Ana Sayfa Blog Sayfa 3788

Fotoğraflarla 2014’de yaşananlar-Dünya

2014 yılında dünya; doğusundan batısına birçok ülkede çatışma, savaş ve protestolara tanık oldu. Bu çatışmalarda 100 binlerce insan hayatını kaybederken milyonlarca insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Çatışmaların yanı sıra yaşanan doğa olayları ve salgınlarla da insanlık zorlu sınavını vermeye çalıştı. BBC’nin derlediği fotoğraflar yaşananların tanıklığını sunuyor. Yeni yılın insanlığa barış getirmesi dileği ile 2014’ü bu fotoğraflarla uğurluyoruz.

Ukrayna’daki protestolar…

ukraine

Meclis gösterileri kısıtlayıcı yasaları geçirdiğinde Ukrayna’da protestolar kanlı bir hal aldı. 2013 yılında, Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in Rusya ile yakın ilişkileri nedeniyle AB ile anlaşmayı reddetmesi sonrasında protestolar başladı . Huzursuzluk yayıldıkça , Rusya Devlet Başkanı Putin, Kırım’ı Rusya Federasyonu’na alabilmek için bir tasarıyı imzaladı. Yılın büyük çocğunluğunda ayrılıkçılar, Ukrayna’nın iki doğu bölgesinde devlet kuvvetleriyle çatıştı.

Afrika’da Ebola salgını…

Ebola

Batı Afrika’da ilk olarak Mart 2014’de görülen Ebola salgını hızla yayıldı ve 6.500’den fazla kişinin ölümüne neden oldu. 1976 yılında ortaya çıkmasından beri en ölümcül salgın, bu oldu. Fotoğrafta Umu Fambulle adındaki bir kadın bayılan hasta kocası İbrahim’in başında görülüyor.

Suriye’de savaş…

suriye
Neredeyse 200 bin Suriyeli, Devlet Başkanı Beşar Esad yanlıları ve karşıtı güçler arasında tırmanan çatışmada hayatlarını kaybetti. Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 3 milyondan fazla kişi, 2011 yılında çatışmaların başlamasından bu yana ülkeden kaçtı. Bu, yakın tarihte görülen en büyük mülteci göçlerden biridir. Fotoğrafta, Türk sınırından Kobane’deki bir patlama görülüyor.

Siyahi genç Michael Brown’ın öldürülmesi…

Michael Brown
Mahkemenin, 18 yaşındaki siyahi genç Michael Brown’ı öldüren polis memuruna ceza vermemesi Missouri eyaletinin St Louis banliyösündeki protestoları ABD geneline yayılmasına yol açtı. Fotoğrafta Pazar ayinine katılan babasının taktığı kravatta Michael Brown görülüyor.

Endonezya’da volkan patlaması…

Endonezya
Endonezya’nın Sumatra adasında Sinabung yanardağı faaliyete geçti. Yanardağdan yayılan kül ve duman kilometrelerce uzaklığa yayıldı. 400 yıldır uyuyan yanardağ, Eylül 2013’den beri aralıklarla harekete geçiyor.

Hong Kong’da gösteriler…

Hong kong
Hong Kong, tarihinde gördüğü en büyük ayaklanmaya tanık oldu. On binlerce protestocu serbest seçim haklarını aramak için sokaklara döküldü. Aktivistler Pekin’den 2017’deki seçimler için oy serbestliği istiyorlar. Çin hükümeti ise adayların Pekin komitesince belirlenmesi konusunda ısrarlı. Aralık ayında Hong Kong lideri Leung CY gösterilerin yasa dışı olduğu ve son verilmesi gerektiği yönündeki açıklaması sonrasında polis protestoları şiddetle bastırdı.

Filistin-İsrail savaşı…

Gaza
Birleşmiş Milletler’e göre; Gazze’de, İsrail ve Hamas liderliğindeki militan gruplar arasında  50 gün süren çatışmalarda, 1486 sivil olmak üzere en az 2189 Filistinli öldü ve 11.000 kişi yaralandı. İsrail tarafında da 67 asker ve 6 sivil öldü. Fotoğrafta, Gazze Şeridi’nde Refah’ta Filistinliler İsrail hava saldırısında yıkılan bir evin enkazı altında yaralı bir çocuğu çıkarıyor.

Şili’de yangın…

şili
Şili’nin Valparaiso kentinde çıkan yangın 15 kişinin ölümüne ve yaklaşık 3000 evin tahrip olmasına neden oldu. Yangın aynı zamanda gönüllü hizmet konusunda uzun ve saygın bir geleneğe sahip olan ülkenin itfaiye hizmetleri üzerinde tartışma başlattı. Şili’de yaklaşık 40.000 itfaiye çalışanı ücretsiz hizmet veriyor.

(bbc, Yeşil Gazete)

2014’ün en mutlu 10 çevre hikayesi

Rhett A. Butler ve Jeremy Hance tarafından Mongabay için yapılan “2014’ün en mutlu çevre hikayeleri” derlemesini Yeşil Gazete ekibinden Pelin Atakan çevirisiyle sunuyoruz.

1. Çin ve ABD küresel ısınmaya karşı birlikte harekete geçiyor

12 Kasım’da dünyanın iki güçlü ülkesi Çin ve ABD, hemen hemen herkesi şaşırtarak küresel ısınma ile mücadele için birlikte hareket edeceklerini açıkladılar. Birleşik Devletler, karbon emisyonunu 2025’e kadar 2005 seviyesinin %26-28’i kadar altına çekme sözü verdi. Çin ise 2030 yılında (belki de daha önce) emisyonların zirveye çıkacağını ve enerjisinin %20’sini temiz enerji kaynaklarından üreteceğini taahhüt etti. Bu açıklamalar her ne kadar iklim felaketini önlemek için yeterli seviyeler olmasa da 25 yılı aşan çabaların sonucunda hem ABD’nin hem Çin’in sonunda iklim değişikliğiyle küresel ölçekte mücadelede hemfikir olduklarının sinyalini veriyor.

Bu iyimser hava birkaç ay sonra Lima’da gerçekleştirilen İklim Zirvesi’nde pek de görünürde değildi. Tabi taahhütler olmadan neyin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmek imkânsız. Gerçek sınav seneye Paris’te ve sonrasında verilecek.

2. “Sıfır ormansızlaştırma” taahütleri 

2014’te akıl almaz bir şey oldu: palm yağı üretimi veya ticareti yapan şirketlerin çoğunluğu yağmur ormanlarının kesilmesini ve turbalıklarda palm yağı üretimi için alan açılmasını durdurmak için anlaştılar. Çevrecilerin yıllar süren yoğun kampanyası ve bilim insanlarının uyarılarından sonra, yaklaşık 2 düzine büyük üretici, tüccar ve tüketici ormansızlaştırmayı sıfıra indirmek için bazı çevresel ve sosyal planlar ile iş gücü koruma planları üzerinde anlaştılar. Sıfır ormansızlaşma söze verenler yalnızca palmiye yağı sektörü şirketleri değil: Wilmar’ı takiben endüstriyel tarım devi Cargill sıfır ormansızlaşma planını 135 milyar Dolar’lık küresel ürün talep zincirinin tamamı için uygulayacağını açıkladı. Dahası, sıfır ormansızlaşma planlarını daha erken benimsemiş Golden Agri-Resources (GAR) ve Asia Pulp & Paper (APP) şirketleri ise sözlerini tutuyor görünüyorlar. GAR zaten uygulamakta olduğu planı, artık işlediği ve ticaretini yaptığı tüm palmiye yağı için uygulayacak. APP ise 1 milyon hektarlık alanı korumaya ve restorasyona devam ediyor. Bu olumlu gelişmelerin yanısıra Endonezya menşeli bir şirketin ormanları yok etmeye devam ettiğini görüyoruz: Asia Pacific Resources International Limited (APRIL) şirketi turbalık alanları yok etmesinin sürdürülebilirlik planlarını ihlal etmediğini savunuyor.

 3. Yeni bir platform: Küresel Orman İzleme (Global Forest Watch)

Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) Şubat ayında Küresel Orman İzleme isimli yeni bir platformu tanıttı. Küresel Orman İzleme orman verilerini toplayıp haritalayan online bir platform.  Bu platform, neredeyse gerçek zamanlı bir küresel ormansızlaştırma alarm sistemi sunuyor; bu sayede otoriteler ve çevreciler büyük ölçekte bir ormansızlaşma durumuna karşı anında harekete geçebilecekler. Brezilya’da da benzer bir sistem, 2007 ile 2011 yılları arasında Brezilya Amazonlarında ormansızlaştırmanın %60’dan fazla oranda azalmasında müthiş payı olduğu düşünülüyor.

4. Jokowi’nin seçilmesi

Endonezyalılar ilk defa eski düzenin bir parçası olmayan bir başkan seçti. Jokowi olarak anılan Joko Widodo’nun önceki başkanın çevre vaatlerini geliştireceği konusunda büyük umutları vardı. Nitekim yanılmadılar. Yeni başkan, yeni düzenlemelerle etkili çalışan Orman Bakanlığı ile nispeten daha zayıf Çevre Bakanlığı’nı birleştirdi. Riau’da yangından zarar görmüş alanları ziyaret etti ve 2 plan açıkladı: İlk plan tüm ağaç kesme izinlerinde borçların ertelemesine yönelik, diğeri ise turbalık alanları yok ettiği tespit edilen şirketlerin ruhsatlarının denetlenmesini içeriyor.

5. Brezilya’da ormansızlaşmanın düşüşü

Brezilya Amazonlarındaki ormansızlaştırmanın 2013 Temmuz-2014 Temmuz arasında %18 düştüğü görüldü. Başka bir deyişle şu an ormansızlaştırma 2004’ün zirve değerlerinin yaklaşık %80 altında. Hukuki yaptırımların, hükümet politikalarının, korunan yeni alanların, ormanların izlenmesinin, çevre gruplarının baskısının, özel sektörün taahhütlerinin (soya üretimi için yapılan ormansızlaştırma için borçların ertelenmesi planı) bu düşüşün sebebi olduğu düşünülüyor.

6. ABD okyanuslar için 800 milyon dolar bütçe ayırdı

Yalnızca birkaç on yıl önce okyanusların büyüklüğünden dolayı herhangi bir olumsuzluktan etkilenmeyeceğine inanılıyordu. Artık aşırı balıkçılığın, okyanus suyunun asitlenmesinin, iklim değişikliğinin, kirliliğin , istilacı türlerin, yanlış balık avlama yöntemlerinin okyanuslarda bozulmaya yol açtığını biliyoruz. ABD Dışişleri Bakanlığı ilk defa ‘Okyanuslarımız’ konferansı düzenledi ve koruma çalışmaları için 800 milyon dolardan fazla harcayacağını açıkladı. Sorunun büyüklüğüne bakarsak bu para okyanusta ancak bir damla gibi görünebilir ancak sorunun tanınması ve hükümetlerin bu konuda harekette olduklarını göstermesi açısından önemli. Konferansta ayrıca Pasifik Uzak Adaları Deniz Ulusal Anıtı olarak bilinen alanın genişletileceği açıklandı. Alan Fransa’nın yaklaşık 2 katı kadar olacak.

australia_great_barrier_reef_0400
Avustralya’nın Büyük Set Resifi’ndeki mercan. Fotoğraf: Rhett A. Butler

 

7. Yarım milyondan fazla insan iklim için yürüdü

21 Eylül’de (yani Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliğini konuşmak üzere New York’ta düzenlediği önemli bir zirvenin yapılacağı günden bir gün önce) New York’ta 400 bin kişi iklim hareketi için yürüdü. İklim değişikliği için şimdiye kadar gerçekleşmiş bu en büyük sivil hareket, 100 milyonluk katılım beklentisini hayli aştı. New York’ta Irak’ın işgalini protesto eden savaş karşıtlarının yaptığından bu yana en büyük yürüyüş olduğu söyleniyor. Dahası, New York’taki yürüyüşle aynı anda, dünyanın başka şehirlerinde 170 bin insan da  iklim için sokaktaydı.

8. Dünya Miras Komitesi, Avustralya’nın korunan ormanları çıkarma önerisini reddetti

Avustralya Tazmanya’daki 74 bin hektarlık orman alanını Dünya Mirası’ndan çıkarmayı öneren planını reddetmek, UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin 10 dakikasını bile almadı. Bölgedeki ormanın neredeyse tamamının bozulduğunu iddia eden Avustralya, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin (IUCN) alandaki ormanların %85’inin doğal, %45’ininse balta girmemiş olduğu verisini açıklamasıyla büyük hüsran yaşadı. Ilıman yağmur ormanlarından oluşan ve türü tehlikede olan keseli sansar, Tazmanya canavarı gibi türü tehlikede olan memelilerin evi olan bölge Miras’tan çıkarılsaydı ağaçların kesilmesinin yolu açılmış olacaktı.

australia_mossman_gorge_194
Avustralya ana karasında yağmur ormanları. Fotoğraf: Rhett A. Butler.

 

9. Japonya’nın balina avcılarına darbe

Japonya’nın tartışmalı balina avcılığı programı hala yürürlükte olabilir, ancak yara aldı. Mart ayında Uluslararası Adalet Divanı (UCM) Japonya’nın Güney Okyanusu’ndaki balina avcılığı programının söylendiği gibi bilimsel amaçlara hizmet etmediğinin açıkça ortada olduğuna ve durdurulması gerektiğine hükmetti. Başlangıçta avcılık bitecek gibi görünüyordu ancak Japonya, programı ‘bilimsel’ ölçütlere göre yenilediğini, eskisinden daha az balinanın hedefte olduğunu ilan etti. Bunların hiçbiri henüz Japonya’nın Kuzey Pasifik’teki balina avcılığı faaliyetlerini etkilemedi, UCM’nin hükmü yalnızca Güney Okyanusu’ndaki faaliyetler için uygulandı. Japonya Kuzey Pasifik’te her yıl birkaç yüz balinayı hedef alıyor.

10. Yeni Kaledonya dünyanın en büyük parkını kuruyor

Bu yıl mayıs ayında Yeni Kaledonya inanılmaz bir şey yaptı: Kara kütlesinin 69 katı kadar bir alanı koruma alanı olarak ilan etti. Mercan Denizi Doğal Parkı (Le Parc Naturel de la Mer De Corail), şu an dünyadaki en büyük koruma alanı. 807 bin kilometrekarelik park Yeni Kaledonya’nın tüm Münhasır Ekonomik Alanını kapsıyor. Alanın belli bölgeleri balıkçılık ve turizme açık olacak. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne göre devletler, 2020 yılına kadar okyanusların yüzde 10’unu koruma altına alacaklarının sözünü verdiler ancak şu an denizlerin yalnızca %3’ü bir tür koruma altında.

Finale kalanlar…

1. İklim fonu 10 milyarı garantiledi

Birleşmiş Milletler Yeşil İklim Fonu, bu yılki hedefinin 10 milyar Dolar’ına ulaştı. Bu 10 milyar Dolar’ın 3 milyarı ABD’den, 1,5 milyarı ise Japonya’dan geldi. 1’er milyarı da Fransa, İngiltere ve Almanya’dan. Devletler 2020 yılına kadar yılda 100 milyar dolar toplamayı hedeflemişlerdi ancak Fon, yola beklenenden hayli küçük çıkmış görünüyor. Yeşil İklim Fonu’na katkı yapmayacağını söyleyen Avustralya bile Fon’a pek cüzzi bir miktarla da katılmak zorunda kaldı; 4 yılda 200 milyon dolar aktaracağını açıkladı. Cimriliğini gizlemeyen Kanada, Fon’a 265 milyon dolar aktaracağını söyledi.

2. Şili’de 5 dev baraj projesi iptal

Haziran’da Şili’nin en yüksek idari otoritesi, Patagonya bölgesindeki çok tartışmalı 5 baraj projesini iptal etti. HidroAysén projesi olarak bilinen barajların yapımına yerli halk ile birçok turizm grubu ve çevreci grup, şiddetle karşı çıkmıştı. 2011 yılında proje ilk kabul edildiğinde binden fazla insan sokaklara çıkmıştı. Projeyi eleştirenler Şili’nin enerji üretimi hidroelektrik ve fosil yakıtlardan başka seçenekleri olduğunu söylüyorlardı.

0612.Río_Baker_03.600
Şili’nin Patagonya bölgesindeki Baker Nehri, HidroAysén projesiyle üstüne baraj kurulacak 2 nehirden biriydi. Fotoğraf: Jorge Morales F.

 

3. Amazon parkları için 215 milyon dolar toplandı

Dünyanın korunan alanlarının karşılaştığı en büyük tehditlerden biri sıkça manşetlerde yer alıyor: Fon yokluğu. Son zamanlarda yapılan bir araştırmada dünyanın korunan alanlarının %50-80’i yetersiz fonlardan ve kötü yönetimden muzdarip. Endüstrileşmiş ülkeler olarak anılan ülkeler bile dünyanın biyoçeşitliliğini tehlikeye atıyor. Bu nedenle dünyanın en geniş korunan alanları ağı için ayrılmış 215 milyon dolar olması harika bir haber.

Bu paranın biraya gelmesi için yapılan yenilikçi ittifak ise para sıkıntısı çeken başka korunan alanlara ilham verebilir: Koruma grupları, şahsi bağışçılar, uluslararası finans kurumları ve Brezilya Hükümeti bu ittifakta yer aldı.

4. New York kaya gazını yasakladı

Bu yıl New York çok büyük bir şey yaptı: Fracking, yani hidrolik kırma yöntemini yasakladı. Bu yöntem Birleşik Devletleri’nin enerji sektörünü önemli ölçüde değiştirmişti. Ancak bedeli yüksek oldu. Hidrolik kırma yöntemi, çevreye zarar veriyor, zehirli kirlenmeye, çok su harcanmasına, metan (sera gazlarının en güçlüsü) emiliminin artmasına sebep oluyor. 5 yıllık gözlemin ardından yöntemin belirgin kamu sağlığı meseleleriyle ilişkili olduğu belirlendi. New York, Vermont’un ardından kaya gazını yasaklayan ABD’deki ikinci eyalet.

5. SOCO International Virunga’dan çekiliyor-şimdilik

Haziran ayında İngiliz petrol şirketi, SOCO International, WWF’nin uzun ve şiddetli kampanyasından sonra, Virunga Ulusal Parkı’ndaki araştırma faaliyetlerini kesintiye uğrattığını söyledi. Ancak açıklama bir ‘kandırmaca’ ile bitiyor. Hükümetten daha önce onayını alan şirket, yapılacak fosil yakıt araştırmaları sonuçlarına Virugna’ya geri dönebileceğini belirtiyor.

Virunga Afrika’nın en eski ulusal parklarından bir tanesi, binlerce başka türün yanında dünyanın dağ gorillerinin yarısının evi. Parkın sahne olduğu birçok zor durum (karşılıklı öldürücü çatışmalar, fakirlik gibi) bu yıl Akademi Ödülleri’nde aday gösterilen Virugna isimli belgeselde oldukça canlı biçimde anlatılmış. Peki, Virugna, SOCO International’ın sondaj planlarından gerçekten korunuyor mu? Bu soruya ancak zaman cevap verebilir.

Çeviri: Pelin Atakan

(Yeşil Gazete)

Vermont Yankee Nükleer santrali 2014’te kaldı; kapatıldı!

Amerika Birleşik Devletleri’nin Vermont eyaletindeki Vermont Yankee Nükleer Santrali’nin bir daha açılmamak üzere kapatıldı. Vermont Nükleer Santrali 42 yıldır faaliyet göstermekteydi.

Fotograf:Ecowatch
Slogan :Vermont Yankee Nükleer santrali Emekli ol artık! 2014  Aralık Fotograf:Ecowatch

Santralin kalbi  tam olarak 29 Aralık 2014 günü saat 13:04’te  durduruldu. Yıllardır  çalıştırılması konusunda tartışmalara konu olan Vermont Nükleer santralinin kapatılma sebebi biraz da ekonomik; her ne kadar tesisin sahibi ve işletmecisi Entergy şirketinin yetkilileri “temiz ve güvenilir” enerji ürettiklerini iddia etse de durum özellikle çok da yaşlı  olan Vermont nükleer santralinin kapatılmasından sevinç duyuyor  ve  Fairewinds Nükleer güvenlik yetkilisi duygularını “ Bu gün Vermont için büyük gün” şeklinde ifade ediyor.

“Yaşlanan nükleer santralin mutlaka  kapatılması gerekir…”

New England Haber’den  Gundersen ise “Yaşlanan nükleer santralin mutlaka  kapatılması gerekir, santralin potansiyel tehlikelerini, sebep olabileceği  felaketleri mutlaka gözönüne almak gerekiyor”  diyor ve ekliyor “bu Nükleer santralin yüksek maliyetlerle ömrüne daha fazla devam etmesi zaten mümkün değildi ,emin olun önümüzdeki on yıllar içerisinde çok daha fazla nükleer santralin kapatıldığı haberlerini alacağız” .

Green Mountain Power (Yeşil Dağ Enerji) şirketinden Kristin Carlson  ise  “2012 yılının Mart ayından beri  nükleer santralin bazı tesilerinde elektrik üretemediklerini, sürekli elektrik kesintisine sebep olduklarından kullanıcıların faturalarına itiraz eder hale gelmemesi gerekiyordu” şeklinde  bir açıklama yapıyor.” Bizim %47 yenilenebilir enerjiden oluşan bir portfolyomuz var ve hedefimiz bunu yükseltmek aynı zamanda da maliyetleri düşürmek”

 2016’da daha fazla nükleer santral kapatma haberi beklentisi

Vermont İşçi Komisyonu yetkilisi Annie Noonan da  2016’da daha fazla nükleer santral kapatma haberi beklentisi içinde olduklarını paylaşıyor. Associated Press tarafından bildirildiğine göre nükleer santral kapalı bir tesis olarak yakıt çubukları tam olarak  soğutabileceği on yıllarca süre boyunca  bulunduğu yerde kalacak. Maliyetinin 1.25 milyar Dolar olması beklenen söküm işlemlerinin 2040 yılı itibariyle başlatılması düşünülüyor. Öte yandan santral içerisinde sürekli soğutulması gereken 900 ton nükleer yakıt çubuğunun soğutulmasında problem olması büyük tehlike arz ediyor kısacası soğutma havuzunun pompalama sisteminde bir arıza felaket demek .

43 yaşındaki 3.Nesil Vermont Nükleer santrali(Foto:Inhabitat)
43 yaşındaki 3.Nesil Vermont Nükleer santrali(Foto:Inhabitat)

 

Ülkenin geleceği  ve enerji hedefleri açısından  çok önemli bir adım

Vermont Valisi Peter Shumlin ise “Bu santralin lisans ömrünü tamamladığı gibi kapatılmasını,  ülkenin geleceği  ve enerji hedefleri açısından  çok önemli bir adım olarak görüyorum  ” şeklinde ifade ediyor düşüncelerini  ve diyor ki “Bugün, güneş gibi yenilenebilir enerjilere minnet duymalıyız, Vermont eyaletinin  enerji geleceği daha sürdürülebilir yollarla, bu alanlarda istihdam yaratarak ve iklim değişikliğini yavaşlatarak  sağlanmalıdır.”

Nükleer Düzenleme Komisyonu’nun 2010 tarihli açıklamasına göreAmerika Birleşik Devletlerinde 104 reaktörün kapatılması planlanıyordu . Bunların 27’sinde trityum sızıntısı tespit edilmişti ve sadece 2009 yılı içerisinde Vermont Yankee Nükleer Santrali içerisinde farklı kısımlarında “şirket sloganı olan : temiz,güvenli,güvenilirliğe ters düşecek şekilde trityum sızıntısı meydana gelmişti. Daha sonra yapılan araştırmalara göre Entergy şirketinin musluk suyuna karışan trityum oranlarına dair yalan söylediği ortaya çıkmıştı. Santralin karanlık geçmişi ülke genelinde mevcut nükleer santrallere karşı güvensizlik oluşturduğu konuşulmaktaydı.

 

( Necn, Inhabitat ,Yeşil Gazete)

Pınar Demircan

Radikal bir yılbaşı gecesi manifestosu – Ezgi Başaran

Yılbaşınızı köhneliğe, sıkıcılığa, zevksizliğe, siyasete yedirmeyin. Bakın kendinizi çok iyi hissedeceksiniz. Senede bir gün yahu.

Radikal bir yılbaşı geçirin, evet. Ne demek oluyor?

Dileğim son derece basit ve harcıalemdir aslında. Lakin maalesef bu devirde ‘radikal’ kaçabilir.

**

Şöyle diliyorum…

Tüm iç sıkıntısına, usanmışlığa, her yeri saran rüküşlüğe, zevksizliğe, pespayenin vesayetine rağmen… Her gün hissettiğiniz ‘engellenmişlik’ duygusuna rağmen eğlenin.

Hürriyet Pazar geçtiğimiz hafta çok güzel bir başlık atmış: Yılbaşını yedirmeyiz.

Yedirmeyin, evet. Kutlayın yeni yılı. Yeni bir sayfa umudunu kutlayın. Neşeyle. Dansla.

‘Kadınlara yakıştırılmayan’ kahkahalarla.

Mümkünse dekolte giyin. Dekolte giydiği için bir hükümet yetkilisine ‘pes’ çektiren ve sonunda işinden olan oyuncu için.

Turizm öğrencilerinin müfredatından kalkması sözkonusu edilen kokteyl derslerini aratmayacak kokteyller yapın.

Satsumalı olur. Mandalinalı olur. Narlı olur. Bu meyvelere ne yakışır, siz çok iyi biliyorsunuz.

Ha ben kokteyl almam derseniz, “bu cumhuriyeti kuran iki ayyaş için” koyun aslan sütünü, tokuşturun muhabbete.

**

Sıkılmayın, boğaza karşı viskinizi de yudumlayabilirsiniz. Bu sizi ‘eski Türkiye’ yapıyorsa da, eski moda yapmaz. İyi bir single malt’ın her zaman iyi bir hikayesi vardır. O an için siz de kendi hikayenizi yazın. Devletim beğensin, ya da beğenmesin. Salla gitsin.

Devletin beğenmemesinden söz açılmışken… Hani okullara bir türlü sokulmayan, süreçlerde, müzakerelerde unutulan bir ‘bilinmeyen’ dil var ya… Hani bazılarının Kürtçe dediği!… Yükleyin telefonunuza Aynur Doğan’dan Keçe Kurdan’ı… Bakın içiniz nasıl oluyor, nasıl enerji geliyor… Bir yılbaşı da Allah için Diyarbakır’ı düşünün, bu vesileyle… Bakın kalbinize açılan o pencereden nasıl püfür püfür, gençlik ferahlık esiyor…

**

21. yüzyılda kapatılmayı başaran Twitter’ı da ihmal etmeyin, atın birkaç mutlu tweet. Fotoğraflı, şakalı olsun.

Yine bu sene kapatılmayı başarmış Youtube’u açın, RTÜK’çüleri hop oturup hop kaldıracak öpüşmeli bir klip bulup izleyin.

Aslında öpüşün de.

Oğlunuzla, annenizle, babanızla, dostlarınızla.

Sevgilinizle, eşinizle iyicene öpüşün. Deli gibi. Bu yıl Sarıyer otobüsünden sırf bu nedenle atılan çift için öpüşün. Aşkın ve tutkunun iyiliğini göstermek için öpüşün.

Sevdiğinizin beline sarılın. ‘Kadıköy vapurundan inen genç çiftler’ gibi sarılın.

Birbirinize şefkatle ve şehvetle dokunun.

Ve mümkünse… Gecenin sonunda sevişin. Dokunmamış, aslında hiç sevişmemiş adamların öfkesine ve hoyratlığına inat sevişin.

Yılbaşınızı köhneliğe, sıkıcılığa, zevksizliğe, siyasete yedirmeyin.

Bakın kendinizi çok iyi hissedeceksiniz. Senede bir gün yahu.

Ertesi sabah mı? Boşverin şimdi onu…

Biz Radikal olarak sizlere “Ayılmanın en iyi 10 yolu”nu hazırlamış olacağız. Yani tabii ki ve her zaman yanınızdayız. Sevgi, selam ve şahane bir yıl dilekleri bizden size…

 

Ezgi Başaran – Radikal

2014 Çevre Bilançosu – Pelin Cengiz

Geride kalan yıl boyunca medyaya yansımış 1400 civarında çevre-kent-yargı haberinden çıkan karnemiz hiç de “yeşil” değil

Gezegen üzerinde kalkınmak, büyümek, daha çok üretmek ve haliyle daha çok tüketmek adına insanlığın gerçekleştirdiği çevresel felaketler, bizi giderek hiç bilmediğimiz bir kaosa sürüklüyor. 2014 yine gezegeni kirlettiğimiz, buzulları erittiğimiz, kömürün karasında boğulduğumuz, şiddeti giderek artan afetlere ve dünyayı en az kirleten yoksulların felaketlerden en çok zarar görenler olduğuna şahitlik ettiğimiz, karbon emisyonlarını şaha kaldırıp gezegeni ısıttıkça ısıttığımız, ormansızlaşmaya devam edip nehirleri kuruttuğumuz, nükleerin insanlığı nasıl bir kıyamete sürüklediğini anlata anlata bitiremediğimiz, dünyayı giderek kel, kuru, çorak bir düzlüğe çevirme azmimizi dizginleyemediğimiz bir yıl oldu.

Türkiye açısından neler oldu diye bakacak olursak, yaklaşık 1400 civarında çevre, kent ve yargı haberinden 2014’ün çevre karnesini çıkarmaya çalıştım. Genel olarak, pek çok enerji, inşaat ve altyapı projesinin ÇED raporlarından ve yargı süreçlerinden kaçırılmaya çalışıldığı, tüm koruma statüleri iğdiş edilerek koruma altındaki alanların talanın hizmetine sunulduğu, plansız programsız denetimsiz inşaat, altyapı ve enerji projelerine girişildiği, kentsel dönüşüm adı altında şehirlerin iktidarın işine geldiği gibi yeniden dizayn edildiği, yaşam savunucularının her türlü şiddete maruz kaldığı, otoban kenarlarına, kaldırımlara çiçek dikilmesinin yine çevrecilik sanıldığı bir yıl oldu.

İyi tarafından bakabileceğim şeylerden birini, çevre ve yaşam mücadelesinin medyada giderek daha fazla görünürlük kazanması olarak nitelendirebilirim. Bir diğeri de hukuki süreçlerinin, hızlı ve agresif kalkınma anlayışına karşı verilen mücadelenin aynı zamanda bir demokrasi mücadelesi niteliği taşıdığının daha fazla fark edilmiş olmasıdır.

OCAK

Türkiye 2014’e şiddetli kuraklık haberiyle girdi. Yağışların azlığı bir yana, sağanak yağışlar da kuraklığın habercisiydi. İçme suyu barajlarında 2013’e oranla yüzde 9,3 daha az su vardı. 2013 doluluk oranı yüzde 62,26 olan İstanbul barajlarındaki doluluk yüzde 33,97’ydi. Arşivler ocakta Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 2014’te İstanbul’da kuraklık yaşanacağını, “İstanbul’u susuz bırakmayacağız. Melen Barajı’nın temelini atıyoruz. Ağva’da iki dev baraj inşa edeceğiz” dediğini kayda düşüyordu.

Britanya’da son yılların en etkili fırtınasıyla 8 metreye ulaşan dalgalar, hayatı felç ederken, kuralık ve sıcak hava dalgasının etkisindeki Avustralya’dan yıldırımlar nedeniyle yüzlerce yangın haberi geliyordu.

3. havaalanında hesapta olmayan bir engel çıktı: 800 milyon metreküp dolguya rağmen, pistlerde çökmelerin oluşacağı iddia ediliyorken, tartışma yaratan 3. köprünün yüzde 50’si tamamlanmıştı bile…

Manyas Kuş Cenneti’nde sular 200 metre çekilirken, Uludağ’da kar kalınlığı 12 santimetreydi. Üzerinde sekiz baraj bulunan Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ın debisi yedi kat azalırken, Kütahyalılar yağmur duasına çıkmıştı.

Mersin Nükleer Karşıtı Platformu ve Mersin Barosu, Akkuyu nükleer santrali için ÇED raporu alınmadan inşaata başlandığını gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Nükleer santral sahasında iş makineleri çalışmasına tepkiler gelince şirket, “Santral inşaatı değil, taş ocağı açtık” diyordu.

14198531631769d8
ŞUBAT

“Ormanların hayaleti” vaşak Erzincan’da vuruldu, kurtarılamadı. Türkiye’de 40 yıldır rastlanmayan leopar öldürüldü, leoparı vuran çobana 434 lira para cezası verildi.

Sapanca Gölü sahilden 70-80 metre çekildi, gölü besleyen üç su kaynağı tamamen kurudu. İstanbul’a su sağlaması için baraj kurulması düşünülen Melen’de su seviyesi 80 santimetre düştü, Van Gölü’ndeki sular 15 metre çekildi. Karadeniz’in renginin kızıla dönmesinin sebebi, debisi azalan akarsuların denize yeterince tatlı su taşıyamaması ve sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde olması olarak açıklandı.

Bakan Veysel Eroğlu ise, “Su kesintisi yapmayı düşünmüyoruz. Aksi takdirde bıyıklarımı keserim” diyerek, yüreklere su serpiyordu.
Akkuyu’da, “Taş ocağı açtım” diyerek temel kazan şirketin, taş ocakları için de ÇED raporu almadığı ortaya çıktı.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’daki hayvanat bahçesinin sakinlerinden zürafa Marius, hayvanseverlerin tepkilerine rağmen çocukların gözü önünde kesildi.
3. havalimanıyla ilgili İstanbul 4. İdare Mahkemesi tarafından ÇED olumlu kararının yürütmesini durdurma kararı verdi.

Dünyanın en büyük güneş santrali ABD’de California-Nevada sınırında açıldı. 300 bin ayna ve bir kuleden oluşan santral dev bir ayçiçeği şeklindeydi. 130 bin evi elektriksiz bırakan fırtına ve sellerle Britanya ise, 250 yılın en “ıslak” yılını geçiriyordu.

Mogan Gölü kıyısında binlerce sığırcık kuşunun barındığı alanda yangın çıktı, çok sayıda hayvan telef oldu. Balıkesir Gönen Çayı’nda toplu balık ölümleri görülürken, Bursa’da koruma altındaki ayılar aşırı sıcaktan kış uykusuna yatamadı.

Kaz Dağları’ndaki antik Priapos kentine yapılacak termik santral dörde bölünüp, dört ayrı projeymiş gibi gösterilerek ÇED’den kaçırılmak istenmesine karşı mahkemeye başvuruldu.

Brezilya’da nehir ve akarsulardaki su miktarı son 20 yılın en düşük seviyesine gerileyince, 100’den fazla kentte su karneye bağlandı.

Ataköy Sahili’nde “Koruma Kurulu’nun izni var” denerek bir gecede bir anıt ağacın da bulunduğu yüzlerce ağaç kesildi. Koruma Kurulu’nun kesimden haberinin olmadığı ortaya çıkarken, Savcılık, “Soruşturmaya gerek yok” kararı verdi.

Danıştay, Fatih Belediyesi’nin Fener Balat’ta dört mahallede planladığı kentsel dönüşüm için çıkarttığı acele kamulaştırmayı durdurdu: “Acele kamulaştırma savaş gibi olağanüstü durumlarda kullanılır.”

Küresel Orman Takip ve Uyarı Sistemi’nin açıkladığı rapora göre, Türkiye son 12 yılda 164 bin 222 hektar ormanı kaybetmişti, bu alanın büyüklüğü Kayseri kadardı.

14198532335f102d
MART

Mersin’de üç aylık Akdeniz foku ölü bulundu, vücudunda saçma izleri vardı. Dünyada nesli tükenen ve koruma altındaki su samuru, Dersim’de yol kenarında ölü bulundu. Çukurova’da bal arıları toplu halde telef oldu.

Diyarbakır’ın akciğeri Hevsel Bahçeleri’ndeki 3000 ağacın kesilmesine tepki olarak çadırlı eylem başlatıldı.

Her yıl yüksekliği 2 metreyi bulan kar tabakası nedeniyle altı ay dünyayla bağlantısı kesilen Van’ın Bahçesaray ilçesi de kuraklıktan nasibini aldı, yol bu yıl hiç kapanmadı.

Tuz Gölü çevresindeki aşırı tuzlanma yüzde 32’ye ulaşırken, havzadaki 28 bin su kuyusundan 16 bininin kaçak olduğu ortaya çıktı. Türkiye’nin en büyük yapay gölü Keban Baraj Gölü kurumaya yüz tuttu. Yörede oturanlar, daha önce balık avladıkları gölde ekim yapmaya başladı.

Japonya’da Fukushima nükleer santralinde 2011’de deprem ve tsunami sonrası meydana gelen radyoaktif sızıntı, kazadan üç yıl geçmesine rağmen en önemli sorun olmayı sürdürürken, binlerce insan eylemlerde “nükleere hayır” diyordu.

Avustralya’da yaz mevsiminin yaşandığı aralık, ocak ve şubat 2014’te tarihe “kızgın yaz” olarak geçti. Afrika aslanlarının yaşam alanının yüzde 75’inin yok edildiği, 50 yılda Afrika savanlarında yaşayan aslan sayısının 100 binden 35 bine indiği açıklandı. Greenpeace üyeleri, Fransa’nın en eski nükleer santralini bastı. Dünya Sağlık Örgütü, dünyada hava kirliliğinin patladığını, her sekiz ölümden birinin hava kirliliğiyle bağlantılı olduğunu kaydetti.

İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin 3. havaalanıyla ilgili bilirkişi keşfi yapılanan kadar inşaat faaliyetlerinin durdurulması kararına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bir üst mahkeme olan Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz etti, durdurma kararı kaldırıldı.

Orman alanlarını yok ettiği için tartışılan 3. köprü ve bağlantı yollarının tarihi ve kültürel SİT alanlarını da yok edeceği ortaya çıktı. Yollar, tescilli surlar ve su galerisinin üzerinden, tescilli eserlerin ise yanından geçiyordu.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca Milli Parklar Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı. Karar, milli parklarda kamu yararı görülen, yapılmasının zorunluluk olduğu ileri sürülen her türlü yapıya izin veriyordu.

Ankara 5. İdare Mahkemesi, Atatürk Orman Çiftliği arazisinde Başbakanlık binasının da bulunduğu nazım imar planının yürütmesini durdurdu.

NİSAN

İstanbul’da susuzluk zirveye tırmanırken, “lale devri” yeniden başladı. Silivri’den Tuzla’ya 5 milyon lira harcamayla, 211 farklı türde 20 milyon lale dikildi.
Danıştay, Ağaoğlu Grubu, TOKİ ve Emlak Konut GYO işbirliğinde inşaatı süren “Maslak 1453” projesinin yasal dayanağı olan imar planı değişikliklerinin yürütmesini durdurdu.

Munzur Dağı eteklerindeki Deliçay’da planlanan HES durdurulunca, inşaatçı şirketin 12 ton dinamiti meraya ve piknik alanına gömdüğü ortaya çıktı. Diyarbakır’da Dicle Nehri üzerinde 90 kilometre mesafede yapılacak üç HES projesine onay verildi.

Akkuyu nükleer santraline ilişkin Temmuz 2013’te şekil ve içerik yönünden eksik bulunan ÇED raporu ikinci kez Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunuldu.
En temel doğa koruma statülerine sahip alanları düzenleyen yönetmeliklerden üçü mart ve nisanda art arda değiştirildi. Milli parkların imara açılmasının ardından nisanda önce Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği değiştirildi. Sulak alanların koruma statüleri değiştirildi. Ardından, Orman Kanunu ile ilgili yeni bir yönetmelik değişikliği yapıldı, yasaklar kalktı, izinler genişletildi. Orman Genel Müdürlüğü, ormana hafriyat dökümünü kolaylaştıran yönetmeliği, “Verimsiz topraklar verimli hale getirilecek” diye savundu.

Kolombiya’nın en bereketli eyaleti Casanare’ye aralıktan nisana kadar hiç yağış düşmedi, 20 bin hayvan telef oldu, Çevre Bakanı bürosunu bölgeye taşıdı. Hava kirliliğiyle Pasifik üzerinden ABD’nin havasını kirletmeye başlayan Çin’in yeraltı sularının yüzde 60’ının içilmez durumda ve ülke topraklarının yüzde 16’sının da kirli olduğu belirtildi. Dünya Meteoroloji Örgütü, kuzey yarım küredeki karbondioksit oranının milyonda 400 birimle iklim değişikliği için kaygı verici eşiğe geldiğini belirtti.

Sapanca Gölü’ndeki su düzeyi tehlikeli sınıra geldi. Özelleştirme İdaresi, İzmir Kuş Cenneti ve 1. derece SİT alanı Çamaltı Tuzlası’nı satışa çıkardı.
Danıştay Aliağa’da termik santral kurmak isteyen şirkete verilen ÇED olumlu raporunun yürütmesinin durdurulması talebini reddeden İzmir 2. İdare Mahkemesi kararını bozdu.

MAYIS

Takvimler 13 Mayıs 2014’ü gösterdiğinde Türkiye yılın en kara gününü yaşıyordu, günlerce o karanlık havayı soluyacaktı. Manisa’nın Soma ilçesinde Soma A.Ş.’nin işlettiği kömür madeninde çıkan yangın 301 üzerinde madenciyi öldürdü. Vardiya değişimindeki yangının ardından meydana gelen patlamalarda 787 maden işçisi mahsur kaldı, 301’i temiz havayı bir daha soluyamadı, 432 çocuk artık babasızdı. Facianın ardından pek çok tartışma, protesto, soruşturma olurken, Erdoğan’ın danışmanı Yusuf Yerkel’in, yakınları madende mahsur kalan Somalı bir genci vahşice tekmelemesi, insanların yaşadığı öfke ve isyanı katmerledi. Türkiye, kömürün yarattığı karanlığı sorgulamaya başladı.

İzmir’de denize dökülen derelerden dört ayda 671 bin ton çöp toplandı. Sapanca Gölü’nde sular o kadar çekildi ki, iskelenin ayaklarında halk piknik yaptı. Bingöl’de TOKİ, 50 yıllık çam ağaçlarını kesti. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Datça Bozburun Yarımadası’nda imar atağına kalktı, koylar otel, marina ve konut yerleşimine açıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, 3. havalimanı için kesilen ve kesilecek ağaç sayısının henüz bilinmediğini, kesin rakamın proje bitince sonra ortaya çıkacağını söyledi. Danıştay, Bakanlar Kurulu’nun enerji konusunda EPDK’ya 2004’te verdiği acele kamulaştırma kararını iptal etti. Çevre Mühendisleri Odası Milli Park düzenlemesini Danıştay’a taşıdı.

Çorum’daki Obruk Baraj Gölü’nde toplu balık ölümleri görülürken, Tarsus’ta 12 carette caretta ölüsü kıyıya vurdu.

Stanford Üniversitesi, öğrencilerin düzenlediği bir kampanya sonrası bundan böyle iklim değişikliğine neden olan kömür şirketlerine yatırım yapmayacağını açıkladı. NASA, Batı Antarktika’da eriyen buzulların geri döndürülemez biçimde eridiğini, erimeyi hiçbir şeyin durduramayacağını kaydetti. Türkiye’de kömürün can alma rekoru kırdığı mayısta, Almanya elektrik enerjisinin yüzde 67’sini güneş ve rüzgardan karşıladığını ilan ederek yeni bir rekora imza atıyordu.

Greenpeace, planladığı termik santral sayısı açısından Avrupa’da birinci sıraya oturan Türkiye’nin iklimi tehdit eden kömür yatırımları açısından dünyanın en tehlikeli 4. ülkesi olduğunu açıkladı.

Mayıs sonunda İstanbul’un 100 günlük suyu kalmıştı.14198534201ec533

 

 

 

1419853471512c73

 

HAZİRAN

Erzurum’da Oltu Çayı üzerine yapılan HES, organik tarım cenneti Çukurbağlar’ı çöle döndürdü. Marmaris’teki dünyaca ünlü İncekum Plajı’nın işletme hakkı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca özel bir şirkete verildi.

Tuzla’da çıkan hortum duvarları yıktı, ağaçları söktü, ne var ne yoksa her şeyi havaya savurdu.

Viranşehir’de kuraklık nedeniyle tarlalarını sulayamayan köylülerin eylemi, TOMA’yla dağıtıldı. Mudurnu’da taş ocağını protesto için köy yolunu kapatan köylülere jandarma müdahale etti, 35 kişiyi gözaltına aldı.

Rize’nin Küçükçayır Köyü’nde HES projesinin ilk bilirkişi incelemesi için ineğini satan, ikincisi için banka kredisi kullanarak açtığı davaları kazanan Kazım Delal, Türkiye Barolar Birliği’nce “Avukat Noyan Özkan Çevre ve Ekoloji Mücadelesi Onur Ödülü”ne layık görüldü.

En kurak yazlardan birini geçiren İstanbul’da, 3. havalimanı inşaatı alanındaki 70 gölün suyu, kanallarla Karadeniz’e akıtılmaya başlandı. 7 Haziran’da Erdoğan 3. havalimanının temelini atarken, Kuzey Ormanları Savunması İstiklal’de projeyi protesto ediyordu.

İstanbul’un siluetini bozan 16/9 kulelerine yıkım kararı veren 4. İdare Mahkemesi’nin başkan ve üyeleri kararnameyle dağıtıldı. Aynı mahkeme, 3. havalimanının ÇED olumlu raporuyla ilgili de yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

Sivil toplum örgütleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın hazırlayıp TBMM’ye gönderdiği zeytinlikleri tehdit eden taslağın geri çekilmesini istedi.

ABD Başkanı Obama, gizemli bir biçimde ölen arıları korumak için özel tim oluşturdu.

Danıştay, üzerine sekiz tane HES planlanan Alakır Nehri’ni doğduğu yerden denize döküldüğü noktaya kadar 1. derece doğal SİT alanı ilan eden kararı onadı.
Erdoğan’ın “Güçleri yetiyorsa yıksınlar. Yürütmeyi durdurdular, bu binayı durduramayacaklar” dediği inşaatlar için ikinci kez “ret” geldi. Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin projelerin durdurulması yönünde aldığı karara Başbakanlık’ın itirazı, Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından da reddedildi.

TEMMUZ

Antalya Adrasan’da 150 futbol sahası büyüklüğünde 125 hektar kızılçam alanı bir sabotaja kurban giderek kül oldu.

Bakanlar Kurulu, 11 ilde kurulacak HES, RES ve yapılacak elektrik iletim hatları için Maliye Bakanlığı ve ilgili genel müdürlüklere “acele kamulaştırma” yetkisi verdi.

Muğla Fethiye’de yılda 8 milyon lira gelir getiren dünyaca ünlü Ölüdeniz ve Belcekız plajlarının, ihaleyle yıllık 2.6 milyon liraya özel bir şirkete verilmesi tartışma yaratınca, ihalenin yürütmesi durduruldu.

Dünyada flamingolar için önemli kuluçka sahalarından biri olan Tuz Gölü’nde 2013’te 22 bin olan kuluçkadan çıkan flamingo sayısı 2014’te 2650’ye düştü, gölün kuraklık nedeniyle flamingo mezarlığına dönüşeceği belirtildi. 

Anayasa Mahkemesi, Çevre Kanunu’na geçici 3. madde olarak konan ve çok sayıda büyük projeye ÇED muafiyeti getiren değişikliği durdurdu. İptal kararlarına rağmen bu madde sekiz kez yönetmeliğe konmuş, açılan davayla nisanda iptal kararı verilmiş ancak Danıştay’ın kararı yok sayılarak üç gün sonra tekrar yönetmeliğe eklenmişti.

Sapanca Gölü’nde su çekilmesi sahilden 75 metrenin üzerine çıkarken, gölü besleyen 14 dereden 10’u kurudu, daha önce su kayağı yapılan alan tarlaya haline geldi, Marmara’da yine hortum görüldü, Kayseri’de sıcakların etkisiyle Erciyes Dağı’ndaki kar tamamen eridi.

Uzakdoğu’yu vurup 195 kişinin hayatına mal olan Rammasun tayfunu Çin’in son 40 yılda gördüğü en şiddetli tayfundu.

Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu Ataköy sahildeki inşaatlarla ilgili 5. İdare Mahkemesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararını onadı.
Urla’da Erdoğan’a hediye edildiği söylenen villaların hemen yanındaki komşu Zeytineli Koyu’nun da Ensar Vakfı’na verildiği iddia edildi.

Zeytinliklerin yüzde 60’ını zeytinlik olmaktan çıkaran değişiklik TBMM’de görüşülürken Enerji Bakanlığı’ndan itiraf geldi: “Akkuyu çevresi zeytinliklerle çevrili. Değişiklik yapılmazsa, santralı yapamayız.” 

Akkuyu’nun ÇED raporunu inceleyen Viyana Üniversitesi’nden ise kötü haber vardı. Kullanılmış yakıt çubuklarının Rusya’ya geri yollanması halinde Boğazlardan geçeceği ve bunun da İstanbul için risk yarattığı vurgulandı.

İstanbul’da Park Orman’ı kiralayan Doğuş-Bilgili ortaklığının orman arazisini kamping adı altında yıllık 740 bin liraya kiralayarak villalar yapacağı ortaya çıktı.
Temmuzun sonuna geldiğimizde İstanbul barajlarındaki su seviyesi 2005’ten beri ilk kez yüzde 20’nin altına düştü. 172 milyon metreküp suya sahip barajlar sadece 60 gün su verebilecekti.

AĞUSTOS

Munzur Vadisi’ndeki HES’lere karşı protestoda 5 kilometre uzunluğunda halay çekildi.

Çanakkale Çan’a bağlı Karadağ Köyü’nde faaliyet gösteren maden şirketine tepki gösteren köylüler, temsili bir tabutun üzerine “Karadağ” yazarak, köylerinin cenaze namazını kıldı.

Arhavi’de, Türkiye’nin ilk şehir merkezine yapılan HES’i için Bakanlar Kurulu’nun acele kamulaştırma kararı doğrultusunda yürütülen işlemler, Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesi’nce durduruldu. Şehir içi HES’in yürütmesi durdurulunca horonlu kutlama eylemleri yapılan Artvin Arhavi’de bu kez bir ilk yaşandı, HES’e evet eylemi yapıldı. Arhavi’nin AKP’li Belediye Başkanı’nın da katıldığı eylemde “HES’lere evet” pankartı açıldı.

Rize İdare Mahkemesi, Artvin Şavşat’taki Arpalı Deresi’ne kurulması planlanan Susuz HES’e açılan “ÇED iptal davası” için önce yürütmeyi durdurma kararı verdi, daha sonra süre aşımı nedeniyle davayı reddetti. Köy halkı karara itiraz edince, Rize İdare Mahkemesi’nin aldığı ret kararı Danıştay tarafından bozuldu.

Dansçı Ziya Azazi, Burdur Gölü’ndeki su seviyesinin düşmesine ve kuraklığa dikkat çekmek için gölde kurulan platformda dans etti.

Milas’taki orman yangınında tarım arazisi ve zeytinlik alanların da bulunduğu 600 hektarlık bölge yandı.

Van Gevaş’ta Selçuklular tarafından 700 yıl önce yaptırılan Halime Hatun Kümbeti’nin arkasına inşa edilen yurt binası büyük tepki çekti. 

Sıcaklar nedeniyle debisi düşen Aksu Çayı’nın bölgedeki fabrikalardan dökülen kimyasal atıklarla rengi değişti, suyun rengi bazı bölgelerde yeşile, bazı yerlerde siyaha dönüştü.

Yeni Zelanda, iklim değişikliği gerekçesiyle ülkeye iltica başvurusu yapan bir ailenin başvurusunu kabul ederek bir ilke imza attı. 

Ataköy sahilde devam eden inşaatlar için mahkeme savaşları başladı. İdare Mahkemesi’nden çıkan kararla, devam eden inşaatların ruhsatları iade edildi. Bakırköy Belediyesi mühürlediği inşaatlara devam demek zorunda kaldı. Aynı tarihlerde Zeytinburnu’ndaki siluete bozan 16/9 için yerel mahkemenin verdiği yıkım kararını Danıştay onadı, 13 kat için yıkım kararı çıktı.

Harvard Üniversitesi, yaz okulu kapsamında İstanbul’un tarihi bostanlarıyla ilgili bir ders açtı. Belediye tarafından bir kısmı molozla kaplanan Yedikule Bostanları’nda öğrenciler ders yaptı.

İstanbul Kent Savunması, Doğuş Grubu’nun 2013’te ihalesini aldığı Galataport projesinin ÇED toplantısını protesto etti.

Ice Bucket Challenge kampanyasından ilham alan İtalyan çevreci Alex Bellini, küresel ısınmaya dikkat çekmek için Grönland yakınlarındaki bir buzdağında bir yıl yaşamaya karar verdi.

Çin’in Hıbey eyaletinde süregelen kuraklık nedeniyle 100 binden fazla insan içme suyu sıkıntısıyla karşı karşıya kalırken, ABD’nin California eyaletinde yine aynı sebeple yüzlerce hane susuz kalmıştı.

İstanbul’da kuraklık yüzünden her gün azalan baraj doluluk oranı son 10 yılın en düşük seviyesi olan 16.31’e indi. Papuçdere Barajı tamamen kurudu. Kazandere Barajı su havzasında inekler ve koyunlar otladı. Su seviyesi 1 kilometre çekilen Büyükçekmece Gölü’nde balık tutulan alanlar düzlüklere dönüştü.

Bir yandan, İstiklal Caddesi’ni sel alıyor, Kasımpaşa’yı hortum vuruyor, Üsküdar’da denizle kara aynı seviyeye geliyordu. Yaz yağmurları romantizmini yitirmiş gibiydi.

EYLÜL

Bakanlar Kurulu’nca 10 Mayıs 2014’te alınan kararla Soma’da binlerce metrekarelik zeytinliklerin, Kolin’in yapacağı termik santral için acele kamulaştırıldığının ortaya çıkmasının ardından tepkiler yükseliyordu. Greenpeace dava açtı. Kolin, zeytinliklerin çevresine tel örgü çekti.

35 yılda su kapasitesinin üçte birini kaybeden, 4.3 milyar tonluk su varlığının 330 milyon tonu her yıl yok olan Burdur Gölü’nün 20 yılda tamamen kurumaması için imza kampanyası, toplu yas töreni ve su orucu başlatıldı.

Van Gürpınar’daki sulama amaçlı Zernek Barajı’nda su düzeyi, su tutulduğu 1985’ten beri ilk kez yüzde 20’ye kadar düştü.

TÜİK, Türkiye’nin termik santrallerde mayıstaki kömür tüketiminin 2013’ün aynı ayına göre yüzde 28.9 ile üçte bire yakın artışla 5 milyon 652 bin tona yükseldiğini açıkladı.

Türkiye, hortum vakasında Avrupa’da 3. oldu.

Koza Altın’ın İzmir Bergama’daki dünyaca ünlü Kozak Yaylası’nda altın madeni ocağı işletmek için düzenlediği ÇED toplantısı, CHP’li Bergama Belediye Başkanı, yöre halkı ve çevrecilerin tepkisi nedeniyle yapılamadı.

Türkiye’de varolan ve planlanan kömürlü termik santrallerinin çevreye ve sağlığa etkilerine dikkat çekmek için Greenpeace’in simgelerinden Rainbow Warrior III gemisi ilk kez Türkiye’ye geldi.

Susuz kalan Yalova’da Gökçe Barajı’ndan ölü hacimden pompalarla su çekilerek 10 gün yetecek su verildi.

Türkiye susuzluktan kırılırken, Pakistan’da muson yağmurları ve eriyen Deosai buzulu nedeniyle meydana gelen sellerde ölü sayısı 174’e çıkıyor, Pencap eyaletinde acil durum ilan ediliyordu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Muğla Fethiye’deki 5000 yıllık tarihe sahip Kayaköy’ü 49 yıllığına kiralamak için ihale yapacağını açıkladı.

Akkuyu nükleer santralinin nakil hatlarının geçeceği yerlerle ilgili bilgilendirme toplantısını çevreciler protesto etti, şirket yetkilileri salonu terk etmek zorunda kaldı.

3. havalimanının imar planları, TMMOB Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul şubelerince dava edildi. Odalar, imar planların inşaat başlamadan önce onaylanması gerektiğine dikkat çekerek, havalimanı inşaatının “kaçak” olduğunu kaydetti.

Dünyanın en önemli kuş göç yollarından birinin ortasına yapılacak 3. havaalanında kuşlardan kaynaklı her yıl onlarca kaza yaşanabileceği belirtildi.
Balıkesir Erdek’teki Kyzikos Antik Kenti’nde yapılan kazılarda ünlü Hadrianus Tapınağı’nın mermerlerinin yakılıp kireç haline getirildiği ortaya çıktı.
Karabiga’da, Cengiz-Alarko ortaklığının kuracağı termik santralin ÇED’i Çanakkale İdare Mahkemesi’nce iptal edildi.

Bolu’da Abant İzzet Baysal Üniversitesi kampüse yol açmak için ağaçları kesti, Denizli Çivril’de alabalık üretim çiftliğindeki 750 bin alabalık sanayi atığı nedeniyle telef oldu, Sakarya’da sazanlar zehirlenerek kıyıya vurdu, hortum bu kez Antalya semalarından seyrediliyordu.

İzmir Çeşme’de Dalyanköy Erbil Sitesi sakinleri deniz manzaraları kapandığı için oy çokluğuyla çam ağaçlarını teker teker kesti, Kars’ta 232 kuş türünün konup kalktığı Kuyucuk Kuş Cenneti kurudu. Cerrattepe’den çıkartılacak altının işleneceği siyanür havuzuna karşı Artvin Murgul’da 3000 kişi yürüdü. Yürüyüşe, havuz kazmak istemedikleri için işten çıkarılan 900 işçi de destek verdi.

Dünya liderleri 23 Eylül’de BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon çağrısıyla New York’ta iklim zirvesinde bir araya geldi. İklim zirvesini hem protesto etmek hem de liderlerin iklim değişikliğiyle ilgili tavır almasını sağlamak için dünyanın 161 ülkesinde 2700’e yakın yerde eş zamanlı olarak düzenlenen eyleme İstanbul’da da 2000 kişi Taksim’de bir araya gelerek dahil oldu. New York’ta ise 400 bin kişinin yürüdü, zirveden muğlak bir metin çıkması eleştirilerin hedefi oldu.

Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk katıldığı uluslararası etkinliklerden biri olan iklim zirvesinde Erdoğan, Türkiye’nin seragazı emisyonlarını yüzde 21 azalttığını söyledi. Oysa rakamlar Türkiye’nin, 1990-2012 arasında emisyonlarını azaltmadığını aksine yüzde 133,4 arttırdığını gösteriyordu, bahsedilen, artıştan indirimdi. Yine dünyayı yanıltmaya çalışıyorduk.

EKİM

Ekimde yine acı bir felaketle karşı karşıyaydık. Karaman Ermenek’te kömür ocağında meydana gelen kazada 18 işçi mahsur kalarak iş cinayetine kurban gitti.

Fransa’nın güneyini etkileyen şiddetli yağış ve seller sebebiyle Montpellier, “afet bölgesi” ilan edildi. Endonezya hükümeti, tsunaminin önüne geçmek için 263 milyon dolara duvar örme projesine başladı. ABD’nin Alaska eyaletinde küresel ısınma sonucu dinlenecek yer bulamayan 35 bin deniz ayısı kıyıya sığındı.

Uydulardan elde edilen yeni görüntüler, Batı Antarktika’da yaşanan buzul erimesinin çok ciddi boyutlara ulaştığını gösterdi. Buzul kaybı arttıkça, dünyanın yerçekim gücü de azalıyordu.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın “Endüstriyel Ağaçlandırma Eylem Planı” kapsamında 64.5 hektar kızılçam ormanı kesildi, 2013’te de 141 hektar alanı yok etmişti.

Artvin Arhavi’de şehir merkezine yapılmak istenen Kavak HES projesi için verilen ÇED olumlu raporu, Rize İdare Mahkemesi’nce “ÇED yönetmenliğine uygun olmadığı” gerekçesiyle iptal edildi. Peri Çayı üzerinde yapımı süren Pembelik HES, “imar planı bulunmadığı” gerekçesiyle durduruldu.

Danimarkalı oyuncak devi Lego, Shell’in 26 ülkedeki petrol istasyonlarında dağıtılması için üzerinde Shell logosu olan 16 milyon oyuncak üretti. Lego, Kuzey Kutbu’nda petrol çıkarma planları nedeniyle Greenpeace’in hedefi olan Shell ile işbirliğini sona erdirmek zorunda kaldı.

Danıştay, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca hazırlanan ve mart ayında yürürlüğe giren Milli Parklar Yönetmeliği’nde değişiklik getiren düzenlemeyi durdurdu.
İstanbul Anadolu Yakası’nın ikinci büyük yeşil alanı Validebağ Korusu’nun yapılaşmaya açılmasını engellemek için 80 bin imza toplandı. Havalar serinlemeye başlasa da, Validebağ’da epey sıcak günler yaşanacaktı. Mahkeme kararına rağmen cami inşaatı için sabaha karşı iş makinelerinin koruya girmesinin ardından semt sakinleri günlerce çadırlarda direniş başlatarak, koru nöbeti tuttu.

Sarıyer Belediyesi, Fatih Ormanı içinde Bilgili-Doğuş ortaklığıyla planlanan Park Orman Tabiat Parkı projesine ruhsat vermeyeceğini açıkladı.

Aydın’da maden ocaklarının kirlettiği Karpuzlu Çayı, topraklara bereket yerine zehir taşımaya başladı.

Muğla 1. İdari Mahkemesi, Dalyan’daki İztuzu Plajı’nın ihalesine yönelik önceden verdiği durdurma kararını itiraz üzerine kaldırdı.

Manisa Soma’daki Yırca Köyü’nde yapılması düşünülen termik santral için zeytin ağaçlarının kesilmesine karşı çıkan bir grup, kesilen ağaçları Valilik önüne bıraktı.

Hortum bu kez Çanakkale semalarında kendini gösteriyordu.

KASIM

Kasımda gündemin en yoğun konusu Yırca’da zeytin katliamı olacaktı. Zeytin ağaçlarını korumak isteyen, en doğal anayasal hakkı olan yaşam hakkı çiğnenen, özel güvenliklerce kelepçelenen, yerlerde sürüklenen köylüler, günlerce tehdit edildi, barakalara kapatıldı. Sabaha karşı katliam gibi bir uygulamayla 6000 zeytin ağacı Kolin tarafından üç saatte yok edildi. Danıştay 6. Dairesi’nin termik santral yapılacak araziyle ilgili Bakanlar Kurulu’nun verdiği acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurma kararı arkadan geldi, ağaçlar kesilmişti, köylüler buruk bir sevinç yaşıyordu. Kolin ise pişkinlikte sınır tanımıyordu. Yırca’da, yargının yürütmeyi durdurma kararına rağmen, termik santral için 6000 ağacı söken, buna direnen köylüleri darp eden Kolin, “Yapılanlar hukuka uygun işlemlerdir” diyordu.

Yüzde 90’ı kuruyan Urumiye Gölü’nü kurtarmak için İran Bakanlar Kurulu hareke geçti, kurtarma komisyon kurarak, çalışmalar için gereken 273 milyar dolar krediyi onayladı.

Validebağ’daki koru nöbetinde günler geçtikçe gerginlik arttı, polis direnişçilere TOMA’lı, biber gazlı müdahalede bulundu.

3. köprü inşaatı nedeniyle doğal yaşam alanı talan edilen bir yaban domuzu yüzerek geldiği İstanbul Bebek’te karaya çıktı. Art arda üç arabanın çarptığı yaralı hayvan bir yalının bahçesine saklandı.

Beyazıt’ta altgeçit yenileme çalışmalarında Bizans’tan kalma bir yapı ortaya çıktı. İnşaat firması tarafından girişi betonla kapatılan tarihi yapı, tamamen betona gömülmeden kurtarıldı.

Van Gölü’nün son 15 yılda en büyük su kaybı yaşadığı artık kesinleşti. Suyun çekilmesiyle tarihi kalıntılar ortaya çıktı.

Türkiye’de son 10 yılda, 2 milyon 573 bin futbol sahasına denk gelen 27 milyon 825 bin 64 dekar tarım arazisinin, imara, inşaata kurban gittiği ortaya çıktı. Son 10 yılda tarım topraklarının yüzde 10.46’sı kaybedilmişti.

Artvin Cerattepe’deki Kafkasör Yaylası’nda maden işletmeciliğine yargı izin vermedi, Arhavi’de şehir içine yapılacak Kavak HES’in ulaşımını kolaylaştırmak için 18. yüzyıldan kalma Orçi Köprüsü’nün anında yapılan kaçak köprü dokuz ay sonra yıkıldı.

Fatih Belediyesi, Yedikule’de tarihi surların dibindeki Osmanlı saraylarına sebze yetiştiren tarihi Yedikule Bostanları’nı imara açma kararı aldı. İmar planı tadilatını, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş belediye meclisine iade etti.

UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine aday olan Diyarbakır’daki Hevsel Bahçeleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın talebiyle “tarım niteliği korunacak alan” statüsünden çıkarıldı.

16/9 gökdelenleri için mahkemenin verdiği yıkım kararını uygulamayan Zeytinburnu Belediye Başkanı için savcılık soruşturma izni istedi. İstanbul 4. İdare Mahkemesi 16/9 gökdelenleri için siluete etki eden kısmın yıkımına karar vermiş Danıştay 14. Dairesi de bu kararı onamıştı.

Dünya Meteoroloji Örgütü, 1880’den beri tutulan hava sıcaklığı kayıtlarına göre, 2014’ün ocak-ekim döneminin en sıcak ilk 10 ay olduğunu duyurdu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2013’te sil baştan değiştirdiği ÇED Yönetmeliği’ni bir kez daha değiştirdi. Bakanlık, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği Çevre Kanunu’nun geçici 3. maddesini yönetmeliğe tekrar koydu. AVM, golf sahası, toplu konut gibi birçok yeni projeye ÇED muafiyeti getirildi.

Zonguldak Kilimli’nin Çatalağzı Beldesi’ndeki termik santrale için kurulacak 54 kilometrelik enerji iletim hattının ormandan geçen 36.5 kilometrelik bölümünde 43 bin ağaç kesileceği ortaya çıktı.

Edirne’de 75 yaşındaki Kıymet Peker’in, iş makinesinin önünde durarak yıkımını engellediği çocuk parkıyla ilgili Edirne İdare Mahkemesi, parkın yıkılmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.

ARALIK

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Akkuyu nükleer santrali için hazırlanan ÇED raporunu onayladı.Rus sermayesiyle inşa edilecek santrala verilen onay Türkiye’ye gelen Putin’e jest olarak yorumlandı.

Ordu Fatsa’da orman arazisinde siyanürle altın ayrıştırılması çalışmalarını çadır nöbetiyle protesto etti.

Yırca’da köylülere, yürütmeyi durdurma kararına rağmen kesilen 6666 ağacı “koruma” görevi verildi. Karara tepki gösteren Muhtar Mustafa Akın, “Evladımızı öldürdüler, alın cenazesini saklayın diyorlar. Resmen dalga geçiliyor” dedi.

Bu yıl Peru’nun başkenti Lima’da yapılan BM İklim Zirvesi’nde 195 ülkenin temsilcisi karbon emisyonlarının azaltılması konusunda asgari bir uzlaşmaya vardı ancak sonucun yetersizliği nedeniyle çevre örgütleri memnun olmadı.

Germanwatch ile Küresel İklim Ağı ve Can Europe’un hazırladığı İklim Değişikliği Performans Endeksi açıklandı. Karbon emisyonlarının yüzde 90’ından sorumlu 58 ülkenin değerlendirildiği raporda Türkiye, listede “çok kötüler” kısmına girerek 51. oldu.

DSİ, Hasankeyfi’i sular altında bırakacak olan ve beş ay önce durdurulan Ilısu Barajı inşaatının tekrar başlayacağını ilan etti. 

Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu’na ait Sultanahmet’teki otelle ilgili İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, otelin kaçak olduğunu doğruladı.

Uluslararası Belediyeler Birliği’nin Türkiye’de belirlediği dokuz “sessiz şehir”den (cittaslow) biri olan Şanlıurfa Halfeti’deki tepeye beş katlı otel yapıldığı ortaya çıktı.

Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz’in kardeşinin SİT alanı olan Sedef Adası’nda aldığı dört dönüm arazi için imar izni çıktı.

Köylerinin cenaze namazını kılarak gündeme gelen Karadağ köylüleri, altın madenine karşı hukuki mücadelelerinde önemli bir kazanım elde etti. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı bu kez davul zurnayla kutlandı.

Bursa 1. İdare Mahkemesi, Myrleia antik kentini imara açan ve 2700 yıllık tarihi kent kalıntılarını AVM’nin bodrum katında cam çerçevede sergilenmesine karar veren Bursa Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu kararını iptal etti.

Bodrum’da SİT alanında kurulması planlanan rüzgar santrali için, “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Bölge halkı kararın iptali için Muğla İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

İstanbul Kent Savunması ve Kuzey Ormanları Savunması’nın çağrısıyla Marmara Bölgesi’nden gelen çevrecileri bir araya getiren Marmara Kent ve Doğa Mitingi’ne binlerce kişi katıldı.

Pelin Cengiz – P24 ( Platform 24 .org)

Barcelona 2015’te transfer yapamayacak

0

la-masia-no-se-toca-2014-barc3a7a-betisUluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin (FIFA) 2015 yılında transfer yapmasını yasakladığı Barcelona’nın Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) yaptığı itiraz reddedildi. CAS, Barcelona’ya “yönetmelikleri ihlâl ettiği” gerekçesiyle verilen cezanın yerinde olduğuna hükmetti.

CAS, itirazın reddedilmesiyle ilgili gerekçeli kararını da en kısa sürede kamuoyu ile paylaşacağını açıkladı.

FIFA Barcelona’ya, 18 yaş altı yabancı oyuncularla transfer sözleşmesi imzalanmaması kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle kulübe 14 ay süreyle transfer yapmama cezası vermiş ve Katalan kulübünü 450 bin İsviçre Frangı, yani yaklaşık 375 bin Euro para cezasına çarptırmıştı.

14 aylık transfer yasağı Barcelona’nın iki sezon boyunca yeni transfer yapmasını engelliyor. Kulüp mevcut oyuncularıyla sözleşme yenilemeye ise devam edebilecek.

Barcelona FIFA’nın verdiği transfer yasağı cezasını “tamamen orantısız” bulmuş ve iptalini istemişti.

Amerikan Associated Press haber ajansı CAS kararı sonrası Barcelona’dan yapılan açıklamada, “İsviçre Federal mahkemelerine müracaat dahil hukuki seçeneklerimizi değerlendiriyoruz” dendiğini aktardı.

Cizre Emniyet Müdürü görevden alındı

141227140249_cizre_640x360_n_nocreditŞırnak’ın Cizre ilçesinde son günlerde yaşanan ve üç kişinin öldüğü çatışmaların ardından İlçe Emniyet Müdürü Ozan Başurgan görevden alındı.

Cizre’de 27 Aralık Cumartesi günü iki grup arasında çıkan çatışmada üç kişi ölmüş, beş kişi yaralanmıştı.

İlçede gerginlik daha sonra da sürmüştü.

Muhalefet partileri kamu makamlarının olayları önlemede yetersiz kaldığını öne sürmüştü.

Çatışmaların PKK’ya bağlı Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) ve HÜDA-PAR (Hür Dava Partisi) yanlıları arasında çıktığı belirtiliyor.

Partinin Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz, “Ne zaman süreçle ilgili olumlu bir mesaj verilse PKK, YGD-H çevreleri tarafından bizim partimize yönelik provokatif eylemlerde bulunuluyor. Bizim partimiz üzerinden kendilerine göre çözüm sürecini sabote etme veya farklı mecralara çekmeye çalışıyorlar. Bunun da sorumlusunun PKK tarafı olduğu düşüncesindeyiz” demişti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Cizre’deki mevzunun muhtemeldir ki iki taraf içine sızma yapmış ve bilinçli bir şekilde çatışma, katliam yaratmak isteyen güçlerin tezgahı oyunudur” yorumunda bulunmuştu.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Hatip Dicle, olaylarla ilgili “Ortada üçüncü bir güç var o da paralel yapı. Bu yapı çözüm sürecinin en büyük karşıtı” diye konuşmuştu.

KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) ise yaptığı açıklamada iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AKP) suçladı.

Olaylarla ilgili İnsan Hakları Derneği tarafından Cizre’de yaşayanların tanıklıklara dayandırılarak hazırlanan raporda ise bazı güvenlik görevlilerin de sivillere ateş açtığı belirtildi.

(BBC)

İsrail’i işgale son vermeye çağıran tasarı reddedildi

141230235032_jerusalem_624x351_n_nocreditBirleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail’i Filistin topraklarındaki işgaline 3 yıl içinde son vermeye çağıran karar tasarısını reddetti.

Filistin yönetiminin hazırladığı, 22 Arap ülkesince desteklenen tasarı Ürdün tarafından Konsey’e sunulmuştu.

15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde sekiz ülke tasarıya destek verirken, Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya karşı oy kullandı.

İsrail tarafından “yutturmaca” olarak nitelenen karar tasarısının geçebilmesi için en az dokuz ülkenin onayını alması gerekiyordu.

Ancak tasarı dokuz oya ulaşabilseydi, İsrail’in en yakın müttefiki ABD veto hakkını kullanacaktı.

Washington, karar tasarısının İsrail’in güvenlik kaygılarına yanıt vermediğini savunarak oylamayı geciktirmek için çaba harcadı.

ABD Dışişleri Bakanı 48 saat içinde 13 ülkenin dışişleri bakanlarını telefonla arayarak pozisyonlarını anlattı.

Oylamada, Rusya, Çin, Fransa, Arjantin, Çad, Şili, Ürdün ve Lüksemburg ‘Evet’ oyu verdi.

İngiltere, Litvanya, Nijerya, Güney Kore ve Ruanda çekimser kaldı.

Karar tasarısında, İsrail’e işgal altında bulundurduğu tüm Filistin topraklardan 2017 sonuna kadar çekilmesi ve tarafların bir yıl içinde kapsamlı bir çözüme varmaları çağrısı yapılıyordu.

Tasarıda ayrıca Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’nin 1967 savaşı öncesindeki sınırlarını temel alacak yeni müzakerelerin yapılması çağrısına yer veriliyordu.

Oylama, Filistinlililerin üç aydır Birleşmiş Milletler’de yürüttüğü çabaların sonucunda yapıldı.

Tarımda 2014′te neler oldu? – Ali Ekber Yıldırım

Yılın son günü. Koca bir yılı tek yazıya sığdırmanın zor olduğunu bilerek bize göre 2014′te tarıma damgasını vuran gelişmeleri özetliyoruz.
1- Neresinden bakarsanız bakın 2014 yılı tarım için çok zor bir yıldı. Kuraklık, don, dolu,fırtına,aşırı yağış,aşırı sıcak olmak üzere felaketler üst üste yaşandı. Bu felaketlerden etkilenmeyen tarım ürünü kalmadı.Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2014′te önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 6.6 ve meyvelerde yüzde 6.2 azalırken, sebzelerde ise binde 4 oranında artış oldu. Ürün bazında bakıldığında buğdayda yüzde 13.8, arpada yüzde 20.3,çeltikte yüzde 7.8, nohutta yüzde 11.1, kırmızı mercimekte yüzde 17.7,tütünde yüzde 24.9, elmada yüzde 20.7,kayısıda yüzde 65.4,fındıkta yüzde 25 ve cevizde yüzde 14.8 oranında düşüş oldu.
2-Kuraklık ve diğer doğal afetlerin etkisi ile tarım sektörü, bu yılın ilk 9 aylık döneminde yüzde 3 küçüldü. Aynı dönemde ekonomideki büyüme yüzde 2.8 oldu. Bu yılın 3.çeyreğinde tarımdaki küçülmenin yüzde 4.9 olduğu dikkate alındığında 2014′ün küçülme ile kapanacağı söylenebilir.
3- Geçen yıl 8.7 milyar lira olan tarım destekleri 9.5 milyar liraya çıkarıldı. Alan bazlı destekler kapsamında gübre ve mazot desteğinde bir kaç kuruşluk artış yapılırken fark ödemesi (prim) desteklerinde 17 üründen sadece ayçiçeği ve pamuk primi artırıldı. Hayvancılıkta ilk kez çoban istihdamına destek getirildi. Ayrıca, kalkınma bölgelerinde toplam 35 ilde yüzde 80′e varan oranda hibe desteği sağlandı.
4-Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) tarafından “Aile Çiftçiliği” yılı olarak kabul edilen 2014′te, yüksek girdi maliyetleri ve yanlış tarım politikaları sonucunda Türkiye’de daha çok aile çiftçilikten,tarımdan çekilmek zorunda kaldı.
5-Bu yıl deyim yerindeyse zeytinciliğin “kara yılı” oldu. Zeytin üretimi de olumsuz hava şartlarından olumsuz etkilendi. Ama bundan daha büyük felaket insan eliyle oldu.Manisa Soma’ya bağlı Yırca Köyü’nde yasalar hiçe sayılarak 6 bin zeytin ağacı kesildi. Zeytinciliğin idam fermanı olarak bilinen yasa değişikliği ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmeyi bekliyor.
6- Geçmiş yıllarda olduğu gibi üretimi,üreticiyi ithalatla terbiye anlayışı egemen oldu. Bakanlar Kurulu Kararı ile Toprak Mahsulleri Ofisi’ne toplam 4.2 milyon ton buğday,arpa,mısır ve pirinç ithalat yetkisi verildi. Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne sıfır gümrükle 15 bin ton sığır eti ithalat yetkisi verildi. Bununla da yetinilmedi kırmızı et fiyatının artması üzerine besilik dana ithalatına izin verildi. İlk kez süt ithalatı gündeme getirildi. Dünyanın en büyük fındık üreticisi ve ihracatçısı olan Türkiye, tarihinde ilk kez fındık ithalatını konuştu.
7- Dünyanın ve Türkiye’nin en büyük fındık ihracatçısı Trabzon merkezli Oltan Gıda, İtalyan çikolata devi Nutella’nın üreticisi Ferrero tarafından satın alındı. Böylece yıllık 1.7 milyar dolarlık ihracat geliri olan fındık ihracatının yarısı yabancı şirketlerin eline geçti.
8- Onuncu Kalkınma Planı ve bu çerçevede tarım,gıda,su ürünleri,hayvancılık gibi tarım ile ilgili Özel İhtisas Komisyon Raporları ile tarımda gelecek 5 yılın hedefleri belirlendi. Cumhuriyet Halk Partisi, “Cumhuriyet’in 100.Yılına Doğru Yeni Tarım Düzeni” başlıklı Tarım Programı’nı açıkladı. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği(TÜSİAD) “Gıda,Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü’ başlığıyla tarım konusunda kapsamlı bir rapor hazırladı.
9- Yerel Yönetimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Yerel seçimden sonra Büyükşehir Yasası kapsamında Türkiye’deki 16 bin 200 köy mahalleye dönüştü. Ayrıca Torba Yasa ile mera alanları imara açıldı. Böylece bu iki değişiklikle kırsal alanlar ranta açıldı. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ise yeni bir hükümet kuruldu. yeni hükümet tarımda bir politika değişikliğine gitmedi.
10- Çiftçiler biber gazıyla tanıştı.Elektrik borcunu ödemediği için elektriği kesilen çiftçiler özellikle Güneydoğu Anadolu’nun çeşitli illerinde eylemler yaptı. Biber gazıyla müdahale edildi. Elektrik borcu olan çiftçi tarım desteği alamayacak hükmü getirildi.
11- Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Yasası değiştirilerek tarım arazilerinin bölünmesini,bölünerek satılmasını engelleyecek yasal düzenleme yapıldı.
12- Her ay enflasyon verileri açıklandığında gıda fiyatlarındaki artış gündem oluşturdu. Özellikle Merkez Bankası açıklamalarında işlenmemiş tarım ürünleri ile gıda ürünleri fiyatındaki artışın enflasyonu olumsuz etkilediği açıklamaları dikkat çekti.
13- Batılı ülkelerin yaptırımlarına karşı, Rusya Federasyonu’nun özellikle Avrupa Birliği’ne yönelik ambargosu tarım sektörü için yeni fırsatlar yarattı. Ancak yılın son döneminde Rusya’nın ekonomik krizle karşı karşıya kalması avantajı dezavantaja dönüştürdü. Rusya buğday ihracatına sınırlama getirdi.
14- Avrupa Birliği 13 Aralık 2014 itibariyle gıda etiketlerinde değişiklik yaparak tüketiciyi koruma önlemlerini artırdı.
15- Fast-Food’a karşı dünyada hızla yayılan Slow Food hareketi İtalya Torino’da yapılan dünya toplantısında aile çiftçiliğini, yerelde üretimi öne çıkardı. Açlıkla mücadeleyi, yerelde ve tarımsal üretimi kültürüyle birlikte yaşatmayı hedefleyen Slow Food aynı zamanda ülkelerin ve şirketlerin başka ülkelerde toprak almasını “toprak gaspı” olarak ilan etti.
16- Genetiği Değiştirilmiş Ürünler(GDO) yine gündemdeydi. Bebek mamalarında GDO bulunması,yemlerde izin verilmeyen genlerin ithal edilmesi yankı uyandırdı. Hükümet, ithalatta binde 9 oranında GDO bulaşmasına izin verdi. Avrupa Komisyonu, GDO konusunda Avrupa Birliği üyesi her ülkenin kendisinin karar vermesi yönünde bir yol seçti.
17-On binlerce ziraat,gıda, su ürünleri mühendisi, tarım teknisyeni ve tarımda çalışacak diğer meslek sahipleri 2014′te de hüsrana uğradı.Atamaları yapılmadı.
Sağlık ve mutluluk dileklerimizle yeni yılınızı kutlar, 2015′in barış ve kardeşliğin egemen olduğu verimli bir yıl olmasını dileriz.

Doğa İntikamını Mutlaka Alır! – Ege Ural

Her zamanki gibi yine çaktık sınavdan.

2014 ile olan imtihanımızda maalesef başarısız olduk.

Aynı 2013’te olduğu gibi, 2012’de 2011’de de…

Yeni yılda ne değişecek peki? Bana göre yine hüsranla sonuçlanacak.

Ama tabiki bazıları için yine hiç fark etmeyecek.

Birileri halinden yine hep memnun olacak.

Belki Facebookta “Harika bir yıldı” diyecek “parçası olduğun için” teşekkür edecek.

Memnun olanlar oldukça da dosyalar kapanacak, saraylar yükselecek!

Bu iş böyle işte…

Huzurlu, neşeli ve umutlu bir yazı kaleme almak isterdim yılın son günü için. Bi değerlendirme yapar, yeni yıldan beklentilerimi açıklardım. Ancak ne mümkün. Dönüp şöyle bi baktığım zaman sonuna geldiğimiz yıla. Ne bahsettiğim gibi güzel hadiseler olmuş, ne de bir tane düzgün yazı yazmışım.

Neler olmuş peki? Bombalar patlamış, evler arabalar kurşunlanmış, sokaklar savaş alanına dönmüş, kan gövdeyi götürmüş, kadınlar çocuklar ölmüş, madenler çökmüş, ocaklar sönmüş, ağaçlar kesilmiş, insanlar dayak yemiş, hak hukuk arayanlar vatan haini ilan edilmiş, mahkemeler davalar sonuçlanmış insanlar tutuklanmış, suçsuzlar içeri girmiş, suçlular dışarda gezinmiş…

Durum böyleyken ülkeye toz pembe gözlüklerden bakan birtakım iyi gün dostları tüm bunları görmezcesine farklı konuları ele almış, başka şeyleri yazmış çizmiş tartışmış, karalama kampanyalarına katılmış, gerçeği çarpıtmış, halkı yanıltmış birtakım adamlar olmuş. Bendenizde zaten eleştirdiği bu durumun içerisine düşmemek adına hep kötüyü, hep olumsuzu, hep aksayan noktaları ele almışım ki bu yılın son günü içinde değişmemiş.

Kendi kendimi övüyorum ancak fıtratım buymuş. Ee fıtratıyla övünebilmeli insan. Her neyse… Geleneği bozmayayım ben yine. Yılın ilk gününden, son gününe dek doğaya karşı sonuna kadar mücadele veren zihniyet, geçtiğimiz günde rahat durmadı. Yine Ege Bölgesinde bir yerleri karıştırdı.

Ege Bölgemizin şirin ili Muğla’nın Ortaca ilçesinde, dünyaca ünlü ve doğal güzelliklere sahip adeta cennetten bir parça ayrıca da nesli hızla tükenmekte olan Caretta kaplumbağalarının yaşam alanı halinde olan İztuzu Plajına geçtiğimiz günün gece yarısı plajın işletme haklarını satın alan İngiliz ortaklı özel şirket yetkililerin gelmesi ile başlayan olaylar silsilesi gözleri İztuzu’na çevirdi.

Başta belirtmekte fayda var. Bu plajı özelleştirmeye kalkan aklı selimlerden bahsetmek dahi istemiyorum. Her neyse devam edeyim. Adamın hakkıdır devralmış işletmeyi naparsa yapar mı diyelim? Hukuken öyle olabilir. Ama sen kalk denizden ve karadan etrafı çevir. İş makinalarını sok içeriye. Kimseyide yanaştırma. Belki de az kalsın çekeceklermiş brandalarıda. Oh mis.

Temeli atacak, betonu dökecek, afedersiniz içine edecek güzelim koyun. Umrunda mı kaplumbağanın, doğanın yeşili? Umurlarında olan tek yeşil belli… Ya da arkadaşım çıkacaksın diyeceksinki kamuoyuna böyle bir şey yok. Biz de bileceğiz oraya ne yapacağını. Gerekirse gözlemci duracak, birileri bekleyecek, doğaya aykırı iş yaptığın anda bir dur diyecek. Buna da izin vermiyorsan kusura bakmada. Parasını vermiş olabilirsin ama doğa babanın malı değil! Bedenine sahip olabilirsin ama ruhuna asla!

Ek olarak. Bir de mahkeme süreçleri falan olmuş. Belediyeyle firma arasında bi hukuk karmaşası yaşanmış falan filan. Sen işletme hakkını elinde bulundurduğun yere sahip çıkamıyorsan ben sana ne diyeyim belediye?

Mesele böyle işte. Adetimizi bozmadık, yılın son günüde aksayan bir noktaya parmak bastık. Artık ileriki günlerde ne olup, ne biteceğini hepimiz birlikte göreceğiz. Yeni yıldan tek beklentim umarım kazanan doğa olur! Şimdilik çakın demirlerinizi, yığın betonlarınızı… Ama unutmayın doğa bir gün intikamını mutlaka alır!

Ege Ural – mavihaber.com