Ana Sayfa Blog Sayfa 3040

Beylerbeyi’nin simgesi Çıtır’ı yuvasından koparan Özlem Kumrular’a tepki dinmiyor

İstanbul Beylerbeyi’nde yaşayan 16 yaşındaki Çıtır adlı köpeğin, Bahçeşehir Üniversitesi’nde görevli Doç. Dr. Özlem Kumrular tarafından mahalleden taşınmasının ardından öldüğü öğrenildi. İBB Veteriner İşleri Müdürlüğü’ndan yapılan açıklamada Cebeci Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevi’ne bırakılan köpeğin solunum güçlüğü, meme tümörü ve akciğer metastazı nedeniyle öldüğü belirtildi.

Çıtır’ın mahalleden götürülmesi üzerine sosyal medyada Kumrular’a tepkiler büyürken, Kumrular ve üniversitenin sosyal medya hesabında açıklama paylaşıldı.

Üniversite, Kumrular’dan konuyla ilgili açıklama istendiğini duyururken; Kumrular kendi twitter hesabından 5 Eylül’de yaptığı açıklamada, Çıtır’ı Ataköy’e götürdüğünü ve hayvanın daha iyi şartlar altında olduğunu bildirdi. Kumrular, “Veteriner kontrolünde daha sağlıklı yaşaması için gerekenleri yaptım. Çıtır resmi makamların elinde ve daha iyi şartlarda bulunmaktadır. Tutanak tutulmuştur” dedi. Kumrular’ın bu açıklamasının ardından tepkiler dinmedi.

5 Eylül’deki bu açıklamanın ardından önceki gün de Kumrular’ın üniversite yönetimine ilettiği açıklama, üniversitenin sosyal medya hesabından yayımlandı. Bu açıklamada Kumrular, Çıtır’ın son günleri olduğuna işaret etti ve “Bir köpeğin sabah kalktığımızda paspasımızda ya da merdivenimizde ölü bulunması hepimizin psikolojisini etkileyecek bir sondu” ifadesini kullandı.

Bu açıklamanın ardından ise tepkiler daha da yoğunlaştı. Tepkilerin yoğunlaşmasının nedeni ise Kumrular’ın yanlış bilgilendirmede bulunduğu ihtimaliydi. Zira Kumrular, 5 Eylül’de Çıtır’ın güvende olduğuna yönelik bir açıklamada bulunmuştu ancak edinilen bilgiye göre Çıtır 2 Eylül’de ölmüştü.

Hürriyet Gazetesi’nden Cansu Şimşek de “Çıtır ne yaptı size Özlem Hanım!” başlıklı haberinde konuya yer verdi.

Çıtır’ın Kumrular tarafından ilçe dışına götürülmesini değerlendiren Empati Yaşam Hakkında Saygı Platformu Başkanı Barış Şengün, Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki sokak hayvanlarının ilçe dışına çıkarılamayacağına yönelik hükmü hatırlatarak tepki gösterdi ve “Konu sadece vicdan değil, adalet meselesi. Özlem Hanım’la telefonda konuştuğumuzda da söyledim. Çıtır, sokakta kulübesinde yaşayan bir hayvan ve aynı zamanda bir aşı karnesi ve sahibi var. Sıradan bir sokak köpeği değil. Bir başkasına ait malı alıp başka yere götüremeyeceğiniz gibi köpeği de götüremezsiniz. Özlem Hanım Çıtır’ı Üsküdar’dan alıp, Bakırköy’e bıraktı. Bu bile bir suç.” şeklinde konuştu.

Çıtır’ın 28 Ağustos’ta Özlem Kumrular tarafından bir taksinin bagajına konularak Ataköy 4. Kısım’a taşındığını öğrenen hayvanseverler, Kumrular ile temasa geçmişti. Çıtır’dan geriye kalan kulübesinin bulunduğu Çelenk Apartmanı’nda ise şimdi yas var.

Akademisyen Kumrular ise, kendisi hakkında ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu ve bu konuda yargıya başvuracağını bildirdi.

 

(HürriyetBirgün)

Hasankeyf’te yorgun bekleyiş, umut bitmedi – Ömer Faruk Gergerlioğlu

Bu yazı t24.com.tr sitesinden alındı Hasankeyf son günlerde yıkılmak üzere olduğu iddia edilen kayalıkların patlatılmasıyla gündeme geldi. Oysa Hasankeyf yıllardır önemli bir tartışma konusudur. Hasankeyf öylesine tarihi bir birikim ışıltısı saçıyor ki muhteşem manzaralarını ne kadar gezseniz, ne kadar izleseniz doyamazsınız, mirasını ne kadar inceleseniz o kadar hayranlığınız artar. Son günlerde tekrar Hasankeyf’e gidiyor ve hem son güncel gelişmeleri hem de tarihi dokuyu keşfetmeye çalışıyorum. Hasankeyf eski çağların çok önemli bir merkeziydi. Şehrin devletler, imparatorluklar, medeniyetler tarihi geçidi çok renkli ve derin hikayeleriyle halen gözlerimizin önünde. Gözler önünde olmayan mirası ortaya çıkarabilecek en az %85lik bir arkeolojik kazı ihtiyacı olduğunu söylüyor gözlemciler. nike air max 1 og colorways Ancak Ilısu barajının yapım çalışmalarına başlanması birçok umudun yıkılmasına neden oluyor. Tarihi mirasın büyük kısmı sular altında kalacak. On yıllardır büyük tartışmalara neden olan barajın yapımına karşı ciddi bir muhalefet sergilenmiş, ancak “devletin kararı, karardır, karşı durulmaz” diyen ses galip gelmiş. SMU Mustangs Hasankeyf şimdi kurbanlık bir koyun gibi kaderini bekliyor. Ilısu barajının yapım nedeninin “PKK’nın geçiş yollarını kapatmak isteyen bir devlet kararı olduğu” tartışması aslında kültürel ve çevresel kaygılar peşinde koşanların işini zorlaştırmaktan başka şeye yaramamış. Konuyu uzun yıllardır takip eden bir çevreci bu iddianın projenin 1960’lı yıllara ait olması nedeniyle geçerli olmadığını savunuyor. Bu iddianın gerek konuyu siyasileştirmek isteyenlerin gerekse de samimi çevrecileri zor duruma düşürmeye çalışan kamu otoritesinin işine yaradığını söylüyor. Bu tartışma nedeniyle çevre mücadelecileri meselenin farklı düzlemde siyasi planda tartışılmasından dolayı dertlerini anlatamadıklarını söylüyor. Hasankeyfliler SİT alanına taş dikemedikleri bir alan ve barajın yapımı konusundaki inadı görünce ne yapacaklarını şaşırmış ve çaresiz kalmışlar, direnememişler. Bölge bir insanlık mirası olduğu için tüm duyarlı kişiler uğraş vermiş ama şimdi kaybedilmiş bir mücadele görüntüsü daha hakim. Neticede ne istimlak bedellerini yetersiz bulan Hasankeyfliler memnun olmuş ne de önemli bir masraf harcayarak ekolojik dengeyi bozan kamu otoritesi kalıcı bir iş yapmış. 50 yıl sonra baraj ömrü bitince ne olacağı muğlak. 50 yıl sonra ömrü biten baraj alanında birikecek balçık için ne yapılacağı konusunda bir proje de yok. Son günlerdeki kayalıkların yıkımı kararıyla gündem olmasının çok anlamlı olmadığını, uzun yıllardır verdikleri mücadelede yalnız bırakıldıklarını sitemle söylüyor çevreciler. scarpe adidas compra online Baraja itiraz edenler kendilerini çeşitli yaftalarla etiketleyenlerin her alanı kuşatan ciddi çalışmalara nitelikli cevaplar veremediğini söylüyor. nike air max Aslında bir Cumhuriyet projesi olarak en az 100 yıl önceden korumaya alınarak tarihi değerini keşfetme ve zenginleştirme çalışmaları içinde olsaydık Hasankeyf için ne güzel olurdu..! Tarihi eserleri yıkıp kooperatif yapmayı marifet bilen iktidarlar zaman değişse de bu geleneği günümüze kadar değiştirmemiş. Zamanında Diyarbakır’dan Bağdat’a yapılan sal seyahatleriyle son derece canlı bir geçiş ve konaklama bölgesi olan Hasankeyf günümüzde her geçen gün bakımsızlaşan, solan bir güzellik durumundadır. Aslında Mısır’ın Nil nehrinde yapılan tekne gezisi gibi seferler düzenlenerek Dicle boyunca çevrenin tarihi güzelliklerini seyrettiren, dünya turizmi için çok önemli bir merkez olabilirdi. Bölgenin sadece tarihi mirası değil, ender rastlanan renkler içeren bitki örtüsü, farklı türden birçok canlıya ev sahipliği yapan doğası, şimdi kaybedilme adayı olan güzelliklerden. Yıllardan beri Hasankeyf mücadelesi içinde olan bir çevre aktivisti “umudumuzu kaybetmedik, barajın yapımının devam etmesi önemli değil, son anda bile karar değişebilir, Hasankeyf kurtulabilir, çünkü bu güzelliğe kıymaktan vazgeçecek bir anlayış aklın, mantığın gereğidir” diyor. Patlayıcılarla yıkılan bölgelere gidiyoruz, beyaz kireçtaşı görüntüleri ve tel örgülerle kapatılmış bir alan buluyoruz. Portland Trail Blazers Hasankeyfli esnaf yıllardır burada işyeri olduğunu ve özel firmaya ihale edilen yıkım işinin istismar edildiği ve astarı yüzünden pahalı bir iş yapıldığı düşüncesinde. Özel firmanın yıkılması gerekmeyen kayalıkları da yıktığını söylüyor. Yıkım işi, baraj alanına dolacak suyun yukarıdaki tarihi yapılara zarar vermemesi için yükseltilecek set amacıyla yapılıyormuş. New Balance 247 damskie Bu yapıların kireçtaşlı bir alanı koruyamayacağı, suyun rutubeti yüzünden zaten yıkımlar olacağı itirazını yapıyor çevreciler. 50 yılık ömrü olan barajda sular çekildikten sonra mağaraların dolmaması için şimdiden ağızlarının kapatılması amaçlanıyormuş. 50 yıllık bir dönem için şu an yapılan masrafın yapılacak iş ve kazanç açısından değmeyecek bir gayret olduğu fikri hakim. Yıkımların dolgu için taş nakli masrafından kurtulmak için yapıldığı da iddia ediliyor. Lawrence Taylor Jersey Bu dolguların neden, nasıl faydalı olacağına dair ne bir bilimsel çalışma ne de halka bilgi veriliyormuş. Büyük paralarla suyun üstünde kalacak yeni Hasankeyf’e taşınan Zeynel bey türbesi ve yine yakın zamanda nakli planlanan tarihi minare için harcanacak maliyetin hem orijinaliteyi bozan hem de barajdan elde edilecek gelirin çok üstünde bir kayıp olduğunu söylüyorlar. OHAL ortamı bu çevre cinayetine tepkili olan kişileri tedirgin ettiğinden sosyal medya dışında somut karşı çıkışlar olmamış. Hasankeyf esnafıyla Türkiye gündemine gelen kayalık yıkımlarını konuşuyoruz. İşyeri dinamitle patlatılan yerin çok yakınında olan bir esnafla konuşuyorum. Hasankeyfli esnafın patlama sonrası molozlar temizlenirken birşey dikkatini çekmiş. Dozer operatörüne ‘ dur dur, şu kenara attığın çok önemli bir eser gibi’ demiş, yıkıntıların arasından temizleyip alıp işyerinin önüne koymuş. Muhtemelen Roma dönemine ait bir su kanalı bu… Tarihini ve toplumunu bu kadar tüketen başka yer gördünüz mü? Tarihe saygımızın ölçüsü bu işte..! Gündemin ilk sıralarını alan kayalıkların patlatıldığı daha merkezi bir yere gidiyoruz. Konuştuğumuz esnaf patlamayla kaya yıkma işinin sabahın çok erken saatlerinde yapıldığını, bölge sakinlerinin büyük korku yaşadığını, toz bulutundan astım krizi yaşayanların olduğunu, yaşlı bir kadının da işitme kaybı yaşadığını anlatıyor. Hasankeyf’in tarihi mirası ve eski anılarını anlatarak, gelinen son noktadan dertleniyor. Bölgenin geniş bir açık hava müzesine çevrilmesi, ekolojik yaşamın canlandırılması, 12 bin yılı aşan bir medeniyet silsilesinin eserlerinin ortaya çıkarılması aslında şu an amaçlanan elektrik üretiminden elde edilecek geliri katlayabilecek bir oranda gelir ve tarihi miras koruması sağlayabilirdi. new balance 1300 acquisto Dünyanın bir başka harikasını ortaya çıkarmaya odaklanmış bir anlayış, bölgenin büyüleyici, zengin kültürel geçmişini aydınlatabilecekti. New Orleans Pelicans Tarihi kimliği ortaya çıkaracak bir anlayış hakim olsaydı yurt dışında örnekleri olan çok cazip bir tarihi şehri gururla anlatıyor olacaktık.

  • asics gel kinsei 6 uomo
  • Hiç umut Yok mu? Gezi, Cerattepe başarılı örnekleri ortada, yüzde 96’sı tamamlanmış barajın iptal edilmesi kayıp değil bir büyük kazanç olacaktır, toprak için, su için, tarih için kültür için, unutmayın.

    Bakanlık İzmir Geçiş Projesi’ni savundu: Deniz suyu temizlenecek, ekosisteme kalıcı zararı yok

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan’ın İzmir Körfezi Tüp Geçişi Projesi ile ilgili Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesine yanıt geldi. Projenin depremsellik, yaratacağı çevresel sorunlar, maliyet, koruma altındaki Gediz Deltası ve kuş cennetine etkisi gibi riskleri ile ilgili 12 soruya Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından verilen yanıtta projenin çevresel etkilerinin olmayacağı, depremlerden etkilenmeyeceği ve her yönüyle kamu yararına bir proje olduğu ileri sürüldü.

    Bakanlık ihtiyaç olacağını öngörüyormuş

    Özer Akdemir’in Evrensel’de çıkan haberine göre, HDP milletvekili Müslüm Doğan’ın İzmir Körfez Geçişi (Otoyol ve Raylı Sistem Dahil) projesine verilen ÇED Raporu sonrası TMMOB İzmir İKK tarafından hazırlanan rapordaki eleştirileri baz alarak Bakanlığa yönelttiği sorulara bakanlıktan beş sayfalık yanıt geldi.

    Projenin İzmir’in bütün ölçeklerdeki plan kademelerinin hiç birinde olmamasına rağmen kent planlarının önerisi olmayan bu projenin neden ısrarla yapılmak istendiğine dair soruya, 2009 İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından onanan İzmir Ana Ulaşım Planında güncel ihtiyaç ve koşullar göz önüne yapılarak 2015 yılından itibaren revize çalışması başlatıldığı yanıtını verdi. Bakanlık Körfez Geçişi Projesinin hali hazırda revize edilen bu planda “bir ihtiyaç olarak değerlendirileceği ve Ulaşım Ana Planına entegre edileceği öngürülmektedir” görüşünü ileri sürdü.

    “Ekonomik faydaları ekonomik maliyetinden büyük olan bir proje”

    Proje ile ilgili hazırlanan fizibilite raporunda projenin yapılması ya da yapılmaması durumunda ortaya çıkacak fayda/maliyet oranlarının değerlendirildiği bir tablo sunan Bakanlık tablodaki değerlerle ilgili şu yorumlarda bulundu; “İzmir Körfez Geçişi Projesi ekonomik faydaları ekonomik maliyetinden büyük olan bir projedir. Kamu yararı göz önünde bulundurularak yapımı gerçekleştirilmesi planlanan projenin tüm ölçekteki imar planlarına işlenmesi için çalışmalar yürütülmektedir”.

    Fayların geometrik konumunun araştırılması proje bölgesi sığ olduğu için yapılamamış

    Türkiye’nin en riskli deprem bölgelerinden olan İzmir’de yapılması planlanan Körfez Tüp Geçiş projesiyle ile ilgili projenin zemin etüdü çalışmalarında çok kanallı derin sismik yansıma çalışmalarının ve fayların geometrik konumunun araştırmalarının neden yapılmadığı sorusuna verilen yanıtta, bu çalışma için gerekli olan teknelerin proje bölgesinin çok önemli bir bölümünün sığ olması nedeniyle çalıştırılamadığı itiraf edildi. Bakanlık gerekçeyle sığ draftlı tekneler kullanılarak tek kanallı sismik yansıma çalışmasının yapıldığı ve bu çalışma sonrası  proje kazı kesiti içerisinde herhangi bir fayın tespit edilemediği dile getirildi. Buna karşın Körfezin her iki yanında bulunan İzmir ve Bornova faylarının halen aktif faylar olduğunu da belirten Bakanlık, “Danışman firma tarafından arazi ve ofis çalışmaları sonucunda bu fayların proje geometrisi dışında ve karada kaldığı sonucuna ulaşılmıştır” dedi.

    “Deniz suyu temizlenmesine olumlu etki yapacak”

    Projenin konumu itibarıyla körfezin deniz suyu temizleme sürecine olumsuz etkide bulunacağı ve İzmir Körfezi’nin ufuk çizgisini yok edeceği iddiaları ile ilgili soruda da bakanlık hiçbir sorun olmayacağı yanıtını verdi. Yapılan ek önlem ve imalatlarla projenin körfez sirkülasyonuna olumsuz etki yapmasının engelleneceğini, hatta “bugünkünden %40 ve üzerinde oranda iyileştirilmiş olacağı”nı ileri süren Bakanlık, “deniz suyu temizlenmesine bilakis olumlu etki sağlayacağı öngörülmektedir” dedi.

    Ufuk çizgisinin kaybolacağı eleştirilerine yanıt

    Bakanlık, ufuk çizgisinin kaybolacağı eleştirilerine de şöyle yanıt verdi; “…batırma tüp tünel ve yapay adanın Körfez ufuk çizgisini olumsuz yönde etkilemesi fiziki kot ve yapıları itibariyle mümkün değildir…. ayaklı köprünün yüksekliği ise ufuk çizgisini olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde mümkün olan en düşük seviyede tutulmuştur… Projenin körfezin ufuk çizgisini yok etmesi öngörüsü; projenin şehre uzaklığı, konumu ve kotralı itibariye mümkün değildir”.

    Bataklıkları bekleyen tehlike

    Projenin Gediz Deltası’nın sahip olduğu en iyi durumdaki kıyı bataklık ve çamur düzlükleri nasıl etkileyeceği sorusuna verilen yanıt ise bu bölgelerde önemli bir ekolojik tahribat yapılacağı izlenimini uyandırdı. Bakanlık bu çamurluk düzlük ve kıyı bataklıklarınının “körfezin akıntı rejimine olumsuz etkisi” olduğunu ileri sürerek, bir kısmının İBB tarafından körfez sirkülasyonu çalışmaları kapsamında planlanan “sirkülasyon kanalı nedeniyle taranacak unsurların olduğu”nu dile getirdi.

    Gediz Deltası’nda üreyen 20 bin flamingo körfez geçişine 5 kilometre uzakta kalacakmış

    Bu “taranması” planlanan bataklık ve çamur düzlüklerdeki canlı türlerinin ne olacağına dair soruyu yanıtsız bırakan Bakanlık flamingoların beslenme alanının körfez geçişine 5 kilometre uzakta olacağı için bir etkisinin olmayacağını ileri sürdü. Bakanlık projenin kuzey kesimdeki ekoloji üzerine herhangi olumsuz bir etki yapmaması için alınacak tedbirlere ÇED Raporunda yer verildiği, deniz börülcesine, balıkçılığa bir etkisinin olmayacağını iddia etti. Bakanlık bölgede sadece sığ kesimlerde “kasık çizmesi” ile midye toplayan seyyar satıcıların olduğunu ifade etti. Projenin “yap-işlet-devret” modeline göre ihale edilmesinin çalışmalarının sürdüğünü belirten Bakanlık ayrıca yapay adanın deniz ekosistemi üzerine kalıcı olumsuz bir etki yaratmasının mümkün olmadığını ileri sürdü.

     

    (Evrensel)

    ‘Irak Parlamentosu’nun kararına rağmen “bağımsızlık referandumu”nu yapacağız’

    Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani yönetiminden, Irak parlamentosunda alınan kararla karşı çıkılmasına rağmen, 25 Eylül’de düzenlenmesi planlanan bağımsızlık referandumunun yapılacağı açıklaması geldi. nike air max 2016 goedkoop Irak parlamentosu salı günü aldığı kararla Irak’ın bütünlüğünün korunması için Başbakan Haydar el-İbadi’ye her türlü yetkiyi verdi. Cleveland Cavaliers Karar sonrası ise Kürt milletvekilleri parlamentoyu terk etti.

  • air max 90 blu donna
  • Karardan sonra Barzani’nin lideri olduğu partinin internet sitesinden yapılan yazılı açıklamada, “Referandum vaktinde yapılacak. Pat Sullivan – Auburn Tigers Jerseys Bağdat’la diyalog referandumdan sonra yeniden başlatılacak” denildi. Scarpe Nike Yardımcısı Hemin Hawrami’nin attığı Tweet’e göre Barzani, Kerkük’te Kürt, Arap ve Türkmenlerle bir araya geldiği toplantıda referandumun “tabii bir hak” olduğunu söyledi. new balance 999 for sale Bağdat, referendum sonucunda hem merkezi yönetim hem de Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından iddia edilen toprakların Kürtlere geçmesinden endişe ediyor. Kyle Arrington Batılı güçler de Irak’ın yarı-özerk bölgesindeki bir referandumun, Bağdat’taki merkezi yönetimle çatışma riski doğurmasından ve IŞİD terör örgütü ile savaşı geriletmesinden endişe ediyor. fjallraven kanken baratas Türkiye’nin yanı sıra İran ve Suriye de referanduma karşı çıkıyor. Ryan Allen Irak parlamentosu tarafından alınan kararda “Bu referandumda anayasal temel bulunmuyor, dolayısıyla anayasaya aykırı” ifadeleri yer aldı.

    Hava kirliliği astıma davetiye çıkarıyor: 2017’de 540 milyon kişi etkilenecek

    Dünya çapında kronik solunum hastalıklarının başlıca nedeni olan astım, günümüzde 360 milyon kişiyi etkiliyor. Görülme sıklığı her geçen gün artan astımın en önemli nedenleri arasında hava kirliliği geliyor. Astımın her 10 yılda bir görülme sıklığının yüzde 50 oranında arttığını söyleyen Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. William Checkley, “Rakamlar 2017 yılında dünya çapında 540 milyon kişinin astımdan etkileneceğini gösteriyor” dedi.

    Chemical factory with smoke stack

    Özellikle sanayide ve trafiğe çıkan araç sayısında yaşanan artış hava kirliliğinin de artmasına neden oluyor. Küresel bir sorun olan hava kirliliği birçok hastalığın da temel sebepleri arasında. Astımın da hava kirliliğinden etkilenen hastalıkların başında geldiğini söyleyen Türkiye’de Anadolu Sağlık Merkezi’nin işbirliği içerisinde olduğu Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. William Checkley, “Astımın görülme sıklığı her 10 yılda bir yüzde 50 artıyor” dedi.

    Sigara dumanı

    Küf, polen, evcil hayvanların salgı ve tüyleri, ev tozu akarları, hava kirliliği ve sigara gibi alerjenlere maruz kalınmasının astım sıklığını artırdığını anlatan Doç. Dr. Checkley, “Zaten astım hastası olan insanlarda bu alerjenlere maruz kalınması solunum yollarında iltihaba, solunum yollarının etrafındaki yumuşak dokuların kalınlaşmasına ve mukus salgılanmasına neden oluyor” diye konuştu. Özellikle hırıltı, sık öksürme, hızlı nefes alıp verme, göğüs sıkışması, boyun ve göğsün içeri doğru çekilmesi gibi belirtilerin astım açısından ciddiye alınması gereken belirtiler olduğunu vurgulayan Checkley, “Hayatı tehlikeye atabilecek ciddi belirtiler ise konuşma zorluğu, mavi dudak veya tırnaklardır. Bu durumda mutlaka hastaneye başvurulmalıdır” değerlendirmesini yaptı.

     

    (Cumhuriyet)

    Doğa katliamına karşı güçlerini birleştirdiler: Öğrenci topluluklarından ODTÜ için imza kampanyası

    ODTÜ’den geçmesi planlanan iki yeni yola ilişkin Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ODTÜ Rektörlüğünün anlaşmasının üzerine başlayan ve bir gecede binlerce ağacın kesilmesine sebep olan projeye tepkiler büyüyor.

    ODTÜ Öğrencilerinin imzaya açtığı ve bir günde ülke genelindeki 125 öğrenci topluluğu, örgütü ve temsilciliği tarafından imzalanan metinde “Ranta, talana ve yağmaya karşı cevabımızı ODTÜ’nün değerlerini, doğayı, bilimi ve insanlığı savunmak için mücadele ederek vereceğiz” denildi.

    İmza metninde, ODTÜ Rektörlüğünün imzaladığı anlaşmanın projeden en çok etkilenecek olan öğrenciler, akademisyenler ve çalışanların dahil edilmediği bir sürecin sonunda gerçekleştiği ve özetle ODTÜ’yü ranta kurban etme projesi olduğu ifade edildi.

    ODTÜ’nün sosyal ve kültürel olanaklar açısından birçok eksiği varken gerçekleşen bu projenin aynı zamanda üniversite gençliğinin geleceğine dönük bir saldırı olduğu belirtildi. ODTÜ yönetiminin uzlaşmacı tavrı ve süren ODTÜ karalamalarına dikkat çekilerek “Tarih tarafından unutulmayacak, gerçeklerin üstü yalan ve riyakarlıkla örtülemeyecektir.” denildi.

    Kampanyaya destekler sürüyor.

    İmzacı topluluk ise şöyle:

    Ankara Üniversitesi – Çeviri topluluğu, Ankara Üniversitesi – Basın baykuşları topluluğu, Ankara Üniversitesi – Sosyalist düşünce topluluğu, Ankara Üniversitesi – Toplumcu eğitimciler topluluğu, Atılım Üniversitesi İlerici fikir topluluğu, Atılım Üniversitesi Sinema topluluğu, Bilkent Diplomasi Topluluğu, Bilkent Sosyal Düşünce Topluluğu, Boğaziçi Üniversitesi Çeviri Kulübü, Boğaziçi Üniversitesi Fotoğrafçılık Kulübü, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Kulübü, Commune de Cinema, Devrimci Öğrenci Birliği, Dev Güç, Dicle Üniversitesi Kolektif Tiyatro Topluluğu, Dokuz Eylül Üniversitesi Yerleşke Dergisi, Doğanın Çocukları, Emek Gençliği, Evrim Ağacı, Genç Sen, Genç – İMO (İnşaat Mühendisleri Odası), Hacettepe Üniversitesi Demokrat Sosyal Hizmet Öğrenciler Platformu, Hacettepe Üniversitesi – Kitap topluluğu, Hacettepe Üniversitesi Sinema ve video topluluğu, Hacettepe Üniversitesi – Bilim Kültür Sanat Topluluğu imzacı, Hacettepe Üniversitesi Alevi Kültürü Araştırma Topluluğu, İstanbul Üniversitesi Şiir Topluluğu, İstanbul Üniversitesi – Özgür Düşünce ve Hukuk Kulübü, İstanbul Üniversitesi Bilim Kazanı, İstanbul Üniversitesi İktisada Çıkış, İstanbul Üniversitesi – Sosyal Bilimler Kulübü, İstanbul Üniversitesi – Çeviri Gazetesi Topluluğu, İstanbul Üniversitesi – Toplum Bilimleri Kulübü, İstanbul Üniversitesi – Toplumcu Hukukçular Kulübü, İstanbul Üniversitesi – Bilimsel ve Sosyal Araştırmalar Kulübü, İstanbul Üniversitesi – Sinema ve Basın Araştırmaları Kulübü, İstanbul Üniversitesi – Fikir ve Felsefe Kulübü, İTÜ Kadın Araştırmaları Kulübü , İTÜ İş Güvenliği Kulübü, İTÜ Perspektif Dergisi, İTÜ Diyalektik Kulübü, Kampüs Cadıları, Marksist Fikir Toplulukları Federasyonu, Marmara Üniversitesi Bilimsel ve Sosyal Araştırmalar Topluluğu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Toplumsal Araştırmalar Topluluğu, MSGSÜ Kampüs Sinema Kulübü, MSGSÜ Flu Baykuş, Nar Kadın Dayanışması, ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu, ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, ODTÜ Alevi Kültürü Araştırma Topluluğu, ODTÜ Arkeoloji Topluluğu, ODTÜ Amatör Fotoğrafçılık Topluluğu, ODTÜ Bilim ve Gelecek Topluluğu, ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu, ODTÜ Buz Hokeyi Kadın Takımı, ODTÜ Buz Hokeyi Erkek Takımı, ODTÜ Capoeira Topluluğu, ODTÜ Caz Topluluğu, ODTÜ Çağdaş Dans Topluluğu, ODTÜ Çevre Topluluğu, ODTÜ – Çöpsüz ODTÜ İnisiyatifi, ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları Topluluğu, ODTÜ Dış Politika ve Uluslararası İlişkiler Topluluğu, ODTÜ Doğa Araştırmaları Topluluğu, ODTÜ Edebiyat Topluluğu, ODTÜ Ekonomi Topluluğu, ODTÜ – Engelsiz ODTÜ Topluluğu, ODTÜ Espor Topluluğu, ODTÜ Es es, ODTÜ Eskrim Takımı, ODTÜ Eşli Danslar Topluluğu, ODTÜ Eğitim Topluluğu, ODTÜ Felsefe Topluluğu, ODTÜ Fikir Kulüpleri Federasyonu, ODTÜ Gastronomi Topluluğu, ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu, ODTÜ HDK Kadın Meclisi, ODTÜ HDK Meclisi, ODTÜ IFT, ODTÜ İletişim Topluluğu, ODTÜ İzci Topluluğu, ODTÜ Jonglörler Topluluğu, ODTÜ Jeogenç, ODTÜ Jeoloji Topluluğu, ODTÜ Kadın Dayanışmas, ODTÜ Kaldıraç, ODTÜ Kimya Topluluğu, ODTÜ Kuş Gözlem Topluluğu, ODTÜ Klasik Gitar Topluluğu, ODTÜ Klasik Türk Müziği Topluluğu, ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması, ODTÜ Malzeme Bilimleri Topluluğu, ODTÜ Matematik Topluluğu, ODTÜ Mimarlık Topluluğu, ODTÜ Muhalefet, ODTÜ Münazara Topluluğu, ODTÜ Müzik Toplulukları, ODTÜ Oyuncuları, ODTÜ Öğrenci Kolektifi, ODTÜ Radyo Topluluğu, ODTÜ Robot Topluluğu, ODTÜ Sinema Topluluğu, ODTÜ Siyaset Bilimi Topluluğu, ODTÜ Sosyal Demokrasi Topluluğu, ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü, ODTÜ Sosyoloji Topluluğu, ODTÜ Sualtı Topluluğu, ODTÜ Tarih Topluluğu, ODTÜ Tasarım Topluluğu, ODTÜ Türk Halk Bilimi Topluluğu, ODTÜ Uluslararası Gençlik Topluluğu, ODTÜ Üniversiteli Kadın Kolektifi, ODTÜ Verimlilik Topluluğu, ODTÜ Yapı Topluluğu, ODTÜ Quidditch Topluluğu, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu, Sur Yıkımına Hayır Platformu, Özgürlükçü Gençlik Derneği, Özgür Genç Kadın, Tersine Dünya Okulu, Yaşar Üniversitesi Fikir Sanat Topluluğu, Yeditepe Üniversitesi Oyuncuları

     

    (Birgün)

    2017 Avrupa Hareketlilik Haftası: 22 Eylül’de İBB’den ücretsiz toplu taşıma sürprizi

    2017 Avrupa Hareketlilik Haftası’na sayılı günler kaldı. “Paylaşmak sizi daha ileri götürür.” mottosuyla yola çıkılan etkinlik 16 Eylül’de başlayıp 22 Eylül’de sonra erecek. 15’inci yılına giren etkinliğin bu yıl ki teması “Temiz, Paylaşımlı ve Akıllı Hareketlilik” seçildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Hareketlilik Haftası kutlamaları kapsamında yapılacak etkinlikleri paylaştı: *22 Eylül Cuma günü 06.00-19.00 arasında Otomobilsiz Kent Günü kutlaması kapsamında, Kartal–Bostancı Sahil Yolu özel araç trafiğine kapatılacak. Penn State Nittany Lions İBB üst yönetimi işe elektrikli araçla, İBB personelleri ise bisiklet veya toplu taşıma ile ya da yürüyerek işe gelecek. İstanbul’da toplu taşıma ücretsiz olacak. *Avrupa Hareketlilik Haftası süresince, İBB Sosyal Medya Hesapları, Değişken Mesaj Sistemleri, İnternet Siteleri, Mobil Uygulamalar, Sesli Yanıt Sistemi, üst geçitlerdeki reklam panolarında ve diğer mecralarda tanıtım ve bilgilendirmeler yapılacak. Twitter: @MobilityWeekTR Instagram: @MobilityWeekTR www.hareketlilikhaftasi.org www.mobilityweek.org *İstanbul Bisiklet Derneği işbirliği ile 17 Eylül Pazar günü Yenikapı’dan başlayan Bostancı’da biten Bisiklet Turu düzenlenerek farkındalık oluşturulacak. Sonrasında Yenikapı etkinlik alanında İstanbul Bisiklet Derneği Konferans Salonu’nda İBB tarafından hizmete sunulan kalıcı, çevreci ve sürdürülebilir ulaşım çözümlerinin basın/yayın kuruluşlarına bilgilendirmesi yapılıp saat 15.00’da “Bikes vs Cars” adlı film gösterimi gerçekleşecek. *İBB hizmet binaları arasında, resmi yazışmalar bisiklet ile taşınacak.

  • Air Max 2017 Donna Nere
  • (bisiklet ile kargo taşımacılığı) *Ordu Caddesi’nde hava kalitesi ve gürültü seviyesi caddenin trafiğe açık olduğu bir günde ve trafiğe kapatıldığı pazar gününde ölçülerek karşılaştırılacak. Asics Gel Lyte 3 męskie Raporlanarak yayalaştırma projesinin faydaları ortaya çıkarılacak. Scarpe Air Jordan 3 *Metro şantiyesine akademisyenler ve üniversite öğrencileri davet edilerek, devam etmekte olan raylı sistem çalışmaları hakkında bilgi verilecek. *İstanbul Bisiklet Derneği işbirliği ile İBB Topkapı Trafik Eğitim Parkı’nda çocuk ve yetişkinlere yönelik bisiklet kullanımı eğitimi verilecek. ZX 700 *Mesai bitiminde, İBB Spor Tesisleri’nde bisiklet kullanımının da dâhil edildiği halkla birlikte ortak spor etkinliği yapılacak. Nike Air Max 2016 Heren groen *21 Eylül 2017 Perşembe günü Yıldız Teknik Üniversitesi’nde “Temiz, Paylaşımlı ve Akıllı Hareketlilik” konulu söyleşinin ardından saat 11.45’de “Human Scale” adlı film gösterimi gerçekleşecek. Damon Harrison *Aracını paylaşan İBB personeline kurum otoparklarında, bina girişlerine en yakın konumda park etme imkânı sunulacak. *Tüm bu etkinlikler gerçekleştirildikten sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Avrupa Hareketlilik Haftası 2017 “Altın Katılımcı Ödülü”ne başvuru yapacak. Avrupa Hareketlilik Haftası nedir? Avrupa Hareketlilik Haftası, dünya genelinde kamu otoritelerini sürdürülebilir ve çevreci ulaşım tedbirlerini geliştirmeye teşvik etmek, kamuoyunda farkındalık oluşturmak ve yerel halkı alışkanlıklarından vazgeçirerek harekete, temiz ve çevreci ulaşım yöntemlerini kullanmaya teşvik etmek amacıyla 2002 yılından itibaren her yıl 16 – 22 Eylül tarihleri arasında kutlanmaktadır. Etkinlik haftasında yerel makamlar, kendi şehir merkezlerinde motorize trafiğin kısıtlanması, sürdürülebilir hareketlilik türlerinin kullanımının teşviki ve kişilerin yaygın ulaşım tercihlerinin çevresel etkilerine ilişkin farkındalık oluşturulması amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. new balance 373 homme bordeaux İlk kez düzenlendiği 2002 yılından bu yana Avrupa Hareketlilik Haftası’nın etkileri, hem Avrupa hem de dünya genelinde istikrarlı bir şekilde artmaya devam etmiştir. Zapatillas Nike Air Max Baratas 2015 yılında, 45 ülkeden toplam 1900 şehir Avrupa Hareketlilik Haftası kampanyasına katılmış ve kendi etkinliklerini düzenlemiştir. Katılımcı şehirler; hareketlilik yönetimi, erişilebilirlik ve bisiklet kullanımına yönelik olarak yapılan altyapısal düzenlemeler ve iyileştirmeler hakkında halkını bilgilendirmiş, gerekli tedbirleri uygulayarak öncülük etmiştir. Nike Air Jordan 11 Womens Avrupa Hareketlilik Haftası’nın en yoğun günü katılımcı şehirlerin bazı alanları tüm gün sadece yayalara, bisiklet sürücülerine ve toplu taşıma araçlarına ayırdığı 22 Eylül tarihinde kutlanan “Otomobilsiz Kent Günü” etkinliğidir.

    İklim adaleti aktivistleri kömür madenlerine karşı sivil itaatsizlik eyleminde: Buraya kadar!

    Waging Nonviolence’da Sarah Freeman imzası ile yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Cansu Yılmaz‘ın çevirisi ile paylaşıyoruz

    ***

    Geçen hafta, 6.000’i aşkın iklim adaleti aktivistinin bölgedeki kömür madenciliğini protesto etmek için bir dizi eylemde bir araya gelmesinin ardından, Batı Almanya’daki Rheinland tarım arazilerinde kırmızı ve sarı sirk çadırları yükseldi. Buna, 3.000 katılımcının Cuma ve Cumartesi günü kömür madenciliğinin altyapı çalışmalarını yasadışı yollarla engellediği, Ende Gelände (veya Here and No Further / Buraya Kadar) adında bir toplu sivil itaatsizlik kampanyası da dâhildi.  

    Almanya, Hollanda, İsveç, Polonya, Çekya, Belçika, Birleşik Krallık ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen protestocular. Birçoğu daha önceki yılarda Ende Gelände protestolarına katıldı (DW/C.Winter)
    Polis coplarına karşı korunmak için saman torbaları taşıyan ve kendilerine eşlik eden bando takımının yanı sıra tesadüfen orda bulunan palyaçonun ile birlikte yürüyüşe geçen aktivistler, Tagebau Garzweiler linyit kömür madenini ve Neurath enerji santralini çevreleyen tarlalara ekipler halinde yayıldı. Bir grup maden ocağına girerken, bu sırada diğerleri ise kömür trenlerinin elektrik santraline kömür taşımasını önleyen bir abluka hazırlamak için demiryolu rayları üzerinde yatıyordu. Bölgedeki maden ocakları ve dört ana enerji santrali Alman kamu hizmeti devi RWE tarafından işletiliyor ve linyit madeni Avrupa’daki karbon emisyonlarının en büyük kaynaklarından biri. Katılımcılar, her biri stratejilerini önceden planlamış ve bir eylem planı üzerinde karara varmak için demokratik meclislerde düşünüp taşınmış olan, “parmaklar” adını verdikleri 10 eylem grubunda örgütlenmişti. Aktivistler, her bir parmak içinde, polisle karşılaşma durumunda harekete geçmeye ve eylemler sırasında birbirlerini takip etmeye ne ölçüde istekli olduklarını tartışmak için kendilerini daha küçük ilgi gruplarına ayırdılar.
    Aktivistler kömür trenlerinin kullandığı rayları kapatıyor (Flickr / Tim Wagner)
      Aktivistler, sadece Cuma günü, yakında bulunan Hambach madeninden kömür sevk eden ve Neurath tesisinin operasyonlarını yüzde 37 oranında azaltmasına neden olan trenler de dâhil olmak üzere dokuz saat boyunca tren yollarını kesti. Diğer bağımsız eylemler, Critical Mass (yeterli çoğunluk) biçiminde ilerleyen trafiğe karışmış bir grup bisikletçi ve demiryolu raylarının üzerinden geçen köprülerden sallanan “Robin Wood” adlı bir grup kaya tırmanışçısı da dâhil olmak üzere Ende Gelände’yi destekledi. Hambach ormanı yakınındaki bir eylemde, çevre örgütü Friends of the Earth, kömür madenciliğine karşı sembolik bir “kırmızı çizgi” yaratmak için 3.000 kişilik bir insan zinciri organize etti. Tam isminin ifşa edilmemesi ricasında bulunan, kendinden menkul bir anarşist olan Charlie, demiryolu ablukasının ilk kez katıldığı bir sivil itaatsizlik eylemi olduğunu söyledi. O, “Öyle heyecan dolu, öyle gergindim ki” diye anımsıyordu. Onun Cuma sabahı otobüsle ayrılan grubu, Pembe Parmak, daha sonra –polisle karşı karşıya geldikleri noktada– demiryolu raylarına doğru uzanan çiftlik arazisi boyunca yürüdü. Charlie, “Onlar, hemen bize biber gazı püskürtmeye başladılar,” dedi. “İnsanlar koşuyordu, düşüyordu ve [polis] bize vuruyordu.” Dediğine göre grup, en sonunda birkaç kilometre uzakta yasal olarak kayıtlı bir gösteriye katılma iddiasıyla ayrılmasına izin verilene kadar, bir polis zinciri tarafından “kıstırılmış” veya kuşatılmıştı. Washington Huskies Jerseys Onlar, bir polis eskortu eşliğinde yola koyuldu, ancak çok geçmeden rayları ablukaya alan başka bir gruba katılmak için tarlaların bir ucundan diğerine koşarken tekrar serbest kaldılar. Charlie, aktivistlerin polis minibüsleri ve hatta yerel çiftçilerin katkılarıyla ağır tarım ekipmanlarına binen polis memurları tarafından takip edildiğini söyledi. Charlie, olayı “Çiftçiler traktörleriyle ve ön kısımlarında gerçek anlamda çok hızlı kesim yapan çiftçilik ekipmanlarıyla geliyordu ve biz polisin onlarla birlikte traktörlere bindiklerini gördük,” diye açıkladı. Makineler, aktivistlere yarım metrekarelik bir mesafede, onları polise doğru toplama girişiminde bulunarak hızlıca hareket ediyordu. Charlie, patates tarlalarının pürüzlü arazisinin durumu son derece tehlikeli hale getirdiğini belirtti. nike tn requin Çünkü koşmaya kalkışanlar hemen düşebilir ve makineler tarafından vurulabilirdi. Pembe Parmak grubunun üyelerinin aşağı yukarı yarısı sonunda kart oyunları oynadıkları ve bir sonraki adımlarını tartıştıkları raylar üzerinde tutunabildi. New Balance Goedkoop Polisin onları sertçe çekip savurarak rayların çamurla kaplı eğimlerine doğru yerinden kaldırabilmesi, protestocuların meydan okurcasına şarkı söylemesinden dolayı iki buçuk saat sürdü.
    Polis, kömür treni raylarını kapatan bir aktivisti kaldırıyor (Flickr / Pay Numrich)
      Pink Finger’ın eylemleri, Ende Gelände sivil itaatsizlik kampanyasının bir parçasıydı, ancak Ende Gelände da birçok grup ve eylemi kapsayan daha geniş bir olayın yalnızca bir bölümünü oluşturuyordu. Hafta sonu etkinliğinin çoğu, son sekiz yıldır gerçekleşen bir siyasi miting olarak resmi kanallarca kabul edilen bir olay olan Rheinland İklim Kampı’na dayanıyordu. Eylemler üç ana kısma ayrılıyordu: politik bir eylem için gençlik ağı JunepA tarafından yürütülen oturma eylemi olan Kömürü Değiştir (KohleErSetzen), madenin yakınında yasal olarak kayıtlı bir protesto eylemi ve Ende Gelände’nin sivil itaatsizlik eylemleri.

  • Adidas Superstar Donna
  • Bağımsız diğer girişimler, eylemde yer alan dört aktivistin başından geçenleri canlı yayımlayan bir İsveç belgesel projesi olan Disobedience Live de dahil olmak üzere, doğrudan eylemleri tamamladı. Bu Ende Gelände sivil itaatsizlik eylemlerinin art arda gerçekleştiği üçüncü yıldı. Ağustos 2015’te, binin üzerinde insan faaliyetleri engellemek için Garzweiler madenine girdi. Ardından, Mayıs 2016’da, 4.000 kişi Doğu Almanya’da bir kömür madenini ve elektrik santralini alıkoydu. Aktivistler, önceki yıllarda Almanya’nın kömür altyapı tesislerini hedef almışlardı. adidas superstar rose gold pas cher Bu eylemler, 2011-2013 yılları arasında Hambach madeninden çıkan kömür trenlerinin engellenişinin yanı sıra 2014’te Garzweiler madeninin ilk abluka altına alınışını da içeriyordu. Şimdiki eylemler, binlerce katılımcının ilgisini uyandırarak ve planlama ile strateji konusunda daha karmaşık bir biçimde büyüyerek git gide daha çok birbirine bağlanıyor. Bu yıl yapılan eylemler süresince sekiz yüz kişi polis tarafından gözaltına alındı ve neredeyse hepsi tutuklandıkları gün serbest bırakıldı. Yüzlerce kişi yaralanırken, beş kişi tekmelendikleri, yüzlerine darbe aldıkları ve yere çarpılarak kafalarından sürüklendiklerine dair raporlarıyla birlikte hastaneye kaldırıldı. Yine tam adını paylaşmayı reddeden Karl adında İsveçli bir aktivist, üst üste üçüncü yılında Ende Gelände’ye katılıyordu. Bir kolu alçılı olan Karl, Cumartesi sabahı demiryolu raylarının yakınında polislerce çevrili olan Mavi Parmak grubuna katıldığı sırada bir polis memurunun copu ile vurulmuştu.

    Polis protestocuları otobüse taşiyor. Sivil itaatsizlik eylemi olarak, bir çok protestocu gönüllü olarak otobüslere gitmeyi reddetti, sonuç olarak zorla taşındılar. (DW/C. Mississippi State Bulldogs Jerseys Winter)
      Birkaç katılımcı, polis şiddetini Alman hükümetince ülkenin kömür endüstrisi için verilen finansal ve politik desteğe bağladı. Alman hükümeti, RWE gibi şirketlere devlet yardımları sağlıyor; bu da çevre aktivistleri arasında polisin sadece yasayı uygulamakla kalmadığı, aynı zamanda RWE’yi aktif olarak desteklediği izlenimini uyandırıyor. Karl, yaralanmış olmasına rağmen iklim değişikliğinin aciliyetine dikkat çekmek için pek çok başka insanın yasayı çiğneyip yaralanma riskini göze almaya istekli olduğu ve katılım gösterdiği bu eylemin “özgürleştirici bir deneyim” olduğunu söyledi. “Sivil itaatsizlik, iklim değişikliğinin sık sık göz ardı edildiği yerlerde problemi gerçek anlamda ön plana getirilebilme yollarımızdan biridir.” Onun ifadesine göre, Ende Gelände stratejilerin geliştirildiği eşitlikçi yapı nedeniyle etkilidir. Karl, bunu “Bu yıl gördüğümüz şeylerin çoğu kendiliğinden örgütlenmedir,” diye açıklıyor. “Bir hiyerarşi halindeki polis çalışması, yukarıdan aşağıya doğru işleyen bir yapıdır. Tüm kararları alan sadece bir zihin vardır. Pittsburgh Panthers Burada, Ende Gelände’de ise kararları belirleyen binlerce zihnimiz var.” Farklı taktikler dizisi ve dikkatli bir stratejik planlama, birçok grubun değişen risk ve hazırlık düzeylerinde bulunan eylemlere katılmasına olanak sağladı. Cumartesi günü, Beyaz Parmak adlı grup, bir gün önce daha yoğun bir sivil itaatsizlik eylemlerine katılan birkaç kişi tarafından kendiliğinden kuruldu. Grup, kaynakları ve personeli demiryolu raylarını işgal eden aktivistlerden uzak tutmak amacıyla polis için düşük riskli bir şaşırtmaca yaratmak için yola koyuldu. Beyaz Parmak grubu, bir gitarist ve hokkabaz eşliğinde sokaklarda mizahi bir kovalamaca peşindeki 13 polis minibüsünden oluşan bir konvoyu yönetti. Birçok yerel sakin aktivistler geçerken gösterdikleri coşkulu başparmak işaretleriyle birlikte, onlara el sallamak için dışarı çıktı. Grup, Garzweiler madeninin genişlemesi sonucu terk edilmiş küçük bir kasaba olan Holzweiler’de sembolik olarak sona erdi. Polis, sokaklara barikat kurdu ve insanların kasabaya girmesini engelleyen herhangi bir yasanın bulunmamasına rağmen, aktivistlere geri dönmesini söyledi. Aktivistler, polis hattını delmeyi denemek ya da kampa dönmek arasında karar vermek için demokratik bir meclis düzenledikleri yerel kilisenin önüne yayıldı.
    Beyaz Parmak üyeleri polisin önünde insan piramidi oluştururken (Twitter / @leonistawesome)
      Grubun üyeleri, yanında enstrümanlar getirdi, yiyeceğini paylaştı, şarkılar söyledi, akrobasi yaptı ve polis hattının önünde doğaçlama şiir yarışması düzenledi. Grubun enerji ve coşkusu, saçma bir soğukluk içinde polise bakan ve arabalarından fotoğraf çekmek ve onları izlemek için çıkan yerel halktan gelen sevinç gösterileri ve alkışlarla karşılanan geniş bir insan piramidinin oluşumuyla doruğuna ulaştı. Aktivistler, sözleri “Biz huzurluyuz, ya sen?” olan popüler Alman protesto şarkısını uyarladı ve kelimeleri “Biz tatlıyız, ya sen?” biçiminde değiştirdi. Kampa geri döndükten sonra her bir parmak coşkulu alkışlarla karşılanıyordu. Gönüllü sürücü ekipleri, gözaltına alınan aktivistleri polis karakolundan geri getiriyordu ve kamp alanındaki bir çadır, özellikle polisle şiddetli karşılaşmayı deneyimlemiş aktivistlere psikolojik ve duygusal desteğe ayrılmıştı. Kampın kendisi ise, hafta sonu yapılan etkinlikler boyunca bir eğitim sahası, demokratik bir topluluk ve etkinliğin çekirdeği olarak işlev görüyordu. Konsensüsü, hiyerarşisizliği ve sürdürülebilir yaşam fikrini vurgulayan kamp; vegan yemekleri, kompost (gübreleyici) tuvaletler, açık atölyeler, canlı müzik, yoga dersleri ve çocuklar için bir sıçrama evi içeriyordu. Aktivistler ve topluluk üyeleri, yemekleri pişirme ve yıkama, bilgi istasyonlarını görevlendirme ve tuvaletleri temizleme işlerinde gönüllü oldular. Nike Air Max BW Kararlar, büyük demokratik meclislerde, Almanca bilmeyen konuşmacılar için canlı çevirilerle tartışılıyordu.
    Mavi Parmak grubu Niederaussem kömürlü termik santraline yürürken (DW/ C.Winter)
      Kamp, Ağustos ayı eylem günlerinden önce, sürdürülebilir kalkınma, sistem değişikliği ve örgütlenme stratejileri gibi konuları içeren dört günlük ücretsiz bir program olan “Degrowth Yaz Okulu”nun alanıydı. Johnathan Hankins Kuzey Rhineland-Westphalia Çevre ve Kalkınma Vakfı’ndan gelmesi beklenen yaz okulu finansmanı, başlamadan 10 gün önce iptal edilerek 46 bin avro zarara yol açtı. Kesintiler, görünüşte meydana geldi; çünkü program, fon sağlayıcıların etkinliğin yasadışı doğası nedeniyle çoğu kez destek vermeye yanaşmadıkları sivil itaatsizlik eylemlerine çok yakın gerçekleşiyordu. Ende Gelände, bu yılın sonlarında Bonn’daki Birleşmiş Milletler iklim görüşmelerinde sivil itaatsizliğe devam etmeyi planlıyor. Karl gibi aktivistlere göre, iklim adaleti hareketi basitçe Paris iklim anlaşmalarına uyumluluğu savunmakla yetinemez. Bunun yerine, küresel sıcaklıkta 2 santigrat derecelik yükselişin zaten yıkıcı iklim değişikliği eşiğini aşmış oluşu nedeniyle, amaç fosil yakıt altyapı sistemlerinin komple kaldırılması olmalıdır. Karl, “Adil bir geçiş yolunda çalışmamız gerekiyor ve bunu şimdi yapmalıyız,” diyor.

    Bakanlık kürtajdan sonra taşıyıcı anneliğe el attı: Taşıyıcı anneler hapis cezasıyla karşı karşıya

    Sağlık Bakanlığı, kamuoyunda tartışma yaratan taşıyıcı anneliği, kesin yasa hükmüyle yasaklamak için hazırlık yapıyor. Türkiye’den her yıl bir kısım kadın, başkasının spermi veya yumurtalığıyla hamile kalabilmek veya bebeğinin cinsiyetini belirleyebilmek için yurtdışına gidiyor. Türk Ceza Kanunu’nun, “Çocuğun soy bağını değiştirme” başlıklı 231. maddesi, bu işleme engel olarak görülüyor. Maddede, “Bir çocuğun soy bağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” deniliyor.

    “Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Yönetmeliği”nde de bu konuları yasaklayan hükümler bulunuyor. Bakanlık taslağında, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanuna şu hükümlerin eklenmesi öngörülüyor:

    Sadece evli eşlere

    “Doğal yollarla çocuk sahibi olunamadığı veya tıbbi gereklilik bulunduğu hallerde, kadın veya erkeğin üreme hücrelerinin tıbbi yöntemlerle döllenmeye elverişli hale getirilmek ve vücut içinde veya dışında döllenmesini sağlamak suretiyle üreme hücreleri veya embriyo anne adayına uygulanabilir. Bu yöntem sadece evli olan eşler arasında gerçekleştirilir. Bu tedavi uygulamaları, bakanlıkça belirlenen tıbbi esaslar çerçevesinde yalnızca bakanlıkça yetkilendirilmiş hekimler tarafından ve bakanlıkça ruhsatlandırılan üremeye yardımcı tedavi merkezlerinde gerçekleştirilebilir. Eşlerden biri veya her ikisinden alınan üreme hücreleri ve bu hücrelerden elde edilen embriyonun, başka kişilere uygulanması yoluyla çocuk sahibi olmak ve taşıyıcı annelik yapmak yasaktır. Başkasına ait üreme hücresi veya embriyonun kullanılması suretiyle donasyon işlemi yapılması ve bu amaçla üreme hücresi veya embriyo bağışlanması, satılması, bulundurulması, kullanılması, saklanması, taşınması, ithalatı, ihracatı ve bu işlemlere aracılık edilmesi yasaktır.

    Yapana, bağışlayana ceza

    Hukuka aykırı olarak organ ve doku alan, satan, satın alan, satılmasına aracılık eden, saklayan, nakleden veya aşılayan, organ veya doku teminine yönelik olarak ilan veya reklam veren veya yayınlayan kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 91’inci maddesi uygulanır. (Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan organ veya dokuyu saklayan, nakleden veya aşılayan kişi, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.) Bu Kanuna aykırı şekilde embriyo ve üreme hücresi bağışlayan, aşılayan, bulunduran, kullanan, saklayan ve nakledenlerle bunların alım ve satımını yapanlar, alım ve satımına aracılık edenler veya komisyonculuğunu yapanlar veya bu fiilleri özendiren, bunlara yönlendiren veya bunlara yönelik ilan veya reklam veren veya yayınlayan kişiler hakkında, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç teşkil etmediği takdirde 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve bin günden iki bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

    Bu fiillerin Türk vatandaşları tarafından yurt dışında işlenmesi halinde, ilgili ülkede fiil suç oluşturmasa dahi fail bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır.”

     

    (T24)

    Sürmene Yaylası’na 9 katlı bina inşa eden sahibinden savunma: “Doğayı düşünerek yaptık”

    CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in imar kirliğine dikkat çekmek için sosyal medya hesabından fotoğrafını paylaştığı Sürmene İlçesi’ndeki 9 katlı binanın sahibi işadamı Köksal Akduman hakkındaki iddialara yanıt verdi. Houston Cougars Kalabalık bir aileye sahip olduklarını kaydeden, doğayı düşünerek binayı yaptıklarını belirten işadamı Akduman şöyle dedi: “İşin aslına bakılırsa Sayın Pekşen’in söylemlerinde kısmen haklılık payı var lakin daha köylere ve yaylara çıkmadan Karadeniz ve Trabzon sahil ve merkezlerindeki usulsüz yapılaşmaya dikkat çekerse daha faydalı icraatlarda bulunmuş olur. Maglie New Orleans Pelicans Biz kalabalık bir aileyiz vakti zamanında bu binayı inşa ederken biz de doğayı düşünerek yaptık, binada yaklaşık 18 daire var. air max 95 damskie allegro Siz bunun yaygın inşa modeli ile yapıldığını düşünürseniz 18 ayrı ev yeri demektir. adidas neo donna O zamanda ekecek biçecek yer bulamazsınız. New York Giants Jerseys Biz de düşünerek 1995 ve 2000 yılları arasında bu şekilde yapının daha uygun olduğu fikrine vardık; yani sayın Pekşen’in iddia ettiği gibi yakın tarihte yapılmış bir yapı değildir, hiçbir şekilde de rant amacı gibi bir şey söz konusu değildir.” CHP’li Haluk Pekşen, Karadeniz Bölgesi’nde yüksek katlı bina ve imar kirliğine dikkat çekmek amacıyla yapımına 1995 yılında başlanan karkas haldeki 9 katlı bir binanın fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşmıştı.

  • Asics Gel Quantum 360 Donna
  • Milletvekili Pekşen’in sosyal medyada ‘Burası Trabzon Sürmene. Asics Femme Pas Cher Karadeniz yaylalarının nasıl yok edildiğinin göstergesi. Connecticut Huskies İşte AKP’nin belediyecilik anlayışı’ başlığıyla paylaştığı fotoğraf kısa sürede yurttaşların tepkisini çekmişti.