Ana Sayfa Blog Sayfa 4249

AKP’li belediye Malkara Ermeni mezarlığını meyhaneye çeviriyor

Tekirdağ Malkara’da AKP İlçe Yönetim Kurulu üyesi Demirali Pala, belediye tarafından Ermeni mezarlığı arazisi için açılan ihaleyi kazandı. Mezarlığın olduğu yere gazino-meyhane-pavyon- lokanta kurmak üzere inşaat başladı. Mezarlıktan çıkan kemiklerin ise çöpe atıldığı belirtildi.

Agos Gazetesi’nden Emre Ertani’nin haberine göre konuyla ilgili olarak bilgi veren gazeteci-yazar Ümit Bayazoğlu, Malkara Ermeni toplumundan günümüze sadece Surp Toros Kilisesi’nin yıkıntısı ile talan edilmiş bir mezarlık kaldığını söyledi. Kilise’nin 1970’lerin sonuna kadar sinema-düğün salonu olarak kiraya verildiğini anımsatan Bayazoğlu, “Kilise, 80’ler ve 90’larda, Yağlı Tohumlar Kooperatifi tarafından tahıl deposuna dönüştürüldü. Son 10 yıldır ise yıkıma terk edildi. Bu arada defalarca define maksadıyla tahribata uğradı” dedi.

Trajikomik bir şekilde üç yıl önce kilisenin bir ‘define avcısı’ tarafından Edirne Anıtlar Kurulu’na ‘tarihi eser’ olarak tescil ettirildiği için kilisenin yerine başka bir şey yapılamadığını aktaran Bayazoğlu bugünkü durumu ise şöyle anlattı: “Yıkımı hızlandırmak için kilisenin çatısını yıktılar. Artık kar, yağmur içine yağıyor. Kiliseden geriye sadece dört duvar kaldı. Bunlar da yıkılınca, Anıtlar Kurulu’nun koruması ortadan kalkacak ve hırsızlar nihayet gayelerine ulaşmış olacaklar.”

(Agos)

 

Morales’in uçağına Avusturya’da Snowden rötarı

Snowden’in Bolivya Devlet Başkanı’nın uçağında olduğu iddiası üzerine uçağa Avrupa üzerinden geçiş izni verilmedi.

Rusya’nın başkenti Moskova’da düzenlenen Doğalgaz İhraç Eden Ülkeler Forumu’na katılan Bolivya Devlet Başkanı Evo Moroles‘in uçağında eski CIA çalışanı Edward Snowden‘ın bulunduğu iddialarının ortaya atılmasının ardından gece yarısı hareketli saatler yaşandı.

Snowden’in Bolivya Devlet Başkanı’nın uçağında olduğu iddiası üzerine uçağa Avrupa üzerinden geçiş izni verilmedi.

Portekiz ve Fransa’nın hava sahasını kapatması üzerine Morales’in uçağı Avusturya’ya iniş yaptı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Bolivya Dışişleri Bakanı David Choquehuanca, Morales’in seyahatini riske sokan Fransa ve Portekiz’in hava sahalarını neden kapattığını açıklamaları gerektiğini söyledi.

İspanya’nın yakıt ikmalı yapması için kendi toprakların kullanmasına izin verdiğini kaydeden Choquehuanca, ”Snowden’in Morales’in uçağında bulunduğu yalanının kim tarafından uydurulduğunu bilmiyoruz. Uluslararası kamuoyunun önünde, Devlet Başkanı Morales’in uçağının adil olmayan bir şekilde maruz kaldığı bu durumu kınıyoruz.”

Morales’in Rusya’dan havalanan uçağının, Portekiz ve Fransa’nın hava sahalarını kapatmasının ardından Avusturya’ya yönlendirildiği ve buraya iniş yaptığı bildiriliyor.

Bu arada Fransız ve Poretekizli yetkililer konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmaktan kaçınıyor.

Avusturya Dışişleri Sözcüsü Alexander Schallenberg ise Edward Snowden’ın Morales ile birlikte olmadığını açıkladı.

ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) telefon ve internet kayıtlarını izlediği bilgisini basına sızdıran Edward Snowden’ın, aralarında Ekvador, İzlanda, Avusturya, Çin, Küba, Finlandiya, Norveç, Rusya, İspanya ve Venezuela gibi 13’ü Avrupa’da olmak üzere 21 ülkeye sığınma talebinde bulunduğu ortaya çıkmıştı.

ABD pasaportu iptal edilen ve Ekvador yetkilileri tarafından verilen geçici belgenin de geçersiz sayılması nedeniyle Rusya’nın Şeremetyevo Havaalanı transit yolcu bölgesinde kalan Snowden’in durumu belirsizliğini koruyor.

(T24)

 

Pakistan’da İHA saldırısı: 17 ölü

Amerika Birleşik Devletlerine ait insansız hava aracıyla (İHA) Pakistan’da düzenlenen saldırıda en az 17 kişi yaşamını yitirdi.

Kuzey Veziristan’daki operasyonda bir evin iki füze ile vurulduğu açıklanırken, görgü tanıkları çok sayıda yaralı olduğunu belirtti.

Saldırı Başbakan Nevaz Şerif’in görevi devralmasından bu yana düzenlenen ikinci ve en büyük İHA saldırısı olarak kayıtlara geçti.

 

Zaman’ın haberine göre, “Ne Topçu Kışlası kaldı, ne yayalaştırma”

Zaman Gazetesi muhabiri Kadir Kökten’in haberine göre İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin Taksim Projesi’ni 6 Haziran’da iptal ettiği ortaya çıktı. İddiaya göre iptal kararı yayalaştırma projelerini de kapsıyor.

İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin, 6 Haziran 2013 tarihli kararıyla ‘Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’ni iptal ettiği ortaya çıktı. İptal kararı, Topçu Kışlası ‘nın yeniden inşası ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı ‘nın itirazını reddeden İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin kararında yer aldı.

Topçu Kışlası’nın yeniden yapılması ile ilgili projenin dayanağı olan planların 1. İdare Mahkemesi tarafından 6 Haziran’da iptal edildiği belirtildi. Karar, Taksim’de çalışmaları devam eden yayalaştırma, battı-çıktı, Gezi Parkı ve Topçu Kışlası gibi bütün projeleri kapsıyor.

İstanbul 6. İdare Mahkemesi, 7 Mayıs 2013 tarihinde yaptığı inceleme sonucu Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılmasına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise bu karara itiraz etti. Bakanlığın itirazını değerlendiren mahkeme heyeti, oyçokluğuyla yürütmeyi durdurma kararını yerinde buldu. Kararın gerekçesinde ise İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin Taksim Meydanı’yla ilgili bütün projeleri iptal ettiği ortaya çıktı. Kararda, Topçu Kışlası’nın yeniden yapılmasıyla ilgili projenin dayanağı olan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların 1. İdare Mahkemesi’nce 6 Haziran 2013 tarihinde iptal edildiği belirtildi. Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası’nın yeniden inşası ile ilgili projenin Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’nin plan notlarında yer aldığı ifade edilerek, “Projeye dayanak teşkil eden imar planları yargı kararıyla iptal edilen bu davada hukuka uygunluk görülmemiştir.” denildi. Bu karara, mahkeme başkanı tarafından muhalefet şerhi yazıldı.

(Zaman, Radikal)

 

Ehliyeti olan herkes devlete 101 lira ödeyecek

TBMM’de kabul edilen kanun teklifine göre 24 milyon sürücü ehliyetini değiştirmek zorunda kalacak. Değişiklik için her bir ehliyet sahibinden ‘değerli kağıt bedeli’ olarak 101 lira alınacak.

TBMM Plan Bütçe Komisyonunda benimsenen ve Genel Kurulda da ele alınarak yasalaşması beklenen torba kanun teklifi ile vatandaşa yeni bir masraf geliyor. Ehliyetlerinin değiştirilmesini öngören madde uyarınca 24 milyon sürücü 101 lira tutarında ‘Değerli kağıt bedeli’ ödeyecek.

Gazeteport’un haberine göre kanun teklifi, ehliyetleri süreli hale getiriliyor. Sürücü belgeleri, ömür boyu kullanılamayacak ve 5 ya da 10 yıllık periyotlarla yenilenecek. Yenileme sırasında sürücünün sağlık durumu kontrol edilecek. Ehliyet sahibi olan ancak daha sonra sağlık sorunu yaşayanlara yeniden ehliyet verilmeyecek.

Kanun teklifindeki maddeye göre, 24 milyon sürücü ehliyetini değiştirirken trafik harcı vermeyecek. Ancak “Değerli kağıt bedeli” ödeyecek. Bu miktar 2013 yılı için 101 lira olarak tespit edildi. Böylece Maliye 24 milyon sürücünün her birinden yeni ehliyet için 101 lira alacak.

TBMM Plan Bütçe Komisyonunun CHP ’li üyeleri Aydın Ayaydın, İzzet Çetin, Musa Çam, Bülent Kuşoğlu, Ahmet Gümüş, Kazım Kurt, Mevlüt Aslanoğlu, Müslim Sarı ve Aşkın Türeli, komisyon raporuna yazdıkları muhalefet şerhinde bu konuya değinerek şöyle dediler:

“Teklifte harç istisnası getirilmekle birlikte, değerli kağıt bedeline ilişkin bir hüküm yoktur. Bu durumda vatandaşlar, ehliyet yenilenmesinde 2013 yılı için 101 lira olarak belirlenen ve her yıl Maliye Bakanlığınca güncellenen bu tutarı ödemek durumunda kalacaktır. Ehliyetlerin yenilenmesinde, harç alınmayacak ancak değerli kağıt bedeli alınacaktır. Bu konu mali hesapların gölgesinde kalmamalı, sürücü belgesi yenilemelerinde değerli kağıt bedeli de alınmamalıdır”

 

‘Hekim müdahale için kanun tanımaz!’

Hacettepe öğrencileri hakkında Gezi Parkı olaylarında yaralılara müdahale ettiği için soruşturma açılması üzerine açıklama yapan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Murat Tuncer mezuniyete damgasını vurdu.
Hacettepe Üniversitesi Rektörü’nün mezuniyete damgasını vuran o açıklaması:

‘Sizi engelleseler de hastanıza bakacaksınız’

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı’nın kurucusu ve 11 yıl başkan vekilliği görevini yürüttükten sonra Hacettepe Üniversitesi Rektörü olan Prof. Murat Tuncer konuşmasında “Hipokrat Yemini, bir namus yeminidir. Görevinizi tam anlamıyla yapacaksınız. Hastanızdan sorumlusunuz. Sizi suçlasalar da engellemeye de çalışsalar hastanıza bakacaksınız. Hastanıza bakmak için hiçbir merciden ‘izin almak’ zorunda değilsiniz. Hekim, acil sağlık yardımı ihtiyacı olan bir hastasına müdahale etmek için yer, zaman, izin, kanun tanımaz” dedi.

Sağlık Bakanlığı: Açılın ben doktorum dönemi tarihe karışacak

Bakanlık, Tam Gün Yasası’nda değişikliği de içeren torba yasa tasarısına ise “Ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce hizmet verdirenlerin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis” öngören bir hüküm koymuş, bu hüküm muhalefet milletvekillerince “Madde yürürlüğe girerse acil durumda insanlara yardım eden hekim ve görevliler cezalandırılacak. ‘Açılın ben doktorum’ dönemi tarihe karışacak” sözleriyle eleştirilmişti.

Redhack, Diyanet’i hackledi

Dün Sivas Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle bir eylem düzenleyeceklerini açıklayan hacker grubu Redhack , gece saatlerinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi internet sitesini hackledi.
RedHack eylemin gerekçesini twitter sayfasından “Bu eylem, 5 yıldızlı otellerde iftar yapıp 3 yıldızlı otellerde insan yakanlara cevaptir! Müslumanlari AKP tetikcisi Diyanet temsil edemez!” şeklinde duyurdu. 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın veri bankasının giriş şifrelerindeki açığı da yaynlayan Redhack, takipçilerinin veri bankasında oynamalar yapmasının yolunu açtı.

RedHack’in verdiği kullanıcı adı ve şifreyle sisteme girenler, Yaz Kuran Kursları listesine “3 kulfü bir elham redhack’e selam”, “Biz insan yakmasını çok iyi biliriz- AKP”, “Direndiyanet”, ‘unutMADIMAKlımda” “Diyanet kusura bakma ayakkabıyla girdim” “Ethem Sarısülük ölümsüzdür” gibi başlıklar eklediler.

Redhack’in eylemin ardından açtığı #REDHACKHALKINDIR başlığı ise kısa sürede en çok bahsedilenler listesinde birinci sıraya yerleşti.

Gezi olaylarında yaralanan Al Lami kısmi felç oldu

Gezi Parkı olayları sırasında Taksim Meydanı’ndaki polisin saldırısıyla kafasından yaralanan Filistin asıllı Türk vatandaşı Lobna Al Lami’nin yaklaşık 1 ay süren yoğun bakım tedavisi sona erdi.
1 Mayıs Cuma günü Taksim Meydanı’ndaki polis saldırısı sırasında başına isabet eden gaz bombası kapsülüyle ağır yaralanan ve ambulansla Taksim İlkyardım Hastanesi’ne kaldırılan Filistin asıllı Türk vatandaşı Lobna Al Lami’nin (34) yaklaşık 1 ay süren yoğun bakım tedavisi sona erdi.

Kafatasındaki onarılan kırık bölüm yerine konulacak

Hastane yetkililerinden edinilen bilgiye göre; Al Lami, 31 Mayıs’ta Taksim İlkyardım Hastanesi’nde beyin kanaması ve kafatasındaki parçalı kırıktan dolayı acil ameliyata alındı.

2 saat süren ameliyatın ardından yoğun bakıma alınan Al Lami, 2 gün sonra beyninde kanama başlayınca ikinci kez ameliyata alındı.

Bu defa 2.5 saat süren ameliyat sonrası Al Lami yeniden yoğun bakıma alındı.

Al Lami’nin yaklaşık bir aylık yoğun bakım tedavisi 6 gün önce sona erdi.

Kısmi felç oluştu

Normal servise alınan Al Lami’nin vücudunun sol tarafında kısmi felç oluştu.

Konuşma yetisini de şimdilik kullanamayan Al Lami, kafatasındaki onarılan kırık bölümün yerine konulması için yeni bir ameliyat geçirecek. DHA’nın haberine göre Al Lami, bu ameliyattan sonra da 1.5 aylık fizik tedavisi için başka bir hastaneye sevk edilecek.

Park Forumlarının işleyişine dair bir yazı / Emre Ertegün

Gezi Parkı’nın dağıtılmasından sonra İstanbul’un dört bir yanında ve birçok şehirde ortaya çıkan park forumlarının daha iyi çalışması için kısaca gözlemlerimi aktarmak ve bazı öneriler sunmak istiyorum.

Ama öncelikle,

– Bu önerileri, 3 gün Yoğurtçu Parkı’nda, 2 gün Cihangir Parkı’nda ve 1 gün Abbasağa Parkı’ndaki forumlara katılımım sonrası oluşan gözlemlerimden, süreçte sohbet ettiğim arkadaşlarımdan, geçtiğimiz günlerde 350 ekibinden Nadine‘in vermiş olduğu kısa bir eğitimden sonra aklımda kalanlardan ve kendi fikir yürütmelerimden süzmeye çalışacağım.

– Bu öneriler, her zaman iyileştirilmeye ve geliştirilmeye muhtaçtırlar; ulaşılabilecek en iyi fikirler olduğunu düşünmüyorum elbette.

– Burada yazdıklarımın bütün süreci ve konuları kapsadığını da sanmıyorum. Yüksek ihtimalle, değinmem gereken çok önemli konulara değinmemiş olabilirim. Her türlü öneri, ekleme ve itiraza açığım.

– Ayrıca tüm bunlar her parkta ve ortamda, farklı şekillere eğilerek bükülerek kullanılabilirler. Tek tip bir yöntem oluşturmak gibi bir derdim yok; zaten istesem de yapamam bunu.

Gözlemler

–          2 haftadan daha uzun bir süre devam eden Gezi direnişinin dağıtılması sonrasında Abbasağa’da başlayan forumlar tüm İstanbul parklarına -zamanla diğer illere de- yayılmış ve direniş güç kazanmıştır.

–          Forumlara katılım oranı ve heyecan epey yüksek bir şekilde devam etmektedir.

–          Forumlarda hiyerarşik bir ortam yaratılmamaya çalışılmakta, zaten bu tip belirtiler hissedildiği anda katılımcılar tepki vermektedir. Bu, çok olumlu bir durum olmakla birlikte, ortak hareket etme ve belli konulara yönelme konularında bazı zaaflara yol açtığını da not etmek lazım.

–          Bununla birlikte, forumlarda organizasyonu ve koordinasyonu sağlayan ekipler kendiliğinden ortaya çıkmakta ve -umuyorum- bu ekiplere katılmak isteyenler kolayca katılıp işlerin ucundan tutabilmektedir.

–          Forumlarda her gün 1 veya 2 kişi kolaylaştırıcı olarak görev almaktadır.

–          Forumların en başında katılımcılar listeye isim yazarak veya sıra numarası alarak, sırayla söz almakta ve paylaşmak istediklerini paylaşmaktadır.

–          Söz alanlar sıkça aynı konuları tekrar etmekteler. Ayrıca herkesin gündemi ve aklındakiler farklı olduğu için bir konudan diğerine sıçramalar halinde devam ediyor konuşmalar.

–          Forumlarda hem yerel sorunlarla ilgili paylaşımlar (bir otobüs durağının kaldırılması gibi), hem de çok daha uzun boylu talepler (seçim barajının düşmesi) dile getiriliyor.

–          İlk birkaç günün sonucunda çalışma grupları, atölyeler kurulmuş ve bu gruplar da çalışmalarına devam etmektedirler.

–          -Bildiğim kadarıyla- her forumun facebook grupları ve/veya sayfaları açılmış ve tartışmalar, öneriler, fikirler, forum haricinde buralarda da paylaşılmaktadır.

–          Bu facebook grupları ve sayfalarına üye olan binlerce kişi, süreçle ilgili -ve hatta bazen doğrudan ilgisi olmayan- her türlü videoyu, haberi, kampanyayı, fotoğrafı buralarda paylaşmakta; bu nedenle yüzlerce, binlerce paylaşım arasında ilgilenilebilecek paylaşımları takip etmek mümkün olmamaktadır.

–          Bütün forumların toplantı notlarını toparlamayı hedefleyen bloglar, web siteleri ve yine facebook grupları da kurulmuştur.

— Önerilere geçmeden önce bütün bu süreci çok sağlıklı bulduğumu paylaşmak isterim. Yani kimi aksaklıklar, konu tekrarları, facebook gruplarının çok karmaşık olması vs… Bütün bunları geçmemiz gereken adımlar olarak görüyor ve yavaş yavaş düzenlenip toparlanmaya başlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu yazıyı yazma nedenim de bu sürece katkıda bulunmak zaten.—

Öneriler

Forum işleyişi

–          3 haftaya yakın süren Gezi direnişi ve sonrasında yaklaşık 10 gündür süren bir forum süreci var. Bu, özellikle çalışan kesim için çok yorucu ve yıpratıcı bir durum. Yavaş yavaş yorgunluklar ve yılmalar olmaya başlamadan önce, biz bilinçli bir şekilde makul bir hale çekmeliyiz bu forumları. Büyük forumların haftada bir veya iki kere yapılması, onun dışında çalışma grupları, atölye ve masaların kendi verecekleri kararlara göre, istedikleri sıklıkta toplanmalarını gerçekleştirmelerini öneriyorum.

–          Büyük forumun haftada bir veya ikiye çekilmesinin sonucunda atölyelerin ve çalışma gruplarının toplantılarının forumla çakışmamasını sağlamamız gerekiyor.

–          Forumlardaki kaotik ortamı yavaş yavaş daha verimli toplantılara çevirebilmemiz gerekiyor. Bunun için, forumları ne gibi yöntemleri uygulayarak gerçekleştirmemiz gerektiği başlı başına bir konu ve uzun uzun tartışılmayı, bunun için de komite kurulmasını gerektiriyor. Cihangir’de 23 Haziran günü uygulanan Açık Alan Teknolojisi tarzı çalışmalar uygulanabilir mesela. Ayrıca 27 Haziran’da Abbasağa’da sıraya girerek söz alanlardan önce, grupların toplantı sonuçlarının paylaşıldığını gördüm; bu da çok olumluydu.

–          Yöntem konusu gerçekten çok önemli, altını çizmek istiyorum. Toplantı veya forum ne şekilde işleyecek, karar alma gibi bir işlevi olacak mı, olacaksa karar alma süreci ne şekilde olmalı (oy birliği, oy çokluğu, 2/3 çoğunluk, uzlaşma vs.) gibi konuların üzerinde tartışılmasını çok önemli buluyorum.

–          En başta onlarca -ve hatta- yüzlerce kişinin söz almak için isimlerini yazması ve bu liste üzerinden gidilmesini sağlıklı bulmuyorum. Ortalama 5 kişinin söz almak için sıraya girmesi, sonra yeni bir 5 kişinin belirlenmesi çok daha sağlıklıdır. Böylece dinamizm yükselecek, başta konuşmak istemeyip sonrasında bir şeyler paylaşmak isteyen kişiler söz alabilecek, başta söz almak için isim yazdırıp toplantıdan ayrılanları anons edip bekleyerek vakit kaybedilmeyecektir. Daha birçok faydasını sayabilirim bu yöntemin.

–          Hatta kolaylaştırıcının inisiyatif ve yönlendirmesiyle, konuşmayan grupların söz almasını sağlaması çok güzel olmaz mı? ‘Şimdiki 5 kişiyi kadınlardan seçelim’, ‘daha gençlerden seçelim’, ‘diğer parklardan gelenlerden seçelim’, gibi.

–          Konuşmacılar arasında genelde duraksama olmuyor ve hemen bir sonraki konuşmacı konuşmaya başlıyor; dinlediklerimizi sindiremiyoruz. Her konuşmacıdan sonra, yine kolaylaştırıcının gözlemleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda 30 saniye veya 1 dakika gibi bir zaman beklenebilir; olumlu veya olumsuz çok tepki alan bir konuşmadan sonra -belki- herkes yanındakiyle kısacık fikir alışverişi yapabilir.

Web’den örgütlenme

–          Kurulan facebook sayfalarında çok fazla şey paylaşıldığı ve bu çok verimsiz bir ortam doğurduğu için facebook üzerinden kurulan oluşumların, facebook sayfası olarak kurulması gerektiğini, forumda herkesin onayıyla seçilen bir grubun toplantı notlarını, -alınıyorsa- kararları, atölyeleri ve çalışma gruplarını duyurduğu  bir mecra haline getirmesi gerektiğini düşünüyorum. Facebook gruplarında da bir yandan paylaşımlar yapılmaya devam edilir elbette, ama paydaşların olan biteni hızlıca anlamasını sağlayacak bir mekanizma olarak sayfalar daha uygun.

–          Bundan da iyisi, her forumun kolay takip edilebilir, kullanıcı dostu bir web sitesine veya bloga sahip olması aslında. Bununla ilgilenebilecek kişiler varsa bu yol daha da olumlu bana kalırsa.

–          Forum notlarının yayınlandığı web sitesi, blog ve facebook sayfalarının koordineli olması ve her birinin kendine ulaşan notları diğerlerine de iletmesi gerekiyor. Tek bir site üzerinden gitmesini önermeyi düşündüm ama olası bir sayfa kapanması veya hacklenmesi gibi durumlara karşı yedekli gitmekte fayda var.

Siyasi Hareketler

–          Bu süreçte kaçınılmaz olarak kimi siyasi denemeler, girişimler başladı ve bunun arkası gelecektir. İlk aşamada ayrı ayrı örgütlenmeler ve toplaşmalar yaşanması doğaldır. Ancak tüm bu örgütlenmelerin çalışmalarının, zaman içinde diğerleriyle ortaklaşmak ve buluşmak üzere yapılandırılması gerekiyor. Aksi takdirde birçoğuna sempati duysam da sürekli birbirleri ile didişen -oy oranları itibarı ile söylüyorum- küçük sol partilerin kaderiyle karşı karşıya kalınacaktır.

 

 

Emre Ertegün

Twitter: @emreertegun

Gezi Direnişçileri Çankaya’da yaşayacak

Çankaya Belediyesi, Gezi Parkı protestolarında hayatını kaybedenlerin isimlerini parklarında yaşatacak.

Belediye Meclis Toplantısı’nda, Taksim Gezi Parkı eylemlerinde polis şiddeti sonucu hayatını kaybedenlerin isimlerinin Çankaya parklarına verilmesi yönünde karara varıldı.

Taksim Gezi Parkı eylemlerinde polisin aşırı şiddet uygulaması sonucu yaşamını yitiren Ethem Sarısülük (Ankara), Mehmet Ayvalıtaş (İstanbul), Abdullah Cömert (Hatay) ile Mustafa Sarı (Adana) ve Taksim Gezi Parkı isimlerinin, yapımı tamamlanmak üzere olan ve yeni yapılacak parklara verileceğini belirten Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, “Türkiye tarihine geçecek ve hafızalardan silinmeyecek Gezi Parkı olaylarını, Çankaya’da da unutturmamak adına almış olduğumuz bu karar, toplumsal olayların ne denli izler bıraktığını gösteriyor. Barış, kardeşlik, güven ve hoşgörünün hakim olduğu günler geçirmeyi umut ediyorum. Sonsuzluğa uğurladığımız bu kardeşlerimiz, hafızalarda olduğu kadar parklarımızla da yaşayacaklar.” ifadelerinde bulundu. Tanık, Taksim Gezi Parkı adının da Çankaya’da sembol bir olarak yer alacağını vurguladı.

Gezi Parkı eylemlerinde, Ethem Sarısülük’ün 1 Haziran’da Ankara’daki eylemde polisin ateş açması sonrası ağır yaralanarak 14 gün sonra hayatını kaybetmesi, Mehmet Ayvalıtaş’ın 3 Haziran’da göstericilerin otoyol kapatma eylemi yaptığı sırada bir aracın ezmesi sonucu hayatını kaybetmesi , Abdullah Cömert’in 3 Haziran’da protestolar sırasında ağır darbeler sonucu hayatını kaybetmesi ile sonuçlanmıştı. Olaylarda ayrıca bir köprüden düşerek ağır yaralanan komiser Mustafa Sarı da hayatını kaybetmişti.