Ana Sayfa Blog Sayfa 3039

İçişleri Bakanı: Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine yapılan saldırılarla ilgili gözaltılar var

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, tutuklu yargılanan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenaze törenine düzenlenen saldırıyla ilgili gözaltılar olduğunu söyledi.

Soylu, Ankara Valiliğince düzenlenen toplu kampüs temel atma töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Soylu, çıkan olaylardan üzüntü duyduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Vefatın ardından defin işlemlerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için gerekenler yapıldı. Defin işleminin hemen akabinde gerçekleşen bu olaylar bizi üzmüştür. Hemen akabinde de Sayın Valimiz ile olay yerine intikal ettik. Ailelerle görüştük, üzüntümüzü ortaya koyduk, mümkünse orada defin olması lazım geldiğini de kendilerinden talep ettik. Ama olaylar çerçevesinde onlar da ‘Bir değerlendirme yapalım’ dediler, Tunceli’ye götürmek istediklerini söylediler. Biz de yaklaşık üç dört saatlik bir süreçten, değerlendirmeden sonra Tunceli’ye gitmesi hususunda ailenin kararının yerine getirilmesi ve Tunceli’ye merhumenin götürülmesi konusundaki gerekli tedbirleri aldık.” Aynı zamanda gerekli idari ve adli tahkikatlar da başladı, ilgili gözaltı işlemleri de başlamıştır. Olayların organize olduğunu söylemek, erken bir değerlendirme yapmak olur. Bizim devlet adamlığımızla da meselelere bakma anlayışımızla da örtüşmez.

12 günlük gözaltı sonrası foto muhabiri Çağdaş Erdoğan tutuklandı

2 Eylül’de Kadıköy’de bulunan Fenerbahçe Stadyumu yakınında bulunan alanda fotoğraf çektiği sırada gözaltına alınan foto muhabiri Çağdaş Erdoğan, 12 günlük gözaltı sürecinin ardından dün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.

Savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Erdoğan, “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklandı. Erdoğan “MİT binasını fotoğrafladığı” iddiasıyla suçlandı. Erdoğan’ın daha önce çektiği fotoğraflar ve paylaştığı haberlerin de tutuklamaya gerekçe gösterildiği belirtildi.  140journos’tan yapılan açıklamada, Çağdaş Erdoğan’ın fotoğraf çekerken gözaltına alındığı aktarıldı.

Bugün mahkemeye sevk edilen Erdoğan’ın tutuklandığı belirtildi. Hukuki sürecin devam ettiği kaydedilen açıklamada, gelişmeler hakkında açıklama yapılacağını ifade edildi.

Açıklama şöyle: “AP, AFP, Getty İmages gibi uluslararası haber ajansları ile New York Times, The Guardian, Wall Street Journal, Washington Post, Newsweek, Politico, Bloomberg, BBC ve BBC Türkçe ve Buzzfeed ile Türkiye’den 140journos ile de Şubat 2017’den beri fotoğraf ve video prodüksiyonu alanlarında çalışmakta olan fotomuhabir Çağdaş Erdoğan, 13 Eylül 2017 günü çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştır.

1854 yılından beri yayımlanan dünyanın en eski ve prestijli fotoğraf dergisi British Journal of Photography tarafından bu yılın başında ‘ones to watch/yılın takip edilmesi gerekenleri’ listesine seçilen çağdaş, fotoğraflarıyla yalnızca Türkiye’de değil dünyada tanınan bir fotomuhabirdir.

Çağdaş, geçtiğimiz günlerde İstanbul Kadıköy’de fotoğraf çektiği esnada gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır.

İklim değişikliğinin Irma Kasırgası ile yol açtığı yıkım ağırlaşıyor: 61 ölü

İklim değişikliği sebebiyle şiddeti ve etki gücü artan aşırı hava olaylarının bir örneği olan Irma Kasırgası’nın yarattığı yıkımın bilançosu artıyor. En az 13 milyon kişinin elektriksiz kaldığı Florida eyaletinde Irma nedeniyle elektrik kesintisi yaşanan bir bakımevinde kalan 8 yaşlının hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Yetkililerden gelen açıklamaya göre yaşlılardan 3’ü bakımevinde, 5’i hastaneye kaldırıldıktan sonra yaşamını yitirdi. Florida İlk Yardım ekibinden Doktor Randy Katz, bakımevinde yaşananları şu sözlerle dile getirdi: “Bakımevine ulaştığımda gördüğüm manzara kaotikti. En az 115 hastamız vardı, hızlı bir şekilde kendilerini tahliye ettik. Bildiğiniz gibi orası yolun alt kısmında ve içeride neler olup bittiğine dair bir fikrimiz de yok. Yardım istenir istenmez hemen 100 personelimizin 50’sini seferber ettik. Acilen bakımevine gidip hastaları tesisten dışarı çıkardılar” Hayatını kaybedenlerin ölüm nedenlerine ilişkin henüz detaylı açıklama yapılmadı ancak bakım evinin elektriklerinin kasırga nedeniyle günlerdir kesik olduğu, havalandırma ve klimaların çalışmadığı, ölümlerin de bu nedenle gerçekleştiği kaydedildi. Florida eyaleti valisi Rick Scott, konuyla ilgili soruşturma başlatılacağını açıkladı. İklim değişikliğiyle mücadelenin önemini ortaya koyan kasırgada yetkililer ölü sayısının 61’e yükseldiğini duyurdu.

Florida eyaleti valisi Rick Scott, Florida’da hayatın normale dönmesini için yoğun bir çalışma yürüttüklerini, eyaleti yeniden halkın gücüyle inşa edeceklerini söyledi. ABD Başkanı Donald Trump, iki hafta içinde üçüncü kez doğal felaketin yaşandığı bir bölgeyi incelemeye gidecek. Göreve gelir gelmez ABD’yi Paris Anlaşması’ndan çeken ve iklim değişikliğine dair bilimsel konsensusu reddeden Donald Trump’ın bugün First Lady Melanie Trump ile Florida’yı ziyaret etmesi bekleniyor.  Irma Kasırgası’nın iklim değişikliğiyle ilgisi ne? İklim değişikliği nedeniyle şiddeti ve etki gücü artan aşırı hava ve iklim olaylarını tipik bir örneği olan Irma Kasırgası tarihte en uzun süre Kategori 5 şiddetinde (saate 250 kilometreden hızlı) kalan ve en fazla enerji biriktiren kasırga oldu.  İklim değişikliği nedeniyle okyanus yüzeyinin ısınması ve buharlaşmanın artması hem kasırgaların daha fazla enerji biriktirmesine, hem de daha ağır yağış bırakmasına neden oluyor. Küresel ısınmaya bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi de denizden karaya vuran kasırgaların meydana getirdiği fırtına dalgalarının (storm surge) daha yükelmesine ve tehrip gücünün artmasına neden oluyor.

Nevin Yıldırım’ın avukatlarından Eyüboğlu: Sanık kadın da olsa, bu bir erkek şiddeti davası

Tecavüzcüsünü öldürdüğü için müebbet hapse çarptırılan Nevin Yıldırım’ın Yargıtay duruşması bugün (14 Eylül) görülüyor. Avukat Meriç Eyüboğlu “Sanık kadın da olsa, bu bir erkek şiddeti davası. Biz ölümü savunmuyoruz. Ama Nevin’in sesini duyuyoruz” diyor.

Bianet’den Çiçek Tahaoğlu’nun haberine göre 14 Eylül (bugün) saat 10.00’da Yargıtay’da Nevin Yıldırım’ın temyiz duruşması görülecek. Feminist avukatlar Ankara’da olacak.

Yıldırım’ın avukatlarından Meriç Eyüboğlu “Sanık kadın da olsa, bu bir erkek şiddeti davası. Yasemin Çakal’da, Çilem Doğan’da da olduğu gibi. Bu kadınları ortaklaştıran nokta da bu: Çaresiz kaldıkları için, bu ikiyüzlü toplumun, devletin herhangi bir mekanizması Nevin gibi kadınların derdine derman olmadığı için, başka çözüm bulamadığı için öldürmek zorunda kalmışlar” diyor ve ekliyor:

“Biz ölümü savunmuyoruz. ‘Nevin’in baltasıyız’ demiyoruz, ‘Kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor’ diyoruz. Ama bu kadınlar için başka çare olmadığını anlıyoruz. Nevin’in sesini duyuyoruz. Bu nedenle Nevin’in sesi olmak önemli.”

Nevin Yıldırım davasının Çatlak Zemin’de yer alan kronolojisini buradan takip edebilirsiniz.

 

(Bianet, Çatlak Zemin)

Karadeniz’de doğa katliamı: Türk Akımı Projesi’nde 58 bine yakın ağaç kesilecek!

Türkiye ve Rusya ortaklığı ile yapılması planlanan, 910 kilometresi Karadeniz’in altından geçecek olan Türk Akımı doğalgaz boru hattı deniz bölümü projesi için hazırlanan nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu açıklandı. Trakya’nın Karadeniz kıyısında 57 bin 709 ağacın kesileceği belirtilen raporda, boru hattı güzergahı dışında ancak proje sahası içinde yer alan nekropol (toplu mezar alanı) ve kilise kalıntısının  ise korunması gerektiği belirtildi.

Türkiye ve Rusya ortaklığı ile yapılması planlanan Türk Akımı doğalgaz boru hattı deniz bölümü projesi, nihai ÇED raporu Kırklareli Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü internet sitesi üzerinden açıklandı. Rusya’dan gelerek Trakya’nın Karadeniz sahilindeki Kırklareli’nin Vize İlçesi’ne bağlı Kıyıköy’den Türk topraklarına girecek olan ve South Stream Transport B.V. tarafından yapılması planlanan projenin, ÇED raporunun İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından yeterli bulunduğu ve nihai kabul edildiği kaydedildi. Açıklamada, halkın 10 gün içerisinde raporla ilgili görüşlerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletebilecekleri duyuruldu.

57 bin 709 ağaç kesilecek

ÇED raporunun arazi kullanımı bölümünde, doğalgaz boru hattının Karadeniz’in altından 910 kilometre geldikten sonra Kırklareli’nin Vize İlçesi’nin Karadeniz kıyındaki Kıyıköy’den Türkiye’ye giriş yapacağı anlatıldı. Rapora göre geçici ve kalıcı alanlar için kesilecek net ağaç sayısı ise 57 bin 709 olarak açıklandı. Nihai ÇED raporunda, kesilecek ağaçlarla ilgili şöyle denildi:

“Proje’nin Kıyı Bölümü Orman Genel Müdürlüğü, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü, Vize Orman İşletme Müdürlüğü, Midye (Kıyıköy) Orman İşletme Şefliği sorumluluk alanında kalmaktadır. Proje kapsamında çalışma yapılması planlanan arazinin tamamı devlet ormanıdır, bu nedenle, vasfı gereği bu alanlar üzerindeki her türlü tasarruf Orman Genel Müdürlüğü’ne aittir. Orman örtüsünün şekli ise geniş yapraklı orman alanları olarak tanımlanmıştır. Proje’nin Kıyı Bölümü kapsamında kesilecek net ağaç sayısı, kalıcı ve geçici alanlar için ayrı ayrı hesaplanmıştır. Projenin Kıyı Bölümü’nde yapılacak faaliyetler nedeni ile kesilecek net ağaç sayısı 57.709’dur. Proje’nin Kıyı Bölümü’ndeki kalıcı alanlar için kesilecek ağaç sayısı 33.867 geçici alanlar (işçi kampı, geçici malzeme depolama alanı ve inşaat aşaması geçici yolları) için kesilecek ağaç sayısı 23.842 olarak hesaplanmıştır. Geçici alanlar doğaya yeniden kazandırma çalışmaları kapsamında bölgenin bitki örtüsüne uygun bitki türleri ile restore edilecektir.”

Orman doğal alanı kaybolacak

Raporda, proje kapsamında inşa edilecek Alım Terminali’nin konumlanacağı saha ve boru hattı irtifak şeridinin geçeceği alanlarda gerçekleştirilecek ağaç kesimlerinden dolayı bu alanlardaki mevcut orman habitatları (doğal alanı) kaybolacağı bilgisi yer aldı. Açıklamada, “Bununla birlikte, projeden etkilenecek orman alanının, bölgedeki mevcut orman arazilerinin çok küçük bir bölümünü oluşturması nedeniyle yaşanacak habitat kaybının genel anlamda bölgesel ekolojiye sınırlı bir etkisi olacağı düşünülmektedir” denildi.

 

(Evrensel)

Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir? – Mehveş Evin

Bu yazı artigercek.com/ dan alınmıştır

Savaş suçlarını bir kenara bırakırsak, Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırıya benzer bir örneğe rastlamadım. Ray Ban Goedkoop Türkiye şimdi gurur mu duyuyor, söyleyin bakalım? Her toplumda, kültür ve inanışta ölüye saygı esastır. Endokannibalizm, yani ölüyü yemek gibi bize tuhaf, sapkın gelebilecek gelenekler için de geçerli bu. Mesela Papua Yeni Gine’de ölenin aile ve dostları, cesetten bir parça koparıp yiyerek ölenin bilgeliğini özümsediklerine inanılır. Modern kültürde nasıl ki yenidoğan bir bebeğe zarar vermekdüşünülemezse bir insanın ölüsüne, cenazesine saldırmak da aynı derecede hastalıklı, kötücül, lanetlenecek bir zihniyetinürünü sayılır. Türkiye’ye gelince, ölüye saygı güya dinen de esastır ama yapılan cenaze vandallıkları nedense geçiştirilir. Tutuklu HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, annesini kaybetti. Ana kızın birbirine kimbilir ne kadar hasret kaldıklarını, bu son ayrılığın Tuğluk’un hapiste olduğu zamana denk gelmesinin ne kadar acı olduğunu düşünürken cenazeye saldırıldığını öğrendik. Hadise, cenaze törenine sıradan bir saldırı ve ırkçılığın ötesinde, son derecede ciddi, organize bir nefret suçuna işaret ediyor. Hatun Tuğluk’un cenaze töreninde, ‘dışarıdan getirtildiği’ söylenen kişiler, sloganlarla karışık hakaretler yağdırırken polisin kılını kıpırdatmaması… ‘Burası Ermeni toprağı değil’ diye bağırılması… Canotte Los Angeles Clippers Saldırılar durdurulamadığı için, yeni defnedilen cenazenin çıkarılıp Dersim’e götürülmek zorunda kalınması… Hepsi, olayın sıradan bir ırkçı saldırının ötesinde olduğunu gösteriyor. Nike Air Max Flyknit Heren

Bunu yapan bebek de öldürür

İster adı Hatun olsun, ister Nermin. nike air max goedkoop İster Türk olsun, ister Kürt, ister Amerikalı. İster HDP’li olsun, ister AK Partili. Phoenix Suns İster dindar, ister Allahsız. Bir ölüye, bir cenazeye saldırmak bu dünyada yapılabilecek en aşağılık, en rezil eylemlerin başında gelir. Nokta. Yakın zamanda ‘terörist’ diye cenazelerin vücut bütünlüğünü bozmaya yönelik saldırılara, sokaklarda ceset sürüklemelere, defin işlemlerinin aylarca, evet aylarca ertelenmesine şahit olduk. Uluslararası hukuka göre, bunlar savaş suçu klasmanında yer alıyor… Yetmezmiş gibi şimdi de seçilmiş, özgürlüğünden yoksun bırakılmış bir Kürt siyasetçinin annesinin cenazesine saldırıyorlar! Bugün bunu yapan, yarın Alevilerden laiklere, her hedef gösterilene saldırır. Yaşlı bir kadının ölüsüne bunu yapan, bebek cenazesine de saldırır. Nike Air Huarache Pas Cher Kendi annesini de döver, canı sıkıldı diye insan da öldürür, çocuğa da tecavüz eder. Çünkü hiçbir değeri, vicdanı, ahlakı yoktur, olamaz da. Ne ala memleket değil mi? Azınlıksan, yaşarken başını eğ, ezil, binbir haksızlığa uğra… Ölünce de rahat yok. Geride bırakılanlara zulüm yaşatmak ve ‘mesaj’ vermek adına, aşağılık saldırılara maruz kal. Ancak burada sözümona cezalandırılan, ölü değil. Güçlü bir kadın ve Kürt siyasetinin önemli isimlerinden olan Aysel Tuğluk. Ve Tuğluk’un şahsında, ona inanan, onun değer ve etnik kökenini paylaşan, oy veren/vermeyen her öteki. En yakınındakileri kaybedenler iyi bilir; bir insanın en kırılgan, en acılı, en zor zamanı, yakınını toprağa verdiği andır. Cenazede çekilmiş bir fotoğrafta, Aysel Tuğluk’un acıdan burkulmuş yüzüne bakarken şunu düşündüm: O an, en zayıf anı gibi gözükebilir. Ama asıl zayıf olan, asıl acınası olan, bu saldırıyı yapan, emreden ve kollayanlar. nike air max 1 og homme Aşağılık eylemleriyle başarıya ulaşacaklarını sanıyorlarsa hayır, tarih bunları affetmeyecek. Nefret suçları ve ırkçılık, Türkiye’ye has kavramlar değil. Yakın zamanda dünyanın herhangi bir yerindebenzer saldırılar olmuş diye merak ettim. Nike Air Max Tavas İngilizce kaynakları taradığımda şunlar çıktı: Şubat ve Mart 2017’de Philadelphia, Missouri ve Rochester’daki Yahudi mezarlıklarına peş peşe saldırılar yapıldı.Yüzlerce mezar taşı söküldü, yazılar kazıldı. Olayları ‘Nefret Suçu Görev Gücü’ (Hate Crime Task Force) araştırırken yapanları bulmak için para ödülü kondu. Başkan Trump saldırıları kınadı, ancak Trump’ın bizzatihi anti semitist hareketi cesaretlendirdiği de açıkça tartışıldı. Benzerini yapın bakalım Türkiye’de, ne oluyor!? Kaldı ki Türkiye’de azınlık mezarlıklarına –gizlice, alçakça– saldırmak, mezar taşı sökmek, ikonaların gözlerini oymak, ezelden beri cezalandırılmamış, hesabı sorulmamış eylemler olarak kaldı. Tennessee Volunteers Jerseys Anadolu’nun her köşesinde bu tip utanç manzaraları öylece, gözümüzün içine bakarak durması boşa değil. Bulabildiğim diğer yakın dönem ‘cenaze saldırıları’ savaş suçları olarak niteleniyor. Mesela Suudi Arabistan uçaklarının öncülüğündeki koalisyon güçlerinin, Yemen’in başkenti Sanaa’daki cenaze törenine yaptığı saldırı gibi. Ekim 2016’daki saldırıda çocuklar dahil, en az 100 kişi ölmüştü. Savaş suçlarını bir kenara bırakırsak, Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırıya benzer bir örneğe rastlamadım. Türkiye şimdi gurur mu duyuyor, söyleyin bakalım? Siyasi, etnik, dini, sınıfsal olarak nerede durursak duralım, Tuğluk’un cenazesine yönelik organize saldırıyı lanetlemek, fail ve kışkırtıcılarının ortaya çıkarılması için sesimizi yükseltmek, boynumuzun borcu. Türkiye’deki tüm sivil ve siyasi kurumları, hemen şimdi, sesini çıkarmalı.

Almanya genel seçimlerinin Alman medyasına yansımaları – Dilara Çatak

24 Eylül 2017’de Almanya’da 19. genel seçimler gerçekleşecek. 22 Eylül 2013’te gerçekleşen genel seçimlerin sonucu olarak Almanya’da şu anda Angela Merkel’in başkanlığını yürüttüğü merkez sağ CDU ve Sosyal Demokrat SPD’den oluşan büyük koalisyon yönetimi sürdürmekte. Yaklaşan seçimlerde CDU başkan adayı olarak Angela Merkel ile yoluna devam ederken, SPD Simon Gabriel’e veda edip Avrupa Parlamentosu eski başkanı Martin Schulz’u başkan adayı olarak öne çıkardı. Yeşiller Partisi (die Grünen) eş başkan adayları Cem Özdemir ve Katrin Göring-Eckardt ile seçim yarışına katılırken, Sol Partisi (die Linke) eş başkan adayları olarak Sahra Wagenkecht ve Dietmar Bartsch ile, radikal sağ parti olarak ön plana çıkan Neonazi temsilcisi olarak görülen Alternatif Almanya Partisi AfD ise Alexander Gauland ve Alive Weidel ile seçime hazırlanmaktalar. Liberaller Partisi FDP ise Christian Lindner’in adaylığı ile meclise geri dönüşlerini hedeflemekte. Seçime sayılı günler kala Almanya medyasının da ana gündemi genel seçim haberlerinden oluşuyor. Bu yazı özellikle yazılı basında yaklaşan seçimlerle ilgili çıkan haberlerin küçük bir değerlendirmesidir.

Yeşiller Partisi (die Grünen) 24 Eylül’de gerçekleşecek seçim yarışına eş başkan adayları Cem Özdemir ve Katrin Göring-Eckardt ile katılıyor

Yaklaşan genel seçimlerle ilgili ana basında çıkan haberlere bakıldığında ilk öne çıkan şey seçim kampanyasının en güçlü iki adayı olarak gösterilen, şu anda da Almanya’nın şansölyesi olarak görevini sürdüren Merkel ve partisi CDU ile SPD’nin adayı Schulz’un her türlü açıklamalarının bir haber değeri olarak görülmesinin yanında, şu anki hükümette bulunan diğer iki parti die Linke ve Yeşiller’in medyada aynı ilgiyi görmemesi. Sol Parti ve Yeşiller’in seçim kampanyalarına dair çok kısıtlı haberler yapılmakta ve daha çok eleştirel yazılar görülmekle beraber oy oranlarında düşüş olacağı da çıkan haberler arasında yer alıyor. Bir diğer önemli tema da AfD’nin büyük tartışma yaratan aşırı sağcı seçim kampanyası ve gitgide artan popülerliği. AfD’nin yükselişinin önemli sebebi Merkel’in mülteci konusundaki yaklaşımı ve Almanya’ya kabul edilen mültecilerin sayısının çokluğu olarak gösteriliyor. Seçim anketlerine göre CDU’da da bir düşüş beklenmekte, ve bu düşen oyların AfD’ye kayacağı düşünülüyor. FDP ise 2013 seçimlerinden sonraki geri dönüşü ile merak uyandırmakta. Büyük ve önemli seçim anketlerine bakıldığında CDU/CSU yaklaşık yüzde 35 civarındaki oyları ile liderliği sürdürürken, onu yüzde 20 dolaylarıyla SPD takip etmekte. AfD, die Linke, FDP ve Yeşillerin ise artı eksi yüzde 9 civarında oy alması bekleniyor.

Seçim tartışmaları ve gazetelerin köşe yazıları arasında en çok öne çıkan konu mülteci ve göç politikları ve partilerin bu konudaki yaklaşımları. Ekonomik tartışmalar, Almanya’daki işsizlik oranı gibi meseleler ise arka planda. Medyanın ilgisini çeken bir diğer önemli konu da özellikle SPD ve CDU’nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkiler konusundaki yaklaşımları. Martin Schulz şansölye olarak seçildiği takdirde Türkiye ile AB görüşmelerini durduracağını söylerken, Merkel bu konuda SPD ile aynı duruşta olmadığını ifade ediyor. Bunun yanında Martin Schulz’un da beklenen yükselişi gösteremediği bir diğer önemli tartışma konusu. Gabriel’in yerine Schulz’un gelişi en başta bir heyecan yaratsa da, bir süre sonra Schulz’un da beklentileri yerine getirmediği  ortaya çok fazla yenilik koymadığı ve Merkel’in gerisinde kalacağı düşünülmeye başlandı.

Yaklaşık 10 gün sonra gerçekleşecek seçimin sonuçlarının neler getireceği, hangi partinin kiminle koalisyona gireceği belirsizliğini koruyor. Seçim yarışına katılan hiçbir parti AfD ile işbirligi yapmak istemiyor. Bu da AfD’nin meclise girse bile oluşacak olası koalisyonlarda yer alamayacağını gösteriyor. Anket sonuçlarına göre yapılan tahminlerde FDP ve Yeşillerin beraber hareket edeceği ihtimali ve CDU ile yönetime katılacakları düşünülüyor. FDP’nin mülteci ve göçmen konusundaki açılımı ile iki partinin uzlaşabileceği bir köprü olduğu belirtilen görüşler arasında yer alıyor. Fakat FDP adayı Lindner ve Yeşiller de açıklamalarında iki partinin CDU ile birlikte bir koalisyona girmelerinin özellikle mülteci, çevre koruma ve enerji politikaları konusundaki uzlaşmazlıklardan ötürü çok zor göründüğünü belirtiyor.

 

Dilara Çatak

Humboldt Üniversitesi Sosyal Bilimler Master Öğrencisi

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın ilk duruşması bugün: Açlık grevinde 190. gün!

Kanun hükmünde kararnameyle (KHK) mesleklerinden ihraç edilmelerinin ardından “İşimi geri istiyorum” talebiyle Ankara Yüksel Caddesi’nde başlattıkları açlık grevini cezaevinde tutuklu olarak sürdüren ve 189 günü geride bırakan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça bugün (14 Eylül 2017) Ankara Adliyesi 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacak. Nuriye ve Semih ile Dayanışma Platformu, ikilinin ailesi ve sevenleri, “Nuriye ve Semih’i yalnız bırakmayalım. Bu hepimizin davası. Herkes Ankara Adliyesi’ne” diyerek çağrıda bulundu.

  • Adidas Superstar Verde Uomo
  • Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın “Adliyeye değil, işlerine gitsinler” denildi. Air Jordan 8 Retro KHK ile ihraç edildikleri işlerine iade talebiyle açlık grevlerinin 190. gününde olan ve tutuklu bulunan akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça, 23 Mayıs’tan bu yana tutuklu. new balance 247 damskie Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumlarının tehlikesi ise sürüyor.

  • Air Max 2017 Rosso Uomo
  • Gülmen ve Özakça, çok fazla kilo kaybı yaşadı, mide, böbrek ve kas ağrısı çekiyor ve artık yürüyemiyor. Air Jordan 2 (II) Gülmen ve Özakça Ankara Adliyesi 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davaya gelmek isteyerek neden açlık grevi yapmak istediklerini ve taleplerini anlatmak istemişti. Saint Joseph’s Hawks Jerseys Ancak çoğu Gülmen ile Özakça’nın sosyal medya paylaşımından oluşan 25 sayfalık iddianamede avukatların yanı sıra ikilinin kendini savunup savunmayacağı henüz belli değil. duruşmada savunma yapacak avukatlardan Aytül Kaplan, mahkemenin Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın duruşmada hazır edilmesi için müzekkere yazdığını hatırlatarak “Getirileceklerini düşünüyoruz” demişti. Nuriye ve Semih’in de savunma için hazırlıklarını yaptıklarını belirten Kaplan, duruşmadan iki gün önce avukatlara yapılan gözaltılara tepki gösterdi. Bunun avukatların duruşmaya katılımını azaltma amacı güttüğünü ifade eden Kaplan, “Ancak biz tam tersi bir refleks bekliyoruz. Meslektaşlarımızın böyle bir dayanışma içerisine gireceklerini düşünüyoruz” dedi. Duruşmada savunma yapacak avukatlardan Aytül Kaplan, mahkemenin Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın duruşmada hazır edilmesi için müzekkere yazdığını hatırlatarak “Getirileceklerini düşünüyoruz” demişti. Nuriye ve Semih’in de savunma için hazırlıklarını yaptıklarını belirten Kaplan, duruşmadan iki gün önce avukatlara yapılan gözaltılara tepki gösterdi. Bunun avukatların duruşmaya katılımını azaltma amacı güttüğünü ifade eden Kaplan, “Ancak biz tam tersi bir refleks bekliyoruz. Meslektaşlarımızın böyle bir dayanışma içerisine gireceklerini düşünüyoruz” dedi. Ankara Baro Başkanı Hakan Canduran da “Kabul edin, etmeyin ama açlık grevi, sürüyor. Birlikte çalıştıkları bir davada en çok güvendikleri kişilerin sudan sebeplerle alınması durumunda kimse iyi niyetli bir yaklaşım aramaz” şeklinde konuştu. nike cortez 90s Gözaltına alınan avukatların yıllardır savunma mesleğini sürdürdüklerini belirten Canduran, “Kaçacaklar mı?” diye sordu. Nevada Wolf Pack Burada bir hukuka uygunluğun dışarıdan bakılınca görülmediğini ifade eden Canduran, Semih ve Nuriye’ye devletin ve yargının bakışının da güvenilir olmadığını söyledi. Bu duruşmaya avukatlar çıkamayınca kimin ne kazanacağını soran Canduran, “Ülkemizde hukuk ayıpları işleniyor. Nike Air Force 1 Sanki insanları savunmasız bırakma, benden olmayanın savunmasına kimse giremez anlayışı, mahkeme karşısında yalnız bırakırım düşüncesi hakim olmya başladı.

  • nike air huarache dames zwart
  • Bu durumlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gidince ülkemizi nasıl savunacağız? Bu ancak Ortaçağ engizisyon mahkemesine has bir tavırdır” diye konuştu. Özgürlükçü Hukukçular Platformundan Avukat Ruken Gülağacı, avukatların gözaltına alınmasının Gülmen ve Özakça’nın savunma hakkına ve onların haklı taleplerine yönelik saldırı olduğunu söyledi. Bu gözaltı işleminin birçok davayı savunmasız ve avukatsız bıraktığını kaydeden Gülağacı, “İlk hedefin Nuriye ve Semih olduğunun farkındayız ama gözaltına alınan arkadaşlarımız birçok devrimcinin, yurtseverin, Kürt’ün, işçinin, kadının avukatlığını da yapıyor. Onların 1 günlük gözaltı ya da tutuklanmaları savunma hakkına yönelik uzun süredir devam eden saldırının yeni bir boyutu. Biz ÖHP olarak, duruşmaya daha güçlü katılım sağlayacağız ve hem Nuriye ve Semih’in yanında olduğumuzu hem de arkadaşlarımızın sürdürdüğü bu hukuk mücadelesinin arkasında olduğumuzu söyleyeceğiz” dedi.

    Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine ırkçı saldırı: Cenaze defnedildiği mezarlıktan çıkartıldı

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un dün (13 Eylül Çarşamba) Ankara’da yapılan cenaze törenine ırkçı bir grup saldırdı. Defnedilen cenaze topraktan tekrar çıkarıldı.

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un bugün Ankara Gölbaşı İncek Mezarlığındaki cenaze törenine ırkçı saldırı düzenlendi.

    Kandıra F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Tuğluk, hapishaneden izinli olarak çıkarılıp annesinin cenaze törenine katılmıştı.

    Batıkent Cemevi’de düzenlenen tören sonrasında Gölbaşı İncek Mezarlığı’na defin işlemi yapılırken, mezarlıkta toplanan ve dışarıdan getirilen ırkçı bir grup slogan ve hakaretlerle cenazenin gömülmesini engellemek istedi. Defin işlemi yapıldı, ancak gerilim devam ediyor. HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ve milletvekillerinin de bulunduğu cenazeye katılanlar, sosyal medyadan “faşistler etrafımızı sardı” şeklinde paylaşımda bulunuyor.

    “Burası Ermeni toprağı değil” diye bağıran ırkçıların sayısı artarken, polisin müdahalede bulunmaması dikkat çekti.

    Mezarlıkta saatlerce süren saldırı sonrası Hatun Tuğluk’un cenazesi defnedildiği topraktan tekrar çıkartıldı.

    Irkçı grubun saldırıları devam ederken, Hatun Tuğluk’un cenazesi mezarından çıkarıldı. Cenazeyi alan HDP’lilerin de etrafı ırkçılarca sarılmış durumda.

    Aile cenazeyi Dersim’e götürmeye karar verdi. Cenaze cemevine kaldırıldı.

    Tuğluk’un annesinin cenazesine katılan ve saldırıya uğrayanlar arasında bulunan görevden uzaklaştırılan DBP’li Ağrı Belediye Eş Başkanı Sırrı Sakık ise saldırıya ilişkin yaptığı ilk yorumda “Katliam tehdidi altındayız. Cenazemizi defnetmeye bile izin vermiyorlar” demişti.

    Aysel Tuğluk 9 aydır tutuklu

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ile ilgili yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan, bir dönem DTK eşbaşkanlığı görevini de yürüten Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, 28 Aralık 2016 tarihinde tutuklanmıştı.

     

    (Artı Gerçek, Gazete Karınca)

    ODTÜ Rektörü’ne açık mektup – Prof. Dr. İnci Gökmen

    Bu yazı bianet.org/ dan alınmıştır

    ODTÜ Kimya Bölümü’nde öğretim üyesi Prof. Dr. İnci Gökmen, ODTÜ ormanı’nın için geçecek yol için protokolü imzalayan ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök’eaçık bir mektup yazdı. Prof. Dr. İnci Gökmen’in rektöre açık mektubunu yayınlıyoruz.

    ODTÜ Rektörlüğü’nün paylaştığı 9 Eylül 2017’de yapımına başlanan yol güzergahının yapım öncesi fotoğrafı.
      Sayın Rektörüm 11 Eylül tarihinde sizden gelen ODTÜ’den geçen yola ilişkin mesajınız üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme alma gereğini duydum. ODTÜ mezunuyum, bizden önceki ODTÜ’lüler, bizim kuşak ve sonrakiler kim bilir kaç kez ağaç dikme şenliklerine katılarak binlerce ağaç diktik. Yurtta kalan arkadaşlarım yataklarından uyandırılarak ağaç dikmeye götürüldüklerini söylediler. Yani ODTÜ ormanını 50-60 senede hepimiz oluşturduk. Ve bununla iftihar ettik. Clemson Tigers Jerseys Orman ODTÜ’nün Ankara’ya en büyük armağanıdır. Dün bir grup ormancı arkadaşla yol için yok edilen alana gidip o korkunç katliamı görünce ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Canım ODTÜ ormanını savunamamak, koruyamamak ve hunharca bir kısmının yok edilmesi, bir kısmının kopartılması benim için kabul edilir bir durum değil. Scarpe Adidas Italia Tansiyonum çıktı, hastalandım. Tüm Ankara’ya hayat veren ormanımızın bir kısmı bir gecede yok edildi. Ama üzülecek zamanımız olmamalı. Gerisi gelebilir. Yazınızda ‘arazi bütünlüğümüzü ve kamu yararını gözeten titiz bir yaklaşım içinde olduğunuzu’ ifade ediyorsunuz. Yol ile birlikte ormandan kopartılan alanın en az 90 hektar = 900 dekar=900 000 metrekare olduğu dile getirildi. Karayolu yapılınca onun dışında kalan ve karayolunun 2-3 misli alanı nasıl koruyup, sahip çıkabileceğimizi öngöremiyorum. ‘Kamu yararı’ yol demek değildir. Ormanın sağladığı kamu yararlarına bakarsak (bir ağaç 10 kişinin soluduğu oksijeni üretiyor, orman insanlığın ve yaşamın özü olan biyoçeşitliliği sağlıyor, ağaçlar fosil yakıt tüketimiyle salınan ve iklim değişikliğine neden olan karbon dioksiti soğurup bu etkiyi azaltan en önemli araçlar. En sıcak günlerde bile bir ağacın gölgesi serinlik sağlar. Ağaçlar iklimi düzenler, yağmuru çeker, sel baskınlarını engeller, yeraltı sularının yenilenmesini sağlarlar, rüzgarı ve gürültüyü keserler, erozyonu engellerler, toprağı ve havayı temizlerler ve ürünleriyle bizi beslerler. Bazı doğal ilaçlar ormandan elde edilir. Kağıttan mobilyaya pek çok ürün ormanın hediyesidir bize. Pek çok kişi de ormandan geçinir. Orman güzelliktir. Orman spor alanı sağlar, yaratıcılığı artırır, hatta uzun yaşamamıza katkısı vardır…..). Wichita State Shockers Daha neler neler yazılabilir ormanlar hakkında. Bunlardan önemli kamu yararı olur mu? Yazınızda ‘sürecin her aşamasında paydaşlarınıza bilgilendirme yapıldığını’ ifade ediyorsunuz. Keşke bilgilendirmenin ötesine geçebilseniz ve katılımcı bir süreci ODTÜ’de başlatarak böyle önemli bir olayda karar vermeyi öğrencisiyle, öğretim üyesiyle, çalışanları ve mezunlarıyla birlikte örebilseydik. Türkiye’ye pek çok konuda örnek olan ODTÜ katılımcı karar verme örneğini sergileyebilse, ne harika olurdu. Tek taraflı bilgi verince bir kaç kişi bu konuda yazıyor ama kararlar verilmiş atı alan Üsküdar’ı çoktaaan geçmiş oluyor. OHAL döneminde yazı yazanlar da iyice azaldı. Bu ülkenin öncüsü olmak durumundaki üniversitelere bu hiç yakışmıyor. Biz susarsak ülke dilsiz kalır. Üniversite konuşmalı, yeni fikirlerle topluma yol göstermelidir. Aksi takdirde sizin de belirttiğiniz gibi yapılan itirazlarınız reddedilecektir. Oysa tüm üniversite paydaşları kenetlenebilse itirazlar dikkate alınabilirdi. Belki de Bilkent yolu iyileştirilerek bu süreç çözülebilirdi. Nike Free Run Mens Shoes
    Doğrusu tanık olduklarım ışığında tünel yolun yapımı konusunda da çok iyimser değilim ve bu yolların arkasından başka yollar, Eymir vs pek çok yerin tehdit altında olduğuna inanıyorum. Bunda yalnız da değilim. Pek çoğumuz böyle düşünüyoruz. Hırsız bir evde kolaylıkla soygun yapacağını görünce oraya dadanır, bırakmaz… Aşağıya kopyaladığım protokole gelince İncek Bulvarı bağlantısı için yapılan saldırılar az bile olmuş. Böyle açık bir protokolde istenirse o 4.8 km’de daha neler neler yapılır! Neden bu kısımın da ODTÜ’nün denetim ve gözetiminde yapılması protokole konulmadı? Bir gecede 4,8 km yol açılınca hiç bir ağaç sökülmemiş, makinalarla cayır cayır yıkılmıştır. Ve maalesef ülkemizde ağaç deyince belli bir boyutun üzerindeki çam ağacı anlaşılmaktadır. Alıçlar, ahlatlar ve diğer pek çok ağaç ve çalı türü bitkiler sayılmaz bile. Hele de bozkır, neymiş ki. Sökülen ağaçların yerine ithal, bu coğrafyaya alışık olmayan ağaçlar dikilmekte onların bir kısmı da çok kısa sürede ölmektedir. İstemez kalsın. nike air max 2017 pas cher Ağaç dikmenin orman olmadığını belediye yetkilileri de bilmelidir. Şimdi imzalanan protokole ilişkin valilik açıklamasına bakalım. 3. Nike Air Max 2016 Dames roze Proje kapsamında nakledilecek veya kaldırılacak ağaç ve çalı gruplarının 2 katından az olmamak üzere ağaç ve çalı grubu, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin göstereceği alanlara dikilecek ve yol güzergahının her iki tarafında kalan kısımlar Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ağaçlandırılacaktır. 4. Proje kapsamında yol olarak kullanılan 36 hektarlık alan karşılığı olarak Orta Doğu Teknik Üniversitesi alanına bitişik veya en yakın bölgeden 36 hektardan az olmamak üzere alan, Ankara Valiliği’nin koordinasyonunda Orta Doğu Teknik Üniversitesine tahsis edilecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. ANKARA VALİLİĞİ Eğer protokol bundan ibaret ise çok az ve öz ve de istismara açık bir anlaşma olmuş. “Protokolde, alandan çıkarılan ağaç miktarının tespit edilmesini izleyerek, bu miktarın iki katından az olmamak üzere arazimiz içinde Üniversitemizin belirleyeceği bir alanda ağaç dikileceği de teminat altına alınmıştır” deniliyor. Peki araziden kaç tane, hangi tür ağaç ‘çıkartılmıştır’ ? Biliyor musunuz? “Protokolün bir diğer önemli kazanımı da Eskişehir Yolu’na paralel olarak arazimiz sınırları içinde yeraltından geçmesi öngörülen tünel yolun yapımında yüzeyde işlem ve inşaat yapılmayacağının hükme bağlanmasıdır.

  • Air Jordan 6 Uomo
  • “Protokol maddelerine uyulmaması durumunda ise gereken idari ve hukuki girişimlerde bulunulacaktır.” *** * Bu hükümlere nasıl güvenip tünelin düzgün yapılabileceğinden emin olacağız? Bu tünelin aç kapa yapılmayacağı zaten koruma amaçlı imar planında vardı ama çıkartıldı. Air Max 87 * İdari ve hukuki girişimler bize gerçekten bir şey sağlayacak mı? Ormandan izinsiz ağaç kesilmesi mevcut yasaya göre suç ama dinlendi mi? * Söz konusu yaşayan bir canlının katli olunca onu hiç bir şey geri getiremez, bir canlı diğer canlının yerini tutamaz. * Ulaşım konusunda üniversitemin önderlik yapıp geliştireceği seçeneklerden daha önceki mesajlarımda söz etmiştim. ODTÜ Türkiye için daha yeşil ve sağlıklı bir ulaşım modelini geliştirme potansiyeline sahip. Yeter ki bu konuya öncelik verelim. Fjallraven Kanken Big Gönlüm ODTÜ ormanı daha fazla zarar görmeden bu alternatiflerin hayata geçirilmesinden yana. Kemal Kurdaş anıtında onun şu sözü yazılı “Geriye hiç bakmadım, çünkü geride ne bıraktığımı gayet iyi biliyorum. Çağdaş ve güçlü bir üniversite ile yemyeşil bir dünya”. new balance 997 on sale ODTÜ bize atalarımızdan miras ama aslında çocuklarımızın emaneti. Emaneti iyi korumalı ve gelecek nesillere teslim etmeliyiz. O zaman biz de arkamıza bakmayız. * En kısa zamanda ODTÜ bileşenlerini yeniden bir araya getirecek bir toplantı yapmanızı ve bundan sonraki süreçte nasıl birlikte hareket edeceğimizi karar verebilmeyi çok isterim. Biz birlikte güçlü oluruz. Şu an dayanışma en ihtiyacımız olan şey.