Ana Sayfa Blog Sayfa 3787

Piketty, Fransa’nın verdiği ‘onuru’ reddetti!

fft81_mf305555921. Yüzyılda Kapital’in yazarı Fransız iktisatçı Thomas Piketty, Fransa’nın en yüksek nişanı olan Legion d’Honneur’u reddetti. Piketty, “Devletin görevi kimin onurlu olduğunu belirlemek değil” dedi.

Yazdığı 21. Yüzyılda Kapital kitabı ile büyük ses getiren Fransız iktisatçı Thomas Piketty, Fransa’nın en üst düzey ödülü sayılan Legion d’Honneur’u reddetti. Piketty “Devletin görevi kimin onurlu olduğunu belirlemek değil” dedi.

Piketty ödülü reddetmesinin gerekçesini ise AFP ajansına açıkladı. Piketty açıklamasında, “Bu ödülü reddettim çünkü kimin onurlu olduğunu belirleme yetkisinin devlette olmadığını düşünüyorum. Fransız devleti Fransa ve Avrupa’daki büyümeye odaklanırsa daha iyi olur” diye konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande tarafından verilen ödüle bu sene Thomas Piketty ile birlikte, 2014 Nobel Ekonomi ödülünü kazanan Jean Tirole ile Nobel Edebiyat ödülünü alan Patrick Modiano layık görülmüştü.

Bir zamanlar Fransız Sosyalist Parti’ye yakınlığı ile bilinen Piketty son dönemde Hollande’a sert eleştiriler getirmişti.

 

Bahreyn’de muhalif liderin tutuklanmasına tepki yağdı

fft16_mf3055301Bahreyn’de muhalif Şii lider Ali Selman’ın tutuklanmasını İran, Irak ve ABD eleştirirken, Körfez Ülkeleri ‘Bahreyn’in içişlerine müdahale ettiği’ gerekçesiyle İran’a tepki gösterdi. Kararı protesto edenlerin eylemleri ise beş gündür sürüyor.

Bahreyn ana muhalefet hareketi Milli İslami Uzlaşı Cemiyeti (El-Vifak) Genel Sekreteri Ali Selman’ın tutuklanmasına birçok ülkeden eleştiri yağdı.

Kararın ardından İran’dan yapılan açıklamada, “Bahreyn halkına karşı artan baskılardan kaygı duyulduğu ve bu tür yaklaşımların ülkedeki sorunları daha da karmaşık hale getireceği” belirtildi. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Selman’ın ivedilikle serbest bırakılmasını talep ederken, konuyla ilgili bölge ülkelerinin bazı dışişleri bakanlarıyla telefon görüşmesi yaptı. Zarif mevkidaşlarından, Selman’ın serbest bırakılması için çaba göstermelerini istedi.

Bahreyn ise İran’ın açıklamasına tepki göstererek, Selman’ın serbest bırakılması çağrısı yapan İran’ı Bahreyn’in içişlerine müdahale etmekle suçladı. Bahreyn resmi haber ajansı BNA’da yer alan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Selman’ın acilen serbest bırakılması çağrısı, “kanunlara ve uluslararası temayüllere aykırı ve saldırganca bir politika” olarak nitelendirildi. Açıklamada, İran’ın Bahreyn’in içişlerine müdahale ettiği belirtilerek, “Bu açıklamalar siyasi ve dini kışkırtmadır. Bu durum Körfez ülkeleri bölgesinde güvenlik ve istikrarı olumsuz etkileyecektir” denildi.

İran’a bir kınama da Körfez İşbirliği Konseyi’nden geldi. Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’da yer alan habere göre, KİK Genel Sekreteri Abdullatif ez-Zeyyani’nin açıklamasında, Selman hakkında yürütülen soruşturmayla ilgili İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklama kınandı. Söz konusu açıklamanın, “Bahreyn’in içişlerine yapılan kabul edilemez müdahale” olarak nitelendirildiği açıklamada, Vifak’ın yöneticisiyle ilgili sürdürülen soruşturmanın “istisnasız bütün vatandaşlara uygulanan kanunlara göre yapıldığı ve Bahreyn yargısının bağımsızlığı konusunda şüphe duyulmadığı” kaydedildi.

Bahreyn’e tepki gösteren bir diğer ülke ise Irak oldu. Irak’ta parlamentonun çoğunluğunu oluşturan Irak Ulusal İttifakı’nın, Selman’ın derhal serbest bırakılmasını talep ettiği bildirildi. Irak Başbakanı Haydar el-İbadi’nin de üyesi olduğu gruptan yapılan yazılı açıklamada, Selman’ın tutuklanmasıyla Bahreyn’deki siyasi sahne üzerinde bir tehlike oluşturduğu belirtilerek, “Bahreyn hükümetindeki kardeşlerimizi, tutuklanan Ali Selman’ı bir an önce serbest bırakmaya çağırıyoruz” denildi.

Ulusal yöneticilerine karşı yapılan söz konusu uygulamaların hikmetten yoksun olduğu ifade edilen açıklamada, ülkenin yüksek çıkarları ve toplumsal barışına karşı olduğu da ileri sürüldü.

(Radikal)

 

Kent Atatürk Orman Çiftliği’ni yıl yıl azaltıyor

23524970Sayıştay, AOÇ arazisinin bağışlandığı tarihten bu yana 22 bin dekar küçüldüğünü tespit etti. İmar uygulamaları için ise ‘Mahkeme kararlarına uyulması’ önerisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için maliyeti 1,4 milyar lirayı bulan Ak Saray’ın inşa edildiği Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisindeki ‘çekme’ Sayıştay raporuna girdi. Sayıştay’ın 31 Aralık’ta yayınlanan Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü 2013 yılı Denetim Raporu’nda AOÇ arazilerinin 55 bin 539 dekardan yıllar içinde 33 bin dekara düştüğüne dikkat çekildi. Birgün gazetesinden Olgu Kundakçı’nın haberleştirdiği raporda, “Atatürk’ün 1937 yılında yazmış olduğu bağış mektubu ile millete mal ettiği 5 çiftliğin en büyüğünü teşkil eden Atatürk Orman Çiftliği bağışlandığı tarihlerde 55 bin 539 dekarken, çeşitli tarihlerde yapılan bağış, satış ve işgaller sonucu giderek küçülmüş ve 2013 yıl sonu itibarıyla yaklaşık 33 bin dekara kadar gerilemiştir” ifadelerine yer verildi. Çiftlik arazisinde meydana gelen yaklaşık 22 bin dekarlık arazi kaybının toplam arazinin yüzde 40’ına denk düştüğü belirtildi.
Sayıştay Raporu’nda Atatürk’ün bağış mektubunda arazinin yeşillendirilerek korunması ve geliştirilmesi temel amaç olmasına ve AOÇ Kuruluş Kanunu’na rağmen “ zaman içinde çok değerlenen boş arazilere yönelik talepler ve tecavüzlerin artmasına” engel olunamadığı belirtildi.

Raporda, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin araziyi imara açan imar planlarına karşı meslek odalarının açtığı davalarda gelinen hukuki süreç hatırlatılırken, arazi için yapılan imar planı ve uygulamaların, “AOÇ Kuruluş Kanunu’na, arazinin tarihi, kültürel ve doğal özelliklerine, bağış mektubu esaslarına ve mahkeme kararlarına uygun olması hususlarında gereken dikkat ve özenin gösterilmesi” önerisinde bulunuldu.

Ankara 5. İdare Mahkemesi, TMMOB’a bağlı meslek odalarının açtığı davada AOÇ arazisinde inşa edilen Ak Saray’ı da içeren ana imar planı hakkında yürütmeyi durdurma kararı vermiş, bu karara rağmen inşaatın tamamlanarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın saraya yerleşmesi tartışmalara neden olmuştu.

(Radikal)

İlk zamlar sigara ve içkiye

mood_oktoberfest_maerzenBakanlar Kurulu’nun alkollü içkiler, sigara ve tütün ürünlerinden alınan maktu vergilere zam yapılması kararı Resmi Gazete’de yayınlandı. Üretici firmaların, bu artışları zam olarak fiyatlarına yansıtması bekleniyor. 

Tarihin deney sahasında – Sezin Öney

Eski ile yeni arasında sadece bir saniye mi var?

Bir an, her şeyi değiştirebiliyor mu?

Hayatta böyle bu… Bir gün birini görürsünüz, biriyle tanışırsınız ve hayatınız sonsuza kadar değiştir. Bir gün, bir an boş bulunursunuz, bir an dikkat etmezsiniz, bir an kafanız dağılır, bir anda karar verirsiniz, bir anda anlarsınız, bir anda seviniverirsiniz, bir anda sıkılıverirsiniz, bir müjde alırsınız, bir haber gelir… Bazılarımızın hayatına bir anda, bir yıldırım düşer.

Ama tarih, böyle bir şey değil. Her “eskiye”, “yeni” adını takınca da, o “eski”, “yenilenmiyor”.

Ne var ki, tarih yavaş yavaş hayatı değiştirirken, yaşamları suyun akışı gibi işlerken, o bir “âna” da zemin hazırlıyor.

Türkiye de, değişti; evet, “yeni” bir şeyler var. Ama bu “yeni” olan illa ki, “iyi” değil. Dahası, aslında “yeni” diye nitelenenin “eski” olduğu ve asıl “yeni” olanın tanımlanamadığı bir dönemdeyiz.

Asıl “yeni” olan, bu ülkede, birçok insanın birbiriyle artık hiçbir şekilde iletişim kuramıyor olması. Çok da ironik bir durum bu; iletişim kanallarının çoğaldığı, Türkiye’nin tarihinde hiç görülmemiş biçimde çok çeşitli araçla iletişim kurmamız mümkünken, hiç olmadığı kadar “iletişimsiziz”.

Etnik, dinî ve diğer tüm kesimler, birbirleriyle artık konuşmuyor, birbirlerini dinlemiyor; daha fenası, birbirlerini algılamak istemiyor. Adeta tüm kesimleri temsil eden bir sanal şablon, bir “Avatar” var ve komik derecede önyargılı, stereotipleştiren özellikler taşıyan bu “tipleme” üzerinden kafamızda kurguladığımız, bir sürü insandan oluşan kitlelerin tek vücut olduğu “canavarlarla” didişip duruyoruz. O “canavar” yok olsa, sanki herşey yoluna girecek…

Bu arada da, asıl soruna karşı körleşiyoruz…

Bu ülkede, aynaya bakmayı bilmeyen bir sürü birey var. Kendini eleştirebilme, kendi açıklarını görme erdeminden yoksun; tevazudan ve kendini sorgulayabilmekten uzak…

Önce kendini eleştirmeyen, eleştirinin ne kıymetli bir hediye olduğunu bilemez.

Elbette, hayalinde “canavarlar” yaratıp onlarla savaşmak “kolay”. Hikâyede, bir “kahraman” var ve kendini mağdur eden “kötülerle” savaşarak yüceliyor. Hayattaki anlamsızlığını böyle, anlamlandırıyor.

Ama, “hayat” böyle basit zıtlıklar üzerine kurulu değil; en kötüler de, kendini “iyi” zannedenler arasından çıkıyor.

Oysa, yaşamın kendisindeki karmaşa, kaos ve çok boyutluluğa rağmen, adaletsizlik “tek boyutlu” olabiliyor. Bir yerde, haksızlık varsa var; haksızlığın da, kime yapıldığından çok “neden” yapıldığı önemli.

Eğer ki, birinin hakkı, sadece başkasının “keyfinden”, “kızgınlığından” ötürü yeniyorsa, orada adaletsizlik vardır.

Adaletsizliği dile getirmek, haksızlığa karşı durmak da, insan olmanın temel güdülerinden. İnsanlık tarihinde de, “ilerleme”, “modernleşme” olarak adlandırılan şey aslında, adaletsizliğe karşı verilen savaşta kazanılan küçük zaferler.

“Küçük zaferler” diyorum çünkü, adaletsizlik tarih boyu o kadar köklenmiş bir gerçeklik ki, mücadeleler nesiller boyu sürüyor. Sıklıkla, kazanılan zaferlerden geriye kayılıyor, daha beter adaletsizliklerle karşılaşılıyor. Sağduyu, merhamet, cömertlik, şefkat, cesaret, onur; bu kavramlar, bu topraklarda binlerce yılda şekillenmiş.

“Adalet” de, Antik Yunan’da, Anadolu’da ilk filozoflar, insan ve hayat üzerine düşünceler kurarken, en önemli “kavram”, insanlığın temeli olarak kabul edilmiş.

Şimdi…

Felsefenin ilk doğduğu yerlerde yaşıyoruz ve “düşünce” yoksuluyuz. Biraz tarihten, biraz ondan biraz bundan çalıntı çırpıntı bir “söylem rezidansı” inşa edince, “hayat konsepti” oluşturmuş varsayılıyor.

Bir yandan da, tarihin şiddetle, kan ve gözyaşıyla dönüştürdüğü bir deney sahasının ortası olan bir coğrafyanın orta yerindeyiz.

Tarihin deney sahasındaki kobaylar olarak, temel değerlerimizi, bireysel olarak, münzevi, yalnız zanaatkârlar gibi işlemek zorunda kalacağımız zamanlar bizi bekliyor.

Adalet, onur ve cesareti hayatına anlam verdiği insanları zor günler bekliyor ama büyük savruluşta “doğru” bildiğini yapmaktan başka da çare var mı?

Sezin Öney – Taraf

Yıl Sonu Anketi 2014: Dünya iyimserleşirken Türkiye kötümserleşiyor

Win/Gallup International araştırma şirketinin Eylül – Ekim 2014 arasında 65 ülkede toplamda 64 bin kişi ile görüşerek hazırladığı  “Yıl Sonu Anketi 2014” sonuçları yayınlandı. Sonuçlara dünya ve Türkiye kıyaslaması ile bakıldığında dünyanın iyimser bir havaya büründüğü ülkemizin ise daha da mutsuzlaştığı görülüyor.

En mutlu ülke Fiji

Dünya genelinde ankete katılanların %70’i kendilerini mutlu olarak tanımlarken, %42’si gelecek yılın ekonomik anlamında daha refah bir yıl olacağını düşünüyor. Batı Avrupa ülkelerinde ise bu oran %12’de kalıyor.

Fiji %93 oran ile en mutlu ülke olurken Irak %31 ile en mutsuz ülke oluyor.

Ankete katılanların yarısı (%53) geçen seneki anketle kıyasla %5 artış ile 2015’in daha iyi bir yıl olacağını düşünüyor. Daha kötü bir yıl olacağını düşünenlerin oranı ise %20’den %15’e düşüyor. Oranlar gösteriyor ki Afrika en iyimser kıta; Afrika ülkeleri %75 oranında, Asya ülkeleri ise %63 oranında gelecek yılın daha iyi bir yıl olacağını düşünüyor.

Ülke olarak mutsuzlaşıyoruz

Türkiye’de 1008 kişi ile telefon üzerinden yapılan ankete 18-65 yaş aralığında 504 kadın, 504 erkek katıldı.

Geçen seneki sonuçlar ile kıyaslandığında, gelecek yılın daha kötü olacağını düşünenlerin oranının arttığı, ekonomik anlamda daha kötü bir yıl olacağına dair görüşlerin arttığı ve kendini mutlu olarak tanımlayanların oranında düşüş olduğu görülüyor.

Katılımcıların, %40‘ı daha kötü bir yıl olacağını (2013 sonucu %32), %59′u uluslararası alanda daha çatışmacı bir yıl olacağını, %52‘si ekonominin kötüye gideceğini (2013 sonucu %44) düşünüyor.

Kendini mutlu olarak tanımlayanların oranı ise %51’den %46‘ya düşüyor.

Demokrasi açığı büyüyor

Her ne kadar demokrasinin en iyi yönetim olduğunu düşünenlerin oranının yüksek olması (%86) sevindirici olsa da sonuçlar demokrasi açığının gittikçe arttığını gösteriyor.

%55 seçimlerin özgür ve güvenilir olduğuna inanmıyor.

%86 ülkedeki demokrasinin sorunları olduğunu ancak yine de demokrasinin en iyi yönetim şekli olduğunu düşünüyor.

%51 ülkenin, halkın iradesi ile yönetilmediğine inanıyor.

En güvenilmez meslek grubu siyasetçiler

Geçen sene yapılan akette olmayan kurumlara, meslek gruplarına güven bölümünde, katılımcılara çeşitli meslek gruplarına güvenip güvenmedikleri soruluyor. Sonuçlara bakıldığında %80 oranının üzerine çıkabilen meslek gruplarının öğretmenler ve sağlık çalışanları olduğu görülüyor. Bu grupların ardından %74 güven ile Ordu geliyor. Siyasetçiler ise %78 oranındaki güvenilmezlikleri ile güvenilmez mesleklerin başını çekiyor.

Katılımcıların;

%86’sı öğretmenlere  güveniyor,

%81’i sağlık çalışanlarına  güveniyor,

%74’ü orduya  güveniyor,

%60’ı polise güveniyor,

% 78’i siyasetçilere  güvenmiyor,

%65’i iş adamlarına  güvenmiyor,

%63’ü gazetecilere  güvenmiyor,

%62’si bankacılara güvenmiyor,

%51’i dini liderlere güvenmiyor,

%49’u adalet çalışanlarına(hakim, savcı..)  güvenmiyor.

(Yeşil Gazete)

Gökçek yine suçu “iyi sıhatte olsunlara” attı

17Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Başkent yollarında yaşanan buzlanmalara ilişkin, “Başkent’te kimliği belirsiz kişilerin refüjlerdeki çim sulama musluklarını açarak yollarda buzlanma yaşanmasına neden olduklarını tespit ettik. Polis bu kişileri arıyor” dedi.

Bir televizyon kanalındaki programda “22 Aralık sabahı gizli buzlanmadan oluşan Ankara’da meydana gelen 100’ün üzerinde kazada belediyenin ihmali söz konusu mu?” şeklindeki sorusu üzerine Gökçek, Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda bulunan 12 metrenin üzerindeki cadde ve sokakların sayılarını vererek, Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda 130 adet bulvar olduğunu söyledi.

130 bulvarın toplam uzunluğunun 925 kilometre, 3 bin 826 tane caddenin toplam uzunluğunun 4 bin 120 metre, 8 bin 533 adet 12 metrenin üzerinde sokağın toplam uzunluğunun da 3 bin 387 kilometre olduğunu kaydeden Gökçek, “Bunları topladığınızda 8 bin kilometre bulvar ve devamlı olarak tuzlamak zorunda olduğumuz yollar var. Eğer bütün Ankara’daki köy yollarını da sayacak olursak 5 bin 959 kilometre bağlantı yolu ve toplam uzunluk 21 bin 984 kilometreye çıkıyor. Yani 22 bin kilometre yolumuz var. Bunun tamamının tuzlanması kesinlikle söz konusu olamaz. Buna ne tuz yeter ne de başka şey, ama ana arterlerde biz bu tuzlamayı devamlı olarak yapıyoruz” dedi.

Başkan Gökçek, karla mücadele ve yol güvenliği ile ilgili açıklamalarına bir olayı aktararak devam etti.

22 Aralık tarihinde Ankara’da gizli buzlanmadan dolayı yaşanan kazalarla ilgili olarak, tuzlama araçlarının söz konusu gün de dahil devamlı olarak nöbette bulunduğunu belirten Gökçek, “O gün enteresan bir olay oldu. Refüjlerde birçok su vanasının musluklarının açıldığını arkadaşlarımız tespit ettiler. Kış vakti özel muslukları açmışlar ve oradan sızan su da yolda buzlanmaya neden olmuş. Birisini yakaladılar, ancak isabetli çıkmadı. Şimdi polis ısrarla bunu yapanları arıyor”diye konuştu.

(Cumhuriyet)

Litvanya da Euro’ya geçti

0

150101044505_euro_624x351_n_nocreditLitvanya bugün itibarıyla Euro’ya geçti. Böylece 28 üyeli Avrupa Birliği’nde resmi para birimi Euro olan ülkelerin sayısı 19’a çıktı.

Diğer iki Baltık ülkesi Estonya ve Letonya, Euro’ya daha önce geçmişti.

Bazı Litvanyalılar, Euro’ya geçişle fiyatların artacağından endişe ederken kamuoyu yoklamaları halkın genelinin yeni para birimine iyimser baktığına işaret ediyor.

Hükümet yetkilileri, Euro’nun sadece yatırımları güçlendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda Batı’yla entegrasyonu derinleştireceğini söylüyor.

Litvanya Merkez Bankası Başkanı Vitas Vasiliauskas, “Mevcut jeopolitik duruma bakınca Euro’ya geçmek için en uygun zaman” dedi.

Uzmanlar Litvanya ekonomisinin istikrarlı bir büyüme ivmesi yakaladığını söylüyor. Ekonominin 2015’te yüzde 3.1 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.

 

Ama Rusya’daki ekonomik krizin Litvanya’yı da etkilemesinden endişe ediliyor.

Rusya, Litvanya’nın önemli bir ticaret ortağı. Ancak Ukrayna nedeniyle uygulanan yaptırımlar Rusya-Avrupa Birliği ilişkilerinde gerginliğe neden oldu.

Daha önce Sovyetler Birliği’nin parçası olan Litvanya, Mart’ta bağımsızlığının 25. yılını kutlayacak.

NASA: Mars robotu hafızasını kaybetti, tamir ediyoruz

150101111536_opportunity_nasa_624x351_nasaAmerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) yetkilileri, 2004’te Mars’a gönderilen “Opportunity” (Fırsat) adlı robotun “hafıza kaybı” yaşadığını açıkladı. NASA uzmanları, topladığı bilgileri kendi kendine silen robotu tamir etmeye çalışıyor.

10 yılı aşkın süredir Mars yüzeyinden NASA merkezine bilgiler yollayan robotun belleğinde donanıma bağlı sorunlar çıkmaya başladığı belirtildi.

NASA’nın projesini yöneten John Callas Discovery News’a yaptığı açıklamada, sorunu gidermek için yazılımda bazı değişiklikler yapmaya çalıştıklarını söyledi.

Callas, Opportunity robotunun iki farklı belleği bulunduğunu ifade ederken, bu bellekleri şöyle özetledi:

  • İlk bellek aynen bilgisayarlardaki gibi. Kaydedilen verileri depolayabiliyor ve robot kapanıp açıldığında verileri hatırlayabiliyor. Yani uzun vadeli bir depolama alanı.
  • İkinci bellek ise kişisel bilgisayarlardaki rastgele erişilebilir bellek (RAM) gibi çalışıyor. Yani robot kapandığında bilgileri depolamıyor.

Opportunity’nin sorunu ise ilk bellekte. Robot topladığı verileri depolamaya çalıştığında hata veriyor ve bunun üzerine veriler otomatik olarak ikinci geçici belleğe kaydediliyor. Robot açılıp kapandığında da tüm veriler kayboluyor.

Callas, “Bu bellek sorunu yüzünden ‘hafıza kaybı’ olarak adlandırdığımız sıkıntıları yaşıyoruz” diyor.

NASA sorunun giderek daha da ciddileştiğini ve geçici belleğe fazla yüklenme nedeniyle robotun sıklıkla kendisini yeniden başlattığını, hatta zaman zaman merkezle tüm iletişimi kestiğini belirtiyor.

Proje ekibinin şimdiki hedefi ise, robotun yazılımını değiştirip veri kaydetmeye çalışırken bozuk belleği tamamen görmezden gelmesini sağlamak ve diğer donanım parçalqarını bellek gibi çalıştırmak.

Sürecin birkaç hafta alabileceğini belirten Callas, yine de Opportunity robotunun ömrünün sonuna yaklaşmış olabileceğini vurguluyor.

Callas, “Yaşlanan bir anne ya da babanızın olması gibi bir durum. Bazen onlar da sağlıklı gözükürler. Gündelik hayatlarını yaşarlar. Çıkıp biraz yürüyüş yaparlar. Ama hiç bir zaman emin olamazsınız. Gece uyurken bir anda kalp krizi de geçirebilirler. Durumumuz buna benziyor” diyor.

Robot bugün çalışmaz hale gelse dahi kendisinden beklenenleri fazlasıyla karşılamış durumda. 11 yıl önce Mars’a ayak basan Opportunity’den beklenen Mars’ın yüzeyinde 3 ay boyunca aktif olarak veri toplamasıydı.

Robot geçen yıllar zarfında Mars üzerinde 41,8 kilometre yol katetti ve kızıl gezegen hakkında birçok önemli bilgiyi Dünya’ya ulaştırdı.

NASA, 2011 yılında da Mars’a “Curiosity” (Merak) adlı yeni bir robot göndermişti.

(BBC)

2014’de Yeşil Gazete’de yayınlanan “mutlu” haberler

2014 yılını geride bırakırken üzülerek bir kez daha görüyoruz ki her sene bir önceki seneden daha fazla çevre tahribatı ile sonlanıyor. Ancak bir yandan çevre mücadelesinin de artıyor olması umut verici. Bu sene, yaşam alanlarını koruma adına  verilen mücadeleler sonucunda önemli zaferler kazanıldı. İşte bu senenin Yeşil Gazete’de yayınlanan“mutlu” çevre haberlerinden derlediklerimiz;

Kıymet Teyze parkını korudu

Edirne’de mahallesinin imara açılmasına karşı çıkan Kıymet Peker, sandalyesini alıp kepçenin önüne oturdu. 75 yaşındaki Kıymet Teyze’nin ve mahallelilerin tavrı seslerinin duyulmasını sağladı. Devamı…

Aliağa’da yeni termik tehlikesi Danıştay’dan döndü

İzmir Aliağa’da  Çakmaklı Köyü Değirmen Yıkığı mevkii yakınlarında yapılması planlanan Enka kömür yakıtlı termik santrali ÇED olumlu kararı Danıştay tarafından bozuldu. EGEÇEP, Foça Ziraat Odası ,Foça İlçesi Zeytin Üreticileri Birliği, ÇHD ve yurttaşların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Enka şirketine açtığı davadan ÇED raporu almak için oluşturulan bilirkişi heyetinin ve raporun yeterli olmadığı sonucu çıktı. Devamı…

Fethiye’de plaj rantına Mahkeme dur dedi

Muğla’nın Fethiye İlçesi’ndeki Ölüdeniz ile Belcekız plajlarının özel bir şirkete ihalesine yürütmeyi durdurma geldi. Muğla Valiliği İl Özel İdaresi’nin yüzde 75 hissesine sahip olduğu Muğla El Sanatları (MELSA) şirketi, söz konusu plajdaki günübirlik alan ve tesislerin işletme protokollerinin 2021 tarihine kadar geçerli olduğunu belirterek ihalenin iptali istemiyle dava açtı.  Muğla 1. İdari Mahkemesi, dün dava konusu işlemin telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabileceği gerekçesiyle, ihalenin yürütmesini durdurdu. Devamı…

ölüdeniz
Fethiye, Ölüdeniz

 

Kaş-Kekova artık koruma altında

Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün resmi onayıyla, Türkiye’nin denizel yönetim planıyla korunan ilk alanı oldu. Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) Denizel Yönetim Planı’nda, orman vasfını kaybetmiş arazilerden gelir elde etmek için yürürlüğe giren 2B uygulamasının Kaş için risk yarattığı ifade ediliyor. Devamı…

Fatsa’da mücadele kazandı, HES inşaatı durdu

Fatsa’da Fatsa’da Bolaman Çayı-Şahsen Deresi üzerinde yapılan hidroelektrik santrallere karşı yürütülen mücadele sonuç verdi.

HES inşaatına karşı hukuk mücadelesi başarı ile sonuçlanmasına rağmen HES’çi şirket, faaliyetlerini sürdürüyordu Bölge halkı şirketin çalışmalarını durdurmak ve yaşam alanlarını korumak için günlerdir dere kenarında nöbetteydi. Devamı…

Yeniceşıhlar Köyü’nde direniş kazandı

Bolu’nun Mudurnu ilçesine bağlı Yeniceşıhlar Köyü halkı; doğal kaynaklarına zarar vereceği gerekçesiyle köyün içerisine taş ocağı yapılmaması için 115 gündür sürdürdükleri mücadelelerini kazandı. Devamı… 

Istrancalar’da yöre halkının hukuk zaferi: Altın madenine yargı dur dedi

Kırklareli’nde Valiliğin ormanlık alanda açılmak istenen altın madenine verdiği ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını yargıya taşıyan yöre halkı davayı kazandı. Mahkeme valiliğin kararını hukuksuz bularak iptal etti.  Devamı… 

5-Istrancalar

Mahkemeden, Ahmetler Kanyonu için “ÇED Gerekli Değildir” kararına iptal

Antalya 2’nci İdare Mahkemesi, daha önce yürütmeyi durdurma kararı verdiği, Akseki ve Manavgat ilçeleri sınırlarını kapsayan ve köylünün büyük direniş gösterdiği Ahmetler Kanyonu Karpuz Çayı üzerinde yapılması planlanan Kanyon Regülatörü ve HES projesi için açılan davada şirketin ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını iptal etti. Devamı… 

Kazdağlarında hukuk mücadelesi yine kazandı

Kaz Dağlarına yapılmak istenen termik santral ve maden ocağı projelerine karşı Kaz Dağı ve Madra Dağı Belediyeler Birliği, Çanakkale TMMOB ve Çevre Derneklerinin başlattığı hukuk mücadelesi yaşam savunucularının lehine sonuçlandı.

Çanakkale’nin Lapseki İlçesi sınırları içinde açılıp işletilmesi planlanan Kirazlıdere 2 Termik Santrali projesi hakkında verilen 14.06.2013 tarih ve 3025 sayılı ÇED olumlu kararının iptali istemi ile açılan dava olumlu sonuçlanırken, Biga İlçesinde ise Karabiga Beldesi sınırları içinde açılıp işletilmesi planlanan Karaburun Termik Santrali projesi de yine Çanakkale İdare Mahkemesi tarafından 2014/766 sayılı karar ile iptal edildi. Devamı… 

Direnen Yırcalılar kazandı

Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Yırca Mahallesi’nde Kolin Şirketler Grubu’nun kurmak istediği termik santralle ilgili Danıştay “esastan iptal” kararı verdi. Danıştay 6’ncı Dairesi daha önce yürütmeyi durdurma kararı verdiği Yırca’ daki termik santral yapılacak alanın acil kamulaştırılması ile ilgili Bakanlar Kurulu kararını esastan iptal etti. Devamı… 

Bu haberlerin yanısıra talanın olduğu birçok yerde mücadele ruhunu güçlendirecek renkli festivaller ve kamplar düzenlendi. Başka birçok yerde de insan zincirleri oluşturularak yaşam alanları korunmaya çalışıldı. 2015’in mücadelenin yaygınlaşacağı yıl olması umuduyla…

(Yeşil Gazete)