Ana Sayfa Blog Sayfa 3038

İklim değişikliğinin varlığını reddeden ABD Başkanı Trump afet bölgesi Florida’daydı

ABD Başkanı Donald Trump eşi Melania Trump ile Irma Kasırgası’nın etkilediği Florida eyaletini ziyaret etti. Ziyareti sırasında gazetecilerin Irma ve Harvey kasırgalarının iklim değişikliği ile ilgili fikirlerinde değişiklik yaratıp yaratmadığı sorusuna cevap veren Başkan Trump, “Ergenlik yıllarınıza dönerseniz bundan daha da büyük fırtınalar göreceksiniz. Bu yüzden iki korkunç, destansı fırtınaya yakalandık. Fakat 1930-40’lı yıllara dönüp bakarsanız, çok benzer olduklarını ve bugünkülerden daha büyük fırtınalar olduğunu görürsünüz.” dedi.

Kasırga sonrası bölgeye ilk müdahale eden ve kurtarma çalışmalarına katılan görevlilere teşekkür eden Trump, “Burada bulunan herkes harika bir iş çıkardı.” ifadesini kullandı. Irma kasırgasında Florida’daki ölü sayısının 20’den fazla olmasına rağmen kasırganın şiddetine vurgu yapan Trump, sayının “çok az” olduğunu söyledi. ABD’nin Teksas eyaletini etkileyen Harvey kasırgasından sonra Irma Kasırgası da Florida’yı etkisi altına almıştı. Başkan Trump, Harvey sonrasında da Teksas’a giderek çalışmaları takip etmişti.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump

Trump’a göre iklim değişikliği Çinlilerin ortaya attığı bir aldatmaca

Geçtiğimiz Haziran ayında ABD’nin Paris İklim Değişikliği Anlaşması’ndan çekileceğini duyuran Donald Trump sık sık sosyal medya hesabı üzerinden küresel ısınma çalışmalarına karşı olduğu fikrini paylaşıyor. İklim değişikliğini Çinlilerin ortaya attığı ‘aldatmaca’ olarak niteleyen ABD Başkanı, “Bize çok pahalıya gelen ‘küresel ısınma’ saçmalığı sone erdirilmelidir. Gezegenimiz donuyor, düşük hava sıcakları kaydediliyor ve küresel ısınma bilim insanları buzun içine sıkışmış durumda” demişti.

İklim değişikliği konusunda politikacıları eleştirenlerden biri de Papa Francis olmuştu. Papa Francis, ABD’yi vuran Irma Kasırgası sonrası yaptığı açıklamada, iklim değişikliğini reddedenleri gözlerinin önündeki gerçeği görmemekle suçladı. Papa, açıklamasında “İklim değişikliğinden şüphesi olanlar gidip bilim insanlarıyla konuşmalılar. Bu fikirler havadan gelmiyor. İklim değişikliği ciddi bir meseledir ve şakası yoktur. Dünya liderleri iklim değişikliği konusunda bir karar alarak uygulayacaklar ve bu kararları tarih yargılayacak.”

ABD’nin Teksas eyaletini etkileyen Harvey Kasırgası’ndan sonra Irma Kasırgası da Florida’yı etkisi altına almıştı. Başkan Trump, Harvey sonrasında da Teksas’a giderek çalışmaları takip etmişti.

 

(CNN)

 

ABD, BM ve İngiltere Barzani’den 25 Eylül referandumunun ertelenmesini istedi

Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani dün aralarında ABD’nin DAEŞ’le Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, BM Temsilcisi Jan Kubis, ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Douglas Silliman ve İngiltere’nin Bağdat Büyükelçisi Frank Baker’in de bulunduğu uluslararası koalisyon heyetiyle görüştü.

ABD, İngiltere ve BM, 25 Eylül bağımsızlık referandumunun ertelenmesi için Barzani’ye bir alternatif sundu. Başkanlık sitesinde görüşmenin içeriğine dair açıklama yapıldı. Açıklamada heyetin, Başkan Barzani’ye referandumun ertelenmesi için alternatif sunduğu belirtildi. Referadumla ilgili sunulan alternatifle ilgili Barzani’nin ofisinden bir açıklama yapıldı.

Barzani, referandum kararının partilerin ortak kararı olduğunu belirterek, “Referandum konusu sadece bana ait değil, Kürdistan’daki diğer siyasi liderlerle alınan bir karardır” dedi. Açıklamada, Barzani’nin yapıcı diyaloğu olumlu karşıladığı ancak referandumun ertelenmesi için sunulan alternatifi Kürt siyasi parti temsilcileriyle değerlendirip, bu konudaki fikirlerini kısa sürede açıklayacaklarını bildirdiği de aktarıldı.

 

(NTV)

Londra metrosunda patlama: Yaralılar var

İngiltere’nin başkenti Londra’nın batısındaki bir metro istasyonunda patlama meydana geldi. Metro gazetesi patlamanın kaynağının trendeki bir çantanın içinde bulunan beyaz kova olduğunu belirtti. Ancak içinden kablolar çıktığı görülen kabın içinde patlayıcı olup olmadığı bilinmiyor.

Metro gazetesi patlama sonucu bazı yolcuların cildinde yanıklar meydana geldiğini duyurdu. Londra ambulans servisi olayın yaşandığı Parsons Green istasyonuna ulaştıklarını açıkladı. İngiliz basını olayın ardından insanların panik halinde ‘canlarını kurtarmak’ için koştuğunu ve görgü tanıklarının patlama kaynaklı ‘büyük bir alev topu’ oluştuğunu yazdı. ​

Londra polisi de olayın farkında olduklarını ancak yorum yapmayacaklarını belirtti. Olayın soruşturulduğunu söyleyen emniyet görevlileri, polis istasyonun kapatıldığını ve yeni gelişmeleri kamuoyu ile paylaşacağını açıkladı. Patlama sonrası yaralıların olduğu ancak, olayın bir terör saldırısı olup olmadığı bilinmiyor.

 

(Cumhuriyet)

Myanmar’da etnik temizlik: Ordu köyleri yakıyor, yaklaşık 400 bin Arakanlı Bangladeş’e kaçtı

Arakanlı Müslümanların (Rohingya) topraklarını terk etmek zorunda kalmasının üzerinden neredeyse üç hafta geçti, ancak Rohingyalar, halen Bangladeş’teki mülteci yerleşim yerlerine ulaşabilmek için sınırı geçmeye zorlanıyor. Bangladeş’in sınır şehri Teknaf’a tekneyle ulaşmaya çalışan Rohingyalar’dan yaşamını kaybedenlerin sayısı 88’i buldu.

İnsan hakları grubu Uluslararası Af Örgütü , Myanmarlı güvenlik güçlerinin Arakan (Rakhine) eyaletinde ‘sistematik bir kampanya’ ile köyleri yaktıklarına ilişkin ellerinde kanıtlar olduğunu açıkladı.  Örgüt, uydu görüntülerinin Arakan eyaletinde 80’den fazla yerin son üç haftada yakıldığını gösterdiğini söylüyor.

Kanıtlarını yangın algılama verileri, uydu görüntüleri, fotoğraflar ve videolar ile görgü tanıklarıyla röportajlara dayandıran Af Örgütü, tanıkların Myanmar ordusu ve destekçi grupların benzin ya da roketatarlarla köyleri yaktıklarını ve Arakanlıları rasgele vurduklarını söylediklerini aktardı.

Yaklaşık 400 bin Arakanlı Bangladeş’e kaçtı

Şiddet olaylarının başladığı günden beri yaklaşık 389 bin Arakanlı Bangladeş’e kaçtı. Myanmar’da yaşayan Arakanlı Müslümanlar “yasa dışı göçmen” olarak kabul ediliyor ve vatandaşlık haklarından mahrum yaşıyorlardı. Myanmar, kriz nedeniyle uluslararası toplumun baskısı altında. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Myanmar’ın demokrasisinin karar anıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Tillerson, “Şiddet durmalı, zulüm durmalı” dedi.

Myanmar’da Müslümanların çoğunlukta olduğu Arakan’daki çatışmaların 25 Ağustos’ta yeniden başlaması üzerine, binlerce kişi kaçmak zorunda kalarak Bangladeş sınırından geçmeye başlamış; Birleşmiş Milletler’den (BM) yapılan açıklamada ise “Myanmar’ın, Arakan Müslümanlarına “etnik temizlik yaptığı” ifade edilmişti.

 

(BBC Türkçe)

 

 

Fildişi Sahili’ndeki yağmur ormanları çikolata endüstrisinin kurbanı oldu

Mars, Nestlé, Mondelez ve diğer büyük markalara satış yapan kakao tacirleri, 1960 yılından itibaren yağmur ormanlarının yüzde 80 azaldığı Fildişi Sahili’ndeki ‘koruma alanları’nda yasa dışı üretilen kakaonun ticaretini yapıyor.

The Guardian gazetesinin ekibi dünyadaki kakaonun yüzde 40’ını üreten Fildişi Sahili’ne giderek, kakao üretimi için ‘temizlenen’ yağmur ormanlarını, sözde koruma altındaki milli parklarda yaşayan çiftçileri, büyük markalara arz eden aracıları ve suçu görmezden gelmeleri karşılığında rüşvet alan yetkilileri belgeledi.

Tolga Er’in Gazete Karınca için derlediği habere göre, Mars, Mondelez, Nestlé ve Cargill and Barry Callebaut şirketlerine ise yasa dışı ormansızlaştırma yoluyla üretilen kakaonun üretim zincirlerine dahil olup olmadığı soruldu. Hiçbiri bu soruya kesin cevap veremedi; sadece ürünlerinden bu tür ticari ürünleri çıkarmak için yoğun çaba sarf ettiklerini dile getirebildi.

“Önlem alınmazsa 2030 yılında orman kalmayacak”

Dünya’daki kakao üretiminin yüzde 70’ine yakınını, Sierra Leone’den Kamerun’a uzanan alanda 2 milyon çiftçi üretiyor. Ancak Fildişi Sahili ve Gana dünyanın en büyük iki üreticisi olarak öne çıkıyor.

Aynı zamanda bu iki ülke ormansızlaştırmanın da en çok yaşandığı yer. Fildişi Sahili ormanlarını diğer Afrika ülkelerine kıyasla daha hızlı kaybediyor.

Çikolataya yönelik gittikçe artan küresel talep, çevreci ‘Mighty Earth’ grubunun çikolata yüzünden ormansızlaştırmaya ilişkin araştırmasında şu anlama geliyor; önlem alınmazsa 2030 yılına kadar orman kalmayacak.

Fildişi Sahili’nde ormansızlaştırmaya yönelik kanıt bulmak ise zor değil.

Koruma altındaki Mount Tia içerisinde kalan ormanda, bir çiftçi, dört hektarlık alanda yer alan bitkilerin birinden sarı renkteki kakaoyu kesiyor; ormandan geriye kalan sadece asırlık ağaçların gri kökleri.

Çiftçi, ağaçları ‘azar azar yaktığını’ belirterek kakaosunun yetişmesi için güneşe ihtiyacı olduğunu anlatıyor.

Burada çiftçiler, ormansızlaştırılmış toprakların daha büyük çekirdek üretebildiklerine inandıkları için ağaçları teker teker kesiyor, kestikleri yere kakao ekiyor.

Son yıllarda, parkların içerisindeki yıllık ormansızlaştırma hızı iki kat arttı; Fildişi Sahili’nde ve Gana’da ise koruma altında olmayan bölgelerde bu hız iki kat.

Bilim insanlarına göre “Kakao, sonunda kendini yiyecek bir canavar”. Çiftçiler elbet bir gün kestikleri ve yaktıkları ağaçları, yine aynı nedenden ötürü; kakaonun kavrulmaktan korunacak gölge kalmamasından dolayı özleyecek.

“Ne şirketler ne de hükümet bunu tek başına çözebilir”

Kakao endüstrisinde yer alan çoğu şirket, ormansızlaştırmayı sonlandırmaya yönelik Haziran ayında ortak bir açıklama yayınladı. Fakat bu hala şüpheyle yaklaşılan bir açıklama.

Şirketlerin ve hükümetlerin, koruma altındaki alanlarda yaşayan çiftçilerinin başka bir yerde yerleştirilmesine ve yeni iş olanakları sağlamasına yönelik çabalar ise Birleşmiş Milletler’in Aralık ayında yapacağı İklim Değişikliği Toplantısı’nda tartışılacak.

Uluslararası Kakao Örgütü’nden Richard Scobey’e göre hükümetin, milli ormanları korumak konusundaki kararlılığı çok önemli: “Ne şirketler ne de hükümet bunu tek başına çözebilir.”

Ülkenin içerisinde bulunduğu bu kötü durumun nedenlerinden bir tanesi de onları yöneten farklı otoritelerden ötürü.

Örneğin; Conseil Café Cacao (devletin kahve ve kakao düzenleyicisi), endüstriyi denetlemekle, kakaonun kalitesini kontrol etmekle, doğru fiyatların ödendiğinden emin olmakla ve kimsenin çocuk işçi kullanmadığını sağlamakla yükümlü.

Conseil Café Cacao’dan Guardian’a yapılan açıklamada da “Etiğe ve iyi bir yönetime” bağlılıktan bahsedilerek kurdukları “Doğanın Dostu Kakao” programına vurgu yapılıyor. Ancak programın işlerliğine dair çok az kanıt var.

Kakao ve yolsuzluk üzerine çalışan gazeteci ‘kaybolmuştu’

Aktivistler de ‘özel olarak’ ülke ekonomisinin dayanağı olan kakao endüstrisinde ‘sorun çıkarmama’ konusunda uyarılar alıyor. Uyarıları dikkate almayanlar ise ciddi problemler yaşayabiliyor.

2004 yılında kakao ve yolsuzluk hikayesi üzerine çalışan gazeteci André Kiffer kaybolmuştu. Kieffer’in, öldürüldüğü düşünülüyor.

Mount Tia’nın imhası 2004 yılında Fildişi’ndeki ilk iç savaş sırasında başladı, ancak komşusu Mount Sassandra ormanı 2011 yılına kadar el değmeden kalabildi.

Şimdilerde ise Mount Sassandra’daki çiftçiler, yaptıklarının ne anlama geldiğinin farkındalar; ancak çikolatadan asıl kazançlı çıkan onlar değil. Çoğu yoksulluk içinde yaşıyor ve sömürülüyor. Biri ise şöyle diyor:

“Çikolatayı yiyen biz değiliz, beyaz insanlar.”

 

(Gazete Karınca)

 

Bu yıl 4 şehri gezecek olan KAOS GL Medya Okulu’na başvurular başladı!

Kaos GL Derneği’nin, internet gazetesi KaosGL.org ve Kaos GL Dergisi gönüllü muhabir ve yazar ağını güçlendirmek, LGBTİ’leri kendi hikayelerini yazmaya teşvik etmek, hak temelli haberciliği yaygınlaştırmak için düzenlediği Medya Okulu Ekim ayında 4 şehre gidecek.

Ankara, Bursa, İstanbul ve İzmir’de temel haber yazım teknikleri, haberin unsurlarının yanı sıra hak temelli habercilik ve KaosGL.org yayın ilkelerinin tartışılacağı birinci aşama atölyelerinin ardından Kasım ayında da 2. Aşama Medya Okulu yapılacak. İlk atölyelere katılan muhabirler bu sefer Ankara’da röportaj teknikleri, yeni medya araçları, cinsel şiddet ve habercilik, nefret söylemi gibi konuların tartışıldığı 2. Medya Okulu’nda bir araya gelecek.

İzmir: 7 Ekim 2017, Cumartesi

Medya Okulu, İzmir’de Genç LGBTİ+ Derneği’nin “Aktivizm Okulu” ile birlikte yapılacak. 10 hafta boyu sürecek çeşitli tematik alanlarda kapasite geliştirmeye yönelik Aktivizm Okulu ile Kaos GL’nin Medya Okulu’nun ortaklaşa etkinliğinde KaosGL.org editörlerinden Gözde Demirbilek temel haber yazım tekniklerinin yanı sıra gençlik ve toplumsal cinsiyet haberciliği üzerine atölye yapacak.

Ankara: 8 Ekim 2017, Pazar

Medya Okulu Ankara etabı 8 Ekim’de yapılacak. Ankara’daki üniversite öğrencileri, LGBTİ hak savunucuları, basın çalışanları ve yurttaş habercilerine açık olacak Medya Okulu’nda KaosGL.org editörlerinden Yıldız Tar, temel haber yazım tekniklerini aktaracak. Ankara Medya Okulu’nda kampüs haberciliği de tartışılacak.

Bursa: 15 Ekim 2017, Pazar

Bursa Özgür Renkler Derneği ile Kaos GL Derneği’nin ortaklaşa yapacağı Medya Okulu’nda KaosGL.org editörleri Aslı Alpar ve Yıldız Tar yer alacak. Yıldız Tar, temel haber yazım tekniklerini aktaracak, Aslı Alpar ise medyada ayrımcı söylemi izleme ve değiştirme üzerine konuşacak.

İstanbul: 28 Ekim 2017, Cumartesi

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD) ile Kaos GL Derneği’nin ortaklaşa yapacağı Medya Okulu KaosGL.org editörlerinden Yıldız Tar’ın temel haber yazım teknikleri sunumuyla başlayacak. Ardından CŞMD’den Pınar Büyüktaş, “Dilimizi Dönüştürüyoruz: Cinsel Şiddet Alanında Hak Temelli Habercilik” projelerini aktaracak. Cinsel şiddet alanında hak temelli haberciliğin nasıl olabileceğini anlatacak.

Nasıl katılabilirim?

2016 yılında Bursa, Denizli, İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin ve Bodrum’da yapılan “İnsan Haklarının İzlenmesi İçin Medya Okulu” programının devamı olan etkinliğe daha önce Medya Okulu’na katılmamış kişiler katılabilir.

Etkinliği takip etmek isteyen kişilerin ikamet ettikleri şehirler için KaosGL.org adresinden online başvuru formunu doldurmaları gerekiyor.

Medya Okulu’nun ilk etabına katılan kişiler içerisinden 20 kişi Kasım ayında Ankara’da yapılacak 2 günlük Medya Okulu İkinci Aşaması’na da katılacak.

Medya Okulu bu yıl temel habercilik eğitiminin ardından Kasım’da KaosGL.org muhabir ve yazarlarının katılımıyla “özel haber”, “dijital güvenlik”, “video aktivizm”, “yaratıcı yazarlık”, “cinsel şiddet alanında hak temelli habercilik”, “yurttaş gazeteciliği”, “röportaj teknikleri”, “çizim atölyesi” gibi atölyeleri ile devam edecek.

Medya Okulu hakkında:

2007 yılından bu yana gönüllü muhabir ağı eğitimleri ile ülke genelinde yerel LGBTİ haberciliğini güçlendiren, LGBTİ gündemini hak temelli habercilikle aktarmak için yayıncılık yapan KaosGL.org haber portalı 2015 yılında yaptığı Yeni Medya Okulu ile bu çalışmalarını sosyal medyaya da taşımıştı. 2016 yılında ise 7 şehre yayılan üç aşamalı “İnsan Haklarının İzlenmesi İçin Medya Okulu” ile hem habercilik deneyimi hem de sosyal medya kullanım becerileri LGBTİ hak savunucularına aktarılmıştı. Kaos GL’nin Medya Okulu’na katılan kişiler KaosGL.org’ta haber ve yazıları ile şehirlerindeki LGBTİ gündemlerini görünür kılma imkanı buluyor. Yanı sıra medya eğitimi alan LGBTİ aktivistleri bu sayede başka yayın organlarında da yazmak için kendilerini geliştirebiliyor.

 

(Kaos GL)

Nusaybin sanata doyacak: 16-24 Eylül’de Sosyal Sirk Festivali’ne davetlisiniz

Mardin’in Nusaybin ilçesinde Her Yerde Sanat Derneği’nce yerel otoriteler, ulusal ile uluslararası kurumların desteğiyle “Kahkahanın Aksanı Olmaz” temasıyla Sosyal Sirk Festivali gerçekleşecek.

Ahmet Akkuş’un Mardin Arena’da çıkan haberine göre, sınırın sıfır noktasında düzenlenecek sirk festivaline bu yıl yine 2 binin üzerinde Nusaybinli, Suriyeli, Mardinli ve Iraklı çocuğun sirk atölyelerine katılacağını belirten Her Yerde Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adam, “10 binin üzerinde çocuk, kahkahaya boğan sirk gösterilerine seyirci olarak katılacak.

Festivaller bu bölgede daha bir anlamlı, çünkü çocukların doya doya gülmeye, oynamaya, savaşları unutmaya ve çocukluklarını tümüyle yaşamaya en çok ihtiyaç duydukları yerlerden birisi Güneydoğu Anadolu.  Bu yıl yedincisi gerçekleşecek sosyal sirk festivali Her Yerde Sanat Derneği ve Sirkhane ile Uçan Kütüphane isimli projenin çocuklara bir armağanı.Çocuklar doya doya gülsün diye. Ve bu yılın teması “Kahkahanın aksanı olmaz”.  “Yine bu yıl, Sirkhane Sosyal Sirk Evi’nde eğitim alan Suriyeli, Mardinli, Nusaybinli, Iraklı çocuklar sahnede binlerce seyirciye hünerlerini sergileyecek.

Afganistan, Almanya, ABD, Venezuela’dan gelen konuk sanatçılar ve yerel çocukların gerçekleştirecekleri gösteriler barışı, uyumu, dostluğu simgeliyor. Bu yıl festivale dünyanın en iyi sosyal sirk okullarından birisi olan ve Afganistan’da yer alan “Mobile Mini Circus for Children” isimli sirk okulundan mülteci gençlerde katılacak. Ayrıca Venezuela, Almanya, ABD ve Kanada’dan da profesyonel sirk sanatçıları profesyonel gösterileriyle festivali renklendirecekler.

Her Yerde Sanat Derneği‘nin düzenlediği festivale yerel otoriteler, ulusal ve uluslararası kurumlar da destek veriyor. Nusaybin Kaymakamlığı, Nusaybin Belediyesi, Nusaybin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Avrupa Birliği Bakanlığı, Türkiye Ulusal Ajansı, Avrupa Komisyonu Erasmus Plus Programı, İstanbul Goethe Enstitüsü ve Uçan Kütüphane Projesi, Welthungerhilfe Derneği, Mardin Müzesi gibi kurumların destekleri var.” dedi.

Sosyal Sirk Festivali; Mardin, Nusaybin, Gaziantep ve Kuzey Irak’ın Duhok kentinden çocukların katımıyla 16-24 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. Yeşil Gazete ekibinden Bahar Topçu geçtiğimiz sene Sirkhane izlenimlerini Her Yerde Sanat Derneği üyeleri ile konuşarak gazetemizden paylaşmıştı.

 

(Mardin Arena, Yeşil Gazete)

Su kıtlığı eşikte: İklim değişikliği nedeniyle Asya buzullarının üçte biri eriyecek

Bilim insanlarının yaptığı araştırmalara göre Paris İklim Anlaşması’nda karar verildiği üzere küresel ısınmayı 1.5 derecenin altında tutabilme olasılığımız artık yalnızca yüzde 1. Eğer önlem alınmazsa, 2100’e kadar Asya’daki dağlarda milyonlarca insanın su ihtiyacını karşılayan buzulların üçte biri eriyecek. Ortaya konulan ‘en iyi senaryo’ya göre insanlık bu yüzyılın sonuna, 2100’e kadar küresel ısınmayı 1.5 derecede sabitleyebilse dahi, Tibet Platosu’nu çeviren, içerisinde dünyanın en büyük donmuş su rezervlerini barındıran Asya’daki dağlardaki buzulların üçte biri eriyecek.

Guardian’ın Journal Nature’da yayınlanan makaleden aktardığına göre, bilim insanları dünyanın şu anda Paris İklim Anlaşması’nda öngörülen 1.5 derecelik ısınma projeksiyonundan daha hızlı ısınmış durumda olduğunu ve ‘küresel ısınma şu anki seviyesinde sabitlense bile önümüzdeki on yıllarda çok ciddi buz kitlesi kayıpları olacağını’ belirtiyor. Araştırmacılar makalede “1.5 derecelik hedefte sabit kalabilmek eşi benzeri görülmemiş derecede zor olacak ki zaten o durumda bile 2100’e kadar Asya’daki yüksek dağlardaki buz kütlelerinin yüzde 36’sını (yüzde 7 artı ya da eksi olabilir’ kaybedeceğiz” diyor.

Eğer küresel ısınma 3.5 dereceye ulaşırsa bu oran yüzde 49, 6 dereceye ulaşırsa ise yüzde 65 olacak.

Milyonlar susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya

Ayrıca bu dağlardaki sular Ganj, Indus ve Brahmaputra da dahil olmak üzere milyonlarca insanın içme ve sulama suyu ve elektrik üretimi için bel bağladığı birçok nehri besliyor. Bu kaynakların kaybolmasının yanında buzulların erimesi zaten halihazırda şiddetlenen seller ve su baskınları ile birçok insanın hayatını kaybettiği veya evlerinden olduğu iklim değişikliğini daha da arttıracak. Araştırmacılara göre durum şu andaki gibi giderse 1.5 derecenin altında kalabilme olasılığımız sadece yüzde 1.

Buzulların erimesini durdurmamız mümkün değilse de azaltmamızın tek yolu ise ‘küresel ısınma seviyesini ve karbon emilimini minimalize etmek’.

Ne olmuştu?

Paris İklim Anlaşması kapsamında yaklaşık 200 ülke, küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmak ve eğer mümkünse 1.5 dereceye indirmek konusunda anlaştı. Bilim insanlarına göre ise, dünyanın yüzeyi şimdiden 1 derece daha ısındı. Eğer ısınma bu hızla devam ederse deniz seviyesinin altındaki bazı bölgelerin yükselen suların altında kalması, daha şiddetli ve etkili rüzgarlar, daha sık sel ve su baskınları, salgın hastalıkların artması ve bazı türlerin yok olması bekleniyor.

 

(Guardian, Gazete Karınca)

İzmir Çiftlik Hayvanları Barınağı’nda 700 hayvan koruma altında

Türkiye’nin ilk çiftlik hayvanları barınağı 9 Eylül Cumartesi günü İzmir Çiftlik Hayvanları Koruma Alanı adı ile faaliyete geçti..

Barınağın içinde bulunan yaklaşık 700 hayvan ise (7 buzağı, 15 koyun, 10 keçi, değişik türlerde 300 tavuk, 50 ördek/kaz, 50 tavşan, ayrıca diğer kanatlılar, 3 at,1 eşek, 150 kedi, 64 köpek ve 7 su kaplumbağası) koruma altına alındı.

Dağ Medya’da yer alan habere göre barınağın resmi facebook sayfası İzmir Çiftlik Hayvanları Koruma Alanı’nda (İzmir Farm Sanctuary) barınağa alınarak koruma altına alınan hayvanların ilk günlerine de yer veriliyor.

“Kurtarma faaliyetleri 4-5 yıl önce başladı”

Sayfa editörlerinden Hilal Öz Can’ın yaptığı açıklama şöyle:

“İlk 4 buzağımızı normal koşullarda birkaç gün önce kesilecekleri mezbahadan çekip aldığımız 9 Eylül 2017 tarihini, İzmir FARM sanctuary için sembolik başlangıç ve kuruluş tarihi olarak kabul ediyoruz.

Ancak Sibel Çağlar’ın çiftlik/besin hayvanlarını kurtarma faaliyetlerinin geçmişi 4-5 yıl daha geriye gidiyor aslında.”

 

(Dağ Medya)

Cem Özdemir: Türkiye Erdoğan’la AB üyesi olamaz

Alman Yeşiller partisinin liste başı adayı Cem Özdemir, AB’nin gerçekçi bir dış politika yürütmesini istedi. Özdemir, Türkiye’nin Erdoğan’la AB üyesi olamayacağını söyledi.

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve liste başı adayı Cem Özdemir, Avrupa Birliği’nin dış politikada  “değerlere dayalı gerçekçiliğin” benimsenmesi gerektiğini söyledi. Özdemir, Berlin’deki Alman Dış Politika Cemiyeti’nde yaptığı konuşmada, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi otoriter liderlere daha kararlı davranılmasından yana olduğunu” belirtti. Özdemir aynı zamanda Avrupa Birliği’nin güçlendirilmesi gerektiğini de ifade etti.

“Dünyamızın Putin ve Erdoğanları ile tabii ki konuşmalıyız” diyen Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak bunu yaparken kendi değerlerimizi göz ardı edemeyiz. Dolayısıyla Ukrayna krizi yüzünden Rusya’ya uyguladığımız yaptırımları, Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi doğru değildi ama unutalım gitsin, anlayışıyla yumuşatmamalıyız.”

“Üyelik süreci durdurulmamalı”

Aynı anlayışın Avrupa Birliği için de geçerli olması gerektiğini belirten Cem Özdemir, “Macaristan Başbakanı Orban Avrupa Birliği’nin temel ilkelerine aykırı davranıyorsa, yumruğu masaya indirmekten çekinmemeliyiz” dedi.

Türkiye ile tam üyelik görüşmelerine son verilmesine karşı olduğunu açıklayan Özdemir aksi takdirde Türkiye’deki Avrupa yanlılarını yüzüstü bırakmış olacaklarını söyledi. Özdemir, “Erdoğan’ı hedef alan ekonomik önlemlerin daha etkili olacağını ve Türkiye’nin Erdoğan yönetimi altında Avrupa Birliği üyesi olamayacağını” sözlerine ekledi.

Özdemir: Türkiye’ye silah satılmasın

Özdemir, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile daha sıkı işbirliği yapılması ve Avrupa Parlamentosu seçimlerine Birlik üyelerinin karma aday listesiyle katılabilmesi tavsiyesinde bulundu. Özdemir, ABD Başkanı Donald Trump’un ulusal çıkarları her şeyden üstün tutmak istemesinin doğru olmadığını ve merkezi yönetimi baypas edip ABD eyaletleri ve belediyeleriyle işbirliği yapılabileceğini söyledi.

Cem Özdemir, Suudi Arabistan ve NATO müttefiki Türkiye’ye askeri malzeme satılmamasını ve silah ihracatını onaylama yetkisinin Ekonomi Bakanlığından alınıp Dışişleri Bakanlığına verilmesini talep etti. Dışişleri Bakanlığının iklim politikasında daha etkin olması gerektiğini de vurgulayan Cem Özdemir’in adı Yeşiller’in koalisyon ortağı olması durumunda dışişleri bakanı olması muhtemel adaylar arasında geçiyor.

 

(DW Türkçe)