Uluslararası Hrant Dink Ödülü, Dink’in doğum günü olan 15 Eylül 2014 günü altıncı kez sahiplerini bulacak. Bu yıl kimin aday olması gerektiğine dair önerilerinizi 15 Nisan’a kadar vakfın internet sitesine gönderebilirsiniz.
Ödül her yıl ayrımcılıktan, ırkçılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna bireysel risk alan, ezber bozan, barışın dilini kullanan, bunları yaparken, insanlara mücadeleye devam etme yolunda ilham ve umut veren kişi, kurum veya gruplara veriliyor. Hrant Dink Vakfı, ödülle, bu yönde çaba gösterenlere, seslerinin duyulduğunu, yaptıklarının görüldüğünü ve yalnız olmadıklarını hatırlatmayı, onlara manen destek olmayı, tüm insanları idealleri uğruna mücadeleye teşvik etmeyi amaçlıyor.
Ödül bugüne kadar Türkiye’den Cumartesi Anneleri/İnsanları, Türkiye Vicdani Ret Hareketi , İsmail Beşikçi, Ahmet Altan ve Alper Görmüş; yurtdışından ise Nataša Kandić, Uluslararası “Memorial” Topluluğu , Lydia Cacho, Baltasar Garzón Real ve Amira Hass’a verilmişti. Yanı sıra ödül töreninde Türkiye ve Dünya’da insan hakları için ilham verici çalışmalarda bulunan kişi ve kurumlara ‘Işıklar’ ödülü veriliyor.
Aday önerilerinizi, 15 Nisan 2014 tarihine kadar, www.hrantdinkodulu.org adresinde bulunan formu doldurarak ya da [email protected] adresine e-mail yollayarak gönderebilirsiniz. ‘Aday gösterdiğiniz kişiyle ilgili ayrıntılı bilgi göndermeniz, Uluslararası Jüri’nin karar verme sürecine yardımcı olacaktır’ notu düşülmüş.
Fransa yerel seçimlerinde iktidarda olan Sosyalist Parti’nin seçim hezimeti konuşulurken güzel bir haber Yeşiller kanadından geldi: ülkenin güneydoğusundan bulunan Grenoble şehrinde Yeşiller adına aday olan Eric Piolle Belediye Başkanı oldu.
Yeşiller ülke genelinde oyların yüzde 11.8‘ini aldı. Hollande’ın Sosyalist Partisi ise iki şehri kazanmasına rağmen, 155 bölgeyi kaybetti.
Bisiklet yolları artacak, suyun bir bölümü bedava olacak
Eric Piolle, Belediye Başkanı seçildikten sonra Grenoble’da yapılacaklarını geçtiğimiz gün gazetecilere açıkladı. Piolle’ün ilk önlemi seçilmişlere verilen ve 2008 yılında yüzde 25 oranında arttırılan ödeneğin düşürülmesi. Yeni Belediye Başkanı, ayrıca belediye meclisi toplantılarının ‘tekniğin izin verdiği ölçüde’ internette yayınlanacağını duyurdu.
Piolle’ün ‘yeşil’ uygulamaları arasında ise okul, yaşlı bakım evi belediye binası gibi kurumlarda verilen yemeklerin yüzde 100 yerel ve ekolojik olması, belirli bir metrekübe kadar suyun bedava olması ve şehirde bisiklet kullanımının üç katına çıkarılması bulunuyor.
İstanbul’da uygulamaya konulan, inşaatı süren ve yapımı planlanan Mega Projelerin yer aldığı MEGA İSTANBUL web sitesi ve haritası, projeler gerçekleştiğinde nasıl bir kentle karşı karşıya olacağımızı gösteriyor.
İstanbul Serbest Mimarlar Derneği (SMD) tarafından gerçekleştirilen www.megaprojeleristanbul.com web sitesinde, kentte son on yılda uygulanan ve planlanan mega projeler, tek bir hava fotoğrafı üzerinde gösteriliyor. İnteraktif haritada projenin fotoğrafı, yakın plan hava fotoğrafı ve künyesi yer alıyor.
Basında bölük pörçük olarak verilen birbirinden farklı projelerin tümünü bir arada göstermeyi hedefleyen harita, kentin doğasına, tarihine ve kültürü üzerindeki etkilerin bir bütün olarak algılanmasını sağlıyor.
İstanbul için 65 Mega Proje
Web sitesindeki harita ve listede ulaşım, kentsel dönüşüm, dini tesis, eğitim, ihya, kültür, meydan düzenleme, rekreasyon, rezidans, sağlık, spor, ticaret, turizm ve yönetimle ilgili 65 proje yer alıyor. Mega projelerin çoğunluğunu ise ulaşım, kentsel dönüşüm, ticaret, turizm ve rezidans projeleri oluşturuyor.
Haritada, proje alanlarına tıkladığınızda, o projeyle ilgili fotoğraf ve projenin künyesini görebiliyor, alanın havadan görüntüsüne daha da yakınlaşıp çevresiyle ilişkisini inceleyebiliyorsunuz. Projenin künyesinde kurumlar, alan büyüklüğü, maliyeti, müellifleri, projenin güncel durumu ile ilgili bilgilere ve bu bilgilerin hangi kaynaktan alındığı bilgisine ulaşabiliyorsunuz. Projenin durumuyla ilgili aşamalar ayrıca bir zaman çizelgesi ile gösterilmiş. Hafitanın yanında yer alan proje listesinden de projenin türü ve açıklanma tarihi gibi bilgilere ulaşılabiliyor.
Sürekli güncellenerek yeni projelerin de ekleneceği interaktif site, inşaat süreçlerinin ilerleme safhalarını da gözlemleme olanağı sunuyor.
Mega İstanbul sitesinin, analitik çalışma yapmak isteyen tüm mimar, şehir plancısı ve diğer ilgili bilim insanları için yararlı bir kaynak olması hedefleniyor.
Türkiye çapında etkin bir sivil toplum kuruluş olmak amacıyla çalışmalarını sürdüren İstanbullu mimarların oluşturduğu İstanbul SMD, İstanbul’un ve İstanbulluların geleceğini önemli derecede etkileme kapasitesine sahip projeleri, değişik ölçeklerdeki harita/hava fotoğrafları üzerine yerleştirerek, kentle ve birbirleriyle olan ilişkilerinin bütünsel bir yaklaşımla okunabileceği, güvenilir ve güncel bir bilgi kaynağı olmayı amaçlıyor.
Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’yle ilgili mahkemeden yeni bir iptal kararı geldi. Daha önce TMMOB’un açtığı davayla imar planı tadilatları iptal edilmişti; yeni davada ise projeye onay veren Koruma Kurulu Kararı iptal edildi.
Yedi kişinin açtığı ve avukatlığını Gonca Yılmaz’ın yaptığı dava İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nde karara bağlandı.
Davacılar, Taksim Yayalaştırma Projesi’ne ilişkin 17 ocak 2012’de tasdik edilen, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli ‘Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planı’ tadilatına izin veren İstanbul 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararının, ‘kamu yararına aykırı olduğunu’ öne sürerek iptalini istedi.
Taksim Meydanı yayalaştırma projesine ilişkin TMMOB’un açtığı Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planı tadilatına ilişkin iptal istemi 1. İdare Mahkemesi tarafından iptal kararı verdiği için davanın bu kısmıyla ilgili tekrar karar verilmedi. Öte yandan İstanbul 2 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun kararının iptaline karar verildi.
İmar plan tadilatı ve Koruma Kurulu Kararı iptal edilen Taksim Yayalaştırma projesinin dalış tünelleri altı aydan beri kullanıma açık.
Yaşayan en önemli Türkiyeli ressamlardan olan Naile Akıncı, tedavi gördüğü hastanede dün hayata veda etti. Akıncı 91 yaşındaydı.
Ağırlaşan sağlık sorunlarına rağmen geçtiğimi Kasım ayına kadar çalışmalarını sürdüren sanatçının 75. sanat yılı geçen sene kutlanmış, ‘Kibele Sanat Galerisi’nde retrospektif bir sergisi açılmıştı.
Özellike peyzaj resimleriyle bilinen Naile Akıncı, “ Eyüp Çeşitlemeleri ” ile 1950’lerden başlayarak Türk resim sanatı tarihine adını yazdırdı. Haliç ve özellikle Eyip bölgesine özel bir ilgi duyan ressam, bu nedenle ‘Eyip ressamı’ olarak anılıyordu.
1938 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’nin açtığı giriş sınavını kazanarak Resim Bölümü Orta Kısmı’na kaydolan Naile Akıncı, Léopold Lévy ve Zeki Kocamemi atölyelerinde çalışarak 1943’de Resim Bölümü Orta Kısmı’ndan mezun oldu. Rahatsızlanarak altı yıl öğrenimine ara veren sanatçı, 1949’da yeniden Akademi’ye döndü ve 1952 yılında Yüksek Resim Bölümü Zeki Kocamemi Atölyesi’nden mezun oldu. Ayrıca, öğrenimi süresince Nurullah Berk, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Şefik Bursalı’nın da öğrencisi oldu.
İlk kişisel sergisini 1964 yılında İstanbul’da açan Naile Akıncı, o tarihten günümüze kadar İstanbul, Ankara, İzmir, Atina ve Niigata’da elli kişisel sergi açtı. Yapıtlarıyla, yurtdışında açılan 13 ulusal ve 14 uluslararası sergiye katılan Akıncı, yedi uluslararası ödüle değer görüldü ve 1977’de üst üste kazandığı uluslararası ödüller nedeniyle Fransa’nın Riom kentindeki, Mandet Müzesi tarafından düzenlenen “Günümüzün Kadın Ressamları Sergisi’ne” ismen davet olundu.Sanat hayatı boyunca UFACSI X. Vichy Biennali, XI. Uluslararası Trofeo Raffaello Sergisi gibi uluslararası sergilere katıldı ve jüri üyeliği yaptı.
Naile Akıncı’nın yapıtları M.S.G.S.Ü. İstanbul Devlet Resim Heykel Müzesi’nde, Ankara, İzmir ve Şanlı Urfa Devlet Resim Heykel Müzelerinde, İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde, Hacettepe Üniversitesi Müzesi’nde, Bolu ve Çorum Devlet Güzel Sanatlar Galerilerinde, İzmir Selçuk Yaşar Müzesi, T.C. Cumhurbaşkanlığı ve Nejat F. Eczacıbaşı Sanat Koleksiyonlarında, Japonya’da Kashiwazaki Türk Kültür Kasabası Müzesi’nde yer alıyor.
Nailce Akıncı’nın, 4 Nisan 2014 Cuma günü Zincirlikuyu Camii’nde kılınacak öğlen namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Oyların yeniden sayıldığı Yalova’daki resmi olmayan sonuçlara göre belediye başkanlığını altı oy farkla CHP adayı Vefa Salman kazandı. Daha önce yapılan sayımda AKP adayı Belediye Başkanı Yakup Bilgin Koçal‘ın seçimi bir oy farkla kazandığı açıklanmıştı.
İlk sonuçlardan sonra CHP 1137 numaralı sandıkta partilerine çıkan 154 oyun bir oy olarak görüldüğünü, oylarının HDP’ye yazıldığını belirterek itirazda bulundu. Ardında AKP de itiraz etti ve Yalova İl Seçim Kurulu da itirazları kabul etti.124 sandıkta oylar yeniden sayıldı.
Sabah saat 05.00 ‘a süren sayım sonrası, Yalova Belediye Başkanlığı’nı resmi olmayan sonuçlara göre CHP’ li Vefa Salman 27229 oy alırken AKP adayı 27223 oy aldı. Ak Parti ‘nin bugün bazı sandıklara itiraz edeceği iddia edildi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce Twitter’dan yaptığı açıklamada resmi belgenin elinde olduğunu belirtti. “İnancın, direnişin ve sandıklara sahip çıkmanın sonucudur, resmi belge elimdedir, @VefaSalman Yalova Belediye Başkanı seçilmiştir. AKP bütün itirazlarını yapmıştır, sonuç değişmemiştir. Adliye önüne gelerek oylarına, kentlerine sahip çıkan hemşerilerime teşekkür ediyorum.”
Yalova’da 149 bin 818 seçmen 550 sandıkta oy kullanmıştı.
Rojava sınırında bulunan Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki gündür devam eden gerginlik neticesinde OHAL ilan edildi, 30 gün boyunca tüm eylemler yasaklandı.
Ceylanpınar, bu sabah. Fotoğraf: @ayhbay
Ceylanpınar İlçe Kaymakamı’nın anonsuyla, 30 gün boyunca miting, yürüyüş, basın açıklaması gibi eylemler yapılamayacak.
Ceylanpınar’da gerginliğin nedeni, iki dönemdir Belediye Başkanı olan BDP’li İsmail Arslan‘ın resmi olmayan rakamlara göre 755 oy farkla başkanlığı AK Parti adayı Menderes Atilla’ya kaptırması. Bu sonucun ardından mevcut başkan ve BDP adayı İsmail Arslan ile parti yöneticileri, seçimlerde ve sayımda usulsüzlük yapıldığını, bazı okullarda yanmış oy pusulaları bulunduğunu söyleyerek İlçe Seçim Kurulu’na itirazda bulundu.
İki gündür sokaklarda protesto gösterilerine katılanlara ise polis biber gazı, tazyikli su ve plastik mermilerle müdahale etti. İlçede güvenlik önlemlerini artıran polis, olaylara karıştığı iddia edilen 4 şüpheliyi gözaltına aldı.
ANF‘nin haberine göre, ilçede eli silahlı bazı kişiler kitleye saldırdı; bu kişilerin El Kaide bağlantılı çete mensupları olduğu iddia ediliyor.
“Üç kişi bir araya geldiğinde saldırı”
BDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Sterk TV‘de yaptığı açıklamada “İlçe binası tamamen boşaltılmış durumda. Üç beş kişi bir araya geldiğinde saldırı gerçekleştiriliyor” dedi ve ekledi; “Bir bütün olarak AKP üzerinde devletin sistemli bir yönelimi sözkonusu. Bizim buradaki gücümüzü kabul etmeme ve tamamen gayrı meşru, hukuk dışı yöntemlerle önüne geçmeye yönelik bir saldırıyla karşı karşıyayız. AKP devletin tüm olanaklarını kullanarak buradaki mevcudiyetimize karşı bir saldırı içindedir”
“BDP’ye ait yakılmış pusulalar bulundu”
“Seçim boyunca BDP’li birçok müşahit tehdit ile sandık bölgelerinden çıkarıldı. Seçim günü yurt dışında oldukları tespit edilen birçok kişinin oy kullandığını tespit ettik. Birçok köyle açık oy kullandırılmış yine tek imza ile çoklu oy kullanılmıştır. BDP’ye ait yakılmış ve yırtılmış oy pusulaları bulundu. BDP’nin geçerli olması gereken birçok oyu geçersiz sayıldı” dedi.
Viranşehir ve Birecik de gergin
Ceylanpınar’ın yanı sıra, Viranşehir ve Birecik’te de seçim gerginliği vardı. Viranşehir’de BDP’li Emrullah Cin‘in seçimi kazanması üzerine AKP’liler itiraz etti, ilçe seçim kurulunda oylar sayulmaya başlandı. Çıkan olaylarda TOMA ve biber gazı yine öne çıktı.
Birecik‘te ise, AK Parti adayının kazandığı yerel seçimlerde, usulsüzlük olduğunu iddia ederek oyların yeniden sayılmasını isteyen BDP’nin itirazının haklı bulunmaması üzerine ilçede olaylar çıktı.İlçede toplanan BDP taraftarı bin kişilik kalabalık, adliye ve resmi kurumlar ile kendilerine engel olmaya çalışan polislere taşla saldırdı. Şanlıurfa’dan takviye polis ekiplerinin gönderildiği ilçede olaylar halen sürüyor.
“Demokratik hakkımızı arayacağız”
BDP Şanlıurfa İl Başkanı Celalettin Erkmen yaptığı açıklamada “Seçim günü birçok noktada sayım işlemi sırasında elektrikler kesildi. Müşahitlerimiz tehdit edilerek dövüldü. Yine Ceylanpınar İlçesi’nde yakılmış oyların bulunması üzerine itirazda bulunduk. Birçok sandıkta blok oylar çıktı. Bunlar bizler tarafından tespit edildi ve seçim kuruluna iletmemize rağmen sonuç alamadık. Ama şu bilinmelidir; biz hiçbir zaman gerginlikten yana olmadık. Sonuna kadar demokratik hakkımızın arayışı içerisinde olacağız. Şiddet ve şiddeti içeren hiçbir eylemden yana olmayacağız. Bu barış sürecinin devam etmesi konusunda fazlası ile elimizden geleni yapacağız.” dedi.
Şili, Türkiye saati ile 2.46, yerel saat ile 20.46’da 8.2 büyüklüğünde deprem ile sarsıldı.
Amerikan Jeolojik Araştırmalar Merkezi, depremin Şili’nin maden ihracatı yapılan ana liman şehri Iquique’nin 99 kilometre kuzeybatısında, deniz tabanının 10 kilometre altında meydana geldiğini duyurdu.
Depremden sonra tsunami tehlikesi nedeniyle Şili’nin kuzey kıyılarının boşaltılmasına başlandı.
Deprem sonrasında hemen dalgaların kıyıları vurmaya başlamasına rağmen dalga boyutları yeterli büyüklüğe ulaşmadığı için ciddi hasar oluşmadı.
Peru ve Hawaii’ye de tsunami için uyarı yapıldı.
Deprem neticesinde 5 kişinin yaşamını yitirdiği raporlandı.
“İklim değişikliği yüzünden endişelenen insanlar harekete geçmek zorunda, çünkü hükûmet onları tamamen yok sayıyor. Ben mücadeleye devam edeceğim – bu, bütün çocuklara borcumdur. “
Avustralya’nın New South Wales bölgesindeki Maules Creek kömür madeni inşaatı için Leard Ormanı’nın katledilecek olmasını protesto ederken Mart ayı sonunda göz altına alınan 92 yaşındaki Bill Ryan’ın Guardian’da yayınlanan yazısını Bora Kabatepe’nin çevirisiyle sunuyoruz.
Dün, Leard Eyalet Ormanı’nı yok etmek için dev makineleri oraya yığan Whitehaven Coal’un çalışma sahasını işgal etmek için gerçekleştirilen eyleme katılan 150 kadar kişinin arasında ben de vardım.
Whitehaven şirketine ait maden sahasındaki eylemciler, gözaltına alınmadan önce makinaların üzerinde otururken. Fotoğraf: Guardian/Greenpeace/Leard Forrest Alliance
O günkü çalışmaları durdurma niyetiyle, sahaya erken varmak için sabahın ilk saatlerinde bir konvoy halinde yola çıktık. Maden alanına giden yol zorluydu ancak üstesinden geldik ve içeri girmeyi başardık. Gayet güçlü bir güvenlik görevlisi birliği vardı ana buna rağmen sahayı saatlerce işgal altında tutmayı becerdik. Sonunda polis geldi ve benim de aralarında bulunduğum insanları göz altına almaya başladı. Polis nezaretinde tutuldum ve mülke tecavüz ile suçlandım.
Yaşım ve sağlık durumum göz önüne alındığında beklenen bir şekilde, polis tarafından gayet iyi muamele gördüm. Ancak diğerleri için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bir çeltik kamyonunun arkasına atıldılar. Eğer arabayı kullanan çok kibar bir şoför değilse, arkada bir oraya, bir buraya vuruyorsunuz. Çamaşır makinası gibi bir şey.
Bill Ryan gözaltına alınan 30 kişiden biriydi. Fotoğraf: Guardian / Greenpeace /Leard Forrest Alliance
Tutuklanmayı bekliyordum. Buralarda bugünlerde olan bu. Ancak insanlar adaletsizliğe karşı eylem yapma hakkına sahipler ve bu durumda biz Box Gum ormanıyla beraber içerisinde tehlike altında bulunan çok sayıda bitki ve hayvan türünü korumaya çalışıyorduk.
Buradaki çiftçiler, senede 13,5 milyon ton kömür üretecek bu mega-madene yer açmak adına Leard Ormanı’na yönelen tehditlere karşı yıllardır mücadele ediyorlar.
Beni en çok endişelendiren şey şu: buradan çıkan kömür yakılacak, CO2 üretecek ve biliminsanlarının yalnızca daha da kötüleşeceğini söyledikleri, yüzyüze olduğumuz küresel ısınmayı daha kötü hale getirecek. Biliminsanları kömürün %80’inin yer altında kalması gerektiğini, yoksa dünyayı bir felaketin beklediğini söylüyorlar. Fosil yakıtlar yerini yenilenebilir enerjiye bırakmalı.
“Kârdan Önce Sağlık” Fotoğraf: Greenpeace
Şu anda 92 yaşında olan bir İkinci Dünya Savaşı gazisiyim. New Britain’daki Kokoda cephesinde savaştım. Uğruna savaştığım şeyin doğru düzgün bir demokrasi olduğunu sanıyordum. Ama durumun bu olmadığını gördüm. Devlet, insanları dinlemiyor ve bu maden bunun çok iyi bir örneği. Madenin durdurulması için üçyüz başvuru yapıldı, devam etmesi için ise sadece bir. Kabul edilen bu tek başvuru oldu.
Kömür = İklim Krizi / Fotoğraf: Greenpeace
Bu eylem, son yıllarda doğrudan bir hareketin içinde bulunduğum ilk örnek. Uzun zamandır, fosil yakıt kullanımından vazgeçip, yerlerine yenilenebilir kaynakları koymazsak torunlarım ve torunlarımın torunları için bir gelecek olmayacağını söyleyen uluslararası iklim raporlarını okuyorum.
Kömür sanayii devletten çok büyük maddi destekler alıyor. Bu kaynakları maden endüstrisinin ve onun Canberra’daki lobicilerinin elinden almak ve bu parayı yenilenebilir enerji kaynaklarımızın kullanılmasında harcamak zorundayız. Avustralya’da rüzgarı, güneşi ve diğer yenilenebilir kaynakları kullanabilmek için eşsiz bir konumumuz var.
“Kutsal toprakları yok etme” / Fotoğraf: Greenpeace
Yoksa, çocuklarımın nasıl bir geleceği olabilir ki? Benim yalnızca birkaç yılım kaldı, ama vicdanım bana bu mücadelede saf tutmamı söylüyor. Burada dördüncü kez bulunmaktan ve her seferinde insanların sayısının arttığını görmekten dolayı mutluyum. Gelecek, bunun gibi doğrudan hareketlerde.
İnsanlar harekete geçmek zorunda çünkü hükûmetler onları tamamen yok saydı ve yalnızca “büyük işler” peşinde olanları dinledi. Yani mücadeleye devam edeceğim. Bu alanda benden sonraki en yaşlı kişi 84 yaşındaydı ve o da çocuklarının geleceği için endişelendiğini söylüyordu.
Bir şeyler yanlış gidiyor. Bir felaketle karşı karşıyayız. Bunu yapmak benim torunlarıma , hatta bütün çocuklara olan borcum. İkinci Dünya Savaşı’nda canımı ortaya atmaya hazırdım; burada bedenimi en öne atmışım, çok mu?
Sizlere bu balkon konuşmamı balkonu olmayan evimde salonumda otururken yapıyorum.
10 yıldır LGBTİ hareketine emek ve gönül vermiş bir sevici kardeşiniz olaraktan bu hareketi artık kendi varlığımızla, kendi ifadelerimizle, kendi yöntemlerimizle siyasete taşımanın gerekliliğine olan inancımla bildiğiniz gibi aylar aylaar önce Cumhuriyet Halk Partisi’nden Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesi Aday Adaylığımı kimliğimi saklamadan ortaya koymuştum. Tırnaklarımla kazıya kazıya, umutsuzluğa kapılıp ne yapıyorum ben burada, gittiğim yol yol mudur diye düşündüğüm noktalarda kendime hatırlata hatırlata, sol yanımda Boysan’la, sağ yanımda Çelik’le, arkamda Spodcanlar, Platformcanlar, Hevicanlar, Lambdacanlar, bağımlı-bağımsız lubunyacanlar ve bi tanecik aşkımın bana olan sabrı ve desteğiyle olayı adaylığa kadar taşıdım. Elbette en büyük teşekkürü bu aziz lubunya cemaati ve hareketi hak ediyor!
Dün demokrasi denilen soyut kavrama olan inancımızın pıtır pıtır döküldüğü bir gündü, zaten çok çoook uzundur dökülüyordu ama her seferinde “belki bu sefer farklı olur?” özlemiyle doluyorduk. Büyük resme ve ülkemizin jeopolitik önemine filan baktığımızda bunların hepiciği bizi biz yapan, insanlıktan çıkmamızı engelleyen önemli değerler. Bu daha başlangıç mücadeleye devam!
Gerçek kaosu gördük ve sağlam iradeden karşılaştırmaya izin vermeyecek şekilde daha iyi olduğunu anladık!
“Biz kazandık” diyebilir sağlam irade, ama esas kazananın gıdım gıdım, dişini tırnağına takarak ilerleyen hak mücadelesi olduğunu iyi biliriz biz! Onların inlerine de gireceğiz demek isterdim ama biz giremeden onların inleri başlarına çökecek zaten!
Ey Cemaat-i Nalubun, sizlerin destekleri de bizim için değerli, siz de insansınız sonuçta ama yeter söz lubunyanın artık! Bunu dışlamak olarak algılamayın, kendi sesini en yakınındaki arkadaşlarına, annesine, babasına, komşusuna duyurmaktan çekinen bir geçmişe sahip bir grubuz biz. Yaşam hakkı çığlığının yankısı esas görevi bu hakkı savunmak olan devlet kurumlarındaki birkaç insana ulaştığında sevinen bir grubuz biz. Ama artık “evet eşcinsellerin de hakları var!”dan daha ötede bir durumdayız, artık bu cümlenin kendisi otomatikman “eee, bu hakların gasp edilmemesi için ne yapacaksınız o zaman?” sorusunu getiriyor (eşcinsel değil LGBTİ hatırlatmasıyla birlikte!)
Bizler sizlerin bacısıyız, gardaşıyız, anasıyız, babasıyız. (Şair burada hala hetero kardeşlere seslenmektedir) Bizler sizlerin anlam veremediği, yan yana görünmek istemediği, komşu, kiracı, öğrenci olarak istemediği gruplarız. Ama geldiğimiz noktada biz-siz diye bir şey yok hepiniz “klübe hoşgeldiniiz”! Ayrımcılığa uğrayan tüm kesimlerle empati kurmak için müthiş bir an, artık hepimizin her türlü hakkı bir bir gasp edilmekte! Arzu ettiğimiz, talep ettiğimiz eşitlik “bu” değildi, ama bu bataktan hep birlikte, daha güçlü ve herkes için adalet söylemiyle çıkacağız!
Dilimizde tüy bitene kadar haykıracağız, buradayız! Sadece kendimiz için değil herkesin ama herkesin bu ülkede adil ve eşit bir şekilde yaşaması için mücadele vereceğiz!
Bu balkon konuşması niye mi? “Sokakta, işte, mecliste, eşcinseller her yerde” sloganımızın son ayağını gerçekleştirdiğimizi duyurmak için. Artık Beşiktaş Belediye Meclisi’nde CHP’den açık kimliğiyle bir arkadaşınız var! Çakmak çakmağa geldik, dertli gönüllere ümit olmaya geldik! Her durumda ve her koldan mücadeleye devam!
Sedef Çakmak / LGBTİ Hareketi emekçisi ve CHP Beşiktaş Belediye Meclis Üyesi -http://www.5harfliler.com