.
Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi EDAM’ın bu alanda yegane ciddi çalışma olan “Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli” (2012) başlıklı raporunda bakın ne deniyor: “Genellikle nükleer enerjiye geçen ülkelerde hükümet bunun nasıl olacağına dair bir strateji belgesi hazırlar. Nükleerin niçin gerekli olduğunu, teknolojinin risklerini, buna karşı ne önlem alacağını bu belgede açıklar. Kamuoyunda tartışmaya açar. Tartışmanın şeffaf ve katılımcı olması gerekir. Bizde bu yok. Nükleer, bu eksikliği kesinlikle kaldıracak bir şey değil. Nükleer ‘ben yaptım oldu’ anlayışını kabul edemez.”
Geçen hafta Sinop’ta yapılacak santral için Japon-Fransız konsorsiyumu ile yapılan anlaşmayla ilgili olarak bilinmesi gerekenler medyada yer bulmuyor. Santraldaki reaktörleri kuracak olan Fransız şirketi Areva. Şirketin Finlandiya’da inşa etmekte olduğu, bugüne kadar hiç denenmemiş (EPR tipi) reaktörün inşası 7 yıl gecikti, yapılan masraflar bütçesini 3,6 milyon Euro aştı. Şirketin Fransa’da kurduğu reaktörün inşası da 5 yıl gecikti, maliyeti 8,6 milyar Euro’ya fırlayınca ortaklardan biri projeden çekildi. Areva, Türkiye’de yine hiç denenmemiş Atmea-1 tipi reaktör kurmayı tasarlıyor. 22 milyar dolar tutacağı beklenen bu yatırımın maliyeti de dramatik bir şekilde artabilir.
Başbakan, güvenlikle ilgili her türlü tedbirin alınacağını söylüyor. Çernobil ve Fukuşima vakalarının yol açtığı felaketlerin boyutları herkesin gözü önündeyken, “Kaza yapabilir diye uçağa, arabaya binmeyecek miyiz? Patlayabilir diye tüpgaz kullanmayacak mıyız?” diyen bir zihniyetle alınacak güvenlik önlemlerinin ne olabileceğini kestirmek zor değil. Madem Başbakan her türlü güvenlik önleminin alınacağını söylüyor, santralları inşa edecek şirketlerden yol açabilecekleri her türlü kazaya karşı bunları sigorta etmelerini niye istemiyor? Hindistan hükümeti santral inşa edecek şirketlere bunu şart koşuyor. Siz niye öyle yapmıyorsunuz? Niye hükümetten ve şirketlerden bağımsız bir denetleyici kurul oluşturulmuyor? Niye böyle bir kurula Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu hazırlatılmıyor?
Gerçek şu ki, nükleer enerjinin ne ucuz, ne güvenli, ne de temiz olduğunu; binlerce yıl saklanması gereken nükleer atıklar sorununun çözülemediğini artık aklı başında bütün dünya biliyor. Biz de bilmeliyiz. Nükleere değil, giderek ucuzlayan yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmalıyız. Zengin doğalgaz ve petrol kaynaklarının bulunduğu bir bölgenin tam ortasındayız. Yenilenebilir enerji üretimini yeterli hale getirene kadar, rahatlıkla bu kaynaklardan yararlanabiliriz. Türkiye’nin bölgesinde “lider ve stratejik konumunu güçlendirmek için” nükleer silah edinmesine de kesinlikle ihtiyaç yok. Türkiye’yi güçlü kılan demokrasisi ve çalışkan halkıdır.
Biz ki apronda deve kesen bir teknik ekibin bakım yaptığı uçaklarla uçuyoruz…
***
Biz ki nükleer santral riskini mutfaktaki tüp gazın riski ile bir tutan bir Başbakan tarafından yönetiliyoruz…
***
Biz ki normal rayların üzerinde “gitmez” denilen hızlı tren kurmuş ve insanlarımızı öldürmüşüz…
***
Biz ki deprem bölgesinde önlem almadan yaşıyoruz…
***
Biz ki, hırsız müteahhitlerin yaptığı, deprem beklemeden çöken binalara insanlarını kurban vermişiz…
***
Biz ki planlama hatasından dolayı, metrobüslerin iniş-biniş kapılarını, duraklarını ve trafik şeritlerini ters inşa etmiş bir belediye tarafından yönetiliyoruz…
***
Biz ki otobüslerin rengini, şehir hatları vapurlarının biçimini halka sorarız ama üçüncü köprü, Çamlıca’ya cami, üçüncü havalimanı kararlarının Başbakan tarafından tek başına verilmesine sessizce boyun eğeriz…
***
Biz ki, Avrupa’nın en ileri endüstri ülkesi olan Almanya’nın bile sakıncalı gördüğü için kapattığı nükleer santralları kurmaya gönüllü olacak kadar gözü pekiz…
***
Biz ki güneydeki birinci nükleer santral ihalesini Çernobil’de kurduğu santralın patlamasıyla dünyayı ve ülkemizi radyasyon yağmurlarına kurban eden Ruslara vermişiz…
***
Biz ki kuzeydeki ikinci nükleer santral ihalemizi Fukuşima’daki santralını patlatan ve hâlâ bunun yarattığı sorunları çözememiş olan Japonlara vermişiz…
***
Biz ki nükleer santral yerine kullanılabilecek, yenilenebilir rüzgâr ve güneş enerji kaynakları bakımından doğanın en zengin coğrafyalarından birinde yaşıyoruz…
***
Biz mi korkacağız nükleer santrallardan…
Nükleer santrallar bizden korksun!
Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki patlama Dünya basınında da geniş yankı buldu. Önemli haber ajansları ve televizyonlar kanlı saldırıyı flaş haber olarak geçti.
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde belediye binası yakınında patlamalar oldu. Patlamalarda 43 kişinin öldüğü, 100 kişinin yaralandığı açıklandığı olay Dünya basınında geniş yer buldu.
Reuters haber ajansı Suriye’de yaşanan iç savaşın komşu Türkiye’ye çekilmesi üzerine çekince ve korkuların arttığını belirtti. Reuters, Reyhanlı’da yaşanan olaylar için “NATO üyesi Türkiye bu zamana kadar Esed rejimini sert eleştirenlerden biri olmuştu. Yaklaşık 3 yıldır da Suriyeli mültecilere ve Esed karşıtlarına yardımda bulunuyor” şeklinde yorumda bulundu.
Başbakan’ın açıklamalarına yer veren CNN ise Erdoğan’ın “Bu süreç hassas bir süreç” sözlerine yer verdi. CNN’e açıklama yapan bir gördü tanığı ise “Vücut parçaları gördüm. Binalar ve duvarları yıkılmıştı. Camlar, arabalar paramparçaydı. İnsanlar yardım istiyordu ve çok sayıda yaralı vardı” dedi.
Davutoğlu’nun açıklamalarına yer veren BBC de tansiyonun tırmanmasına dikkat çekti ve Davutoğlu’nun Berlin ziyareti sırasında söylediği “Bütün güvenlik güçlerimiz ile gerekli araştırmayı yapıyoruz. Hiç kimse Türkiye’nin gücünü test etmeye kalkmamalıdır” sözlerine yer verdi.
Telegraph’ın internet sitesi de Reyhanlı’daki görüntülere yer vererek, “Türkiye’nin Hatay ilinde bomba yüklü araçlar patladı, 40 kişi hayatını kaybetti” yazdı.
Al Arabiya patlamayı, Türkiye sınırını salladı başlığıyla verdi.
Reuters, FoxNews, ABCNews ve Al Jazeera de Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yaşanan patlamayı son dakika haberleri ile okuyucularına aktardı.
Mısır’ın devrik lideri Hüsnü Mübarek yeniden hâkim karşısına çıktı. Mübarek, rejimin sonunu getiren ayaklanmalar sırasında göstericilerin öldürülmesi emrini verdiği ve yolsuzluk yaptığı suçlamasıyla yargılanıyor.
Mahkeme salonuna gösterilerde hayatını kaybedenlerin yakınlarının avukatları alınmazken, savunma avukatlarının salona girmesine izin verilmesi güvenlik güçleri ile avukatlar arasında tartışmaya sebep oldu. Tartışmanın ardından davacıların avukatlarının ve bazı gazetecilerin mahkeme salonuna girmesine izin verildi.
Hüsnü Mübarek’in davası, 8 Haziran tarihine ertelendi. Duruşmada Mübarek’in yanı sıra iki oğlu, eski İçişleri Bakanı Habib El Adli ile 6 yardımcısı hazır bulunurken, firari sanık işadamı Hüseyin Salim gıyabında yargılandı.
Sanıklar, kendilerine yöneltilen, rejimin sonunu getiren ayaklanmalar sırasında göstericilerin öldürülmesi emrini vermek ve yolsuzlukla ilgili ithamların tamamını reddetti.
Duruşmanın yapıldığı Polis Akademisi merkezi önünde Mübarek destekçileri ile gösterilerde öldürülenlerin akrabaları arasında arbede çıktı.
Mahkeme salonunda kafes arkasındaki bölümde, tekerlekli sandalyede oturan Mübarek’in üzerinde, mahkumların giydiği beyaz kıyafetin olduğu ve önceki duruşmalarda olduğu gibi siyah gözlük taktığı görüldü.
İnönü Stadı’nda bu akşam oynanan Beşiktaş-Gençlerbirliği maçı öncesi Beşiktaş Meydanı’nda toplanan taraftarların her iç saha maçında olduğu gibi Beşiktaş Çarşı’da toplandıkları sırada aralarından geçen iki motosikletli yunus polislerinin havaya rastgele ateş açması nedeniyle çıkan olaylarda taraftarlara polis tarafından çok sayıda biber gazı ve gaz bombası atıldı.
Polislerin durduk yere ortalığı germesi ve hemen akabinde de Beşiktaşlı taraftarlara karşı sert müdahalede bulunmasının nedeni ise anlaşılamadı.
http://www.youtube.com/watch?v=Y_5HQN1DkMs
İki hafta önce Gaziantep’de Gaziantepspor – Galatasdaray maçından önce de polis gene neden gerek gördüğü bilinmeden maça girmeye çalışan Galatasaraylı taraftarların üzerine biber gazı ve gaz bombası atmış yoğun gaz bulutunun tribünlere kadar gelmesi üzerine Galatasaraylı taraftarlar saha zeminine çıkmak zorunda kalmışlardı.
Aynı şekilde 1 Mayıs işçi bayramı sırasında da polis Taksim’e çıkılmasına engel olmak bahanesi ile Taksim, Mecidiyeköy ve Beşiktaş’ta halkın üzerine biber gazı ve gaz bombası yağdırmıştı.
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilen bombalı saldırıda ölü sayısı 43’e yükseldi. 53 kişinin de yaralandığı saldırıdailk incelemelere göre plastik patlayıcı kullanıldığı tespit edildi.
Suriye sınırındaki Reyhanlı ilçesi öğle saatlerinde şiddetli iki patlamayla sarsıldı. Bombalı araçla yapılan saldırılar, ilçede büyük panik yarattı.
Bombalı saldırılardan ilki, Reyhanlı Belediye binası önünde meydana geldi. Bu patlamadan 15 dakika sonra ise PTT binasının bulunduğu Cumhuriyet Caddesi’nde ikinci bir patlama daha yaşandı.
Yapılan ilk incelemelerde saldırıda kullanılan patlayıcıların Cilvegözü sınır kapısında kullanılan plastik patlayıcıya benzer nitelikte olduğu tespit edildi.
Oldukça yüklü miktarda olduğu belirlenen patlayıcının Türkiye’ye minibüsle sokulduğu ve uzaktan kumandayla patlatıldığı belirtildi.
Patlamaların çok şiddetli olması nedeniyle ölü ve yaralı sayısı konusunda akşam saatlerine kadar çelişkili bilgiler geldi.
Saat 21.00 sıralarında TRT’ye açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, olayda ölenlerin sayısının 43’e yükseldiğini söyledi. Son açıklamaya göre yaralı sayısı ise 53.
Öte yandan, patlamanın ardından ilçede kısa süreli bir gerginlik de yaşandı. Bazı vatandaşlar, Suriyeli sığınmacılara saldırmaya çalıştı. Polis ekipleri, havaya ateş açarak kalabalığı dağıttı.
Cilvegözü Sınır Kapısı’nda 11 Şubat’ta patlayıcı yüklü araçla gerçekleştirilen saldırıda; 4’ü Türk, 14 kişi yaşamını yitirmiş, 26 kişi de yaralanmıştı. Suriye’ye kaçan olayın failleri, yakalanarak Türkiye’ye getirilmişti.