Ana Sayfa Blog Sayfa 2791

24 Haziran seçimi: 14 ilde oylar yeniden sayılıyor

24 Haziran’da gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nin ardından sandık kurulu tutanakları ve kararlarına karşı itirazlar ilçe seçim kurullarına yapıldı.

Buna göre, Düzce, Malatya, Aydın, Hatay, Elazığ, Edirne, Burdur, Niğde, Bartın, Muğla, Balıkesir, Muş ve Hakkari’de milletvekili seçim sonuçlarına itiraz edildi. Kütahya’nın Gediz ilçesinde ise cumhurbaşkanı seçiminde bir sandıkta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aldığı oyların eksik yazıldığına ilişkin itiraz geldi.

Düzce’de AKP tarafından yapılan itiraz üzerine merkez ile Gölyaka, Cumayeri, Çilimli, Gümüşova ve Kaynaşlı ilçelerindeki tüm sandıklarda oylar yeniden sayılmaya başlandı.

Aydın’da ise MHP tarafından il genelindeki milletvekilliği seçim sonuçlarında ‘hata olduğu’ gerekçesiyle oyların yeniden sayılması istendi. Aydın’daki sonuçlara HDP de itiraz etti.

MHP Hatay, Elazığ, Niğde merkez ilçeleri ile Balıkesir’in Karesi ve Altıeylül ilçelerindeki milletvekili genel seçim sonuçlarına itirazda bulundu.

CHP, Malatya’nın Battalgazi ilçesindeki 10 sandığın birleştirme tutanaklarına, Edirne’nin merkez ile Keşan, İpsala, Uzunköprü ve Enez ilçelerinde geçersiz sayılan oylara itiraz etti.

AKP, Muş, Bartın ve Muğla’daki 13 ilçede geçersiz oyların yeniden sayılması için başvurdu.

Hakkari’de de AKP ve HDP seçim sonuçlarına itiraz etti. Burdur’da ise İYİ Parti geçersiz oyların yeniden sayılması talebinde bulundu.

Kütahya’nın Gediz ilçesinde cumhurbaşkanı seçiminde bir sandıkta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aldığı oyların eksik yazıldığına ilişkin itiraz da kabul edildi.

AKP Gediz İlçe Teşkilatı adına Mehmet Erkan, Gediz İlçe seçim Kuruluna başvurarak 1094 nolu sandıkta Recep Tayyip Erdoğan’ın 204 olması gereken oy sayısının tutanağa sehven sıfır olarak yazıldığını belirterek bu yanlışlığın düzeltilmesini istedi.

İtirazı kabul eden ve inceleme yapan İlçe Seçim Kurulu, birleştirme tutanağına sıfır olarak girilen oyun 204 olması gerektiğini belirledi ve bu şekildeki düzeltmeyi yaptı.

İtirazların İlçe Seçim Kurulları tarafından 28 Haziran saat 17.00’ye kadar karara bağlanması gerekiyor.

 

(Artı Gerçek)

Ana sahneye yuva yapan yağmur kuşunu rahatsız etmemek için müzik festivali erteleniyor

Kanada’nın en önemli müzik festivallerinden Ottawa Bluesfest’in, festivalin ana sahnesinin kurulacağı yere yuvasını yapan bir yağmur kuşunun rahatsız olmaması için ertelenmesi gündemde.

Festival mekanını yurt tutan yağmur kuşu ve dört yumurtasının, 5 Temmuz’da başlaması planlanan festivalin açılışını geciktirebileceği belirtiliyor.

Konuyla ilgili bilgi veren Bluesfest iletişim direktörü AJ Sauve, federal hükümetten kuşu ve yumurtaların taşımak için izin beklediklerini söyledi.

Ottawa Bluesfest iletişim direktörü AJ Sauve

‘Ornitoloji hakkında bu kadar çok şey öğreneceğimi tahmin etmezdim’ diyen Sauve, bu kapsamda yağmur kuşlarının nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmasa da Kanada ve ABD’de federal koruma altındaki göçmen kuşlar statüsünde yer aldığını öğrendiğini de ekledi.

Her yıl Kuzey Amerika çapından on binlerce kişinin katıldığı Ottawa Bluesfest’in bu yılki programında Beck, Bryan Adams ve Dave Matthews Band de yer alıyor. Organizatörler ise ana sahneyi kuracakları yeri değiştirseler bile alana gelecek kalabalığın kuşu korkutması ve kuşun yumurtalarını bırakarak kaçmasının kendilerini endişelendirdiğini belirtiyor.

Salda Gençlik Festivali de iptal edilmişti

Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü’nde 29-Haziran-1 Temmuz 2018 tarihleri arasında düzenlenmek istenen Salda Gençlik Festivali de kamuoyunun “doğayı rahat bırakın” tepkisi sonucu iptal edilmişti.

 

(BBC, Ottawa Citizen, Yeşil Gazete)

 

Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu’ndan ‘Diseksiyon’ sergisi

Tüm hayvanların yaşam hakkını savunan İstanbul merkezli bağımsız bir vegan aktivist grup olan Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu, Hayvan Özgürlüğü Etkinlikleri Dizisi’ni hayata geçiriyor.

Bu dizinin amacı, vegan yaşam ve hayvan özgürlüğünü çalışmalarında konu alan, insanların hayvanlarla ilişkilerini yeniden değerlendirmesini hedefleyen sanatçılara destek olmak ve sanatın farklı bir boyutta algılanmasını sağlamak.

Bu kapsamda ilk etkinlik, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü öğrencisi Ahmet Refik Bıçkıcı’nın “Diseksiyon” başlıklı sergisi olacak.

Hayvanlar içinde en çok ötekileştirilen balıkları konu alan sergi, izleyiciyi balıkla insan ilişkisini sorgulamaya yöneltmeyi hedefliyor.

Açılış kokteyli 1 Temmuz 2018 Pazar günü 17:00’da Moda Galeri Pasaj’da.

Adres: Bahariye Cad. Şair Latifi Sok. No: 2/A Moda

Etkinlik detayına ulaşmak için tıklayın

 

(Yeşil Gazete)

İklim değişikliği İstanbulluları alarma geçirdi: Yurttaşlar dolu nöbetindeydi

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün kuvvetli yağış açıklamasının ardından uzmanlardan gelen dolu uyarısı dün İstanbulluları alarma geçirdi.

Geçtiğimiz yıl ceviz büyüklüğünde yağan dolular araçlara zarar vermişti.

Bu yıl araç sahipleri gelen uyarılar üzerine soluğu araçlarının yanında aldı, doludan zarar görmemesi için balonlu naylon, paspas, strafor, halı, karton ya da kilimle kapladı.

Ancak beklenen yağış gerçekleşmedi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; ülkemizin kuzey ve batı kesimlerinin parçalı yer yer çok bulutlu, Marmara ve Kıyı Ege ile Batı Karadeniz’in iç kesimlerinin aralıklı olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

Yağışların; Marmara’ nın batısı ve Kıyı Ege ile İstanbul çevrelerinde yerel olarak kuvvetli (21-50 kg/m2) olması bekleniyor.

Dolu yağışı uyarısıyla alınan önlemlere en çok sevinenler kediler oldu

Sıcaklık ortalamaları yükseliyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 yılı ilkbahar aylarındaki (Mart, Nisan ve Mayıs) sıcaklık derecesinin 1981-2010 yılları arası ilkbahar mevsim sıcaklıklarının 3 derece üzerinde olduğunu tespit etti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yaptığı hesap sonucunda, 1981-2010 yılları arasında ilkbahar mevsiminin ortalama sıcaklığının 12.0°C olduğu saptandı.

2018 yılı ilkbahar aylarındaki ortalama sıcaklığın ise 15.0°C olduğu görüldü, bir başka deyişle 2018’de ilkbahar ayındaki sıcaklık mevsim normallerinin 3.0°C üzerinde gerçekleşti.

Söz konusu araştırmada bölgelere göre en fazla artışın yaşandığı yerleşim yerleri ise Bozcaada, Bodrum, İskenderun, Konya Ereğli, Karaman, Amasya, Ergani ve Şanlıurfa oldu.

İklim değişikliğiyle mücadelede hangi adımlar atılmalı?

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Duygu Kutluay, mevsim normalleri üzerinde seyreden sıcaklıkların aşırı hava olaylarının sıklığının ve şiddetinin artması ile kuraklığın, iklim değişikliğinin beklenen etkileri olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’nin ise bu etkilere maruz kalması bir sürpriz değil.

Dünya Bankası (2009) tarafından yayınlanan rapora göre Türkiye, 21. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ve Orta Asya bölgesinde aşırı iklim olaylarına en çok maruz kalacak 3. ülke olacak.

Buna karşın Türkiye’nin halen Paris Anlaşması’nı mecliste onaylamadığını hatırlatan Kutluay, Avrupa Birliği Çevre Ajansı’nın raporuna göre 1980-2013 yılları arasında aşırı iklim olaylarının 15 milyarı alıp götürdüğü Türkiye’nin, iklim değişikliği ile mücadele konusunda gerekli çalışmalara hızla başlaması gerektiğini vurguladı.

Kutluay şunları dile getirdi:

“İklim değişikliğinin etkileri ile mücadele için kentlerimizin altyapısını güçlendirmeli, yeşil alanları korumalı bir yandan da iklim değişikliğine sebep olan sera gazı emisyonlarının salımının en büyük nedeni olan fosil yakıtlardan acilen kurtulmalıyız. İklim değişikliği artık günlük hayatımızda sık sık karşılaştığımız bir kriz. Bu havalar normalimiz olmasın, mevsimler altüst olmasın diye hemen adım atmalıyız.”

İklim Ağı Türkiye ve CAN Europe tarafından geçtiğimiz yıl yayınlanan rapora göre 2050 yılına kadar yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçiş planı Türkiye’nin fosil yakıtlara bağlı enerji ithalatından 23 milyar dolar tasarruf edebileceğini, 2030 yılına kadar hava kirliliğine bağlı toplam 35 bin ölümü engelleyebileceğini ve enerji sektöründe 64 bin yeni iş imkanı yaratabileceğini gösteriyor.

 

(Yeşil Gazete)

ABD’nin 17 eyaleti göçmen politikası nedeniyle Trump’a dava açtı

ABD’de New York, California ve Washington başta olmak üzere 17 eyalette başsavcılar, Başkan Donald Trump’ın ”yasa dışı ve acımasız” göçmen politikası nedeniyle ABD yönetimini mahkemeye verdi.

Seattle Bölge Mahkemesine sunulan 128 sayfalık dava dosyasında, Trump’ın göçmen politikasının ABD Anayasası’ndaki eşit hak, federal iltica ve statü haklarını ihlal ettiği savunuldu.

New York Başsavcısı Barbara Underwood yaptığı yazılı açıklamada, “Çocukları ebeveynlerinden ayırmak insanlık dışı, vicdansızca ve yasa dışıdır. Biz de bunu durdurmak için dava açıyoruz” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“Trump yönetimi çocukları ebeveynlerinden ayırarak ve onları yüzlerce kilometre uzağa göndererek bu çocuklarda çok büyük bir travmaya neden oldu. Bizim ülkemiz bu değil. Trump yönetiminin anayasayı ve haklarımızı baltalamasına seyirci kalmayacağız”.

2 bin çocuk tesislerde tutuluyor

Ödüllü fotoğrafçı John Moore tarafından çekilen fotoğrafta sınırdan ailesi alınmadan geçirilen 2 yaşındaki Honduraslı bir çocuk hıçkırarak ağlıyor. Time dergisinin kapağına da konu olan fotoğrafa “Amerika’ya hoşgeldin” başlığı atılmıştı.

ABD İç Güvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen, nisan ve mayıs aylarında ABD’ye yasa dışı olarak getirilen yaklaşık 2 bin çocuğun tesislerde tutulduğunu açıklamıştı.

Nielsen, basına yansıyan görüntülerin aksine bu çocuklara iyi bakıldığını, sağlık durumlarının yerinde olduğunu ve şartları uygun olanların iltica başvurusunda bulunabileceğini pildirmişti.

San Diego 30 gün süre verdi

San Diego eyaletinden bölge mahkeme başkanı Dana Sabraw ise çocuklar ile ailelerinin en fazla 30 gün içinde bir araya getirilmeleri, çocuklar eğer 5 yaşından küçükse bu sürenin en fazla 14 gün olacağı yönünde karar aldı.

Kongre de harekete geçti

ABD Başkanı Trump, ülke genelinden ve uluslararası kamuoyundan gelen tepkiler üzerine ülkeye yasa dışı yollardan giren göçmenlerin çocuklarının ebeveynlerinden ayrılmasını engelleyecek bir başkanlık kararnamesine imza atmıştı.

ABD dahil tüm dünyada tepkilere yol açan tartışmalı uygulamayı sona erdirmek için ABD Kongresi de harekete geçmişti.

 

(Bianet, Fox News, Washington Post, AP)

AB, ağır vasıtalardan kaynaklı karbondioksit emisyonlarını raporlayacak

Avrupa Birliği (AB) üye devletlerinde kayıtlı bulunan kamyon, otobüs, iş makinesi gibi ağır vasıtaların CO2 emisyonlarının ve yakıt tüketimlerinin 1 Ocak 2019’dan itibaren yıllık olarak izlenmesi ve Avrupa Komisyonu’na raporlanması zorunluluk haline geldi.

İzleme ve raporlama gereklilikleri, 2020 yılı itibariyle, ağır vasıta üreticilerine ilişkin CO2 emisyon azaltım hedeflerinin belirlenmesi için ihtiyaç duyulan veriyi sağlayacak. Ağır vasıtaların yakıt tüketimi ve CO2 emisyonlarının izlenmesi piyasalara şeffaflık sağlarken çoğunluğunu KOBİ’lerin oluşturduğu ulaştırma operatörlerine satın alma ve yakıt tasarrufu konularında daha anlamlı karar verme şansı sağlayacak.

AB’deki ağır vasıtalardan kaynaklanan CO2 emisyonlara ilişkin yapılan ilk düzenleme olan yönetmelik, 2016 Avrupa Düşük Emisyonlu Hareketlilik Stratejisi’nin hayata geçirilmesi için atılması gereken adımlardan ilki olarak kabul ediliyor.

12 Haziran’da Avrupa Parlamento’su tarafından kabul edilen yönetmelik 25 Haziran’da Konsey’deki oylamanın ardından yürürlüğe girmiş oldu.

 

(İklim Haber)

Fransa Kasaplar Federasyonu’ndan vegan aktivistlere karşı koruma talebi

Fransız kasaplar hükümete bir mektup yazarak militan veganlara karşı koruma talep etti ve onları ülkenin et kültürüne zarar vermeye çalışmakla suçladı. Fransa Kasaplar Federasyonu çok sayıda kasabın duvarlarına et karşıtı grafiti ve yazılama yapıldığını, dükkanların taşlandığını açıkladı. Son aylarda 15 kasaba da sahte kan fırlatıldı.

Fotoğraf Washington Times’dan. Kanada’nın Toronto şehrinde bir kasabın önünde eylem yapan aktivisler, vitrinin önünde “Cinayet” afişi tutuyor

Federasyon başkanı Jean-François Guihard’ın kaleme aldığı mektupta saldırılar terörizme benzetildi:

“Bu insanlar Fransız kültürünün bir kısmını tamamen yok etme amacıyla terör tohumları ekmeye çalışıyor. Veganlar kendi yaşam tarzları ve hatta ideolojilerini halkın geri kalanına empoze etmeye çalışıyor.”

Vejetaryenler ve veganlar Fransız toplumunun küçük bir kısmını oluşturuyor. 2016’da yapılan bir anket, vejetaryen oranının yüzde 3 olduğu sonucuna ulaşmıştı. Guihard,  mektubunda “Medya vegan hayat tarzını fazla abartıyor” ifadelerini kullandı.

BBC Paris Muhabiri Lucy Williamson Fransa’da kasapların geleneksel hayatta önemli bir konuma sahip olduğunu fakat bu tip olayların yeni olmadığını söylüyor. Bir kasap 20 yıl önce de kepenk kilidinin tutkalla kullanılamaz hale getirildiğini hatırlıyor.

Mart ayında bir Fransız vegan aktivist, İslamcı bir militanın bir kasabı öldürmesini “adalet” olarak nitelediği için ertelenmiş hapis cezasına çarptırılmıştı.

 

(BBC Türkçe)

Mumbai’de plastik poşet ve şişeler yasaklandı

Yaklaşık 20 milyon kişinin yaşadığı Hindistan kenti Mumbai’de tek kullanımlık plastiklerin kullanımı yasaklandı.

Yasağa uymayıp plastik poşet, bardak veya şişe kullanan kişilere 25 bin Hindistan Rupisi (1730 TL) ve üç ay hapis cezası verilmesi öngörülüyor.

Ayrıca yasağın yürürlüğe girdiği ilk gün içerisinde McDonald’s ve Starbucks gibi işletmelere konuya ilişkin ceza verilmiş olduğu belirtiliyor.

Ancak Guardian’ın haberine göre yürürlüğe giren yasağın denetiminden ötürü şikayetler de geliyor.

Kimi iş yerleri ve kent sakinleri, bazı denetimcilerin yasağı kendileri için bir maddi kazanç amacıyla kullandığı şikayetinde bulunuyor.

Plastik atık giderek artıyor

Hindistan’da her yıl kişi başı 11 kilogram ağırlığında plastik atık oluşuyor.

Bu rakam, dünya genelindeki ortalamaya bakıldığında düşük kalmasına rağmen ülkenin en büyük sorununun plastik atıkları dönüştürememek olduğu belirtiliyor.

Yeni Delhi gibi metropollerin merkeze uzak bölgelerinde plastik atıklardan oluşan tepelerin bulunduğu  bildiriliyor.

Yine de verilere göre plastik atığa ilişkin sorun Hindistan ile kısıtlı değil.

Açıklanan veriler, 1950 yılından itibaren dünya genelinde 6 milyar tondan fazla plastik atığa neden olunduğunu ortaya koyuyor.

 

(Karınca)

Yer altı sularının hal-i ahvali: Dereler akmaz kuyular yetmez oldu

Çocukluğunda gürül gürül akan o dere kupkuru kalmış. Mardin’in Akarsu beldesine o güzel ismini veren dere akmaz olmuş şimdi. Mardin Kızıltepe’de çiftçiler küresel pazarın taleplerine yönelik ürünler yetiştiriyor artık. Ama mısıra su yetmiyor. Kışın yetiştirilen buğdaya bile su yetmez olmuş hatta. Kuyular açılıyor bir biri ardına, kimi lisanslı kimi lisanssız. Sayıları beş bini buluyor, belki de daha fazla. Kimse tam olarak bilmiyor. Kuyuların sayısı gibi derinliği de artıyor sürekli. Hep daha derine iniyor kuyular. 650 metre derinliğe ulaşmış, arzın merkezine doğru ilerliyorlar.

Açık Radyo’da iki haftada bir Salı günleri saat 16.00’da yayınlanan Sudan Gelen’e konuk olan Adnan Mirhanoğlu anlattı:

Adnan Mirhanoğlu ile Açık Radyo’da

“Derenin kurumasının nedeni sadece iklim değişikliği değil dereyi besleyen yeraltı sularının büyük ölçekte üretim yapan ve su kuyularını tam kapasite kullanan çiftçiler de.”

Göz göre göre kuruyan, daha doğrusu kurutulan o derenin suyu yetmez oldukça beldenin geçimlik tarımla uğraşan çiftçileri de bir araya gelip kuyu açmak zorunda kalmış. Küçük çiftçi de bu kısır döngünün bir paçası haline geliyor istese de istemese de.

Susuzluk şiddetlendikçe kente göç bazıları için kaçınılmaz oluyor. Yer altı sularının içinde bulunduğu bu kısırdöngü göçün, yoksulluğun ve ekolojik adaletsizliğin de parçası haline işte böyle geliyor…

Kuyuya düşmüş parlayan o şey ay mı, güneş mi? Yoksa ortak geleceğimiz mi? Kuyu derinleştikçe daralan ve kararan geleceğimiz belki de. Kuyuya bir ip atık, derinliğine şöyle bir baktık…

Geleceğimizin garantisi yeraltı sularımızın hali-i ahvalini gelin buradan dinleyin dedik…

Sudan Gelen’in önceki bölümlerini bu bağlantı üzerinden takip edebilirsiniz.

 

 

Akgün İlhan

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’ne saldırı

Dört kişi Salı günü (26 haziran) akşam saatlerinde Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin (SPoD) Beyoğlu’ndaki ofisine saldırdı.

Kaos GL’nin haberine göre saldırganlar, dernek ofis kapısına gelerek kapıyı yumrukladı ve ölüm tehditleri savurdu. Saldırganlardan biri “çocuğunun zorla alıkonulduğunu” iddia ederken, o sırada dernekte toplantı yapan SPoD üye ve gönüllüleri polise haber verdi.

Saldırganlar kapıya dayandı, polis bir süre müdahale etmedi

Olay yerine gelen polis bir süre müdahale etmedi. Saldırıyı haber alıp derneğe geçen SPoD’tan Marsel yaşananları şöyle anlattı:

“Dernek kapısındaki polislere ne olduğunu sorup bilgi almaya çalışırken derneğimizin kapısına dayanan iki kişiden biri bana saldırdı. Yumruk atmaya kalktı. Son anda geri çekilmem ile yumruk çenemi sıyırdı. Dernek binasına girdim. Peşimden onlar da girdiler. Polisler ise müdahale etmedi. Neden müdahale etmediklerini sorduğumda, ‘Biz ilgilenemeyiz, ekip geliyor’ dediler. Ardından polis dernek kapısına gelerek arama yapılacağını söyledi. Arama izni sorduğumuzda aldığımız yanıt, ‘Savcıyı arar, izni alır, o kapıyı da yıkarız’ şeklindeydi.”

Avukatlar dernek ofisine gitti, SPoD şikayetçi oldu

Dernek binasına Kaos GL’den Avukat Hayriye Kara ve LGBTİ+ hak savunucusu Avukat Levent Pişkin gitti. Polis arama iznini gösterdikten sonra dernekte arama yapıldı. Polis, saldırganların “alıkonulduğunu” iddia ettikleri kişinin dernekte olmaması üzerine dernek binasından ayrıldı. Polis, saldırganları ekip aracına bindirerek Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü.

Saldırı sırasında dernekte olan kişiler ve dernek yetkilileri saldırganlar hakkında şikayetçi olmak için Av. Levent Pişkin ile Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne geçti.

 

(Kaos GL)