Ana Sayfa Blog Sayfa 2661

COP 24 İklim Konferansı başladı: Yeşil Gazete Katowice’de

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 24. Taraflar Konferansı (COP 24) Polonya’nın Katowice kentinde dün akşam başladı. İklim Değişkliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf olan 197 ülkenin katıldığı konferansın en önemli gündem maddeleri Paris Anlaşması Kural Kitabı’nın kabul edilmesi ve 2020’den itibaren hedef artırması gereken ülkelerin taahhütte bulunmaları olarak belirtiliyor. Ancak Kural Kitabı’nın taslağının oluşturulmasında yıl boyunca yeterli yol alınabilmiş değil. Bu nedenle iki hafta sürecek görüşmeler zorlu geçecek.

Bu seneki konferasnın bir özelliği de Polonya’nın kömür madenciliği bölgesi olan Silezya’nın kalbindeki Katowice kentinde yapılması. Her ne kadar Polonya dönüşüm temasını kullansa da, elektrik enerjisinin yüzde 90’a yakınını hâlâ kömürden sağlayan ev sahibi ülkenin bu yolla son günleri gelmiş olması gereken kömürün reklamını yapmaya devam ettiği eleştirileri dile getiriliyor. Bu konuda da özellile sivil toplum kanadında eylem ve tartışmalar yoğun olabilir.

UNFCCC tarafından Konferans’ın ilk günü yapılan açıklamada iklim felaketlerine vurgu yapılarak “Kaliforniya’dan Kerala’ya, Tonga’ya ve Japonya’ya Dünya’nın her yerinde artan yıkıcı iklim afetlerinin gerçekleştiği yılın sonunda düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP24), Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nın uygulama kılavuzlarına son halini vermek için toplandı” denildi.

Yeşil Gazete Katowice’de

Türkiye sivil toplumu da Konferans’ta gözlemci olarak bulunuyor. Yeşil Gazete de her yıl olduğu gibi zirveyti yerinde takip ediyor. Katowice Zirvesi ile ilgili haberleri iki hafta boyunca Konferans’ı yerinde izleyen yazarımız Ümit Şahin’in kaleminden takip edebilirsiniz. Yeşil Gazete ayrıca diğer kaynaklardan anlık haberlerle iklim müzakerelerini anlık olarak yansıtmaya devam edecek.

(Yeşil Gazete)

Fransız Hükümeti’nden OHAL kararı çıkmadı: Sarı yeleklilerin isyanı devam ediyor

Fransa İçişleri Bakanlığı, Cumartesi günü gerçekleşen gösterilere 136 bin kişinin katıldığını, çıkan olaylarda 263 kişinin yaralandığını ve 630 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Başbakan Edouard Philippe ve İçişleri Bakanı Christophe Castener’in buluştuğu kriz toplantısında ise olağanüstü hal ilân etme seçeneğinin tartışılmadığı belirtildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, dün ülke çapında gerçekleşen akaryakıt zamları protestolarına ilişkin son rakamlar paylaşıldı.

Açıklamada, başkent Paris’te 10 bin olmak üzere ülke genelinde gösterilere 136 bin kişinin katıldığı belirtildi. 

Gösterilerde çıkan olaylarda 81’i polis 263 kişinin yaralandığı ifade edilen açıklamada, 378’i Paris’te olmak üzere ülkede toplamda 630 kişinin gözaltına alındığı kaydedildi.

Bu arada, Adalet Bakanı Nicole Belloubet, düzenlediği basın toplantısında, dün gözaltına alınanların yaklaşık 3’te 2’sinin yargılanacağını açıkladı.

Dünkü gösterilerle beraber 17 Kasım’dan bu yana çıkan olaylarda 2 kişi hayatını kaybetti, 222’si güvenlik görevlisi bin 43 kişi yaralandı, bin 424 kişi gözaltına alındı.

Kriz toplantısında OHAL kararı çıkmadı

Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Başbakan Edouard Philippe ve İçişleri Bakanı Christophe Castener, “Sarı Yeleklilerin” düzenlediği gösterilere karşı uygun tedbirleri görüşmek üzere bir araya geldi. Reuters’in Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edindiği bilgilere göre toplantıda olağanüstü hal ilân etme seçeneği tartışılmadı. Toplantı öncesinde bir Fransız hükümet sözcüsü OHAL seçeneğinin de incelendiğini söylemişti.

Sarı Yelekliler, üç haftadır Cumartesi günleri eylem yapıyor. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, dün Paris’te yapılan gösteriye yaklaşık 75 bin kişinin katıldığı tahmin ediliyor. Sarı Yelekliler, akaryakıt fiyatlarına zam yapılmasını protesto etmenin yanı sıra vergi indirimi ve asgari ücret ile emekli maaşlarının artırılmasını talep ediyor.

(Dünya, DW Türkçe)

Amazon’da yerli halkın direnişinden esin dolu bir mesaj

Bu yazı acikradyo.com.tr/ den alınmıştır

“Ben buraya kızıl bir makav papağanı gibi uçarak geldim uzak bir ormandan Burası benim için yaban eller değil, çünkü hepimiz birbirimize bağlıyız. Çünkü orman bağlıyor hepimizi – senle beni, ikimizi”

Ben Nemonte Nenquimo’yum. Adım Çok Yıldız demek oluyor. Biz Waorani halkıyız, ormanımız da bizim evimiz. Bir Waorani kadını ve bir anneyim.

Üç yaşında bir kızım var – şarkılarımızı söylemeyi öğreniyor. Atalarımızın binlerce yıldır söylediği şarkıları. Hayata dair şarkıları. Yiyecek yetiştirmeye, avlanmaya dair. Şifa şarkıları. Savaş şarkıları. Şaka şarkıları.

Kızım şarkısını söyledikten sonra her zaman bana sorar: “Şimdi Waorani’yim ben artık, değil mi anne?”

Şarkılarımız, tıpkı ormanımız gibi bize atalarımızdan miras kaldı. Bir anne olarak şarkılarımızı da, ormanımızı da çocuklarımıza ve torunlarımıza miras bırakma sorumluluğunu içimde duyuyorum. Ama ben şimdi halkım için korkuyorum.

Atalarımız yaşama tarzımızı kuşaklar boyu mızraklarıyla savundu. Ne var ki şimdi yüzyüze olduğumuz tehditler yalnızca mızraklarla savuşturulabilir gibi değil.

Bugünden sonra iki ay içinde hükümet topraklarımızı petrol şirketlerine ihaleyle satmaya hazırlanıyor. Onları durduramazsak, şirket topraklarımızda tutunacak bir zemin bulmuş olacak. Şirketin adamları buraya para, hastalık ve bulaşı taşıyacak. Ailelerimizi bölmeye, düşünme tarzımızı değiştirmeye çalışacak.

İşte onun için buradayım ben – bir Waorani kadını ve bir anne olarak. Size kavgamızın sadece petrol kavgası olmadığını anlatmaya geldim. Farklı yaşama tarzlarına dair bir kavga bu. Tarzlardan biri yaşamı korur, öbürü yaşamı yıkar.

Ceibo İttifakı’nı kurduğumuz zamanlarda Kofan, Siona ve Siekopai halkları benim halkımı kendi topraklarını ziyaret etmeye çağırdı. Ta uzaklardan kanolarla ve orman patikalarından gittik gördük ve petrolle birlikte gelen bütün belaları öğrendik.

Her şeyden çok da şunu öğrendik: Şirket ormanı görmüyor. Onlar bizi görmüyor. Onlar, neyi görmek isterlerse onu görüyor. Bizim bahçe olarak gördüğümüz yerleri onlar petrol kuyusu olarak görüyor. Bizim hayat diye gördüğümüz şeyi onlar para olarak görüyor.

Hayat tarzımızı ve ormanlarımızı nasıl koruruz? Sorumuz buydu.

Topraklarımızdan geçen bütün dereleri ve patikaları gösteren bir harita çıkarmayı kararlaştırdık. Şifalı bitki bahçelerimizi, av sahalarımızı, kutsal mekânlarımızı, hepsini. Topraklarımızın haritasını çıkarmak halkımızı bir araya getirdi. Gençlerimizle ihtiyarlarımız topraklarımızda birlikte iz sürdüler, eski günlerdeki gibi. Mızraklarla değil, GPS’le, video kameralarıyla, tuzak kameralarla.

Şimdi, hükümet topraklarımızı petrol şirketlerine satmak istiyor. Ama biz birlik olduk. Toprağımız satılık değil. Önümüzdeki haftalarda hükümeti dava edeceğiz, bize ait topraklarda ne olup biteceğine karar verme hakkımıza saygı göstermesini mahkemeden talep edeceğiz.

Ceibo İttifakı içinde birlikte çalışmakla halklarımız şimdi her zamankinden daha güçlü. Birbirimizin kavgasına destek oluyoruz. Kofan dostlarımız altın madencilerine karşı daha şimdiden büyük bir zafer kazandı; biz Waoraniler de onları destekledik.

Siona halkı da kavgasını Amerikalılar Arası İnsan Hakları Komisyonu’na taşıyor ve kendi haklarına Kolombiya hükümetinin saygı göstermesini talep ediyor. Siekopai halkı da Peru’da kauçuğa hücum yıllarında kendilerinden çalınan ata topraklarını yeniden kendi adlarına kayıtlıyor.

Waoranilerin ormanlarımızı korumak için giriştiğimiz kavgada galip geleceğini biliyorum. Zira yalnız değiliz. Birlikte savaşıyoruz.

Ve şimdi, bir kadın olarak, bir anne olarak, bir su koruyucusu ve orman savunucusu olarak, hayat tarzımızı, ormanlarımızı ve gezegenimizi savunma kavgamızda sizi bizimle birlikte olmaya çağırıyorum.

Yukarıdaki metin, Ceibo İttifakı kurucularından Nemonte Nenquimo’nun, uzak Ekvator Amazon bölgesindeki evinden gelip California’nın Marin şehrinde yapılan bu yılki Bioneers (Hayat Öncüleri) konferansı’nda canlı dinyeliciler önünde yaptığı açılış konuşmasından alınmıştır. Bu yazı Profiles in Community Action (Topluluk Eylemlerinden Profiller) serisinin bir parçasıdır. Bu seri de Rainforest Action Network (Yağmur Ormanları Ağı) kuruluşunun Community Action Grant (Topluluk Eylemi Bursu) alan kişilerin direniş mücadelelerinden kaynaklanmaktadır. Makale, Bağımsız Medya Enstitüsü’nün (Independent Media Institute) bir projesi olan Toprak/Gıda/Hayat [Earth/Food/Life] kuruluşu tarafından üretilmiştir.

(İngilizceden çeviren: Ömer Madra)

Bu yazı acikradyo.com.tr/ den alınmıştır

Nemonte Nenquimo

Dünya Sağlık Örgütü: Engelli sayısı gün geçtikçe artıyor!

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya nüfusunun hızla yaşlanması ve kronik hastalıklardaki artış engelli sayısını gün geçtikçe artırıyor. Buna göre 7 milyardan fazla olan dünya nüfusunun bir milyardan fazlasında çeşitli engellilik durumu bulunuyor. Çocuk engelli sayısı 100 milyonu geçiyor, engelli bireylerin %80’i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor ve “Dünyanın en ötekileştirilmiş grupları” arasında yer alan engelli bireylerin % 50’si sağlık hizmetlerini karşılayamıyor.Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya nüfusunun hızla yaşlanması ve kronik hastalıklardaki artış engelli sayısını gün geçtikçe artırıyor. Buna göre 7 milyardan fazla olan dünya nüfusunun bir milyardan fazlasında çeşitli engellilik durumu bulunuyor. Çocuk engelli sayısı 100 milyonu geçiyor, engelli bireylerin %80’i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor ve “Dünyanın en ötekileştirilmiş grupları” arasında yer alan engelli bireylerin % 50’si sağlık hizmetlerini karşılayamıyor.

Birleşmiş Milletler (BM), engelli bireylerin haklarına, yaşadıkları zorluklara ve sorunların çözüm yollarına dikkat çekmek amacıyla 1992’de 3 Aralık’ı “Dünya Engelliler Günü” ilan etti.

BM, engelli bireyleri “kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtsal ya da sonradan meydana gelen herhangi bir
noksanlık sonucu yapamayanlar” olarak tanımlıyor.

DSÖ verilerine göre, engelliler “dünyanın en ötekileştirilmiş grupları” arasında yer alıyor.

Örgüt, engelliliğin artık bir insan hakları konusu olduğunun anlaşıldığına vurgu yaparak, insanların sadece bedenleri tarafından değil toplum tarafından da engellendiğine dikkati çekiyor.

DSÖ, hükümetler, sivil toplum kuruluşları (STK), uzmanlar, engelli bireyler ve ailelerinin ortak çalışması sonucu söz konusu engellerin üstesinden gelinebileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

Türkiye’de durum

Nüfusumuzun yüzde 12.29’u yani yaklaşık 10 milyon birey engelli. TÜİK verilerine göre 6 yaş ve üzeri engellilerin neredeyse yarısı okuryazar bile değil. Eğitim, sağlık, ulaşım, gündelik hayata katılım gibi pek çok sorunla karşı karşıya olan engelliler ve aileler, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü öncesinde dün yurt genelinde çeşitli etkinlikler düzenledi. Alanlara çıkan engelliler ve aileleri “Engellenmek istemiyoruz. Adil, özgür, erişilebilir bir hayat istiyoruz” söylemini bir kez daha yineledi.

Önyargı tek engel


İzmir’de Eşpedal Derneği üyeleri, erişilebilir ulaşıma dikkat çekmek amacıyla dün Üçkuyular’dan Gündoğdu Meydanı’na pedal çevirdi. Aralarında görme, işitme ve bedensel engellilerin bulunduğu grup üyeleri, el ve tandem bisikletlerini kullanarak engelin bedende olmadığını gösterdi. Bisikletli grup, “Birlikte pedallıyoruz, algıları değiştiriyoruz”, “Cehalet ve önyargı tek engel” yazılı dövizler taşıdı. Etkinlik sonunda basın açıklamasını okuyan görme engelli Emine İşler, bisikletle erişilebilir ulaşım istediklerini belirterek, görme engelliler için yapılan sarı çizgilerin bir direğe ya da ağaca çarptığına, taşıtların sarı çizgilere park ettiğine dikkat çekti.

Spor ve sanat iyileştirir

Engelliler Günü nedeniyle düzenlenen Barikat Film Festivali kapsamında yüzlerce bisikletli, engellilerin yaşadığı zorluklara farkındalık oluşturmak amacıyla dün İstanbul’un Avrupa yakasından Asya yakasına pedal çevirdi. Etkinlik Üsküdar Meydanı’nda son buldu. Barikat Sanat Atölyesi Derneği, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Cervantes Enstitüsü, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul Valiliği’nin katkılarıyla düzenlenen festivalin bu yılki ev sahipliğini Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın üstlendi. Uluslararası Barikat Film Festivali Başkanı Hüseyin Nacar, sanatın ve sporun iyileştirici gününe inandıklarını belirtti.

CHP liderinden destek

Türkiye Sağırlar Milli Federasyonu, Maltepe Belediyesi’nin katkılarıyla, işitme engelliler için Ayten Alpman’ın “Memleketim” şarkısına işaret diliyle klip çekti. Siyaset, sanat, tarih ve televizyon dünyasından pek çok ünlü isim, engellilere destek amacıyla kamera karşısına geçti ve şarkısını işaret diliyle seslendirdi. Aralarında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tarihçi yazar İlber Ortaylı, tiyatro sanatçısı Genco Erkal, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, oyuncular Sarp Levendoğlu, Burç Kümbetlioğlu ve Berk Oktay’ın bulunduğu ünlü isimler, işaret dilini kullanarak şarkıya eşlik etti. Sosyal medyada yayımlanan klip, büyük ilgi gördü.

İşitme engelliler ise, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü etkinlikleri kapsamında Anıtkabir’i ziyaret etti. Ziyaretin ardından Türkiye Sağırlar Milli Federasyonu (TSMF) Başkanı Ercüment Tanrıverdi, Türk işaret dili ve sağır hakları yasalarının çıkarılmasını talep etti. Tanrıverdi ve beraberindeki işitme engelliler, dün Anıtkabir’i ziyaret etti. Atatürk’ün mozolesine çiçek bırakılmasının ardından heyet Anadolu Meydanı’na yürüdü. Meydanda konuşan Tanrıverdi, işitme engellilerin gece vardiyasında çalışma zorunluluklarının kaldırılması gerektiğini belirterek, işitme engelli yurttaşların, işaret dili tercümanlarından daha çok yararlanması gerektiğini söyledi. Tanrıverdi, “3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde sadece kamu değil, özel sektörde çalışan engellilere de izin verilsin, 7 Haziran Türk İşaret Dili Bayramı’mız resmi bayram ilan edilsin istiyoruz. Tüm siyasi partilerimizin bizleri anlamasını, ülkenin sağırları söz konusuysa oy birliğiyle destek olsunlar istiyoruz” dedi. İşitme engelliler ayrıca, “Sağırlara uygun eğitim modeli istiyoruz”, “Bankalar! Biz sağırız telefonla aramayın!” pankartları taşıdı.

(Cumhuriyet, NTV)

Hande Kader cinayeti davasında 1 kişiye tutuklama

2016 yılında 23 yaşında katledilen trans kadın Hande Kader’in davasında şüpheli bir kişi hakkında tutuklama talep edildi. 

6 Ağustos 2016’da kaybolduktan sonra 13 Ağustos’ta cansız bedenine ulaşılan Kader’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmasında 1 kişi hakkında tutuklama talep edildi. Şüpheli 19 Ekim tarihinde İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği’nce tutuklanırken, soruşturmanın güvenliği öne sürülerek Cumhuriyet Savcılığı’nın talebiyle İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararıyla soruşturma hakkında gizlilik kararı verildi.

Hande Kader, 2015 yılında Taksim’de düzenlenen Onur Yürüyüşü’nde polisin eylemcilere karşı tazyikli su, plastik mermi ve biber gazı ile müdahale ettiği sırada, TOMA’nın karşısına oturarak polis müdahalesine karşı koyduğu görüntüleriyle hafızalara kazınmış, tam 1 yıl sonrasında ise katledilmişti.

(Artı Gerçek, İleri Haber)

(İleri Haber)

FAO’dan Türkiye vatandaşları ve Suriyeli mülteciler için “İstihdam Fuarı”

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarımsal mesleki eğitim projesinden yararlanan 200’e yakın mülteci ve Türk vatandaşı için Şanlıurfa’da bir İstihdam Fuarı düzenlenecek. 

4 Aralık Salı günü yapılacak İstihdam Fuarı kapsamında teorik ve işbaşı eğitimlerini tamamlayan Suriyeli mülteciler ve Türkiye vatandaşları potansiyel işverenler ile bir araya gelme fırsatı yakalayacaklar.

Japon Hükümeti tarafından fonlanan ve Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Kilis Belediyesi ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi BELTUR A.Ş. işbirliğinde yürütülen projede, geçici koruma statüsündeki kişilerin çalışma izni başvuruları ve mevsimlik tarım işçilerine yönelik çalışma izni muafiyeti, tarımda çalışanlara yönelik sosyal güvenlik gereklilikleri gibi konularda bilgi verilecek ve kursiyerler potansiyel işverenler ile bir araya gelme fırsatı bulacaklar.

Fuar açılışında FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu’nun yanı sıra Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Akio Miyajima, proje ortaklarından T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü yetkilisi, Şanlıurfa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü İl Müdürü Dr. Murat Çakmaklı açılış konuşmalarını gerçekleştirecek. Fuarda T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü, Uluslararası Koruma Geçici Koruma ve Muafiyetler Daire Başkanlığı ve İl Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğü’nden yetkili ve uzmanlar geçici koruma statüsündeki kişilerin çalışma izni başvuruları, mevsimlik tarım işçilerine yönelik çalışma izni  muafiyeti ve sosyal güvenlik gereklilikleri üzerine bilgilendirme yapacaklar.

FAO, proje faaliyetleri kapsamında ayrıca T.C. İç İşleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yakın işbirligi içinde çalışmaktadır. Projenin uygulayıcı paydaşları arasında Kilis ve Şanlıurfa illerindeki İl Tarım ve Orman Müdürlükleri ile Kilis Belediyesi ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi BELTUR A.Ş. bulunmaktadır.

Proje kapsamında kırılgan durumdaki Suriyeli mültecilerin ve Türkiye vatandaşlarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi amacıyla kursiyerlere tarımsal teorik ve mesleki eğitimler veriliyor. Eğitimlerini tamamlayan kursiyerlerin ekonomik bağımsızlıklarını elde edebilmeleri için uzun dönemli istihdamları hedefleniyor.

Yer: El-Ruha Oteli, Şanlıurfa (Yeni Mahallesi, Haleplibahçe Cd. 155/A, 63210 Merkez/Şanlıurfa), Saat : 09.30 – 14.30

(Yeşil Gazete)

Üç rapor bir soru – Ergin Yıldızoğlu

Bu yazı cumhuriyet.com.tr/ den alınmıştır

Geçen günlerde yayımlanan üç rapor, çok önemli bir soruyu gündeme getirdi. Raporlardan ikisi küresel ısınma, iklim değişikliği eğilimleri ve olası sonuçlarıyla ilgili. Üçüncüsü de Uluslararası Enerji Ajansı’nın (UEA) 2018 Dünya Enerji Raporu. Soruya gelince o yazının sonunda…

Beklenenler oluyor

Bu yıl boyunca televizyon kanallarında ABD’nin doğu kıyılarını vuran kasırgalara, batı kıyısında patlak veren orman yangınlarına ilişkin çok çarpıcı görüntüler, can kaybına ilişkin haberleri izledik. Federal hükümetin 23 Kasım’da yayımlanan yaklaşık 1600 sayfalık İklim Değişikliği Değerlendirme Raporu, bugün egemen olan eğilimler devam ederse, yüz yıl sonuna kadar ABD’de ortalama sıcaklıkların 3-12 derece yükseleceğini bunun da ülkenin büyüme hızından yüzde 10 oranında kesinti yapabileceğini hesaplıyor.

Yalnızca geçen 3 yılda ABD’de iklim krizinden dolayı yaşanan felaketler, ekonomiye 44 milyar dolar ek yük getirerek toplam iklim krizi faturasını 400 milyar dolara yükseltmiş, Rapora göre aşırı sıcaklardan kaynaklanacak ölümlerin ekonomiye getireceği yük 2090 yılına kadar 140 milyar dolara, su seviyesinin altında kalacak gayrimenkullerin maliyeti de 507 milyar dolara ulaşabilecek.

İDD Raporu, küresel ısınmadan kaynaklanacak yangınlara, kasırgalara ani su baskınlarına ve sellere ilişkin olarak, önceki yıllarda yayımlanan raporların uyarılarında dile getirilen beklentilerin gerçekleşmekte olduğunu vurguluyor.

İDD Raporu, buzulların, kar tabakalarının erimeye, deniz seviyelerinin yükselmeye, ısınmaya, asit oranlarının artmaya, denizlerde yaşayan canlıların daha serin sulara doğru göçmeye başladığına işaret ederek, “Gezegenin ısınmaya devam ettiğinden hiç şüphe yok” diyor.

Gereken önlemler alınmıyor

BM’in 26 Kasım’da yayımladığı rapor, 2015 Paris Anlaşması’nda konulan hedeflere ulaşılamadığını, ülkelerin küresel ısınma eğilimlerini geri çevirmek için gereken önlemleri almadığını savunuyor.

Acilen gereken önlemler alınarak, sera gazları emisyonlarında en az yüzde 25 oranında bir azalma gerçekleştirilemediği takdirde küresel ısınma artmaya devam edecek, 2015 anlaşmasının koyduğu (endüstri öncesi dönemin ortalamalarına göre), dünyada yaşamın geleceği açısından kritik 2 derece sınırı 2030 yılına kadar aşabilecek.

BM raporuna göre, toplam emisyonun yüzde 60’ını gerçekleştiren 57 ülke, sera gazları emisyonlarını 2030’dan önce azaltma yolunda ilerliyor. Buna karşılık en çok sera gazı üreten ülkeler, başta ABD olmak üzere 2015 hedeflerinin gerisinde kalıyorlar.

Birinci sıradaki ABD’de, Pentagon küresel ısınmanın getirmekte olduğu güvenlik sorunlarına uyum sağlayabilmek için gereken önlemleri almaya çalışırken, Trump yönetimi küresel ısınmaya inanmıyor, 2015 Paris Anlaşması’ndan çıkıyor. Dünyanın en büyük yağmur ormanlarına sahip, aynı zamanda 7. büyük sera gazı üreticisi olan Brezilya’da seçilen faşist devlet başkanı da Paris Anlaşması’ndan çekileceğini söylüyor. Dışişleri Bakanlığı’na getireceği adam, küresel ısınmanın “emperyalist komplo” olduğuna inanıyor. Geçen hafta, Brezilya, 2019’da Rio’da yapılması planlanan iklim zirvesine ev sahipliği yapmayacağın açıkladı.

Durum gerçekten vahim! UEA’nın geçen hafta yayımlanan raporunda, hidrokarbonların, (petrol, gaz, kömür) bugün de, 10 yıl önce olduğu gibi, toplam enerji arzının yüzde 81’ini oluşturduğuna işaret ediliyor. Aynı dönemde yenilenebilir kaynakların payı yüzde 1’den yüzde 7’e çıkmış. 2040’a gelindiğinde hidrokarbonların payı en fazla yüzde 74’e düşebilecekmiş. Rapor “yenilenebilir kaynaklar, henüz hidrokarbonların yerine geçemiyor, geçebilecek gibi de görünmüyor” diyor.

Geçen hafta, The Economist, “İklim değişikliğini önlemek neden bu kadar zor” diye soruyordu. Verdiği cevap ise, gerekli kurumların ve siyasi iradenin yokluğuyla ilgiliydi. Buna karşılık, muhafazakâr The New York Post’daki bir yorum, gerçeğe çok daha yakın. NYP yazarına göre, gereken önlemleri alma konusunda, “sorununun siyasi irade yokluğundan öte, önemli bir maliyet boyutu var: Görece ucuz, verimli fosil yakıtlar, rekabet düzeyini düşürücü yeşil-enerji kaynaklarıyla değiştirilmek isteniyor”.
Sermayenin birikim dinamikleriyle, sera gazları üretimi arasında yakın bir ilişki var. Büyük durgunlukta az da olsa gerileyen CO2 emisyonu, dünya ekonomisindeki, ilk toparlanma işaretleriyle birlikte yeniden artmaya başladı. Kapitalist uygarlıkta büyüme eğilimi, gezegeni yok etme eğilimiyle at başı gidiyor.

Bu da bizi, “insanlık, hatta gezegendeki canlılar, kendini ‘ucuz’, ‘verimli’, ‘rekabet gücü’ gibi kavramlarla ifade eden kapitalist gerçekçilik canavarının büyüme (birikim) saplantısıyla birlikte yaşamaya, daha ne kadar dayanabilir” sorusuna getiriyor.

Bu yazı cumhuriyet.com.tr/ den alınmıştır

Ergin Yıldızoğlu

BM İklim Zirvesi 200’e yakın ülkenin katılımı ile Polonya’da başladı

200’den fazla ülke Katowice Polonya’da eski bir kömür madeninde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi için bir araya geliyor. 2 Aralık’ta Katowice Kömür Tarihi Müzesi’nde başlayan ve iki hafta boyunca sürecek olan Zirve’nin en önemli gündem maddesinin Paris Anlaşması Kural Kitabı olması bekleniyor. 2015 yılında kabul edilen Paris Anlaşması’nın etkin bir biçimde uygulanabilmesi için son önemli dönemecin bu Kural Kitabı olduğu belirtiliyor.

Uzmanlar, Paris Anlaşması’nın nasıl uygulanacağına dair içerecek olan bu kılavuzun, şeffaf, kapsayıcı olması ve esnek yapılar içererek ile ülkelerin sosyal ve ekonomik farklılıklarına cevap verebiliyor olması gerektiğini belirtiyorlar. Aynı zamanda, Hükümetlerin birbirine daha fazla güvenmelerini sağlayacak ölçme değerlendirme kriterlerini de karşılayabilmesi gerekiyor. Delegeler 300 sayfayı bulan teklifleri değerlendirmesi ve Paris Anlaşması’nın temel kurallarını içeren metnini ortaya çıkması için 2 hafta boyunca yoğun mesai harcayacaklar.

Bu önemli mesainin başka büyük bir kısmı ise Talanoa Diyalogu’na harcanacak. Fiji dilinde, samimiyetle ve yapıcı bir diyalog anlamına gelen Talanoa kavramının benimsenmesi ile beraber Talanoa Diyalogu adı verilen Kolaylaştırıcı Diyalog toplantıları COP24 sırasında ilk defa yapılacak. Ülkelerin iklim değişikliği ile mücadelede kaydettikleri ilerlemeleri ortaya koyabilmeleri için Paris Anlaşması kapsamında oluşturulan bu gözden geçirme süreci, küresel çapta atılan adımları ortaya koyarak iklim değişikliği ile mücadelenin elini yükseltmek amacı taşıyor.

Nitekim UNFCCC tarafından Zirve’nin ilk gününde yayımlanan basın bülteninde bu unsurlara vurgu yapıldı. Basın bülteni aynı zamanda 2020 öncesindeki iklim eylemini de hızlandırmanın aciliyetini belirtti.

“Kaliforniya’dan Kerala’ya, Tonga’ya ve Japonya’ya Dünya’nın her yerinde artan yıkıcı iklim afetlerinin gerçekleştiği yılın sonunda düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP24), Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nın uygulama kılavuzlarına son halini vermek için toplandı.”

Türkiye ve İklim Müzakereleri

Zirve’de Türkiye de Bakan Yardımcısı düzeyinde temsil ediliyor. Türkiye’nin iklim müzakereleri çerçevesinde kendine özgü bir durumu bulunuyor. Türkiye UNFCCC (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) gelişmiş ülkeler ile aynı listede (EK-1) yer alıyor. Bu listede yer alan tek gelişmekte olan ülke olan Türkiye bu durumu yüzünden kabul edilmiş özel koşullara sahip. 2004 yılında UNFCCC’yi ve 2009 yılında Kyoto’yu onaylayan Türkiye, gelişmiş ülke sınıflandırması neticesinde Yeşil İklim Fonu ve Temiz Kalkınma Mekanizması gibi desteklere mevcut durumda ulaşamadığı için Paris Anlaşması’nı onaylamıyor.

İklim Haber’in konu hakkındaki “BM İklim Müzakereleri ve Türkiye” adlı İklim Haber tarafından hazırlanan bilgi notu, bu konu hakkında yaşanan süreçleri özetliyor. BM İklim Müzakereleri ve Türkiye bilgi notunu bu bağlantı üzerinden okuyabilirsiniz. 

Yeşil Gazete, COP24’ü yerinde takip ediyor!

İklim Zirvesi’ni Yeşil Gazete her yıl olduğu gibi bu sene de yerinde takip ediyor. İklim Haber ve Toplumsal Bilgi İletişim Derneği de Katowice’den bilgi akışı sağlıyor. İklim haber bu kapsamda, haberlere ve gündeme hızlı ulaşılabilmesi için bir whatsApp bildirim kanalı da açtı.

İlgili kanala buradan üye olarak, iklim politikası ve ekonomisi hakkındaki son gelişmelere hızlı bir şekilde erişebilirsiniz.

BM sitesinden günlük program

Birleşmiş Milletler resmi sitesi üzerinden de zirve’de resmi oturumlara ve müzakerelere dair günlük program anlık olarak yayınlanacak. BM günlük programını bu bağlantı üzerinden takip edebilirsiniz.

(Yeşil Gazete)

G20’den ABD’nin ‘yeniden müzakere’ talebine ret, ‘Paris İklim Anlaşması’na devam kararı

Arjantin’de düzenlenen G20 Zirvesi Sonuç Bildirgesi’nde ABD’nin itirazlarına rağmen Paris İklim Anlaşması’nın aynen uygulanmasına vurgu yapıldı.

Arjantin’de düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nin Sonuç Bildirgesi yayınlandı. Bildirgede uluslararası düzenin kurallara bağlı şekilde sürdürülmesine, ABD’nin itirazlarına rağmen Paris İklim Anlaşması’nın aynen uygulanmasına ve Dünya Ticaret Örgütü’nün reforme edilmesine vurgu yapıldı.

Bildirgede geleceğe yönelik işbirliği, kalkınma için altyapı, sürdürülebilir gıda stratejisi ve cinsiyet eşitliği gibi başlıkların kapsamlı şekilde ele alındığı kaydedildi.

31 maddeden oluşan ve ağırlıklı olarak uluslararası ekonomik düzene vurgu yapılan bildirgede, öncelikle kurallara bağlı bir uluslararası düzenin işlediğinden emin olmanın önemine işaret edildi.

Uluslararası ticaret kurallarının ülkeleri dezavantajlı duruma sokmaması gerektiğine dikkat çekilen bildirgede, Dünya Ticaret Merkezinin (DTÖ) bazı fonksiyonlarının yetersiz kaldığına ve bunların reforme edilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

G20 Sonuç Bildirgesi’nde, iklim değişikliği ile mücadele konusunda Paris Anlaşması’na “güçlü bir bağlılık” ifade edildi. Ancak bildirgede, ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesi yönündeki kararına da hatırlatma yapıldı.

Trump, seçim kampanyasında da vadettiği üzere, ABD’yi Paris Anlaşması’ndan çekmişti. Bildirgede, iki gün süren zirvenin en büyük fikir ayrılığı yaşanan konularından biri olan Paris mutabakatının “geri dönülemez” olduğu belirtildi ve Trump’ın anlaşmanın yeniden müzakere edilmesi için yaptığı çağrı reddedildi.

(Artıgerçek)

Köln ve Berlin’de 40 bin iklim aktivisti Federal Hükümet’i protesto etti

Polonya’da yapılan Dünya İklim Konferansı öncesi, Köln ve Berlin’de 40 bine yakın gösterici, Federal Hükümet’in iklim politikasını protesto etti.

Dünya İklim Konferansı’nın başlamasına iki gün kala, Almanya’nın Köln ve Berlin kentlerinde binlerce kişi sokağa dökülerek, enerji kaynağı olarak kömürden vazgeçilmesi sürecinin hızlandırılması talebini yineledi ve Berlin hükümetinin iklim politikasını protesto etti. Organizatörlerin verdiği bilgiye göre, Köln’deki protesto yürüyüşüne 22 bin kişi katılırken, Berlin’de Başbakanlık binası önündeki gösteriye 16 bin kişi katıldı.

Greenpeace yöneticisi Martin Kaiser, Almanya’nın iklim koruma konusunda örnek oluşturması gerektiğini vurguladı. Katoviçe’deki Birleşmiş Milletler 24. İklim Konferansı bugün başlayacak. Tüm dünyadan üst düzey politikacıların beklendiği konferansta Almanya’yı Federal Çevre Bakanı Sosyal Demokrat Svenja Schulze, Türkiye’yi de Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum temsil edecek. 197 ülkeden delegeler, 14 Aralık tarihine kadar görüşmeler yaparak, Paris İklim Anlaşması’nın hayata geçirilmesini ele alacak.

(Akşam)