Ana Sayfa Blog Sayfa 2189

İstanbul’da 65 yaş üstü 50 bin kişiye gıda kolisi

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya yeni tip koronavirüs (Covid-9) salgınına karşı alınan önlemler kapsamında 65 yaş üstü ve maddi durumu iyi olmayan 50 bin kişiye altı  hafta boyunca gıda kolisi yardımı yapılacağını duyurdu.

Yerlikaya uygulama ile ilgili şunları söyledi: “Bu uygulamanın kararlılıkla sürdürülebilmesi salgınla mücadelede çok büyük önem taşıyor. Kronik hastalığı bulunan ve yaşlılarımıza virüs bulaşmasını önlemenin tek yolu vatandaşlarımızın gönüllü olarak karantina uygulamasıdır. 65 yaş ve üstü olan büyüklerimizden maddi durumu iyi olmayan, kronik rahatsızlığı olan evlerinde ihtiyaçlarını karşılayacak yakınları bulunmayan bu vatandaşlarımızın sokağa çıkmadan temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla VEFA Sosyal destek grupları kurduk.”

300 bin koli

Uygulamanın başladığı günden bu yana İstanbul genelinde 39 bin 614 vatandaşın çağrısına cevap verildiğini, 36 bin 301 kişinin taleplerinin yerine getirildiğini açıklayan Vali, “Sosyal ve yardımlaşma dayanışma vakıflarınca belirlenen 65 yaş üstü ve maddi durumu iyi olmayan yaklaşık 50 bin vatandaşımıza düzenli olarak 6 hafta boyunca gıda kolisi ulaştıracağız. Hayırseverlerimizin desteğiyle 300 bin gıda kolisi hazılıyoruz” dedi.

Gıda kolileri, pazartesinden itibaren mobil uygulama firması “Getir” tarafından teslim edilecek.

Korona konusunda huzurluyuz, çünkü bilgilendiriliyoruz – Mehtap Doğan

Letonya- 12 Aralık’ta Çin‘de başlayan koronavirüs salgını, kısa süre içerisinde bütün dünyanın ortak sorunu haline geldi. 25 Mart itibariyle, dünya genelinde ölü sayısı 18 bin 916’ya, vaka sayısı ise 422 bin 989’a ulaştı. En yüksek ölü sayısı 6 bin 820 ile İtalya’da görüldü. Kara sınırlarını kuzeyde Estonya, güneyde Litvanya, doğuda Rusya ve Belarus ile paylaşan Letonya’daki vaka sayısı ise 221.

Yaklaşık iki yıldır, “Baltıkların İncisi” olarak anılan, Letonya’nın başkenti Riga’da yaşıyoruz. Bir süredir biz de gözümüzü haberlerden ayırmıyor, harıl harıl web sayfalarını tarıyor, neredeyse başka şey konuşmuyoruz, ancak huzurluyuz! Bu ülkede göçmen olmamıza rağmen kendimiz için değil, Türkiye’de yaşayan yakınlarımız adına kaygılanıyoruz. Bu endişe verici süreçte, psikolojik tahribat yaşamamamızın en önemli nedeni hiç şüphesiz, virüsün ortaya çıktığı andan bu yana hükümet yetkilileri ve basın organları tarafından düzenli olarak bilgilendiriliyor olmamız. Bir başka neden ise ülke halkının alınan kararlara karşı sergilediği sadık tutum.

Letonya’nın korona günlüğü

Letonya’da korona hakkındaki ilk uyarı 31 Ocak 2020’de, Letonya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapıldı. Wuhan veya Çin‘e yolculuk yapacakların, seyahat etme gereksinimlerini tekrar gözden geçirmelerini isteyen bakanlık, Çin’den dönen ve koronavirus enfeksiyonu semptomları yaşayan herkesin tıbbi destek almasını istedi. Hatta, 3 Şubat’ta, Wuhan’da yaşayan ve ülkesine dönmek isteyen bir Letonya vatandaşı, Fransız hükümetine ait, boş bir uçakla Paris‘e götürülüp, 14 gün karantina altında tutulduktan sonra ülkeye kabul edildi. Çin’e koruyucu kıyafet, maske, solunum cihazı, salgın önleme ve kontrol malzemeleri bağışlayan Letonya’da ilk gerilim, otobüsle Riga’dan Estonya’nın başkenti Tallinn‘e giden bir yolcunun rahatsızlanması sonucu yaşandı. İran‘dan ayrılıp Türkiye’ye, oradan da Riga’ya uçan yolcunun, şehir merkezinde en az iki buçuk saat harcadığı ve toplu taşıma araçlarını kullandığı tespit edildi. İran vatandaşının yolda hastalanması üzerine, Tallinn otobüs terminaline ambulans çağrıldı. Böylece, sınır komşusu Estonya’da, ilk Covid-19 vakası doğrulamış oldu. Takvimler 27 Şubat’ı gösteriyordu.

İlk vaka

Ülke içinde ilk korona vakasına ise 2 Mart’ta rastlandı. O güne kadar Letonya’da 114 kişiye Covid-19 testi uygulanmış ve tüm sonuçlar negatif çıkmıştı. Milano’dan yola çıkıp, Münih üzerinden Riga’ya gelen hasta, hızlıca tedavi altına alındı. Durumu önemli ölçüde iyileştikten sonra tekrar test yapıldı. Testin negatif sonuçlanmasının ardından hasta, 14 gün boyunca kendini karantinada tutması koşuluyla, Letonya Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi’nden taburcu edildi. Aynı gün Letonya Hükümeti çeşitli anti-koronavirus önlemleri için, Sağlık Bakanlığı’na 2,6 milyon euro ek ödenek tahsis ettiğini açıkladı. Ülkenin koronavirus için hazırlıklarını değerlendiren Sağlık Bakanı Ilze Viņķele’nin Letonya’ya notu ise 10 üzerinden 8 oldu.

Letonya Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, 8 Mart’ta virüs taşıyan ikinci bir vakaya rastlandığını, hastanın bir gün önce, Milano-Riga uçağıyla ülkeye giriş yaptığını duyurdu. Covid-19 testi pozitif çıkan ve İtalya’nın bir dağ beldesi olan Cervinia‘daki kayak merkezinde bir süre bulunan hasta, Riga Doğu Klinik Üniversite Hastanesi Bulaşıcı Hastalık Merkezi’nde tedavi altına alındı. Bu olaydan bir gün sonra ise, Letonya’daki teyit edilmiş Covid-19 vakalarının sayısı altıya yükseldi. Enfekte olanların hepsi yakın zamanda Kuzey İtalya’dan geri dönenlerdi. 10 Mart’ta İtalya’dan dönen iki kişi daha listeye eklenince, hasta sayısı sekize ulaştı.

Ve yasaklar başladı

 12 Mart’ta Başbakan Krišjānis Kariņš, hükümetin olağanüstü hal ilan ettiğini ve 13 Mart’tan 14 Nisan’a kadar geniş katılımlı kamu toplantılarının yasaklandığını, tüm eğitim kurumlarının kapatıldığını, uzaktan eğitime geçileceğini duyurdu. Festival ve konser cenneti olan Letonya’da, 20 Mart’a kadar en az bin 600 kültür ve eğlence etkinliği ya iptal edildi ya da ertelendi. Çok geçmeden hükümet kanadından yeni bir açıklama daha geldi. Finansal olarak koronavirüsten etkilenen işletmelere, devlete ait olan ALTUM Kalkınma Bankası aracılığıyla, bir milyar euro destek verileceği ilan edildi. Bu açıklamaların üzerine, Maliye Bakanı Jānis Reirs, Letonya’nın 2008 mali krizine kıyasla finansal durumunun daha iyi olduğunu, Tarım Bakanı Kaspars Gerhards ise gıda kıtlığı beklenmediğini ve iç gıda üretiminin nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabileceğini söyleyerek yüreklere su serpti.

Acil durum tedbirleri listesi ise 14 Mart’ta duyuruldu. Başbakan, 17 Mart’tan itibaren uluslararası seyahatlerin durdurulacağını, ancak bu uygulamanın, gıda sevkiyatlarını ve ülkelerine dönmek isteyen yabancıları kapsamadığını açıkladı. Ayrıca, kamuya açık etkinlikler ve geniş katılımlı toplantılar yasaklandı, İki gün sonra Letonya Eyalet Polisi tarafından gerçekleştirilen 376 kontrolde, 14 COVID-19 acil durum önlem ihlali vakası kaydedildi.

Teyit edilmiş vakaların sayısı, 17 Mart’ta 71’e yükseldi ve Letonya içinde ilk kez bir çocuğa Covid–19 tanısı konuldu. Sağlık Bakanı Viņķele, enfekte olmuş hastalar için mevcut yatak sayısının 120 olduğunu, ancak yeniden yapılanma ile bu sayının 400’e çıkarılabileceğini, daha riskli durumlarda ise bin yatağa yükseltilebileceğini söyledi. Hasta sayısında olası bir artış yaşanması ihtimaline karşı hastanelerin çoğu, kritik operasyonlar dışındaki hasta kabullerini azaltmaya veya durdurmaya başladı.

‘Yanınızdayız, teşekkürler’

 Letonya Enfeksiyonoloji Merkezi Başhekimi Baiba Rozentāle, 19 Mart’ta, başka ülkelerden geri dönen insanların karantinada kalmalarının önemini vurgulayan bir açıklama yaptı. Aynı gün, bir halk hareketi başladı ve saatler 21:00’i gösterdiğinde pek çok insan, evlerinin pencerelerine, balkonlarına, bahçelerine çıkarak sağlık görevlileri, polisler, öğretmenler, eczacılar, satış sorumluları, gazeteciler gibi çalışmak zorunda kalan kesimleri alkışlamaya ve hep bir ağızdan “sakām paldies” (teşekkür ederim) diye bağırarak destek vermeye başladı.

Ertesi gün, bağımsız milletvekili Artuss Kaimiņš Twitter’da Covid-19 için yaptırdığı testin olumlu sonuç verdiğini paylaştı ve o güne kadar bir araya geldiği herkesten özür dileyerek, risk altındakileri test yaptırmaya çağırdı. Kaimiņš ile temas halindeki diğer parlamento üyeleriyle bakanlar teste tabi tutuldu.

Letonya tarihinde bir ilk  

Letonya hükümeti, 24 Mart’ta koronavirüsün yayılmasını önlemek amacıyla alınması gereken önlemleri açıkladı. Çevrimiçi telefon ve sohbet hizmetleri aracılığıyla yapılan hükümet toplantısı, Letonya tarihindeki ilk “sanal” kabine toplantısı olarak kayda geçti. Toplantıda, birbirleriyle temas eden insanların sayısını azaltmak için, gıda, ev eşyaları, evcil hayvan ürünleri, bahçe malzemeleri satan dükkanlar, eczaneler ve gözlükçülerin hafta sonlarında açılmasına izin verilmesi, lüks eşya, giyim gibi diğer perakende satış mağazalarının ve spor merkezleriyle salonlarının tamamen kapatılması kararlaştırıldı.

Çok geçmeden Letonya tarihinde bir ilk daha yaşandı ve bakanlar basın mensuplarıyla internet üzerinden canlı yayın yaparak buluştular. Online basın toplantısında, Maliye Bakanı Jānis Reirs, mevcut krizle başa çıkmak için gerekli bütçe manipülasyonlarını özetlerken; Sağlık Bakanı Ilze Viņķele, Letonya halkına virüsten korunma kurallarına uymaları konusunda gösterdikleri hassasiyet, dayanışma ve vatanseverlik için teşekkür etti.

Sağlık Bakanlığı 24 Mart’ta, test verimliliğini artırmak ve sağlık masraflarından tasarruf etmek için hafif semptomları olan kişilerden risk altındaki gruplara odaklanacaklarını, yurt dışında kaldıktan veya enfekte bir kişiyle temas kurduktan sonra semptom gösteren insanların testleri için ödeme yapmaya devam edeceklerini dile getirdi. Cephe (Sahra) sağlık görevlilerinin maaşının ise en az yüzde 20 artırılacağı ifade edildi.

Evlere alkol servisi  

Letonya alkol tüketiminin yüksek olduğu ülkelerden birisi. Bu hengameli süreçte alkol sevenler bile ihmal edilmedi. Hükümet tarafından Covid-19 salgını sırasında internet üzerinden alkol satışlarına izin verildi. 14 Nisan’a kadar Letonya Milli Kütüphanesi, 1748’den günümüze kadar ulaşan, bin 400 gazete ve derginin dijitalleştirilmiş sürümlerinin arşivlerini içeren periodika.lv web sitesinin kilidini genel kullanıcılar için açtı.

29 Şubat’tan bu yana toplam 7.957 test gerçekleştirilen Letonya’da da, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi gelecek belirsiz şimdilik, ama siz yine de Metin Altıok’un dediği gibi yapın, bugünden yarına birazcık umut saklayın.

“Yarın farklıdır bugünden,

Adı değişir hiç olmazsa.

Kara bir suyu

Geçiyoruz şimdilerde

Basarak yosunlu taşlara.

Sen bugünden yarına

Birazcık umut sakla.”  (Metin Altıok – Kanadı Kırık Bir Akşam)

Letonya hakkında, Bir Avrupa Macerası adlı Youtube kanalımız ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden düzenli aralıklarla içerik paylaşıyoruz.  Merak ettiğiniz her konuda bize yazabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın.
? Instagram, Facebook, YouTube: BirAvrupaMacerasi?https://www.youtube.com/biravrupamacerasi

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri: Siyasi tutukluları serbest bırakın

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, hükûmetlere koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında cezaevi ve diğer kapalı tesislerdeki insanların sağlığını korumak için çağrıda bulundu.

Bachelet, “Covid-19 hapishaneleri, tutukevlerini, mülteci kamplarını olduğu kadar bakım evlerini ve psikiyatri hastanelerini ve böyle kurumların saldırı riski altında olan, savunması aşırı ölçüde zor sakinlerini vurmaya başladı” dedi.

‘İhmal, felakete yol açar’

Kapalı yerlerde tutulan kişilerin ihmal edilmesinin sonuçlarının felakete yol açacağını söyleyen Bachelet “Hükümetlerin, kriz planlamalarında, tutukluları, tutukevi görevlilerini, ziyaretçileri ve kuşkusuz, daha geniş toplumu korumak için tutuklu insanların durumunu dikkate almalarının gerekliliği hayati önemdedir” diye ekledi.

Bachelet, “Giderek artan sayıdaki ülkede, hapishanelerdeki ve diğer  kurumlardaki daha şimdiden rapor edilmiş hastalık salgını ve artan sayıdaki ölümler karşısında, tutuklular ve görevli elemanlar arasında daha fazla hayat kaybını önlemek için yetkililerin şimdi harekete geçmesi gerektiğini” söyledi.

İtalya’da koronavirüs tedbiri kapsamında görüşleri iptal edilen mahkumlar isyan başlatmıştı

‘Siyasi mahkumlar serbest bırakılsın’

Yüksek Komiser, birkaç ülkede şimdiden bazı pozitif adımlar atıldığını belirterek hükümetleri ve ilgili otoriteleri gözaltında tutulan insanların sayılarını azaltmak üzere süratle çalışmaya davet etti:

Yetkililer özellikle Covid-19’a kolaylıkla yakalanabilecek olanları, bunlar arasında daha yaşlı olan tutukluları, hastaları olduğu kadar düşük riskli suçluları da bırakma tahliye etme yollarını gözden geçirmeliler. Yetkililer, aynı zamanda, hamile olanlar da dahil kadın mahkûmların, keza engelli tutukluların ve çocuk tutukluların özgül sağlık bakımı gereksinimlerini sağlamayı sürdürmelidir.

Bachelet, “hükümetlerin, her zamankinden daha çok şimdi, siyasal mahkûmlar ve basitçe eleştirel ya da muhalif görüşleri yaydıkları için tutuklanmış olan diğerleri de dahil, yeterli hukuki temelden yoksun olarak tutuklanmış olan herkesi serbest bırakmaları gerektiğini” vurguladı.

Türkiye’de siyasi mahkumlar kapsam dışı

Şu anda Türkiye’de 257 bini hükümlü, 43 bini tutuklu toplam 300 bin kişi cezaevlerinde bulunuyor. TBMM, koronavirüs salgınında cezaevlerindeki sayıyı azaltmaya yönelik yeni bir infaz indirimini gündeme aldı.

Ancak önerilen taslakta terör suçları, kasten öldürme suçu ve örgütlü suçlarda indirim öngörülmüyor. Paket, terör suçlarını kapsam dışı bıraktığı için birçok yazar, siyasetçi ve gazeteci düzenlemeden faydalanamayacak.

 

Tarihte bir ilk: G20 liderleri sanal ortamda buluştu

Dünyanın en büyük 20 ekonomisinin liderlerini bir araya getiren G20 zirvesi koronavirüs gündemiyle toplandı. Böylece, zirve tarihte ilk kez online olarak toplanmış oldu. İki saat 15 dakika süren zirveye Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlık etti.

Liderler, ölü sayısının 24 bine ulaştığı ve yarım milyon kişinin yakalandığı koronavirüs (Covid-10) salgınına karşı alınabilecek tedbirleri ve salgının etkilerini ele aldı. Katılımcılar arasında şu ülkelerin liderleri yer aldı:

Türkiye, ABD, Rusya, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Kanada, Hindistan, Brezilya, Japonya, Suudi Arabistan, Arjantin, Avustralya, Endonezya, Meksika, Güney Kore, Güney Afrika, Avrupa Birliği.

Erdoğan: Hepimizin kaderi ortak

Zirveye Tarabya’daki Huber Köşkü‘nden iştirak eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgınının herkese “Dinlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı da olsa hepimizin kaderi ortaktır” gerçeğini hatırlattığına inandığını belirtti.

Erdoğan, “Hiçbirimizin korumacı ve tek taraflı politikalar uygulama lüksü yoktur” dedi. Erdoğan konuşmasının devamında ülkede salgına karşı aldıkları tedbirleri şu şekilde aktardı:

Henüz işin başındayken, Sağlık Bakanlığımız bünyesinde bir Bilim Kurulu oluşturup burada alınan kararları hemen uygulamaya koyduk. Ekonomi yönetimimiz de esnaftan ihracatçıya kadar her kesime yönelik ciddi destekler açıkladı.

Bunların yanı sıra koronavirüse karşı tanı kiti üretimiyle aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarımızı da devam ettiriyoruz. Dost ve kardeş ülkeleri de bu sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmamak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.

G20 ülkelerinin iş birliğinin öneminin bir kez daha anlaşıldığını belirten Erdoğan “Salgının kontrolü ile hastalığın teşhisi ve tedavisi konusundaki birikimlerin de paylaşılması gerekiyor” dedi. Erdoğan, serbest, açık ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarıyla uyumlu bir ticaret sisteminin salgınla ilgili alınan önlemlerin etkilerini azaltmada önemli rol oynayacağını söyledi.

‘Çatışmadan etkilenen ülkelerin sağlık sistemi çöktü’

Erdoğan, ek olarak küresel ekonomide güveni arttırmak için merkez bankaları arasındaki swap anlaşmalarının tüm G20 ülkelerini kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini belirtti. Suriyeli mültecilerin ve Afrika’daki ülkelerin durumuna da değinen Erdoğan şu açıklamalarda bulundu:

Salgınla mücadelede birçok gelişmiş ülke dahi çok ciddi zorluklar yaşıyor. Çatışmalardan ve savaşlardan etkilenen ülkelerinin sağlık sistemleri ise tamamen çökmüş durumda.

Suriyeli mülteciler başta olmak üzere zorla yerinden edilmiş kişiler salgın karşısında en dezavantajlı kesimi oluşturuyor. Bu süreçte savaştan etkilenen bölgelere ve risk altındaki topluluklara yönelik insani yardım finansman kaynaklarının seferber edilmesi gerekiyor.

Bu arada ben de gelişmekte olan ülkelere ve özellikle Afrika’ya yardım edilmesi konusunu önemsediğimi ifade etmek istiyorum. Hepimiz için tehdit oluşturan bu virüsün aynı zamanda bizlere, insanlığın ortak bir düşmanına karşı bir araya gelme fırsatı verdiğini de belirtmek istiyorum.

Bu felaket karşısında Türkiye olarak her zaman olduğu gibi dayanışma ve iş birliği içerisinde hareket etmeye hazırız. İnsanlığın tamamı rahat bir nefes alıncaya kadar tüm ülkeleri adil bir şekilde bu küresel sağlık kriziyle mücadeleye katılmaya davet ediyorum.

 

Koronavirüs krizi: 16 kişi daha hayatını kaybetti

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, koronavirüs salgınıyla ilgili son verileri Twitter hesabından paylaştı. 196 yeni vaka tespit edildiğini aktaran Koca, geçen 24 saatte 16 kişinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı. Böylece Türkiye’de virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 75’e, vaka sayısı ise 3 bin 629’a çıktı.

Dün 5.035 test yapıldığını belirten Bakan, virüsle ilgili tedbirlere uyma çağrısı yaptı.

Ulaştırma Bakanlığı: Kanal İstanbul’a karşı çıkanlar koronavirüsten daha zararlı

Koronavirüs salgını ile mücadele edilirken, Kanal İstanbul Projesi’nin ilk ihalesinin yapılmasına karşı çıkanlara Ulaştırma Bakanlığı, ‘koronavirüsten daha tehlikeliler’ yanıtı verdi.

Bugün Kanal İstanbul’un etki alanında kalan tarihi Odabaşı ve Dursunköy köprülerinin aslına uygun olarak yeniden yapımı projeleri için ilk ihale gerçekleşti. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ihaleye “Korona Krizi’nden, Kanal İstanbul çıkarmaya çalışmanın adını koyamıyorum” diye tepki göstermişti.

Ulaştırma Bakanlığı, kaynakların salgınla mücadele için kullanılması itirazlarına virüs benzetmesi yaparak, itiraz edenleri siyasi fırsatçılıkla suçladı. Bakanlığın açıklaması şöyle:

“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul güzergahında bulunan iki adet tarihi köprünün taşınması veya yerinde koruma altına alınmasına karar verilmesi için yapılan proje ihalesini eleştirerek, ‘Koronavirüs ile mücadele ederken bunlar Kanal İstanbul derdinde’ şeklinde açıklamaları olmuştur.

Dünyanın her tarafında olduğu gibi ülkemizde de Koronavirüs ile mücadele devletin tüm kurumları ve milletimizle birlikte devam ediliyor. Kısa sürede bu salgından kurtularak ülkemizin normal gündemine dönmesini umut ediyoruz.

‘Hayat devam ediyor’

Ancak bir taraftan salgın ile mücadele ederken öte yandan hayatın devam ettiği unutulmamalıdır. Üretim ve yatırımın devam etmesi, ülke ekonomisinin çökertilmemesi, salgından kurtulduktan sonra da ihtiyaç olan ürünlerin üretilmesi ve gerekli yatırımların yapılması da son derece önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti, salgın ile mücadele ederken üretim ve yatırımları da yapabilecek güçtedir.

Kanal İstanbul projesi ile ilgili çalışmalar da elbette devam etmekte olup, bugün proje ihalesi yapılan iki tarihi köprünün taşınması veya yerinde korunması işi de önceden belirlenmiş bir sürecin bir parçasıdır.

Ülkemizin salgınla mücadele ettiği bu dönemde yatırım ve üretimin durdurulmasının istenmesi, yapılan bir proje ihalesi üzerinden siyasi fırsatçılık yapmak, milletimize Koronavirüsten daha çok zarar vermektedir.

Ülkemiz salgınla mücadele ederken üretim ve yatırımları da sürdürmek, ülke ekonomisini dimdik ayakta tutarak yarınlarımızı da güvence altına almak hepimizin temel görevi olduğuna inanıyoruz.”

 

3 Nisan’da dijital iklim grevine

Haber: Bengisu Çağlıaltuncu

İklim krizine karşı acil ve etkili adımlar atılması talebiyle bir araya gelen öğrencilerden oluşan Fridays for Future (Gelecek için Cumalar) hareketi 3 Nisan’da gerçekleşecek 5’inci Küresel İklim Grevi’ni sokaklardan dijital ortama taşıyor.

Koronavirüs salgını sebebiyle dijital ortamda gerçekleşecek grevde canlı yayın üzerinden konserler ve basın açıklaması gerçekleştirilecek. Gün içerisinde greve destek vermek isteyen kişiler de #BuEvdeGrevVar ve #DijitalİklimGrevi etiketleri üzerinden destek olabilecek.

“İklim krizi de bizim için COVID-19 derecesinde büyük bir tehdit haline gelmeden önce harekete geçmemiz lazım” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

İklim aktivistleri olarak uzun zamandır iklim krizi hakkında insanları bilgilendirmeye çalışıyor ve onları çok geç olmadan önlem almaya çağırıyoruz. Karşı karşıya olduğumuz bu kriz dünyadaki her kesimi farklı bir şekilde etkiliyor, bu sebeple halkları tek noktada toplamak zorlaşabiliyor.

‘Medyanın ilgisini çekmiyor’

Bir kesim iklim krizinden dolaylı olarak etkileniyor ve bazıları bunu tamamen yok sayarak yaşamına devam ediyor. Farkında olmasalar bile iklim değişikliği onlara çeşitli sağlık problemleri, sofralarında besin değeri yetersiz yiyecekler, sağlıksız bir çevre olarak geri dönüyor. Dünyanın geri kalanını ise kriz maalesef doğrudan vuruyor fakat bu kesim medyanın ilgisini yeterince çekemiyor.

İmkânları kısıtlı kesimler temiz su ve ekecek ekin bulamıyor, doğal afetlerden dolayı evlerinden oluyor ve ‘iklim göçü’ ne zorunlu kalıyorlar.

Gezegenimizin büyük bir yüzdesini kaplayan ormanlar aylarca süren yangınlarla boğuşuyorlar, okyanuslar artık plastik kirliliğini kaldıramıyorlar, kutuplar ise yok olmak üzere.

Artan sıcaklıklar ve evlerinin yok olması üzerine canlıların nesli tükeniyor veya göç edecek farklı yerler bulmaya çalışıyorlar. Bunun bir sonucu olarak ekosistemin tıkır tıkır işleyen zincirinde kırılmalar meydana geliyor.

‘Çocuklar gelecekleri için endişeli’

Önlerinde yaşayacak uzun yıllar olan çocuklar da gelecekleri için endişeli, çünkü şimdinin yöneticileri ve güç sahipleri yerlerini terk ettiklerinde dünya şimdinin çocuklarına kalmış olacak.

Sebepler ve sonuçlar saymakla bitmez, artık felaketleri izlemek ve tekrar etmek yerine harekete geçme zamanı geldi!

Dünyanın öncelikli krizi doğal olarak şu anda ölümcül bir pandemi tehdidi olan COVID-19 ve birçok ülkede sokaklar boşalmış durumda. Üzücü bir sebeple de olsa insanlar düzenlerini değiştirmeye başladı; sonucunda Çin’de hava kirliliğinin azalması, bazı Avrupa ülkelerinde suların berraklaşmasıyla hayvan çeşitliliğinin yeniden çoğalması gibi durumlar gözlendi. Bu sayede insanlar ellerini çektiklerinde Dünya’nın kendini iyileştirmeye başladığını görmüş olduk.

‘Toplum sağlığı için evden çıkmıyoruz’

İklim krizi de bizim için COVID-19 derecesinde büyük bir tehdit haline gelmeden önce harekete geçmemiz ve etkilerini en aza indirebilmek için elimizden geleni yapmamız lazım. Toplum sağlığı için evden çıkamıyoruz, biz de Fridays For Future ailesi olarak 3 Nisan’da planladığımız grevi online olarak gerçekleştireceğiz. Herkesi Dijital İklim Grevi’ne çağırıyoruz.

Evsizler için çağrı: Derhal önlem alınmalı

Çorbada Tuzun Olsun Derneği (ÇOTUN), koronavirüs salgını kapsamında evsizlerin yaşadığı zorluklar ve alınması gereken önlemler ile ilgili ayrıntılı bir rapor hazırlayarak, Cumhurbaşkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile paylaştı.

Raporun evsizlere yönelik atılacak adımlarda büyük önem taşıdığını belirten derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Türker şunları söyledi:

“Bir gün hatta bir saat bile çok önemli. Sokakta binlerce evsiz var. Başta evsizlerin sağlığı ve tüm toplumun sağlığı için ilgili bakanlıklarımızın derhal harekete geçmesi gerekiyor. COVID-19 şiddetli bir akut solunum sendromu. Her 3 evsizden 1 tanesinin kronik solunum hastalığı var. COVID-19 yaşlıları öldürüyor. Sokakta bir sürü yaşlı insan var yaşamları risk altında! Bir sürü genç var taşıyıcı potansiyelindeler ve izole olmadıkları taktirde toplum sağlığını yüksek riske giriyor.”

‘Evsizler Afet Kriz Planı’nda yok’

ÇOTUN’un raporunda salgın, biyolojik afet olarak tanımlanırken en büyük tedbir olarak tüm dünyada bireylerin evlerinde kendilerini karantinaya alması yönünde hareket edildiği belirtildi. Barınabilecek alanı olmayan “evsizler” in  toplumsal afet kriz planında yok sayıldığı vurgulanan raporda, “küresel olarak aynı öngörü eksikliğiyle, toplumlarda evsizlerin kriz planına dahil edilememesinden ötürü şu an Amerika ve Avrupa’da da aynı oranda büyük risklerin varlığı otoritelerce öngörülmektedir” ifadeleri yer aldı.

Yaşlı evsizlerin ölüm riski var

Raporda özet olarak şu bilgiler paylaşıldı:

  • Evsizler, içinde bulundukları koşulların ve yaşam alanlarının yeterli sağlık şartlarını oluşturamaması, evsizlerin sağlık hizmetlerine erişiminin yetersizliği ve yaşam şartlarının aynı zamanda psikolojik olarak da bağışıklıklarına etki edecek noktada yıpratıcı olması gibi nedenlerden ötürü salgın hastalık kategorisindeki hastalıklara karşı savunması düşük olan sosyal grupların başında gelmektedir.
  • Kritik şartlarda yaşam mücadelesi veren evsiz dezavantajlı bireylerin hastalanması sadece kendileri ve çevrelerindeki diğer evsizler için değil aynı zamanda toplum sağlığı için de bir risk oluşturmaktadır.
  •  Sokakta yaşayan popülasyonu ele aldığımızda COVID-19 karşısında yaşlıların ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu ve gençlerin de izole olmaması durumunda taşıyıcı potansiyeli oluşturduğunu gözlemlemekteyiz. Bu nedenle evsiz dezavantajlı grubu için önlemlerin alınması can kayıplarının artmaması ve virüsün daha geniş kitlelere yayılmaması açısından kritik öneme sahiptir.
  •  Sokaktaki bireyler de tıpkı yurtdışından seyahat ile gelenler gibi karantinaya alınmalı ve potansiyel hasta olarak değerlendirilmelidir. Karantinaya alınanlar kategorize edilmeli ve içlerinde bulundukları risk faktörlerine göre küçük gruplara ayrılmalıdır. Söz konusu küçük gruplar sadece izole edilmeyip kendi içlerinde risk gruplarına göre kategorize edilmeli ve sosyal izolasyona dahil edilmelidir.
  •  Semptom gösteren evsiz bireylere maske verilmeli ve diğer evsiz bireylerden ayrı bir yerde barındırılması sağlanmalıdır. Evsiz bireylerin alanlara girişi öncesinde ilgili devlet kurumlarında yapılacak COVID-19 testi sonuçları pozitif çıkan bireyler daha kapsamlı sağlık hizmeti alacakları devlet kurumlarına yönlendirilmelidir.

Koronavirüs salgınına karşı dayanışma zamanı

Türkiye’de koronavirüs vakalarının artmasıyla birlikte online mecralar üzerinden bir araya gelen pek çok kişi İzmir, Ankara ve İstanbul’da dayanışma ağlarını oluşturmaya başladı.

Dayanışma ağlarına gönüllü olarak katılan insanlar özellikle risk grubunda bulunan 65 yaş üstü insanların ve kronik hastalığı olan kişilerin ihtiyaçlarını karşılıyor.  Yardım kapsamında insanlar sokağa çıkmaları sakıncalı olan kişilerin market alışverişini yapıyor, gündelik işlerini hallediyor, ilaç temin ediliyor ve sokağa çıkamayanların hayvanlarına bakıyor.

İstanbul, Ankara ve İzmir’de

Şimdiye kadar koronavirüs salgını sırasında mahallelerdeki dayanışma ortamını güçlendirmek için İstanbul’da Kadıköy ve Beşiktaş’ta, Ankara’da Esat’ta ve İzmir’de ağlar oluşturuldu.

Salgın sırasında yardıma ihtiyacı olanlar internet üzerinden veya telefon vasıtasıyla ağa ulaşıp isteklerini iletebiliyor. Topluluğa gönüllü olarak destek vermek isteyenler ise dolduracakları form üzerinden Dayanışma Ağları ile iletişime geçebiliyor.

 

Dünyada korona krizi: ABD’de rekor işsizlik başvurusu, İspanya hastanelerinde izdiham

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) dünya genelinde milyonlarca insanın hayatını etkilemeye devam ediyor. Aralık ayından bu yana dünya genelinde bildirilen vaka sayısı yarım milyona yaklaştı ve 488 bin 299 oldu.  Salgın sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 22 bin 69’a yükseldi. Hastalığa yakalanan 117 bin 608 kişinin ise iyileşme gösterdiği bildirildi.

Yaklaşık üç ayı geride bıraktığımız virüs salgınında hükümetler virüsün yayılma hızını azaltmak için aldıkları önlemleri sıkılaştırmaya devam ediyor. Ancak salgın, sağlık sistemi ve ülke ekonomileri üzerindeki baskısını artırmaya devam ediyor.

ABD’de 3,3 milyon işsizlik başvurusu

Virüs salgınının finansal piyasalar üzerindeki etkisinin reel piyasalara yansıdığının ispatı olarak yorumlanan ABD işsizlik maaşı başvuruları açıklandı. Haftalık olarak açıklanan veri geçtiğimiz hafta 3,3 milyon kişi olarak açıklandı.

Bir önceki hafta bu veri 281 bin kişiydi. Bu artış, İşsizlik maaşı başvurularında tarihteki en yüksek artış olarak kayıtlara geçti. Bu hafta açıklanan tarihi artıştan önce en yüksek artış 1982 yılında 665 bin olarak gerçekleşmişti.

İspanya’da hastaneler doluluk sınırını aştı

İspanya’da hastaneler koronavirüs vakaları sebebiyle aşırı yoğunluk yaşıyor. El Mundo gazetesi ise konuya ilişkin, hastanelerde her 240 hasta başına 80 yatak düştüğü ve bunun da durumu giderek zorlaştırdığını belirtti.

Hastanede yatak bulabilmek için hastalar, ortalama 30 saat sandalye üzerinde bekledikleri belirtildi. Ülkenin çeşitli yerlerindeki hastanelerde hastaların yerde yattığı görüntüler kameralara yansıdı.

İspanya genelinde görülen vaka sayısı 56 bin 188’e ulaştı. Böylece ülke; Çin, İtalya ve ABD’den sonra virüsün en fazla yayıldığı ülke oldu.  Virüs sebebiyle hayatını kaybeden hastaların sayısı ise 4 bin 89’a yükseldi.

İran’dan 1 milyar dolarlık fon

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani virüs ile mücadele için alınan önlemler paketini açıkladı. Ruhani, Ulusal Kalkınma Sandığından, Sağlık Bakanlığı ve İşsizlik Sigorta Sandığına 1 milyar dolarlık fon aktarmayı planladıklarını belirtti.

Ruhani, ülke genelinde 8 Nisan’a kadar sürecek sosyal mesafe uygulamasına geçeceklerini belirtti. Daha önce ülke genelinde seyahat ve eyaletlerden çıkış yasağı konulmuştu. Yasağı delen kişilere yaklaşık 210 lira ceza kesileceği belirtildi.

Fotoğraf: AA

90 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu

İran’da ilk olarak 19 Şubat’ta ortaya çıkan virüs hızlı bir yayılım gösteriyor. Ülke genelindeki koronavirüs vaka sayısı 29 bin 406 oldu, 2 bin 234 kişi ise hayatını kaybetti.

İran devlet televizyonuna bağlı Genç Gazeteciler Kulübü’nün (YJC) haberine göre, Kum Furkani Hastanesi‘nde 11 günden bu yana Kovid-19 tedavisi gören 90 yaşındaki kadın sağlığına kavuştu.

Filistin’de ilk ölüm

Toplamda 84 koronavirüs vakasının bildirildiği Filistin’de ilk ölüm gerçekleşti. Filistin’in Gazze kentinde ilk kez yeni tip koronavirüs (Covid-19) görülmesinin ardından Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA), gıda yardımlarını geçici süreyle durdurma kararı almıştı.

İsrail işgali altındaki Gazze’de virüsün yayılmasının engellenmesi için dışarıdan giriş yapanlara zorunlu karantina uygulamasına başlanmıştı. Filistin Sağlık Bakan Yardımcısı Yusuf Eburriş, kentte ikinci bir emre kadar cuma namazlarına ara verildiğini, düğün salonları, kahvehaneler ve lokantaların kapatıldığını belirtti. Ülkede koronavirüs ile mücadele kapsamında kısa sürede kurulması planlanan 1000 karantina odası inşaatı ise devam ediyor.

Fotoğraf: Mustafa Hassona / AA

Polonya’da kısmi sokağa çıkma yasağı

Polonya Hükümeti, 11 Nisan’a kadar zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamasını söyledi. Ülkede ikiden fazla kişinin bir araya gelmesi ve beşten fazla kişinin kilisede toplanması ise yasaklandı.

Başkanlık seçimi tarihinde ise henüz bir değişiklik olmadığı duyuruldu. Ülkede şu ana kadar 1.085 kişiye koronavirüs tanısı konuldu, 14 kişi ise salgın sebebiyle hayatını kaybetti.

Uganda’da toplu ulaşım yasaklandı

Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni, salgınla mücadele için toplu ulaşımın 14 gün boyunca yasaklandığını duyurdu. Uganda’da şu anda 14 koronavirüs vakası tespit edildi.

Ulusa sesleniş konuşmasında, yeni tip koronavirüse karşı alınan önlemleri açıklayan Museveni, otobüs, taksi, tren ve motosikletle seyahatin yasaklandığını, özel araçlarda ise 3’ten fazla kişinin bulunmasına müsaade edilmeyeceğini bildirdi.

Malezya Sarayı’nda virüs alarmı

Malezya Sarayı’nda çalışan 7 kişide corona virüs bulgusuna rastlanılmasının ardından, kral ve kraliçeye de test yapıldı. Test sonucu negatif çıkan Malezya kralı ve eşi, her ihtimale karşı 14 günlük karantinaya alındı. Ülkede şu ana kadar 21 kişi virüsten hayatını kaybetti.