Ana Sayfa Blog Sayfa 3979

Berkin cinayetinin faili 2 polis belirlendi

Gezi Parkı eylemleri sırasında ekmek almaya giderken polisin attığı gaz fişeğiyle başından yaralanıp 269 gün sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın katil sanığı 2 polis, “hakikate yakın kanaatle” belirlendi.

images (7)

Hürriyet’ten Gülden Aydın’ın haberine göre, görüntüde bir Çevik Kuvvet grubu içindeki iki polis, yere yakın mevzilenerek Berkin’e doğru gaz tabancasını ateşliyor. Failin hangisi olduğu, savcılık soruşturmasıyla aydınlanacak. Olay anının görüntüleri ve teknik inceleme raporu, bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Savcılığı’na teslim edilecek.

Hatırlamadıklarını iddia etmişlerdi

Berkin Elvan’ın öldürülmesi soruşturma kapsamında daha önce 14 polisin ifadesi alınmış; polisler olay günü Okmeydanı’nda bulunmadıklarını, gaz tüfeği kullanmadıklarını ya da olan biteni “hatırlamadıklarını” iddia etmişti. Ancak Ulusal Teknik Büro’nun savcılığa vereceği kamera görüntüleri arasında, bir grup Çevik Kuvvet’in arasından 2 polisin, yere yakın mevzilenerek, ‘direkt’ Berkin’e gaz tabancasını doğrulttuğu görülüyor.

Ulusal Teknik Büro/ Uluslararası Kriminal Teknik İnceleme’nin 25 Nisan’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Savcılığı’na gönderdiği yazı şöyle:

“Makamınızın Talimatı ile gönderilen 2013/155787 Berkin ELVAN dosyasının teknik incelemesinde aşağıdaki AVAN sıra takip edilecektir.

1- Maktule isabet eden gaz fişeği mermisinin direkt olarak mı atılmış olduğu, endirekt olarak mı atılmış olduğu, endirekt sapmak suretiyle mi gelmiş olduğunun izleri ile ilgili yerde yapılan keşifle duvar ve yerdeki mermi izlerinden kesin olarak tespit edilmiştir.

2- Maktulün başına isabet eden mermi çekirdeğinin bir insan kafatasını kırıp/kırmayacağıyla, fişeğin gömülüp/ gömülmeyeceğiyle ilgili mukayese ve denemenin mezbahadan temin edilebilecek küçük veya büyükbaş hayvan kafasıyla Bayrampaşa Çevik Kuvvet Müdürlüğü’nde uygulamalı denenmesinden dosyadaki teknik verilerin yeterli olması nedeniyle şu an için vazgeçilmiştir.

3- Kişiye ateş eden birimlerin yerleri yine aynı keşifte verilen ifadelerle örtüştürülmek veya çeliştirilmek suretiyle analiz edilmiş ve hakikate yakın kanaat oluşmuştur.

4- Olayı gören özel veya resmi kamera olup olmadığı, kameralarda olay anının görüntüleri ve bu kameraların göstericiler tarafından tahrip edilip edilmediği, edilmiş ise hangi gün tahrip edilmiş olduğu kesin olarak tespit edilmiştir.

5- Yapılan keşifte her türlü ölçüm, metraj, darbe, koordinat, haritalama, kroki ilgili/ ilgisiz yer isimleri analiz edilerek tespit edilmiştir.

6- Otopsi bulguları ile ilgili bir değerlendirme veya maktulün ölümüne sebep olan nesnenin otopsi raporuyla irdelenmesinin yapılıp yapılmayacağı makamınızın emrine bağlıdır.

7- Hazırlanan bütün mütalaa keşif video kamera görüntüleri, fotoğrafları alan krokileri tam ve mufassal alt yapısıyla birlikte 02 Mayıs 2014 Cuma günü saat 11.00’de makamınıza arz edilmiş olacaktır.

Cumhuriyet savcısının açıklaması bekleniyor

Raporla ilgili Ulusal Teknik Büro’dan Uğur Kurtulan, “Bu konu, gizli olarak çalışılan bir konu. Cevabını Cumhuriyet Savcısı’na, yargıcına veririz. İsterlerse onlar açıklar” dedi.

(Hürriyet)

Dünyadan 1 Mayıs manzaraları

Dünyanın en fazla ortaklaşa kutlanan bayramlarından 1 Mayıs’ta Türkiye’de bol bol gaz su ve gözaltı vardı. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD)nin verdiği bilgiye göre İstanbul’daki gösterilerde 250, Ankara’da 102 kişi gözaltına alındı. 50 kişi ağır yaralandı.
Peki Türkiye’de bunlar olurken diğer ülkelerde 1 Mayıs nasıl geçti?

Marxist

Kamboçya

Başkent Punon Pen’de bin kadar vatandaşın katıldığı eyleme polis copla müdahale etti.

İnsan hakları grubu Lichadho yetkilisi Um Sem Ath, müdahalede beş kişinin yaralandığını belirterek, “Bu güvenlik güçleri adam dövmeye bağımlı gibi” dedi.
Başbakan Hun Sen’in 30 yıla yakın süredir iktidarda olduğu Kamboçya’da asgari ücretin düşüklüğüne ve geçen Temmuz’da yapılan seçimlerin güvenilir olmamasına karşı protestoların şiddetlenmesi üzerine Ocak ayından itibaren gösteriler yasaklanmıştı.

Bangladeş

Binlerce konfeksiyon işçisinin katıldığı gösteride, geçen yıl 5 konfeksiyon imalathanesinin bulunduğu kaçak binanın çökmesi sonucu hayatını kaybeden 1100’den fazla işçi anıldı.

Kıbrıs

1 Mayıs İşçi Bayramı, Kıbrıslı Türk ve Rumlarla birlikte ortak bir mitingle kutlandı. 56 yıl aradan sonra bazı siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla ara bölgedeki Taksim Sahası’nda gerçekleştirilen mitingde Türkçe ve Rumca “Kıbrıs’ta barış engellenemez” sloganları atıldı.

Hong Kong

Gösteriye katılan işçilerin başlıca talebi çalışma saatlerinin azaltılması ve şartların iyileştirilmesiydi.

Rusya

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasının ardından ilk defa Kızıl Meydan’da düzenlenen 1 Mayıs eylemine 100 binden fazla kişi katıldı. Bazı göstericilerin, Ukrayna’nın Kırım bölgesinin Rusya tarafından ilhak edilmesini kutlayan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin lehine sloganlar attıkları görüldü.

Kızıl Meydan
Kızıl Meydan

Ukrayna

Kiev’deki 1 Mayıs yürüyüşü “Barış ve Birlik” şiarıyla düzenlendi. Rusya yanlılarının kent merkezindeki devlet binalarını işgal ettiği Slaviansk’taki 1 Mayıs yürüyüşünde Rusça sloganlar atıldı.

Filipinler

Başkenti Manila’daki gösteride, düşük ücretler ve kadrolu işçiler yerine hakları kısıtlı olan taşeron işçilerinin geçirilmesi protesto edildi. Gösterideki konuşmacılardan Joshua Mata, Filipinler ekonomisinin geçen yıl yüzde 7,2 büyümesine rağmen halkın neredeyse üçte birinin yoksul olduğunu hatırlatarak, “Bu ülkede büyüme var fakat işçi sınıfından hiç kimse bu büyümeden fayda görmüyor” dedi.

Malezya

Kuala Lumpur’daki gösteride, gelecek yıl yürürlüğe konulması planlanan mal ve hizmet vergisi protesto edildi. Göstericiler, yeni vergiyle birlikte geçinmenin iyice zorlaşacağını vurguladı.

01i-may-day-baghdad-iraq

İran 

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Tahran’da 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayan binlerce kişiye hitaben yaptığı konuşmada, devlet müdahalesi olmayan hür sendikaların kurulmasını desteklediğini söyledi. Ruhani’nin selefi Mahmud Ahmedinejad döneminde İran’daki çok sayıda sendika kapanmış ve geriye az sayıda etkisiz sendikal örgüt kalmıştı.

İtalya

işçi kentlerinden Turin’de polisle göstericiler arasında çatışma yaşanırken, ülke genelindeki gösterilerde tasarruf paketi protesto edildi.
Venedik yakınlarındaki Pordenone’de sendikaların çağrısıyla yapılan gösteride, İsveç şirketi Electrolux’un fabrikasının kapatılması nedeniyle 1300 civarında kişinin işsiz kalacağına dikkat çekildi. İtalya’da işsizlik oranı Mart ayı itibariyla yüzde 12,7.

Venezuela

Sosyalist lideri Hugo Chavez’in geçen yıl ölümünün ardından koltuğu devralan Nicolas Maduro işçi ve emeklilere 1 Mayıs müjdesi verdi. Maduro, asgari ücretin ve emekli maaşlarının yüzde 30 artırılacağını açıkladı.

Yunanistan

Yunanistan’da sendikaların çağrısıyla 1 Mayıs’ta grev düzenlendi. Grev özellikle kamu sektöründe etkili oldu ve Atina’da yürürlükteki tasarruf paketine karşı kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirildi.

(BBC Türkçe / Yeşil Gazete)

2 Mayıs 2014

Bangladeş’te tekstil işçileri sokaktaydı
Bangladeş’teki 1 Mayıs gösterisine binlerce konfeksiyon işçisi katıldı. Göstericiler, geçen yıl 5 konfeksiyon imalathanesinin bulunduğu kaçak binanın çökmesi sonucu hayatını kaybeden 1100’den fazla arkadaşını andı. Gösteride, Batılı firmalar için çalışan imalathanelerin bulunduğu Rana Plaza’nın sahibi Suhel Rana’nın idam edilmesi talebi dile getirildi.

Ukrayna’ya zorunlu askerlik geri geldi
ülkenin doğusunda Rusya yanlısı ayrılıkçıların kamu binalarını ve son olarak Sloviansk kentini ele geçirmesi üzerine Ukrayna alarma geçti. Ordunun kente operasyon düzenleyeceği belirtiliyor. Ülkenin geçici Cumhurbaşkanı Oleksandır Turçinov tarafından imzalanan kararnameyle zorunlu askerlik geri getirildi. Ukrayna’da zorunlu askerlik Ekim 2013’te kaldırılmıştı.

Kolombiya’daki madende göçük
Latin Amerika ülkesi Kolombiya’nın güney batısında kaçak çalışan bir altın madeninde meydana gelen göçükte 3 işçi hayatını kaybetti, 30 kadar işçi ise toprak altında.

Nijerya’da yine saldırı: 19 kişi öldü
Nijerya’nın başkenti Abuja’da meydana gelen bombalı saldırıda yetkililerin verdiği bilgiye göre en az 19 kişi hayatını kaybetti. 60 kişi ise yaralı. Saldırıyı henüz kimse üstlenmezken, bu sene içinde gerçekleştirdiği üç saldırıda 1500 kişinin ölümüne neden olan militan islamcı Boko Haram örgütünden şüpheleniliyor.

İrlanda’da barışa gözaltı engeli
Kuzy İrlanda’da IRA’nın askeri kanadı Sınn Fein’in lideri Gerry Adams, IRA tarafından kaçırılıp öldürülen Jean McConville davası nedeniyle gözaltında. Masum olduğunu belirterek bizzat polise teslim olan Adams, 1972’e yılında ölüm emrini vermekle suçlanıyor.

Ölümcül Corona virüsüne karşı Hac önlemi
Corona virüsü Suudi Arabistan’da yüzlerce kişiyi tehdit etmeye devam ediyor. Sağlık Bakanlığı yaklaşık 100 kişinin hayatını kaybettiğini, çoğunluğu Cidde kentinde olmak üzere 300’ü aşkın kişinin ise virüsten etkilendiğini açıkladı. Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Yardımcısı Adel Fakieh, çocuklar ve özellikle yaşlıların hac ve umre ziyaretlerini ertelemesi çağrısında bulundu.

Çin’deki mahkum çantaya yardım mektubu sakladı
ABD’de bir kadın alışveriş yaptığı Saks’tan aldığı alışveriş çantasında Çin’deki bir mahkumun yardım mektubunu buldu.
Mektupta hapishane fabrikasında ‘köle gibi’ çalıştırıldığını söyleyen mahkum, mektubu bulan kişiden yardım istiyordu.
Mektubu bulan Stephanie Wilson durumu New York’taki insan hakları kuruluşu Laogai Araştırma Vakfı’na aktardı.Tohnain Emmanuel Njong isimli mahkum serbest bırakıldıktan sonra bir haber sitesi tarafından bulundu. Njong, günde 13 saat çalıştırıldığı hapishaneden çantalara 5 yardım mektubu sakladığını açıkladı.

Hollanda’da 44 Greenpeace üyesi gözaltına alındı

Hollanda’da petrol taşıyan gemiyi protesto eden 44 Greenpeace eylemcisi göz altına alındı. Gözaltına alınanlar arasında daha önce Rusya’da tutuklanıp serbest bırakılan Gizem Akhan da olduğu açıklandı.

indir (13)

Greenpeace eylemcileri bugün , Hollanda’nın Rotterdam kentinde Kuzey Buz Denizi’nin Rusya ’ya ait olan bölümünden çıkarılan ilk petrolü taşıyan Rus Mikhail Ulyanov tanker gemisine karşı eylem yaptı.

Hollandalı güvenlik ajansı üyeleri, hem şişme botlarla barışçıl bir şekilde tankeri durdurmaya çalışan eylemcileri, hem de Greenpeace’in Rainbow Warrior gemisinin mürettebatını gözaltına aldı. Eylemcilerin bir kısmı ifadelerinin alınmalarının ardından serbest bırakıldı.

44 kişilik ekipte, geçtiğimiz yıl Rusya’da hukuksuz bir şekilde iki ay boyunca göz altında kalan Gizem Akhan ve Rusya’da gözaltında tutulan ekipten altı kişi daha bulunuyor. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılanlar arasında olan Akhan, serbest kaldıktan sonra “Kuzey Kutbu’nu tehlikeye atarak çıkarılan petrole ihtiyacımız yok. Gazprom ve diğer petrol şirketlerinin Kuzey Kutbu’nu bir fırsat alanı olarak görmekten vazgeçmeleri gerekiyor. Kuzey Kutbu ve gezegenin geleceği için çok geç olmadan harekete geçmeliyiz” dedi.

(Radikal)

Freedom House: Türkiye basını artık özgür değil

Her yıl ülkelerin basın özgürlüğünü inceleyen Freedom House, 2014 raporunda Türkiye’yi son 15 yıldır ilk kez “kısmen özgür ülkeler”den 66 ülkeden oluşan “özgür olmayan ülkeler” kategorisine düşürdü.

polis-silahini-gazeteci-ahmet-sika-dogrulttu-1

 

Gezi Olayları sonrası yaşanan işten atılmalar, sansür ve otosansür uygulamaları, şeffaf olmayan medya sahipliği nedeniyle 6 puan daha kötüleşen Türkiye bir yıl önceye göre 17 sıra daha gerileyip dünya genelinde 134’üncülüğe geldi. Böylece Türkiye, 42 ülkenin yer aldığı Avrupa’da da aynı zamanda basını özgür olmayan tek ülke oldu.

197 ülke arasında 137. sırada

Dünyada ülkeler bazında basın özgürlüğünü araştıran ve 1980’den beri bu konuda her yıl bir rapor yayınlayan ABD merkezli sivil toplum örgütü Freedom House, son 15 yıldan beri “kısmen özgür” olarak nitelediği Türkiye’yi ilk kez bu sene “özgür olmayan ülkeler” kategorisine aldı. Ve Türkiye, halen hapis yatan gazetecilerin yanı sıra hem Gezi olayları hem de 17 Aralık operasyonu sonrası yaşanan gelişmeler nedeniyle 2013’te de basın özgürlüğünde dramatik biçimde gerilemeye devam etti ve 197 ülke arasında 137’nci sıraya düştü.

Dünya’da da durum parlak değil

Freedom House, bugün açıklanan raporunda öncelikle basın özgürlüğünün dünya genelinde de kötüleştiğini vurguladı. Bunda da, Arap Baharının doğurduğu umutlara rağmen Mısır ile Ürdün’deki olumsuzluklar ve Libya, Türkiye, Ukrayna ve Zambiya’nın “kısmen özgür” ülkelerden “özgür olmayan” ülkeler kategorisine gerilemesinin etkili olduğunu belirtti. ABD’de Obama Yönetimi’nin baskılarıyla ulusal güvenlik haberlerine getirilen engeller, bu konulara eğilen gazetecilere karşı geliştirilen caydırma politikaları da başka bir faktör olarak öne çıktı.

1 Ocak-31 Aralık 2013 arası yaşanan gelişmelerin irdelendiği raporda, Türkiye’de artarak devam eden basın özgürlüğü sorunlarını ise şu şekilde özetledi:

“Basın ve ifade özgürlüğü konusundaki Anayasal garantiler, ceza yasasındaki bazı kısıtlayıcı maddelerle Terörle Mücadele Yasası tarafından aşındırıldı ve uygulamaya sadece kısmen yansıdı. Türkiye, Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) verilerine göre 1 Aralık itibarıyla demir parmaklıklar arkasındaki 40 gazeteciyle, 2013’te de gazeteci hapsetmede dünya lideri olarak kaldı. Basın özgürlüğü ortamı, İstanbul’da Mayıs ayında patlayan Gezi Parkı protestolarını haber haline getirmeye çalışırken gazetecilerin taciz edilip saldırıya uğradığı sene boyunca kesin bir şekilde kötüleşti, onlarca gazeteci işten atıldı ya da protestocuların taleplerine sempati göstermelerine bir cevap olarak istifaya zorlandı. Diğer önde gelen gazeteciler, hükümet ile PKK arasındaki müzakereler ya da Aralık’ta ortaya çıkan Başbakan Erdoğan ve yakınlarının dahil olduğu yolsuzluk skandalları gibi hassas konuları yazdıkları için kovuldu. İşten atılmalar, hükümet ve birçok medya patronu arasındaki yakın ilişkiyi ve bunun gazeteci üzerinde oluşturduğu resmi ya da gayriresmi baskıyı öne çıkardı.”

Medya sahipliğine vurgu

Raporda sıralanan basın özgürlüğüne yönelik tehditler arasında Türkiye’yi en çok ilgilendiren bölümlerinden biri de hükümetin içerikleri medya sahipliği üzerinden kontrol etmesi meselesiydi. “Ekonomik faktörler medya bağımsızlığı ve çeşitliliğini sınırlamada önemli bir rol oynayabilir” denilerek,medya sahiplerinin editoryal içeriğe yaptıkları müdahaleler, değişiklikler vurgulandı. Bu bölümde Türkiye konusunda ise çarpıcı biçimde şu değerlendirme yapıldı: “Basın özgürlüğü, 2013 boyunca, Türkiye, Ukrayna ve Venezuela dahil birçok ülkenin önemli kurumlarında yeni sahipler tarafından tehdit gördü. Bazı durumlarda, sahiplik işlemlerinin kendisi de şeffaflıktan uzaktı. Diğerlerinde ise özellikle hükümet ve iktidar partisine yakın yeni sahipler, editoryal satırları değiştirdiler ya da sözünü esirgemeyen çalışanları işten çıkardılar. Türkiye’de üst düzey işten çıkarmalar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sempati duyan Demirören Grubu tarafından yakın dönemde satın alınan Milliyet gazetesinde ve 2011’de Erdoğan’ın damadının yönettiği şirkete satılan Sabah’ta gerçekleşti.”

Dünyada 6 kişiden biri özgür basına ulaşabiliyor

dünya nüfusunun sadece yüzde 14’ü özgür bir basına sahip olmanın avantajını yaşadı. Başka bir deyişle, dünyadaki her 6 kişiden sadece 1’i özgür basının ayrıcalıklarına erişti.

Kategorilere ayrılan ülkelerin nüfusları toplandığında ise dünya nüfusunun yüzde 42’si “kısmen özgür”, yüzde 44’ü ise “özgür olmayan” ülkelerde kaldı. Türkiye’nin de etki ettiği bu nüfus dağılımını şekillendiren başlıca iki ülke ise basını “özgür olmayan ülkeler” arasında yer alan kalabalık Çin ve “kısmen özgür” sayılan Hindistan oldu. Zira iki ülke, 7 milyarı aşan toplam dünya nüfusunun beraber üçte birini oluşturuyorlar. İşte Türkiye’nin de Çin’in yanına katılmasıyla, dünyadaki basın özgürlüğü endeksi 1996’dan beri en düşük seviyesine indi.

Türkiye’den daha özgür basına sahip bazı ülkeler şöyle:

Bangladeş, Endonezya, Moğolistan, Uganda, Kenya, Tanzanya, Lübnan, Tunus, Cezayir, Kuveyt, Makedonya, Bosna-Hersek, Kosova, Arnavutluk, Gürcistan, Moldova.

(Hürriyet/ Yeşil Gazete)

Bayramiç “Katılımcı Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler” çalıştayı notları – Ayşegül Çerçi

Kaz Dağları Buluşması kapsamında etkinlikler ardışık tarihlerde gerçekleşti. 25 Nisan Cuma günü Bayramiç’te Belediyeye ait düğün salonunda eş zamanlı iki çalıştay (Katılımcı Gıda Toplulukları’nda sorunlar ve çözümler ile Kurak Ekosistemlerde Meyvacılık) yapılırken 26 Nisan Cumartesi günü Bayramiç Halk Pazarı’nda geleneksel hale gelen Bayramiç Tohum Takas Şenliği‘nin ardından 26/27 Nisan’da Bayramiç’e bağlı Ayazma’da altın madencilerine karşı çadır kampı kuruldu. Kaz Dağları Buluşması 27 Nisan Pazar günü Bayramiç’e bağlı Evciler köyündeki Altın Madenlerine Karşı Buluşma‘nın ardından sona erdi.

Ankara DBB (Doğal Besin, Bilinçli Beslenme) grubundan Ayşegül Çerçi‘nin Katılımcı Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler” çalıştayı ile ilgili tuttuğu ayrıntılı notları sizlerle paylaşıyoruz

* * *

“Katılımcı Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler” Çalıştayı

Kolaylaştırıcı: Güneşin Aydemir / 25 Nisan 2014 Bayramiç/Çanakkale

Hazırlayan: Ayşegül Çerçi (Ankara DBB)

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nden yapılan çalıştay çağrısı;

“Gerçek gıdanın değerli savunucuları,

25 Nisan 2014 Cuma günü Çanakkale Bayramiç’te “Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler” çalıştayında bir araya geliyoruz ve sizi de aramızda görmek istiyoruz.

Topluluk Destekli Tarım, Katılımcı Onay Sistemleri ve benzeri modeller dahilinde doğal ve yerel gıdayı üretenler, bu gıdayı talep edenler, üreticiyle kullanıcı arasında köprü olanlar ve bu bileşenlerin oluşturduğu, Türkiye’nin farklı yerlerinden gıda toplulukları olarak sürekli dayanışma ve paylaşım içinde olmamız gerektiğine inanıyoruz. “Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler” çalıştayında, gıda topluluklarımızın işleyişinde karşılaştığımız sorunları masaya yatırıp her birimizin bu sorunlara getirdiği çözüm alternatiflerine odaklanacağız. Bu çalıştayda amacımız sorunları tartışmaktan ziyade onları tespit edip somut çözümleri konuşmak ve uyguladığımız çözüm yollarını birbirimizle paylaşmak.

Bu bağlamda Çanakkale Ekolojik Yaşam İnisiyatifi (ÇAYEK) üretici kontrolü, ürün değerlendirme kriterleri ve pazarlama sorunlarına getirdiği çözüm önerilerini paylaşacak. Aynı şekilde diğer illerden gelen katılımcı gruplardan da kendi vakalarını ve uyguladıkları çözümleri anlatmalarını bekliyoruz.”

10 bayramiç tohum takas senliği 

Gıda Toplulukları Niçin Önemli?

Gıda toplulukları ABD, İngiltere, Fransa, Brezilya gibi pek çok ülkede değişik şekillerde uygulanmaktadır. Dünyanın belkide ilk kent bahçeciliğinin yapıldığı Çatalhöyük, Hevsel Bahçeleri (Diyarbakır), Yedikule Bostanları (İstanbul) gibi kentlerde yer alan tarım alanlarında gıda üretimi yapılmasının geçmişi çok eskiye dayanmaktadır.

Kent bahçeciliğinin(kent içindeki alanlarda bir grup insanın biraraya gelerek gıda üretimi yapması)  yanısıra kır-kent işbirliği üzerine kurulan topluluk destekli tarım uygulamaları ve katılımcı onay sistemi esasıyla çalışan gıda toplulukları dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygınlaşmaktadır.

Topluluk destekli tarım uygulamasında bir grup tüketici belirli bir üretici grubunu değişik şekillerde desteklemekte (teknik olarak üretim bilgisi temin etmek, planlamaya yol göstermek, ön ödeme yapmak, satın alma garantisi vermek vb.) ve üreticilerin ekolojik olarak ürettiği gıda ürünlerini satın almaktadır. Katılımcı onay siteminde ise ekolojik olarak yetiştirilmiş ürünleri talep eden bir tüketici grubunun, belirledikleri kriterlere uygun üretim yapan üreticilerle biraraya gelmesi  sözkonusudur. Katılımcı onay sisteminde, ülkemizde bilinen adıyla organik gıda sertifikası türünde resmi sertifikasyon araçları zorunlu değildir ancak belirlenen kriterlere uygunluk tüm tüketicilerin ve üreticilerin sorumluluğundadır.

"Katılımcı Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler" Çalıştayı'nın kolaylaştırıcısı Güneşin Aydemir
“Katılımcı Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler” Çalıştayı’nın kolaylaştırıcısı Güneşin Aydemir

Ankara, Güneşköy (2005) ve Yeryüzü Derneğinin İstanbul’daki girişimleri, BÜKOOP Boğaziçi Üniversitesi Mensupları Tüketim Kooperatifi  başarılı birer topluluk destekli tarım modelleri olarak dikkat çekerken, Bir Umut Var Derneğinin tüketim dayanışmasında izlediği  doğrudan ve doğal üretim yapan üreticilerin desteklenmesi de bir tür topluluk destekli tarım modeli kapsamında değerlendirilebilir. Ankara Doğal Besin ve Bilinçli Beslenme Grubu (DBB/2008) ile Çanakkale Ekolojik Yaşam İnsiyatifi (ÇAYEK)  ise yerel üret yerel tüket yaklaşımıyla çalışan başarılı katılımcı onay sistemi örnekleri arasında sayılabilir.

Yoğun ilaç, suni gübre kullanımı ve monokültür üretim özellikleriyle tanımlanabilecek endüstriyel gıda üretimine alternatif, doğal ve organik üretim yöntemlerini destekleyen gıda ağlarının oluşumu ve yaygınlaşması  küçük aile çiftçiliğinin varlığını sürdürebilmesi için çok önemlidir. Bu amaçla yola çıkan gıda toplulukları bir yandan tüketicilerin sağlıklı, mevsiminde ve doğal gıdaya ulaşımın sağlarken üreticisi için de adil bir fiyatın oluşmasını mümkün kılmaya çalışmaktadır.  Bu sistemde tüketici kendisine sunulan ürünü satın almanın ötesine geçip türetici ya da eş-üretici işlevini üstlenmekte, üretim sürecinde sorumluluk almakta ve üreticiyle işbirliğine gitmektedir.

Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler

Ankara DBB Grubundan Ayşegül Çerçi çalıştayda grubun deneyimletini paylaşıyor
Ankara DBB Grubundan Ayşegül Çerçi çalıştayda grubun deneyimletini paylaşıyor

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelen (Ankara, İstanbul, Çanakkale, İzmir, Adana, Tunceli)  üreticiler, tüketiciler ve gıda topluluklarının temsilcilerinin katılımlarıyla gerçekleşen “Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler” çalıştayında konu aşağıda belirtilen üç başlıkta tartışılarak deneyimler paylaşılmıştır.

  1. Katılım kriterleri
  2. Değerlendirme ve Kontrol
  3. Pazarlama (fiyat, değer, dağıtım,tanıtım) 
  1. 1.       Katılım/Üretim Kriterleri

Katılımcı onay sistemlerinde organik tarım sertifikasyon kuruluşu aradan çıkarıldığı için kriterlerin belirlenmesi de denetim görevi de katılımcılara düşüyor. Sisteme katılacak üreticilerin uyması gereken temel kriter ekolojik üretim yapmaları ve üretim süreçlerini katılımcıların denetimine açmalarıdır.

Örneğin DBB’de ülkemizde organik tarım sertifikasyonunda tanımlanan kriterlerin altına düşülmesi kabul edilmiyor. Başka bir ifadeyle sistematik kimyasal kullanımının olmadığı, doğaya, biyoçeşitliliğe ve insan sağlığına uygun ve emek sömürüsünden kaçınan bir üretim sürecinin benimsenmesi  gerekiyor. Üreticinin organik ürün sertifikasına sahip olması bir koşul değil ancak üreticinin doğal üretim yaptığını beyan etmesi gerekiyor. Unun yanısıra üreticiler, üretimlerini kollektif denetime açmayı kabul etmelidir. Tüketiciler ise başlangıçta sistemin katılım ve işleyiş ilkelerini kabul etmeleri gerekmektedir.

ÇAYEK örneğinde ise DBB benzeri kriterler sözkonusudur. İlaveten, ÇAYEK’de üreticilerin değerlendirildiği bir form oluşturulmuştur. Kriterler ve bu kriterlerin değerlendirilmesi için üretici ziyaretlerinde doldurulan bu formlar katılımcılarla paylaşılmaktadır.

  1. 2.       Değerlendirme ve Kontrol  
Bayramiç Belediyesi Düğün salonunda iki çalıştay (Katılımcı Gıda Toplulukları'nda sorunlar ve çözümler ile Kurak Ekosistemlerde Meyvacılık) eş zamanlı olarak gerçekleşti
Bayramiç Belediyesi Düğün salonunda iki çalıştay (Katılımcı Gıda Toplulukları’nda sorunlar ve çözümler ile Kurak Ekosistemlerde Meyvacılık) eş zamanlı olarak gerçekleşti

Katılımcı onay sistemlerinde üreticilerin değerlendirilmesi ve denetim/gözetim konusunda herhangi bir sertifikasyon ya da kontrol kuruluşu olmadığı için katılımcılar bu işlevi üstlenmektedir. Gıda topluluğunun yerel olması sistemin özünü oluşturmaktadır. Yerellik, üreticilerle tüketiciler arasında kişisel ilişkilerin kurulması, sosyal bağların oluşması ve güçlenmesine de yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla yerellik, esasen güvene dayalı olarak işleyen sistemin dengeleyici unsurunu oluşturmaktadır.

Değerlendirme ve gözetim açısından topluluktaki üretici ve tüketici sayısı ve oranı da diğer önemli faktörlerdir. Belli bir büyüklüğe ulaşıldıktan sonra sayının artmaya devam etmesi üretimde ölçek baskısını doğurabilecektir. Oysa temel amacın küçük üreticiyi desteklemek olduğu unutulmamalıdır.

Değerlendirme ve kontrol açısından başka bir faktör çiftçinin eğitimidir. Her ne kadar organik sertifikası talep edilmese de organik sertifikasyon sürecinin çiftçiyi eğitici, yönlendirici ve üretim süreçlerini planlamaya yöneltici bir etkisi bulunmaktadır. İşleyen ve tekrar edilebilir bir model oluşturulması ve geliştrilmesi sözkonusu modelin taklit edilmesini kolaylaştırmaktadır. Bu anlamda Güneşköy modelinin çiftçiyi planlamaya yöneltmekte etkili olduğu söylenebilir. Üretici açısından üretimin planlaması maliyet tahmini ve fiyatlama açısından da önemli olmaktadır.

ÇAYEK’in değerlendirme ve kontrol amacıyla kullandığı formlar ABD’de başka bir  topluluk tarafından kullanılan formlardan esinlenilerek hazırlanmıştır. Üretici ziyaretleri sırasında doldurulan bu formlar web sitesinde ve facebook’ta grupla da paylaşılmaktadır. Aslında denetim/kontrol güven ihtiyacından ortaya çıkmaktadır ve bu formlar da uzakta olan tüketiciler için güven tesisinde etkili olmaktadır.

Ancak burada kontrol işlevinin yanısıra üreticiler ile tüketiciler arasında insani ilişkiler kurulması ve karşılıklı güven ve iletişimin sağlanması gıda topluluğun temel amaçları arasındadır. Nihayetinde hiçbir form üretici ile tüketicinin birbirini tanımasıyla oluşan güven ortamının yerini tutamayacaktır.

  1. 3.       Fiyat-Dağıtım-Pazarlama-Tanıtım

Ekolojik üretimin konvansiyonel üretim karşısında devlet destekleri ve sübvansiyonlar, krediler gibi finansal desteklerden yoksun olduğu bilinmektedir.  Bu nedenle tüketicilerin ön ödeme gibi yöntemlerle üreticileri desteklemeye devam etmeleri gerekmektedir.

Tüketiciler için ekolojik ürün fiyatlarının  endüstriyel ürünlere göre daha yüksek olacağı kabul edilmekle birlikte şeffaflık esastır. Satın alınan ürünün içeriğindeki malzemelerin açıklanması, örneğin geleneksel yöntemle yapılan bir salçanın domatesinin de ekolojik ürün olup olmadığına ilişkin bir bilgi önemlidir ve fiyatı doğrudan etkileyecektir.

Ayrıca benzer ürünler için farklı üreticilerin birbirinden çok farklı fiyatlar belirlemeleri üretim süreçleri hakkında pek fazla bilgisi olmayan tüketici açısından kafa karıştırıcı olabiliyor. Bu yüzden tüketicinin bilgilendirilmesi  güvenin korunması açısından çok önemlidir.

Güneşköy deneyiminden yola çıkarak fiyatı etkileyen en önemli unsurlar  kabaca şöyledir:

  1. Üretim ücreti/emek maliyeti  +
  2. Taşıma maliyetleri (yakıt) +
  3. İlave emek maliyetleri (dışarıdan çapa zamanı ihtiyaç duyulan) +
  4. Elektrik, su vb. giderler

Toplam maliyet/ürün miktarı = Birim fiyat  

Fiyat belirlenirken üreticilerin, üretim ve maliyet tahminleri yapmaları ve fiyatı buradan hareketle belirlemeleri  gerekmektedir. Ancak gerçek maliyetler ortaya çıktığında fiyat,  satılabilir  bir fiyat olmadığından köylü/çiftçi hiçbir zaman kendi emeğini maliyete yansıtmamaktadır. Bunun yerine satılabilir bir fiyat seviyesine razı olmaktadır.

Bununla birlikte fiyat oluşumunun topluluk içinde gerçekleştirildiği örnekler de bulunmaktadır. Örneğin topluluğa yeni sunulan bir ürünün fiyatı üreticinin teklifi, tüketicilerin görüşleri doğrultusunda belirlenebilmektedir.  ÇAYEK’de ve DBB’de benzer örnekler bulunmaktadır.

Maliyet düşürücü yaklaşımlar da (perma kültür teknikleri gibi) topluluk içinde üretilebilir, bilgi paylaşımı yapılabilir.  Topluluk içinde üreticiler ile tüketiciler arasında mal ve hizmet takası fırsatları yaratılabilir. Özellikle üreticiler arasında takasın artması para ihtiyacını azaltabilir. Ancak üreticilerin, üretimlerini kesintisiz sürdürebilmek için kesinlikle sıcak/nakit paraya ihtiyaç duydukları unutulmamalıdır.

Tanıtım ve pazarlama açısından tüketiciler üreticilere destek verebilirler. Örneğin DBB’de tüketicilerden bazıları üreticilerin dijital ortamdaki fiyat ve tanıtım sayfalarına gönüllü destek vermektedir.

Dağıtım konusunda ise topluluklar çeşitli kargo çözümleri denemektedir. Örneğin Yeryüzü derneği, ayda bir kez toplu sipariş veriyor ve ortak bir dağtım noktasına katılımcılar gelerek ürünlerini teslim alıyorlar. Böylece maliyetin yanısıra  karbon ayakizi de daha düşük gerçekleşmiş oluyor.

Üreticiler açısından üretimlerin yasal (üretim izni açısından) ve vergisel boyutu  diğer sorun alanları olarak öne çıkmaktadır. Toplulukların bu konularda üreticilerini aydınlatmaları ve haklar ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmeleri gerekmektedir.

Gelişmeler ve Fırsatlar

  • ÇAYEK web sitesi  www.cayek.org  yayına başlamıştır.  ÇAYEK web sitesi üzerinden ürün satışı da yapılmaktadır.
  • ÇAYEK katılımcıları gönüllülük yaklaşımıyla yapılan web sayfasıının talep edilirse diğer topluluklarla da paylaşılabileceğini belirtmişlerdir.
  • Ayrıca Çanakkale Belediyesi şehir merkezinde bir dükkanı ÇAYEK’e tahsis etmiştir. Katılımcılar burada iki haftada bir toplanmaktadır. Dağıtım ve etkinlik amacıyla kullanılabilecek bir mekanın olması önemli bir avantajdır.
  • Adana’da yeni bir gıda topluluğu kurulması planlanmaktadır. Belirli üreticileri çeşitli yöntemlerle destekleyerek ve üretimi yönlendirerek çalışmayı düşünmektedirler.
  • ÇAYEK’teki gibi internet üzerinden satış yapılabilir olması bir tür gıda toplulukları ağının sanal ortamda kurulması demektir. Topluluklar arası bilgi paylaşımını ve üreticilerin öteki topluluklar tarafından da bilinmesini sağlayarak, gerektiğinde işbirliği fırsatlarını artıracaktır.

DBB için Öneriler

  • ÇAYEK’in kullandığı değerlendirme formları DBB üreticileri için de kullanılabilir ve bu formlar ÇAYEK’de olduğu gibi katılımcılarla paylaşılabilir (http://cayek.org/sertifikalar/

Formların tüm katılımcılarla paylaşılması  şeffalık açısından çok yararlı olacaktır. 

  • ÇAYEK web sayfası temin edilerek DBB için de uyarlanabilir. 
  • Grup içinde(e-posta listesinde) ürünlerin tanıtımı amacıyla katılımcılar ürünlerle hazırladıkları yemek tariflerini paylaşabilirler. Böylelikle katılımcılar, satın aldıkları ya da almayı düşündükleri ürünler için yeni pişirme yöntemleri de öğrenmiş olurlar. Üreticiler de kendi ürünlerine ilişkin tarifleri paylaşabilirler. 
  • Ürünlerin tanıtımı amacıyla yerel ve ekolojik üretimi destekleyen blog yazarlarıyla birlikte etkinlikler  düzenlenebilir. Hatta bu etkinlikler üreticilerin mekanlarında düzenlenebilirse daha ilgi çekici de olur. 
  • Grup içinde gençlere ve çocuklara yönelik gıda eğitimi/yemek pişirme eğitimleri/atölyeler düzenlenebilir. Gençlerin ve çocukların bu konudaki bilgi ve becerilerini geliştirme fırsatları yaratılması, gençlerin topluluğa dikkatini çekebilir. Böylelikle sağlıklı, doğal ve gerçek gıda yalnızca titiz anneler ve gurme babaların ilgi alanı olduğu agısı değişime uğrayabilir  gençlerin de katılımı sağlanmış ve   yemek kültürü ve bilgisi gelecek nesile aktarılmış olur.

 

Fotoğraflar: Alper Tolga Akkuş (Yeşil Gazete)

Ayşegül Çerçi

 

 

Ayşegül Çerçi

Ankara DDB

Polis saldırısı altında 1 Mayıs

İstanbul’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlamak için Taksim Meydanı’na ulaşmaya çalışan vatandaşlar sabahın erken saatlerinde polis müdahalesiyle karşılaştı. Şişli, Mecidiyeköy ve Beşiktaş’ta polis eylemcilere gaz ve suyla saldırıyor.

(13.17)

Antikapitalist Müslümanlar sabah saatlerinde Fatih Camii’nin önüne buluştu. Çalışırken ölen işçiler için kılanan gıyabi cenaze namazının ardından Fevzi Paşa Caddesi’nde başlayan yürüyüşte İtfaiye önünde polis müdahelesiyle karşılaştılar. Yoğun gaz altında kalan Fatih’te şu an etraf sakin; Antikapitalist Müslümanlar park içinde bekliyor.

BmiS_CUIAAA4mF_

(12.27)

DİSK ve Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi yaklaşık 100 kişi, Altunizade’den Boğaziçi Köprüsü’ne yürüdü. 1 Mayıs’ı kutlamak için yürüyerek karşıya geçmek isteyen gruba polis izin verilmedi. Bunun üzerine eylemlerine köprü girişinde devam eden işçiler, burada sloganlar attı, halaylar çekti. Eylemlerini bir süre daha Boğaz Köprüsü girişinde sürdüren işçiler, daha sonra geldikleri araçlara binerek Bostancı’daki merkezlerine döndüler.

(11.51)

ÇHD İstanbul Şubesi’nin verdiği bilgiye göre  15 gözaltı, 11 yaralı var.

(11.45)

Ergenekon Caddesi’nin girişi kapatıldı.

BmiX4CwIMAA59o9

(11.33)

DİSK korteji ve polis arasında müzakere sürerken polis saldırıya başladı. Yoğun gaz altında olan Şişli’de yaralılar olduğu bildiriliyor.

fft16_mf2144587

Ankara Sıhhıye Meydanı’nda polis ilk defa arama-kapama aracını kullanıyor. Kızılay’a girişin tamamen kapatılabildiği araçta aynı zamanda arama yapılması sağlanıyor. Araç toplumsal olayda ilk defa kullanılıyor.

d900f60d-9aa0-41c5-a713-43a09dc21f71
arama kapama aracı – [Fotoğraf: Zahidin Köşüş]
Sabah saatlerinde itibaren 11.07‘ye kadar yaşananlar özetle şöyle:

10:53 – DİSK binasından Taksim’e yürüyüş başladı

BBC Türkçe’den Rengin Aslan şöyle anlatıyor:

”Yaklaşık 500-600 kişilik bir kalabalık var. Kürtçe ve Türkçe yaşasın 1 Mayıs sloganları atılıyor. HDP, Halkevleri, feministler, LGBTİ kortejde yer alıyor. Kalabalık bir gazeteci grubu var. Polis yaklaşık 10 metre önlerinde barikat var ve kortej barikata doğru yürüyor.”

500-320

Çarşı taraftar grubunun toplantığı Beşkitaş’ta polisa saldırısı sürüyor. Barbaros Bulvarı’nda yoğun gaz var. Beşiktaş’ta gözaltıların başladığı da söyleniyor. Besiktas’ta polisin sert müdahalesine maruz kalan bir kişi kafasindan yaralandı. Yaralı ambulansla hastaneye götürüldü

140501075926_kurtulus
Kurtuluş’ta ara sokaklar gaz dolu

DİSK binasına ulaşmaya çalışan işçilere Mecidiyeköy ve Şişli’de polis saldırısı devam ediyor. Okmeydanı, Mecidiyeköy ve Gayrettepe’de polis saldırısı var. Mecidiyeköy köprüsü üzerinde Eğitim-Sen üyelerine biber gazı atıldı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan Arzu Demir, ETHA muhabirlerinden Ali Haydar Doğan‘ın 1 Mayıs protestolarını takip ederken yaralandığını duyurdu. Okmeydanı’ndaki protestoları takip eden Ali Haydar Doğan’ın polis müdahalesi sırasında düştüğü ve kolunun kırıldığı belirtildi.

500-300

Taksim’e gidiş yollarında polis saldırısı devam ederken Taksim Meydanı ve çevresinde sakinlik hakim. Yaya ve araç geçişlerie kapatılan bölgede Türk-İş’in ardından Hak-İş de Kazancı Yokuşu’na karanfiller ve anıta çelenk bıraktı.

Metrobüsün Beylikdüzü’den Cevizlibağ’a kadar gitmesine vatandaşlar tepki gösterdi. Mecidiyeköy istikametine ve Anadolu yakasına gitmek isteyenlerin Cevizlibağ durağında inmek zorunda kalmaları otobüslerde yoğunluğa neden oldu. Metrobüsten inen yolcuların bazıları uygulamaya tepki gösterdi. Bazı yolcular işlerine geç kaldıklarını belirtirken, bazı yolcular işe gitmeyerek evlerine geri döneceklerini söylediler. Metrobüs girişindeki güvenlik görevlileri ise araçların Mecidiyeköy yönüne gitmediği konusunda uyarılarda bulundu.

(Ajanslar)

30 Nisan 2014

Anayasa Mahkemesi Taksim’in 1 Mayıs kutlamalarına açılması için başvuruyu kabul etmedi

ANAYASA Mahkemesi (AYM), Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına açılması için yapılan bireysel başvuruyu kabul etmedi. AYM’nin karara gerekçe olarak iç hukuk yollarının tükenmemiş olmasını gösterdi.

Kızılay da 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı

Ankara Valiliği de bugün Kızılay meydanında kutlama yapılamayacağını açıkladı. Valilik kentte 1 Mayıs kutlamalarının yerlerinin, Sıhhiye ve Tandoğan meydanları belirlendiğini açıkladı.

Pınar Selek’in temyiz davası bugün Yargıtay’da görülecek

Pınar Selek 1998 yılında yedi kişinin ölümüyle sonuçlanan Mısır Çarşısı’ndaki patlamadan sorumlu tutulmuş, hakkında verilen 3 beraat kararına rağmen Ocak 2013′te ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

YSK Hatay’da AKP’nin itirazlarını reddetti, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı resmen CHP’li

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Hatay’da Büyükşehir Belediye Başkanlık seçim sonuçları konusunda AK Parti’nin biri olağanüstü, toplam dört itirazının tümünü reddetti. YSK’nın bu kararıyla, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı resmen CHP’nin oldu.

Vanlı depremzedeler Ankara’ya yürüyüşe başladı, yürüyüşte polis saldırdı

Van’da 23 Ekim ve 9 Kasım 2011’de meydana gelen depremlerin ardından geçici barınma için kurulan konteynerlerde yaşamaya devam eden depremzedeler, çözüm için Ankara’ya yürümek istedi. 30 kişilik bir grup 7 kilometre uzaklıktaki Edremit İlçe merkezine kadar yürüdü. Buradan da 9 kişi gruptan ayrılarak Ankara’ya gitmek üzere yola çıktı. Polis yürüyüş yapan depremzedeleri durdurmak için copla saldırdı.

HDP Cumhurbaşkanlığı için kendi adayını çıkaracak

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı olarak ilk resmi grup toplantısını yapan Sebahat Tuncel, “Biz kendi Cumhurbaşkanı adayımızı göstereceğiz” dedi.

AYM’ye “düşmanlığı körüklediği” nedeniyle Twitter, Youtube, Facebook kapatılsın talebi

Dünya Dilleri Merkezi ve Yeryüzü Halkları Dostluk Vakfı, “düşmanlığı körüklediği” gerekçesiyle Twitter, Facebook ve Youtube’un kanunlara uymasının sağlanması, aksi halde kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesine (AYM) başvuruda bulundu.

Fenerbahçe Kulübü “Adalate Fener Yak” kampanyasında toplanan imzaları Cumhurbaşkanı’na sundu

1907 Fenerbahçe Derneği Başkanı Ali Koç, “Adalete Fener Yak” kampanyasında toplanan 600 bin imzayı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sundu.

“Sırf sertifikası var diye ambalajlı ekolojik ürün tüketmek doğru mu?”

plastic_packageSoru

Merhaba,

Benim sorum, uluslararası pazara sunulan, plastik ambalaja sarılmış meyve ve sebzeler ve ambalajlı ekolojik hermetik ürünlerle ilgili. Bu ürünler için kullanılan ambalajlarda kriter nedir? Plastik kullanımından ve hermetik UHT teknolojisi muhafaza edilmiş ürünlerden bu kadar kaçınırken, bu ürünleri sırf ekolojik ürün sertifikası var diye tüketmek doğru mu?  Bazı ekolojik taze gıdaların üzerinde, tazeliğini muhafaza etsin ve yolculuk sırasındaki çürümeye bağlı kayıplardan dolayı, kâr marjı düşmesin diye koruyucu spreyler sıktıkları doğru mu? Bu tür ürünler yerine, ekolojik sertifikası olmayan ancak üretim koşullarına güvendiğimiz lokal ürünlere yönelmek daha etik ve sağlıklı değil mi?

Teşekkürler.

Saygılar.

Yanıt

Merhabalar,

Eğer bildiğiniz ve güvendiğiniz yerel bir kaynaktan ürün tedariki gibi bir şansınız varsa, adınıza çok sevindim! Hemmen bu ürünlere yönelin ve asla paketli ürünleri almayın. En sağlıklı ürün müdür orasını bilemem ama etik olduğu kesin. Bir ürünün size göre sağlıklı olduğunu eğer kabul gören bir sistem söylemiyor, siz söylüyor iseniz, sağlık kriterini siz koyuyorsunuz ve denetimini de siz yapıyorsunuz demektir, dolayısıyla da söz konusu ürün sizin bilginiz kadar sağlıklı olacaktır. Eğer bir ürüne içiniz rahat olarak güveniyorsanız, o ürün güvenilirdir.

Ancak, herkes bu kadar şanslı olmayabilir. Ekolojik tarımın bir amacı da halk sağlığını korumaktır ve herkes için sağlıklı gıdanın tedarikidir. Yalnız bir konuyu da açıklığa kavuşturmamız gerekir: Ekolojik ürün, bir ürünün depolanması ve ambalajlanma sürecini kontrol eder ve bu konuda bir garanti verir, ancak ambalaj niteliğini tanımlamaz. Ürünlerin her birinin ambalajlanmasını gerektiren,  ekolojik ürün mevzuatı dışında başka mevzuat hükümleri vardır ve elbette bu mevzuata ekolojik ürünler de tabidir. Ve ambalajlama konusu da Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeler Yönetmeliği ile ele alınıyor.

Bahsettiğiniz sprey konusunu bilmiyorum ancak varsa bile bu sprey, eğer ürün ekolojik olarak sertifikalı ise yönetmelik hükümlerince izin verilmiş bir preparattır diyebilirim. Özellikle turunçgillerde ve muzda sarı ve düzgün görünsün diye karpit kullanılmaktadır veya mumlama (turunçgillerde) yapılmaktadır ve ekolojik kontrol sisteminde buna izin verilmemektedir.

Güneşin

Sor vatandaş sor! Ekolojik yaşamda her soruya beş cevap kampanyası başlıyor!

GÜNEŞİN’E SOR, CEVABINI AL!

Organik ürünler neden bu kadar pahalı? Organik ürünler gerçekten organik mi?, Köyde canınız sıkılmıyor mu?, Buzdolapsız mutfak olur mu?, Evde çöpleri ayırsam ne işe yarar, gittiği yerde hepsi birbirine karışıyor?, Katkılı gıdalar neden zararlı?, Dünyayı ben mi kurtaracağım? Çocuğun karma aşısı geldi, yaptırayım mı?, Cemreler hala düşüyor mu?, Nasıl çiftçi olurum?, Nereden tohum bulurum? Hem yoga yapıp hem et yiyebilir miyim? Akdeniz Fokları yok olsa ne olacak?, Çobanlık trend olmuş, doğru mu? Ben vejeteryan oldum ama annemler bilmiyor, onlara nasıl söylerim?, Yeşil zeytin ile siyah zeytin ağaçları arasındaki 5 fark? Gönüllü çalışasım var ama nerede? Dolunayda saçımı kestirirsem kel mi kalırım?  Homeopati mi dedin? Buyur?!….

Ve daha nice enteresan sorunun cevaplarını bulup buluşturacağız bu köşede.

Soruları hazırlayın, [email protected] adresine yollayın ve bekleyin, artık ne çıkarsa bahtınıza…

Güneşinesor, verdiği cevaplardan mesul değildir.

(Yeşil Gazete)

İş cinayetlerinde hayatlarını kaybedenlerin ailelerinden 28 Nisan talebi

İşçi Ölümlerine Son Platformu, 28 Nisan’ın İş cinayetlerinde hayatlarını kaybedenleri anma ve yas günü olması talebiyle Meclis’e gitti.

images (5)

Aileler öncelikle Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık’tan yetkililerle görüşerek bu taleplerini dile getirdi ve işçi ölümlerinin yer aldığı bir almanağı teslim etti.

İşçi aileleri daha sonra siyasi parti temsilcileriyle görüştü.

30’u aşkın ülkede anma günü

28 Nisan, Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 2001’de “Dünya Çalışma Güvenliği ve Sağlığı Günü” ilan edildi. 2013 yılı itibariyle bu gün dünyada 30’u aşkın ülkede resmi olarak “Anma ve Yas Günü” kabul edildi. Bu tarih 1914 yılında Kanada’da iş cinayetlerinde patron sorumluluğu olduğuna vurgu yapan bir hukuki kararın verilmiş olması sebebiyle iş güvenliği açısından önem teşkil ediyor.

Türkiye’de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre geçen yıl en az 1235 işçi hayatını kaybetti.

Kanun teklifi

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Batman Milletvekili Ayla Akat Ata da 28 Nisan’ın “İş cinayetinde hayatlarını kaybedenleri anma ve yas günü” olması için meclise kanun teklifi verdi.

Ata gerekçesinde “ILO’nun verilerine göre dünyada her yıl 2 milyon 300 bin işçi çalışırken hayatını kaybetmekte, her 15 saniyede bir 1 işçi iş cinayeti sonucu yaşamını yitirmektedir. Aynı veriler, her gün yaklaşık 6 bin 3 yüz işçinin iş cinayetlerine kurban gittiğini göstermektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) ve meslek odalarının araştırmaları ise bu sayının Türkiye için günde ortalama 3 ile 8 arasında değiştiğini ortaya koymaktadır” dedi.

(Bianet/ Yeşil Gazete)