Ana Sayfa Blog Sayfa 2032

İspanya’nın adil dönüşümü tüm dünyaya örnek oluyor

İspanya‘daki 15 termik santralden yedisi 30 Haziran’da üretimi durdurdu. Ülkedeki dört termik santralin daha 2021’e kadar kapatılması öngörülüyor.

İspanya Hükümeti’nin kömüre dayalı enerjiden vazgeçme yolunda attığı adımlar neticesinde, ülkede üç yıl içinde elektrik üretiminin karbon yoğunluğu yarıya indi. Ancak en büyük başarısı adil dönüşüm stratejisinde gizli.

2018 yılında iktidara gelen Pedro Sánchez hükümeti, sendikalarla birlikte kömür madenciliğini sonlandırmak ve etkilenen işçilere destek olmak üzere yaptığı anlaşma çerçevesinde yenilenebilir enerji yatırımlarını İspanya’ya çekmede önemli ilerleme kaydetti. Güneş ve rüzgâr enerjisi maliyetlerinin düşmesi ve karbon maliyetinin artması sonucunda kömürlü termik santrallerin kârsız hale gelmesi bunda önemli rol oynadı.

İşçi odağında enerji dönüşümü

Kömüre dayalı bölgelerin dönüşümünü desteklemek, sosyal ve ekonomik değişimi hızlandırmak üzere Adil Dönüşüm Enstitüsü kuruldu. Kurum, benzer zorluklar yaşayan diğer ülkeler için de küresel ölçekte örnek teşkil ediyor.  Süreçte öne çıkan başarılar ve çıktılar şöyle:

  • Hükümet, elektrik şirketleri ve sendikalar arasındaki anlaşma, santrallerin kapanması sürecinden etkilenen tüm çalışanları korumak üzere tasarlandı. Anlaşma aynı zamanda eğitim kursları ve yoğun emek gereksinimi olan söküm faaliyetleri yoluyla, taşeron işçilere yönelik fırsatlar içeriyor.
  • Etkilenen bölgelerde şebekeye erişim: Tasarlanan yenilikçi ihale süreci, yeni yenilenebilir enerji üreten şirketlerin, kamuya ait ve eskiden kömürden elektrik üreten enerji şirketleriyle rekabet etmesini sağlıyor. Örneğin, İspanya’nın kuzeyindeki Aragon şehrinde yer alan şirketler, daha önce 1100 MW’lık bir kömür santralinin bağlı olduğu şebekeye erişim sağlamak için rekabet halindeler ve yaklaşık 1725 MW kurulu güce sahip yenilenebilir enerji projesi sunacaklar. Şebekeye erişim sağlama kararını etkileyen faktörler arasında enerji üretiminin yanı sıra sosyal, çevresel ve istihdama yönelik etmenler yer alıyor. Başka bir deyişle yeni yenilenebilir enerji projeleri ekonomik büyüme sağlıyor. Bu şebeke erişimine yönelik İspanya’nın getirdiği bir yenilik.

  • Adil Dönüşüm Anlaşmaları: Etkilenen bölgelerde yer alan işletmeler, sendikalar, kent konseyleri, girişimciler ve yerel bilgiye sahip diğer kurumlardan oluşan başlıca paydaşlar, hükümetin Acil Eylem Planı bünyesinde desteklenmek üzere katılımcı biçimde, iş birliği içerisinde ve tabandan gelen taleple proje başvurusunda bulunmayı planlıyorlar. Bu projelerle adil dönüşümden etkilenecek ve ekonomisi kömüre dayalı bölgelerde alternatif ve sürdürülebilir şekilde ekonomik faaliyet yaratmayı hedefliyorlar. Amaç, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik prensiplerine dayalı, santrallerin kapanmasından etkilenen işçiler için yaratılacak istihdamın yanı sıra kadınlar ve gençler için daha fazla fırsat yaratan ve birçok alternatif sunan seçenekler oluşturmaktır.
  • Adil Dönüşüm sürecine tahsis edilmiş özel fonlar: 2018 yılından bu yana, madenlerin ve termik santrallerin kapatılmasından etkilenen projeleri ve işçileri desteklemek için yaklaşık 600 milyon Euro ayrıldı. Gelecekte bu fonların ölçeğinin daha da artması öngörülüyor.

300 bin kişiye istihdam sağlanacak

Öte yandan ülkede yenilenebilir enerji hızla gelişiyor. Ülke 2019 yılında kurulu gücüne 6528 MW’lık yenilenebilir enerji ekleyerek, toplam kapasitesini 54.457 MW’a çıkardı. Yenilenebilir enerji kurulu gücünde kırdığı bu rekor ile İspanya, Avrupa’daki fotovoltaik güneş sektöründe en büyük pazar haline geldi. 2030 yılına kadar elektrik sisteminin yüzde 74’ünü yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı planlayan İspanya, böylelikle 300 bin yeni istihdam yaratmayı öngörüyor.

‘Kimse arkada bırakılmıyor’

Yenilenebilir enerjinin yaratacağı istihdam, kömür santrallerinin kapatılmasıyla oluşacak iş kaybının birkaç misli üzerinde olacağını belirten İspanya Adil Dönüşüm Enstitüsü Müdürü Laura Martin Murillo şunları söyledi:

Adil Dönüşümü gerçekleştirmenin birçok zorluğu bulunuyor. Ancak Ekolojik Dönüşüm Bakanlığı, İspanya’da kömür santrallerinin kapatılması sonucunda kimsenin arkada bırakılmamasını sağlamak üzere benzeri görülmemiş bir çaba sarf ediyor.

Ribera: Etkilenen bölgelerde yeşil iş fırsatları

İspanya Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Ekolojik Dönüşüm Bakanı Teresa Ribera ise “Hükümet, kömür santrallerinde çalışan işçilerin alternatif gelir kaynaklarına ulaşmasını sağlamak konusunda kararlılık gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Etkilenen bölgelerde yeşil iş fırsatlarının yaratılmasını sağladıklarını belirten Ribera, “Enerji sistemine olan katkıları ile bugünün refahının oluşturulmasına destek sunan toplumsal kesimin enerji geleceğinin parçası olabilmeleri için, bu bölgelerde yeni yenilenebilir enerji projeleri inşa etmek istiyoruz” dedi.

Santral yerine güneş parkı

İspanya‘nın Kastilya ve Leon bölgesinde yer alan Velilla termik santralinin ve Palencia madeninin kapatılması 140 kişinin işini kaybetmesine neden oldu. Ayrıca bölgedeki diğer işlerin sistemik şekilde azalmasına ve bölgede nüfusun azalmasına yol açıyor. Bu durum ülkedeki birçok bölgeyi etkileyen ve ‘boşalan İspanya’ olarak adlandırılan yapısal sorunun bir parçası.

Bununla birlikte Iberdrola‘nın, bölgede 400MW’lık bir güneş parkı kurma lisansı hali hazırda bulunuyor. Güneş parkının, 20.000 evin enerji kullanımı kadar yeşil enerji sağlaması ve İspanya’nın en büyük güneş parklarından biri olması planlanıyor. Güneş parkının inşası ve bakımında 1000’den fazla istihdam yaratılması bekleniyor. Gerçekleştirilecek 285 milyon Euro’luk yatırımın yerel ölçekte faaliyet gösteren alt yüklenicileri önceliklendirmesi planlanıyor.

Kısa vadeli projelere destek

İspanya Adil Dönüşüm Enstitüsü diğer projeleri de destekliyor:

  • Finansman sağlanan projeler arasında organik un üretecek bir un değirmeni, yeni bir et işleme tesisi ve yaşlı bakımı amacıyla bir köyün yeniden yapılandırılması yer alıyor.
  • Bölgedeki doğal parklarda, belediyelerin enerji verimliliğini artırma ve su arıtma projelerine kısa vadeli destekler sunuluyor.

Iberdrola aynı zamanda aşağıda belirtilen katkıları sunuyor:

  • Kül, cüruf ve alçının inşaat malzemeleri elde etmek için geri dönüştürülmesi ve işlenmesi için inşa edilecek atık geri kazanım tesisi, yaklaşık 15 uzun dönemli istihdam yaratacak.
  • Bölgedeki girişimcileri ve girişimleri destekleyecek ve onlara fon sağlayacak vatandaşlar için bir yenilik platformu oluşturacak.

Leon’da istihdamda artış

Yüksek seviyede olan işsizliğin ve hızla yaşlanan bir nüfusun olduğu Leon’da, Compostilla termik santralinin kapatılmasından yaklaşık 300 kişi etkileniyor.

Ancakmerkezi hükümet ve enerji şirketi Endesa arasında imzalanan Enerji Dönüşümü Anlaşması’yla doğrudan istihdamın tamamı garanti altına alınıyor. Bunun yanı Anlaşma’yla, destek sağlayan sektörlerdeki işçilere öncelik verilerek bu kişilerin önümüzdeki 4 ila 6 yıl için yaklaşık 130-200 işçi gereksinimi olan santral söküm faaliyetlerinde çalışmaları öngörülüyor.

Farklı iş kolları desteklenecek

Endesa aynı zamanda önümüzdeki 5 yıl içinde 700 MW kurulu güçte yeni yenilenebilir enerji projesi geliştiriyor. Bu santrallerin inşası sırasında 2 bin 900 adet, işletme ve bakım süreçlerinde 55 adet yeni iş öngörülüyor. Endesa’nın Futur-e Planı, 600 milyon Euro’luk yatırım ile, ekonomik yenilenme kapsamında yöredeki iş planlarını da destekleyecek.

Enstitü istihdamın artışını sağlamak amacıyla Chestnut teknoloji merkezi, atık su arıtma tesisi, sanayi bölgesinin genişletilmesi, yaşlı bakım evi, ortaokul, havuz gibi ek projeleri de destekleyeceğini duyurdu. Bunun için 795 bin Euro para ayrıldı.

 

 

TÜİK Nisan ayı işgücü istatistiklerini açıkladı: İşsizlik yüzde 12

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Nisan ayı işgücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2020 yılı Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 427 bin kişi azalarak 3 milyon 775 bin kişi oldu.

İşsizlik oranı 0.2 puanlık azalış ile yüzde 12.8 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı ise 0.1 puanlık azalış ile yüzde 14.9.

İstihdam edilenlerin sayısı 2020 yılı Nisan döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 2 milyon 585 bin kişi azalarak 25 milyon 614 bin kişi, istihdam oranı ise 4.9 puanlık azalış ile yüzde 41.1 oldu.

Bu dönemde, istihdam edilenlerin sayısı tarım sektöründe 491 bin, sanayi sektöründe 209 bin, inşaat sektöründe 361 bin, hizmet sektöründe 1 milyon 524 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 17.5’i tarım, 20.9’u sanayi, yüzde 4.9’u inşaat, yüzde 56.7’si ise hizmet sektöründe yer aldı.

İşgücüne katılma oranı yüzde 47.2

İşgücü 2020 yılı Nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 3 milyon 13 bin kişi azalarak 29 milyon 388 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 5.7 puanlık azalış ile yüzde 47.2 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmamış temel işgücü göstergeleri, 15+ yaş, (Bin kişi), Nisan 2019, Nisan 2020

Kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 28.7

Nisan 2020 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıt dışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 5.5 puan azalarak yüzde 28.7 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 5.8 puan azalarak yüzde 17.3 oldu.

15-64 yaş grubunda işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,2 puan azalışla yüzde 13.1, tarım dışı işsizlik oranı ise 0,1 puanlık azalışla yüzde 15 oldu. Bu yaş grubunda istihdam oranı 5.1 puanlık azalışla yüzde 45.5, işgücüne katılma oranı ise altı puanlık azalışla yüzde 52.4 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmamış temel işgücü göstergeleri, 15-64 yaş, (%), Nisan 2019, Nisan 2020

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 24.4

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.2 puanlık artışla yüzde 24.4, istihdam oranı ise yedi puan azalarak 26.1 oldu. Aynı dönemde işgücüne katılma oranı 8.6 puanlık azalışla yüzde 34.5 seviyesinde gerçekleşti. Ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 5.7 puanlık artışla yüzde 29.1 seviyesinde gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmamış temel işgücü göstergeleri, 15-24 yaş, (%), Nisan 2019, Nisan 2020

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 13.8

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki döneme göre 0.7 puan artarak yüzde 13.8 oldu. İşsiz sayısı bir önceki döneme göre 76 bin kişi artarak 4 milyon 80 bin kişi olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı bir önceki döneme göre 1.6 puan azalarak yüzde 41 oldu. İstihdam edilenlerin sayısı 968 bin kişi azalarak 25 milyon 541 bin kişi olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 1.5 puan azalarak yüzde 47.5 oldu. İşgücüne katılan sayısı 893 bin kişi azalarak 29 milyon 620 bin kişi olarak tahmin edildi.

Ekonomik faaliyete göre, mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam, tarım sektöründe 34 bin kişi, sanayi sektöründe 164 bin kişi, inşaat sektöründe 123 bin kişi, hizmet sektöründe 647 bin kişi azaldı.

Sektörel istihdam (bin kişi), Nisan 2018-Nisan 2020

 

Haluk Levent şarkısını çamura bulanan Kamilet Vadisi için söyledi

Ünlü şarkıcı Haluk Levent yıllardır koruma altına alınması için mücadele yürütülen Kamilet Vadisi’ne destek olmak için Artvin’in Arhavi ilçesini ziyaret etti.

Haluk Levent, derenin yanında tulum ve mızıka eşliğinde türkü söyledi. Yaptığı paylaşımda ise “Yanına geldim. Sana türkü söyledim. Acına ortak olmaya geldim” ifadelerini kullandı.

MNG dereyi çamura buluyor

Bölgede Orta Hidroelektrik Santrali (HES) çalıştıran MNG Holding tarafından dereye dökülen hafriyat ve yükleme havuzundan sürekli olarak taşırılan su dereyi çamura buluyor.

Arhavililer ise şirketin Çevresel Etki Değerlendirme Raporu’nda ve sözleşmede yer alan kurallara uymadığını belirterek, uzun süredir bu uygulamaya karşı tepkilerini dile getiriyor.

Haluk Levent 20 Haziran’da yaptığı bir paylaşımda “Yanına gelsem, sana türkü söylersem acını biraz olsun dindirir mi? Mavi sulara kavuşamazsın, tekrar berrak olamazsın biliyorum. En azından yanında kalır, acını yaşar sana dost olurum” ifadelerini kullanmıştı.

 

 

 

 

KMO: Patlayıcı atıklar taşınmaz imha edilir

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası 3 Temmuz günü Sakarya Hendek‘te yaşanan havai fişek fabrikası patlamasının ardından arta kalan malzemelerin taşınması sırasında yaşanan ve üç askerin hayatını kaybetmesine, altı kişinin de yaralanmasına sebep olan patlama hakkında açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada “Patlama ve yangın sonrası geriye kalan havai fişek ve diğer tehlikeli kimyasal malzemelerin taşınması doğru değildir” denildi.

Bir hafta içinde iki ayrı patlama

Sakarya’nın Hendek ilçesinde yer alan Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda 3 Temmuz Cuma günü art arda meydana gelen patlamalar sonucunda yedi işçi hayatını kaybederken, 122 kişi ise yaralanmıştı.

Olayın ardından henüz bir hafta geçmeden 9 Temmuz Perşembe günü havai fişek fabrikasında patlamayan mühimmatı taşıyan kamyon, askerin kontrol yaptığı yerde patladı. Üç askerin hayatını yitirdiği patlamada, altı kişi yaralandı.

‘Taşınması yanlış’

Bu malzemelerin yüksek sıcaklık ve ısıya maruz kaldıkları için güvensiz patlayıcı olarak değerlendirildiğini belirten KMO, “Bunların taşıma emniyeti yoktur. Yapılması gereken bunların yerinde ya da çok yakın bir alanda imha alanında küçük miktarlarda imha edilmesidir. Taşımak başlı başına bir yanlıştır” ifadelerini kullandı. 

Tehlikeli kimyasallarla, patlayıcılarla çalışmak için öncelikle yasa ve yönetmeliklerin titizlikle uygulanması gerektiği belirtilen açıklamada bu konuda yayınlanmış yönetmeliklere dikkat çekildi.

‘Yönetmelikler bunun için var’

Bunların birincisi ADR yani Tehlikeli Maddelerin Kara Yolu İle Taşınması Yönetmeliği. Diğeri ise 1987 yılında çıkarılmış olan 87/12028 tüzüğü yani Tekel Dışı Bırakılan Patlayıcı Maddelerle Av Malzemesi ve Benzerlerinin Üretimi, İthali, Taşınması, Saklanması, Depolanması, Satışı, Kullanılması, Yok Edilmesi, Denetlenmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Tüzük.

Bu yönetmelikte gerekli uyarı ve düzenlemelerin yer aldığını belirten KMO açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

Örneğin eğer karabarut taşınıyorsa taşıma öncesi en az yüzde 15 nemlendirilmesi gerektiği, taşıma için özel imal edilmiş taşıyıcı ile taşınması gerektiği, keza patlayıcıların tank ya da konteyner içerisinde taşınması gerektiği gibi. Bu tip taşıma işlemine muhakkak Tehlikeli Madde Güvenlik danışmalığı Sertifikasına sahip bu konuda uzmanlaşmış Kimya Mühendisi kişilerin nezaret etmesi gereklidir.

İstanbul’da belediye etkinliklerinde havai fişek olmayacak

İzmir, Edirne ve Bakırköy belediyelerinin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi de gösteri ve etkinliklerde havai fişek kullanılmaması kararı aldı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu “Bundan sonra havai fişek görünce aklımıza Sakarya gelecek. Öyle bir acı ki bu hiç kimsenin görmek isteyeceğini de sanmıyorum. Bizim için de bitmiştir. Artık İstanbul’da kullanmayacağız” dedi.

Bir hafta içinde iki ayrı patlama

Sakarya’nın Hendek ilçesinde yer alan Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda 3 Temmuz Cuma günü art arda meydana gelen patlamalar sonucunda yedi işçi hayatını kaybederken, 122 kişi ise yaralanmıştı.

Olayın ardından henüz bir hafta geçmeden 9 Temmuz Perşembe günü havai fişek fabrikasında patlamayan mühimmatı taşıyan kamyon, askerin kontrol yaptığı yerde patladı. Üç askerin hayatını yitirdiği patlamada, altı kişi yaralandı.

Kullanıldığı sırada da ölüm saçıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin 2019 yılında hayata geçirdiği İstanbul Kent Konseyi bünyesindeki Hayvan Hakları Çalışma Grubu, geçtiğimiz Haziran ayında eğlence ve kutlama amaçlı kullanılan havai fişeklerin hayvanlar üzerindeki tehlikelerine dair bir rapor yayımlamıştı.

Havai fişeklerin saldığı kimyasalların, hem doğayı hem de insan ve hayvan sağlığını tehdit ettiğinin belirtildiği raporda, havai fişek kullanımı sonucu oluşan kazaların, tıpkı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da organ kayıplarına kadar giden sonuçlar doğurduğu belirtildi.

 

Türkiye’de koronavirüs: 24 saatte 18 can kaybı, 1.024 yeni tanı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 18 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 1024 yeni vaka tespit edildiğini açıkladı. Böylece toplam ölü sayısı 5 bin 300’e, vaka sayısı 209 bin 962’ye yükseldi.

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle: 

Yoğun bakım hasta sayımızdaki artış eğilimi yavaşladı. Entübe hasta sayımız 7 azaldı. İyileşen hasta sayımız, yeni tanı konanların iki katından fazla. Maske ve mesafe kuralına uyumdaki artışa bağlı olarak, vaka sayılarında küçük azalmalar devam ediyor.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana alınan önlemler kademeli olarak hafifletildi. 1 Haziran’dan itibarense “kontrollü normalleşmeye” geçildi. Normalleşme tablosu şu şekilde:

1 Haziran: 827 vaka, 23 ölüm (31.525 test)
2 Haziran: 786 vaka, 22 ölüm (32.325 test)
3 Haziran: 867 vaka, 24 ölüm (52.305 test)
4 Haziran: 988 vaka, 21 ölüm (54.234 test)
5 Haziran: 930 vaka, 18 ölüm (57.829 test)
6 Haziran: 878 vaka, 21 ölüm (35.846 test)
7 Haziran: 914 vaka, 23 ölüm (35.335 test)
8 Haziran: 989 vaka, 19 ölüm (39.361 test)
9 Haziran: 993 vaka, 18 ölüm (37.225 test)
10 Haziran: 922 vaka, 22 ölüm (36.521 test)
11 Haziran: 987 vaka, 17 ölüm (49.190 test)
12 Haziran: 1195 vaka, 15 ölüm (41.013 test)
13 Haziran: 1459 vaka, 14 ölüm (45.092 test)
14 Haziran: 1562 vaka, 15 ölüm (45.176 test)
15 Haziran: 1592 vaka, 18 ölüm (42.032 test)
16 Haziran: 1467 vaka, 17 ölüm (46.800 test)
17 Haziran: 1429 vaka, 19 ölüm (52.901 test)
18 Haziran: 1304 vaka, 21 ölüm (48.412 test)
19 Haziran: 1214 vaka, 23 ölüm (41.316 test)
20 Haziran: 1248 vaka, 22 ölüm (41.112 test)
21 Haziran: 1192 vaka,23 ölüm (40.496 test)
22 Haziran: 1212 vaka, 24 ölüm (41.413 test)
23 Haziran: 1268 vaka, 27 ölüm (42.982 test)
24 Haziran: 1492 vaka, 24 ölüm (53.486 test)
25 Haziran: 1458 vaka, 21 ölüm (52.303 test)
26 Haziran: 1396 vaka, 19 ölüm (51.198 test)
27 Haziran: 1372 vaka, 17 ölüm (45.213 test)
28 Haziran: 1356 vaka, 15 ölüm (48.309 test)
29 Haziran: 1374 vaka, 18 ölüm (51.014 test)
30 Haziran: 1293 vaka, 16 ölüm (50.492 test)

1 Temmuz: 1192 vaka, 19 ölüm (52.313 test)
2 Temmuz: 1186 vaka, 17 ölüm (49.714 test)
3 Temmuz: 1172 vaka, 19 ölüm (52.141 test)
4 Temmuz: 1154 vaka, 20 ölüm (48.248 test)
5 Temmuz: 1148 vaka, 19 ölüm (46.414 test)
6 Temmuz: 1086 vaka, 16 ölüm (52.193 test)
7 Temmuz: 1053 vaka, 19 ölüm (50.545 test)
8 Temmuz: 1041 vaka, 22 ölüm (49.302 test)
9 Temmuz: 1024 vaka, 18 ölüm (50.103 test)

 

DSÖ İstanbul’da ofis açıyor: Ortak çalışmalarımız sürecek

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge ile İstanbul’da bir araya geldi.

İki ismin Bilim Kurulu toplantısı sonrası düzenlediği ortak basın toplantısında Koca, DSÖ İstanbul Ofisi‘ni hızla hayata geçireceklerini duyurdu.

‘Yakın işbirliğimiz devam edecek’

Bakan Koca şöyle konuştu:

Gün boyu yaptığımız görüşmelerde Covid-19 başta olmak üzere birçok sağlık konusunu enine boyuna ele alma fırsatını yakaladık. Kendisiyle bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunduk. Türkiye’nin pandemi yönetimindeki politikaları, Bilim Kurulumuzun tavsiyeleri, DSÖ’nün çerçevesinde şekillenmiştir. Bilim Kurulu üyelerimizle sayın bölge direktörünü bir araya getirerek bu süreci ve sonrasında yapılacak planlamalarda yakın işbirliğini devam ettirmek niyetindeyiz.

(…) DSÖ ofisini hızla İstanbul’da hayata geçiriyoruz. Ofisle ilgili nihai anlaşma biraz sonra huzurunuzda imzalanacak. Bu ofis DSÖ Avrupa bölgesinde Covid-19 başta olmak üzere sağlık acil durumları konusunda faaliyet gösterecektir. DSÖ açısından özel bir konuma sahip olan ofis yapacağı çalışmalarla güncel ihtiyaçların karşılanması konusunda rehberlik edecektir.

‘Post Covid dediğimiz bir döneme başlıyoruz’

Koca’nın ardından konuşan DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Kluge ise Türkiye halkına ve yetkili makamlarına “pandemiye karşı sergilediği dayanışma” için teşekkür etti ve şöyle konuştu:

(…) Bizler bu akşam sayın Koca ile bir anlaşma imzalayacağız. Bu finans mali anlaşması İstanbul’da açılacak olan DSÖ’nün insani ve sağlık için teyakkuzda olabilmesi için ofistir. Bu coğrafyada karşılaşılabilecek olan insani durumlara karşı gerekli yanıtı verebilmek amacımızdır.

Kluge konuşmasının devamında pandeminin henüz sona ermediğinin altını çizdi ve DSÖ ve Türkiye’nin ortak çalışmalarının devam edeceğini söyledi.

Kluge haziran ayında normalleşmeyle birlikte her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de vakalarda ani bir artışın yaşandığı ancak sonrasında yeniden düşüş eğiliminin olduğunu kaydetti; bununla birlikte tedbirlerin önemine değindi.

Kluge DSÖ’nün Türkiye’nin daimi dostu ve sağlam bir ortağı olduğunu söyledi ve salgın boyunca DSÖ ve Türkiye’nin işbirliği içinde çalıştığının altını çizdi.

İzmir, Edirne ve Bakırköy’deki etkinliklerde havai fişek dönemine son

İzmir Büyükşehir, Edirne ve Bakırköy‘ün CHP’li  belediyeleri, doğayı kirleten ve canlıların ölümüne neden olan havai fişek gösterilerine yer vermeme kararı aldığını duyurdu.

“Denetimsiz, kuralsız bir biçimde üretim yapan fabrika ve atölyelerdeki iş cinayetleri hepimizi yasa boğuyor” diyen Soyer, “Kullanım azalırsa zorunlu bir ihtiyaç olmayan havai fişek üretimi nedeniyle yaşanan can kayıpları da biter” ifadelerini kullandı.

Edirne Belediyesi’nden de yasaklama

Edirne Belediyesi de ildeki etkinliklerde havai fişeği yasakladığını açıkladı. CHP’li Belediye Başkanı Recep Gürkan kararla ilgili şunları paylaştı: “Edirne Belediyesi olarak hep doğaya saygılı ve korumacı olduk.Bu günden sonra artık hiç bir etkinliğimizde havai fişek kullanmayacağız.Tüm belediyelerimize çağrı yapıyorum; hiç bir etkinlikte havai fişek kullanmayalım.”

Bir yasak da Bakırköy’den

Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu da havai fişek kullanmama kararlarını Twitter hesabından şu sözlerle duyurdu:  “Her canlının yaşam hakkına saygılı olmayı ilke edindiğimiz Bakırköyümüzde, çevreye ve insana da zararı ortada olan havai fişeklerin kullanımını yasaklayan teklifi Bakırköy Belediye Meclisimizde oy birliği ile kabul eden tüm siyasi parti meclis üyelerine teşekkür ederim.”

Floyd’un son sözleri mahkemede ortaya çıktı: Anne seni seviyorum, ben öldüm

ABD’nin Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde polisler tarafından gözaltına alınırken boğazına bastırılarak öldürülen siyah vatandaş George Floyd‘un son sözleri mahkemede ortaya çıktı. Kayıtlara göre Floyd en az 20 kez “Nefes alamıyorum” dedikten sonra çocuklarına ve ölmüş annesine seslenerek “Anne seni seviyorum. Çocuklarıma onları sevdiğimi sevdiğimi söyleyin. Ben öldüm” diye haykırıyor.

Bu sırada Floyd’un ölümüne yol açan Derek Chauvin’in ise “Konuşabiliyorsan yeterince oksijenin var demektir” diye yanıt verdiği duyuluyor.

‘Daha önce böyle vurulmuştum…’

Kayıtlar Floyd’un başta polislerle işbirliği yaptığını, bir noktada ellerini göstermesi talebine “Ben bu şekilde önceden vurulmuştum” yanıtını verdiğini gösteriyor. Bunun üzerine memur Thomas Lane Floyd’a neden tuhaf davrandığını, uyuşturucu alıp almadığını soruyor; Floyd bu soruyu “Korkuyorum” diye yanıtlıyor.

Floyd daha sonra “Karnım acıyor. Boynum acıyor. Her yerim acıyor” diyor ve suya ihtiyacı olduğunu söylüyor.

Bu sırada kendi arabasından çıkarılıp yere yatırılan Floyd defalarca annesini anıyor ve “Çocuklarıma onları sevdiğimi sevdiğimi söyleyin. Ben öldüm” diye haykırıyor.

Floyd ısrarla nefes alamadığını söylerken, Lane bir noktada Chauvin’e “Onu yan yatıralım mı?” diye soruyor. Chauvin ise “Hayır onu koyduğumuz yerde duracak” yanıtını veriyor.

‘Emirleri dinledi’ savunması

Kayıtlar, olay sırasında işe başlayalı birkaç gün geçmiş olan Lane’in avukatlarının açtığı dava çerçevesinde açıklandı. Lane’in avukatları, müvekkillerinin sadece bir “çaylak” olduğunu ve emirler doğrultusunda hareket ettiğini savunuyor.

George Floyd’un geçen Mayıs’ta öldürülmesi başta ABD olmak üzere dünya çapında ırkçılık karşıtı protestoların başlamasına yol açmıştı. Floyd’un öldürülmesi sırasında görev başında olan polislerin dördü de (Derek Chauvin, Thomas Lane, J Alexander Kueng ve Tou Thao) işten çıkarılmış ve hüküm giymiş, ancak Chauvin haricindeki tüm memurlar sırasıyla kefaletle serbest bırakılmıştı. 

Savunma ablukada: Baro Başkanları’nın etrafı Kuğulu Park’ta polis tarafından çevrildi

AKP ve MHP’nin “çoklu baro” teklifi Meclis Genel Kurulu’nda görüşülürken, avukatların protestoları da sürüyor.

İstanbul Barosu önünde toplanan yüzlerce avukat, bugün tasarıya karşı eylemdeydi. Eylemde konuşan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Avukat Nazan Moroğlu, “Hukuk devletine inancımızı kaybetmeyeceğiz. Bu yasanın Meclisten geçmeyeceğini düşünüyoruz. Bunun için mücadeleye devam edeceğiz” dedi ve ‘savunmayı’ Ankara‘ya davet etti.

Öte yandan İstanbul Adliyesi‘ndeki Themis Heykeli önünde buluşan avukatlar, kanun teklifini üç dakikalık alkış eylemiyle protesto etti. “Savunma susmadı susmayacak”, “Hak, hukuk, adalet”, “Direne direne kazanacağız” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarının atıldığı eylemde adliye içindeki vatandaşlar da destek verdi.

İzmir de eylemde

İzmir Barosu da Bayraklı Adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasıyla “çoklu baro” sistemine karşı çıktı. Açıklamada konuşan İzmir Barosu Başkan Yardımcısı Özgür Yılmazer, baroların iktidar tarafından susturulmak istendiğini söyledi:

Çünkü korkuyorlar barolardan. Baroların yanlışa karşı doğruyu söylemesinden, baroların tüm yurttaşların haklarını ve özgürlüklerini savunmasından, iktidar ne zaman hukuk çizgisinin dışına çıkmış olsa baroların hukuk çizgisine çekmesinden korkuyorlar.

Çıkarılmak istenen yasaya karşı mücadele edeceklerini söyleyen Yılmazer, baro başkanlarının Ankara’da başlattığı nöbete destek olmak için bugün İzmir’den yola çıkacaklarını duyurdu.

Kuğulu Park’ta abluka

Ankara’ya gelen baro başkanları ise Kuğulu Park‘taki nöbetleri sırasında polis tarafından ablukaya alındı. Park’ın etrafına barikat kuran polis, baro başkanları dışında kimsenin girmesine izin vermedi, gazetecilerin baro başkanlarının yanına gitmesine de engel oldu.

Baro başkanları, yasa Meclis’ten geçene kadar Park’ta nöbet tutacaklarını duyurmuştu.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu da milletvekillerine yaptığı açık çağrıda, “çoklu baro sistemi” ve TBB’de baroları temsil edecek delege sayılarını değiştirecek tasarının kabul edilmemesini istedi.

O sırada mecliste…

Avukatların protestoları sürerken, TBMM Genel Kurulu’nda da  tartışmalı teklifin 28 maddesinden ilk ikisi kabul edildi.

Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin birinci maddesi, bazı şartların gerçekleşmesi halinde aynı ilde birden çok baro kurulabilmesine imkan tanıyor. Buna göre, aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde herhangi bir baroya kaydolmak mümkün olacak. İkinci madde ise aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde avukatlık stajının ikinci altı aylık kısmının, staj yapılan baroya kayıtlı bir avukatın yanında yapılmasını öngörüyor.

Muhalefet partileri CHP, HDP ve İYİ Parti’nin itiraz ettiği kanun teklifinin Genel Kurul’da görüşülmesi sırasında vekiller arasında gerginlikler de yaşandı. AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, İstanbul Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık‘ın konuşmasında Cumhurbaşkanına hakaret ettiğini öne sürerek, disiplin cezası verilmesini istedi. Meclis Başvekili Celal Adnan da, Şık’ın Genel Kurul’dan geçici olarak iki birleşim cezası verilmesini işleme koydu.

10 dakikalık savunma hakkını kullanmak istemeyen Ahmet Şık, hakkını Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş‘a verdi. Baş’ın konuşması sırasında da Baş ile AKP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

TBMM Genel Kurulu’nda kanun teklifine ilişkin görüşmeler Çarşamba günü HDP’li vekillerin protestosu ile başlamıştı. 

Moliere‘in metninden vekillerin okuduğu ifadeler şu şekilde:

Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı.

Genel Kurul, normal çalışma günlerinin dışında Cuma ve Cumartesi günleri de bu teklifleri yasalaştırmak için mesai yapacak.