Ana Sayfa Blog Sayfa 3355

Zirve Davası’nda karar: Üç kez ağırlaştırılmış müebbet, Sıfır tutuklama !

Zirve Yayınevi katliamına ilişkin davada karar çıktı. Mahkeme beş sanığa üç defa ağırlaştırılmış müebbet verdi, kimseyi tutuklamadı, cinayette “örgüt” bulamadı.

Bianet’den Elif Akgül’ün haberine göre mahkeme Tilman Ekkehart Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel‘i yayınevinde öldürmekten yargılanan tutuksuz sanıklar Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Hamit Çeker, Salih Gürler ve Cuma Özdemir‘i, “tasarlayarak öldürmek” suçundan üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ancak tutuklama kararı vermedi.

24

Mahkemenin kararını bianet’e değerlendiren avukat Mehmet Ali Koç “Davanın dokuz yıl sürmesinin hiçbir anlamı yoktu, hakkında müebbet hükmü verilenler tutuklanmadı bile” dedi.

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 115’inci duruşmaya tutuksuz sanıklar emekli Albay Mehmet Ülger, Binbaşı Haydar Yeşil, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat ile Murat Göktürk, Abdullah Atılgan, Adem Gedik, Hüseyin Yelki ve Levent Ercan Gelegen ile adli kontrol kararıyla elektronik kelepçe takılan sanıklar Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım ve Salih Gürler hazır bulundu.

Elektronik kelepçe takılan diğer sanıklardan Hamit Çeker ve Cuma Özdemir, önceki celsede tahliyesine hükmedilen ancak başka suçtan dolayı Adana F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan Varol Bülent Aral da video konferans yöntemiyle duruşmaya katıldı.

 

(Bianet)

Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali başladı

Sekiz yıldır aralıksız düzenlenen Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali bu yıl 28 Eylül- 2 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek.

Şiir Festivali bugüne kadar toplamda 150’den fazla uluslararası şairi ve edebiyatçıyı ağırladı. 9. yılında programına öykü, roman ve çocuk edebiyatını da katarak 28 Eylül – 2 Ekim 2016 tarihleri arasında Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali adıyla düzenleniyor.

22

Festivalin ilk etkinliği dün (28 Eylül 2016 Çarşamba) saat 10:30’da Kasımpaşa Semt Konağı’nda Gülnar Hajo ve Mevlana İdris verdiği Çocuk Atölyesi ile başladı. Açılış töreni de ayn gün akşamı Pera Palas Hotel’de yapılacak Şiir Okumaları’yla yapıldı.

Cemil Meriç ve Shakespeare

Festivalde Shakespeare ölümünün 400. ve Türkiyeli düşünür Cemil Meriç de doğumunun 100. yıldönümü vesilesiyle anılacak. Moda Sahnesi’nde gerçekleşecek Shakespeare okumasında Mert Fırat’ın yanında, Defne Halman, Ceren Hacımuratoğlu, Ümit Bülent Dinçer, Volkan Yosunlu gibi isimler yer alacak.

Mekanlar

Beyoğlu Belediyesi’nin ana destekçilerinden olduğu, herkesin katılımına açık olan Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali’nin mekânları arasında Pera Palas, Ahmet Hamdi Tanpınar Kütüphanesi, Yerebatan Sarnıcı, Gülhane Parkı, Emirgân Lale Müzesi, Karanlık İşler, Moda Sahnesi, Minoa Kitabevi, Turabibaba Kütüphanesi ve Şiir Hatları Vapuru yer alıyor.

20 ülkeden şairler

Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali’nde, Türkiye’yle birlikte toplamda 20 farklı ülkeden gelen şair ve yazar, İstanbul’un çeşitli mekânlarında dinleti ve söyleşi gibi etkinliklerle ağırlanacak. Festivalde; Türkiye’den Mario Levi, Ahmet Ümit, İskender Pala, Tarık Tufan, Beşir Ayvazoğlu, Haydar Ergülen ve 70 kuşağının iki önemli ismi Hüseyin Yurttaş ve Abdülkadir Budak’ın yanında fantastik roman yazarı Barış Müstecaplıoğlu gibi yazarlar yer alıyor.

Festivale Türkiye’den katılan isimlerin yanında; İngiltere, Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya, Slovenya, Avusturya, Almanya, Polonya, İsveç, Macaristan, Bosna Hersek, Lübnan, Fas, Suriye, Çin, Arjantin, Meksika ve Avustralya’dan da dünyaca ünlü edebiyatçılar katılıyor. Dikkat çeken isimler arasında Çağdaş Sloven edebiyatının önemli yazarlarından 2011 Avrupa Edebiyat Ödülü sahibi Drago Jančar ve Sel Yayıncılık’tan yeni çıkan “Yarının Aşkı” isimli kitabıyla tanıdığımız Éric Sadin de  yer alıyor.

Festival ve programlarla ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz

 

(Bianet)

Şırnak Cezaevi’nde yangın: 1 mahkum öldü, 1 mahkum yaralı

Şırnak’ta Yeşilyurt Mahallesinde bulunan Şırnak T tipi Cezaevi’nde akşam saatlerinde çıkan yangında 1 mahkumun yaşamını yitirdiği, 1 mahkumun da yaralandığı belirtildi. İtfaiyenin müdahalesiyle söndürülen yangında 10 infaz koruma memuru da dumandan etkilendi.

19

Yeşilyurt Mahallesi Rezuk Caddesinde bulunan Şırnak T Tpi Ceza ve İnfaz Kurumu’nda bu akşam saat 19.30 sıralarında belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.

Yangna ilk önce cezaevinde görevli infaz koruma memurları müdahale ederken, daha sonra iitfaiye ekiplerinin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Elektrik kontağından çıktığı değerlendirilen yangında ilk belirlemelere göre 1 mahkum yaşamını yitirirken, 1 mahkum da yaralandı.

Yangına ilk müdahaleyi yapan 10 infaz koruma memuru yoğun dumandan etkilendi. İnfaz koruma memurlarına cezaevine gelen sağlık görevlileri tarafından oksijen verildiği öğrenildi. Cezaevi çevresi güvenlik kordonuna alınırken, yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.

 

(Hürriyet, DHA)

Eski İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres 93 yaşında öldü

0

2 hafta önce geçirdiği felcin ardından hastaneye kaldırılan eski İsrail Cumhurbaşkanı ve Başbakanı Şimon Peres 93 yaşında öldü.

Şimon Peres, İsrail’in 1948’deki kuruluşunu gören siyasetçi kuşağının son temsilcilerindendi.

17

İsrail’in gizli nükleer programının da mimarı olan Peres, iki dönem başbakanlık, bir dönem de cumhurbaşkanlığı yapmıştı.

Peres, 1994’te Filistinlilerle müzakere ettiği Oslo Barış Anlaşması nedeniyle Nobel Barış Ödülü almış ve bu ödülü Filistin lideri Yaser Arafat ile daha sonra bir suikast sonucu öldürülen eski İsrail Başbakanı İzak Rabin ile paylaşmıştı.

18

Şimon Peres bir kez Filistinlilerin İsrail’in “en yakın komşusu” olduğunu söyleyip, “en yakın dostları” da olabileceğini vurgulamıştı.

Eski İsrail Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, ilerlemiş yaşına karşın Peres Barış Merkezi aracılığıyla kamuoyu önünde, aktif bir yaşam sürmüştü.

Şimon Peres, 13 Eylül’de geçirdiği ağır felcin ardından Şeba Tıp Merkezi’nin Yoğun Bakım Ünitesi’nde yatıyordu.

Entebbe operasyonunu yönetmişti

Peres, uzun siyasi kariyerinin başında İsrail Ordusu’nun selefi olan Haganah örgütünün personel işleri ve silah alımından sorumlu olmuştu.

İsrail’in kuruluşunda Fransa ile Mirage avcı jetlerinin alınması için bir anlaşma yapmıştı.

Filistinlilerin kaçırdıkları bir uçağı Uganda’nın Entebbe Havaalanı’na götürdüğü 1976 yılında İsrail Savunma Bakanıydı. 100’den fazla rehinenin kurtarıldığı operasyonu yönetti.

Bir dönem Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerini savunan Peres, sonra önde gelen bir siyasi güvencin oldu.

Peres, sık sık Filistinlilerin toprak talepleri konusunda ödün verilmesi gerektiğini söylemişti.

ABD Başkanı Barack Obama “Sevgili dostum” diye hitap ettiği Peres’in “insan onuru ve ilerlemesi vizyonunu rehber edindiğini ve iyi niyetli insanların ilerleme kaydedebileceğini bildiğini” söyledi.

 

(BBC Türkçe)

Salt Galata’da, ‘İklim Değişikliği ve Sağlık’ sempozyumu

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu ( TTB-UDEK), Türk Toraks Derneği (TTD), Halk Sağlığı Uzmanları Derneği ( HASUDER) ortak organizasyonu ile 15 Ekim Cumartesi günü Salt Galata‘da “Nefes alamıyoruz! Hava Kirliliği, İklim Değişikliği ve Sağlık” sempozyumu düzenleniyor.

58

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hava kirliliğini “görünmez katil” olarak tanımlıyor. Çünkü her yıl 7 milyondan fazla ölüm hava kirliliği nedeniyle meydana geliyor. DSÖ verilerine göre akciğer kanserine bağlı ölümlerin % 36’sı, Kronik Obstruktif Akciğer Hastalıklarına bağlı ölümlerin % 35’i, inmeye bağlı ölümlerin %34’ü ve kalp hastalıklarına bağlı ölümleri %24’ünün sorumlusu hava kirliliği.

67

Tüm bu sorunlara dair çözüm önerilerinin paylaşılacağı 15 Ekim’deki sempozyumun amacı, “Uzmanlık dernekleri ve tabip odalarının hava kirliliği ve iklim değişikliğinin sağlık etkileri konusunda farkındalıklarını arttırarak konu hakkında nitelikli savunuculuk politikası geliştirmelerini sağlamak” olarak özetleniyor.

09:00 – 17:00 saatleri arasında gerçeklecek ve ayrıntılı bilginin nefesalamiyoruz.org/ adresinden edinilebileceği sempozyumun programını nefes-alamiyoruz-sempozyumu dosyası üzerinden  inceleyebilirsiniz.

 

(Yeşil Gazete)

Erdoğan görse pişman olabilirdi – Metin Yeğin

Bu yazı gazeteduvar.com.tr/ den alınmıştır

CARTEGENA – Univercidat Antioga, Senfoni artisticp, La paz plaza de Bolivar, Bogota… Herkesin beyazlar giydiği, her yerin beyazlarla kaplandığı Antioga Üniversitesi’nde imzalanan barış anlaşmasında her yer beyaz, her yer barıştı. Cartegena ve üniversitenin bahçesi herhalde Kolombiya’da barış için en uygun yerdi. İçinde köylü temsilcilerinin, sendikacıların, entellektüellerin, sanatçıların, din adamlarının olduğu 2 bin 500 kişilik izleyici grubu da tamamıyla beyaz giymişti. Neredeyse Latin Amerika’nın bütün devlet başkanları oradaydılar: Venezuella başkanı Madura, Şili devlet başkanı Bachalet, Arjantin Devlet başkanı Marci, Ekvator devlet başkanı Correa, El Salvador devlet başkanı Sanchez ve diğerleri… Tören o kadar muhteşem görünüyordu ki laf aramızda Erdoğan eğer seyretse muhtemelen barış yapmadığına pişman olabilirdi.

62

Önce Kolombiya marşı çalındı, ardından savaşın bütün kurbanları için yani 8 milyon kişi için 2 dakikalık saygı duruşu yapıldı. Çok kısa ama hüzünlüydü. Bunun ardından tamamı siyah kadınlardan oluşan grup gerilla, ‘Esperanza Paz-Barış umudu’ şarkısını söylediler. Önce tutuk ve resmiydiler ama şarkının sonuna doğru kendilerini tutamayarak mahçup bir dans ederek bitirdiler parçayı.

ALKIŞLAR VE BARIŞ ÇIĞLIKLARI…

Saat tam 17.31’de anlaşma taraflarca imzalandı. Önce FARC-EP’nin en üst komutanı Tomi Jimenez imzaladı. Tam imza sırasında herkes soluklarını tutmuştu. Hemen ardından Kolombiya devlet başkanı, anlaşmanın yanına bırakılmış aynı kalemle anlaşmayı imzaladı. Yine tam imza sırasında inanılmaz bir sessizlik vardı. ‘Soluklarını tutmak’ deyimi bundan güzel bir yerde kullanılamazdı herhalde. Başkan Santos imzanın hemen ardından sayfanın ortasına gelmiş ayraç kurdeliyi de kenara ittikten sonra karşılıklı olarak bir bakışma anı yaşandı. Her anı prova edilmiş bir tören olduğu kesindi. Taraflar tokalaşarak bu anlaşmayı simgelerken, provasız seyircilerden alkışlar ve barış çığlıkları yükseldi.

Üstlerinden geçen jetler bu sefer bombalamak için değil gökyüzünü boyamak için uçtular. İlk olarak BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon söz aldı. Konuşmasına bu 4 yıllık çalışmayı sürdürenleri överek başladı. İnsan haklarına ilişkin yeni bir duyarlılığın, kadına yönelik şiddet için alınan önlemlerin altını çizdi. İzleyenlere, köylülere, sendikacılara, sanatçılara, entellektüellere seslenerek harika iyimserlikleri için teşekkür etti ve İspanyolca ‘yaşasın barış’, ‘yaşasın Kolombiya barışı’ sözleriyle bitirdi.

63
İmzalar kurşun şeklindeki kalemle atıldı… Kurşun, kaleme dönüştü…

‘SİLAHLA DEĞİL AMA HER ZAMANKİ GİBİ KALPLERİYLE…’

Onun ardından söz FARC-EP en üst komutanı Timo Jimenez’deydi. Önce Kolombiya halkını ‘hiçbir zaman gelecek inşasından umudu kesmedikleri’, ‘demokrasi ve eşitlik için mücadele ettikleri’ için överek söze başladı. Ünlü yazar Gabriell Garcia Marques’ten alıntıyla başlayıp, FARC’ın kurucu lideri Manuel Marulanda ile sürdürüp, Başkan Santos’un görevi sırasında öldürülen komutan Alfonso Cano’ya gönderme yaptı.

Sözlerinden bazı satırbaşları şöyleydi:

65

– İsyancı Komünist Parti, artık silahlarıyla değil, uluslararası garanti altında fakat barışçıl ve her zamanki gibi kalpleriyle mücadele edecek…
– Suriye ve Filistin halkları için de barış umuduyla…
– Bu barış Kolombiya halkının ve uluslararası toplulukların zaferidir….
– Geleceğin mutluluğunu provoke etmek isteyenlere aldırmayan başkan Santos’u kutluyorum.
– Biz asla kapitalizme karşı mücadeleden, sosyalizmden vazgeçmiyoruz. Sadece artık bu mücadeleyi şiddet kullanmadan sürdüreceğiz.
– Herkesin önünde, bu savaşın acılarını yaşayan, bütün kurbanların ailelerinden özür diliyoruz.
– Bu barışı yaratan bütün gerillalara, kayıplarımıza, tutsaklarımıza geleceği inşa ettikleri için şükran duyuyoruz.
Son sözleri ise; ‘Yeni Kolombiya topraklarına hoşgeldiniz’ oldu.
Jimenes konuşurken başının üstünden geçen jet bir an için herkeste tedirginlik yarattı. Bunu gülümseyerek seyreden Jimanez ise, “Artık uçaklar bombalar için değil barış için uçacak” diyordu. Ama sağcı basın hemen imzanın ardından ‘jetin Jimanez’i çok korkuttuğunu’ yazdı! Bütün Latin Amerika başkanları ve Kolombiya başkanının olduğu bir yerde her şey bir yana 33 yılını gerillada geçiren birisinin ‘çok korktuğunu’ söylemek komik bir karalamaydı.

‘GERİLLA DEĞİL ŞANS DOĞUYOR’

64

Kolombiya devlet başkanı Santos ise konuşmasını kağıttan okumadı. Oldukça coşkulu konuştu. Onun konuşmasında da bazı satırbaşları şöyleydi;

– Öncelikle bu savaşın kurbanlarınınn yakınlarını selamlıyorum.
– Burada sadece 50 yıllık bir savaşa değil 70 yıllık şiddet politikasına son veriyoruz.
– Bu anlaşmayla savaştan bıkan Kolombiya’da başka savaş istemiyoruz. (Burada sloganlar atılmaya başlandı: Başka savaş istemiyoruz!)
– Yoksulluğun doğurduğu gerilla yerine bu topraklarda yeni şans doğuyor artık
Barış imzalandı… Şimdi herkesin gözü barışın oylanacağı 2 Ekim’deki referandumda. Yüzde 60-65 oranında barışa ‘Si-Evet’ oyu bekleniyor.
Bu gece, her yer beyaz, her yer barış rengiydi ve bu yıl Nobel Barış Ödülü sahipleri bence Santos ve Jimanez…

Bu yazı gazeteduvar.com.tr/ den alınmıştır

66-metin-yegin

 

Metin Yeğin

Adana’da engelli mülteci gençlere spor desteği

Adana’da bulunan Genç Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü kurucusu Celal Karadoğan, Amerika’da faaliyet gösteren Hill Blossom Foundation tarafından mültecilere yönelik düzenlenen programda “Fellow” seçildi. Program kapsamında engelli mülteci çocukların sorunlarına yönelik çalışmalar yapılacak.

59

Proje, savaş dolayısıyla Türkiye’ye göç eden Suriyeli çocukların sosyal inovasyona dayalı şekilde güçlendirilmesini hedefliyor. Suriyeli engelli çocukların spor yoluyla güçlendirilmesini amaçlayan proje kapsamında; 10 bedensel engelli çocuğa 1 yıl boyunca paralimpik branşlar olan atletizm ve yüzme eğitimleri verilecek. Yıllık 10 bin dolar destek sağlanacak program kapsamında 1. yıl başarılı olunması durumunda 2. yıl yine aynı miktarda destek verilecek.

“ENGELLİ SIĞINMACI ÇOCUKLAR ÖNEMLİ SORUNLAR YAŞIYOR”

Genç Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü kurucusu Celal Karadoğan, bu destek sayesinde Türkiye’de yaşayan engelli genç mülteciler ve ailelerine farklı alanlar yaratarak genişletilebileceğine dikkat çekerek proje ile ilgili şu bilgileri verdi:

60

Adana’da Göç idaresinin verilerine göre yaklaşık 200 bin Suriyeli sığınmacı yaşamakta olduğunu belirten Karadoğan, “Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerini referans alırsak sığınmacıların yaklaşık 22 bini engelli bireylerden oluşuyor. Bu bireylerin en az 5 bininin 18 yaş altında olduğunu öngörmekteyiz. Diğer sığınmacı çocukların yaşadığı sorunların yanında engelli çocuklar çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Bizim teorimiz bedensel engelli çocukların paralimpik temel eğitimler aracılıyla öncelikle rehabilitasyonunu sağlamak, uzun vade de ise sporcu kimliği kazanarak yaşam hedefi koyabilmeleridir. Özellikle 4-10 yaş arası çocuklarda bomba ya da ağır silahlarla yaralanma durumu çok fazla, bu grupta özellikle kol ya da bacak amputasyonu olduğunu gözlemledik. Bazı Paralimpik branşlar sporcu eksikliğinden dolayı kapandı. Doğru planlama yapılırsa 15-20 yıl içerisinde çocukların yaşadığı bu talihsiz durum Paralimpik Oyunlar açısından çok kritik olabilir.” şeklinde konuştu.

Celal Karadoğan
Celal Karadoğan

Eğer engelliyseniz nereli olduğunuzun bir önemi yok, İster İrlandalı ister Kürt ya da Suriyeli olun sporun içindeki o yarışmacı ruh sizin hayata aktif bir rolle katılımınızı sağlıyor diyen Genç Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü kurucusu Celal Karadoğan, kendisinin 21 yıldır sporun içinde olduğunu, şu anda sahip olduğu her şeyin 21 sene önce  Tekerlekli Sandalye Basketboluyla tanışması sayesinde gerçekleştiğini de sözlerine ekliyor.

 

(NTV)

Ahunur Özkarahan’ın ‘Doğanın Ritmine Dönüş’ sergisi Halka Sanat’da

Ahunur Özkarahan’ın son dönem baskı çalışmalarını içeren ‘Doğanın Ritmine Dönüş‘ temalı kişisel sergisi, 4 – 18 Ekim 2016 tarihleri arasında Kadıköy Caferağa’da bulunan Halka Sanat’ta izlenebilecek.

57

Sergi’de Ahunur Özkarahan’ın, çinko ve bakır plakalar üzerine çalıştığı, dijital ve klasik baskı tekniklerini birleştirdiği çalışmalarını görmek mümkün. Serginin teması olan “Doğa’nın Ritmine Dönüş” sanatçının en duyarlı olduğu ekoloji konusunun da altını da çiziyor.

56

Şehir hayatının insanlar ve çevre üzerinde yarattığı olumsuz etkileri geriye çevirme, tekrar doğal olana dönme ideali çerçevesinde çaba harcadığını ifade eden Özkarahan, bu nedenle kişisel hayatında ve her alanda doğal olanı seçtiğimi belirtiyor.  Bu konularda farkındalığı arttırmak için, uzun süredir üzerinde çalışıp bilgi ve deneyim kazandığı baskı resim tekniğini kullandığını da sözlerine ekleyen Ahunur Özkarahan, çalışmalarında doğada çektiği fotoğrafları plakaya aktarmakta, dokular, çizimler, chine¬collé eklemeler gibi birçok farklı tekniği kullanarak baskılarını oluşturmakta.

Ahunur Özkarahan
Ahunur Özkarahan

Özkarahan küresel ısınma ve iklim değişikliği, nüfus artışı, temiz ve doğal gıdaya ulaşamama ve yeterli yeşil politikaların olmayışının dünyanın şu andaki en önemli sorunlar olduğunu da belirtiyor.

Sanatçının çalışmaları hakkında atölyesinin facebook sayfası creArtive İstanbul üzerinden bilgi edinebilirsiniz.

 

(Yeşil Gazete, Kadıköy Gazetesi)

 

Kadınlar bisiklete binerse – Pınar Pinzuti

Ben bisiklet kullanıcısı bir kadınım. Her gün işe bisikletle gidip geliyor ve gün boyunca şehir içindeki ulaşımımı bisikletle sağlıyorum.

Pınar Pinzuti (Photo : Ediz Han Eren)
Pınar Pinzuti (Photo : Ediz Han Eren)

İşe bisiklet ile gidip gelme kararını, ülkenin ve dünyanın kaderi hakkındaki derin endişelerim, egzersizi gündelik hayatıma pratik bir şekilde entegre etme ihtiyacım ve yol parası ile tasarruf sağlamanın kolay bir yol olması gibi birçok nedenden dolayı aldım.

Ayrıca bisiklet sürmenin yaşadığım şehri gezmek için inanılmaz derecede etkili bir yol olduğunu düşünüyorum. Gündüz ya da gece istediğim her yere bisikletle gidebiliyorum.

Bisikletin bu muazzam getirilerine rağmen, şehir merkezlerinde birçok insan kısa mesafede bisiklet kullanmıyor.

Kadınların bisiklet sürmemesinin birçok nedeni olsa da, şehirlerimizde güvenli ve yaygın bisiklet altyapısının yetersizliği temel bir engel olarak öne çıkıyor. Şehirlerimiz otomobil ve motorlu taşıt için yapılan altyapıların tüm kamusal alana egemen olduğu yerler olmak üzere.

Bisiklet Yolu Altyapısı Yok

Araştırmalar kadın bisikletçilerinin daha temkinli olduğunu ve sürüş isteksizliğinin şehrin bisiklet altyapısına çok güçlü bir biçimde bağlı olduğunu tekrar ve tekrar doğruluyor.

Kadın bisiklet kullanıcıları, iyi bir bisiklet altyapısının işareti olarak tanımlanabilir.

Çocuklardan yaşlılara herkes için güvenli şehirler ve bisiklet altyapısının başarılı olduğunu gösteren en güvenilir işaret, her iki cinsiyetin bisiklet kullanımı konusunda eşit dağılım gösterdiği yerlerdir. Dengesiz cinsiyet oranları, yapılacak daha çok şey anlamına geliyor.

31

Cinsiyet oranları ve güvenli bisiklet altyapısının yetersizliği ile olan ilişkisine yönelik tüm bu bilgiler beni günlük sürüşlerim sırasında resmi olmayan anketler yapmaya itti. Bisiklet cinsiyet oranı verilerini toplamaya yönelik “bisiklet anketi” yaklaşımım en titiz araştırma yöntemi olmasa da, İzmir’de bu konuda nerede olduğumuzu yaklaşık olarak anlayabilmemizi sağlıyor.

Bisim’in Kullanıcılarının %60’ı Kadınlar

Sokağa her çıktığımda gözlemlediğim bisikletliler arasında kadın bisiklet kullanıcılarının sayısını artmış olduğunu görmek beni memnun ediyor. İzmir’deki Bisim bisiklet kiralama sisteminden faydalananlar söz konusu olduğunda cinsiyet dağılımına ilişkin bir umut var. Bisim temsilcileri sürücüler arasında cinsiyet eşitliği olduğunu hatta kiralamaların %60’ının kadınlar olduğunu doğruladı. Kısa mesafeli bisiklet kullanımını artırmak adına kolayca ulaşılabilen sağlam bisikletler sunmak, daha çok kadının bisiklet sürmesini sağlamış.

İstanbul, Mersin, Çanakkale, Ordu gibi şehirlerimizde bulunan bisiklet kiralama sistemleri (bike sharing)ne ait verilerin paylaşılması durumunda bisiklet kullanım oranlarını ve kullanım amacını öğrenebiliriz, şu an için elimde bu veriler bulunmuyor.

Kadın Bisiklete Binerse

Şehrimizdeki bisiklet kullanımı konusuna gelince, hepimiz mevcut durumu önemsemeliyiz. Bu konuda yurtdışında yapılan araştırmacılardan gelen ana mesaj şu:güvenli yollar yaparsanız, kadınlar sürecektir. Fakat etkisi bundan çok daha fazla. Eğer güvenli ve geniş bisiklet altyapısı sağlarsanız, daha fazla erkek de bisiklete binecektir (çocuklar ve yaşlılar dahil). Daha fazla insanın sürdürülebilir ulaşımı seçtiklerini görmek için girilen bu çetin yolun sonucu: daha çok bisikletçi, daha sağlıklı ve daha aktif insanlar, daha temiz bir hava, güvenli ve çok kullanılan bisiklet rotalarının kenarlarında yer alan yerel işletmeler için de daha fazla müşteri trafiği demek.

30

Yeterli sayıda insan, işe gidip gelmek ya da küçük işleri halletmek için arabalardan bisikletlere geçiş sağladığında, trafik yoğunluğunun zaman içerisinde azalacak olmasının bu durumun getireceği faydalardan biri olduğunu söyleyebilirim

İster önceden bisiklet süren ya da bodrumunuzda duran eski bisikletin tozunu silip denemeye karar vermiş bir kadın veya erkek olun, kendinize haftada bir gün işe bisikletle gitme sözü verin. Daha iyi bir altyapı talep edenler daha fazla sokakta olursa, daha iyi şeyler olacaktır.

Bisikletli ulaşım altyapısı ve hizmetlerini istemenin en renkli şekli olan Süslü Kadınlar Bisiklet Turu 25 Eylül’de 28 şehirde eş zamanlı olarak yapıldı. Bu farkındalık eylemine her yıl yeni şehirler eklenirken aynı mesaj ile buluşan kadınlarımızın sayısı da artmaktadır.

Umarım belediyeler, kadınlarımızın sesini duyarlar.

Pınar Pinzuti, filolog, pedagog, satış ve pazarlama uzmanı, yoga hocası, blog yazarı, bisikletli seyyah, vejetaryen, bisiklet aktivisti.
BAL mezunu, okul hayatına doyamamış, iki lisans eğitimi tamamlamış, Almanya’da çalışma disiplini, İtalya’da estetiği öğrenmiş. Bisiklet odaklı düşünüyor ve yaşıyor. Doğru olduğuna inandıklarını bıkmadan usanmadan bisikletizm.com‘da yazıyor.
Tabi bir de sık sık bireylerin alışkanlıkları değişirse toplum değişir diyor.

32-pinar-pinzuti

 

 

Pınar Pinzuti

Red Hack, Doğan Medya Grubu’na ait olduğunu iddia ettiği e-postalar yayımladı

Red Hack, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak‘a ait olduğu öne sürülen e-posta yazışmalarını yayımlamaya devam ediyor. Red Hack’in yayımladığı e-postalardan sonuncusunun Doğan Medya Grubu Başkanlığı’nı yürüten Aydın Doğan‘ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ ile Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan arasında geçtiği iddia ediliyor. RedHack, Yalçındağ ile Doğan arasında geçtiğini öne sürdüğü e-posta trafiğini, Albayrak’ın da mesajlaşmaya eklendiği iddiasıyla duyurdu.

Mehmet Ali Yalçındağ, Tayyip Erdoğan, Aydın Doğan ve Emine Erdoğan, Doğan Holding bünyesindeki Trump Towers'ın 2012 yılındaki açılışında
Mehmet Ali Yalçındağ, Tayyip Erdoğan, Aydın Doğan ve Emine Erdoğan, Doğan Holding bünyesindeki Trump Towers’ın 2012 yılındaki açılışında

Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA)  haberinde Mehmet Ali Yalçındağ olduğu iddia edilen kullanıcının Cumhurbaşkanlığı’ da görevli Hasan Doğan olduğu öne sürülen kişiye attığı e-postada “Konu: Ahmet Hakan, Bildiğiniz gibi uzun zamandır Hürriyet gazetesinde yapılan hatalar, yanlışlar ve gazetedeki satış kaybı sebebiyle mevcut genel yayın müdürünün değiştirilmesi gerektiği konusunda 2 aydır çalışmalar yapmaktayım. Sedat (Ergin/T24) değiştiğinde kim olmalı ki ben kefil olayım diye ciddi bir araştırma yapmaktayım. Sonunda benim sorumluluğumda işi yeni birine teslim edeceğim ama beni zor durumda bırakacak biri olmaması lazım” dediği iddia edildi.

DİHA’nın haberinde özetle şu ifadelere yer veriliyor:

Yalçındağ’ın 18 Ağustos’ta “Günlük” olarak ilettiği notunda, “Sağolsun Hasan Doğanın yardımıyla hemen darbe sonrası Sayın CB mızı telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerimi ilettim kendisine sayın başkomutanım diye hitap ettim hoşuna gitti, anayasamızda böyle söylüyor sen de rahatlıkla söyle dedi, gülüştük, çok keyifliydi. Ve telefona AD’ı (Aydın Doğan/T24) verdim. Çok uzun zamandır ilk kez telefonla konuştular. Bence iyiydi. Daha sonra aile fertleri bana teşekkür edeceklerine, ‘bizde zannettik ki CB ı kendi aradı babama teşekkür etti dediler. Küçümsediler işi. Beklentileri sayın CB mızın AD’yi arayıp teşekkür etmesiymiş” dediği öne sürülüyor.

RedHack grubunun, Enerji Bakanı Berat Albayrak’a ait olduğunu öne sürerek servis ettiği maillerde, Doğan Medya Grubu’nun hükümeti bilgilendirdiği, Mehmet Ali Yalçındağ’ın Albayrak’a attığı iddia edilen notlarda görülüyor. Yaptığı çalışmaları ve görüşmeleri Albayrak’a bildirdiği iddia edilen Yalçındağ,’ın 6 Mayıs 2016 tarihinde gönderdiği öne sürülen mailde Başkanlık Sistemi için “herkes ne yapacağını biliyor” dediği iddia ediliyor.

Maillerdeki tüm yazışma detaylarını T24’ün haberinden okuyabilirsiniz.

 

(T24, DİHA)