Ana Sayfa Blog Sayfa 3233

Şiddetsiz Doğrudan Eylem için adım adım rehber

CrimethInc.‘de yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete yazarı Ali Serdar Gültekin‘in çevirisiyle paylaşıyoruz.

***

Nedir, Ne için iyidir, Nasıl Çalışır

Doğrudan eylem, basitçe aracıyı ortadan kaldırmaktır: sorunları, otoriteden medet ummadan ya da harici kurumlara bel bağlamadan kendi başımıza çözmek. Yasaların ve doğrudan amaçlara ulaşmak için temsilin çevresinden dolaşan her eylem bir doğrudan eylemdir. Havalimanlarını işgal etmek, mültecilerin güvenli bir yere kaçmalarını sağlamak ve topluluğunuzu kapitalizme bağımlılıktan kurtaracak programlar organize gibi. Burada sizlere, ilk planlama safhasından kapanışta bilgilendirmeye, yasal destek, medya stratejisi ve uygun güvenliği de kapsayan doğrudan eylem düzenlemek ve yürütmek için adım adım kılavuzu sunuyoruz.

Ne için doğrudan eylem gerçekleştireceğinize karar vermeniz için sayısız senaryo bulunmakta. Mesela çok uluslu rezil bir şirket bir toplantı yapmak için şehrinizi işgal ediyordur ve siz sadece bir döviz tutmaktan fazlasını yapmak istiyorsunuzdur. Ya da onlar zaten uzun süredir oradadır, işçileri sömüren ve doğayı mahveden bir franchise işletiyor ve siz onların kötülüklerini durdurmak istiyorsunuzdur. Belki de toplum odaklı bir sokak partisi, bir eğlence düzenlemek istiyorsunuzdur. Doğrudan eylem boş bir arsayı bir kent bostanına çevirebilir ya da buldozerleri felç ederek onu koruyabilir, boş binaları evsizler için işgal edebilir ya da devlet kurumlarını kapatabilir. Güvenilir bir dostla birlikte gizlice ya da binlerce insanla birlikte kitlesel hareket ediyor olabilirsiniz. Temeller her zaman aynıdır.

Kısaca Doğrudan Eylem: Bir adım adım kılavuz

Öncelikle…

Beyin fırtınası: Bir proje seçin ve planlama yapın

Beyin fırtınası çözmek istediğiniz bir sorun ile ya da yapmak istediğiniz bir sosyal katkı ile başlayabilir. Sahip olduğunuz kaynaklar aracılığıyla ya da çalışmak istediğiniz kişilerce haberi verilebilir. Tek bir seferlik ya da uzun bir kampanya şeklinde kurgulanabilir. Çoğunlukla en iyi beyin fırtınası gayri resmi sohbetler ya da hayale dalıp gitme sırasında gerçekleşir. En çılgınca hayallerinizin gerçekleşebileceğine inanmak ve onları denemek iyi bir politikadır.

Aynı itibarla, başkalarının düzenlediği etkinliklere bile katılıyor olsanız, bir plan ortaya çıkarmak ve kendi usulünüzce katkı sağlamak en iyisidir.

Eğer eyleminizin açık bir şekilde düzenlenmesi için önemliyse strateji ve taktiklerin çalışılacağı herkese açık meclis gibi bir format oluşturun. Arkadaşlarınızı davet edin ya da el ilanları dolaştırın ya da kapı kapı gezip bunu duyurun. Başka birilerinden bir öneri gelmemesi ihtimaline karşı kendi önerinizi önceden oluşturun.

Daha gizli kapaklı eylemler için beyin fırtınası için güvenilen bir ya da iki arkadaş daha güvenli bir ortamdır. Fikirlerinizi bu kapalı grup içerisinde tartışın ki eyleme geçtiğiniz zaman bunları çoktan açık etmemiş olun.

Hedefler: Eylemin hedeflerini oluşturun ve öncelik belirleyin

Eyleminiz kimin için? O anda bir alanda bulunanlar, ana akım medya izleyicileri, belirli bir kurumun sahipleri, paydaşları, polis ve hükümet, toplumun diğer üyeleri, katılımcıların kendileri?

Ne başarılması amaçlanıyor? Fikirleri aktarmak, adaletsizliğe dikkat çekmek, hasar bırakıcı malzeme tahribi, caydırıcılık sağlamak, diğerlerinin uygulayabileceği bir model sunmak, katılımcılar için öğretici ve bir araya getirici bir tecrübe için mi?

Eylemin hedeflerinin ortak bir şekilde en başından anlaşılmasını sağlamak, daha sonra planlar değiştiği ve ihtimal dâhilinde çatışmalar oluştuğunda ortaya çıkabilecek birçok sorunu çözebilir.

Yapı

Çıkar Grupları: Tanıdıklarınızla daha yakın çalışın

Doğrudan eylem düzenlerken en etkili ve güvenli yöntemlerden biri çıkar grupları modelini kullanmaktadır. Bir çıkar grubu, aynı amaçları paylaşan ve birbirlerine derin bir güven duyan bir grup arkadaştır. Bir arada uzun süre çalışarak daha verimli ve etkin hale gelirler. Küçük bir eylem için çıkar grubu içerisindeki üyeler farklı roller alabilirler. Büyük bir eylem için çıkar grupları diğer çıkar gruplarıyla bir küme olarak, her biri farklı bir rol üstlenerek çalışabilirler. Her grubun seçtiği sözcüyü üst kurula göndermesi karar vermeyi büyük bir küme içerisinde gerçekleşmekten daha kolay hale getirecektir. Çıkar gruplarının uzun süre bir arada çalışmaları güven ve etkinlik tesis eder.

Aday Araştırma ve Bulma: Bireyleri ve grupları dikkatle bir araya getirin

Bir planınız olduğunda bunun kaç kişi tarafından gerçekleştirilebileceğini tespit edin. Eğer planınız gizlilik gerektiriyorsa, sır tutabileceğine güvendiğiniz ve katılmak için istekli olan kişileri davet edin – davet ettiğiniz ve katılmayı reddeden herkes bir güvenlik riski oluştururlar. Davet kişi kişi ya da grup grup genişletin, böylece katılmayı reddedenler katılan diğer kişiler ya da gruplar hakkında bilgi sahibi olmazlar. İhtimal dâhilindeki katılımcılara genel sorular sorarak başlayın, katkı sunmaya hazır olduğunu belirtmeden hedef ve tarih gibi kritik bilgileri paylaşmayın. İnsanlar plana katıldıkça ve diğer kişileri getirmeye başladıklarında, herkesin aynı güvenlik seviyesinden haberdar olduğundan emin olun.

Daha çok insan katıldıkça, onlardan ne düzeyde bir katkı istendiğini herkesin anlaması çok önemlidir. Bazen bir grup bir plan ortaya çıkardığında, bu plan konusunda diğer gruplardan daha istekli olabilir. Eğer aylar süren bir hazırlıktan sonra bağımlı olunan bir başka grup son dakikada ayrılırsa tüm çaba boşuna gitmiş olacaktır. Kendilerinden gerçekçi olarak beklenebilecek katkı konusunda dürüst olma sorumluluğu herkese aittir. Aynı zamanda projeyi başlatan kişi, projenin sahipliği konusunda katılan herkese karşı dikkatli olmalıdır.

Dinamikler: Gücün grup içerisinde eşit dağıldığından emin olun

Tüm kararları katılım ve konsensüs ile alın. Eğer grubunuz icap edecek kadar büyükse gayrı resmi ve resmi konsensüs toplantıları süreci kullanarak herkesin sesinin duyulduğundan emin olun. Her toplantı için ajandayı birlikte oluşturun ve her şeyi yolunda tutmak için bir kolaylaştırıcı seçin. Ne kadar çok kişi katılım gösterirse, verdiğiniz kararlardan o kadar çok kişi haberdar olacaktır.

Farklı geçmişlere sahip olan, ya da yerel katılımcılar ve şehir dışı katılımcılar gibi dengesizliğe yol açabilecek iç dinamikler konusunda dikkatli olun. Planlama ve hazırlığa ne kadar çok kişi katkı sağlarsa, eylemin başarısı için o kadar çok kişi yatırım yapmış demektir. İyi iç dinamiklere sahip bir grup herhangi birinin olabileceğinden daha akıllıdır. Bireyler fikirleri ortaya çıkarabilir fakat grup onların en iyi nasıl uygulanacağını bulur.

Eylem için herkesin desteklenmiş ve rahat olduğundan emin olun. Herkese resmi ve gayrı resmi yollarla özen gösterin. Çoğunlukla görmezden gelinse de yüksek morali korumak doğrudan eylem için kritiktir.

Temeller

Güvenlik Kültürü: Bilgiyi bilmesi gereken prensibine göre yayın

Güvenlik kültürü riskleri her zaman en aza indirerek sağlıksız paranoyanın önüne geçmek için bir yöntemdir. Eğer siz ve arkadaşlarınız kendinizi akıllıca idare ederseniz, dışarıdan sızma ve gözetlemelerden o kadar az korkmanız gerekir.

Güvenlik kültürünün özü, bilginin bilmesi gereken prensibine göre paylaşılmasıdır. Bazı durumlarda, eylemin başarılı olması için, tüm bir şehrin bilmesi, başka durumlarda ise eylemin doğrudan katılanlar hariç kimse tarafından konuşulmaması gerekebilir. Eyleme ortak olan herkesin gereken emniyet seviyesi fikrini paylaşması ve diğerlerinin güvenlik gereksinimini paylaşması gerekir.

Güvenlik konusunda rıza, cinsel yakınlaşmada olduğu gibi önemlidir. Başkalarının isteklerini güvenlik gerekçeleriyle ihlal etmek asla kabul edilemez. Kendi güvenlik ihtiyacınızı en başında ortaya koyun, eğer gerekiyorsa sessizlik yemini edin. Kişilerin izin vermeleri hariç ne kadar eski olursa olsun kendi eylemleriniz ya da diğerlerinin eski eylemleri hakkında konuşmayın.

Bir eylem için bir araya geldiğinizde herkesin güvenilir olduğuna dair bir kefili olduğuna emin olun. Diğerlerini korumak için sorgu ve yasal baskı altında sessiz kalmaya hazır olun.

Bir eylem hazırlığının başında, gerekecek en yüksek düzeyde güvenlik içerisinde hareket etmelisiniz. Her zaman daha sonra daha az dikkatli hale gelebilirsiniz fakat en başında dikkatsiz olursanız birçok ihtimali başlamadan bitirirsiniz.

Eylemlerinizin izlenebileceği ve takip edilebileceği yollar hakkında uyanık olun. Güvenlik kameraları, satın aldıklarınız, gittiğiniz yerler ve birlikte görüldüğünüz insanlar, toplantıların yerleri, çöpe attığınız nesleler, ziyaret ettiğiniz internet siteleri, bilgisayarınızdaki dosyalar, bıraktığınız parmak izleri (bir el fenerinin dışı gibi içindeki piller gibi) ve hemen hemen telefondaki her şey. Bir kod oluşturun ve gerekirse diye mazeretler üretin.

Yasal Destek: Eylem sırasında ve sonrasında destek vermek için alt yapı hazırlayın.

Eyleme katılan herkes aldıkları riskin ve ihtimal dâhilindeki cezai suçlamaların farkında ve onlara karşı hazırlıklı olmalıdır. İşleri hazır olduğunuz noktadan daha ileriye götürmemek önemlidir. Eğer yaralanır ya da duygusal olarak hazır olmadığınız bir seviyedeki riski alırken tutuklanırsanız, etkileri zayıflatıcı olabilir. Yavaş yavaş başlamak, doğrudan eylemlere sürdürülebilir bir katılım sağlamak ve bunu ömür boyu devam ettirmek, doğrudan eylem içine girip, kötü tecrübeler yaşayıp, sonra tüm bu tür faaliyetlere sövmekten daha iyidir.

Eğer eylemleriniz tutuklanmaya sebep olabilecekse, katılanlar için yasal destek sağlayacak bir yapı hazırlayın. Bunlar, tutuklananların arayabilecekleri yasal bir yardım hattı numarası, kolluk gücünün eylemini izleyip kayıt altına alacak yasal gözlemciler, tutuklananlara acil destek verebilecek avukatlar, mahkeme süreci boyunca duygusal, finansal, lojistik destek verebilecek bir grup insan.

Yasal destek hattı eylem boyunca herkesten gelebilecek çağrılara açık olmalıdır. Bazı durumlarda tutukevinden cep telefonlarının aranamayabileceğini aklınızda bulundurun. Yasal destek hattı tutuklananları ya da çağrılara cevap verenleri töhmet altında bırakmamalıdır. Eğer mazeretinizin bir kısmı birbirinizi tanımamak üzerineyse aynı numarayı aramayın. Eğer numarayı unutmaktan korkuyorsanız, numarayı vücudunuzun görünmeyen bir yerine kalıcı bir kalemle yazın. Yasal destek hattını işleten kişi tutuklanabilecek kişilerin isimlerini, durumlarını kontrol edebilmek için bilmek zorundadır.

Eğer tutuklanmayı göze alıyorsanız, süreci hızlandırmak için yanınıza kimliğinizi almayı ya da sizin hemen tanımlayamasınlar diye almamayı seçebilirsiniz. Özlük bilgilerini vermek istemeyen büyük bir tutuklu kitlesi yasal prosedürü kilitleyebilir ve bazı durumlarda pazarlık kozu elde edebilir. Eğer bir ilaca ihtiyaç duyuyorsanız, ilacı üzerinizde bir yere saklayabilir ya da doktorunuzdan o ilaca ihtiyaç duyduğunuza dair bir yazı taşıyabilirsiniz.

Sempatik ve güvenilir bir avukat bulun – ya da bir avukatın benzer suçlamalarla birden fazla müdafiyi savunamayacağı göz önüne alınırsa birden çok avukat bulun. Daha önce benzer davalara bakan araştırabilirsiniz. Eğer hassas bir bilgi vermek istemiyorsanız sempatik avukata nasıl suçlamalarla karşı karşıya kalabileceğinizi danışabilirsiniz ya da hizmetine ihtiyaç duyabileceğiniz zaman aralığını paylaşabilir ama daha detay bilgi vermezsiniz. Görevlerini icra edebilmek için herhangi yasadışı bir olayla ilgilerinin olmadığını kanıtlamaları gerekir.

Üyelerinin tutuklanma riski olan herhangi bir grup, kefalet ücreti için bir fonu eylemden önce hazır ederse, acil durumda gerekecek çalışmayı azaltmayı başarabilirler. Yardım gösterileri düzenleyin, t-shirt satın, varlıklı sempatizanlardan bağış toplayın, üniversitedeki arkadaşlarınızdan öğrenci yardımları için okullarında toplantı tarihleri belirlemelerini sağlayın. Kefalet ücretinin güvenilir ve kolay erişilebilir birinde olduğundan emin olun.

Aynı şekilde kamuoyunun dikkatini çekmek ve tutuklananlara destek sağlamanın akıllıca olup olmadığını tartıp medya stratejinizi gözden geçirin.

Medya: İstediğiniz ilgisini belirleyin ve onu elde edin

Bir eylemden çok önce, henüz eylemi oluşturur ve hedeflerin önceliklerini belirlerken, hangi kaynaktan ve ne düzeyde bir medya ilgisi istediğinizi ve bunu nasıl elde edeceğiniz ya da bundan nasıl sakınabileceğiniz üzerine çalışın. Bu basın bültenleri yazmak ve yayınlanması için medyaya aktarmak (Kim? Ne? Ne zaman? Nerede? Nasıl? Neden?) ya da bir sözcü seçerek ana akım ya da bağımsız muhabirleri eyleme davet etmek ya da bir basın konferansına davet etmek, bildirileri fakslamak, röportaj teklifinde bulunmak (yüz yüze ya da kullan at bir hat ile) şeklinde olabilir. Eğer basının ilgisinden bir miktarda kaçmayı amaçlıyorsanız, bir katılımcıyı fotoğrafçıların kameralarını size doğrultmadığından emin olması için görevlendirebilirsiniz.

Eğer medya ile iletişim halindeyseniz, seçilmiş olan sözcünün yeterli basın ilgisini sağlaması için tekrar edeceği konuşma konuları oluşturun. Basına vereceğiniz materyal onların üzerinde asgari düzeyde çalışmaya ihtiyaç duyacağı şekilde olmalıdır ki sizin görünür yapmak istediğiniz kısmı kullansınlar. Olumlu yayın yapmak isteyen muhabirleri takip edin ve bizzat onlarla görüşün. Eğer bir internet siteniz varsa, medyanın takipçilerini sitenize yönlendirmesi için basın bültenine bu adresi yerleştirin. Ayrıca poster asarak, korsan radyo, konuşma etkinlikleri, ya da kapı kapı sohbet ederek kamuoyunu bilgilendirebilirsiniz. Eğer eyleminiz yüksek güvenlik gerektiriyorsa basın bülteninizi mesela umumi bir bilgisayar ile gönderin ki iz bırakmayın. Kullandığınız cihazların sizi nasıl ele verebileceğinin farkında olun.

Alt Yapı

Planlama: İçeriği çalışın, stratejinizi ve diğer senaryoları planlayın

Güvenli ve etkin bir doğrudan eylemin özü uygun planlamadır. Hedeflerinizi ve önceliklerinizi, elinizin altındaki kaynaklarla birlikte göz önünde bulundurarak farklı stratejileri planlayın ve karşılaştırın. Riskleri ve potansiyel kazanımları ağırlıklandırın. Her zaman hedefi gerçekleştirmek için en güvenli yolu seçin ve aldığınız riskleri karşılayabileceğinizden emin olun. Bazen planlama süreci işlediğinde gerçekleşir; bazı katılımcılar şüphe duymaya başlayana kadar proje gittikçe daha hırslı ve tehlikeli hale gelir. Böyle bir durumda daha güvenli bir versiyonunu ya da ölçeği düşürülmüş bir planı çalışmak gerekebilir ki eylem yine de gerçekleşsin.

Planlama sırasında dikkate alınması gereken sayısız etken bulunmaktadır. Mevcut sosyal ve politik ortamda en etkin taktikleri seçmelisiniz. Eylem için en iyi yeri seçip o yerin tüm özelliklerini dikkate almalısınız. En iyi tarih ve en iyi saati belirlemelisiniz. O sırada orada bulunabilecek diğerlerini düşünmeli ve nasıl tepki gösterebileceklerini hesaba katmalısınız. Sempatik mi olacaklar ya da eyleminize düşmanca saldıracaklar mı? Eylemin farklı bölümlerinin eş güdümünü sağlamalısınız. Bölümlerin ne kadar süreceği kestirilmeli ve eyleme katılanları birbirleri ile nasıl iletişime geçeceği tespit edilmelidir.

Diğerlerinin karşılıklarını ön görürken – diyelim ki polisin ki – onları etkileyen etkenleri göz önünde bulundurun. Ne planladığınızı bekliyorlar mı, ya da sürpriz unsuru sizde mi? Sürpriz unsunun avantajı sizde mi, bu ne kadar sürer? Eyleme odaklı yüksek bir ilgi olacak mı? Ne yaptığınız hemen görünür olacak mı? Çevrenizde orta sınıf inşalar ya da muhabirler mi olacak ve onların varlığı yetkililerin tutumunu etkileyecek mi? Bu kapsamda polisin daha önce yaptıklarına dayanarak yetkililerin muhtemel tutumu ne olacak? Patronları üzerinize çok sert gelmelerini mi isteyecek ya da bir olayı kışkırtmaktan kaçınacaklar mı? Ne kadar iyi iletişim kuruyorlar, ne kadar hızlı hareket ediyorlar, nerede konuşlanmış durumdalar, hangi rotaları izleyecekler?

İnsanları taşımak ya da baskı altında iletişim kurmak gibi basit lojistik konuları asla hafife almayın. Kaçış stratejisini planlamayı asla unutmayın.

Planlar nadiren kuruldukları gibi işlediğinden farklı senaryolara karşı yedek planlara sahip olmak önemlidir. “Eğer …, biz …; eğer …, biz …” İlk tercihinizin imkânsız olduğunun ortaya çıkması ihtimaline karşı kafanızda farklı birkaç hedef olsun. İletişim ve karar verme için basit bir yapıya sahip olmak hayal ettiğiniz gibi gitmeyen her senaryo karşısında hazırlıklı olmanızı sağlayacaktır.

Eyleminiz için başkalarını riske atmamaya dikkat edin. Yetkililer büyük ihtimalle ellerine kimi geçirebilirse, onları olabilecek en kötü suçla itham edecekler. Bu sebeple risk alanların eylem sahasından güvenle çıkarılması ve ciddi suçlamaların kimsenin üzerine yapışmaması önemlidir. Bazı durumlarda genel hedefin ne olduğunu bilen ancak küçük bir kısmının kritik detayları ve kimin en riskli işi gerçekleştirdiğini bildiği çok katmanlı bir grubu bir araya getirebilirsiniz.

En kötü senaryoya hazırlıklı olduğunuz gibi en iyi senaryoya da hazırlıklı olun. İyi fikirler, eğer gerçekten iyilerse başarısız olmaya mahkumdurlar çünkü insanlar bu fikirleri yeteri kadar ciddiye almazlar. Öte yandan eski fikirler genelde başarısız olurlar çünkü yetkililer de dahil herkes çok aşinadır onlara. Bazı durumlarda en iyi sonuçlar herkesin aşina olduğu taktikleri tamamen farklı bir şekilde gerçekleştirmekle gelebilir.

Emsaller için geçmişe bakın, benzer eylemlerin benzer kapsamlarda gerçekleştirildikleri durumlara. Bunlar oldukça yol gösterici olabilirler. Yılların tecrübesini bir araya getirir, diğerlerinin başarıları ve yenilgilerinden ders çıkarsanız, çeşitli durumları öngörebilecek ve hazırlanabilecek yetenekler geliştirebilirsiniz.

Hazırlıklar: Ekipmanı toplayın ve uygun giyinin

Planlarınız hazır olduğunda, eyleminizde yerine gelmesi gereken her bir parçanın son tarihlerini belirlemek için büyük günden geriye doğru bir zaman çizelgesi oluşturun.

Planlamanın erken safhasında, ne tür bütçeye, malzemelere ve diğer kaynaklara ihtiyaç duyulacağı ve bunların nasıl temin edileceğini çalışın. Eğer güvenlik öncelikliyse, bu kaynakları izlenemeyecek şekilde temin edin. Başka şehirlerden çıkar grupları, eylem yerinden uzakta, kuvvetle muhtemel töhmet altında bırakacak malzemeleri temin edebilirler.

Farklı katmanların ihtiyaç duyabileceği teçhizatlar da dâhil olmak üzere herkesin eylem için uygun kıyafetlere sahip olduğundan emin olun. Kıyafetle ilgili olabilecek emniyet konularını dikkate alın. Eğer herkes anonim olmak için siyah giyiyorsa kimsenin kıyafetinin tanımlayıcı biricik özellikleri olmadığından emin olun. Bunun gibi eğer mahalden rastgele geçen kişiler gibi görüneceksiniz unutmayın farklı şehirlerde insanlar farklı giyinebilirler. Eğer zamanlama önemliyse herkesin saatinin eşzamanlı kılındığından emin olun. Son tarihte her şey hazır ise iki kez kontrol edin. Tatbikat yapın, eğer fiziksel olarak gerçekleşemiyorsa sözlü olarak. Eğer katılımcılar eylem alanına aşina değillerse haritalar dağıtın. Eğer gerekiyorsa, kendinize ele vermeden eyleme devam etmek için gerekebilecek malzemeleri önceden eylem alana yerleştirin.

Keşif Yapma: Eylem alanını çalışın ve değişiklileri takip edin

Eylemden önce alanı dikkatlice çalışın. Giriş ve çıkış için güvenli rokaları tespit edin. Saklanma yerlerine, engellere, potansiyel hedeflere ve güvenlik kameralarına (ATM’ler ve trafik ışıkları dâhil) bakın. Kilit mesafeleri ne kadar hızlı aldığınızı not edin, kilit noktalardan ve kilit noktaların görünürlüğünün farkında olun. Yetkililer ne kadar uzaktalar, gelmeleri ne kadar zamanlarını alır? Eylem alanına gelmeden oyalanabilirler mi? Eylem alanında başka kimler var?

Keşif yaparken dikkat çekmemeye ya da sizin orada olduğunuzu ifşa eden bir iz bırakmamaya özen gösterin. Keşfin en azından bir kısmını eylemi planladığınız saatte yapın. Eğer mümkünse eylemden önce de herhangi bir şeyler değişmiş mi diye tekrar göz atın. Eğer eyleminiz göz korkutucu işler içeriyorsa, mesela eğimli bir çatıya tırmanmak, bir miktar egzersiz yapmanız iyi olacaktır.

Bilgi aynı zamanda fotoğraflar, haritalar ve broşürlerden de elde edilebilir. Havadan çekilmiş fotoğraflar ya da teknik çizimler mevcut olabilir. Bazı durumlarda bilgiyi almak için bir turist bilgilendirme noktasına danışabilir, bir kurgu ile (örneğin bir rapor için bilgi toplayan öğrenci olarak) telefon edip soru sorabilir hatta rehberli bir tur yapabilirsiniz. Bilgi toplandığı zaman, bu bilgi haritanız üzerinde önemli kısımları pekiştirmeye yardımcı olabilir. Tüm dosyaları ve evrakı bertaraf etmeye dikkat edin.

Roller: Sorumlulukları paylaştırın ve karar alma yapısını kurun

Planın gerçekleşmesi için gereken tüm rolleri tanımlayın ve tüm rollerin dolduğundan emin olun. Bazı ihtimal dahilindeki roller şunlardır:

  • Gözcüler
  • Keşif yapanlar
  • Polisle irtibat kuracaklar
  • Basın sözcüleri
  • Dahili medya
  • Yasal destek bağlantıları
  • Yasal gözlemciler
  • Sıhhiyeciler
  • Dikkat dağıtıcılar
  • “Bitkiler” (Örneğin, gerektiği zaman müdahil olmaya hazır eylem alanında duran masum kişi kılığındakiler, ya da önerinde bir barikat kurulduğu zaman kibarca kornalarına basacak olanlar)
  • Geçit sürücüleri (hareketli bir barikat için)
  • Malzemeleri taşıyacaklar
  • Bilgiyi toplayıp taktik karar alacaklar
  • Eylemciler

Bazı durumlarda, son anda birilerinin katılamama ihtimaline karşı bazı önemli rolleri başkalarının da gerçekleştirmesi için çalışmak akıllıca olur. Özellikle eylemin tarihinin belli olmadığı durumlar için bu durum geçerlidir. Örneğin, bir kararın açıklanması ya da savaş ilanı gibi daha önceden ön göremediğiniz bir durum ile çakışması durumu.

Diplomasi: Eylemin diğerlerini nasıl etkileyeceğini değerlendirin

Eğer eyleminiz daha büyük etkinlik sırasında ya da onun bir parçası olarak gerçekleşiyorsa, farklı grupların çabalarını eş güdümlü hale getirmeleri için büyük toplantılar olabilir. Bunlar faydalı olabilirler ancak çok fazla zaman ve enerji tüketirler. Bu sebeple bu tür toplantılara tam olarak ne başarmak için katıldığınızı bilmeniz gerekir.

Binlerce diğer aktivistin arasında ya da herkesten çok uzakta hareket ediyor olun, unutmayın ki eylemleriniz başkalarını etkiler. Eylemleriniz başkalarını tehlikeye atar mı? Polis baskına sebep olur mu? Eğer polis baskısına sebep olursa başkaları bunun yükünü kaldırabilir mi ya da bu yükü dengelemek mümkün mü? Eylemleriniz belirli bir grubun içinde diğer kişilerin önemli bir işi yapmasını daha zor hale getirir mi? Eylem öncesinde, sırasında ya da sonrasında pazarlıklara ya da şüpheleri tekrar gidermeye ihtiyaç yaratır mı?

Diğer gruplarla yaptığınız tüm anlaşmalara sadık kalın. Bazı gruplar ne yaptığınız hakkında belirleyici detayları bilerek ya da bilmeyerek yardım etmek isteyebilirler. Zamanla, eğer güvenilir ve dikkate değer olduğunuzu kanıtlarsanız, sizinle ittifaklar kurabilirler.

Eylem Sırasında ve Sonrasında

Farkındalık: Eylem boyunca tetikte olun

Herhangi bir eylemde başarının anahtarı farkındalıktır. Atmosfer çoğunlukla hızla değişir. Çevrenizde ne olduğunu ve ne olmuş olacağını takip etmek önemlidir. Örneğin bir polis arasının eylem alanına varması büyük bir şey midir? Peki ya on tane? O şehirde eylemcileri polisin takip etmesi sıradan bir şey midir? Ne olacağı konusunda asla emin olamamakla birlikte ihtimal dâhilindeki senaryoların üzerinden önceden geçmek ve bunların üstesinden grubun nasıl gelmek istediği hakkında fikir sahibi olmak, olaylar geliştikçe nasıl tepki gösterilmesi gerektiği hakkında daha net bir fikir sağlar – ya da nasıl tepki gösterilmemesi gerektiğine dair.

Diğerlerini bir gelişme hakkında bilgilendirirken, doğrudan vakayı aktarın, ondan çıkarımınızı değil (“Polis gaz atacak” değil, “Polis gaz maskelerini taktı” gibi). Bu şekilde diğerleri kendi sonuçlarına ulaşabilirler. Paniğin oluşmasına ve geri çekilme eğilimine karşı direnin.

İletişim: Diğerlerini bilgilendirin

Bir eylem sırasında gözcüler, intikal eden polisler, kalabalığın hareketleri, çevredeki diğer aktivistler ve güvenli alanlar gibi konularda oluşabilecek değişiklikleri takip etmelidir. Gözcüler iletişim için kullan at hatlar, şifreli mesajlar, telsizler, ya da ıslık gibi yöntemlerle iletişimde kalabilirler. Araba kornaları gibi sesler ya da havai fişek gibi görsel işaretler aynı amaçla kullanılabilir. Polis tarayıcı, polis hareketlerini izlemek için kullanılabilir.

İletişimin daha etkin olması için gözcüler, eylemin içindeki bir kişiye ya da bir gruba rapor verebilirler. Daha büyük bir kurguda, başkalarının sorularına cevap için aradığı merkezi bir bilgi ağını arayarak tespitlerini haber verebilir.

İletişim ekipmanlarının sizi daha etkin ve verimli hale getirmeleri gibi, gözetim altına alınmanız riskini de arttırırlar. Kodlar ve kod adları kullanabilirsiniz, ancak tedbirli, karmaşık kodlar kolay unutulabilirler ve savcılar kodlarınızın aslında ifade etmeye çalıştıklarından daha şiddetli anlamlara geldiklerini iddia edebilirler. Hiçbir iletişim sisteminin kullanılmadığı durumlarda bir acil durumlarda geri çekilmek için bir işaret olması faydalıdır.

Dağılma: Hâlâ öndeyken terk edin

Güvenli bir çıkış, doğrudan eylem düzenlemenin en çok görmezden gelinen kısmıdır. Bir çıkış stratejisini önceden çalıştığınızdan emin olur. Eğer büyük bir grup içindeyseniz, özellikle planlama aşamasında bulunmamış olanlarla birlikte, ayrılmanın daha iyi olduğu andan sonra kitleyi bir arada tutan sürü psikolojisinden kaçının. Avantajınızı ne zaman kullanacağınızı ve ne zaman dağılacağınızı bilin. Ne zaman koşabileceğiniz kadar hızlı koşmanı gerektiğini ve ne zaman soğukkanlıca yürüyebileceğinizi. Sizi töhmet altında bırakabilecek her şeyden kurtulun, eğer mümkünse onları bulunamayacakları bir yere saklayın. Görünüşünüzü artık izlenmediğinizden emin olduğunuz zaman değiştirin.

Eğer gerekiyorsa, güvenli bir yerde buluşun ve herkesin iyi olduğundan emin olun. Kefalet parasını toplayın, dışarıdan yardım arayın, basın bildirileri hazırlayın. Katılan herkes hâlâ etraftayken, ifade verebilecek olanlarla temasa geçin ya da tutuklananları destekleyebilecek evrakı hazırlayın.

Raporlama: Nelerin iyi gittiği ve ne dersler çıkarıldığını tartışmak için toplanın

Eylemden sonra, size karşı kullanılabilecek tüm delilleri yok edin. Eylemle bağlantılı araçları evinizin dışında, gizli bir yerde tutun. Gelecekte bir gün ifade vermeniz gerekiyorsa, detayları yazıya dökün ve asla bulunamayacağından emin olduğunuz bir yere koyun. Güvenli bir yere gidip neler yaşandığının üzerinden geçin. Davaları sürmekte olanlara destek vermek, hedeflerin ve eylemin arkasındaki fikirlerin neler olduğuna dair daha etraflı kamuoyu bilgilendirme yapmak, çatışmaları çözümlemek gibi devam etmekte olan konuları takip edin. Zaferlerinizi kutlayın, birbirinize yapıcı eleştirilerde bulunun, hatalarınızdan ders alın ve bir sonraki projenizi planlamaya başlayın.

İleri okumalar için

Doğrudan eylem taktikleri için:

 

Metnin basılabilir versiyonu için bu linke basabilirsiniz (Ne yazık ki İngilizce kendisi)

Metnin İngilizce orijinali

Yeşil Gazete için çeviren: Ali Serdar Gültekin

(Yeşil Gazete, CrimethInc.)

İklim için STK Ağı buluşmalarında bu hafta: Şiddetsiz İletişim ve Savunuculuk

Kazdağı ve yöresinde iklim değişikliğine karşı yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması konusunda farkındalık, örgütlenme ve ekonomi yaratılması hedefiyle başlayan Birlikte Yeşil Enerjiye projesi kapsamında oluşturulan İklim İçin STK Ağı büyüyor.

Kuzey Ege’de çevre konusunda çalışan ve İklim için STK Ağı’nda yer alan sivil toplum kuruluşları arasındaki iletişimi güçlendirmek ve yenilenebilir enerji kooperatifi kurulmasına varacak deneyimde birlikte hareket etmek için yapılan yüz yüze buluşmaların üçüncüsü, geçen cumartesi günü Ayvalık’ta gerçekleşti.

Projenin destekçilerinden Ayvalık Tabiat Derneği ve Ayvalık Tabiat Platformu’nun ev sahipliğinde Ayvalık Sanat Fabrikası’nda yapılan“Şiddetsiz İletişim ve Savunuculuk”başlıklı toplantıda Çanakkale, Ayvacık, Küçükkuyu, Bayramiç, Akçay, Edremit ve Burhaniye’de çevre konusunda çalışan oluşumlardan yaklaşık 80 kişi bir araya geldi.

“Ayvalık Tabiat Parkı’nı vermeyeceğiz”

Ayvalık Tabiat Platformu’undan Nebahat Dinler, Türkiye’nin en büyük tabiat parkı olan Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nın 2009 yılında çıkarılan revizyon planıyla imara açılma tehdidiyle karşılaşmasından sonra başlayan çevre mücadelelerini, hukuki süreci ve güncel durumu anlattı:

“O revizyon planı için Danıştay 6. Dairesine açtığımız davaya yürütmeyi durdurma ara kararı verildi. Ayvalık halkı on bin imza topladı. Dava 2013’te lehimize sonlandı ancak Çevre Bakanlığı sonuca itiraz ettiği için, gerekçeli karar henüz elimize gelmedi. Sermayenin tabiat parkını kullanma talepleri devam ediyor. 2013 yılında karşımıza hem tabiat parkının yeşil alanlarının, doğal sit alanlarının imara açılmasına hem de Cunda Adası’nın tepelerinde rüzgar enerji santrallerine izin veren bir revizyon plan taslağı daha çıktı. Yine harekete geçtik, imza stantları açtık. 2015 yılında da doğal sit alanlarının ekolojik temelli bilimsel araştırma projesine karşı imza topladık. Çevre Bakanlığına gönderdik. Ayvalık Belediye Meclisi, bununla ilgili gelen rapora itiraz etti. Sosyal medyada toplanan imzalar yirmi bini aştı. Öte yandan Ayvalık’ın Tıfıllar köyünde altın madeni projeleri var. İtiraz ettik, şirket ÇED dosyasını şimdilik geri çekti. Tetikteyiz. Cunda Adası’nda Pateriça Koyu’nun da imara açılması planlanıyor. Orada büyük bir yürüyüş yaptık. Bir yandan balık çiftlikleri konusu var. Ayvalık Tabiat parkını vermeyeceğiz, sonuna kadar mücadelenin takipçisiyiz.”

Ayvalık – Cunda Cennet Kalsın Yürüyüşünden

STK’ların dostu, yine STK’lar

Çevre, kadın, hak ihlalleri arttıkça duyulan ihtiyacın artacağından yola çıkarak, gelecek yıllarda STK’ların daha da artacağını öngördüğünü söyleyerek Şiddetsiz İletişim konusunu  açan aile ve ergen terapisti Eylül Özyürek,  “Çevre konusunda çalışan STK’larla kadın üzerinde çalışan STK’ların birbiriyle alakası var.Ben çevreyle ilgileniyorum, kadına şiddet benim konum değil, irtibata geçmeyebilirim düşüncesinde şiddetsiz iletişimden bahsetme şansımız olamaz. Şiddetsiz iletişimden bahsedebilmek için, birbirimizle olan temas noktalarımızın farkına varmalıyız” dedi.

STK’ların artmasının, aralarındaki iletişimin nasıl olacağı sorusunu ortaya çıkardığını öne süren Eylül Özyürek, şöyle devam etti: “Ben şiddetsiz iletişimi seçerim de ya karşımdaki kişi şiddet içindeyse? Nasıl duracağım?  Amaçlar farklı olabilir. Sevsek de sevmesek de, onaylasak da onaylamasak da, farklı kimliklerde insanlarla ve STK’larla yan yana geliyoruz. Böyle anlarda iletişim kurmak adına ortak dilimiz, şiddetsiz iletişim.

Şiddetsiz iletişimin ilk adımı, kabul etmekten geçiyor. Kabul, sevmeyi ya da her seçtiğinin doğru olduğunu onaylamayı değil, o kişinin varlığını görmeyi ve karşılıklı diyalog içine girmeyi öngörüyor. STK’ların STK’lardan başka dostu yok. Birbirimizle olmaya, birbirimizi dinlemeye, anlamaya,birlikte hareket edip yardımlaşmaya ihtiyacımız var.”

Süheyla Doğan – Eylül Özyürek

Şiddetsiz iletişim iyi de, nasıl?

Eylül Özyürek, şiddetsiz iletişim tarafında kalmak için bazı sorular sormayı önerdi: “Ağzımdan çıkan cümle, karşımdaki kişiyi bir şeye zorluyor mu? İstemediği bir şey yapıyor mu? İfade etmek istediği noktaları durduruyor mu? Kişiyle iletişime girdiğimde onu suçluyor muyum?Yargılıyor, eleştiriyor ötekileştiriyor muyum? Cümlelerimizi böyle sorularla elekten geçirerek şiddetsiz iletişimi öğrenebiliriz.”

Savunuculuk tekniğini seçmek için…

İletişim Geliştirme Uzmanı Pınar İlkiz, savunuculuk nedir ve dört dörtlük bir savunuculuk yapabilmek için hangi araçların kullanılması gerekir başlıklarını, STK’ların iyi iletişim geliştirebilmesi ve iletişim kanallarını iyi kullanabilmesi odağında, sosyal medya kampanyaları örnekleri üzerinden detaylandırdı.

Pınar İlkiz

Savunuculuğu, bilgiyi stratejik şekilde kullanmak olarak tanımlayan Pınar İlkiz,  “Önce yaptığınız eylemi belirleyin, sonra savunuculuğu nasıl yapacağınıza karar verirsiniz. Kampanyanızın, kesin, açık, ölçülebilir, başarılabilir, gerçekçi ve zaman sınırlı olması gerekiyor. Teknik olarak, karar alma süreçlerini etkilemeniz gerekiyor. Yasada çevre ihlalleri ile ilgili bir madde var ve bu yasayı değiştirmek istiyorsunuz diyelim. İnsanları bilinçlendirme, karar alma mercilerinde bulunan insanlarla görüşme, sokakta eylem yapma, sosyal medyada insanları bir araya getirmeye çalışma, imza kampanyası düzenleme kanallarını kullanacaksınız. Savunuculuk tekniklerinizi planlarken kaç kişi çalıştığınız da çok önemli” dedi.

Sıradaki yüz yüze buluşmanın konusu iklim değişikliği ve kadın

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin yürüttüğü Birlikte Yeşil Enerjiye projesi kapsamında kurulan İklim İçin STK Ağı’nın yüz yüze buluşma toplantıları nisan ayında son bulacak. Sıradaki toplantı 25 Mart Cumartesi günü Ayvacık Küçükkuyu’daki dernek binasına yapılacak. Menekşe Kızıldere’nin katılımıyla İklim Değişikliği ile Mücadele ve Kadının Rolü konuşulacak. İklim değişikliği ile mücadelede ortak bir strateji planının çıkarılacağı yüz yüze buluşma toplantıları,konuya ilgi duyan herkesin katılımına açık.

 

Haber: Güneş Dermenci

(Yeşil Gazete)  

Derviş Zaim’in son filmi Rüya’nın Kıbrıs galası memleketi Gazimağusa’da yapıldı

Kuzey Kıbrıs Gazimağusa doğumlu yönetmen Derviş Zaim’in 9. Filmi Rüya, Eylül 2016’da Adana’da Türkiye prömiyerini yapmıştı. Filmin Kıbnrıs’taki gala gösterimi ise Gazimağusa Belediyesi’nin katkılarıyla 15 Mart 2017 Çarşamba akşamı (dün) Gazimağusa Lemar Cineplex’te gerçekleşti.

 

 

Derviş Zaim, Kıbrıs’ta Yeşil Gazete’ye konuştu

Gala gecesi görüştüğümüz Zaim, daha önceki filmlerinde yer alan doğa ve insan konularının bu filmle birlikte geleneklerle kesiştiğini ve Yeşil Gazete’ye adını veren yeşil nosyonunun da filme yakın düştüğünü bu sebeple de Yeşil Gazete’ye röportaj vermekten mutlu olduğunu söyledi.

Rüya filmi Kuzey Kıbrıs’ta ise 27 Mart Pazartesi günü vizyona girecek.

 

Haber: Yelda Çubukçu

(Yeşil Gazete)

Roma Bahçesi talanı yargıya taşındı

İstanbul Cihangirde bulunan Roma Bahçesi’nde devam eden inşaata karşı ruhsat ve plan iptal davası açıldı.

Cihangir Roma Bahçesi’nde  devam eden “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Tesis” inşaatına karşı mahalle sakinleri, kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulması istemli ruhsat iptal davası açtı.

Mahalle sakinleri tarafından  mahkemeye sunulan dava  dilekçesinde inşaatın, “Koruma kurulunun konuya ilişkin olarak aldığı önceki kararlara, imar mevzuatına, koruma mevzuatına, şehircilik bilimi ve planlama ilkelerine aykırı olduğu” belirtildi.

Dilekçede şu görüşlere yer verildi:

“Beyoğlu’nda  Arkeolojik Park ve Sergi Alanı niteliğinde olan Tarihi Roma Bahçesi’nde devam eden inşaat kamu yararına aykırıdır. İnşaat, Kılıç Ali Paşa Camii, Tophane Çeşmesi, eski Tophane binaları, Nizam-ı Cedit askerleri talim alanını çevreleyen kışlalar ve yamaçtaki güzel konakların yer aldığı Tophane panoraması içinde yer alan, birçok tarihsel kalıntının yer aldığı bir arkeolojik alanda yapılmaktadır. Bu alanda öncelikli olarak arkeolojik park ve sergi alanına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Devam eden sosyal tesis inşaatının kapalı alanı, yapı ruhsatı alınan 604 m2’lik parselin  yüzde 85’i oranındadır. Oysa, İstanbul 1 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun aldığı 20.03.1996 gün ve 7595 sayılı kararda bu alanda yapılacak bir inşaatın  kapalı alanının  parsele oranının yüzde 10’u geçemeyeceği belirtilmiştir.

Koruma Kurulu’nun önceki yıllarda aldığı kararlar doğrultusunda sözkonusu alanın, ayrıntılı bir arkeolojik çalışma yapılarak projelendirilmesi öngörülmüş olmasına rağmen bugüne dek böyle bir çalışma yapılmamıştır. İnşaatı devam eden tesis koruma kurulunun konuya ilişkin olarak aldığı kararlara, imar mevzuatına, kentsel sit alanı olması nedeniyle koruma mevzuatına, şehircilik bilimi ve planlama ilkelerine, kamu yararına ve hukuka aykırıdır.”

Mahalle sakinleri yaptıkları açıklamada, devam eden  inşaata ilişkin  şu görüşleri dile getirdi:

Beyoğlu, yeşil alanı en az olan İstanbul ilçelerinin arasında  yer almaktadır. Bu durum bilirkişi raporları ile de saptanmıştır. Beyoğlu’na ilişkin Bilirkişi raporlarında: Beyoğlu Kentsel Sit alanında açık alan elde etmenin neredeyse imkansız olduğu, mevcut açık yeşil alanların aynı zamanda afet durumunda acil toplanma alanları olarak işlev gördüğü, yeşil alanların sadece yeşil bir üst doku değil aynı zamanda toprakla doğrudan bağlantı anlamına geldiği, bu nedenle mevcut yeşil alanlar üzerinde öngörülen her türlü yapılaşma kararının şehircilik  ilkeleri ve  kamu yararı ile örtüşmediği  belirtilmiştir.

Tarihi Roma Bahçesi semtimizin denize açılan penceresidir. Hem bir seyir terası, hem düzenlenmesi ve işlevsel olarak kullanılmasının sağlanması gereken bir arkeolojik park alanıdır. İstanbul’da beklenen olası bir depremde kullanılabilecek bir toplanma alanı niteliğindedir. Kentsel sit alanı olan bölgenin ihtiyacı olan sosyal tesis değil, açık ve yeşil alanlardır.

Semtimizin tek yeşil alanında, koruma kurulu kararlarına ve bilirkişi raporlarında açık alanlara ilişkin tespit edilen görüşlere aykırı devam eden inşaatın durdurulmasını, inşa edilen yapının yıkılmasını ve arazinin yeşil alan olarak düzenlenmesini istiyoruz.

Semtimize, İstanbul’umuza, ülkemize, yeşil alanlarımıza sahip çıkmaya, devam edeceğiz.

 

(Birgün)

Orası Yeni Zelanda: Whanganui Nehri’ne canlı varlık statüsü verildi

Yeni Zelanda’da yerli halk Maoriler tarafından kutsal sayılan Whanganui Nehri ‘canlı varlık’ olarak tanınarak hukuki statü verildi.

BBC’de yer alan habere göre, Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maoriler tarafından kutsal sayılan ve ülkenin en uzun üçüncü ırmağı olan Whanganui’nin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek.

Anlaşma Görüşmeleri Bakanı Chris Finlayson yaptığı açıklamada, Maorilerin 160 yıldan uzun süredir nehre bu statüyü kazandırmak için mücadele ettiğini belirtti.

Finlayson, “Biliyorum ki insanların hissettiği ilk şey doğal bir kaynağa hukuki şahsiyet kazandırmanın oldukça garip olacağıdır ancak bu, şirketlerden ya da anonim topluluklardan daha garip değildir” ifadesini kullandı.

Parlamentoda Maori kabilesini temsil eden milletvekili Adrian Rurawhe, Whanganui’nin, etrafında yaşayanlar için önemini vurguladı. Rurawhe, nehrin “iyiliğinin” insanların iyiliğiyle doğrudan alakalı olduğunu bu nedenle nehrin kimliğinin tanınmasının oldukça önemli olduğunu savundu.

Ayrıca, nehir için 80 milyon dolar tazminat ve nehrin temizlenmesi için 30 milyon dolar fon verilecek. Parlamentonun kararı kabile tarafından gözyaşları ve müzikle karşılandı.

 

(BBC, Sputnik)

[Haber Analiz] Hollanda’da Yeşiller nasıl bu kadar büyük bir atak yaptı?

Türkiye’yle Hollanda arasında geçen hafta başlayan diplomatik kriz nedeniyle dün yapılan Hollanda genel seçimleri Türkiye’de her zamankinden daha fazla ilgi çekti. Bazı kamuoyu yoklamalarında aşırı sağcı Gert Wilders‘ın liderliğindeki Özgürlük Partisi‘nin (PVV) birinci parti görünmesi bütün dünyada popülizmin yükselmesine dair endişeleri artırdığı için de ilgi büyüyordu. Wilders’ın zaferinin Fransa’da Le Pen başta olmak üzere diğer popülist partileri güçlendirecek yeni bir dalga yaratması kaygı uyandırıyordu.

Neyse ki ırkçı ve islamofobik söylemleriyle sivrilen Wilders beklediğini bulamadı ve Başbakan Mark Rutte liderliğindeki Liberaller (VVD) 33 milletvekili ile seçimden birinci parti olarak çıktı. Ancak Rutte seçimi kazansa da 2012’ye göre 8 milletvekili kaybetmiş durumda.

Oy dağılımında iki partinin daha aldığı sonuç çarpıcı:

Halen koalisyon ortağı olan sosyal demokrat İşçi Partisi neredeyse eridi. İşçi Partisi’nin oyları %24,9’dan %6,7’ye düştü.

2012’de tarihinin en kötü sonuçlarından birini alarak %2,3 oyla 4 milletvekili çıkarabilen Yeşiller ise bu kez %9 oyla 14 milletvekili çıkararak büyük bir başarı kazandı.

Yeşil Sol’un genç lideri Jesse Klaver

Groenlinks 1980’lerin sonunda küçük özgürlükçü sol ve komünist partilerin birleşmesiyle kurulduğu için bu adı (Yeşil Sol) taşıyor. Ancak parti politikaları klasik Avrupa tipi yeşil partilerden çok farklı değil. Özgürlükleri ve ekoloji politikalarını savunan Yeşil Sol Parti yıllardır siyasal sistemin önemli bir aktörü olarak sadece Parlamento’da değil, çok sayıda kentte yerel yönetimlerde de etkili rol oynuyor.

Anne de Boer: “Wilders’ın kaybetmesi çok önemli”

Anne de Boer

Hollanda’da seçim sonuçlarını ve özellikle de Yeşiller’in oylarını ve milletvekili sayısını nasıl bu kadar artırdığını partinin tecrübeli üyelerinden Anne de Boer ile konuştum.

Anne de Boer, Wilders’ın birinci parti olamamasının çok önemli olduğunu, oylarını birkaç puan artırmış olsa da seçimi kaybemiş sayıldığını söylüyor. Bu da Almanya ve Fransa’da yaklaşan seçimler için olumlu bir işaret. Wilders’ın AB karşıtı politikalarının fazla kabul görmemiş olmasının ve AB’ye kuşkuyla yaklaşan Sosyalist Parti’yle birlikte oylarının yerinde saymasının AB’nin birliğini sürdürmesi açısından son derece olumlu olduğunu vurguluyor. Tabii henüz tehlikenin geçmediğini de söylüyor, ancak Wilders’ın yüksek katılımlı bir seçimde ancak %13,1 oy alabilmesini olumlu bir sinyal olarak değerlendiriyor.

Oyların %9’unu alarak 14 milletvekili çıkaran Yeşiller’in geçen yıldan beri yükselişte olduğunu belirten de Boer, bu başarının önemli nedenlerinin birinin partinin genç ve etkili yeni lideri Jesse Klaver olduğunu söylüyor. Klaver’in özellikle gençler arasında ciddi bir hareketlenme yarattığını söyleyen de Boer, Yeşil Sol Parti’nin toplumsal bölünmüşlüğün azaltılması, iklim, fosil yakıtların terk edilmesi, empati ve çeşitlilik temaları çerçevesinde pozitif bir kampanya yürüttüğünü vurguluyor. Yeşiller’in kampanyası hiçbir ekonomik politikası olmayan, iklim değişikliğini reddeden ve İslama karşı nefreti körükleyen Wilders’ın kampanyasının tam anlamıyla zıddı olmuş.

Ancak bu sonuçlarla bir hükümet kurmak hiç kolay olmayacak. De Boer’e göre olasılıklardan biri sağ kanat liberaller (VVD) ve sol kanat liberal demokratlar (D66) ile Hıristiyan Demokratlar’ın (CDA) ve Yeşil Sol Parti’nin oluşturacağı dörtlü bir koasliyon. Bu koalisyon 150 sandalyeli parlamentoda 85 sandalyeyle çoğunluğa ulaşıyor. Merkez solun (İşçi Partisi) böyle bir koalisyon seçeneği içinde olması mümkün değil, çünkü Hıristiyan Demokratlar bunu en baştan reddetmiş durumda. CDA’nın yerine İşçi Partisi’nin olduğu bir koalisyon ie 6 partinin varlığını gerektiriyor.

Öte yandan bu 4 partinin programlarının birbiriyle uyumlu olması zor görünüyor. Ancak D66’nın işin içine girmesi yeşil konuların (enerji, iklim gibi) programa dahil olmasını kolaylaştırabilir. Hollanda’da Yeşiller’in bugüne dek merkezi hükümette bir koalisyon deneyimi yok, ancak yerel yönetimlerde Yeşil Sol Parti birçok kentte diğer partilerle koalisyonda ve bu koalisyonlar yürüyor. Bu nedenle Anna de Boer Yeşil Sol Parti’nin bu kez bir koalisyon hükümetinde yer almasının mümkün olduğunu düşünüyor.

İklim ve ekoloji söylemleri kazandı

Seçimlerde en büyük kaybı yaşayan parti ise sosyal demokrat İşçi Partisi. Oyları %24,9’dan %6,7’ye gerileyen İşçi Partisi sağ kanat liberallerle ekonomik kriz sonrası yaptığı koalisyonun bedelini ödemiş oldu. Yerinde sayan Sosyalist Parti’nin ise oyları ise %9,7’den %9,2’e geriledi ve milletvekili sayısı 15’den 14’e düştü.

En büyük atağı ise iklim ve ekoloji konularında ciddi politikaları olan partiler yaptı. Sol kanat liberal Demokratlar, yani D66 oylarını %8’den %12’ye çıkararak milletvekili sayısını 12’den 19’a yükseltti.

Yeşil Sol Parti ise önceki seçimde oyların %2,3’ünü alarak 4 milletvekiline sahip olabilmişken bu kez %9 oyla 14 milletvekili çıkardı.

Hayvanlar Partisi de oylarını %1,9’dan %3,2’ye çıkararak milletvekili sayısını 2’den 5’e yükseltti.

Anne de Boer’e göre seçimlerin ilginç sonuçlarından biri de yeni kurulan DENK adlı partinin %2,1 oyla 3 milletvekili çıkartması. Bu parti sosyal demokratlardan ayrılan Türkiye kökenli bir grup tarafından kuruldu ve oylarını da daha çok Müslüman topluluklardan aldı.

Hollanda seçimlerinin sonucu uzun yıllardan beri Avrupa’da bir yeşil partinin aldığı en başarılı sonuç oldu. Bu sonuç yeşillerde de karizmatik ve genç bir liderin nasıl bir fark yaratacağını göstermesi açısından önemli. Ayırca iklim, ekoloji gibi konuların seçim kampanyalarında işlenmesinin başarıya götürebileceğini de gösteriyor. Şimdi Yeşil Sol’un koalisyona girip girmeyeceğini merakla izleyeceğiz. Bu olasılık çok düşük görünmüyor.

Umarım Yeşiller’in başarısı bütün dünyada Trump’ın, Brexit’in ve Wilders’ın yarattığı sağ popülist atmosferden çıkış için yeşil politikaların hem içeriği, hem de eşitlikçi, demokrat ve çeşitlilikten yana olmasıyla bir seçenek olduğunu gösterir.

Ümit Şahin – Yeşil Gazete

Hollanda Seçimleri’nin asıl kazananı Yeşiller!

Hollanda seçimlerinde en büyük başarı Yeşiller Partisi’nin. Parti 4 olan vekil sayısını 14’e çıkardı. Jesse Klaver 2015’te partinin liderliğini devraldıktan sonra sosyal medyadaki küçük buluşma etkinlikleri ile takipçilerinin sayısını hızla artırmıştı.

Hollanda Yeşiller Partisi Groen Links’in 30 yaşındaki Endonezya, Fas asıllı lideri Jesse Klaver

Hollanda’da yapılan seçimlerin en büyük kazananlarından biri de Yeşiller Partisi oldu. 30 yaşındaki Fas, Endonezya asıllı Jesse Klaver’ın liderlik ettiği Yeşiller Partisi, kurulduktan 25 sene sonra en büyük zaferini yaşadı.

Komünistler, pasifistler, Evanjelistler ve ‘nevi şahsına münhasır’ radikallerin birleşiminden oluşan Yeşiller Partisi 4 olan milletvekilli sayısını 14’e çıkardı. 150 tane koltuk bulunan bulunan Hollanda parlamentosunda bu çok büyük bir başarı. Parlamentoda hükümet kurabilmek için ise 76 oya ihtiyaç var. Partinin kadın eş başkanı Marjolein Meijer tarihi bir başarı elde ettiklerini söylüyor. Marjolein Meijer, bu zaferin Hollanda’da pozitif, umutlu bir değişim hikayesi için verimli bir zemin olduğunu gösterdiğini ifade ediyor.

‘AVRUPA DEĞERLERİNİ SAVUNUN’

Zaman zaman Kanada başbakanı Justin Trudeau’yla karşılaştırılan Jesse Klaver’in babası Fas, annesi Endonezyalı. Klaver, dün oyların kullanıldığı sırada solun aşırı sağın yükselişine cevabının Avrupa’nın idealleri için ayağa kalkması olduğunu söyledi. Klaver, Avrupa’daki sol partilere ‘avam takımını taklit etmeye çalışmamaları’ uyarısını yaptı. Klaver diğer sol adaylara “Prensiplerinize sahip çıkın, dürüst olun. Göçmenleri savunun, Avrupa’yı savunun” diyor.

Hollanda’nın en genç parti lideri olan Jesse Klaver 2015 yılının Mayıs ayında partinin liderliğini devraldıktan sonra sosyal medyada küçük buluşma etkinlikleri düzenleyerek takipçi sayısında büyük artışlar sağladı. Televizyon tartışmalarında ise aşırı sağ lider Wilders’a Hollanda kültür ve geleneklerini baltalayanların Müslüman göçmenler değil sağ popülizm olduğunu söylediği program 1,6 milyon kişi tarafından izlendi.

Hollanda kültürünün asırlardır özgürlük, hoşgörü ve empati değerlerine yaslandığını söyleyen Klaver, Hollanda’da yaşayan insanların kendisini bulundukları toplumun bir parçası olarak hissetmiyorlarsa bunun gururu duyulacak değil, utanılacak bir şey olduğunu belirterek kendisinin bu durumu değiştirmek istediğini söylüyor.

 

(Gazete Duvar, Guardian)

Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Hevsel Bahçeleri’ndeki tahribatı yerinde inceledi

Diyarbakır’ın Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası olarak tescillenen dillere destan Hevsel Bahçeleri ve Dicle Vadisi’nin ‘özel proje alanı’ ilan edilmesinin ardından Hevsel’deki doğa katliamına tepkiler her geçen gün artyor. 7 bin yıllık bir mazisi olan Hevsel Bahçeleri’ndeki yıkımı ve 10 gözlü köprü altına açılan kafetarya ile köprü altına toprak doldurulması sonucu köprünün 8 gözlü hale geldiğini Yeşil Gazete’den sizlerle paylaşmıştık.

Hevsel Bahçeleri’ndeki süreçle ilgili bilgi almak için Mezopotamya Ekoloji Hareketir (MEH) ile temasa geçtik. MEH Amed Ekoloji Meclisi’nden Feyziye Sümer de kendisi ile birlikte 4 arkadaşının dün (15 Mart Çarşamba) bölgeye yaptığı ziyarete dair ayrıntıları Yeşil Gazete ile paylaştı.

Feyziye Sümer’in Hevsel Bahçeleri’nde dün gerçekleştirdikleri incelemeler sonucunda aktardığı notlar ve bölgeden fotoğraflar şu şekilde:

Mezopotamya Ekolojik Hareketi (MEH) Amed Ekoloj Meclisinden (soldan sağa) Güner Yanlıç, Necdet Sezer ve Feyziye Sümer Hevsel Bahçeleri’ndeki tahribatı yerinde inceledi

“Mezopotamya Ekoloji Hareketi olarak Hevsel Bahçeleri’nde inceleme yapmak üzere 5 kişilik bir ekiple bölgeye geldik. Binlerce ağaç kesilmiş durumda. Aynı zamanda Hevsel Bahçelerinde marul ekerek geçimini yapan yüzlerce insanın da evi yıkıldı. Bu insanlar hem evlerinden hem de bahçedeki geçim kaynakları tarlalarından oldular.

Yıkımın halen devam ettiğini size ilettiğimiz karelerden de görebilirsiniz. Bunun yanında tarihi 10 Gözlü Köprü de artık 8 gözlü çünkü iki gözüne dolgu yaparak rantçılara yer açmışlar.

5 kişi gittik bölgeye. Başlangıçta 5 metre yol açılacak dedikleri Hevsel’de yaklaşuk 100 metre genişliğinde bir yol açılmış durumda. Bu yolun açılması için de ekolojik bir tahribat gerçekleştirildi.

186 kuş türünei içinde endemik yani sadece bu bölgeye ait türlerin de olduğu 20 sürüngen türüne ev sahipliği yapan Hevsel Bahçeleri’nin alanı da gün geçtikçe daraltılmakta.

Mezopotamya Ekoloji Hareketi olaran bundan sonrada mücadelemiz Diyarbakır halkı ile birlikte olacak. Cuma günü (17 Mart) tüm STKlar ile ortak gerçekleştireceğimiz basın açıklaması ile de bunun startını hep birlikte vereceğiz.

 

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

‘Vurun kapısına kilidi’: Kışladağ’da Hollandalı şirket 11 yıldır siyanürle altın çıkarıyor!

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ‘evet’ kampanyası için giderken uçağına iniş izni vermeyen ve ülkeye karayoluyla girmeye çalışan Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’yı gözaltına alarak sınır dışı eden Hollanda’ya yönelik, hükümetten birbiri ardına ‘yaptırım’ açıklamaları geliyor. Ancak hükümetin ‘yaptırım’ uygulayacağını ilân ettiği Hollanda’nın yüzde 99 pay sahibi olduğu şirket, Uşak’ta siyanürle altın çıkartarak doğayı katlediyor.

Uşak’ın Eşme ve Ulubey ilçeleri arasında kalan Kışladağ’da Eldoradogold-Tüprag şirketi 2006 yılından bu yana 450 metre derinlikte ve 1000 metre çapında bir alanda 70 bin ton siyanür kullanılarak altın çıkartıyor.

Veysel Eroğlu “Yüzde 99’u Hollandalıların” dedi

2008 yılında Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un Türkiye’deki madencilik faaliyetlerini konu alan soru önergesine, Çevre ve Şehircilik Bakanı Veysel Eroğlu’nun verdiği yanıtta yer alan tabloda, şirketin yüzde 99’unun Hollandalılara ait olduğu belirtiliyor.

Soru önergesine verilen yanıttan

“Kovun bu şirketi”

Kışladağ’daki altın madeniyle ilgili süreci anlatan “Kışladağ’dan Mektup Var” kitabının yazarı Muammer Sakaryalı, Hollanda’yla yaşanan krizin ‘kayıkçı kavgası’ olduğunu ifade ederek, yüzde 99’u Hollandalılara ait olan şirketin kapatılması çağrısını yaptı.

Yeşil Gazete’ye konuşan eğitimci, aktivist yazar Muammer Sakaryalı, “Antiemperyalist görüntü vermeye çalışıyorlar ama biz yemeyiz. Uşak’ta Kışladağ’ı mahveden Tüprag şirketinin hisselerinin % 99,56’sı Hollandalıların. Altınımızı alıp suyumuzu, havamızı, toprağımızı kirletiyorlar. Kovun bu şirketi. Vurun kapısına kilidi” ifadelerini kullandı. Sakaryalı, “Hollanda hükümeti de, Türkiye de konuyu iç siyasetinde kullandı” dedi.

Muammer Sakaryalı

“Hollanda ile Türkiye arasında asıl sorun edilmesi gereken bu mesele olmalı”

Tüprag’ın işletttiği Kışladağ ve Efemçukuru altın madenlerinin  proje aşamasından bu yana  hukuki sürecini yürüten avukatlardan Arif Ali Cangı da şunları söyledi:

Arif Ali Cangı

“Tüprag Kışladağ’da dünyanın en vahşi yöntemiyle altın madeni işletiyor. Madenin daha deneme üretimi sırasında 1500 kişi siyanür zehirlenmesine maruz kaldı, köylerde kuzular anomoli ve ölü doğuyor, bütün hukuki itirazlarımız  hukuka aykırı biçimde reddediliyor. Hükümetler taa başından beri şirkete her türlü kolaylığı sağladılar. Şu anda ilk ÇED davamız Anayasa Mahkemesi’nin önünde, açıkça sağlıklı çevrede yaşama hakkı, adil yargılanma hakkı ihlali söz konusu, Anayasa Mahkemesi de bir türlü karar veremiyor.

Tüprag sadece Kışadağ’da değil, İzmir’in su havzasında Efemçukuru’nde çevre mevzuatı delik deşik edilerek, yerel yönetim by-pass edilerek AKP Hükümetlerinin sonsuz desteği ile 2011 yılından bu yana çalışıyor. Kışladağ viran oldu, İzmir’in su havzası tehdit altında, İzmir susuzluğa ve ağır metalli suya mahkum edilmiş durumda, Hollanda ile Türkiye arasında asıl sorun edilmesi gereken mesele bu olmalı.”

Siyanürle altın madenciliği çok sayıda çevre ve halk sağlığı sorununa neden oluyor. Madenin tenörü daha düşük olduğu için Bergama altın madeninden daha fazla siyanür kullanılan Kışladağ’da siyanürün yanı sıra arsenik, bakır, cıva, çinko, kadmiyum, krom, kurşun gibi ağır metaller çevredeki suya ve toprağa karışıyor. Altın madenciliğinin yapıldığı yerlerin yakınında başta kanser olmak üzere ciddi sağlık sorunlarının oluşma riski artıyor. Özellikle bu ağır metallerin ve siyanürün içme suyuna karışması önemli bir tehdit yaratıyor. Toplam işletme süresi 17 yıl olarak planlanan Kışladağ altın madeninin işletmesi süresinde içinde tehlikeli ağır metallerin de bulunduğu 132 milyon ton atığın ortaya çıkacağı ve 2 kilometre karelik bir alanı kaplayacağı hesaplanıyor.

 

Haber: Can Bursalı  

(Yeşil Gazete)

Hollanda seçimlerinde ilk sonuçlar geldi: Wilders beklediğini bulamadı

0

Hollanda’da sonucu merakla beklenen genel seçimlerde sandık çıkış anketlerinden gelen ilk sonuçlar mevcut koalisyonun başını çelen Başbakan Rutter’in partisi Liberallerin (VVD) önde gittiğini ve aşırı sağcı Gert Wilders’in partisi Özgürlük Partisi’nin (PVV) beklediğini bulamadığını gösteriyor.

IPSOS’un 21:00’de açıklanan sandık başı anketine göre Hollanda Parlamentosu’nda sandalye dağılımıyla ilgili ilk tahminler şöyle:

Başbakan Rutter’in liberal partisi VVD 31 sandalye

Gert Wilders’ın partisi aşırı sağcı PVV 19 sandalye

Hristiyan Demokrat CDA 19 sandalye

Sol Demokrat D66 19 sandalye

Yeşil Sol 16 sandalye

Sosyalist Parti SP 14 sandalye

Koaliyondaki İşçi Parisi PvDA 9

Sonuçlar Liberaller bir miktar oy kaybetse de yine Rutte liderliğinde yeni bir koalisyon hükümetine işaret ediyor.

Yeşil Sol Parti ise sandalye sayısını dörde katlamış durumda.

Geçen haftaki Hollanda-Türkiye krizi sonasında yabancı düşmanı aşırı sağın oylarını yükseltip yükseltmeyeceği merak konusuydu. Ancak sonuçlar böyle çıkarsa Başbakan Rutte görevini koruyacakmış gibi görünüyor.

(Yeşil Gazete)