Ana Sayfa Blog Sayfa 3855

Eğitim Sen Kobane için iş bırakıyor

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) IŞİD’in saldırıları ile karşı karşıya olan Kobanê için bugün ve yarın iş bırakıyor.

kesk

Sendikanın bağlı olduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ise 9 Ekim’de iş bırakacak.

Eğitim Sen iş bırakma duyurusunda “Bir savaşta sadece insanlar ölmez, insanlık da ölür. Sessizlik saf tutmaktır, bizim safımız insanlıktır” dedi.

“AKP, bizi içte ve dışta savaşa sürüklüyor, savaşı durduralım” diyen Eğitim Sen’liler bugün saat 15.00’de Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapacak, yarın ise saat 11.00’de Cevahir AVM önünde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İl Başkanlığı’na yürüyüş gerçekleştirecek.

KESK de basın açıklamasında “Savaş yok etmektir” dedi AKP politikalarını eleştirdi. KESK Kobane’ye insani destek talep ettiği açıklamasında “savaş tezkeresi kaldırılsın” çağrısı da yaptı.

TSK, PYD’yi ‘terör örgütü’ listesine soktu

TSK’nın internet sitesinde, Türkiye’ye girmeye çalışan beş kişinin yakalandığına dair açıklamada PYD için ‘bölücü terör örgütü‘ ifadesi kullanıldı.

21091318335417

PYD’nin lideri Salih Müslim, daha geçen hafta gizlice Ankara’ya gelerek üst düzey temaslarda bulunmuştu. Silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri’yle (YPG) Kobani’yi savunan, Abdullah Öcalan çizgisine yakınlığı nedeniyle Türkiye’de PKK’nın Suriye uzantısı olarak bilinen Demokratik Birlik Partisi (PYD), Türkiye’nin terör örgütleri listesinde de bulunmuyor.

‘Beş terörist’

Genelkurmay Başkanlığı ise IŞİD’le çatışmaların şiddetlendiği sırada beş kişinin Türkiye’ye geçmeye çalışırken yakalandığına ilişkin bir açıklama yayınlayarak, şu ifadeleri kullandı: ”Jandarma ve Emniyet Müdürlüğü Ekipleri tarafından, Şanlıurfa’da, Suriye’den Türkiye tarafına geçmeye çalışan Bölücü Terör Örgütü / PYD mensubu beş terörist, üç adet Kaleşnikof Piyade Tüfeği ile birlikte yakalanmıştır.”

(diken)

Altın Portakal’da sansüre rest, belgesel filmler yarışmadan çekildi

Gezi eylemleri temalı belgeselin Altın Portakal Film Festivali’nin programından çıkarılmasına, 11 belgesel filmin yönetmen ve yapımcısı da tavır aldı: Filmler festivalden çekildi.

11 film arasında sansürlenen ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ de var.

16 altın portakal...

’51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Yönetimine ve Kamuoyuna’ başlıklı açıklama şöyle:

51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ön-jürisi tarafından yarışma bölümüne seçilen belgesel filmlerimizin TCK’ya göre değerlendirilmiş olması ve ardından bir arkadaşımızın filminin sansür mekanizmasına takılarak yarışma dışı bırakılmasıyla başlayan kriz, festival yönetimince son ana dek sorumluluk üstlenmeyen ve polemiklere sebebiyet veren bir tarz ile yönetilmiştir.

En başından beri asıl meselenin filmlerimizin TCK maddelerine göre değerlendirilmesi, sansürün meşrulaştırılması sorunu olduğunu söylememize rağmen, sinema dünyasını bölen, spekülasyonların ve manipülasyonların etkin olduğu bir tartışma ortamı yaratılmıştır.

Bizim, festivalin yapılabilmesine dair beklentilerimiz gerçek anlamda festival yönetimince karşılığını bulmamıştır. Yapılan son açıklamanın da meselenin özünü çözmeye dair olmadığını büyük bir hayal kırıklığı ile karşıladık.

Festival yönetiminin TCK uygulamalarına dair net bir özeleştiri vermemesi, bizim açımızdan, gelecekte yapılacak olan festivallerde de filmlerimizin bu maddelere göre müdahale görebileceği anlamına geliyor.

Festivale sayılı günler kala sorunun doğru anlaşılması ve çözülmesi yönündeki umudumuzu yitirmiş olmanın üzüntüsü içerisindeyiz.

Festivalin gerçekleşmesini çok önemli buluyoruz fakat filmlerimizin sansür mekanizmaları yaratılarak değerlendirilmemesini ve sanatsal özgürlüğün güvence altına alınmasını her şeyden daha çok önemsiyoruz.

Aşağıda imzası olan, Ulusal Belgesel Yarışma bölümünde yer alan yönetmen ve yapımcılar olarak filmlerimizi festivalden çektiğimizi üzülerek bildiriyoruz.

Albina Özden, Ayris Alptekin, Fehime Seven, Nazlı Bulum, Sefa Tokgöz – Ben Bir Slogan Buldum Anem Benim Yanımda

Devrim Akkaya, Cem Doruk – Diyar

Yasin Semiz – Eymir Neden Paylaşılamadı?

Zeynel Koç, Cenk Örtülü – Kêl / O İklimde Kalırdı Acılar

Emel Çelebi – Külkedisi Değiliz

Cem Kaya – Motör

Ender Yeşildağ – Sessiz Çığlık

Güliz Sağlam, İlker Berke – Tepecik Hayal Okulu

Ahmet Yurtkul – Uzak

Reyan Tuvi – Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek

Deniz Yeşil – Yollara Düştük

 

(Diken)

Kürtçe çalışmaları akademisyenlerinden Kobani için uluslararası destek çağrısı

Kürt Dili üzerinde çalışmalar yapan Türkiye ve Dünyadan akademisyenler yayınladıkları ortak bildirgeyle Kobani için acil eylem ve dayanışma çağrısı yaptı.

Michigan Üniversitesi’nden Yrd. Dr. Hişyar Özsoy’un hazırladığı bildirgeye imza atan Hamid Dabashi, Ananth Aiyer, Mesut Yeğen, Seda Altuğ’un da aralarında olduğu Şu ana kadar 254 akademisyen tarafından imzalanan bildirgeyle Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) saldırıları altındaki Kobani için acil eylem ve dayanışma çağrısı yaparak “Yarın çok geç olabilir” dedi.

15 kobani...Akademisyenlerin imzaladıkları bildirgede Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) neden olduğu insani krizin Ortadoğu’da yüz binlerce insanı dehşete düşürmeye ve yerinden etmeye devam ettiği belirtilerek, Kobani Kantonu’nun üç haftadır uluslar arası kamuoyunun kayıtsız gözleri önünde IŞİD saldırısı altında olduğunu söyledi.

“Kürtler ve Kürdistan’ın diğer halklarıyla ilgili meseleler üzerine çalışan akademisyenler olarak, vuku bulması çok yakın olan yeni bir insanlık krizinden derin bir biçimde endişe duymaktayız” denilen açıklamada, akademisyenlerin Kobani halkı ile dayanışma içinde olduğu belirtildi.

Açıklamada, IŞİD’e karşı kurulan uluslar arası koalisyona ve uluslar arası topluma da Kürtleri öz-savunma mücadelelerinde desteklemek üzere acilen harekete geçme çağrısında bulunuldu.

Yarın çok geç olabilir

Kobani’deki durumu IŞİD saldırganlığı karşısında bir öz savunma mücadelesi olarak gördüklerini belirten akademisyenler, bildirgede şu ifadelere yer verildi:

“Kobani’yi savunanlar defalarca ve umutsuzca içinde bulundukları zor durumu dünya kamuoyunun gündemine getirmeye çalıştılar. İD (İslam Devleti) hedeflerine karşı Rojava’daki (Batı Kürdistan) siyasi otoriteler ve direniş savaşçılarıyla koordinasyon içinde gerçekleştirilecek daha odaklanmış ve etkin hava saldırıları için defaatle çağrıda bulundular.

“Bir kez daha İD’in insafsız saldırıları karşısında kendilerini korumak için diplomatik ve siyasal tanınma, öz-savunma silahları ve insani yardım talebinde bulunuyorlar. İD tarafından kullanılan Amerikan ve Rus yapısı gelişmiş silahları savuşturmak için ellerinde hiç bir yeterli donanım yok. Küresel yardım bir an evvel sağlanmazsa, İD’in aralıksız bombardımanlarına karşı koyamayabilirler. Yarın çok geç olabilir.”

“Dayanışmamızı ifade ederken, bu bildirinin herhangi bir askeri saldırganlık veya işgal çağrısı olmadığının altını çiziyoruz. Buna Türk ordusunun olası askeri işgal planları da dahil. Biz Türk hükümetini halihazırda yürüyen ve umut vaat eden barış sürecinin geleceği için Kürt temsilciler ile iyi niyet çerçevesinde müzakere yürütmeye davet ediyoruz. Rojava’nın Kürt siyasi temsilcilerinin de defalarca açıkladıkları üzere, eğer kendileri meşru otorite olarak tanınır, kendilerine gerekli silahlar, insani yardım ve diğer destekler sağlanırsa, İD tehdidini bertaraf edebilecek kabiliyete sahipler.”

Akademisyenler

İmza bildirisinde imzası bulunan akademisyenler arasında, Michigan Üniversitesi’nden Yrd. Dr. Hişyar Özsoy, Texas Austin Üniversitesi’nden Ömer Özcan, Paris Sarbonne Üniversitesi’nden Yavuz Ayhan, Mardin Artuklu Üniversitesi’nden Yılmaz Özdil, Sabancı Üniversitesi’nden Ruken Alp, Bilgi Üniversitesi’nden Ronayi Önen, İstanbul Şehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mesut Yeğen, Dicle Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aziz Yağan, Michigan Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ananth Aiyer, Boğaziçi Üniversitesi’nden Yard. Doç Seda Altuğ, Harvard Üniversitesi’nden Dr. Daria Bocharnikova, Franklin and Marshall Koleji’nden Prof. Dr. Dr. Antonio Callari, Columbia Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dr. Hamid Dabashi’nin de bulunduğu 159 akademisyenin isimleri bulunuyor.

İmzacıların listesi şu şekilde;

Gulan Abuzeyit, Brock University
Yasemin Acar, Claremont Graduate University
Dr. Necla Acik, University of Manchester
Asst. Prof. Salih Can Aciksoz, University of Arizona
Yılmaz Adal, Koc University
Maria Chiara Addis
Dr. Hashem Ahmadzadeh, Institute for Research and Development-Kurdistan/Iraq
Assoc. Prof. Ananth Aiyer, University of Michigan-Flint
Ahmet Hamdi Akkaya, Ghent University
Asst. Prof. Elçin Aktoprak, Ankara University
Prof. Nadje Al-Ali, University of London
Taimoor Aliassi, Association for Human Rights in Kurdistan of Iran-Geneva
Sacha Alsancakli, Université La Sorbonne nouvelle, Paris
Assoc. Prof. Jennifer Alvey, University of Michigan-Flint
Asst. Prof. Seda Altug, Bogazici University, ATA Institute
Asst. Prof. Ali Ashouri, California State University, San Diego
Delal Aydin, Binghamton University
Dr. Yavuz Aykan, Université Paris I (Panthéon-Sorbonne)
Azad Aziz, Manchester Academic Health Sciences Centre
Sonay Ban, Temple University
Hanifi Baris, University of Aberdeen
Asst. Prof. Felek Baran, Hakkari University
Dr. Derya Bayir, Queen Mary, University of London
Carol Benedict, Winona State University
Dr. Bahar Beser, Coventry University
Dr. Daria Bocharnikova, Harvard University
Dr. Joanna Bocheńska, Jagiellonian University
Firat Bozcali, Stanford University
N. Argun Cakir, University of Exeter
Prof. Antonio Callari, Franklin and Marshall College
Eray Cayli, University College London
Omer Celebi, Yildiz Technical University
Adnan Celik, Paris EHESS
Filiz Celik, University of London, Birkbeck
Onder Celik, Johns Hopkins University
Dr. Behrooz Chamanaram, Georg-August-University, Goettingen
Abdul Haque Chang, University of Texas at Austin
Faculty Emeritus Jeff Clark, James Madison University
Lynne Colley, Exeter and Soran Universities
Assoc. Prof. Vahap Coşkun, Dicle University
Prof. Hamid Dabashi, Columbia University
Asst. Prof. Mahiye Secil Dagtas, University of Waterloo
Cevat Dargin, New York University
Engin Emre Deger, Istanbul Sehir University
Dilara Demir, Rutgers University
Yunus Demir, Istanbul Bilgi University
Davide Denti, University of Trento, Italy
Yasemin Dildar, University of Massachusetts, Amherst
Dr. Dilsah Deniz
Dogan Dogan, Canadian Kurdish Federation
Dr. Adis Duderija, University of Malaya
Deniz Duruiz, Columbia University
Esin Duzel, UC San Diego
Dr. Vera Eccarius-Kelly, Siena College
Asst. Prof. Ozge Ejder, Mimar Sinan Fine Arts University
Deniz Ekici, independent Researcher
Baban Eliassi, Geneva University
Dr. Turgut Ercetin, Stanford University
Ilgin Erdem, University of Massachusetts-Amherst
Dr. Umut Erel, Open University
Lara Fresko, Cornell University
Resul Geyik, Mardin Artuklu University
Dr. Maria Giedz, Gdansk School of Banking
William Gourlay, Monash University
Onur Gunay, Princeton University
Asst. Prof. Azat Zana Gundoğan, University of Michigan-Flint
Aziz Guzel, York University
Serra Hakyemez, Johns Hopkins University
Emad Hamedi, University of St Andrews
Wendelmoet Hamelink, Leiden University
Prof. Katharine Hodgkin, University of East London
Susan Jahoda, University of Massachusetts, Amherst
Dr. Karolina Jaworska, University of Silesia
Maruf Kabi, University of St Andrews
Karol Kaczorowski, Jagiellonian University
Erkan Karacay, University of Exeter
Fethi Karakecili, York University
Emine Rezzan Karaman, UC Los Angeles
Seref Kavak, Keele University
Dr. Serap A. Kayatekin, The American College of Thessaloniki
Dr. Janroj Keles, Middlesex University
Pinar Dinc Kenanoglu, London School of Economics
K. Mehmet Kentel, University of Washington, Seattle
Dr. Mehmet Rauf Kesici, Kocaeli Universtiy and Regent’s University
Mina Khanlarzadeh, Columbia University
Ugur Kocak, University of Chicago
Prof. Anna Krasnowolska, Jagiellonian University
Asst. Prof. Bulent Kucuk, Bogazici University
Mehmet Barış Kuymulu, City University of New York
Benjamin Kweskin, Independent Scholar
Patrick Lewis, University of Chicago
Andrew Littlejohn, Harvard Univesity
Assoc. Prof. Yahya M. Madra, Bogazici University
Assoc. Prof. Kamran Matin, Sussex University
Caroline McKusick, University of California, Davis
Fatma Derya Mentes, Duke University
Dr. Sabah Mofidi
Della Murad, Gulan
Prof. Leyla Neyzi, Sabanci University
Assoc. Prof. Bruce Norton, San Antonio College
Francis O’Connor, European University Institute – COSMOS
Dilan Okcuoglu, Queen’s University
Dr. Ahmet Feyyad Oncel
Dr. Ergin Opengin, University of Bamberg
Prof. Emeritus Baskin Oran, Ankara University
Omer Ozcan, University of Texas at Austin
H. Ege Ozen, Binghamton University (SUNY)
Prof. Umut Ozkirimli, Lund University
Asst. Prof. Ceren Ozselcuk, Bogazici University
Asst. Prof. Hisyar Ozsoy, Univesity of Michigan-Flint
Assoc. Prof. Ayse Parla, Sabanci University
Zozan Pehlivan, Queen’s University
Naomí Ramírez Díaz, Autónoma University of Madrid
Asst. Prof. Renata Rusek-Kowalska, Jagiellonian University
Sardar Saadi, University of Toronto
Prof. George Saliba, Columbia University
Berivan Kutlay Sarikaya, University of Toronto
Cafer Sarikaya, Bogazici University
Marlene Schäfers, University of Cambridge
Dr. Thomas Schmidinger, University of Vienna, Austria
Ceren Sengul, University of Edinburgh
Dr. Serap Ruken Sengul, University of Michigan-Ann Arbor
Dr. Amir Sharifi, California State University, Long Beach
Assoc. Prof. Said Shams, Soran University
Assoc. Prof. Jaffer Sheyholislami, Carleton University
Mushtaq Ul Haq Ahmad Sikander, Kashmir University
Spyros A. Sofos, Lund University
Asst. Prof. Kamal Soleimani, Mardin Artuklu University
Rina Srabonian, University of Manchester
Dr. Latif Tas, Oxford University
Assoc. Prof. Kumru Toktamis, Pratt Institute Brooklyn, NY
Asst. Prof. Hakan Topa, SUNY Purchase College
Vedat Toprak, Anadolu University
Zenonas Tziarras, University of Warwick
Secil Uluisik, University of Arizona
Laura Unger, Independent Researcher,
Kerem Ussakli, Stanford University
Asst. Prof. Nazan Ustundag, Bogazici University
Prof. Abbas Vali, Bogazici University
Dr. Anand Vaidya, Harvard University
Prof. Nicole F. Watts, San Francisco State University
Dr. Nerina Weiss, Fafo Institute for Applied International Studies, Norway
Assoc. Prof. Kamala Visweswaran, University of Texas at Austin
Assoc. Prof. Aziz Yagan, Dicle University
Prof. Mesut Yegen, Istanbul Sehir University
Ismail Yigit, Mississippi State University
Dilan Yildirim, Harvard University
Emrah Yildiz, Harvard University
Yesim Yaprak Yildiz, University of Cambridge
Asst. Prof. Zeynep Turkyilmaz, Dartmouth College
Asst. Prof. Zehra Yilmaz, Van Yuzuncuyil University
Cagri Yoltar, Duke University
Dr. Deniz Yonucu, independent researcher
Asst. Prof. Zafer Yörük, Izmir University of Economics
Assoc. Prof. Grazyna Zajac, Jagiellonian University, Poland
Dr. Goran A.S. Zangana, Health Policy Research Organization, Kurdistan/Iraq
Dr. Asli Zengin, Yörük University
Dr. Charlotta Zettervall, Malmö University
Dr. Welat Zeydanlioglu, Kurdish Studies Journal Editor, Sweden
Prof. Zvi Zohar, Bar-Ilan University
Dr. Farangis Ghaderi, Exeter University
Duygu Çelik, Istanbul University, Turkey
Dr Jalal Nori, Stockholm University
Servet Erdem, University of Oxford
Fateh Saeidi, Georg-August University
Gulcan Sezer, independent researcher, Holland
Assoc. Prof. Yılmaz Özdil, Mardin Artuklu University
Dr. Hiva Panahi, Panteion University
Prof Zeynep Gambetti, Bogazici University
Dr Recep Dogan, independent researcher, Turkey
Seyfettin Cabuga, Fatih University
Asst. Prof. Marina Taloyan, Karolinska Institute, Sweden
Osman Isci, Hacetepe University, Turkey
Dr. Firat Gundem, Dokuz Eylul University, Turkey
Dr. David Selim Sayers, San Francisco State University
Dr. Evrim Emir-Sayers, San Francisco State University
Ihsan Gunduz, George Mason University
Ass. Prof. Umut Tümay Arslan, Mimar Sinan Fine Arts University
Dr. John Huynyk, independent researcher, London, UK.
Dr. Salih Akin, University of Rouen
Asst. Director, Christian Sinclair, University of Arizona
Betul Rifaioglu, University Sussex
Dr. Rûken Alp, Sabanci University
Dr. Zerrin Ozlem Biner, University of Cambridge
Navid Naderi, Duke University
Dr. Cuma Cicek, SciencesPo de Paris/CERI
Firat Capan, Hacetepe University
Ceren Zeynep Ak, Queen Mary, University of London
Jan Bojer Vindheim, Norway
Asst. Prof. Ali Kemal Özcan, Tunceli University
Prof. Michael Leezenberg, Amsterdam University
Didem Oral, European University Institute
Özgür Sevgi Göral, Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales (EHESS)
Ahmet Alış, Bogazici University
Z. Asli Elitsoy, Bilkent University
Massoud Sharifi Dryaz, Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales (EHESS)
Bekir Halhalli, Comenius University in Bratislava
Asst. Prof. Selim Temo, Mardin Artuklu University
Gulay Turkmen- Dervisoglu, Yale University
Pinar Kemerli, Bard College, Cornell University
Dr. Djene Bajalan, American University of Iraq – Sulaimani
Dr. Nadia Jones-Gailani, University of South Florida
Dr. Sebahattin Topcuoglu, independent, Hamburg, Germany
Dr. Farhad Shakely, Uppsala University
Asst. Prof. Barış Ünlü, Ankara University
Kajal Mohammadi, York University, Canada
Mehtap Tosun, Middle East Technical University
Kumru Bilici, Carleton University, Canada
Shayee Khanaka, librarian, University of California, Berkeley
Dr. Ipek Demir, University of Leicester
Mardin Aminpour, The university of Texas at Austin
Assoc. Prof. Osman Aytar, Malardalen University, Sweden
Kawa Morad, University of Exeter
Ozcan Ogut, University of Pompeu Fabra
Prof. Ali Akay, Mimar Sinan Fine Arts University
Ülker Sözen, Mimar Sinan Fine Arts University
Emine Iğdi, Free University of Amsterdam
Assoc. Prof. Jaffer Sheyholislami, Carleton University, Canada
Dr. Gérard Gautier, Institut National des Langues et Civilisations Orientales, Paris
Dr. Eszter Spät, Käte Hamburger Kolleg, Ruhr-Universität Bochum
Demet Arpacık, CUNY Graduate Center, New York
Charlotte M. Sáenz, Adjunct Associate Faculty, California Institute of Integral Studies, USA
Shenah Abdullah, University of Sulaimani-Kurdistan, Iraq
Dr. Zhala Azad, University of Sulaimani-Kurdistan, Iraq
Assoc. Prof. Besime Sen, Mimar Sinan Fine Arts University
Asst. Prof. Ceren Belge, Concordia University
Dr. Boris James. Institut Français du Proche-Orient
Shna Kurdi, independent researcher, UK
Prof Izettin Önder, Istanbul University
Alev Yıldırım, CUNY Graduate Center, New York
Tugba Yildirim, EHESS, France
Berrin Altin Soran, University of Leicester
Yeşim Mutlu, Middle East Technical University
Daniel Barry, CUNY Graduate Center, New York
Sibel Yardımcı, Mimar Sinan Fine Arts University
Murat Cemal Yalçıntan, Mimar Sinan Fine Arts University
Dr. Behrooz Shojai, Mardin Artuklu University
Arda Gucler, Northwestern University
Dr. Azad Henareh, United States Department of Agriculture
Deniz Cifti, Exeter University
Senem Guneser, Free University of Brussels
Prof. Christine Allison, Exeter University
Safak Kilictepe, Indiana University
Ulaş Özdemir, Yıldız Technical University
Dr. Kariane Westrheim, University of Bergen
Muhammad Waladbagi, Durham University
Assoc. Prof. Benjamin Smith, University of Florida
Dr. Clemence Scalbert-Yucel, University of Exeter/Institut Français des Etudes Anatoliennes
Assoc. Prof. Maya Arakon, Süleyman Sah University
Gulden Ozcan, Carleton University, Canada
Asst. Professor, Juan Obarrio, Johns Hopkins University
Asst. Prof. Senem Aslan, Bates College
Erden Ilter, Binghamton Universtity, USA
Dr. Katharina Brizić, University of California, Berkeley, Berkeley Language Center

(Yeşil Gazete, Kurdish Studies Network)

IŞİD, Kobani’den çekiliyor iddiası

Kobani ve çevresinde ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin havadan müdahalesi devam ederken bugün gerçekleşen bombardımanlar sonucu bölgeden IŞİD’in geri çekildiği iddiaları geliyor.

13 kobani, işidÜç haftadır süren yoğun çatışmalar sonucu hem uluslararası kamuoyunda,hem de Türkiye ‘de odak noktası haline gelen ve iki gün önce IŞİD bayraklarının dalgalandığı gözlenen Kobani’de IŞİD’in geri çekildiği iddia edildi. Reuters ajansı, Kobani bölgesi Dışişleri Bakan Yardımcısı İdris Nassan ile yaptıkları telefon görüşmesine dayanarak IŞİD’in kentin girişinin gerisine çekildiğini duyurdu. Ajansın haberinde, Nassan’ın şu ifadelerine yer verildi:

“Bombardıman etkili oldu ve IŞİD birçok noktada geri püskürtüldü. Bu, onların şehre girişlerinden bu yana en büyük geri çekilmeleri ve bölgeden tamamen geri çekilmelerinin başlangıcı olarak kabul edebiliriz.”

Bombardıman sonucu bölgeden yükselen dumanlar, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinin sınır hattından da çıplak gözle görülebiliyor.

Üç haftadır yoğun çatışmaların sürdüğü Kobani’de pazartesi günü IŞİD bayrakları dalgalanmaya başlamıştı. Dün ise yoğun sokak çatışmalarının sürdüğü stratejik kentte, IŞİD’in birden fazla cepheden ağır silahlarla saldırdığı haberleri gelmişti.

 

Cumhurbaşkanına özel Cumhurbaşkanlığı Kupası: Bilet yok, davetiye var

Fenerbahçe Ülker ile Pınar Karşıyaka, Başkent’te Cumhurbaşkanlığı kupasını kaldırmak için karşı karşıya gelecek. Salonu bile son anda açıklanan dev finale Cumhurbaşkanı Erdoğan da geleceği için olağanüstü hâl ilan edildi. Olası protestoları önlemek için bilet basılmadı, davetiye dağıtılacak.

12 fenerbahçe ülker pınar karşıyaka

Türkiye Basketbol Ligi’nde 2014-2015 sezonu, dev bir maçla açılıyor. Bu akşam Saat 19.30’da 13 bin kapasiteli Ankara Arena’da başlayacak karşılaşmada, geçen sezon Türkiye Basketbol Ligi’nde şampiyonluğa ulaşan Fenerbahçe Ülker ile Türkiye Kupası’nı müzesine götüren Pınar Karşıyaka mücadele edecek. Fenerbahçe Ülker, kupayı daha önce 5 kez kazanırken, Pınar Karşıyaka ise bir kez mutlu sona ulaştı. Mücadeleyi A Spor naklen yayınlayacak. Daha önce Konya’da oynanacağı açıklanan ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın gelme ihtimaline karşın Ankara’ya alınan final için gizlilik devam ediyor.

Fanatik Gazetesi’nden Gökhan German’ın haberine göre; sır gibi saklanan final yeri, maçtan birkaç gün önce açıklanırken, bu kez de biletler maçın başlama saatine 14 saat kala satışa sunuldu. Toplam 12 blokta biletli seyirci yer alacak. Geriye kalan 36 blokta (8500 kişi) ise davetiyeli seyirciler bu muhteşem finali izleyebilecek.

Türkiye Basketbol Federasyonu’nun beklenenden çok geç biletleri satışa çıkarmasına anlam verilmezken, bunun altında yatan asıl nedenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılacak olası tepkiler olduğu öğrenildi. Hatırlanacağı gibi Türkiye-ABD arasında oynanan ve ülkemizde düzenlenen 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nın finalinde o dönem başbakan olan Erdoğan yoğun protestolara maruz kalmıştı.

İstanbul Modern’de ‘sessiz sedasız’

İstanbul Modern Sinema, Kino İstanbul tarafından İstanbul Şehir Ünivesitesi işbirliğiyle bu yıl ilk kez düzenlenen İstanbul Sessiz Sinema Günleri’ne ev sahipliği yapıyor.

“Sessiz Sedasız Geliyorlar” başlığı altında, İtalya’nın Bologna kentindeki film restorasyonı alanında dünyanın en prestijli kurumlarından Cineteca di Bologna’nın da resmi desteğiyle gerçekleşecek etkinlik, Türkiye’de sinemanın 100. yılını kutladığı 2014’te, sinemanın erken döneminden çeşitli örnekleri sunuyor. Panellerle zenginleşen programda Osmanlı döneminden gösterilecek kareler, Şehir Üniversitesi bünyesinde gerçekleşecek bir konferansla akademik camiaya taşınıyor. Bunun yanı sıra Orson Welles’in uzun süre kayıp olduğu sanılan ve seyirciyle ilk defa 2013 yılında buluşan Too Much Johnson adlı 1938 tarihli filmi dikkatleri üzerine çekiyor.

sessiz_1465_5308418

9-12 Ekim tarihleri arasında gösterilecek sessiz filmler şöyle: 

Mavi Kan / Sangue Bleu, 1914
Yönetmen: Nino Oxilia
İtalya (Celio Film) | 63’ | Renkli | DVD
Restorasyon: EYE Filmmuseum – Desmet Collection
Yüz yıl öncesinin toplumunda kadının dramını anlatan, başrolde meşhur İtalyan aktris Francesca Bertini’nin oynadığı bir diva filmi. Zengin ve soylu bir kadın, boşanma ertesinde hem çocuğunu hem de mal varlığını kaybederek bir kabarede çalışmak zorunda kalır. Film bir taraftan I. Dünya Savaşı öncesinin Avrupası’ndaki asalet, sınıf farkı, kadının toplumdaki yeri gibi konulara değinirken, diğer taraftan evrensel bir değer olan annelik duygusunun kadını ittiği duygusal ve sosyal çıkmazı anlatıyor.
Piyano: Daniele Furlati

*Mariann Lewinsky Sträuli’nin sunumu ile

Kahrolsun Savaş / Maudite Soit La Guerre, 1914
Yönetmen: Alfred Machin
Belçika (Belge Cinema Films Pathe) | 48’ | Renkli | DCP
Restorasyon: Belçika Kraliyet Arşivi ve EYE Filmmuseum
Belçika Hükümeti, I. Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmak istiyordu. Almanlar ise Fransa’ya ulaşmak için Belçika topraklarından geçme kararını çoktan almıştı. Bu durum ülkeyi savaşın en kanlı cephelerinden biri haline dönüştürecekti. Bu film 1914’te (henüz I. Dünya Savaşı başlamadan önce) olası bir sınır çatışması ihtimaline karşı pilotluk eğitimi alan iki arkadaşın hikayesini anlatıyor. Savaşın çıkmasıyla iki arkadaşın mecburen ayrı saflarda yer alıp, birbirlerine karşı savaşmak zorunda kalması ve bu durumun ailelerinde uyandırdığı yankılar filmin ana temasını oluşturuyor. Henüz savaş başlamadan çekilmiş ancak adeta savaşın 1918’de bırakacağı inanılmaz kayıpları önceden gören ve buna isyan eden, savaş karşıtı bir film.

Müzisyen: Ozan Tekin

*Elif Rongen Kaynakçı’nın sunumu ile

** Filmden önce 1. Dünya Savaşı sırasında çekilen Vardar Nehri Sularında / Dans Les Ajoncs du Vardar ve Alpler Üzerinde Bir Uçak Gezisi/ Een vliegtuigtocht door de Alpen adlı iki kısa film gösterilecektir.

Sakıncalı Görüntüler / Perils Of The Pictures
(Seçki: 50 dakika)
Restorasyon: EYE Filmmuseum – Desmet Collection
Hazırlayan: Elif Rongen-Kaynakçı
“Sakıncalı Görüntüler” seçkisi bize yüz yıl önce, panayır ortamından yerleşik düzene daha yeni geçmiş sinemanın atmosferini tüm detaylarıyla yansıtıyor. O dönemde sinemaya kimlerin hangi koşullarda gittiği ve orada çalışan piyanist, makinist ve diğer görevliler hakkında görsel ipuçları sunuyor. Seçki, aynı zamanda görsel kültürün yaşamımıza getirdiği hazların yanı sıra sebep olduğu çeşitli endişelere de vurgu yapıyor.

Saksafon: Richard Laniepce, Akordeon: Tamer Karaoğlu, Cello: Burak Ayrancı

*Elif Rongen-Kaynakçı’nın sunumu ile

Too Much Johnson, 1938
Yönetmen: Orson Welles
ABD | 66’ | Siyah-beyaz | DCP
Restorasyon: National Film Preservation Foundation, George Eastman House, Cineteca di Friuli, Cinemazero
Efsane yönetmen Orson Welles’in 23 yaşındayken çektiği ve geçtiğimiz yıl İtalya’nın Pordenone şehrinde bir hangarda bulunan sessiz filmi ”Too Much Johnson” ilk kez İstanbullu izleyicilerle buluşuyor. 2013 yılındaki Pordenone Sessiz Film Festivali’nde ilk kez gösterilen filmin büyük bir kısmı New York’un Meatpacking District semtinde çekildi. Komedi tarzındaki film abartılı hareketlere dayanan “slapstick” ve kadın karakterin daha baskın çıktığı “screwball” türlerinin bir karışımı. Aynı zamanda 1894 yılındaki William Gillette’in üç perdelik evlilik komedisinden uyarlama. Uzun bir süredir kayıp olduğu düşünülen film, başarılı restorasyonuyla ilk kez İstanbul Sessiz Sinema Günleri’nde sizlerle buluşuyor.
Carroll Catcher: laptop/synth
*Nezih Erdoğan’ın sunumu ile

Dr. Caligari’nin Muayenehanesi / Das Cabinet des Dr. Caligari, 1920
Yönetmen: Robert Wiene
Almanya | Murnau Stiftung | 75’ | Renkli | DCP
Restorasyon: Cineteca di Bologna, Murnau Stiftung

Sinema tarihinde çığır açan, Alman dışavurumcu sinemasının en temel yapıtı sayılan, sahne ve dekor tasarımında öncü bir yol çizen, kimi eleştirmenlere göre ilk korku filmi Caligari, bu yılki Berlinale Film Festivali’nde dünya prömiyeri gerçekleştirilen dijital restorasyonuyla karşınızda… Dr.Caligari yerel bir karnavalda hipnotize ettiği uyurgezer Cesare vasıtasıyla geleceğe dair kehanetlerde bulunuyor. Fakat Cesare geceleri, tabut benzeri yatağından kalkıp kasabada cinayetler işlemeye başlıyor.
Theremin: Cihan Gülbudak

Otlak: Bir Halkın Yaşam Mücadelesi / Grass: A Nation’s Battle for Life, 1925
Yönetmenler: Merian C. Cooper, Ernest B. Schoedsack
ABD (Paramount Pictures) | 71’ | Siyah-beyaz | DVD
Restorasyon: Library of Congress / Milestone Films
Geçim kaynakları hayvancılık olan Bahtiyari kabilesinin, bugünkü coğrafyada İran’a denk gelen topraklara zorunlu göçünü konu alan sessiz bir belgesel. Hareket noktası Ankara olan bu belgeseldeki göç bize 1925 yılındaki Anadolu coğrafyasından büyüleyici kareler sunuyor. Filmin yönetmenlerinin daha sonra King Kong’la büyük üne kavuşacak olmaları da ayrıca merak uyandırıcı. Bu film, Kürtleri konu alan ilk film olması üzerine tartışmalarla da son yıllarda gündeme geldi.

Müzik: Richard Einhorn (Gösterim kayıtlı müzik üzerinden gerçekleşecektir.)

Charlie Chaplin Keystone’da / Charlie Chaplin At Keystone, 1914
ABD | DVD | Restorasyon: Cineteca di Bologna, BFI ve Lobster Films
İngiliz aktör Charlie Chaplin sinema deneyimine ilk olarak ABD’de Keystone Stüdyoları’nda başladı. Bundan tam 100 yıl önce, 1914’te, daha sonraki sinema figürünün ve sinema dilinin ana özelliklerini belirleyecek olan 34 kısa filme imza attı. Bu süreç onun büyük bir hızla yıldız olmasının yanı sıra, her aşamasıyla sinemayı da öğrenmesine vesile oldu. 20. yüzyılın en ikonik kimliklerinden birinin doğmasına ve gelişmesine tanık olan bu sürece ait kısa filmlerden oluşan iki seçki (filmlerin son restore edilmiş halleriyle) festivalimizde sizinle buluşuyor.
Müzik: Uninvited Jazz Band

*Mariann Lewinsky Sträuli’nin sunumu ile

Osmanlı Görüntüleri

Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’na dahil olan topraklarda çekilmiş, gerek haber ve belgesel, gerekse kurmaca filmleri dünya film arşivlerinde bulmak artık mümkün. Oysa I. Dünya Savaşı ve İmparatorluk’un çöküşünün ardından bu görüntüler pek çok kimse tarafindan dikkate alınmamış, sahiplenilmemiş ya da terk edilmişti. “Yeni Temâşâgerân: Osmanlı’dan Sinema Manzaraları” ilk bakışta birbiri ile ilişkisiz gibi görünen görüntüleri birarada sunarak yeni sinema seyircisinin ortaya çıktığı bir dönemde Osmanlı tarihi, toplumu ve kültürü etrafında sorular sormayı, yeni tartışma alanları açmayı hedefliyor. Programda 1902-1925 tarihleri arasında çekilmiş, Cezayir’den Kırım’a, Balkanlar’dan Irak’a Osmanlı’dan izler bulabilirsiniz.
Piyano: Çiğdem Borucu Erdoğan, Kanun: Güniz Alkaç, Daire: Nurcan Betül Arısoy (9 ve 10 Ekim gösterimleri)
Grup Burgaz’dan Sonra Heybeliada (12 Ekim 2014 gösterimi)
*Elif Rongen-Kaynakçı’nın sunumu ile
Söyleşi: Osmanlı’dan Sinema Manzaraları, 17.00

1 Mayıs davasından emsal karar

İstanbul’da 2008 yılındaki ‘yasaklı‘ 1 Mayıs’ta gözaltına alınan 30 kişi hakkında altı yıl sonra verilen takipsizlik kararının gerekçesinde, “Nasıl ki 29 Ekim’de, asker uğurlamalarında gösteri kanunu uygulanmıyorsa, 1 Mayıs’ta da uygulanamaz” denildi.

11 1 mayıs davasıİstanbul’da 1 Mayıs 2008’de izinsiz kutlanan ve olayların çıktığı 1 Mayıs İşçi Bayramı’yla ilgili başlatılan soruşturmada karar altı yıl sonra çıktı. Soruşturmayı yürüten savcı Şenol Dağ, 30 şüpheli hakkında takipsizlik kararı verdi.

Kararda o gün Taksim ve civarında çok sayıda toplumsal olayın meydana geldiği, güvenlik güçlerine göstericilerin taş ve molotof atarak saldırıda bulundukları nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu anlatıldı.

6 yıl sonra açıklanan kararda savcı Şenol Dağ, 1 Mayıs’ın dünya üzerinde birçok ülkede tatil olarak kabul edildiğini, bu tarihte tören ve kutlamalar yapıldığını vurguladı. Savcı kararının devamında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri yürüyüşleri kanunun amaç ve kapsamına da değinerek şu ifadelere yer verdi:

“Bu durumda nasıl ki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları, asker uğurlamalarında, hacı kafilesi karşılamalarında, açık alanlarda toplu iftar yemeği verilmesinde, açık alanlarda düğün ve sünnet töreni yapılmasında, 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu uygulanmıyorsa, dünya çapında kutlanan ve ülkemizde 2008 yılı Nisan ayında kabul edilip, 22 Nisan 2009 yılında kanun ile resmi tatil ilan edilen ‘1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün de 2911 sayılı kanun hükümlerinin uygulanamayacağı sabittir.”

(İnternet Haber)

 

ABD Genelkurmay Başkanı, “Korkarım ki Kobani düşecek”

ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey, IŞİD’in kısa sürede Suriye’deki Kürt şehri Kobani’yi alabileceğini belirterek, “Korkarım ki Kobani düşecek” dedi.

ABC News’ten Marta Raddaz’a verdiği mülakatta Dempsey, IŞİD militanlarının kentin dışına yüklendiğini belirterek, Kobani’deki gelişmelerle ilgili Türk mevkidaşı ile konuştuğunu söyledi.

10 abd genelkurmay başkanı...

Türkiye’nin sınırın kendi tarafına IŞİD’in geçişini önlemek için güç yerleştirdiğini belhirten Dempsey, “IŞİD bunu yapmayacak kadar akıllıdır” dedi.

Martin Dempsey, IŞİD’in kısa sürede Suriye’deki Kürt şehri Kobani’yi alabileceğinisöyledi, “Korkarım ki Kobani düşecek” diye konuştu.

ABD Genelkurmay Başkanı, IŞİD’in Kobani’yi Kürtlerden alması halinde Suriye’nin kuzey sınırının büyük bölümünü kontrol edeceğini kaydetti.

ABD’nin, IŞİD güçlerini Kobani’den püskürtmek için hava saldırısı düzenlediğini belirten Dempsey, yaptıkları saldırıların sınırlı etkisinin olduğunu vurguladı. Dempsey, “IŞİD, düşmanını öğreniyor ve nasıl manevra yapılacağını ve nüfusu nasıl kullanacağını ve gizleneceğini biliyor” dedi.

IŞİD savaşçılarını havadan vurmanın gittikçe güç hale geldiğini belirten Dempsey, şunları söyledi:

“Elektronik aletleri kullanma konusunda daha da akıllanıyorlar. Daha önce yaptıkları gibi bayrak sallamıyorlar, büyük konvoylar halinde hareket etmiyorlar. Görünür ve tanımlanabilir karargahlar kurmuyorlar.”

Dempsey, Kobani sakinlerinin büyük bölümünün Türkiye geçtiği belirterek, kentin düşmesi halinde IŞİD’in ‘korkunç zulümler’ yapacağından şüphesi olmadığnı söyledi.

(Al Jazeraa, ABC News)

Irkçının ve arsızın kutsal ‘bankamatik’ hakkı… – Murat Sevinç

Hiç utanmıyorlar. Adını bir türlü koyamadıkları bilinçli ya da bilinçsiz ırkçılıkla, ayrımcılık ve nefretle şekillenen ruh halleri, utanç duymalarını engelliyor belli ki. Bu duygunun ne olduğunu unutmuş gibiler.

Aşağıdaki satırlar, mahcup olabilme hasletini yitirenlere…

Hemen sınırımızda, elimizi uzatsak dokunacağımız bir yerde; öğrencimin, komşumun, arkadaşımın eşi dostu, akrabası, yoldaşı, Şeriat devleti kurma derdindeki katil sürüsüyle cebelleşirken, insanlar can derdine düşmüşken, bizim toprağın insanı yaşamını, yani en değerlisini korumaya çalışıyorken ‘kamu malı’ndan söz edebilenler.

Yaşam hakkına değil, belediye otobüsünün metaline, bankamatiğin tuşlarına saygı gösterenler. Fransa’da, Fransız yoksulları araçları yaktığında olup biteni ‘sosyal ve psikolojik’ gerekçelerle açıklayıp konu Türkiye sokakları olduğunda, zarar verilen bir bankamatiği gündeme getirmekten hiç çekinmeyenler.

Kürt nefreti nedeniyle IŞİD’e sempati besleyenler…

Özellikle Kürtler mevzubahis ise ırkçılıkta sınır tanımayanlar. Baş kesen katil ve namussuz sürüsüne, Kürt’ün canına kastedildiği için sempati besleyenler. ‘İnsanlık’ dediğimiz ‘hâl’de, yalnızca kendi çıkarını ve kendine benzeyeni görenler.

Bir yurttaş olarak sizin, ‘otobüsün metali, kaldırımın taşı, bankamatiğin tuşu’ kaygılarınızdan bıkkınım. ‘Kamu’ denildiğinde, onun ‘canını’ değil de yalnızca ‘malı’nı anlamanıza neden olan şu mülkiyetçiliğiniz midemi bulandırıyor. Sizleri hem aptal hem ahlaksız buluyorum. Çok mu sert oldu? Olmadı; emin olun daha ağırına layıksınız.

Kamu malı yani herkesin emeği, elbette değerlidir. Ben ve çevremdeki çok insan, ‘bir kâğıdın her tarafını kullanmalı, kalemi tükenene kadar atmamalı, silgiyi boyunda dolaştırmalı, çıkarken mutlaka ışığı kapatmalı’ disipliniyle yetiştirildik. Eski Türkiye’de böylesi popülerdi. Bizi yetiştirenler, kuru ekmeğin kıymetini bilen savaş dönemi çocuklarıydı.

‘Sergileme, tadını çıkarma, göze sokma’nın ayıp kabul edildiği, çocukların beslenme çantalarına ‘muz’ koymadığı bir ülke vardı. Sonrasında bir kısmımız, bu konuların eğitimini de aldık. Kamu malı, kamu hizmeti, kamuculuk ‘nedir ne değildir’, anlayıp öğrenmeye çalıştık. O meşhur ‘kamu malı’ndaki kamu ifadesinin, ‘insan’dan oluştuğunu anlatmaya çalıştık.

Önce insana sahip çıkın, mala değil

Benzemez yönleri/nitelikleri, kaygıları olan; yurttaş, kadın, erkek, farklı cinsel yönelimde, başkaca inançlara sahip, muhtelif sınıflardan, insan. İnsan olmadığında, ‘kamu’ olmuyor, olamıyor. Haliyle, kamu malı da. Demek ki önce sahip çıkılması gereken o insanın yaşamı, canı. Yaşamından ayrı düşünülemeyecek olan onuru, beden bütünlüğü.

9 polis

Kalan tüm ilkeler, ‘insan’ yaşamının ‘varlığı’ üzerine inşa edilir. O ‘insan’ın yaşamına, beden ve ruh bütünlüğüne halel geldiğinde, temel hakları yaşama geçirmeye dair diğer tüm ilkeler işlevini yitirir. Önce, ‘yaşam’ korunacak. İşte, öğrendiğimiz buydu. Haliyle, aktarmaya çalıştığımız da.

Buna mukabil ‘yaşam hakkı’ dediğimiz, yalnızca nefes almaktan ibaret değil. O nefesin anlamlı olabilmesi için gerekli çok şey var yapılması gereken. Gerekenlerin çoğuysa, devlete verilmiş görevler. Anayasa’da yer alan temel haklar, insan nefesini anlamlı hale getirmek için tanınmıştır.

Sadece nefes almak yetmez

Devlet, yalnızca ‘yaşa’ diyemez. Nefes alanın, insanca yaşamasından sorumludur. Tek tek saymaya gerek yok; Anayasamız bu amaca yönelik çok sayıda hüküm barındırır. Tabii, özgürlüklere getirilen her hukuk/akıl/bilim/ demokrasi dışı sınırlama, insanın aldığı nefesi yalnızca ‘nefes’ haline getireceğinden, tehlikelidir.

Bu nedenle yurttaş, kendisini sistemin cenderesinden çıkarıp daha ‘insan’ hissettirecek eylemlere yönelir çoğu kez. Bunun adı, bir gün ‘anadilde eğitim,’ ertesi gün ‘eşcinsellerin eşit muamele görme’ talebi olur. Sonuç değişmez: Herkes insan gibi yaşamak ister ve insanca yaşamanın birden çok yolu vardır.

Sorun, farklı talepleri olan yurttaş kesimlerinin hangi devletin yurttaşı oldukları, karşılarında ‘kimi’ ve ‘neyi’ bulduklarıdır. Türkiye yurttaşının talihsizliği, muhatabının Türkiye devleti olmasıdır. Üstelik o devletin şu anki sahipleri, geçmiştekilere rahmet okutacak türden insanlar.

Bankamatik tuşlarına iman etmiş arsızlar

Ancak, bugün Türkiye’de olup bitende payı olan devlet organlarını vs. boş verelim şimdi. Yaşanan rezillikler, yalancılık ve dalkavuklukla sıvanamayacak kadar ortada zaten. Bu satırların temel derdi, kamu denildiğinde ‘mal’ anlayan ve yurttaşın değil de bankamatik tuşlarının korunması gerektiğine iman etmiş arsızlar. Sıradan yurttaşı, gazetecisi, siyasetçisi…

Akıl almaz boyuttaki yolsuzluk iddialarına, kamunun her Allah’ın günü başkaca yollarla zarara uğratılmasına, açık polis şiddetinin aldığı ya da zarar verdiği ‘kamu canı’na gıklarını çıkarmayıp görmezden gelenler, her toplumsal eylemde, bankamatiklerin ve otobüs camlarının yılmaz koruyucusu kesiliveriyor. O çirkin, ırkçı, arsız dilleriyle. Bir de bunun adını hiç arlanmadan, ‘kamuculuk’ koyuveriyorlar. Cumhuriyet tarihinin en dizginsiz özelleştirmelerinin, yurttaşın gözünün içine baka baka, göstere göstere yapıldığı dönemde üstelik.

‘Kamucular’ memleketin arsızı, ırkçısı

Yok hayır… Kamuculuk zannettiğiniz şey değildir memleketimizin arsızı, uğursuzu, ırkçısı. Kamuculuk, ‘kamu’ olabilmek için öncelikle muhtaç olunan ‘insana’ değer vermek, onu yaşatmak, nitelikli bir yaşam sunabilmektir. Bunun için devlete, anayasal görevlerini hatırlatmak, gerektiğinde karşı durabilmektir.

Ölen işçileri 24 saat içinde unutmamaktır. Gelecek ölümleri engellemeye çalışmaktır. Kamu için/adına ses çıkarmaktır, mücadeledir, pes etmemektir. İnsana ve her canlıya, emek harcamaktır. Acı çekeni, zor durumda olanı, küçümseneni, ırkçılığa maruz kalanı, yüz yıldır hak arayıp bulamayanı, hiç olmazsa ‘anlamaya’ çabalamaktır.

Aslolan insan yaşamıdır. Kalan her şey; bankamatik ve duraklarınız, her yıl sizin vergilerinizle yenilenen kaldırım taşlarınız, o yaşam korunduğu müddetçe iş görür. ‘Kamu malı’ savunusu adı altında ırkçılık, ayrımcılık yapamazsınız. Malumunuz; görüldükleri yerde asıl ezilmesi gerekenler, ırkçılık ve ırkçılardır. Yaşama, memlekete, toprağına tutunmaya çalışan ‘can’lar değil.

Sizler ‘kamucu değil,’ ırkçı, arsız ve münasebetsizsiniz…

Bu yazı diken.com.tr/ den alınmıştır

Murat Sevinç

 

 

Murat Sevinç