Ana Sayfa Blog Sayfa 1961

Her saat başı bir vatandaşımız Covid-19’dan ölüyor – Sedat Ergin

Bu konudaki son yazılarımdan biri 5 Ağustos tarihliydi ve ‘Yoğun bakımdaki hasta sayısı neden açıklanmıyor?’ başlığını taşıyordu. Yazı, Sağlık Bakanlığı’nın temmuz ayı sonunda hastanede yoğun bakımda tutulanlar ile entübe edilen hastaların sayılarını açıklamaktan vazgeçip, bunun yerine ‘ağır hasta’ sayısını paylaşmaya başlamasının kamuoyu açısından bir güven meselesi yarattığını konu alıyordu.

Bir sonraki gün, 6 Ağustos’ta çıkan ‘Covid-19 vakalarında resmi rakamlar örtüşmeyince’ başlıklı yazım ise açık kaynaklara yansıyan vaka sayılarındaki artışlar ile Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı veriler arasındaki çelişkileri işliyordu. Bir ilin valisi tarafından beyan edilen günlük vaka sayısının, bakanlığın bu ilin bulunduğu bölge ile ilgili duyurduğu vaka toplamından fazla olması gibi durumlar, kaçınılmaz olarak bir inandırıcılık sorununa neden oluyordu. Burada izaha muhtaç bir durum vardı ve sahadan gelen bilgilerle resmi açıklamalar arasındaki makas giderek açılmaktaydı.

Sonuçta bir süre bu dosyayı uzaktan izlemeyi tercih ettim. Ancak bakanlığın açıkladığı son rakamlarda günlük vakalar 1500 eşiğini geçince yeni bir değerlendirme yapmaktan kendimi alıkoyamadım. Çekinceyle yaklaştığım son veriler bile aslında salgının yeniden çok tehlikeli bir aşamaya geçtiğini teyit etmeye yeterli.

1500 eşiği en son ne zaman geçilmişti?

Sağlık Bakanlığı, önceki akşam günlük vaka sayısını 1502 olarak duyurdu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın her akşam açıkladığı günlük verileri işlediğim Excel dosyasında en son ne zaman bu rakama yakın bir değer kaydedilmiş diye baktığımda şöyle bir tabloyla karşılaştım.

Geçen mart ayının son haftasında, yani salgının tırmanma döneminde olduğu bir sırada 1500 eşiği ilk kez geçiliyor. Nisan ayında günlük vakalarda 4 binli sayılara çıkıldıktan  sonra başlayan salgının düşüş döneminde 9 Mayıs’ta 1546 rakamı kayda geçiyor.

Vakalar 1000 eşiğinin altına indikten sonra haziran ayındaki dalgalanmada bir kez daha 1500’ün üstüne çıkıyor. 15 Haziran’da 1592 rakamı görülüyor. Bunu izleyen günlerde yeniden düşüş eğrisi başlıyor, 900’lü rakamlara kadar iniliyor. Ve ağustos ayında girilen tırmanmayla birlikte önceki gün 1500 eşiğinin geçilmesi yeterince uyarıcı olmalıdır.

Yoğun bakımdaki hasta sayısı azalmayınca…

Tabii hastanelerde yoğun bakımda tutulan Covid-19 hastaları ile entübe edilenlerin sayılarının 29 Temmuz’dan bu yana açıklanmıyor olması, bu iki gösterge üzerinden geriye doğru bir karşılaştırma yapabilme imkânından bizi yoksun bırakıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın verileri, yoğun bakımdaki hasta sayısının haziran ayı başında en düşük olan 591 sayısını görmesinden sonra yeniden düzenli bir şekilde yükseldiğini gösteriyordu.

Özellikle temmuz ayı başında son derece kafa karıştırıcı bir durum ortaya çıktı. Günlük vakalar düşüş seyrine girerken, yoğun bakımdaki hastaların sayısı artış çizgisini sürdürdü. Vakalar azalırken yoğun bakımdaki hasta sayısı nasıl artabilirdi? Daha sınırlı olmakla birlikte entübe edilen hasta sayısı da artıyordu.

Yoğun bakımdaki hasta sayısının 1280’e ulaştığı 28 Temmuz günü, yani haziran ayı başına kıyasla iki katına çıktığı noktada Sağlık Bakanlığı bu veriyi açıklamayı kesti. Benzer şekilde entübe edilen hasta sayısının açıklanması da durduruldu.

Açıklanması askıya alınan her iki gösterge de Türkiye’nin süratle mayıs ayı tablosuna dönmekte olduğuna işaret ediyordu.

Ağır hasta sayılarındaki artış yönelişi

Bakanlık bu iki veriyi kamuoyuyla paylaşmayı kestiği noktada yeni bir gösterge açıklamaya başladı: ‘Ağır hasta sayısı’… İlk açıklandığı 29 Temmuz tarihinde bu durumdaki hastaların sayısı 542 olarak duyuruldu.

Geçen süre içinde, yani bir ay zarfında bu göstergenin nasıl bir seyir izlediği sorusuna bakarsak… 29 Temmuz’da 542 olan bu sayı, yaklaşık bir ay zarfında sürekli bir artış eğrisi çizerek önceki gün itibarıyla 811’e vardı.

Bir başka deyişle, bakanlığın salgının şiddet derecesini okumamıza yardımcı olan bu yeni verisinde bir ayda yüzde 50 oranında bir artış söz konusu. Ağır vakalarda bir ay içinde yaşanan bu artış, her bakımdan çok kaygı verici bir tabloyu dikkatimize getiriyor.

Yeni vakalar iyileşenlerden fazla 

Aslında salgının girdiği tehlikeli tırmanışı göstermek bakımından başka verileri de kıyaslayabiliriz. Günlük yeni vaka ile iyileşenlerin sayısı arasındaki fark bunlardan biridir. Yoğun bakım sayısının en son açıklandığı 28 Temmuz günü iyileşenlerin sayısı 1092, vaka sayısı ise 963’tü. Arada 129 gibi bir fark vardı. İyileşenler çoğunluktaydı.

İlginçtir ki aynı haftanın sonuna doğru bir kırılma yaşandı ve uzun bir süre sonra ilk kez günlük yeni vakalar iyileşenlerin sayısını geçmeye başladı. Aradaki fark başlangıçta çok küçüktü. Ardından makas giderek büyümeye başladı. Önceki gün iyileşenlerin sayısı 887 görünürken, vaka sayısı 1502’ye yükselmişti. Kontrol altına alınamadığı takdirde günlük bazda yeni vakaların iyileşenleri katlayacağı bir orana doğru süratle yol alıyoruz.

Aktif vaka toplamına bakınca

Salgının seyrini aktif vaka toplamı üzerinden de okumaya çalışabiliriz. Bu sayıyı başından itibaren kaydedilen vaka toplamından iyileşenler ile vefat edenlerin toplamını çıkararak buluyoruz. Önceki gün vaka toplamı 261 bin 194, iyileşenlerin toplamı 238 bin 795, vefat edenlerin toplamı ise 6 bin 163’tü. Çıkarma işlemini yaptığımızda 16 bin 236 sayısını buluyoruz. Buna karşılık aktif vaka sayısı 28 Temmuz’da 10 bin 776’dı. Bir ay içinde yine yüzde 50 dolayında bir artış söz konusu.

Başta belirttiğim gibi, bakanlık rakamlarıyla ilgili çekincelerimi koruyorum. Ancak bu haliyle de açıklanan rakamlar salgının korkutucu bir seyre girmekte olduğu konusunda tehlike çanlarını çalıyor. Bir şeyler yapılması gerekiyor. Aksi takdirde bütün ülkeyi çok sıkıntılı bir sonbahar bekliyor.

Önceki gün 24 vatandaşımız öldü. Geçen her saatte bir vatandaşımız hayata gözlerini kapıyor. Farkında mıyız?

(Bu yazı ilk kez Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanmıştır.)

Domateslerin ayaklarla ezildiği tesise ceza

Balıkesir’de bir kişinin, salça üretim tesisinde domatesleri ayaklarıyla ezerek dans ederken çektiği videoyu TikTok‘a göndermesi üzerine, ürünler imha edildiv e firmaya para cezası kesildi.

Görüntülerin Altıeylül ilçesi Köseler Mahallesi’nde, F.F.’ye ait olan firmada çekildiği anlaşıldı.

Görüntülerin sosyal medyada dolaşıma girmesini müteakip, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Altıeylül İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Altıeylül Belediyesi zabıta ekipleri, söz konusu işletmeye gitti.

Firmanın işletme kaydı olmadığı anlaşıldı. Firma sahibi F. F.’ye 13 bin 900 lira ceza kesildi. İşyerindeki yaklaşık sekiz ton ürün imha edildi.

Defineciler Sudan’ın iki bin yıllık tarihini yok etti

Küçük Göl’ün rengi bilinçsiz sulama nedeniyle pembeye döndü

Konya‘nın Kulu ilçesindeki ‘flamingo cenneti’ Düden Gölü‘ne komşu Küçük Göl, iklim değişikliği ve bilinçsiz sulama sonucu kurudu. Tatlı su gölü olan Küçük Göl, suların azalmasına bağlı olarak artemia salina bakterisi nedeniyle pembeye büründü.

Kulu Doğal Hayatı Koruma Derneği Başkanı Murat Uludağ, Küçük Göl’ün, Kulu’nun “kuş cenneti” olarak tabir edildiğini, ancak bu tanımlamanın artık gerçeği yansıtmadığını anlattı:

Burada önceden birçok flamingo olurdu ama şu an hiçbiri yok. Çok üzüntü verici ve kuşlar açısından da kayıp bir durum. Bu bölgede flamingolar dahil 200’ün üzerinde kuş barınıyor. Burası İç Anadolu’nun güzide bir yeri. Bu bölgeye Kızılırmak ve ona bağlı olan barajlardan su takviyesi yapılabilir. Göldeki şu an görsellik çarpıcı ve güzel görünse de biz kendi açımızdan büyük bir acıyla ve üzüntüyle görüyoruz.

‘Çarklardan biri kırıldığında tüm düzen bozulur’

Uludağ bölgede var olan suyun da kontrollü kullanılmadığını, bilinçsiz su kullanımına bağlı olarak kuraklığın oluştuğunu ifade etti:

Maalesef zemin suları çiftçilikle kullanıldıkça çekiliyor. Kulu ilçemizin içinden geçen dereyi bile buradaki çiftçilerimiz maalesef bilinçsizce kullanıyor. Böylelikle o suyun da göle gelmesi engellenmiş oluyor. Biz çiftçilerimizin de bu konuya gerekli hassasiyeti göstermesini istiyoruz. Her şey arpa, buğday ve pancar üretmek değil.

(…) Doğal hayattaki çarklardan biri kırıldığı zaman maalesef düzen bozulmakta. Bu bölgede kuşları önemsememek, bölgenin tarımına da zararı olacaktır. O kuşların beslendiği böcekler çoğalacak ve doğal hayattaki denge bozulacak. Bu konuda yardım bekliyoruz.

Yeni Zelanda saldırganı müebbet hapis cezası aldı

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Nur ve Linwood camilerinde 51 kişiyi katletmek, 49 kişiyi yaralamaktan yargılanan Brenton Tarrant ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Christchurch Yüksek Mahkemesi‘nde görülen davanın hüküm duruşmasında cezayı okuyan Hakim Cameron Mander, Tarrant’ın “cinayet”, “cinayete teşebbüs” ve “terör saldırısı” suçlarından dolayı şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis cezası aldığını açıkladı.

Suçunu kabul etti

AA’nın aktardığına göre dünkü duruşmada kendi savunmasını okumamayı tercih eden Tarrant’ın ifadesi, avukat aracılığıyla okunmuştu.

Tarrant, hakkındaki 51’i cinayet, 40’ı cinayete teşebbüs ve biri de terör saldırısı olan suçlamaların tamamını kabul etmişti.

Neler yaşandı?

“Yeni Zelanda’nın en karanlık günü” olarak nitelendirilen 15 Mart tarihinde aşırı sağcı Tarrant cuma namazı sırasında girdiği  camilerde otomatik silah ile etrafa ateş açmıştı.

Saldırı sonucunda biri Türkiye vatandaşı 51 kişi hayatını kaybetmiş, ikisi Türkiye vatandaşı 49 kişi ise yaralanmıştı. Saldırganın saldırı anını sosyal medyadan canlı olarak yayınladığı ortaya çıkmıştı.

Olay sonrasında yakalanan Tarrant yargılama sürecinde avukatını reddederek kendi savunmasını yapmak istemişti. Bu durum Yeni Zelandalılar arasında saldırganın kendi görüşlerini aktarmak için mahkemeyi aracı olarak kullanacağı endişelerini doğurmuştu.

 

 

800 bin çocuk okula gitmiyor, her beş çocuktan biri çalışıyor

Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM tarafından hazırlanan “2019 Eğitim Değerlendirme Raporu’’ yayımlandı. Rapora göre özel eğitime devam eden öğrenci sayısının son 10 yılda iki katından fazla artmasına rağmen tanı koyma ve özel eğitimin kapsamına ilişkin sorunlar devam ediyor.

Cumhuriyet’ten Figen Atalay‘ın aktardığına göre, Türkiye’de genç yetişkinler arasında yükseköğretim mezunu oranının artış göstermesine rağmen ortaöğretim mezunu dahi olmayanların oranının OECD ortalamasından yaklaşık üç kat daha fazla.

Raporda yer alan bazı tespitler şu şekilde:

  • Her ne kadar ilgili yaş gruplarındaki okullaşma oranları oldukça yüksek değerler olsa da 6-13 yaş grubunda olan ve temel eğitim kademesinde olması beklenen toplam 156 bin 483 çocuğun okul dışında kalmış olması ve neden okul dışında kaldıklarına dair veri bulunmaması/rapor edilmemesi rasyonel bir durum olarak gözükmemektedir. Bu öğrencilerin durumlarını açıklayacak verilerin raporlanması, okula erişimlerinin önündeki engellerin neler olduğunun ivedilikle tespit edilmesi ve bu engellerin kaldırılması için önlem alınması gerekiyor.
  • Ortaöğretime erişim ve tamamlama oranları, hedeflerin oldukça gerisinde kalındığını gösteriyor.

  • 2018-2019 öğretim yılında 14-17 yaş grubu için net okullaşma oranı yüzde 88.22. TÜİK verilerine göre 14-17 yaş grubunda toplam 5 milyon 4 bin 178 çocuk bulunuyor. 14-17 yaş grubu net okullaşma oranı üzerinden hesaplandığında 589 bin 492 çocuğun eğitim-öğretim dışında kaldığı görülüyor. Bu sayı, 10-13 yaş grubunda eğitim-öğretim dışında kalan çocuk sayısının yaklaşık dokuz katı.
  • 5 yaş grubunda eğitim-öğretim dışında kalan yaklaşık 316 bin çocuğun eğitime erişiminin sağlanması için en az 16 bin 620 öğretmen atamasına ve 12 bin 146 dersliğe ihtiyaç var.
  • Eğitimin 12 yıl zorunlu olması dolayısıyla tek bir çocuğun bile okul dışında olmaması beklenirken, 14-17 yaş aralığında yaklaşık 590 bin çocuğun okul dışında olması, ortaöğretime erişimde ciddi sorunların olduğunu gösteriyor.
  • Mesleki ve teknik lise mezunlarının kendi alanlarında istihdam oranları pek çok alan için yüzde 10’un altında kalıyor.
  • Ortaöğretim kurum türlerine göre öğretmen ve derslik başına düşen öğrenci sayılarındaki farklılıklar, fiziki kaynakların verimli kullanımı için kaynak kullanımında dağılımın rasyonel bir şekilde planlanmasına ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
  • Merkezi sınav puanı ile yerleştirme yapılan Anadolu meslek programlarının yüzde 97.38’ine ve Anadolu teknik programlarının yüzde 90.24’üne ilk yüzde 10’luk dilimde başarı gösteren hiçbir öğrenci yerleştirilememiş.

  • Özel eğitime devam eden öğrenci sayısı son 10 yılda iki katından fazla artmasına rağmen tanılama ve özel eğitimin kapsamına ilişkin sınırlılıklar sürüyor.
  • Bakanlığın Liselere Geçiş Sistemi (LGS) uygulaması ile merkezi sınava yönelen öğrenci sayısını azaltma hedefine tezat olarak sınava giren öğrenci sayısı artıyor.
  • Boş kontenjan oranı azalmakla birlikte, yükseköğretime talebin niteliği ile yükseköğretim arzının niteliğinin uyuşmaması kontenjanların bir kısmının boş kalması ile sonuçlanıyor.
  • Öğretmen ihtiyacından çok daha fazla atama bekleyen öğretmen adayı bulunmasına rağmen 2019 yılı, pedagojik formasyon programlarının kaldırılması veya sınırlandırılmasına yönelik söylemlerin karşılık bulmadığı bir yıl oldu.
  • Meslekte yeni olan öğretmenlerin yaklaşık yarısı kırsal bölgelerde ve dezavantajlı öğrencilerin çoğunlukta olduğu okullarda görev yapıyor.
  • Türkiye’de genç yetişkinler arasında yükseköğretim mezunu oranı artış göstermesine rağmen ortaöğretim mezunu dahi olmayanların oranı OECD ortalamasından yaklaşık üç kat daha fazla.
  • 15-17 yaş grubundaki her beş çocuktan biri işgücüne katılıyor.

NBA oyuncularından Blake protestosu: Maça çıkmadılar

Amerikan Basketbol Ligi (NBA) play-off ilk turunda takımlar, ırkçı polis şiddetine tepkilerini ortaya koymak için maçı boykot etti.

ABD’nin Wisconsin eyaletinde siyah vatandaş Jacob Blake’in polis tarafından sırtından ateş edilerek vurulmasını protesto eden Milwaukee Bucks takımı oyuncuları, TSİ 23.00’de başlaması planlanan serinin beşinci maçına çıkmadı.

‘Değişim istiyoruz’

Los Angeles Lakers‘ın yıldızı LeBron James, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Değişim istiyoruz, bıktık” ifadelerini kullanırken, oyuncunun bu tepkisi büyük destek aldı.

Boykota, Oklahoma City ve Houston da katıldı. Her iki takım da birbirleriyle karşılaşacakları maça çıkmayacaklarını duyurdu.

NBA yönetimi açıklama yapmadı ancak boykot edilen maçlarla ilgili olarak bu maçların “ertelendiği” duyurusunu yaptı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sabri Demir oldu

Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne ilişkin atama kararları ile Yükseköğretim Kurulu Üyeliğine seçme kararı Resmi Gazete‘de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararlara göre, Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı’na Sabri Demir, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğü’ne de Prof. Dr. Yusuf Sarınay atandı.

Yükseköğretim Kurulu Üyeliği’ne ise H. Abdullah Kaya yeniden seçildi.

Sabri Demir hakkında

Bosna Hersek’te Sarayevo da eğitim gördüğü dönemde savaşın başlamasıyla eğitimi yarım kaldı. Sabri Demir, bu dönemde Suriye’nin başkenti Şam‘da 2 yıl ikamet ederek Arapça eğitimi aldı.

Sabri Demir, 2009 yılında Başbakanlık Basın ve halkla ilişkiler müşavirliğine atandı. Daha sonra 2013 yılında Başbakanlık Müşavirliğine atanıp dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Balkanlardan sorumlu danışmanı olarak görevine devam etti.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına seçilmesinden sonra 22 Ekim 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak atandı.

Sabri Demir, Recep Tayyip Erdoğan’ın Balkanlardaki tüm çalışmalarında yer aldı. Sabri Demir evli ve 2 çocuk babasıdır. Çok iyi derecede Boşnakça, Makedonca, Arnavutça, iyi derecede Arapça ve İngilizce biliyor.

Melek Mosso: Tecavüzler yaşanmasın dediğim için sahneden indirildim

Sanatçı Melek Mosso, verdiği konser sırasında İstanbul Sözleşmesi mesajı verdiği ve “tecavüzler yaşanmasın” dediği için sahneden indirildiğini açıkladı.

Sabah gazetesinin olayı “Melek Mosso işin suyunu çıkardı! Melek Mosso’nun ağır siyasi göndermeleri konseri yarıda kesti…” başlığı ile vermesinin ardından müzisyen, sosyal medyada yayınladığı video ile tepkisini dile getirdi.

‘Bu nasıl bir ahlaki değer?’

Mosso, “Mikrofonum elimden alındı. Evime gelip hüngür hüngür ağladım. Bu nasıl bir ahlaki değer?” diye sordu. Mosso paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

22 Ağustos Aqua Florya konserimizde yaşanan can sıkıcı olayı Sabah gazetesinin Günaydın ekinde yalan ve yanlış bir haber olarak yazan Ömer Karahan’ı kınıyorum. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yüzünden öldürülen kadın arkadaşlarımın ruhuna, her konserimde armağan ettiğim ve ‘İstanbul sözleşmesi yaşatır’ dedikten sonra söylediğim ‘Keklik gibi’ türküsü söylenenin aksine ayakta alkışlanmıştır.

‘Polise zorluk çıkartmadan indik’

Konserde olan tanıdıkları bu söylemden rahatsız olup, polisi arayıp beni sahneden inmeye zorlamışlardır. Saygımızı hiç bozmadan, polisimize zorluk çıkartmadan sahneden indik ve bunun hakkında olaylar büyümesin diye asla konuşmadık. Fakat görüyorum ki yanlış yapmışız. Konuyu siyasi bir yöne çekmeye çalışmak manasızdır. Haberi kaldırmanızı ve bir özür yazısı yayınlamanızı istiyorum. Konserin bütün ses kaydı elimizde mevcuttur.

‘Her zaman eşitsizliğin karşısında olacağım’

Özür yazısı yayınlanmadığı tektirde hakkını mahkemede arayacağını belirten Mosso, Her zaman eşitsizliğin karşısında duracağımdan sevenlerim ve dinleyicilerim asla şüphe duymasın” dedi.

Ayrıca o gün konserde olan ve konuşmanın videosu olanların etiket ile paylaşmasını isteyen müzisyen, “Müziği kısmaya çalışmak, sanatın eleştirel ve toplumsal gücünü yok saymak sadece büyük bir korku sonucu oluşur. korkmuyorum!” ifadelerini kullandı.

 

Türkiye’de koronavirüs: 1.313 yeni tanı, 20 can kaybı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 20 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 1313 yeni vaka tespit edildiğini açıkladı. Böylece toplam ölü sayısı 6 bin 183’e, vaka sayısı 262 bin 507’ye yükseldi.

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle:

Bugün 100 binden fazla test yaptık. Bu testler sonucunda 1.313 yeni hastamız var. Bazı illerimizde özel tedbirler almak zorunda kaldık. Tedbirlere birlikte uyarsak başarılı olabiliriz. Sonunda yenilen virüs olacak.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana alınan önlemler kademeli olarak hafifletildi. 1 Haziran’dan itibarense “kontrollü normalleşmeye” geçildi. Normalleşme tablosu şu şekilde:

1 Haziran: 827 vaka, 23 ölüm (31.525 test)
2 Haziran: 786 vaka, 22 ölüm (32.325 test)
3 Haziran: 867 vaka, 24 ölüm (52.305 test)
4 Haziran: 988 vaka, 21 ölüm (54.234 test)
5 Haziran: 930 vaka, 18 ölüm (57.829 test)
6 Haziran: 878 vaka, 21 ölüm (35.846 test)
7 Haziran: 914 vaka, 23 ölüm (35.335 test)
8 Haziran: 989 vaka, 19 ölüm (39.361 test)
9 Haziran: 993 vaka, 18 ölüm (37.225 test)
10 Haziran: 922 vaka, 22 ölüm (36.521 test)
11 Haziran: 987 vaka, 17 ölüm (49.190 test)
12 Haziran: 1195 vaka, 15 ölüm (41.013 test)
13 Haziran: 1459 vaka, 14 ölüm (45.092 test)
14 Haziran: 1562 vaka, 15 ölüm (45.176 test)
15 Haziran: 1592 vaka, 18 ölüm (42.032 test)
16 Haziran: 1467 vaka, 17 ölüm (46.800 test)
17 Haziran: 1429 vaka, 19 ölüm (52.901 test)
18 Haziran: 1304 vaka, 21 ölüm (48.412 test)
19 Haziran: 1214 vaka, 23 ölüm (41.316 test)
20 Haziran: 1248 vaka, 22 ölüm (41.112 test)
21 Haziran: 1192 vaka,23 ölüm (40.496 test)
22 Haziran: 1212 vaka, 24 ölüm (41.413 test)
23 Haziran: 1268 vaka, 27 ölüm (42.982 test)
24 Haziran: 1492 vaka, 24 ölüm (53.486 test)
25 Haziran: 1458 vaka, 21 ölüm (52.303 test)
26 Haziran: 1396 vaka, 19 ölüm (51.198 test)
27 Haziran: 1372 vaka, 17 ölüm (45.213 test)
28 Haziran: 1356 vaka, 15 ölüm (48.309 test)
29 Haziran: 1374 vaka, 18 ölüm (51.014 test)
30 Haziran: 1293 vaka, 16 ölüm (50.492 test)

1 Temmuz: 1192 vaka, 19 ölüm (52.313 test)
2 Temmuz: 1186 vaka, 17 ölüm (49.714 test)
3 Temmuz: 1172 vaka, 19 ölüm (52.141 test)
4 Temmuz: 1154 vaka, 20 ölüm (48.248 test)
5 Temmuz: 1148 vaka, 19 ölüm (46.414 test)
6 Temmuz: 1086 vaka, 16 ölüm (52.193 test)
7 Temmuz: 1053 vaka, 19 ölüm (50.545 test)
8 Temmuz: 1041 vaka, 22 ölüm (49.302 test)
9 Temmuz: 1024 vaka, 18 ölüm (50.103 test)
10 Temmuz: 1003 vaka, 23 ölüm (48.787 test)
11 Temmuz: 1016 vaka, 21 ölüm (48.813 test)
12 Temmuz: 1012 vaka, 19 ölüm (45.232 test)
13 Temmuz: 1008 vaka, 19 ölüm (46.492 test)
14 Temmuz: 992 vaka, 20 ölüm (43.231 test)
15 Temmuz: 947 vaka, 17 ölüm (42.320 test)
16 Temmuz: 933 vaka, 21 ölüm (42.411 test)
17 Temmuz: 926 vaka, 18 ölüm (41.215 test)
18 Temmuz: 918 vaka, 17 ölüm (40.943 test)
19 Temmuz: 924 vaka, 16 ölüm (41.310 test)
20 Temmuz: 931 vaka, 17 ölüm (43.404 test)
21 Temmuz: 928 vaka, 18 ölüm (42.846 test)
22 Temmuz: 902 vaka, 19 ölüm (43.404 test)
23 Temmuz: 913 vaka, 18 ölüm (43.343 test)
24 Temmuz: 937 vaka, 17 ölüm (42.986 test)
25 Temmuz: 921vaka, 16 ölüm (43.312 test)
26 Temmuz: 927 vaka, 17 ölüm (40.016 test)
27 Temmuz: 919 vaka, 17 ölüm (45.283 test)
28 Temmuz: 963 vaka, 15 ölüm (47.412 test)
29 Temmuz: 942 vaka, 14 ölüm (45.712 test)
30 Temmuz: 967 vaka, 15 ölüm (43.236 test)
31 Temmuz: 982 vaka, 17 ölüm (46.492 test)

1 Ağustos: 996 vaka, 19 ölüm (44.846 test)
2 Ağustos: 987 vaka, 18 ölüm (40.287 test)
3 Ağustos: 995 vaka, 19 ölüm (41.301 test)
4 Ağustos: 1083 vaka, 18 ölüm (46.249 test)
5 Ağustos: 1178 vaka, 19 ölüm (53.842 test)
6 Ağustos: 1153 vaka, 14 ölüm (54.494 test)
7 Ağustos: 1185 vaka, 15 ölüm (56.726 test)
8 Ağustos: 1172 vaka, 16 ölüm (63.842 test)
9 Ağustos: 1182 vaka, 15 ölüm (61.446 test)
10 Ağustos: 1193 vaka, 14 ölüm (62.219 test)
11 Ağustos: 1183 vaka, 15 ölüm (61.716 test)
12 Ağustos: 1212 vaka, 18 ölüm (66.892 test)
13 Ağustos: 1243 vaka, 21 ölüm (66.892 test)
14 Ağustos: 1226 vaka, 22 ölüm (70.192 test)
15 Ağustos: 1256 vaka, 21 ölüm (67.214 test)
16 Ağustos: 1192 vaka, 19 ölüm (65.956 test)
17 Ağustos: 1223 vaka, 22 ölüm (74.846 test)
18 Ağustos: 1263 vaka, 20 ölüm (82.318 test)
19 Ağustos: 1303 vaka, 23 ölüm (87.223 test)
20 Ağustos: 1412 vaka, 19 ölüm (92.301 test)
21 Ağustos: 1203 vaka, 22 ölüm (92.227 test)
22 Ağustos: 1309 vaka, 22 ölüm (93.007 test)
23 Ağustos: 1217 vaka, 19 ölüm (80.302 test)
24 Ağustos: 1443 vaka, 18 ölüm (95.943 test)
25 Ağustos: 1502 vaka, 24 ölüm (98.231 test)
26 Ağustos: 1313 vaka, 20 ölüm (100.109 test)