Ana Sayfa Blog Sayfa 3778

Guardian’ın AK Saray yorumu, “Osmanlı Sirki”

The Guardian gazetesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Filistin lideri Mahmut Abbas’ı tarihte kurulan 16 Türk devletine ait askeri üniformaları giyen görevlilerle karşılamasını “Abbas, Osmanlı sirkinde ağırlandı” başlığıyla haberleştirdi.

BBC Türkçe’nin, 13 Ocak İngiltere basın özeti sayfasında yer alan ve AFP’den alıntıladığı habere göre Guardian başlık için Milliyet gazetesi yazarı Kadri Gürsel’in dün attığı “Osmanlı sirki sarayda” tweetine atıfta bulunmuş.

5

BBC Türkçe’den aktarıldığı kadarı ile Guardian haberi şu şekilde okurlarına yansıtmış:

“Mızraklı muhafızlar, zincirli zırhlarla donatılmış savaşçılar, parıldayan altın miğferler ve hatta iyi niyetle ortaya atılmış birkaç takam bıyıklar…Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas bir tarih filminin setine gittiğini düşündüğü için affedilebilirdi. Ancak Ankara’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmeye gitmişti.”

6

7

Abbas’ı karşılama töreni için Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın merdivenlerinde yerlerini alan savaşçılar, tarihteki 16 Türk devletini temsil ediyor. Cumhurbaşkanlığı forsunda da 16 yıldız var.

Guardian’daki haberde, bazı sosyal medya kullanıcılarının Abbas için Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen karşılama töreni ile ilgili olarak şaşkınlıklarını dile getirdikleri belirtiliyor.

Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sarayın “Yeni” Türkiye’nin sembolü olduğunu söylediği, muhaliflerin ise saray inşasını “anlamsız bir savurganlık” olarak görerek kınadıkları da hatırlatılıyor.

(BBC Türkçe, Guardian, AFP)

Berlin’deki ‘hoşgörü ve din özgürlüğü’ gösterisine Merkel de katılıyor

0,,18171891_303,00Paris saldırıları Almanya’da da yankı buldu. Berlin’deki sessiz ‘hoşgörü ve din özgürlüğü’ gösterisine Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ve Başbakan Angela Merkel de katılacak.

‘Hoşgörü ve din özgürlüğü’ gösterileri, Müslümanlar Merkez Konseyi ve Almanya Türk Toplumu Berlin şubesinin girişimiyle düzenleniyor.

Cumhurbaşkanı Gauck’un burada kısa bir konuşma yapması bekleniyor. Başbakan Angela Merkel ve birçok kabine üyesinin de gösteriye katılımı bekleniyor.

Siyasi parti ve sendikaların temsilcileri de gösteride hazır bulunacaklarını duyurdular.

Başbakan Merkel’in Perşembe günü Federal Meclis’te bir konuşma yaparak toplam 17 kişinin hayatını kaybettiği Paris saldırılarıyla ilgili değerlendirmede bulunması öngörülüyor.

(DW)

 

Şırnak Barosu, “Ümit Kurt, hedef gözetilerek vuruldu”

Şırnak Barosu İnsan Hakları Merkezi, Cizre’de 6 Ocak günü yaşanan olaylarla ilgili raporunda, polis kurşunuyla hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ümit Kurt‘un vurulmasına ilişkin raporda hedef gözetilerek vurulduğunu belirtti.

4

Radikal Gazetesi’nden İdris Emen’in özel haberine göre Baro, Ümit Kurt’un hayatını kaybetmesi ile ilgili, “Tam kalbinden vurulmuş olması, vurulduğu yerin elektrik direği ile duvar arasında kalması sebebiyle korunaklı olması, hedef gözetilerek vurulduğunu göstermektedir.” açıklamasında bulundu.

Raporda ayrıca, 6 Ocak tarihinden önce Cudi, Nur ve Sur Mahallesi’ndeki hendeklerin kapatılması için Cizre Belediyesi ile Cizre Kaymakamlığı’nın uzlaştığı da belirtilen noktalar arasında.

(Radikal)

AK Saray Tiyatrosu: Allah bizi gelecek gösterilerden korusun! – Hakan Aksay

(Ellerimin titremesi geçer geçmez yazıya başlayacağım, lütfen biraz anlayış gösterin.)

Olay aynen şöyle oldu:

Dün oturmuş sakin sakin T24’e göndereceğim yazıyı yazıyordum.

Tam yazının sonuna yaklaşmışken…

Kısa bir mola vermenin uygun olacağını düşündüm.

O mola sırasında da Twitter’a bir göz attım.

Aman Allahım, o da ne!

Muhteşem Yüzyıl‘ı gölgede bırakacak olağanüstü bir fotoğraf!

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, yanında kısa boylu ve yaşlı bir adam (Filistin lideri Abbas olduğunu sonradan fark ettim) veee…

Onları çevreleyen bir sürü “tarihî savaşçı!

Elbiseleri başka başka, ama hepsinin tipi sağlam, eli silahlı, gözü kara…

Farklı birliklerden toparlanmış rengârenk yamalı bir özel operasyon ekibi” gibi…

Yukarıdan bir yerden oraya inmişler herhalde, merdiven basamaklarında tetikte bekliyorlar…

İşareti alır almaz muhtemelen yaşlı adamın kellesini uçuracaklar.

Erdoğan’ın kıyafeti bu sahneye pek uymayacak kadar yeni; ama çehresi yukarıdaki yiğitlere saldırı emrini verecek kişinin ondan başkası olamayacağını fazlasıyla belli ediyor.

Abbas ki, 80 yıllık hayatı boyunca nice badireler atlatmıştır; İngiliz mandası altında da, İsrail’e karşı defalarca savaşta da, kendisine yönelik türlü saldırılarda da hayatta kalmayı başarabilmiştir…

Ama az sonra son nefesini vereceği kesin görünüyor.

Sahne ve görsel, tek kelimeyle: mü-kem-mel!..

2

*   *   *

Twitter’daki bu sürpriz fotoğraf karşısında donup kalmıştım.

O an göremediğim yüzümün aptal bir ifade taşıyor olabileceği fikri aklıma gelir gelmez, hızla kendimi toparladım.

Bu kadar şaşırmak yeterdi.

Ağzımdan çıkan ilk “akıllı cümle” şöyle oldu:

“Kusursuz bir montaj!”

Birkaç saniye daha geçti.

Zaytung geldi aklıma önce; herhalde onun başının altından çıkmış olmalıydı.

Nasılsa yanımda kimse yok deyip tekrar deminki aptal ifadeyle fotoğrafa doğru iyice eğildim; ardından gözlüğümü takıp tekrar baktım.

Bu “tarihî savaşçılar” sanki birer mumya idi…

Erdoğan’la Abbas da canlılarına tıpatıp benzeyecek kadar ustaca yapılmışlardı.

Ama bir dakika!..

En sondaki “mumya”…

O – belki de en sonda durmanın aldatıcı korunma duygusu ve fark edilmiyor olma güdüsüyle – biraz farklı bakıyordu.

Bayağı bir “günümüz Türk bakışı”ydı bu; fazlasıyla uyanık ve meraklıydı…

İşte o an aklıma gelen fikirle sarsılarak sırtımı koltuğa yasladım.

Evet, galiba bu imkânsız görüntü

Bir gerçekti!..

Bir süre yerimden kıpırdayamadım.

3

*   *   *

Az önce keyifle yazdığım yazı artık bana hiç ilginç gelmiyordu.

Mutlaka şu anki izlenimlerimi, duygularımı, düşüncelerimi yazmalıydım.

Ancak aklıma gelenlerin etkisiyle ter içinde kalmıştım, bir ürperti hissediyordum, ellerim titriyordu.

En çok da “Bundan sonra daha neler olabilir?” sorusu kafamın içinde yankılanıyordu.

Ünü bütün dünyaya yayılmış olan AK Saray’ın “Uzun Adam”ı bile biraz kısa gösteren bitmez tükenmez basamaklı merdiveni, bugün birdenbire “tarihî bir sahne” olmuş, üzerine hiçbirimizin bir solukta eksiksiz sayamayacağı 16 Türk devletini temsilen silahlı insanlar doldurulmuştu.

Aşağıda da Türkiye’ye ciddi meseleleri görüşmek üzere gelmiş bir yabancı devlet adamı vardı.

Eskiden “temsilî kurtuluş günleri” kapsamında turistlerin önünde riskli kılıç-kalkan gösterileri yapılması tartışma konusu olurdu.

Şimdi artık benzeri sahneler AK Saray Tiyatrosu’nda mı sergilenecekti?

Belki de Saray’a gelecek olan bir sonraki resmî konuk tam merdivenlerin altından geçerken, yukarıdaki “silahlı Türkler” aniden “Allah Allah” diye bağırarak onun üzerine atlayacaktı.

O arada soğukkanlı bir ses tonuyla “Bırakın onu!” diye haykıracak olan Sult…, yani Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıssadan hisse”diyerek dünyaya mühim mesajlar verecekti.

Ya da ihtimal, dış gezilere böyle katılacaktı Erdoğan.

Mesela, Paris’teki milyonluk yürüyüşte liderlerin arasına aniden dalacak olan 16 savaşçı, oradakilerden birini – söz gelimi, İsrail Başbakanı Netanyahu‘yu –  kıskıvrak yakalayacak, sonra “Cüneyt Arkın gibi” bir yerlerden uçarak gelen Erdoğan ona okkalı bir Osmanlı tokadı indirecekti.

Nedense dün yaşanan sahne, bundan sonra artık “Bu kadarı da olmaz!” denecek daha pek çok senaryonun sırada bekliyor olabileceğini düşündürdü bana.

Bu yazı t24.com.tr/ den alınmıştır

1

Hakan Aksay

@AksayHakan

Çağla Büyükakçay dünyanın en iyi 123. tenisçisi

0

WTA tarafından bugün açıklanan sıralamada dünyanın 1 numaralı raketi Serena Williams ilk sıradaki yerini korurken ikinci sırada Maria Sharapova yer aldı.

Türkiyeli raketlerden Çağla Büyükakçay ise 123. sıraya yükselmeyi başardı. Bu sıralama ile birlikte Büyükakçay, kariyerinin en yüksek sıralamalasına ulaşmış oldu.

VEDAT YANGIN

Katıldığı toplam 28 turnuva sonunda 447 puana ulaşmayı başaran Büyükakçaya, 136. sıradan 123. sıraya çıkmayı başardı. Çağla Büyükakçay, Avustralya Açık elemelerine katılabilmak için Melbourne’da çalışmalarını devam ettiriyor.

2014 yılında Amerika Açık genç çiftlerde şampiyonluk kazanan İpek Soylu ise bu sene 303. sıradaki yerini korudu.

(Eurosport)

Hrant Dink cinayeti ile ilgili iki polis hakkında yakalama kararı

Dink cinayeti soruşturmasında dönemin Emniyet Amiri Özkan Mumcu ile polis memuru Muhittin Zenit hakkında ‘cinayeti önceden bildikleri ve önleyecek çalışmalar yapmadıkları’ gerekçesiyle yakalama kararı çıkarıldı.

24...

Mumcu ve Zenit, soruşturma savcısı Gökalp Kökçü’ye 26 Aralık’ta ifade vermiş, şüpheliler “ihmali davranışla ölüme sebebiyet verme” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarından tutuklanma istemiyle nöbetçi İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmişti. Hakimlik daha sonra Mumcu ve Zenit’i, “yurt dışına çıkış yasağı” koyarak serbest bırakmıştı.

Kamu Görevlileri İlk Kez Tutuklanmış Olacak

Ancak soruşturma savcısı Gökalp Kökçü, bu karara itiraz ederek şüpheliler hakkında yakalama kararı çıkarılmasını istedi. İtirazı değerlendiren İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimi, cinayette ihmalleri olduğu gerekçesiyle iki şüpheli hakkında da yakalama kararı çıkarılmasına hükmetti. Bu karar kapsamında Muhittin Zenit ve Özkan Mumcu yakalandıklarında tutuklanarak cezaevine gönderilecek. Soruşturma kapsamında ilk kez kamu görevlileri tutuklanmış olacak.

Hakim Keleş’in kararında, Muhittin Zenit’in, cinayet davası sanıklarından Erhan Tuncel’le telefon görüşmeleri olduğu belirtilen kararda, Zenit’in cinayetten haberi olduğu ifade edildi.

(Agos)

Kıbrıs’ta Akkuyu alarmı: Nükleer santraller ve etkileri konferansı

0

Nükleere Hayır Platformu, Cumartesi günü Kıbrıs’ta “Nükleer Santraller ve Etkileri” konulu uluslararası bir konferans gerçekleştirdi.

Kıbrıs Postası gazetesinden Hasan Yıkıcı konferansa katılan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, Mersin Nükleer Karşıtı Platform Yürütme Kurulu üyesi ve Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. Ful Uğurhan ve Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Devin Bahçeci ile görüştü.

Soldan sağa, Kıbrıs Postası gazetesinden Hasan Yıkıcı, Dr. Ful Uğurhan ve Devin Bahçeci
Soldan sağa, Kıbrıs Postası gazetesinden Hasan Yıkıcı, Dr. Ful Uğurhan ve Devin Bahçeci

Kıbrıslıların mücadeleye tam zamanında başladığını belirten ve Litvanya’nın kendi topraklarına 20 km uzağında Rusya tarafından yapılmak istenen santrali iptal ettirdini anımsatan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, “Siyasilerin de artık saflarını belli etmesi gerekiyor. Burada önemli olan engelleyebilir miyiz engelleyemez miyiz tartışmasından ziyade tavrın ortaya konulmasıdır. Tavrın insandan ve yaşamdan doğru ortaya konulması çok önemlidir” dedi.

Santralden öncelikle Kıbrıslıların etkilenme ihtimalinin yüksek olduğunu vurgulayan Mersin Nükleer Karşıtı Platform Yürütme Kurulu üyesi ve Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. Ful Uğurhan, “Yaşam hakkını savunma adına buna hayır denmelidir. 4 bin sayfaya yakın bir ÇED raporu var ama içi bomboş. Bütün gerçekleri gizliyorlar. Mutlaka sokakta olunmalı. O zaman kitleler hayır dediğinde onlar güçlü durmakta zorlanacaklar. Halkın gücünün karşısında dayanmakta zorlanacaklar.” diye konuştu.

Sokağa çıkıp mücadele etmenin tek koşul durumuna geldiğini söyleyen Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Devin Bahçeci ise, hep beraber bu santralin yapılmasını engelleyebiliriz dedi ve ekledi, ““Bu santralin her türlü pisliği ile Kıbrıs baş etmek zorunda kalacak ama herhangi bir şekilde bunun karar alma sürecine dahil edilmedi.”

(Kıbrıs Postası)

Haaretz, “Hollande, Netanyahu’ya “Paris’e gelme” dedi”

0

İsrail’de yayın yapan Haaretz gazetesine göre Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Netanyahu’dan Paris’teki yürüyüşe katılmamasını istedi, Netanyahu buna rağmen yürüyüşte yer aldı.

Haaretz gazetesinde Barak Ravid imzasıyla yer alan habere göre, Hollande’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jacques Audibert, İsrailli mevkidaşı Yossi Cohen ile temasa geçerek, Hollande’ın Netanyahu’nun yürüyüşe katılmamasını tercih edeceğini iletti.

17

Audibert gerekçe olarak ise, yürüyüşün sadece Fransa halkıyla dayanışma amacıyla yapılmasını ve dikkatlerin İsrail-Filistin meselesi ya da Yahudilerle Müslümanlar arasındaki ilişkiler gibi tartışmalı konulara kaymaması gerektiği gösterdi.

Haberin kaynağına göre, Netanyahu ilk başta Hollande’ın bu talebine boyun eğmek zorunda kaldı. Gazete, Fransa’nın aynı talebi aynı gerekçelerle Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a da ilettiğini ve Abbas’ın da durumu kabul ettiğini öne sürdü.

Ancak Netanyahu gitmeme kararını siyasi rakipleri olan İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ve Ekonomi Bakanı Naftali Bennett’in yürüyüşe katılma kararının ardından değiştirdi ve Fransız yetkililere yürüyüşte yer alacağını iletti. Bunun üzerine Fransız yetkililer Mahmud Abbas’ın da yeniden davet edileceğini söyledi.

Gazete söz konusu haberi, Hollande ve Netanyahu’nun ofisleri arasındaki görüşme trafiğine hakim olan bir İsrailli yetkiliye dayandırdı.

(Al Jazeraa)

Charlie Hebdo saldırısının kurbanları Ankara’da da anıldı

10898064_10152943891838904_6765594807974845524_n7 Ocak günü Fransa’nın başkenti Paris’te Charlie Hebdo dergisine cihadist teröristlerce gerçekleştirilen saldırı sonucu öldürülen 12 kişi Ankara’da da anıldı. Tüm Dünya ile birlikte ve aynı anda gerçekleşen Anma için Kuğulupark’ta buluşan Ankaralılar oradan Fransa Büyükelçiliği’ne yürüdü. Büyükelçilik önünde bir açıklama yapan ve kapıya karanfil ve kalem bırakan Ankaralıların bir bölümü daha sonra Ankara’da yaşayan Fransa Vatandaşları ile birlikte Büyükelçiliğe girdi ve orada da yapılan anmaya katıldı.

received_m_mid_1420984044459_5c921d7cc67d086a31_0Büyükelçilik kapısında Eren Gülçiçek tarafından okunan açıklama şu şekilde:

Özgürlüğün Kalemi Kırılamaz

45 yıllık tarihiyle Avrupa’nın en saygın mizah dergilerinden olan Charlie Hebdo, 7 Ocak 2015 günü Fransa’nın başkenti Paris’te saldırıya uğradı. Saldırıda 12 kişi katledildi. Derginin çizerlerine, yazarlarına ve çalışanlarına yapılan bu saldırı tüm Dünya’yı ayağa kaldırdı. Charlie Hebdo’nun taviz vermez şekilde savunduğu düşünce özgürlüğünün hedefe alınmış olması sebebiyle tüm Dünya ayağa kalktı. Tek ses oldu. Meydanlar Je Suis Charlie/Ben Charlie’yim pankartlarıyla doldu.

İslami referanslarla hareket eden saldırganlar son sayısında İslamofobik bir kitabın yazarını hicveden dergiye geldiler ve hayata kalemleri üzerinden dokunan insanları katlettiler. Tepki gösteren herkes biliyordu ki saldırıya uğrayan sadece 12 çizer değil; köktencilik karşısında düşünce özgürlüğü ve demokrasiydi. Hemen ertesinde yine benzer referanslarla hareket eden Boko Haram adlı örgütün neredeyse bir kasabanın tamamını öldürdüğünü de unutmamak gerekir. Aynı zihniyet Suriye’de de her gün katliamlara imza atıyor. Fransa’da düşünce özgürlüğüne, Nijerya’da genç kızlara, Suriye’de ise farklı olan herkese hiçbir tereddüt göstermeden saldırıyorlar!

Biz bu saldırıyı arkasına herhangi bir “ama” koymadan, katliamı hafifletmeye çalışmadan lanetliyoruz! Bu saldırıdan hareketle Türkiye’deki mizah dergilerine ya da düşünce özgürlüğünü sahiplenenlere karşı ortaya çıkan tehditlere de Paris sokaklarından gelen bir sesle karşılık veriyoruz: KORKMUYORUZ! Demokrasi ve özgürlüklere karşı savaş açan köktenciliğe karşı her zaman özgürlüğün ve demokrasinin tarafında olduğumuzu yüksek sesle açıklıyoruz. Çünkü Özgürlüğün Kalemi Kırılamaz! Çünkü Hepimiz gücünü kaleminden, sözünden alan birer Charlie’yiz!

Yeşil Gazete

Charlie Hebdo saldırganları için İstanbul’da cenaze namazı

Charlie Hebdo saldırganları Şerif ve Said Kouachi kardeşler için İstanbul’da gıyabi cenaze namazı kılındı.

16

Aczmendilere yakın bir internet sitesi habercedid.com’un haberine göre namazda, Aczmendi Tarikatı lideri Müslim Gündüz de yer aldı.

“Aczmendi Dergahı’nda Şehit Kuaşi Kardeşler İçin Gıyabi Cenaze Namazı Kılındı!” başlığıyla verilen haberde şu ifadeler yer aldı:

“Fransa’da Charlie Hebdo’ya yaptıkları operasyonla ehl-i küfrün paçasını tutuşturan, aşağılık karikatürüstleri cehenneme yollayan yiğit Kuaşi kardeşler için Aczmendi Dergahı’nda gıyabi cenaze namazı kılındı!”

(Cumhuriyet, Sol Haber)