Ana Sayfa Blog Sayfa 3706

Fenerbahçeli McCoughtry, “Lezbiyen olduğum için takımdan dışlandım”

Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı’nın eski oyuncularından Angel McCoughtry, kız arkadaşıyla olan ilişkisini yalanlamazsa takımdan atılacağı yönünde tehdit edildiğini açıkladı.

23.angel_mccoughtry

Fenerbahçe’de 2010-2015 yılları arasında forma giyen 1,85’lik forvet, dün fotoğraf paylaşım uygulaması Instagram’dan kız arkadaşıyla çektiği selfie’yle bir açıklama yaptı. Geçtiğimiz ay Fenerbahçe ile sözleşmesini fesheden McCoughtry, çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığına maruz kaldığını paylaştı.

Lezbiyen ilişkini yalanlamaz isen takımdan çıkarsın dediler

McCoughtry’nin sevgilisi ile birlikte çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabından paylaşıp ingilizce olarak kaleme aldığı açıklamanın Türkçe tam metni şu şekilde;

22.mccoughtry

“Evet, ayrımcılığına uğradık, uğruyoruz! Arkadaşlarımızı kaybettik! Aile fertlerimiz üzgün. Dinimin yüz karası olduğumu söylediler. Bildiğim bir şey var, o da AŞK’ın harika bir duygu olduğu. Yurtdışındaki son takımım, ilişkimin yalan olduğunu sosyal medyadan duyuran sahte bir mektup yazmazsam işimden olacağım yönünde beni tehdit etti. Ancak tek bildiğim, Aşkın harika bir duydu olduğu. Hepimiz insanız, yargılıyoruz, anlıyorum ama Tanrı ile konuştukça, bütün kudretine rağmen beni bir kez olsun yargıladığını hissetmedim. Bana düşmemi, öğrenmemi ve büyümemi söylüyor çünkü hayat buymuş. Ama aynı zamanda kalbimi tertemiz tutmamı ve ona inanmamı söylüyor. Tek bildiğim aşkın harika bir duygu olduğu ve TANRInın Aşk olduğu.”

 

(Kaos GL)

 

Engelli Kadınlar Mersin’den ses verdi, “Engelliyiz, kadınız; cinsiyetsiz değiliz”

Engelli Kadın Derneği, Mersin’deki farkındalık atölyesinin ardından 28 Mart Cumartesi günü, Özgür Çocuk Parkı’nda “Engelli Kadınların Sessiz Direnişi” buluşmasında bir basın açıklaması yaparak “engelli ve engelsiz kadınlar olarak birbirimizden güç alarak mücadele etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

20.engelli kadın derneği

Türkiye’nin ilk engelli kadına yönelik şiddet raporunu hazırlama çalışmaları devam eden Engelli Kadın Derneği üyeleri ve katılımcılar Mersin’deki buluşma sırasında engelli kadınların direnişini temsilen mor balonlar uçurdu.

Buluşma sırasında okunan basın açıklamasında öne çıkan satır şu şekilde;

Bu toplumda farklı olmak zor. Bu toplumda engelli olmak, bu toplumda kadın olmak zor. Hem engelli, hem kadın olmaksa bizleri toplumda daha çok mücadele etmeye, daha çok direnişe zorluyor. Bizler, toplumda alışılagelmiş bütün önyargılara, kalıp düşüncelere karşı direniyoruz.

21.engelli kadın derneği

Hem engelli örgütlerine, hem de kadın örgütlerine sadece engelli olmadığımızı, aynı zamanda bir cinsiyetimizin olduğunu da hatırlatıyoruz. Engelliyiz kadınız, cinsiyetsiz değiliz.

Bizler iş hayatına, eğitim hayatına, sosyal ve siyasal hayata katılımda kendimizi engelli erkeklere nazaran daha fazla ispatlamak mecburiyetinde bırakılıyor, yaşadığımız çifte dezavantajı iliklerimizde hissediyoruz.

Bizi sokakta tek başımıza görenler bize “senin sahibin yok mu?” diyorlar. Bizler sahip değil, eşit, özgür erişilebilir bir hayat istiyoruz.

Geleneklerle, kültürle, bilimsel bilgiyle, tekrarlarla meşruluğunu pekiştirme yolunda olan toplumsal cinsiyet kalıpları dışında davranan her birey, toplumun ötekisi ilan edilmektedir. Dolayısıyla eril düşüncenin şekillendirdiği iki kutuplu dünyanın toplumsal cinsiyet rol modelleri, kendisine alternatif modellere şiddetle karşı çıkmaktadır.

Engelli kadınlar, tam da böylesi bir nedenle “iyi” birer “eş”, “sevgili” ya da” anne” olamayacakları için ötekileştirilerek, kendilerine karşı çıkılanlardır.

2014 yılında gerçekleşen kadın cinayetlerinin %4,5’ini engelli kadınlar oluşturuyor. Bu ülkede engelli kadın ve kız çocukları tacize, tecavüze uğruyor ama duyulmuyor, görülmüyor, bilinsin istenmiyor. Üzeri kapatılıyor.

 

(Kaos GL, Yeşil Gazete)

 

Af Örgütü, 2014’de İdam cezalarındaki artışa dikkat çekti

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), 2014 yılında idam cezalarında “kaygı verici” bir artış olduğunu bildirdi.

20 bin kişinin bu yıla infaz edilmeyi bekleyerek girdiğini belirten örgüt, idam cezası ile ilgili yıllık raporunda, bazı ülkelerin “gerçek veya algılanan” güvenlik tehditlerine karşı idam cezasına başvurduğunu kaydetti.

19.af örgütü, idam cezası

Af Örgütü’nün raporuna göre 2014 yılında 55 ülkede en az 2466 kişi ölüme mahkum edildi. Bu da idam cezalarının bir önceki yıla göre yüzde 28 arttığına işaret ediyor.

Bunun nedeni, özellikle de Mısır ve Nijerya’da idam cezalarının sayısında görülen artış. Bununla birlikte, gerçekleştirilen idamların sayısı azaldı.

Af Örgütü, 22 ülkede 607 kişinin idam edildiğini, bunun da 2013’e oranla yüzde 22 daha az olduğunu bildirdi. Uluslararası Af Örgütü’nün elindeki rakamlar, Çin’deki idamları kapsamıyor.

Örgüt, Çin’deki idamların devlet sırrı kapsamına girmesinden dolayı doğrulanamadığını ve bu nedenle 2009’dan bu yana rapora Çin’in dahil edilmediğini kaydediyor. Ancak Çin’deki idamların dünyanın geri kalanının toplamından daha fazla olduğu vurgulanıyor.

Buna göre 2014’te en fazla idam cezası verilen ülkeler şöyle:

Çin: Tam rakam bilinmiyor. 2014’de Uygurların yaşadığı Şincan bölgesindeki ayaklanmayı bastırmak için idam cezasına başvuruldu. 21 kişi idama mahkum edildi. Bunlardan üçü binlerce kişinin katılımıyla bir stadyumda düzenlenen gösteride idam cezasına çarptırıldı.

İran: Hükümet 289 kişinin idam edildiğini bildirdi. Ancak Af Örgütü’ne göre, güvenilir kaynaklardan edinilen bilgiler, bu rakamın en az 743 olduğunu gösteriyor. “Peygamber’e hakaret”, “Allah düşmanlığı”, uyuşturucuyla bağlantılı suçlar ve silahlı muhalefet gruplarına üye olmaktan çok sayıda kişi idam edildi.

Suudi Arabistan: En az 90 kişinin idam edildiği Suudi Arabistan’da idamla sonuçlanan suçlamalar arasında ise büyü yapmak, zina ve adam kaçırmak da yer alıyor.

Irak: Irak’ta daha çok güvenlik ve terörle suçlananlara idam cezası verildi. 2014’te en az 61 kişinin idam edildiği bildiriliyor.

ABD: 2014’te 35 kişinin idam edildiği Amerika Birleşik Devletleri, Kuzey ve Güney Amerika kıtasında idam cezasını uygulayan tek ülke.

Mısır’da son iki yılda İslamcılara karşı yürütülen operasyonlar sonrasında yüzlerce kişi toplu idam cezasına çarptırıldı. İdamlar, uluslararası toplumun yoğun eleştirilerine hedef oldu.

Nijerya‘da ise 2014’te 659 idam cezası verildi. Bu rakam geçen yıla göre 500 kişi daha fazla.

 

(BBC Türkçe)

Türkiye bütün gün neden karanlığa gömüldü?

Türkiye’nin bütün bölgelerini etkileyen elektrik kesintisinin yeterli teknik önlem alınamamasından kaynaklandığı öne sürüldü. Elektrik Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Emre Metin, kesintiyi değerlendirdi. Türkiye tarihinde en yaygın haliyle ilk kez tam gün boyunca elektrik kesintisi yaşandı. Kesintiye ilişkin birçok spekülasyon ortaya atılırken, hükümetten yapılan açıklamalar bu spekülasyonları çözmeye yetmedi.

18.elektrik kesintisi

Deutsche Welle Türkçe’den Hilal Köylü’nün haberine göreElektrik Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Emre Metin, “Teknik bir arıza yaşandı ve yönetim beceriksizliği yüzünden bu arıza tüm ülkeyi etkiledi” dedi.

Tüm Türkiye’yi karanlığa boğan elektrik kesintisi sabah saatlerinde başladı ve doğudan batıya, kuzeyden güneye her bölgeyi etkiledi. Elektrik kesintisi; trafikten sağlığa, iletişimden bankacılığa kadar hayatın tüm alanlarını sarstı. Saatler ilerledikçe elektrik kesintisi ülke geneline yayıldıkça yayıldı. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “siber saldırı da dahil” her türlü ihtimalin araştırıldığına ilişkin açıklamasına Enerji Bakanı Taner Yıldız da destek verdi. Elektrik kesintisinin nedenlerine dair 6 maddelik bir açıklama yapan Elektrik Mühendisleri Odası, hükümeti ‘gerçekçi’ olmaya çağırdı. Elektrik kesintisi mağdurları, yaşadıkları sıkıntıları dile getirmek için Facebook’u, Twitter’ı çare gördü.

“Beceriksizlik”

Peki, tüm Türkiye’yi karanlığa boğan elektrik kesintisinin nedeni neydi? Türkiye’de gerçek anlamda ne yaşandı? Elektrik Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Emre Metin, bir gün boyunca yaptıkları analizlerin, değerlendirmelerin sonucunu Deutsche Welle ile paylaştı. Metin, “Evet, teknik bir arıza yaşandı. Bu arıza bir-iki saatte giderilebilecekken, giderilemedi. Bunun adı da beceriksizliktir” derken, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de trafo merkezlerinin işletilmesi özel şirketlere verilmişti. Yani; özel şirketler şebekelerde ne olduğunu bilmiyorlar ve şebekeleri yönetemiyorlar. Frekans çökmesi yaşadık evet ama bu sistemin ayağa kaldırılması bir gün boyunca sürmemeliydi. Türkiye’nin enterkonnekte sisteminin Avrupa’da bile zaman zaman sorunlara neden olduğu son 2-3 yıldır biliniyordu. Nitekim geçtiğimiz günlerde de Avrupa enterkonnekte sisteminden anlık olarak Türkiye’nin çıktığı bilgisi vardı. Avrupa enterkonnekte sisteminde Türkiye’nin frekans bozukluğuna yol açmış olması nedeniyle sistemin kesintiye uğramış olması yaşanan elektrik kesintisinin temel nedeni olarak günün sonunda karşımıza çıktı. Taşeron işçiyle, personel sayısını azaltarak elektrik sistemini yönetmeye çalışmanın sonucunu hep birlikte gördük. Arıza normal olabilir ama bu arızayı gün boyu giderememek anormaldir, beceriksizliktir”

“Sorumlu AKP’dir”

Enerji uzmanı Necdet Pamir de Türkiye’de neden bu denli büyük bir elektrik kesintisi yaşandığı sorusunu yanıtlarken, “Sorun tamamen AKP’nin kötü enerji politikalarından kaynaklanmıştır” diyor. AKP’nin enerji politikalarının iflas ettiğini söyleyen Pamir, AKP’nin iktidara geldiği 2002’de elektrikteki santral kurulum ve üretim gücünün yüzde 70’inin kamuya aitken, 2015’te yüzde 70’inin özel sektöre geçtiğine dikkat çekiyor.

“Kamu; sistemin yüzde 30’unu elinde tutarsa hiçbir şekilde sistemi yönetemez, sorun çıktığında müdahale edemez, çözüm üretmek için planlama yapamaz” değerlendirmesi yapan Necdet Pamir, ‘kötü özelleştirme politikasının’ son günlerde doların lira karşısında değer kazanmasıyla birlikte kendisini daha çok gösterdiğine dikkat çekiyor. Pamir, “Santral sahibi özel şirketler, elektriği piyasa haline getirmişler. Bir gün önceden teklif bile veriyorlar, elektriği satarım, satmam hareketi çekiyorlar. Yaşanan karanlık gün; özünde bir özelleştirme sorunudur ve sorumlusu AKP’dir. Türkiye’de özelleştirmeleri 13 yıldır AKP yapıyor, yönetiyor. Her şey özel sektörün kazanç dürtüsüne bırakılırsa, sistem böyle yönetilemez hale gelir” diyor.

Elektrik Mühendisleri Odası’nın yaptığı belirlemelere gönderme yapan Necdet Pamir, İskenderun’da kurulu gücü 1200 megavat olan Atlas Termik Santrali’nin devreden çıkmasıyla, tüm santrallerin tek tek arızadan etkilendiğini anlatıyor. Pamir, “Tek bir santral devre dışı kaldığında, başka bir santral devreye girebilmeli ama giremiyor. Çünkü hükümet santralleri yönetemiyor. Özel yönetimler de kafasına göre iş yapıyor” diyor.

Soruşturulacak

Enerji Bakanı Taner Yıldız, elektrik kesintisi nedeniyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la birlikte yaptığı yurtdışı seyahatini yarıda keserken, Başbakan Ahmet Davutoğlu günün sonunda “İletim ve dağıtım hatlarıyla ilgili sistemik bir sorun yaşanıyor. Gereği yapılacak, soruşturma tamamlanacak ve kamuoyuna net bilgiler verilecek” açıklaması yaptı. Davutoğlu, gece yarısından hemen önce yaptığı açıklamada, “Elektrik kesintileri tamamen durmuştur. Elektrik arzımızda hiçbir sıkıntı yok. Tamamen teknik bir sorun yaşadık” diye konuştu.

(Deutsche Welle Türkçe)

Japonya ile nükleer işbirliği anlaşması TBMM’de kabul edildi

TBMM Genel Kurulu’nda Japonya tarafından Sinop’ta nükleer santral yapımını öngören uluslararası anlaşma kabul edildi.

14.sinop nükleer tbmmde onaylandı

Genel Kurul’da, CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, nükleer santralin fay hattına yapılacağını anımsatarak Japonya’daki fukuşima faciasından ders alınması gerektiğini belirtti.

Uluslararası anlaşmaların kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

Kanun Tasarısı Sinop ile ilgili değil

Yeşil Gazete olarak ulaştığımız kaynaklar sözkonusu anlaşmanın Japonya ile Sinop’a kurulması planlanan nükleer santrale ilişkin olmadığını sadece, adı üzerinde “nükleer işbirliği” anlaşması olduğunu vurguluyorlar.

16.japonya ile nükleer işbirliği anlaşması

Kamuouyunda yanlış şekilde bunun “Sinop”a Japonya – Türkiye ortaklığı ile kurulacağı iddia edilen nükleer santrale dair olduğu algısı yaratıldığını ifade eden kaynaklar, kabul edilen kanun metninden de görülecebileceği gibi anlaşmanın, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Japonya Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyetinde Nükleer Güç Santrallerinin ve Nükleer Güç Sanayisinin Geliştirilmesi Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşma ile Türkiye Cumhuriyetinde Nükleer Güç Santrallerinin ve Nükleer Güç Sanayisinin Geliştirilmesine Dair İşbirliği Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı” olduğunu vurguluyorlar.

17.japonya ile nükleer işbirliği anlaşması

TBMM’de oylanan kanun tasarısına oylama sırasında mecliste bulunan 191 milletvekilinden 181’i kabul oyu verirken 10 vekil ise tasarıyı reddetti.

Mecliste kabul edilen kanun metninin tamamına tbmm.gov.tr/ adresinden erişim mümkün.

 

(Yeşil Gazete)

Can Kazaz bu Cumartesi Balon Bar Live Music’te

Ses kolajlarından yayınladığı MC Recep ve Gaz Arkadaşları isimli çalışmalarıyla ismini duyuran Can Kazaz, uzun zamandır uzak kaldığı İstanbul’un avrupa yakasında 4 Nisan Cumartesi akşamı Balon Bar Live Music’te bir konsere çıkıyor.

12.can kazaz

İstanbul doğumlu müzisyen Can Kazaz, 2009 yılında üniversitede Fizik öğrenimini bırakarak İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde müzik eğitimi almaya başladı. Müzik Bölümünü yüksek onur derecesiyle ve birincilikle bitirdi. Şu anda aynı bölümde araştırma görevlisi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalarını ağırlıklı olarak bestecilik üzerine sürdüren Can, özgür doğaçlama, şarkı yazarlığının yanısıra enstrüman olarak tuşlu çalgılar, gitar, bağlama, mandolin, melodika, perküsyonla ve eline geçen her enstrümanla amatör olarak ilgilenmektedir. MC Recep çalışmalarıyla tanınırlığı artan müzisyenin, “Bir Albüm” , “Yollar ve Su” ve “Kesme Bardak EP” adında üç tane şarkı albümü bulunuyor.

Yeşil Gazete’de de yazılarını paylaştığımız sanatçının sosyal medya hesapları:

Facebook: facebook.com/cankazazpage
SoundCloud: soundcloud.com/cankazaz
Twitter: @bensizdenkactim
Instagram: @kazazcan
Youtube: https://www.youtube.com/user/uckazaz

Konsere dair bilgiler:

Giriş ücreti: 15 TL  (ilk yerli içki dahil)
Biletler etkinlik günü kapıdan temin edilebilir.
Kapı açılış: 21.00
Konser başlangıcı: 22.30
Konser öncesi ve Sonrası : The Sandbar Resident DJSet

 

(Yeşil Gazete)

Taner Yıldız sukuneti

13:30 civarı idi galiba
Ceyran yok ya, kanapede uyuyakalmışım
Bir ara gözümü açtım
“Ya gelirse” diye düğmesini açtığım salonun ışığı parlıyor
“aa” dedim gelmiş
Televizyonu açtım
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Taner Yıldız konuşuyor
Altyazıda kendisinin Slovakya’da olduğu bilgisi var

Taner Yıldız ve Enerji

8 taner yıldız

Tüm ülkede ceyran yok
Niye yok belli değil
Neden yok açıklama yapılmış değil
Herkesin aklına (ben mesela darbe sandım, “kökten elektriği kesmişler, vayy bee” diyerekten) 40bin akla seza senaryo geliyor
Ama beyimiz, pardon bakanımız, her zamanki sakinliği, her zamanki sukuneti ile tane tane, sadece dudaklarını oynatarak (yeminle gözünü bile kırpmadı) “olabilir, hallederiz, öğreniriz, sordum, bakacaklar, az kaldı” vsr diye topu hafiften taca doğru sürüklüyor
Derken ceyran gene gitti, taa ki 20:43’de geri gelesiye kadar
Telefon ve internet de ona paralel izne çıktığı için o 7 saatlik dilimde ne Türkiye’de ne Dünya’da , hadi hepsinden geçtim, ne de kendi yaşadığım Mersin’de olan bitenden haberim olamadı

Bunun sabahı var ama
Ceyranın ilk gittiği dönemi
Siz Mersin dışında yaşayanlar elektrik ilk gittiğinde şaşakalmış olabilirsiniz ama burada bu durum vakay-i adiyedendir
Zırt pırt elektrik kesilir
Sonra birden gelir, derken gider filan
Mersin ahalisi olarak alışageldiğimiz bir durumdur yani
Ben de bu alışkanlıkla panik yapmadan bekledim önce
2 saat kadar sonra annem aradı Niğde’den
“Elektrik kesik mi?” dedi
“Sana kim söyledi?” dedim işte o an şaşakalarak
Kardeşim aramış işyerinden, tüm ülkede -Van hariç- elektriklerin kesildiğini söylemiş
Van’ı da zaten elektrik aldığı İran kurtarmış
Mersin’de elektriklerin olur olmaz kesilmesi Akkuyu’dan, belli de, tüm ülke ne ola ki diye düşündüm
Sonra AKP geldi aklıma (a-ka-pe diye okunur) ve gururlandım, öykündüm, yekindim
Demek Akkuyu tek değilmiş, büyüklerimiz!!! “büyük” düşünmüş olacaklar dedim !!!

Taner Yıldız ve Soma

9 taner yıldız

Sonra Taner Yıldız’ın o ifadesiz, o göz kırpmasız, hatta kameraya bile bakmasız (boşlukta bir yere bakıyor konuşurken bu adem) açıklaması geldi aklıma
Filmi başa sardım
Soma’daki maden faciası
Yüzlerce madenci göçük altında
Kaç kişinin hayatını kaybettiği henüz belli değil
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Taner Yıldız -her nasılsa- koşmuş Soma’ya gelmiş
Bir fotoğraf karesi var aklımda
Göçükten yeni kurtarılmış bir maden işçisi iki arkadaşının koluna girmiş kömür isleri içinde bakanın önünden geçiyor
Taner Yıldız gene aynı ifadesiz, kaygısız, sukunetli ifadesi -yanında elbette korumalar- ve rahatsız olmuş bir ifade ile işçileri seyrediyor
Ne bir hatır sorma var, ne bir “ne yapabilirim” kaygısı
Zaten o zamanki başbakan da hemen daha o gün, “Madende ölmek bu işin fıtratında var” dememiş miydi!

Taner Yıldız ve Akkuyu

10 taner yıldız

Soma dün
Tüm ülkede ceyran bugün
Peki ya yarın?
Akkuyu’da nükleer santralin faaliyete geçtiğini varsayın
Biz buna izin vermeyeceğiz, o ayrı da
Siz yalnızca varsayın
Ve o santralin bir ihmal sonucu (ki bu durum bizim ülkemizde asla ve kat’aa gerçekleşmesi elbette mümkün olmayan bir şey !!!) patladığını
Etrafa, sadece Mersin ve yakın cenaha değil
Taşıyıcı bulutlar ile atmosferin götürebildiği her yere radyasyon yaydığını düşünün
Ölü sayısı, kayıplar, canlıdan arındırılmış bölge
Ne yapacağını bilememe
Yıkım, hüsran, felaket
Ve karşımızda bir kez daha -olmaz ya!- Taner Yıldız sukuneti
Sakin sakin kazayı anlatıyor
Şu kadar bin kişi kaybımız var
Bu kadar onbin kişi bölgeden tahliye edildi
Ölenlere rahmet kalanlara sebat
“olabilir, hallederiz, öğreniriz, sordum, bakacaklar, az kaldı” açıklamaları
Derken o anki başbakan artık her kimse ondan, “Bu durum nükleerin fıtratında var” açıklamaları

Atalarımızı dinlemek lazım bu gibi durumlarda
Ne güzelde söylemişler
“Ölme eşeğim, ölme”

#anavarrza

Bir karanlık ülke… – Leyla Alp

8 saat süren elektrik kesintisinin olduğu bir gündü… Saatlerce karanlıkta kaldık… Bir savcı rehin alındı…   Devlet bir çocuğun katillerini korumak için operasyon yaptı… Üç insan öldü… Kesinti bir yana ülke hiç bu kadar karanlık olmamıştı…

Ben bu satırları yazarken 2 çocuk daha ölmüştü… İki çocuk daha öldürülmüştü… Yaşları ne bilmiyorum ama açıklamadaki sesten yaşının genç olduğu belliydi. En azından benden daha genç…

Ne istiyorlardı?

14 yaşında vurulup 269 gün komada kalan ve 16 kilo toprağa gömülen Berkin Elvan’ın katillerinin açıklanmasını…

Nasıl istiyorlardı?

Savcıyı rehin alıp başına silah dayayarak…

Daha önce nasıl istemişlerdi?

Dilekçe vererek, basın açıklaması yaparak… Gözaltına alınarak, tutuklanarak…

Ne olmuştu?

Berkin vurulalı 653 gün olmuştu ve katilleri hala açıklanmamıştı…

Ne yaptılar?

Adliyeye girdiler… Savcının odasına gittiler savcıyı rehin aldılar ve başına silah dayadılar evet silah dayadılar…

Ve üç saat süre verdiler…

Berkin Elvan’ın katillerinin adının açıklanması için üç saat süre…

İlk önce Berkin’in babası Sami Elvan koştu, konuştu. Bir tek kişinin daha burnunun kanamasını istemediğini sadece adalet istediğini söyledi…

15 yaşındaki evladını 16 kilo toprağa koyan bir baba bir can daha gitmesin kimsenin burnu kanamasın savcı da serbest bırakılsın dedi…

Çünkü merhametliydi… Oğlunu kaybeden bir baba kimin canı olursa olsun tek bir can daha gitmesin istiyordu. Kimse ama hiç kimse ölmesin istiyordu. Evladını kaybeden bir babanın gösterdiği merhameti ‘devlet baba’ gösteremedi.

Devlet ne yaptı?

14 yaşındaki bir çocuğu vuran katillerin ismini açıklamak yerine üç kişiyi daha öldürdü…

Katilin adını söylemek yerine katliam yaptı…

İki kişiyi öldürüldü. Savcı ise ağır yaralı hastaneye kaldırıldı ve hayatını kaybetti… Savcının hangi silahtan çıkan kurşunla yaralandığı dahi şu anda şaibelidir.

Doğru ya da yanlış bulursunuz. Ama o gençler oraya öldürmeye değil ölmeye gittiler. Ve dertleri can almak değil Berkin’in katillerinin ismini öğrenmekti… Oradan sağ çıkamayacaklarını biliyorlardı… Devlet Berkin’i vuran polislerin adını açıklasa bile o gençler en iyi ihtimalle tutuklanacak ve kalan ömürlerini cezaevinde geçireceklerdi. 15 yaşında bir çocuğun katilinin hesabını devlet sormadığı için en fazla 20 yaşındaki çocuklar sormaya kalktı… Yanlış buluyor olsanız bile bunun bir feda eylemi olduğu gerçeğini değiştiremezsiniz. O gençler 15 yaşında bir çocuk için ömürlerinden geçti… Buna üzülmemeyi anlarım ama “İyi oldu gebertildiler”,”devlet az bile yapmış”, “Sizin tohumlar cehenneme gitti. Yanlarına gittiğinizde selamımızı söyleyin, iyi kavrulsunlar “demek zalimliktir. Buna üzülene küfür etmek çürümektir… Bizi cehennem kavurmaz ama bu sözleri edenleri bu nefret kavuracak…

Sonra ne oldu?

Cumhurbaşkanı “polisimiz gereğini yaptı” diye açıklama yaptı…

‘Gereği yapıldı’

O iki genç bu iki kelime için can verdi…

Berkin Elvan’ı vuran polisler 653 gün içinde yargı önüne çıkarılmış ve yargılanmış olsalardı bir hakim “Gereği düşünüldü…” diye başlayan bir cümleye başlasaydı böyle bir olay olmayacaktı. Savcı evinde çocuklarıyla yemeğini yiyor, iki genç sohbeti ediyor olacaktı. Berkin’in ailesinin aylarca süren işkencesi son bulacaktı ve en önemlisi bu ülkede bir nebzede olsa adaletin olduğuna dair inancımız olacaktı…

Olmadı…

Olamadı…

Bu yazı t24.com.tr/ den alınmıştır

5.Leyla Alp

 

 

Leyla Alp

TMMOB’dan, Sinop Gerze termik santral raporu

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), kendi bünyesinde hazırladığı Sinop Gerze termik santral raporunu yayınladı.

4.tmmob-gerze-termik-raporu

Yeşil Gerze Çevre Platformu’nun talebi üzerine TMMOB Yönetim Kurulu kararıyla oluşturulan Sinop-Gerze Enerji Santrali Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporda; Sinop Gerze’de yapılmak istenilen ithal kömüre dayalı termik santralin Türkiye enerji politikaları temelinde yer seçimi, çevresel etkileri, ekosistem üzerine, bölgesel etkileri, bölge halkının talepleri üzerine etkileri inceleniyor.

Bilindiği gibi Sinop’un Gerze İlçesinin Yaykıl köyünde altı yıl önce Anadolu Grubu’nun kurmak istediği termik santrale karşı başlayan yerel direniş Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın projeye ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini 28 Şubat 2015 tarihinde durdurmasına kadar sürmüştü.

Editörlüğünü Ayşe Işık Ezer’in üstlendiği 96 sayfalık rapor 12 bölümden oluşuyor. Projenin bölge halkı üzerindeki etkilerinden Gerze Termik Santrali projesine, ÇED sürecinden ulusal ve uluslararası mevzuata durumu tüm boyutları ile ele alan rapora TMMOB’un web sitesi tmmob.org.tr/ üzerinden ulaşmak mümkün.

 

(Yeşil Gazete)

ABD iklim vaadini açıkladı

Birleşmiş Milletler‘in (BM) tavsiye ettiği takvimin son gününde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), sera gazı emisyon hedeflerini açıkladı. Dünyanın ikinci büyük emisyon değerlerine, kişi başına düşen ve tarihsel olarak en büyük karbon emisyonuna sahip ABD’nin ulusal olarak belirlenmiş katkı niyeti (INDC), 2025 senesinde sera gazı salımlarını 2005 seviyelerinin %26-%28 altına çekmek olarak açıklandı.

ABD salımları (INDC)
ABD’nin INDC’ne göre 2025’e kadar salım öngörüsü

Bunun ülkeyi 2050 yılına kadar sera gazı salımında %80 indirim istikametinde tutacağını söyleyen Beyaz Ev İklim Değişikliği Danışmanı Brian Deese, açıklanan oranın cüretkar ama aynı zamanda ulaşılması mümkün bir hedef olduğunu ve ulaşmak için yeterli araca sahip olduklarını ekledi. ABD’nin iklim vaadinde diğer bir önemli nokta da ülkenin 2025 hedefini elde etmek için uluslararası karbon ticaretinden istifade etmeyi tasavvur etmediğini açıklaması. Ancak, açıklama toprak kullanımı ve ormancılık değerlerinin nasıl dahil edileceğine açıklama getirmiyor.

Vaad, Çin ile yapılan iklim anlaşması ile örtüşüyor

Barack Obama
Başkan Obama açıklamayı kendisi yapmasa da konuda adımları iyi karşılanıyor.

ABD’nin vaadi, geçen Kasım ayında Çin ile yaptığı ikili iklim anlaşmasında telaffuz ettiği oranlarla örtüşüyor. ABD Kongresi’nden Senato Çoğunluk Sözcüsü Cumhuriyetçi Mitch McConnell isyanını “uluslararası ortaklarımız bağlayıcı ama elde edilemeyecek bir anlaşmaya imza atmadan iyi düşünsünler” şeklinde ifade etse de, 2015 sonunda BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 21. Taraflar Konferansı (COP21)’de Paris’te verilecek söz, Barack Obama’nın başkanlığı bitmeden uluslararası taahhüt olarak resmileşecek ve bir çok düzenleme ile yürürlüğe girecek; Cumhuriyetçiler kazansa dahî, ardından gelen başkanca geri çekilmesi mümkün olmayacak.

Ülkenin vaadi 1990 seviyelerinin %22.3-%24.1 altına tekabül ediyor. Avrupa Birliği’nin (AB) 2030 yılına kadar 1990 seviyesine nazaran %40 indirim vaadi, ve şimdiye kadar INDC açıklayan diğer ülkeler Norveç, İsviçre, Meksika, ve (artış vaad eden) Rusya ile birlikte,  COP21 öncesi küresel salımların %40’ına dair şimdiden vaat alındı. İkili ilişkilerin yapısı göz önüne alındığında, uzmanlar, henüz resmi bir vaat açıklamayan Çin’in de ABD ile yapmış olduğu iklim anlaşmasına riayet etmesini bekliyorlar.

World Resource Institute ve Union of Concerned Scientists gibi önde gelen ekoloji ve iklim takipçisi kurumlar ABD’nin açıklamasını müspet karşıladılar, ve UNFCCC Genel Sekreteri Christina Figueres mevcut hâli “çok iyi bir başlangıç” olarak niteledi. The Guardian’a açıklama yapan Greenpeace Birleşik Krallıklar ofisinde politika yöneticisi Doug Parr da büyük ekonomilerin BM’nin öngördüğü tarihe kadar bildirimde bulunmuş olmalarını ciddiyetlerini gösterdiğini söylerken, ayni gazeteye konuşan London School of Economics’den (LSE) Bob Warth, “2030 hedeflerinin hiç bir şey yapılmaması hâli senaryosuna göre ciddi salım indirimi içerseler de, BM Çevre Programı’nın (UNEP) iklim değişikliğini 2 derece ile sınırlı tutmamıza makul bir ihtimal için öngördüğü 36 milyar ton salımı hâlâ çok aşacak” dedi. Oxfam, özellikle ABD’nin daha fazla gayret göstermesi gerektiğinin, bu oranların felaketengiz iklim değişikliğine mani olmaya yeterli olmadığını vurguladı.

 

(Yeşil Gazete, The Guardian, Inside Climate News, RTCC)