Ana Sayfa Blog Sayfa 4006

El Salvador’lu sanatçı eylem için oy pusulası yedi

El Salvador’da Mart başında yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde bir eylem şekli olarak sandık başında oy pusulasını yiyen sanatçı 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya.

seçim_01

El Salvador’da 9 Mart 2014’te yapılan devlet başkanlığı seçimlerinin kesin sonuçları 13 Mart’ta açıklanmış, Farabundo Marti Halk Kurtuluş Cephesi (FLMN) lideri, eski gerilla komutanı Salvador Sánchez Cerén 6300 gibi kritik bir oy farkıyla muhafazakâr rakibini geride bırakmıştı. Adayların aldığı oy oranlarının bu kadar yakın olması ülkede gerginlik yaratırken, şimdilerde El Salvador’da sanat camiasını harekete geçiren başka bir olay daha yaşanıyor.

e-skop’da yer alan habere göre, 9 Mart’taki seçimler sırasında, ülkenin ünlü çağdaş sanatçıları arasında adı anılan Víctor Rodríguez, oy kullanacağı sandıkta “bu bir sanat eylemidir” diyerek oy pusulasının yarısını koparıp ağzına, diğer yarısını da sandığa attı. Sanatçının eylemi, başka bir sanatçı arkadaşı tarafından videoya çekildi ve birkaç saat içinde internet aracılığıyla yayıldı. El Salvador devleti hemen olaya müdahale etti; Rodríguez’e “seçime hile karıştırma” iddiasıyla soruşturma açıldı, sanatçı suçlu bulunması halinde 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası alabilir.

“Bu eylem Orta Amerika tarihindeki en etkili sanat eseri”

Rodríguez, 23 Mart’ta Hyperallergic’e yaptığı açıklamada, eyleminin ağır sonuçları olacağının farkında olduğunu, kendisini “en kötüsüne hazırladığını”, hatta tam da “sonuçlardan duyduğu korku sebebiyle böyle bir eylem yaptığını” söylüyor. Ünlü Salvadorlu sanatçı Simon Vega ise konuyla ilgili şöyle diyor:

Çoğumuz, güven veya saygı duyabileceğimiz bir parti veya aday olmadığını düşünürken, otorite sahipleri bize oy kullanmanın “halkın en güçlü silahı” olduğunu söylüyor; bu yüzden pek çoğumuz Rodríguez’in eylemini sahipleniyoruz. Kanun, kendini bu şekilde ifade ettiği için 2 ila 6 yıl hapis yatabileceğini söylüyor. Ne saçma! Buna izin vermeyeceğiz. Bence bu eylem Orta Amerika tarihindeki en önemli ve etkili çağdaş sanat eseri.

(e-skop.com)

Ankara’da oy seferberliği

16.30

Saldırının ‘yolun açılması’ için yapıldığı söylendi. Artı 1 Televizyonu Ankara temsilcisi Murat Sabuncu , polisin sözel uyarıda bulunmadan müdahaleye başladığını belirtti; “Amaç sadece yolu açmak olsaydı farklı bir yöntem uygulanabilirdi” dedi. YSK önünde polis saldırısı devam ederken eylemlerin Ankara’nın farklı bölgelerine de sıçradığı söyleniyor.

Öte yandan Ankara’da saldırının başladığı dakikalarda AKP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Melih Gökçek bir basın toplantısı düzeneyerek ‘olaylardan CHP sorumludur’ dedi.

Ekran Resmi 2014-04-01 16.30.07.png

 

16.05

YSK binası önünde toplanan kalabalığa Polis tazyikli su ve gazla saldırmaya başladı. İnsanlar ara sokaklara kaçışırken slogan atmaya devam ediyor.

BkI1r7YIAAAd4nl

15. 55

CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş CHP Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Gerekçeli itirazın yapıldığını, yaklaşık 12 bin kusür ıslak imzanın karşılaştırılacağını belirten Yavaş, ‘gerekçeli itiraza rağmen oyların sayılması reddedilirse Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunacağız’ dedi.

Mansur Yavaş’ın açıklamasından satır başları şöyle:

“Seçim gecesi 4-5 saat boyunca hiçbir veri akışı gelmedi. Birden bire Altındağ, Sincan, Bağlar’dan toplu akış gelmeye başladı. Bu tür tutumlar karşısında Ankaralılar seçimlere şaibe katıştığını düşünüyor ve haklarını arıyor. Biz de onların bize güvenip verdiği oyların takipçisi olacağız.

Bugün ilçe seçim kurullarına itirazlarımızı yaptık ve bir sürü yanlış tespit ettik. Bununla ilgili seçim kuruluna müracatı yaparak geçici tutanakların kesinleştirilmemesinin ve 12 bin kusür  ıslak imzalarla karşılaştırmak suretiyle inceleneceğini belirtiyorum. Ankaralılar müsterih olmalı, bir oy bile boşuna gitmeyecek. iki gecedir arkadaşlarımız uyumuyor, sabah diğer partilerdeden eksik tutanakları aldık. “

‘Henüz YSK’ya müracaat etme aşamasında değiliz’

“YSK önünde toplanan vatandaşlarımız var. henüz YSK’ya müracaat etme aşamasında değiliz. Önce il seçim kurulundaki müracaat sonuçlanacak, sonra YSK’ya geçecek.  YSK önünde yapılacak birşey yok.”

YSK sonuçların hepsini girmedi

“YSK henüz tamamen işlemedi sonuçları. Kesin sonucu bu akşam ya da yarın alacağız diye umuyorum. Epey değişiklik olduğunu söyleyebilirim.

Birleştirme tutanağının kesinleştirilmesine itiraz yaptık. Gerekçeli şekilde itiraz yapılabiliyor. gerekçeli itiraz rağmen reddedilirse oyların sayılmasını, talepler reddedilirse Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruya gideceğiz. Sandıklara yaptığımız itiraz üreyi kesmek içindi. 12 bin 400 e yakın ousulayı seçim kurulnda hala girmediler onları da girdikten sonra net birşey söyleyebileceğiz bize göre sonucuduyuracağız. “

Güncelleme (15.39)

Yenimahalle Yüksek Seçim Kurulu önünde bekleyiş sürüyor. Emine Ülke Tarhan YSK binasına gelerek, içeride CHP ilçe başkanları ve avukatlar olduğunu ve oyların güvende olduğunu söyleyerek. gerginlik olmamasını temenni etti. Kalabalığın sloganlarla bekleyişi sürerken YSK binasının önünde polis beklemeye devam ediyor.

 photo (3)

30 Mart gecesi başa başa giden AKP ve CHP oyları arasındaki mesafenin bir anda açılması ve usulsüzlük iddiaları üzerine CHP, YSK’ya itirazda bulunacağını açıklamıştı. Bu gün saat 15.00’te itiraz süresi doluyor;  CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş’ın Twitter üzerinden başlattığı, seçim sonuçlarının kontrol edilmesine ilişkin kampanyasına ise binlerce kişi yanıt verdi.

YSK önü. Fotoğraf: @canvzt
Fotoğraf: @canvzt

CHP Genel Merkezi’nde hummalı çalışma devam ediyor;  Gürsel Tekin’in verdiği bilgiye göre iki bin gönüllü, Yüksek Seçim Kurulu’nun Ankara’da açıkladığı sandık sonuçlarını, oy verme işleminin sonunda sandık kurullarının tutuğu tutanaklarla karşılaştırıyor. Mansur Yavaş’ın seçim ekibinde görev yapan, eski AK Parti milletvekili ve akademisyen Suat Kınıklıoğlu, şimdiye kadar yapılan karşılaştırmalarda çok sayıda tutarsızlık belirlendiğini söyledi.

Öte yandan YSK önü dün olduğu gibi bugün de kalabalık. Yeşil Gazete ekibinden Koray Doğan Urbarlı‘nın bildirdiğine göre, itiraz süresinin bitimine sayılı dakikalara kala ‘YSK korkma Halk Burada’, ‘Birleşe, birleşe kazanacağız’ sloganları atılıyor.

Bundan sonra ne olacak?

İtiraz yapılırken, itiraz dilekçesine itirazın dayandığı delilin yani ıslak imzalı sandık sonuç tutanağı, bu bulunamıyorsa sandık sonuç tutanağının fotoğrafının eklenmesi gerekiyor. İlçe seçim kurulu itirazlar konusundaki kararını en geç 3 Nisan’a kadar verecek. İlçe seçim kurulu karar aldıktan sonra bu karara en geç bir gün içinde il seçim kurulunda da itiraz hakkı bulunuyor. İl seçim kurulu da kendisine yapılan itirazları iki gün içinde karara bağlayacak. İl seçim kurulu kararlarına karşı da, YSK’ya üç gün içinde olağan itiraz hakkı bulunuyor. YSK’nın vereceği karar ise nihai ve kesin karar oluyor. Sözkonusu seçimle ilgili kesin sonuç da YSK’nın kararıyla açıklanacak. Bu süreler dikkate alınca seçim sonuçlarına YSK’ya itiraz dahil 9 Nisan’a kadar itiraz yolu açık. YSK ancak tüm bu itirazları hepsi gelip görüşülüp karara bağlandıktan sonra 30 Mart seçimlerinin kesin sonuçlarını ilan edecek.

(Hürriyet/Yeşil Gazete)

Brezilya’da ‘benim bedenim, benim kararım’

Brezilya’da Uygulamalı Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü tarafından yapılan araştırma ülkede yankı uyandırdı. Cinsel taciz ve tecavüz konusundaki algıyı ölçmek için yapılan ankette, görüşülen 3800 kişiden yüzde 65.1‘i  “kışkırtıcı bir şekilde giyinmiş kadınların tecavüzü hak ettiklerini” düşünüyor. Araştırmaya tepki gecikmedi.

Gazeteci Nina Quieroz
Gazeteci Nina Quieroz

Brezilyalı gazeteci Nina Quieroz, bu sonuçlar üzerine sosyal medyada bir kampanya başlattı. Gazeteci, kongrenin önünde koluna ‘hak etmiyorum’ yazarak poz verdi ve kadınlara bu anlayışa karşı olduklarını göstermek üzere kendi fotoğraflarını çekmeleri çağrısında bulundu. Hızla büyüyen kampanyayla her yaştan kadının yanı sıra erkekler de katılıyor.adınlar “Üstü çıplak bir erkek: Seksidir, basketbol oynamaya gidiyordur ve tecavüze uğramak istiyordur. Bu çok açık” türü ironik mesajlar paylaşırken, erkekler de “Hiçbir kadın tecavüzü hak etmez” vb. mesajlar içeren notlar paylaşıyor.

Brezilya Başkanı: Daha çok yolumuz var

Brezilya’nın ilk kadın Başkanı Dilma Rousseff de araştırmayla ilgili bir ‘tweet’ atarak, “ülkede kadına şiddete karşı mücadele konusunda alınması gerek çok yol’ olduğunu belirtti.

Ankete katılanların 3’te 2’si kadın 

Gazeteci Quieroz, BBC‘ye verdiği demeçte, ankette görüşülen kişilerin üçte ikisinin kadın olmasının başlı başlına şaşırtıcı olduğunu söyledi: “Bu kadınlar seksizmin en büyük kurbanları. O kadar baskı altına alınmışlar ki, kendi görüşlerine sahip olma haklarının olduğunu düşünmüyorlar.”

Araştırma sonuçlarına göre, ‘kadın nasıl davranacağını bilse daha az tecavüz olur’ diyenlerin oranı yüzde 50. Öte yandan, katılanların yüzde 91‘i de eşlerini döven erkeklerin hapse atılması gerektiğini düşünüyor. Quieroz, araştırmanın metodolojisinin sorgulanması ve sonuçlarla ilgili daha ayrıntılı bir araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.

(Yeşil Gazete)

Belde belediyesi kapatıldı, hayvanlar ortada kaldı

MUĞLA’nın Marmaris İlçesi’ne bağlı Armutalan Belde Belediyesi’nin yerel seçimlerin ardından kapanması, bölgedeki sokak hayvanlarının yaşamını etkiledi. 200 kedi ile 30 köpeğin kaldığı barınağın 6 dönümlük arazisi Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanına dahil edildi.

23877065

DHA’dan Mustafa Sarıipek‘in haberine göre, Marmaris’te yaşayan hayvan hakları savunucusu İskoç asıllı İngiliz Jeannie Thirkill, kendilerine en büyük desteği veren Armutalan Beldesi’nin kapanmasıyla birkaç gündür beslenemeyen sokak hayvanları için hayvanseverleri yardıma çağırdı. 24 yıl önce Marmaris’e yerleşen Jeannie Tihirkill gönüllü olarak çalıştığı sokak hayvanları rehabilitasyon merkezinde yardım ve bakıma muhtaç hayvanlara kol kanat gerdi. Halen 200 kedi, 30 köpek, 2 at, 2 eşek, 15 kaplumbağa, 8 tavuk, 5 tavşan, birer tane de horoz ve baykuş ile yaşayan Thirkill, Armutalan Belde belediyesinin hayvanların bakımına sürekli destek verdiğini hatırlatarak şunları söyledi:

“Armutalan Belde Belediye Başkanı Muhammet Ünlü, hayvanları seven ve koruyan bir insandı. Senelerdir bütün sorunlarımızı anında halletti. Mart ayı başında alınan mamalar iki gün önce bitince hayvanların imdadına hayvanseverler yetişti. Belediyeden her ay 30 torba kedi ve 20 torba da köpek maması temin ediyorduk. Son mamayı birkaç gün önce hayvanlara verdim. Bu seçim yoğunluğunda gidip mama isteyemedim.”

8 yılı aşkın süredir barınağa destek veren eski Armutalan Belde Belediye Başkanı CHP’li Muhammet Ünlü de, barınağın arazisinin Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne geçtiğini hatırlatarak şöyle konuştu:

“Artık buraya Muğla Büyükşehir Belediyesi bakacak. Jeannie bizim tüzel kişiliğimiz bitmeden önce söyleseydi, kendisine ne yapar eder birkaç haftalık ek mama sağlardık. Artık belediye kalmadı ama kendi imkanlarımızla hiç değilse bu konu halledilene kadar 3-5 günlük mama sağlayacağım. Ayrıca konunun acil çözümü için Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ile de konuşacağım.”

50 belde belediyesinden 36’sı kapatıldı

Geçen yıl çıkarılan ve büyükşehir belediye sınırlarını il sınırlarıyla aynı hale getiren ‘bütünşehir’ yasası nedeniyle bazı il belediyeleri Büyükşehir belediyesi oldu; bazı belde belediyeleri de kapatıldı.  Muğla’da, 50 belde belediyesinden 36’sı kapatıldı.

(DHA/Yeşil Gazete)

YSK: yanlışlık varsa düzeltilecek

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven seçim sonuçlarıyla ilgili itirazlar üzerine yaptığı açıklamada ‘Yanlışlık varsa düzeltilecek ve duyurulacaktır. Kimse tedirgin olmasın’ dedi.

Herkesin hakkını sükunetle araması gerektiğini söyleyen YSK Başkanı Güven seçim tutanaklarla ilgili tartışmalara dair “Biz yüzde 90’ın üzerinde seçim sonuçlarını partilerle paylaştık” ifadelerini kullandı.

“İlçe seçim kurullarına güvensinler. Seçimlerde siyasi partiler yarışıyor, sandık kurullarında siyasi partilerin üyeleri var, yedi sandık görevlisi oluyor. İlçe seçim kurullarında da yedi kişi oluyor, dört partinin de temsilcisi var.”

Resmi olmayan seçim sonuçları açıklandıktan sonra pek çok yerde sonuçlara itiraz edildi. Bu yerlerin arasında 755 fark oyla BDP’ye karşı AKP’nin kazandığı ve dünden beri gergin olan Urfa’nın Ceylanpınar ilçesi, CHP’nin itirazda bulunduğu Antalya,  AKP’nin CHP’ye karşı 1 oyla kazandığı iddia edilen Yalova ve seçim yarışının en çekişmeli geçtiği yerlerden Ankara bulunuyor.

(Yeşil Gazete)

 

Enerji Bakanı: espri yapmıyorum, trafoya kedi girdi

Enerji Bakanı Taner Yıldız, yerel seçimlerin yapıldığı 30 Mart’ta yaşanan elektrik kesintileriyle ilgili açıklama yaptı. Bakan Yıldız ‘Espri yapmıyorum trafoya kedi girdi. Bu ilk kez yaşanmadı. Bunu seçime bağlamak yanlış’ dedi.

Ekran Resmi 2014-04-01 11.30.40.png
Taner Yıldız’ın açıklamaları sosyal medyada epeyce konuşuldu. Twitter’da yayınlanan bir görsel –                      ‘yanlış mahalleye geldin’

Bakan Yıldız’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Oyları etkileyecek bir unsur söz konusu değildir. İl ve ilçelerde çok kısa 10 dakika 15 dakika geçici kesintiler yaşanmıştır. Elektrik direklerinin arkasına sığınmayalım.

Espri yapmıyorum arkadaşlar. Trafoya kedi girdi. Kesinti bundan yaşandı ama bu durum ilk kez yaşanmadı. Seçimden önce de yaşanmıştı. Bunu seçime bağlamak yanlış.

“Mazeret üretiyorlar”

Zaman zaman eksiklerin olabileceğini söylüyorum. Kasıt aramak yanlış. 5 yılda bir seçimde bir referandumda istediği sonuca ulaşamayan partilerin bu tür mazaretlerin ardına sığınmasını doğru bulmayız. Yenileceklerini anlayanlar mazeret üretiyor.

30 Mart seçim gecesi Türkiye genelinde bazı illerden sayım sırasında elektrik kesintisi şikayeti gelmişti. Seçim gecesi BEDAŞ (Boğaziçi Elektrik Dağıtım) elektrik kesintisi görünmediğini söylemişti.

‘Kolektifler.net’ sitesinin yaptığı haritada, elektriklerin kesildiği iller şöyle gösteriliyor:

BkAHlLZCMAAwhQQ

(Yeşil Gazete)

Kıymet Teyze parkını korudu

Edirne’de mahallesinin imara açılmasına karşı çıkan Kıymet Peker, sandalyesini alıp kepçenin önüne oturdu. 75 yaşındaki Kıymet Teyze’nin ve mahallelilerin tavrı seslerinin duyulmasını sağladı; resmi olmayan sonuçlara göre Edirne’nin yeni Belediye Başkanı olan Recep Gürkan ‘göreve başlayana kadar alanda birşey yapılmayacağını’ söyledi.

park-alaninin-imara-acilmasini-kepcenin-onune-5853804_o

‘Varsa yoksa bina yapsınlar’

Edirne 1. Murat Mahallesinde 18 yıldır çocuk parkı olan arazi belediyenin kararıyla imara açıldı. Yerel seçimlerin ertesi gününde parka kepçeler girince Kıymet Teyze sandalyesini alarak kepçenin önüne oturma eylemi yaptı. Gazetecilerin sorusunu yanıtlayan Kıymet Peker,”Daha güzel bir çocuk parkı bekliyordum. Sırf buraya geldim olmasın diye. Hatta Yasin adadım. Bu çocuklar park istiyor, bisiklet yolu istiyor. Ama hiç bunları düşünmüyorlar. Varsa yoksa yurt yapsınlar, bina yapsınlar müteahhitler para kazansın” dyerek yıkıma tepki gösterdi.”

Gürkan: Yeşil alanları ranta kurban etmeyeceğiz

Resmi olmayan sonuçlara göre Edirne Belediye Başkanı seçilen Recep Gürkan, olayın duyulmasının ardından park alanına geldi. Bir süre gruptan bilgi alan Gürkan kepçenin önüne oturarak, Kıymet Peker’le sohbet etti.

Recep Gürkan, “Çarşamba ya da Perşembe mazbatayı alarak göreve başlayalım, ondan sonra burasının hukuki durumu nedir? Ona göre değerlendireceğiz. Yangından mal kaçırmıyoruz ki ne acelesi var. Telaş yapılacak bir durum yok. İnsanların hukukunu korumak başka bir şey biz kimsenin hukukuna karşı değiliz, ama yeşil alanları da ranta kurban etmeyeceğiz. Bunlar ayrı ayrı şeyler, mahalle halkı merak etmesin” diye konuştu.

Mahalleli konuyla ilgili olarak mahkemeye müracaat ettiklerini belirtti.

(Yeşil Gazete)

İyilik kazanamadı çünkü aday değildi – Ümit Kıvanç

Ümit KıvançŞu kısa ömrümüze bir seçim daha sığdı. Anlamı ve işlevi bakımından seçmece bir hadiseydi. İyilik kazanamadı. İki sebepten; ilkini herkes biliyor: ötekilerin malına rağbet daha çoktu. İkinci sebepse galiba daha önemli: iyilik kazanamadı, çünkü seçime girmemişti. Şüphesiz muktedirlere oh çektiren ve bu sebeple ileride hayırla yâd edilmesi zayıf bir ihtimal olan 30 Mart yerel seçimleri evvelinde, esnasında ve sonrasında değerlendirmeler yapılırken işbu husus genellikle ihmal ediliyor. Girmediyse nasıl kazansın?

Hoş, yüzde kırk beşin halihazırdaki düşünüş-davranış tarzına bakılırsa, onların iyilikle kötülükle işi yokmuş gibi duruyor. Doğuştan sahip olunan ve gururla taşınması için özel hiçbir şey yapmak gerekmeyen kimlikler, üzerlerine oynanmak için pek elverişli malzemelerdir. Muktedirler bu işi iyi becerenler arasından çıkar.

Türkiye ahalisinin büyük kısmının, üzerine titrediği dinî kimliğini, vahim yolsuzluk iddialarına, açık açık söylenen, tekrarlanan yalanlara, ahlâksızca manipülasyon ve propaganda faaliyetlerine aldırış etmeksizin, birilerine hem kredi hem akaryakıt hem de silah olarak teslim edebildiğini gördük. Burada hakkında sorular sorulması gereken, milyonlarca insanın zekâsı, idrak kapasitesi değildir. Soru şöyle olmalıydı: hangi korku veya hangi arzu bu insanları hakikate göz kapatmaya, bile bile sınırladıkları, ötesini görmek duymak istemedikleri bir âlemde yaşamaya sevk ediyor?

Niye “olmalı” değil de “olmalıydı”? Çünkü vaktiyle öyle sorulsa, şimdi memleket nüfusunun yarısına yakını, diktatörlük potansiyeli çok yüksek bir keyfî rejimin kitle desteği haline gelmeyebilirdi. Neoliberalizmin dünya çapında ün kazanmış havarisi Turgut Özal vicdansızlığı teorileştirir ve kurumlaştırırken dindarlar onu hep sevmişlerdi. Cenazesine akın akın gittiler. Çünkü “namaz kılan cumhurbaşkanı”ydı o. Turgut Özal’ın cenazesinin manası üzerinde durulduğuna rastgelmedim. Dindarların neyi niye yaptığı veya yapmadığıyla, dindarlar dışında, ilgilenen var mıydı ki? Kemalist kafasıyla akepe de akepe diye tutturulacak yerde, işçisi, emekçisi bol bir büyük kitlenin niye bu partiyi doğar doğmaz bağrına bastığına kafa (ve tabiî beden) yorulmalıydı.

Tayyip Erdoğan bir savaşçı. Güllük gülistanlık zamanlarda herhangi bir ülkeyi yönetebileceğini sanmıyorum. Kendi de sıkılır, insanlar da ondan sıkılır büyük ihtimalle. Savaş zamanlarındaysa gücü ve hüneri iki katına çıkan, âdetâ doğaüstü güçlerle bezeli bir muharip. Gözümüzün içine baka baka yalan söylediğini bildiğimiz anlarda dahi dünyanın en mağdur ve en haklı, aynı zamanda en cesur militanı suretine bürünüveriyor. Koca parti, şarkısını markısını, bütün seçim propagandasını bir tek adam üzerine kurdu. Bir tek adam ve hangi mermiyle doldurup nereye ateş edeceğini sadece onun bildiği, sözden sesten yapılma çeşit çeşit ateşli silah. Zihninde biriktirdiği öfke ve kahretme arzusu öyle güçlü ki, o sesini kaybettiğinde bile öfkesi haşinliğinden, yırtıcılığından kaybetmedi. (Aksini iddia etse de “gazabı” daha güçlü.) Güneş ışınına büyüteç tutup kağıdı yakar gibi yoğunlaştırabiliyor öfkesini düşmanlarının üzerinde. Düşmanı on beş yaşında ölü bir çocuk da olabilir; o öfke bir defa yuvasından fırladığında kahretmeden durulmuyor. Göz çıkaran, baş yaran, insan öldüren gaz fişeklerinden başka bir simge, o öfkenin hakkını veremezdi. Seçime dönersek: Bu savaşçının karşısına hangi meydanda kim çıkmıştı da biz onun yenilmesini bekleyebildik?

Beklediğimiz bu değildi aslında. Kimsenin onu yenmesi değildi. Onu bağrına basanların, onunla gururlananların, kaderlerini ona bağlayanların şimdi onu cezalandırmalarıydı. Yolsuzluktan, yalancılıktan, pek bu şekilde telaffuz edilmese de, dindara yakışmayan ahlâksızlıktan… Yapmadılar. Polisin söndürdüğü hayatları, çıkardığı gözleri onun günah hanesine yazılmış saymadılar. Milyon dolarlar, kasalar, villalar şunlar bunlar, başkalarının âleminde lafı edilen düşmanca tertiplerin simgeleri gibi kaldı. Televizyon kanallarıyla, gazeteleriyle, milyonlarca insanın algı-bilgi dünyasını doldurma kapasitesine, gücüne sahip dev bir mekanizma, bilinçli dalaveracıların, vazifeli yalancıların katkılarıyla, duvarları ahlâk düşüklüğüyle örülmüş bir hayal dünyası yarattı. İnsanların, “ötekilerin” dünyasından gelen seslere kulak verip, bu üretilmiş gerçekliğin dışına kendiliklerinden adım atmalarını neye dayanarak bekledik?

Savaşçı sınır tanımıyor. Bu şartlarda, oğlunu ve kızını alıp o balkona çıkmaya, seçimli parlamentolu bir rejimde hüküm süren kaç politikacı cesaret edebilirdi? Bu jestinin kendisine kısa vadede faydalar sağlayacağı öngörülebilir; işin bir yanı. Öteki yan, güncel çerçevede pek anlamlı değil, ama uzun vadede önemli. Bana kalırsa, günün birinde siyasî İslâmcılığın tükenişi üzerine düşünecek-yazacak olanlar, bu tükenişin simgesi olarak balkondaki elele aile pozunu gösterecekler. Ses kayıtları kahramanı oğlu ile kızının ellerinden tutup destekçilerini selamlayan lider imgesi, bu lider ile “kitlesinin” ilişkisinin, her türlü yolsuzluk iddiasına karşı bağışık olduğunu gösterir. “Şerbetli” demek daha doğru belki. Burada İslâmcılık’ın Müslümanlık’tan kesin hatlarla ayrılmasını izliyoruz. Böyle değilse çok daha fena: siyasîlerin yolsuzluklarını “barındırmaya” zorlanacak bir dinin, Allah’ını yitirmesidir tehlike.

30 Mart seçimleri üzerine sanırım fazla konuşulamayacak. Çünkü yolsuzluk salvolarıyla delik deşik olmuş gövdeyi onarmak için iktidar partisi muhtemelen fazla zaman geçirmeden “vatan hainlerine” karşı operasyon(lar)a girişecek. Bunlar çeşitli kötü işler yapmış bir örgütün (“paralel devlet”) tasfiyesi mahiyetinde mi olacak yoksa sahiden bir “hıyaneti vataniye” perspektifiyle, ona göre kırıp dökerek mi yürütülecek, göreceğiz. İktidar partisi seçmenlerinin başkalarına yapılacak herhangi bir zulüm çeşidinden -en azından şimdilik- rahatsız olmayacağını öngörebiliyoruz. Göz açıp kapayıncaya kadar da cumhurbaşkanlığı seçimi gerilimleri başlayacak: başbakan Çankaya’yı mı isteyecek, şöyle daha bir kodu mu oturtan başbakan olarak iktidarının tadını çıkarmayı mı tercih edecek? Gündem yüklü yani. Eğer ben bu yazıyı yazarken henüz sonuçlanmamış olan Ankara seçiminde muhalefet kazanmazsa, geçmiş seçimin, başbakana istediği güvenoyu ve hareket serbestisini sağlamış olmak dışında önemi kalmayacak ve herkes önündeki maçlara bakacak.

Velhâsıl, utanılasıdır. Ama eğer demokrasi, özgürlük, adalet istiyorsanız, onurlu yaşamak istiyorsanız, başkaları adına utanmaktan fazlasını yapabilmelisiniz. Niye utanmadıklarını araştırmakla başlayabilirsiniz meselâ.

Ümit Kıvanç- www.riyatabirleri.blogspot.com.tr

“Emek’in kapıları Yeşilçam Sokak’a açılana kadar bağıracağız”

‘Emek Bizim İstanbul Bizim’ inisiyatifi bu cumartesi kentlileri ‘Emek Sineması’ inşaatını durdurmaya çağırdı.

emek-sinemas-093344G8

Geçtiğimiz sene 31 Mart‘ta, Emek Sineması yıkılmak amacıyla kapatılınca inisiyatiften 50 kişilik bir grup sinemanın içersine girmiş, çevik kuvvet müdahalesine rağmen sinemanın içerisine girip yıkımı belgelemişti. Bir hafta sonra yapılan kitlesel eylemde ise protestocular polisin yoğun saldırısına maruz kalmış, pek çok yaralanan ve gözaltına alınan olmuştu.

İnisiyatif çağrı metninde şöyle diyor:

31 Mart 2013’te “Bir kapı açıldı. Geri dönüş yok! Mücadeleye devam “ diyerek araladığımız Emek Sineması’nın kapısı bugün derin bir çukura, bir AVM temeline açılıyor. O gün açtığımız kapının Gezi Parkı’ndaki ağaçların gölgesine ulaşacağını bilmeden haykırmıştık hepimiz, “bu daha başlangıç, mücadeleye devam” diye.

‘İnşaatı mühürlemeye gidiyoruz’

Bugün, belki her zamankinden daha çok, açılmaz sandığımız her kapıya her yüklendiğimizde daha çok güçlendiğimizi, daha çok özgürleştiğimizi hissediyor, biliyoruz.

5 Nisan Cumartesi saat 17:30’da yine, yılmadan, Emek Sineması’ının önünde, bir kent cinayetini daha durdurmak üzere, kurmayı arzuladığımız dünyanın eşiğinde, coşkuyla, arzuyla, öfkeyle, inatla, sebatla buluşuyoruz. Tıpkı, Kuşdili Çayırı’nda, Atatürk Orman Çiftliği’nde ve Taksim Gezisi’nde olduğu gibi. Binbir zorbalıkla, yalanla, gözü dönmüşlükle elimizden alınan Emek Sineması’nın, koruma kurulu tarafından bile uygunsuz bulunarak rapor edildiği inşaatını durdurmaya, Beyoğlu Belediyesi’nin, idarecilerin yapmadığını yapmaya, inşaatı mühürlemeye gidiyoruz!

Emek’in kapıları tekrar Yeşilçam Sokak’a açılana kadar; sokaklar, meydanlar, şehirler sermayenin değil, bizim olana kadar durmadan bağıracağız: “Mücadeleye devam!”

Buluşma 5 Nisan Cumartesi saat 17.30‘da Yeşilçam Sokak önünde gerçekleşecek.

(Yeşil Gazete)

İklim değişikliği insan yaşamını daha da etkileyecek

Tokyo’da 38.kez toplanan Birleşmiş Milletler Uluslararası İklim Değişikliği Paneli’nin ardından yeni bir rapor yayınladı. Dünyada konuyla ilgili yayınlanan en kapsamlı araştırma olan rapora göre ilkim değişikliği şimdiye kadar doğal sistemler üzerinde etkili oldu, bundan sonra insanlar üzerinde de kriz etkisi görülecek.

71e883ad87b53514350f6a70670032eb_news_featured

Raporda, “Artan sıcaklıklar sağlığımızı, evlerimizi, gıdamızı ve güvenliğimizi tehdit ediyor” denildi.

Rapor, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) küresel ısınmanın nedenleri, etkileri ve çözümler konusunda yayımladığı ikinci çalışma oldu.

Etkiler 7 senede 2 katına çıktı 

Çalışmada birinci raporun yayımlandığı 2007’den bu yana küresel ısınmanın etkilerine dair bilimsel kanıtların neredeyse iki katına ulaştığı vurgulandı. Raporda, “ısınmanın artan boyutları ağır, yaygın ve gergi döndürülemez etki olasılığını arttırıyor” denildi.

Rapora göre, iklim değişikliğinin insan hayatına ve canlılara etkileri kitlesel olacak;  karada sıcaklıklar arttıkça hayvanların, bitkilerin ve diğer türlerin daha kuzeye, kutuplara doğru harekete geçeceği söyleniyor. Yıllar ilerledikçe insanların da küresel ısınmadan giderek artan oranda etkileneceği belirtiliyor.

Gıda krizi kapıda

Mısır, pirinç ve buğday üretiminin 2050‘ye dek olumsuz etkileneceği ve o zamana dek 9 milyara ulaşacak dünya nüfusunun gıda talebinin de artacağı tahmin ediliyor.

İklim anormalliklerinden ölümler

Sel felaketleri ve sıcaklardan kaynaklanan ölümlerin de artacağı vurgulanıyor. Kısa vadede daha yoksul ülkelerin olumsuz etkileneceği, ancak zengin ülkelerin de bu olumsuz etkilerden muaf kalamayacağı söyleniyor.

Kıtlık, elektrik kesintileri, şehirlerin zarar görmesi

Yayımlanan rapora göre; son zamanlardaki hava koşullarının yarattığı değişimlere insanoğlunun adapte olması giderek zorlaşıyor.
Kısa sürede kalıcı önlemler alınmaması durumunda kıyı şeritlerinin sular altında kalması, küresel ısınma, kuraklık ve aşırı yağışlar sebebiyle kıtlık, iç bölgelerdeki sellerle şehirlerin zarar görmesi, şiddetli fırtına gibi olağanüstü hava koşulları dolayısıyla elektrik ve çeşme suyu gibi kanıksanmış hizmetlerin aksaması gibi sıkıntılar Dünya’yı bekleyen tehlikelerin sadece birkaçı.

Artan sıcaklıklar dolayısıyla yaşanacak zorluklar da insanların toplu olarak göç etmelerine sebep olabilecek. İnsanların yanı sıra hayvanlar da iklim değişikliğinin sonuçlarından payını alıyor; bazı türlerin yok olma tehlikesi bulunuyor.

Doğal sistemler tehlike altında

Raporda iklim değişikliğinin önümüzdeki 20 ila 30 yıl içinde doğal sistemler üzerindeki muhtemel etkilerinden de bahsedildi.  Tehdit altındaki doğal sistemler arasında Kuzey Kutbu’ndaki buz denizi ve mercan kayalıkları da var. Raporda denizler ve tatlı su sistemleri üzerindeki etkilerden de bahsediliyor. Daha asitli bir hale gelecek okyanusların mercan kayalıklarını ve bu kayalıklardaki doğal yaşamı tehdit edeceği vurgulanıyor.

“Artık bimiyordum demek bahane değil”

IPCC Başkanı Rajendra Pachauri Yokohama’da düzenlediği basın toplantısında “Bu gezegendeki hiçkimse iklim değişikliğinin etkilerinden muaf olmayacak” dedi. Dünya Meteoroloji Örgütü Başkanı Michel Jarraud da daha önce insanların dünyanın iklimine bilgisizlik nedeniyle zarar vermiş olabileceklerini vurguladı ve “Artık bilmiyordum demek iyi bir bahane değil” diye konuştu.

Raporun politikacılara tavsiye niteliği taşıyan bölümünde, sıcaklıkların sanayi devrimi öncesi döneme göre 2,5 derece yükselmesinin, küresel ekonomide gelirlerin yüzde 0,2-2 arasında erimesine sebep olabileceği ve bunun da birçok sorun yaratabileceği belirtildi.

(BBC Türkçe / Yeşil Gazete)