Dış Köşe

AK Saray Tiyatrosu: Allah bizi gelecek gösterilerden korusun! – Hakan Aksay

0

(Ellerimin titremesi geçer geçmez yazıya başlayacağım, lütfen biraz anlayış gösterin.)

Olay aynen şöyle oldu:

Dün oturmuş sakin sakin T24’e göndereceğim yazıyı yazıyordum.

Tam yazının sonuna yaklaşmışken…

Kısa bir mola vermenin uygun olacağını düşündüm.

O mola sırasında da Twitter’a bir göz attım.

Aman Allahım, o da ne!

Muhteşem Yüzyıl‘ı gölgede bırakacak olağanüstü bir fotoğraf!

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, yanında kısa boylu ve yaşlı bir adam (Filistin lideri Abbas olduğunu sonradan fark ettim) veee…

Onları çevreleyen bir sürü “tarihî savaşçı!

Elbiseleri başka başka, ama hepsinin tipi sağlam, eli silahlı, gözü kara…

Farklı birliklerden toparlanmış rengârenk yamalı bir özel operasyon ekibi” gibi…

Yukarıdan bir yerden oraya inmişler herhalde, merdiven basamaklarında tetikte bekliyorlar…

İşareti alır almaz muhtemelen yaşlı adamın kellesini uçuracaklar.

Erdoğan’ın kıyafeti bu sahneye pek uymayacak kadar yeni; ama çehresi yukarıdaki yiğitlere saldırı emrini verecek kişinin ondan başkası olamayacağını fazlasıyla belli ediyor.

Abbas ki, 80 yıllık hayatı boyunca nice badireler atlatmıştır; İngiliz mandası altında da, İsrail’e karşı defalarca savaşta da, kendisine yönelik türlü saldırılarda da hayatta kalmayı başarabilmiştir…

Ama az sonra son nefesini vereceği kesin görünüyor.

Sahne ve görsel, tek kelimeyle: mü-kem-mel!..

2

*   *   *

Twitter’daki bu sürpriz fotoğraf karşısında donup kalmıştım.

O an göremediğim yüzümün aptal bir ifade taşıyor olabileceği fikri aklıma gelir gelmez, hızla kendimi toparladım.

Bu kadar şaşırmak yeterdi.

Ağzımdan çıkan ilk “akıllı cümle” şöyle oldu:

“Kusursuz bir montaj!”

Birkaç saniye daha geçti.

Zaytung geldi aklıma önce; herhalde onun başının altından çıkmış olmalıydı.

Nasılsa yanımda kimse yok deyip tekrar deminki aptal ifadeyle fotoğrafa doğru iyice eğildim; ardından gözlüğümü takıp tekrar baktım.

Bu “tarihî savaşçılar” sanki birer mumya idi…

Erdoğan’la Abbas da canlılarına tıpatıp benzeyecek kadar ustaca yapılmışlardı.

Ama bir dakika!..

En sondaki “mumya”…

O – belki de en sonda durmanın aldatıcı korunma duygusu ve fark edilmiyor olma güdüsüyle – biraz farklı bakıyordu.

Bayağı bir “günümüz Türk bakışı”ydı bu; fazlasıyla uyanık ve meraklıydı…

İşte o an aklıma gelen fikirle sarsılarak sırtımı koltuğa yasladım.

Evet, galiba bu imkânsız görüntü

Bir gerçekti!..

Bir süre yerimden kıpırdayamadım.

3

*   *   *

Az önce keyifle yazdığım yazı artık bana hiç ilginç gelmiyordu.

Mutlaka şu anki izlenimlerimi, duygularımı, düşüncelerimi yazmalıydım.

Ancak aklıma gelenlerin etkisiyle ter içinde kalmıştım, bir ürperti hissediyordum, ellerim titriyordu.

En çok da “Bundan sonra daha neler olabilir?” sorusu kafamın içinde yankılanıyordu.

Ünü bütün dünyaya yayılmış olan AK Saray’ın “Uzun Adam”ı bile biraz kısa gösteren bitmez tükenmez basamaklı merdiveni, bugün birdenbire “tarihî bir sahne” olmuş, üzerine hiçbirimizin bir solukta eksiksiz sayamayacağı 16 Türk devletini temsilen silahlı insanlar doldurulmuştu.

Aşağıda da Türkiye’ye ciddi meseleleri görüşmek üzere gelmiş bir yabancı devlet adamı vardı.

Eskiden “temsilî kurtuluş günleri” kapsamında turistlerin önünde riskli kılıç-kalkan gösterileri yapılması tartışma konusu olurdu.

Şimdi artık benzeri sahneler AK Saray Tiyatrosu’nda mı sergilenecekti?

Belki de Saray’a gelecek olan bir sonraki resmî konuk tam merdivenlerin altından geçerken, yukarıdaki “silahlı Türkler” aniden “Allah Allah” diye bağırarak onun üzerine atlayacaktı.

O arada soğukkanlı bir ses tonuyla “Bırakın onu!” diye haykıracak olan Sult…, yani Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıssadan hisse”diyerek dünyaya mühim mesajlar verecekti.

Ya da ihtimal, dış gezilere böyle katılacaktı Erdoğan.

Mesela, Paris’teki milyonluk yürüyüşte liderlerin arasına aniden dalacak olan 16 savaşçı, oradakilerden birini – söz gelimi, İsrail Başbakanı Netanyahu‘yu –  kıskıvrak yakalayacak, sonra “Cüneyt Arkın gibi” bir yerlerden uçarak gelen Erdoğan ona okkalı bir Osmanlı tokadı indirecekti.

Nedense dün yaşanan sahne, bundan sonra artık “Bu kadarı da olmaz!” denecek daha pek çok senaryonun sırada bekliyor olabileceğini düşündürdü bana.

Bu yazı t24.com.tr/ den alınmıştır

1

Hakan Aksay

@AksayHakan

Kategori: Dış Köşe

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.