Ana Sayfa Blog Sayfa 2022

TGC’nin Basın Özgürlüğü Ödülü Fatih Polat ve işsiz gazetecilere

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti‘nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri’ne değer görülenler belli oldu. 2020 Basın Özgürlüğü Ödülü Büyük Seçici Kurulu, 10 Temmuz 2020 Cuma günü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde toplandı.

Kişi dalında ödül Fatih Polat’a

2020 Basın Özgürlüğü Ödülü ‘kişi’ dalında Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat’a verildi. Fatih Polat “Türkiye’de gazetecilere dayatılan zor koşullara rağmen mesleğin evrensel kurallarından ödün vermeden halkın haber alma hakkına sahip çıkarak, demokrasi ve özgürlüğe ulaşılması için verdiği mücadelesinden” ötürü ödüle değer görüldü.

Kurum dalında ödül işsiz gazetecilerin

Seçici kurul,  ‘kurum’ dalında “Türkiye’de halkın haber alma hakkının engellenmesi ve toplumsal belleği zedelemek için egemenler eliyle gazetecilik mesleğinden uzaklaştırılan meslektaşlarımızla dayanışma amacıyla” işsiz gazetecilerin ödüllendirilmelerine karar verdi.

Bu yıl, Basın Özgürlüğü Ödülleri Büyük Seçici Kurulu’nda yer alanlar şöyle:

Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Adnan Özyalçıner, gazeteci- yazar Altan Öymen, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş , Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk , İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Nazan Moroğlu , Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Nurçay Türkoğlu, Birgün gazetesinden Semra Kardeşoğlu, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş,  gazeteci Tuğrul Eryılmaz, TGC Başkanı Turgay Olcayto ve PEN Türkiye Merkezi Başkanı Zeynep Oral. 

Diyanet ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ayasofya protokolünü imzaladı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nde Yürütülecek Koruma, Geliştirme, Tanıtım ve Yönetim Faaliyetlerine İlişkin İşbirliği Protokolü”ne imza attı.

Protokole göre, müzeden camiye dönüştürülerek ibadete açılacak olan Ayasofya’daki din hizmetleri Diyanet tarafından, koruma faaliyetleri ise bakanlık tarafından yürütülecek.

Erbaş: Ziyaretçi sayısı artacak

Düzenlenen imza töreninde konuşan Ali Erbaş, Ayasofya’ya gelecek ziyaretçi sayısının artacağına inandığını söyledi.

Erbaş’ın ardından konuşan Mehmet Nuri Ersoy ise “Ayasofya Camii yerli ve yabancı turistlerin ziyeretine açık ve ücretsiz olacak. Bir de güzel haberim var Sultanahmet Meydanı ile ilgili. Tapu binası bakanlığımıza devredildi” ifadelerini kullandı.

Neler yaşandı?

Danıştay 10. Dairesi, 10 Temmuz Cuma günü 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal ederek, Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılmasının önündeki engeli kaldırdı.

Kararın hemen ardından AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’nın Diyanet İşleri Başkanlığı’na devrini ve ibadete açılmasını öngören Cumhurbaşkanlığı Kararı’nı imzaladı. Karar, Resmi Gazete’de de yayımlandı.

Danıştay kararının ardından Erdoğan, televizyonlardan yayımlanan konuşmasında Ayasofya’nın 24 Temmuz Cuma günü ibadete açılmasının planlandığını açıkladı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise Ayasofya’daki ikona ve fresklerin aynen korunacağını; namaz saatinde ya ışık ya perde sistemiyle kapatılacağını duyurdu.

 

Yeni torba kanunda işçiye bir yıl ücretsiz izin ve kısa çalışma, patrona işsizlik fonundan destek

AKP hükûmetinin koronavirüs önlemlerini hafifleterek normalleşmenin hızlandırılması gerekçesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu “torba kanun”  tasarısı ile işçiler Temmuz 2021’ye kadar ücretsiz izne çıkarılabilecek. Teklif ile patronun sözleşmeyi feshetme alanı da genişletiliyor. Kısa çalışmada ise süre uzatılarak işçilerin daha düşük ücret almalarının önü açılıyor. İşverene ise kısa çalışmadan ve ücretsiz izinden vazgeçmeleri halinde bedeli işsizlik fonundan karşılanmak üzere destek verilecek.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır‘ın haberine göre “torba öneride” yer alan düzenlemeler şöyle:

  • Cumhurbaşkanı, kısa çalışma ödeneğinin süresini sektörel olarak ayrı ayrı veya bir bütün olarak 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzatabilecek. Maddeyle, Cumhurbaşkanına kısa çalışma ödeneğini sadece bazı sektörler için uzatma yetkisi veriliyor.
  • Kısa çalışmadan vazgeçerek normal çalışma düzenine geçen işverenlere üç ay süreyle prim desteği verilecek. Cumhurbaşkanı bu süreyi altı aya kadar uzatabilecek. Sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı, işverenlerin SGK’ye ödeyecekleri primlerden mahsup edilecek. Destek 31 Aralık’ta sona erecek.

  • Aynı haktan yeniden normal çalışma düzenine dönmeleri koşuluyla işçileri ücretsiz izne çıkaran işverenler de yararlanabilecek. Belediyeler, il özel idareleri bu haktan yararlanamayacak.

Bir yıl uzatma yetkisi

  • İşverene sağlanacak destek işçilerin işsiz kaldıklarında yararlanmaları için oluşturulan işsizlik sigortası fonundan karşılanacak. Hükûmet ayrıca bir ödeme yapmayacak.
  • Cumhurbaşkanı, işten çıkarma yasağı ile işverene işçiyi ücretsiz izne çıkarma yetkisi süresini 30 Haziran 2021 tarihine kadar uzatabilecek. Bu da ücretsiz izne çıkarılan işçilerin gelecek yılın ortasına kadar aylık 1168 lira geçinmek zorunda kalacakları anlamına geliyor.
  • İşten çıkarılabileceklerin kapsamı da genişletiliyor. Salgının etkileri devam etmesine karşın “belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetin sona ermesi hallerinde” de işçiler işten çıkarılabilecek.

Soma işçileri için düzenleme

  • Soma’da 301 işçinin yaşamını yitirdiği facianın üzerinden altı yıl geçtikten sonra “tazminatsız” işten çıkarılan işçiler için de torba öneride düzenleme yer alıyor. 2014’te 301 işçinin yaşamını yitirdiği facianın ardından Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarındaki yaklaşık 3 bin işçi işten çıkarılmış, ancak bir devlet kurumu olan Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) kıdem tazminatlarını ödememiş; madenler rödovans sözleşmesi ile özel şirketlere devredilmişti. Aradan altı yıl geçtikten sonra bu işçilerin kıdem tazminatlarının devlet tarafından karşılanması öngörüldü. Bunun için işçiler, iki ay içerisinde TKİ’ye başvuracak. Tazminatlar da altı ay içinde ödenecek. Ödeme nedeni ile TKİ’nin rödovans sözleşmesinin tarafı olan şirket ya da şirketlere rücu hakkı saklı olacak.

 

Türkiye’de insanlar en fazla konut ve kira harcamasına pay ayırdı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2019 Hanehalkı Tüketim Harcaması raporunu açıkladı.  Verilere göre hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24,1 ile konut ve kira harcamaları aldı.

İkinci sırayı yüzde 20,8 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 16,5 ile ulaştırma harcamaları aldı.

En düşük harcama sağlık, eğitim ve kültür

Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 2,2 ile sağlık, yüzde 2,5 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 3,1 ile eğlence ve kültür harcamaları oldu.

Eşdeğer fert başına aylık ortalama tüketim harcaması 2018’de 2 bin 181 TL iken 2019’da 2 bin 465 TL olarak tahmin edildi.

En fazla artan grup gıda ve alkolsüz içecekler

Araştırma sonuçlarına göre, gıda ve alkolsüz içeceklerin payı bir önceki yıla göre 0,5 puanlık artışla yüzde 20,3’ten yüzde 20,8’e yükseldi.

Alkollü içecek, sigara ve tütün harcamalarının payı yüzde 4,0’dan yüzde 4,3’e, giyim ve ayakkabı harcamalarının payı yüzde 4,8’den yüzde 5,0’a, konut ve kira harcamalarının payı yüzde 23,7’den yüzde 24,1’e, eğlence ve kültür harcamalarının payı yüzde 2,9’dan yüzde 3,1’e, eğitim hizmetlerinin payı yüzde 2,3’ten yüzde 2,5’e ve çeşitli mal ve hizmetlerin payı ise yüzde 4,9’dan yüzde 5,1’e yükseldi.

Ev eşyaları ve ulaşım düşüşte

Diğer taraftan, mobilya ve ev eşyaları harcamalarının payı yüzde 6,5’ten yüzde 6,4’e, ulaştırma harcamalarının payı ise bir önceki yıla göre 1,8 puanlık düşüşle yüzde 18,3’ten yüzde 16,5’e geriledi. Ayrıca haberleşme harcamalarının payı yüzde 3,8’den yüzde 3,6’ya düştü.

Sağlık harcamalarının payı yüzde 2,2 ve lokanta ve otel harcamalarının payı yüzde 6,5 ile 2019’da değişmeyerek aynı kaldı.

Gıdada en fazla payı et, balık ve deniz ürünlerinde

Gıda ve alkolsüz içeceklere yapılan harcamalarda en büyük payı yüzde 19,4 ile et, balık ve deniz ürünleri alırken, bunu yüzde 17,8 ile ekmek ve tahıllar, yüzde 16,6 ile sebzeler, yüzde 13,9 ile süt, peynir ve yumurta izledi.

En düşük paya sahip harcama grupları ise, yüzde 2,3 ile diğer gıda ürünleri, yüzde 3,2 ile kahve, çay ve kakao, yüzde 3,8 ile alkolsüz içecekler olarak sıralandı.

Düşük gelirli haneler gıdaya iki kat daha fazla pay ayırdı

Gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının 2019’daki dağılımına bakıldığında; en düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları, konut ve kira harcamalarına yüzde 31,2, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 30,7, ulaştırma harcamalarına yüzde 9,0 ve mobilya ve ev eşyası harcamalarına yüzde 5,3 pay ayırdı.

En yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları ise, konut ve kira harcamalarına yüzde 20,1, ulaştırma harcamalarına yüzde 20,0, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 15,3 ve lokanta ve otel harcamalarına yüzde 8,1 pay ayırdı.

Temel gelir kaynağına göre harcama kalıpları değişti

Temel gelir kaynağı maaş, ücret, yevmiye geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 22,4, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 19,0 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 17,7 pay ayırırken, müteşebbis geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 20,4, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 19,8 ve ulaştırma harcamalarına ise yüzde 19,2 pay ayırdı.

Loç Vadisi’nde HES’e geçit yok

Kastamonu‘nun Cide ilçesinde yer alan Loç Vadisi‘nde OR-YA Enerji tarafından yapılmak istenen Hidroelektrik Santral (HES) projesi bir kez daha Danıştay tarafından reddedildi.

Kastamonu İdare Mahkemesi, OR-YA Enerji’nin HES projesine ilişkin “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu” kararını iptal etmiş, şirket, mahkemenin kararının bozulması ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açmıştı.

bianet’ten Tansu Pişkin’in haberine göre Danıştay 6’ncı Dairesi’nin oy birliğiyle verdiği kararında, “Temyiz edilen İdare Mahkemesi kararının yürütülmesinin durdurulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, bu konudaki istemin reddine” ifadesine yer verildi. Böylece “ÇED olumlu” kararının iptali üst mahkemece onaylanmış oldu.

Erdinç Ay: Artık buraya gelmesinler

Loç Vadisi Karadibi köyünden Erdinç Ay, şirketin yaklaşık 11 yıldır iki kez Cide ÇED raporu yazdığını, raporların iki kez hem Kastamonu İdare Mahkemesi hem de Danıştay tarafından reddedildiğini, bölgeye gelen bilim insanlarının da projenin buraya uygun olmadığını söylediğini aktararak şirkete şöyle seslendi:

Biz hasım değiliz. Artık bunu bir derbi mücadelesine çevirmesinler, bir kez daha ÇED raporu yazıp sunmasınlar, hırs yapmasınlar. Gözüken o ki Cide’de HES projesi milli parklara, ekolojik yapıya, Loç halkının bünyesine uygun değil. Bu yüzden artık gelmesinler.

Kendileri zaten boru imalatıyla uğraşıyorlar aynı zamanda, boru yapmaya devam etsinler, inşaat sektörüne girdiler, ona devam etsinler ama artık bizim buraya gelmesinler.

Fotoğraf: Kastamonu Gazetesi

12 yıllık mücadele

Orya Enerji bölgede faaliyet yürütebilmek için ilk başvurusunu 2009 yılında yapmıştı.  Yöre halkı ve ekoloji aktivistlerinin mücadelesi sonucu 2011 yılında Kastamonu Bölge İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermişti. 2015 yılında ise Danıştay ÇED raporunu iptal etmişti.

Proje alanını, Küre Dağları Milli Parkı’ndan yalnızca 245 metre uzağa çeken şirket, OHAL koşullarından yararlanarak 2016 yılında tekrar ÇED sürecini başlattı. ÇED Olumlu kararına karşı açılan dava sonrası mahkeme tarafından yeniden bir bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildi.

Jandarmaların da TOMA ile eşlik ettiği bilirkişi incelemesinin sonrasında hazırlanan raporda “Küre Dağları Milli Parkı tampon bölge sınırları içerisinde yapılması planlanan Cide HES projesinin havzadaki ekosistem bütünlüğünü bozacak nitelikte olumsuz etkileri olacağı” söylendi.

Bilirkişi raporunun da teslim edilmesinin ardından kararını açıklayan Kastamonu İdare Mahkemesi projenin ekolojik bütünlüğü bozacağı, dere yatağının kirlenmesine sebep olacağı, alanda erozyon, heyelan ve toprak kaymasına neden olacağı gerekçeleriyle ÇED Olumlu kararını iptal ettiğini duyurdu.

OR-YA Enerji ise mahkemenin kararına ikinci kez itirazda bulundu.

 

İmar planı onaylandı: Kyme antik kentine liman yapılacak

Aliağa’da Kyme antik kenti sınırları içinde yapılması planlanan Nemrut Körfezi Limanı imar planı Çevre Bakanlığı‘nca onaylandı. Plan 11 Ağustos 2020’ye kadar askıda kalacak.

19 metrekarelik iskele yapılacak

Kabul edilen plana göre kara tarafından yaklaşık 760 metre uzunluğunda, 25 metre genişliğinde olan mevcut iskelenin yaklaşık 50 metre kuzeyine ve kara tarafından yaklaşık 255 metre batısına 13.760,13 m2 ’lik dolgu yapılacak. Ayrıca mevcut iskelenin güneyinde güneye doğru yaklaşık 276 metre, kara tarafından batıya doğru yaklaşık 320 metre genişletilerek 87.977,12 metrekare de dolgu gerçekleştirilecek. Planlanan dolgu alanının güney ucuna yaklaşık 55 metre genişliğinde, 342 metre uzunluğunda, 18.841,30 metrekarelik bir iskele yapılacak.

Ayrıca iskele ile dolgu alanının birleştiği noktada 30 m. x 40 m. ebatlarında bir Ro-Ro rampası yerleştirilecek. Mevcut olan liman sahasının yine liman alanı olarak toplam 120.578,55 metrekare genişletilmesi ve liman alanında E=0.40 yapılaşma koşulunun getirilmesi de öngörülüyor.Rıhtım ve iskeleler için denizden çakım dubalarıyla kazık çakımı yapılacak. Rıhtım gergilerinin bağlanacağı yapı dolgu üzerinden fore kazıkla gerçekleştirilecek. Güney dolgu alanının güneybatı köşesinden deniz yönüne doğru yapılacak yaklaşık 1.88 hektar iskele ve rıhtım ayakları çelik boru kazıklardan oluşturulacak ve üzerine kaplama betonu dökülecek.

3 bin yıllık kent

Liman inşaatının yapılacağı alan, 1. ve 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiş olan Kyme antik kentinin, 3. Derece kısmı içinde kalıyor. Planlama alanının doğusu ve güneydoğusunda kalan 1. derece arkeolojik sit alanı ise, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28.03.2019 tarihli 11049 sayılı kararı ile 1. dereceden 3. dereceye düşürülmüştü.

Kuzey Yunanistan’dan gelen halklar tarafından İ.Ö. 11. yüzyılın ortalarında kurulmuş olan Kyme, dünyanın en eski kentlerinden birisi. Kentin, antik kaynaklara göre, arkaik dönemde ekonomik açıdan çok geliştiği sikke basan ilk şehirlerden biri olduğu sanılıyor.

LGBTİ+’lara yönelik ihlallerin yüzde 52’si aile ve yakınlardan, yüzde 30’u kamu personelinden

Mersin LGBTİ 7 Renk Derneği, 2019 Yılı Akdeniz Bölgesi LGBTİ+lara Yönelik Hak İhlalleri Raporu’nu yayınladı. Raporda bu bölgede LGBTİ+’lara yönelik 132 hak ihlali tespit edildi.

2019 Eylül-2020 Mart ayları arasındaki dönemin incelendiği çalışma Adana, Mersin, Hatay, Antep ve Antalya’da yürütüldü.50 vakanın görüldüğü Mersin, en çok hak ihlalinin yaşandığı il oldu.

‘Birçok ihlal gizli kalıyor’

Raporda, LGBTİ+’larla yapılan görüşmelerde LGBTi+’ların birçok hak ihlalini gizlediği veya maruz kalınan hak ihlalini “günlük yaşamlarında normalleştirdikleri, içselleştirdikleri veya kolluk kuvvetleri-devlet ile başlarının belaya gireceği gibi” bir algılarının olduğu aktarıldı.

LGBTİ+’lara hak ihlalinde bulunan faillerin kimliğine dair yapılan sorgulamalarda ise bu kişilerin yüzde 52’sinin aile üyesi ve özel kişi, yüzde 30’unun kamu görevlisi, yüzde 9’unun özel kurumda görevli olduğu, yüzde 8’inin de kimliğinin tespit edilemeyen şahıslardan oluştuğu belirtildi.

En çok ihlal hakaret

Raporda vakaların illere göre dağılımı ve gerçekleşen hak ihlallerinin türü ise şu şekilde belirtildi:

 

LGS sonuçları açıklandı: 42 ilden 181 öğrenci tam puan aldı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 20 Haziran’da koronavirüs kısıtlamaları altında yaptığı Liseye Giriş Sınavı (LGS) sonuçları açıklandı. 42 ilden toplamda 181 öğrenci tüm soruları yanıtlayarak 500 tam puan aldı. Sınav sonuçlarına bakmak isteyenler “http://meb.gov.tr” adresinden ulaşabiliyor.

Sınavda kız öğrencilerin matematik dışındaki tüm alt testlerde erkek öğrencilerden daha başarılı olduğu belirtildi. Soru sayısı 20 olan alt testler arasında öğrenciler en yüksek başarıyı Fen Bilimleri alt testinde en düşük başarıyı Matematik alt testinde gösterdi. MEB raporundan bazı önemli bilgiler ve istatistikler şu şekilde:

En yüksek başarı fen bilimlerinde

  • Sınava 2019 yılında 1 milyon 29 bin 555 öğrenci, 2020’de 1 milyon 472 bin 88 öğrenci katıldı. Sınava katılan öğrenci sayısından bir önceki yıla göre yüzde 43 artış oldu.
  • Sınavın yapılacağı okul sayısı 5 kat, görevli sayısı ise 2 kat arttı.
  • Sınavda yer alan soruların hiçbiri iptal olmadı.
  • 20 soruluk Türkçe alt testinde doğru cevap sayısı ortalaması 10,00, soru sayısı 10 olan T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük alt testinde doğru cevap sayısı ortalaması 5,05, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi alt testinde 6,39 ve yabancı dil alt testinde ise 3,53 oldu.
  • Soru sayısı 20 olan matematikte doğru cevap sayısı ortalaması 4,89, fen bilimleri alt testindeki doğru cevap sayısı ise 10,21 olarak hesaplandı.
  • Öğrenciler 2019’a göre fen bilimleri testinde daha başarılı oldu, diğer testlerde ise daha düşük başarı gösterdiği belirlendi.

Anne ve baba eğitim düzeyiyle doğru orantılı

  • 181 öğrenci sınavda tam puan aldı.
  • Puanların 100 ile 500 arasında değiştiği dağılımda öğrencilerin yüzde 7,85’i 400-500 aralığında puan aldı. Öğrencilerin en yoğun bulunduğu puan aralığı (yüzde 56,29) 200-299 oldu. Sınav puanlarının ortalaması 286,35, standart sapması ise 69,22 olarak hesaplandı.
  • Kız öğrenciler matematik dışındaki tüm alt testlerde erkek öğrencilerden daha başarılı oldu. Aynı sonuç 2018 ve 2019 yıllarında da olmuştu.
  • Öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeyleri arttıkça sınav puanlarının da arttığı belirlendi.
  • Öğrencilerin okul başarıları ile sınav başarısı arasında güçlü bir ilişki olduğu görüldü.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, LGS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte tercih işlemlerinin de başlayacağını belirtmişti. LGS tercih klavuzunun, gün içerisinden Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanması bekleniyor.

Van’da keşif uçağı düştü, yedi emniyet personeli öldü

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Havacılık Daire Başkanlığı’na kayıtlı insanlı keşif uçağı, Hakkari ve Van illerinde yaptığı keşiften döndüğü sırada arızalanarak Gevaş ilçesindeki Artos dağına çarptı.

2 bin 200 metre yükseklikte yaşanan kazanın enkazına saat 03.00 gibi ulaşıldı. Kaza sonucunda ikisi pilot toplamda yedi kişi hayatını kaybetti.

EGM: Radar ve telsiz teması kayboldu

EGM’den yapılan yazılı açıklamada 15 Temmuz’da gerçekleşen kazayla ilgili “Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı envanterine kayıtlı EM-809 kuyruk numaralı İnsanlı Keşif uçağı Hakkari ve Van illerinin keşif ve gözetlemeye yönelik yaptığı çalışmalarda görev almak üzere Van Ferit Melen Havalimanı’ndan görev bölgesine intikal için 15.07.2020 saat 18.34’te havalanmış, görevini tamamladıktan sonra Van Ferit Melen havalimanı ile alçalış için irtibata geçmesinin ardından saat 22.45 itibariyle Van Ferit Melen havalimanı kontrol sahası içerisinde Radar ve Telsiz Teması kaybedilmiştir” denildi.

Soylu olay yerine gitti

Olayın ardından bölgeye ulaşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olayla ilgili şu bilgileri paylaştı:

Saat 22.32 sıralarında en son Başkale üzerindeyken kuleyle irtibat sağlandı, dönüşte olduğunu ifade etti. Sonra 22.45 civarında da hem radar hem de iletişim tespiti tamamen kesildi.

Bu esnada Gevaş civarında bir ihbar geldi. Uçağın alçaldığını ve gözden kaybolduğunu ifade eden bir ihbardı. Bunun üzerine aramalar o civarlarda tüm ekiplerimizle havadan ve karadan yapılmaya başlandı.

 

Pandemide Kürt Düşmanlığı: 84 işkence, 444 gözaltı, 93 tutuklama, 14 kayyım

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede ve Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, pandemi döneminde iktidarın uyguladığı “Kürt Düşmanlığı” politikalarına ilişkin hazırladıkları raporu açıkladı.

Buna göre pandemi süresi boyunca 84 kişiye işkence ve kötü muamele uygulandı, HDP’li vekillere 84 fezleke hazırlandı, 444 gözaltı ve 93 tutuklama yaşanırken, 14 belediyeye kayyım atandı.

‘Pandemi fırsat olarak kullanıldı’

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre Ümit Dede, AKP iktidarının salgının yoğun yaşandığı 3 buçuk aylık dönem içerisinde salgınla mücadele etmek yerine kendisi gibi düşünmeyenlerle, muhaliflerle mücadele etmeyi tercih ettiğine dikkat çekti.

Dede, “Salgını toplum üzerindeki kontrolün arttırılması için bir fırsat olarak değerlendiren AKP iktidarı kutuplaşmayı, ayrımcılığı derinleştirdi. Pandemi sürecini yasakların, hak ihlallerinin ve keyfi uygulamaların gerekçesine dönüştürdü. İktidarın öncelikli hedefi, uzun yıllardır olduğu gibi muhalifler ve Kürtler oldu” dedi.

‘Kimin toplum sağlığı için çalıştığı belli oldu’

Filiz Kerestecioğlu da “Kimin toplum sağlığı kimin kendi çıkarı için çalıştığı bu dönemde bir kez daha ortaya çıktı. Belediyelerimiz salgının başından itibaren hızlıca harekete geçti. Fakat, toplum temelli, demokratik ve çoğulcu belediyecilik anlayışımız bu dönemde de iktidarın hedefi oldu” ifadelerini kullandı.

Rapordan öne çıkan başlıklar ise şu şekilde:

  • Salgının en yoğun yaşandığı 3,5 ayda en az 84 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı.
  • 387 kişi gözaltına alındı, 93 kişi tutuklandı.
  • HPG’Li Agit İpek’in cenazesi Adli Tıp’tan ailesine kargo ile gönderildi.

‘282 cenaze kaldırıma gömüldü’

  • Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin mezarlıkları parçalandı, en az 13 mezarlık defalarca tahrip edildi, 282 cenazenin kaldırıma gömüldüğü ortaya çıktı.
  • Cezaevlerinde maske, sıcak su, gıda, hijyen malzemelerine ulaşılamadı, başta politik mapuslar olmak üzere yüzbinlerce mahpus cezaevlerinde ölüme terk edildi.

’70 kadını erkekler öldürdü’

  • En az 70 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
  • Kürt ve göçmen kadınların sağlık hizmetlerinden yararlanması pandemi döneminde çok daha zorlaştı.
  • 3 ayda gönderilen 93 fezlekenin 84’ü HDP’li milletvekilleri için hazırlandı.
  • 90’lı yıllarda uygulanan politikalar iktidar tarafından tekrar edildi.
  • Federe Kürdistan Bölgesi’nde sivillerin yerleşim yerleri bombalandı, sadece 10 günde 9 sivil hayatını kaybetti.
  • Engelliler, mülteciler, anadili Türkçe olmayanlar uzaktan eğitime erişim sorunu yaşadı.
  • Diyarbakır’da EBA’ya giriş yapan öğrencilerin oranı yüzde 20’yi geçmedi.
  • 6 çocuk/genç Kürt illerinde ya da Kürt kimliği nedeniyle hayatını kaybetti.