Avrupa Birliği, Ermenistan’daki nükleer santralin faaliyetlerinin durdurulması ve erken kapatılması için ısrar ediyor.
AB Ermenistan temsilci yardımcısı Traian Hristea, “AB -Ermenistan Doğu Ortaklığının uygulanması” sonuçlarının değerlendirildiği toplantıda yaptı açıklamada Ermenistan’daki nükleer santralin modern uluslararası nükleer güvenlik standartlara uymadığını ve en kısa sürede faaliyetinin durdurulması gerektiğini söyledi.
Hristea açıklamasında “Yeni nükleer istasyon geçerli uluslararası güvenlik standartlarına uygun olacak. Ama Ermeni hükümeti 2016 yılına kadar bu nükleer santralin çalışmaya devam edeceğini duyurdu. Bu gerçeği göz önüne alarak AB işbirliği çerçevesinde 2015 yılında bu santral test edilecek” ifadelerini kullandı.
Daha önce Ermenistan ve Rusya bu nükleer tesisin çalışmasını uzatmak için bir anlaşma imzalamışlardı. Anlaşmaya göre Rusya 270 Milyon dolar kredi ve istasyonda planlanan faaliyetlerin uygulanması için 30 milyon dolarlık bir hibe verecek.
AKEL’in Avrupa Parlamentosu’ndaki Milletvekili Neoklis Silikiotis, Mersin’e inşa edilecek olan Akkuyu Nükleer Santrali’nin insanlar için de, Avrupa Birliği için de tehdit oluşturduğunu söyledi.
Fileleftheros gazetesinin haberine göre Silikiotis, santralin Doğu Akdeniz ülkelerini yüksek tehlike riskiyle karşı karşıya bırakacağını belirtirken; bölgenin deprem kuşağında olması da göz önünde bulundurulduğunda, santralde herhangi bir kaza olması halinde, 90 kilometre uzaklıkta bulunan Kıbrıs’ın doğrudan etkileneceği uyarısında bulundu.
Habere göre Silikiotis, “AB Enerji Komiseri” A. Kaniete’den, santralin inşasının durdurulması için müdahale etmesini ve AB’nin, Doğu Akdeniz’deki enerji güvenliğini sağlamak için ne gibi icraatlar yapacağına dair bilgi vermesini istedi.
Gazete, Kaniete’nin Silikiotis’e verdiği yanıtın hayal kırıklığı yarattığını; Kaniete’nin bu konuda söylediği tek şeyin, Avrupa Komisyonu’nun nükleer programla ilgili bir öneri sunma hazırlığı yaptığı olduğunu yazdı.
Şili’de Atacama Çölü’nün bulunduğu ve dünyanın en kuru alanı olarak bilinen bölgede etkili olan aşırı yağış sonucu meydana gelen sel baskınında 2 kişi hayatını kaybetti, 24 kişi ise kayboldu.
Dünyanın en kuru alanlarından biri olan Şili’nin Atacama Çölü’nün de bulunduğu bölgede etkisini arttıran yağışlar can aldı. Şilili yetkililer, aşırı yağışlar sonucunda sel sularının ülke topraklarında bulunan And Dağları’ndan bölgeye doğru aktığını ve bölgeyi etkisi altına aldığını bildirdi. Yetkililer sel sonucunda 2 kişinin hayatını kaybettiğini 24 kişinin ise kayıp olduğunu bildirerek, bölgede yağışın etkisini arttırarak devam edeceğini duyurdu.
Hükümet yetkilileri Chanaral kasabasında hakim olan durumu kritik olarak tanımlarken, Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet, görüşmelerini iptal ederek Copiapo kentine gideceğini açıkladı. Şili İçişleri Bakanı Rogrigo Penaillillo konuyla ilgili açıklamasında, “Atama bölgesindeki risk bölgesinde bulunanlar bölgeden ayrılmalıdır” dedi.
Burundi’de sağanak yağışların meydana getirdiği sel ve heyelan sonucu 19 kişi hayatını kaybederken, 14 araç, 7 minibüs ve bir kilise zarar gördü.
Yerel yetkililer, sağanak yağışlar nedeniyle başkent Bujumbura’ya bağlı Gitaza bölgesindeki Kijejete tepesinde heyelan meydana geldiğini açıkladı. Güvenlik güçlerinin, yağışlar nedeniyle taşan Tanganyika gölü yakınındaki Rumonge kentini Bujumbura’ya bağlayan kara yolunu kapattığı, bölgede arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
İçişleri Bakanı Eduard Nduwimana ile Kamu Güvenliği Bakanı Gabriel Nizigam’ın, çalışmaları denetlemek üzere olay yerine geldiği kaydedildi.
Yeşil Gazete olarak ulaştığımız 350.org’un Brundi’de yaşayan üyesinin yaşanan durum ile ilgili aktardığı bilgi şu şekilde;
“Pazar gününden beri devam eden şiddetli yağmur ve toprak kaymaları sonucu en az 19 kişi öldü, kendisinden haber alınamayan pek çok kişi de var.
Yağmurun harekete geçirdiği çamur gölleri 200 evin yanısıra iki okulu ve Muhuta ve Bugarama’da kiliseleride sürükleyerek götürdü. Sele neden olan taşkının yaşandığı Tanganyika gölü, başkent Bujumbura’nın 25 km güneyinde bulunuyor.
Bölgede yaşayanlar kendi imkanları ile kurtarma çalışmalarına başladı. 350.org Brundi ekibi de bu öğleden sonra biraraya gelerek acil müdahale kararı aldı.
Sel suları bölgedeki tüm trafiğin aktığı Bujumbura-Rumonge yolunu da tıkamış durumda.
Ekolojist çevreler geçen yıl aynı bölgede 50 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan iklim değişikliği kaynaklı ölümcül sel felaketine rağmen önlem alınmamış olmasının bu yeni felakete yol açtığı görüşünde.
Agos ve Dink Vakfı, Harbiye’deki Anarad Hığutyun Binası’na taşındı. Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i önünde yitirdiğimiz Sebat Apartmanı’ndaki yerlerinin ise Hakikat ve Vicdan Müzesi olacağı açıklandı.
Cumhuriyet Gazetesi’nden Pınar Öğünç’ün haberine göre Agos ve Hrant Dink Vakfı’nın yeni yeri, Harbiye’de, eski bir Ermeni okulu olan Anarad Hığutyun Binası’nda. Sebat Apartmanı’ndaki yerin yeni durumunun ne olacağı tartışmalarına ise müze olacağı bilgisi ile son buldu.
Agos ve Dink Vakfı’nı yeni evi Anarad Hığutyun Binası ise bağışçıların katkılarıyla hayata geçen mimari proje, Arat Dink, Emre Savga ve Mehmet Erkök’ten müteşekkil Ara Mimarlık Ofisi’nin elinden çıkmış. Bu fiziki bir mekân değişikliği ötesinde sunduğu yeni imkânlarla, Agos ve Hrant Dink Vakfı için yeni bir dönemi işaret ediyor. Örneğin yeni binada dileyenlere açık bir kütüphane ve arşiv mevcut. 70 kişilik Havak (toplantı) Salonu ve sergi alanı düzenli yapılabilecek etkinlikleri işaret ediyor. İlk kez Ermenice dil kursu verilebilecek özel alanları, Hrant Dink Vakfı kitaplarına erişimin daha kolay olacağı bir dükkânları olacak artık.
Kuzey Ormanları Savunması (KOS), İstanbul’a 3. havaalanı projesi ile ilgili raporunu yayınladı.
Rapor, KOS’un 2014 başında hazırladığımız rapor da dahil olmak üzere meslek odaları ve STK’ların raporlarında değinilen başlıkları bir araya toplayıp geliştirerek ve ayrıca bugüne dek çok az değinilmiş olan projenin ekonomik boyutunu ve yüklenicilerinin hukuksuzluklarını da ekleyerek bu projenin aslında bir ulaşım projesi değil, İstanbul’un bakir kuzeyini yağmaya açmak üzere planlanmış bir inşaat projesi olduğunu ortaya koyuyor.
Kocaeli’nin Körfez ilçesi Hereke ve Dilovası ilçesi arasında bulunan Çerkeşli köyünde yapılması planlanan katı atık depolama tesisine karşı çıkan vatandaşlar eylem düzenlendi.
Yukarı Hereke’ye 3,5 kilometre mesafede Dilovası sınırında bulunan Çerkeşli köyüne yapılması planlanan katı atık depolama tesisine karşı Yukarı Hereke Birlik ve Dayanışma Derneği’nin çağrısıyla yürüyüş düzenlendi. Hereke Cumhuriyet meydanında toplanan kalabalık, ellerindeki pankartlarla sloganlar atarak Hereke içerisinde eylem yaptılar. Hereke halkına Dilovası, Körfez ve İzmit’ten de gelenler destek verdi. Yürüyüş Hereke Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması ile son buldu.
Basın açıklamasını okuyan Yukarı Hereke Birlik, Beraberlik ve Dayanışma Derneği Başkanı Emrah Öztürk, şunları söyledi:
”Dilovası, Köseler köyü ve Hereke ekseninde kurulmak istenen, çöp, katı atık bertaraf tesisi yapımına karşı yaptığımız bu yürüyüş yolun başıdır. Böyle bir gerçek karşısında bizlerde kayıtsız kalamazdık. Dernek yönetimim ve Hereke sevdalısı kardeşlerimle yaptığımız toplantıda yürüyüş kararını aldık. Bu çöp arıtma tesisinin bölgemizde yapılmaması için ne gerekiyorsa yapmaya karar verdik. Bu yürüyüşümüz küçük ama bir o kadar güçlü bir adımdır. Yetkililerden ricamız böyle bir tesisinin insan yaşamının olmadığı ücra bir bölgeye yapılmasıdır”
Mezopotamya Ekoloji Hareketi aktivistleri, Dünya Su günü nedeniyle Diyarbakır, Van, Tunceli ve Mardin’de çeşitli eylemler yaptı. Diyarbakır’ın Kulp İlçesi’nde yapımı süren Kulp-1 Hidroelektrik Santrali’ni (HES) protesto için aktivistlerin Cumartesi kamp kurup yürüyüş yapmalarına jandarma müdahale etti.
Merkezi Diyarbakır’da bulunan ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde faaliyet gösteren Mezopotamya Ekoloji Hareketi aktivistleri dün ve bugün HES yapımını protesto etmek üzere eş zamanlı olarak farklı alanlarda çeşitli eylemler düzenledi.
Diyarbakır’ın Kulp İlçesi’ndeki Kaniya Bawiya, Mardin’in Dargeçit, Tunceli’nin Ovacık İlçesi’ndeki Gözeler ve Van’ın Muradiye İlçesi’ndeki Muradiye Şelalaleri’nde toplanan çevre aktivistleri, seslerini duyurmaya çalıştı.
Mezopotamya Ekoloji Hareketi aktivisti Güner Yanlıç dün kamp yapmak üzere gittikleri Diyarbakır’ın Kulp İlçesi’nde jandarma engeliyle karşılaştıklarını belirterek, “Siyasi bir amacı olmayan ve tamamı ile doğanın korunmasına yönelik bir günlük kamp yapma isteğimize jandarma izin vermedi. Kaniya Bawiya bölgesinde yapımı devam eden HES’i proteste etmek için bizler de jandarmanın bizi engellediği yerde yürüyüşe geçtik. Ancak yürüyüşümüze de izin vermediler” dedi.
Güner Yanlıç, dün ve bugün Tunceli’nin Ovacık, Diyarbakır’ın Kulp, Van’ın Muradiye İlçesi’nde ve Mardin’in Dargeçit İlçesi’nde eşzamanlı eylemlerle doğa tahribatına dikkatleri çekmek için eylem ve basın açıklamaları yapıldığını söyledi.
İzmir Barosu ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası avukatları, “tehlikeli atık bulundurduğu” iddia edilen petrol tankeri Kuito’nun Aliağa’da başlanan söküm işleminin durdurulması için İzmir İdare Mahkemesi’ne dilekçe verdi.
İzmir İdare Mahkemesi’ne gönderilen dilekçede, Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Bölgesi’nde sökümüne başlanan petrol tankeri Kuito’nun “radyasyonlu tehlikeli atık bulundurduğu”, söküm işlemlerinin bir an önce durdurulması ve keşif, bilirkişi incelemeleri yapılması, ayrıca söküm izninin iptal edilmesi taleplerinde bulunuldu.
Aliağa’ya geçen ay söküm için getirilen Kuito isimli 112 bin grostonluk petrol tankeri, “radyoaktif atık bulunduğu” iddiaları üzerine 5 gün açıkta bekletilerek incelenmiş, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın oluşturduğu komisyonun inceleme sonrası “tehlikeli atık bulunmadığı” ve “radyasyon değerlerinin TAEK’in belirlediği sınırın altında olduğu” raporu üzerine kıyıya yanaştırılarak söküm işlemlerine başlanmıştı.
Biz Almanya’da nükleer enerjiye karşı mücadeleyi evlerin, işyerlerinin çatılarında kazandık. Tamam, bunun ulusal politikaya dair bir boyutu da vardı tabii, ama tabandan değişim gözümüzden kaçmamalı. 10 yılda 1 milyonun üzerinde çatıya irili ufaklı güneş enerjisi santralleri (GES) kuruldu. GESlerin başarısının altında yurttaşların kitle hâlinde angajmanı yatıyor. Bunlar ayni zamanda enerji politikaları konusunda bilinçli insanlar, enerji aktivisti diyebiliriz. Çatılara kurulan GESler ve bunun enerji üretimine artan katkısı, nükleerin gereksizliğine dair önemli bir argüman oldu. Beri yanda, evinin çatısına GES, ya da mütevazi tabiriyle fotovoltaik panel, kuran insanlar sektörün sıçramasına ve hızla yaygınlaşmasına, tabana yaygın istihdam ve refah sağlamasına hizmet ettiler. Türkiye’de ise çatıları devre dışı tutmak istiyorlar; güneş enerji sektörü başarılı olamasın, tekelci, iklim düşmanı büyük enerjiler hakim kalsın istiyorlar. İzin vermeyeceğiz.
Peki, nasıl yaparız? Nasıl güneşi yükseltiriz?
1. Adım: “Güneş Rüzgar Bize Yeter” diyenlerden misiniz? Yerelde, ilçenizde yenilenebilirleden elektrik üretilsin istiyor musunuz? Güneşten elektrik üretmek nasıl oluyor gibi konulara meraklı mısınız?
Cevabınız “evet” ise,
“Evet!”
2. Adım: Sizin gibi düşünenler, lise öğrencisinden emekli insanlara dek, tanıdıklarınız var mı? Ulaşabilecekleriniz?
Evet mi? O zaman:
3. Adım: Bir sohbet toplantısı düzenleyin, kendi aranızda, rahat.
Misal, Güneşli Kadıköy
Önce gruba bir isim lazım, şimdilik mesela Güneşli Kadıköy ya da Güneş Ana Kulübü Kadıköy diyelim.
Bu grup ne istiyor, ne yapacak?
Ne yapacak:
a) Bilgilenecek, bilgilendirecek!
Kendisi bilgilenecek,
Belediye sakinlerini, stantlarla, toplantılarla, ayrıca kısa broşürlerle, youtube videolarıyla vs. ile bilgilendirecek. , Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi,Doğa Derneği, Yuva Derneği, Buğday Derneği, Greenpeace, Yeşil Gazete gönüllüleri eminim herkes size yardımcı olacaktır. Zaten tonla materyal de var internette, başka ülkelerdeki kooperatif deneyimlerinden, uyarlayabileceğiniz. İlk toplantınıza dışarıdan bir sohbet erbabı, bir “uzman” çağırılabilir.
b) Baskı grubu olacaksınız. Lobi sözü bazılarımızca beğenilmez, ama onu kast ediyorum. Ayrıca, belediye sınırları dahilinde belediyenin vd. çatısı uygun olan binaları, kapalı otoparkları, belki açıklarını da, ve pazar yerlerini tespit edecek. Önce 1-2 bina seçeceksiniz sadece. Size yardımcı olmaya hazır yeterince arkadaşımız hazır, Yeşiller-Sol’da, emin olun.
Bina çatısı güneye bakmalı, çevresinde güneşi engelleyen gökdelen, yüksek bina, kendisi alçaksa, sık yüksek ağaç dokusu olmamalı. Kapalı-açık pazar yerleri ideal.
Artık, ne kadar bütçe bulduysak.
Belediyelere Dilekçe
Uygun bir yer için bir dilekçe yazılacak ve 50 olsun,1.000 olsun, toplayabildiğiniz imzalar ile belediyeye verilecek. Şöyle bir dilekçe:
“Sevgili Belediye , uyuma! Bornova’dan Seferihisar’dan Diyarbakır’a belediyeler yapıyor. Yarısını kalkınma ajansları hibe ediyor.” Yada dili uyarlayın artık.
c) Grubunuz halkımıza, çatılara, sitelere nasıl güneş paneli takarsınız diye bilgi verecek, teşvik edecek. Bunun için bir arkadaşımız dağıtılmak üzere bir kılavuz hazırlıyor bile.
Amacımız: Elektrik tüketicisini üretici yapmak, yani türetici yapmak, elektrik üreten yurttaşı bilinçli tüketici yapmak, elektrik üreticilerini ve bilinçli tüketicileri enerji aktivisti yapmak.
Tekelci kapitalizmin can damarına müdahaledir bu!
Yabancılaşmaya karsı bir çabadır
Demokrasiyi, katılımı geliştirmektir
İklim değişikliğine karşı mücadeleye güç katmaktır