Ana Sayfa Blog Sayfa 1861

Trump ve Biden son kez karşı karşıya geldi

ABD Başkanı Donald Trump ve rakibi Joe Biden, canlı yayındaki son karşılaşmalarında Covi-19 ve iklim krizi konularını da tartıştı.

Salgın karşısında karantina seçeneğini tamamen göz çardı etmeyen Biden’e karşılık Trump, ABD’yi açmanın zamanının geldiği konusunda ısrar etti.

‘Karantina ve işsizlik depresyona sokuyor’

Dün öğle saatlerinde Tennessee eyaletinin Nashville kentinde yapılan karşılaşma, 29 Eylül’de yapılan ve hakaretlerin havada uçuştuğu bir önceki karşılaşmaya nazaran sakin geçti.

İkili, kapanış konuşmasında ülkeyi koronavirüsle mücadele kapsamında dışarıya kapatmaktan iklim değişikliğine karşı fosil yakıtlara dayanan sektörleri ortadan kaldırmaya kadar neredeyse her konuda farklı çözüm önerileri sundu.

Biden, bilim insanlarının tavsiye etmesi halinde daha fazla karantina uygulamasına sıcak bakıp bakmadığı yönündeki soruya, Demokratların bu seçeneği masada tuttuğu cevabını verdi. Trump ise, pek çok insanın iyileşebildiği bir virüs nedeniyle ekonomiye daha fazla zarar vermenin yanlış olduğunu savundu ve insanların işlerini kaybettiği için intihara sürüklendiğini, depresyona girdiğini, alkole ve uyuşturucuya hiç olmadığı kadar bağlandığını iddia etti.

‘220 bin ölümden sorumlu’

Virüsün “geçip gitmek üzere olduğunu” söyleyen Trump aşının yıl sonuna kadar bulunacağını söylerken Biden ulusun “karanlık bir kışa” doğru gittiğini ifade etti. İkili arasında daha sonra şu diyalog geçti:

Trump: Bununla yaşamayı öğrenmeliyiz.

Biden: Yapma Allah aşkına, bununla ölüyoruz.

Biden, 220 binden fazla ABD vatandaşının salgın nedeniyle hayatını kaybetmesinin de Trump’ın politikalarının bir sonucu olduğunu söyledi ve “Bu kadar fazla ölümden sorumlu olan bir kişi ABD Başkanı olarak kalmaya devam etmemeli” dedi.

‘Ülkenin petrol endüstrisini yerle bir edecek’

İklim değişikliğini “insanlığa karşı varoluşsal bir tehdit” olarak tanımlayan Biden, çevreyi kirleten şirketlerin önünü kesen düzenlemeleri kaldırdığı için Trump’ı şu sözlerle eleştirdi:  

İklim değişikliğine yol açan unsurları ortadan kaldırmak için koyduğumuz tüm düzenlemeleri kaldıran bu adama dört yıl daha vermek… Hepimizin başını büyük bir belaya sokacak.

Paris Anlaşması’ndan çekilmesini savunan Trump, Anlaşma’nın “On milyonlarca işi ve binlerce şirketi (iklim kriziyle mücadele için) feda etmiş olduğunu” savundu.

Daha sonra ise Biden Trump’ın kendisine “Fosil yakıtlara dayalı sektörü bitirip bitirmeyeceği” yolunda sorduğu soruyu şöyle yanıtladı: “Bir dönüşüm yaratacağım, evet, çünkü fosil yakıtlara dayalı sektörler açıkça daha fazla kirliliğe yol açıyor.”

Büyük petrol şirketlerinin zamanla sürdürülebilir enerjine dönüşeceğini söyleyen Biden, ABD’nin böylelikle sıfır karbon salımı hedefine ilerleyeceğini söyledi. Trump’ın buna yanıtı ise “Yani kısaca ‘ülkenin petrol endüstrisini yerle bir edeceğim’ diyor. Bunu unutma olur mu Teksas? Hatırla bunu. Pennsylvania, Oklahoma, Ohio?” şeklinde oldu.

Fransa’da en yüksek koronavirüs vaka sayısı kaydedildi, sokağa çıkma yasağı genişletildi

Fransa‘da son 24 saatte 41 bin 622 kişide daha koronavirüs tespit edilmesiyle salgının başından bu yana görülen günlük en yüksek vaka sayısına ulaşıldı.

Koronavirüs tedbirlerinin artırıldığı ülkede 24 Ekim itibarıyla gece sokağa çıkma yasağı uygulanacak bölge sayısı dokuzdan 54’e çıkarıldı.

Avrupada kaydedilen en yüksek günlük vaka

AA’nın aktardığına göre ülkede virüs bulaşan kişilerin sayısı son 24 saatte 41 bin 622 artışla 999 bin 43’e yükseldi. Bu rakam, salgının başından bu yana ülkede ve Avrupa’da kaydedilen en yüksek günlük vaka sayısı oldu.

165 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle can kaybının 34 bin 210’a ulaştığı ülkede, son 7 günde hastanelerde tedavi altına alınan 10 bin 166 kişiden 1627’sinin yoğun bakımda tedavisi sürüyor.

Covid-19 testlerinin pozitif çıkma oranı ise yüzde 14,3’e ulaştı.

54 bölgede gece sokağa çıkma yasağı

24 Ekim itibarıyla gece sokağa çıkma yasağı uygulanacak bölge sayısı ise 54’e çıkarıldı. Başbakan Jean Castex, düzenlendiği basın toplantısında, ülkede salgının mevcut durumunun ciddi olduğunu belirtti.

Ülkede geçen hafta sağlık alanında olağanüstü hal ilan edildiğini anımsatan Castex, 24 Ekim Cumartesi günü itibarıyla 38 yeni bölgede 6 hafta süreliğine 21.00-06.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanacağını, böylece söz konusu yasağın uygulanacağı bölge sayısının 54’e yükseldiğini bildirdi.

Castex, 66 milyon nüfuslu ülkede bu uygulamanın 46 milyon kişiyi kapsadığı bilgisini de paylaştı.

Fransız Polinezyası’nda da aynı saatlerde sokağa çıkma yasağı getirildiğini ifade eden Castex, Kovid-19 tedbirlerinin gelecek hafta tekrar değerlendirileceğini, gerek görülmesi halinde önlemlerin sıkılaştırılacağını belirtti.

AYM ‘anayasaya aykırı’ dedi, Polonya’da kürtaj yasası daha da katılaştı

Polonya Anayasa Mahkemesi, fetüsün kusurlu olduğu durumlarda yapılan kürtajların anayasaya uygun olup olmadığına yönelik değerlendirmesinde sonuca ulaştı.

Mahkeme, fetüste ciddi ve geri döndürülemez anormallikler olması durumunda veya doğum öncesi testler tedavi edilemez ve yaşamı tehdit eden hastalıkların varlığını gösteriyorsa, kadınların kürtaja erişiminin yasal olmadığına hükmetti.

Yalnızca kısıtlı alanlarda kürtaja izin verilecek

2015 yılından bu yana Polonya’da Yeşiller Partisi eş başkanlığını yürüten kadın hakları aktivisti ve akademisyen Małgorzata Tracz, Yeşil Düşünce Derneği ve Avrupa Yeşil Vakfı ortaklığında gerçekleştirilen Harekete Geçen Kadınlar konferansında kürtaj vakalarının yüzde 98’inin fetüsün kusurlu olduğu durumlara dayandığını belirtmişti.

Yani, Avrupa’nın en katı kürtaj yasalarından birine sahip ülkede en üst mahkemenin aldığı bu karar, artık kürtajın neredeyse tamamen yasaklandığı anlamına geliyor.

Ülkede bundan böyle sadece ensest, tecavüz ve annenin sağlığı risk altındaysa kürtaja yasal olarak izin verilecek.

İlk kez 2016’da önerilmişti

Ülkede 1993 tarihli bir mahkeme kararı, fetüste ciddi kusur olması durumunda kürtaja izin veriyordu.

İktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi kürtaj yasasını düzenlemek için birkaç 2016 yılında teşebbüste bulunmuş ancak kitlesel sokak protestolarının ve kadınların greve gitmesinin ardından tasarı parlamentoda ezici bir çoğunlukla reddedilmişti.

Parti milletvekilleri bu kararı geçen yıl, üyelerinin çoğu iktidar tarafından atanmış olan Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştı.

BBC’nin aktardığına göre Polonya merkezli Helsinki İnsan Hakları Derneği’nden avukat Malgorzata Szulecka “Tamamen haksız bu karar kadınlara insanlık dışı muamelenin önünü açacaktır” diyerek karara tepki gösterdi.

TTB: Grip aşısı sadece risk grubuna değil altı ayın üzerindeki herkese uygulanmalı

Sağlık Bakanlığı’nın bu yıl getirtilecek grip aşılarının risk gruplarına ağırlık derecesine göre kademeli olarak uygulanacağı yolunda yaptığı duyuruya Türk Tabipler Birliği‘nden tepki açıklaması geldi.

Bakanlık açıklamasında 1.5 milyon dozdan fazla satın alındığını duyururken, grip aşılarının yalnızca ‘e-nabız’ uygulamasında riskli görülen kişilere reçeteyle yapılacağını belirtmişti.

TTB tarafından yapılan açıklamada “bilimsel olarak anlaşılamaz bu puanlama sistemi, hekimlerin toplumla karşı karşıya getirilmesinden ve sağlıkta yeni bir şiddet dalgasının körüklenmesinden başka bir şeye yaramayacaktır” denildi.

‘DSÖ altı ay üzerindeki herkese aşı öneriyor’

TTB, Covid-19 ve grip mevsiminin bir arada yaşanmasının tehlikesine dikkat çektiği açıklamada “Tıp literatürünün en büyük korku olarak ifade ettiği ‘Covid-19 + İnfluenza=Kusursuz Fırtına’ olasılığı ne yazık ki giderek artmaktadır” dedi.

Konunun ciddiyeti nedeniyle bu yıl, Dünya Sağlık Örgütü‘nün altı ay üzerindeki herkese influenza aşısını önerdiğini hatırlatan TTB “İnfluenza ve Covid-19 birlikteliğinin bu korkutucu etkisini önlemek için birçok ülke de influenza aşısı stoklarını tamamlayacaklarını ilan etmiştir, etmektedir” ifadelerine yer verdi.

‘Sadece risk grubuna değil herkese uygulanmalı’

TTB‘nin Sağlık Bakanlığı’nı birçok defa, influenza mevsiminin yaklaşmakta olduğu ve yeterli aşı stoku hazırlığı için uyardığı belirtilen açıklamada, son olarak 7 Ağustos tarihli mektupta aşının sadece risk grubuna değil, altı ay üzerinde herkes için önerilmesi ve yeterli aşı stoku erken olarak sağlanıp aşının mümkün olan en erken dönemde yapılması gerektiği konusunda yapılan uyarılar hatırlatıldı.

Neden Türkiye kendi aşısını üretemiyor?

Aylar öncesinden yapılan uyarılara rağmen sorumlulukların yerine getirilmediği belirtilen açıklamada Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya şu sorular yöneltildi:

Kaç doz aşı temin ettiniz? DSÖ kriterlerine göre yaşı 6 ay üzeri olan her birey aşılanabilecek mi? Neden Türkiye kendi aşısını üretememektedir?

‘Risk grubundaki kişiler bile dahil edilmedi’

Aile hekimleri için influenza aşısı yapılacak kişilerin belirlenmesinde bilimsel alt yapıdan uzak-anlaşılmaz puanlama sisteminin getirilmesini sağlık hizmetlerindeki yetersizliğin bir yansıması olarak yorumlayan TTB Merkez Konseyi açıklamasını şöyle sürdürdü:

Bu puanlama sisteminde diyabet hastaları, kronik kalp-akciğer hastaları, bağışıklık sistemini etkileyen ilaç kullanan hastalar için dahi ‘İnfluenza açısından 1. öncelikli yüksek risk grubunda değilsiniz’ ibaresi çıkmıştır.

Koruyucu sağlık hizmetleri her yurttaşın hakkıdır ve aşı bunun vazgeçilmezlerinden. Bilimsel olarak anlaşılamaz bu puanlama sistemi, hekimlerin toplumla karşı karşıya getirilmesinden ve sağlıkta yeni bir şiddet dalgasının körüklenmesinden başka bir şeye yaramayacaktır.

‘Sağlık çalışanlarına ivedilikle yapılmalı’

TTB bir kez daha altını çizmek istediği uyarılarını şöyle sıraladı:

  • Dünya Sağlık Örgütü’nün söylemiyle ‘riski olsun olmasın yaşı altı ay üzerinde olan her yurttaşımıza’ aşı temin edilmelidir.
  • Aşı işlemleri toplum sağlığını korumanın önemli adımlarındandır ve bir yaşam hakkıdır. Herkese gecikmeksizin ücretsiz influenza aşısının sağlanması devletin görevidir.
  • En önemli risk grubu olan sağlık çalışanlarının tümüne, ivedilikle influenza aşısı yapılmalıdır.

Koca: İstanbul’da vaka sayısı Türkiye’nin yüzde 40’ına, Ankara’nın beş katına ulaştı

Türkiye’de görülen koronavirüs vaka sayılarına ilişkin 22 Ekim tarihli Sağlık Bakanlığı verileri açıklandı. Buna göre 24 saat içerisinde 2 bin 102 yeni hasta tespit edilirken 71 kişi ise hayatını kaybetti.

Bakanlık açıklamasına göre, toplam Covid-19 hasta sayısı 355 bin 528, ölen kişi sayısı 9 bin 584 oldu.

1.599 ağır hasta bulunurken, hastalarda zatürre oranı yüzde 5,6. Toplam iyileşen hasta sayısı ise 310 bin 27.

Türkiye genelinde yatak doluluk oranının yüzde 48,1 olurken yoğun bakım doluluk oranı yüzde 65,2 olarak açıklandı.  Ventilatör doluluk oranı ise yüzde 32,1 olarak aktarıldı.

Koca: İstanbul Ankara’nın beş katına ulaştı

Twitter hesabından iki ayrı mesaj paylaşan Bakan Koca, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, bakan yardımcıları, il sağlık müdürü, saha koordinatörleri ve başhekimlerle birlikte, salgının İstanbul’daki seyrini masaya yatırdıklarını söyledi.

Devam eden vaka artışlarına karşı alınacak tedbirleri kararlaştırdıklarını ifade eden Koca, “İstanbul’da vaka sayısı Türkiye genelinin yüzde 40’ına, Ankara’nın 5 katına ulaştı. Temaslı taramasını, test sayısını artırdık” dedi.

Fahrettin Koca, “Salgınla mücadelede, şu an sizlerin uyacağı tedbirlerden daha güçlü bir silahımız yok. Maskenin önemi arttı. Ve en çetin sınavı kalabalığa karşı vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu davet edilmedi

Öte yandan İstanbul’un durumunun konuşulduğu bu toplantıya İmamoğlu davet edilmedi.

Hatta, T24’ten Gözde Yel’in ulaştığı İBB kaynakları Ekrem İmamoğlu’nun toplantıdan haberinin dahi olmadığını ve Bakan Koca’nın sosyal medya paylaşımından öğrendiğini söyledi.

Kuzey Ormanları izleme raporu: Üç ayda 196 savunma, tahrip veya tehdit gerçekleşti

Kuzey Ormanları Savunması’nın çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla kurulan Kuzey Ormanları Araştırma Derneği, Kuzey Ormanları’nı kapsayan bölgelerde süregelen tehdit ve yıkımların izini sürdüğü ilk üç aylık değerlendirme raporunu yayınladı.

Raporda Kuzey Ormanları (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli, Yalova, Sakarya, Düzce illerinin içinde ve Bursa, Balıkesir ile Çanakkale illerinin kuzeyinde yer alan ormanlar) coğrafyasına ilişkin şu konu başlıklarında değerlendirmeler yer aldı:

  • Devam eden veya başlama ihtimali olan tahrip projeleri,
  • Ekosistemini tehdit veya tahrip eden her türlü gelişme,
  • Flora fauna varlığı ve yaban hayatı,
  • İnsan/hayvan/çevre hakları ihlalleri,
  • Gerçekleştirilen tüm eylem, etkinlik ve savunuculuk faaliyetleri
  • Yapılan akademik çalışma ve araştırmalar

Üç ay içerisinde 196 takip

Rapora göre, 2020 yılının temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan üç aylık sürede Kuzey Ormanları’nı tahrip ve tehdit eden veya savunma kapsamında değerlendirilebilecek 196 gelişme tespit edildi. Ağustos ayı ise 93 vaka ile üç ay içerisindeki en yoğun ay olarak kaydedildi.

En az 550 hektarlık orman alanı yandı

Yerel ve ulusal haberlerin takip edildiği projede üç ayda 47 orman yangının basına yansıdığı belirtildi. Raporda “Bu ay içerisinde bu konunun yoğunluğunun artmasının en önemli nedeni iklim koşullarının orman yangınları için elverişli olması ve şiddetli rüzgarlar ve insani faktörlerdir” ifadeleri yer aldı.

Yangınlara yönelik açıklamada “Orman Yangınlarına dair yapılan izlemelerin içerikleri incelendiğinde; 23 izlemede Kuzey Ormanlarının 550 hektarlık bir kesiminin yandığı, 24 izlemede ise yangın sebebinin açıklanmadığı görülmüştür” denildi.

En çok taş ocaklarının tehdidi altında

Raporda maden ocaklarına ilişkin ise 29 haber tespit edildiği aktarıldı. Öne çıkan maden projeleri ise taş ocağı, altın madeni, kapasite artışı, kömür ocağı, kuvarsit ocağı, maden sahası ihale, maden sahası kurma-ÇED oldu.

Kanal İstanbul da listede yer aldı

Raporda Kanal İstanbul projesinin basına yansıdığı konulara da yer verildi. Toplamda 25 izlemenin yapıldığı araştırmada şu içerikler tespit edildi: Basın açıklaması, bilimsel yayın, örgütlenme, plan itiraz, plan askı, sosyal medya çalışması ve STK görüş-radyo programı.

 

En büyük tehdit: Kanal İstanbul ve maden ocakları

Raporda ayrıca tespit edilen müdahalelerin tahrip ve tehdit nitelikleriyle ilgili de bilgi paylaşıldı. Kuzey Ormanları Araştırma Derneği’nin bulguları Kuzey Ormanları coğrafyasını tehdit eden en büyük iki sorunun Kanal İstanbul ve maden ocakları olduğunu gösteriyor.

Araştırmada “Maden ocaklarıyla ilgili 28 adet, Kanal İstanbul ile ilgili ise 25 adet tehdit oluşturan izlemeye rastlanmıştır” deniliyor. Diğer sırayı ise sanayi baskısı ve mesire-rekreasyon-turizm baskısı alıyor.

 

En büyük tahrip maden ocağı ve orman yangınları

İzleme konularının tahrip niteliğinin de analiz edildiği raporda maden ocakları ile ilgili 18, orman yangınlarıyla ilgili ise 48 tahrip içeriğine rastlandığı belirtiliyor.

Ek olarak, sanayi tesislerinin orman ekosistemi üzerine yarattığı baskı ile ilgili izlemelerin 12 adeti, yaban hayatı ile ilgili izlemelerin ise yine 10 adeti tahrip niteliği taşıyor.

Savunma niteliği taşıyan eylemler

Savunma niteliği taşıyan eylemlerin de değerlendirildiği raporda Orman Bölge Müdürlükleri’nin çıkan orman yangınlarını söndürme çalışmaları da savunma niteliği taşımaktadır .Bu konuda 61 adeti savunma niteliği taşıyan izlemeye rastlanmıştır” denildi.

Bunun yanı sıra rapora göre Kanal İstanbul ile ilgili yapılan izlemelerin 25 adeti, maden ocakları ile ilgili yapılan izlemelerin 25 adeti savunma niteliği taşıyor. Yaban Hayatı ile ilgili izlemelerin ise 13 adeti savunma niteliğinde.

 

Sumatra Gergedanları’nın nesli tükeniyor

Sumatra Gergedanları ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Tarihsel olarak Endonezya adalarında yaşayan Sumatra Gergedanları’nın sayısı son 10 bin yıl içinde giderek azaldı, 20. yüzyılda ise bu azalma hızlandı. Doğal yaşam alanlarının insan eliyle yok edilmesi, türün üyelerini birbirinden ayrılmaya zorladı. Bu durum genç gergedanların doğum oranlarını düşürdü.

Mongabay adlı kar amacı gütmeyen ABD merkezli çevre savunucusu örgüt tarafından hazırlanan video, bugün doğal ölüm hızını dahi dengeleyemeyen gergedanların neslinin nasıl tükenişe doğru gittiğini gösteriyor.

TTB: Temaslı ve takip edilen kişi sayısı 500 bin

TTB’nin aile hekimleri aracılığıyla koronavirüs pandemisinin durumuna ilişkin yaptığı ankete göre günlük pozitif vaka sayısı yaklaşık 15 bin. Anket sonuçlarına göre, evde izlenen pozitif hasta sayısının 143 bin ve takipte olan kişi sayısının ise 500 bin olduğu belirtildi.
 
75 ilden 835 aile hekim katıldığı araştırmaya göre, pozitif vakaların takibini yapan aile hekimlerinin yüzde 38’i ekimdeki izlem sayılarının eylül ayına göre arttığını söyledi. 
 

Açıklamada konuşan TTB Aile Hekimliği Kolu Sekreteri Nuri Seha Yüksel, “Aile hekimleri olarak tablolarda görünmeyen, günlük on binleri aşan pozitif vakalar, temaslılarla yaklaşık yarım milyondan fazla insan aile hekimleri tarafından takip edilmekte dedi.

Anket çalışmasını yürüten TTB Aile Hekimliği Kolu üyesi Emrah Kırımlı ise şunları anlattı:

PCR pozitif olan kişilerin evde izolasyon süreci 14 günden 10’a düştü. Aslında sayılarla oynama yapılmış gibi oldu. Eylül ayına göre günlük vaka sayısı artmasına rağmen bizim izlediğimiz hasta sayısı hedef kitlesi yüzde 40 oranında azaltıldı. Buna rağmen anketimizde yüksek hasta sayısı gördük.” 

İzleme oranı arttı

Aile hekimlerine yöneltilen, ‘İzlem yapıyor musunuz?’ sorusuna eylül ayında hekimlerin yüzde 57’sinin ‘Evet’, ekim ayında ise yüzde 75’inin ‘Evet’ yanıtını verdiğini belirten Kırımlı şöyle konuştu:

 “Günde 14 bin 373 PCR pozitif hasta geliyor bize. Evde izlenen 150 bine yakın hasta var. 150 bin kişi evde aktif hasta ama 500 bine yakın insan da temaslı olarak evde ve takip ediliyor. Bu anket yapıldığında, 7 ile 14 Ekim arasında günde bin 600 hasta olduğu söyleniyordu. Ankara eylül ayında çok yoğundu ve aile hekimi başına ortalama 22 hastası vardı, bu 16’ya düştü. İstanbul’da ise eylülde aile hekimi başına vaka 6’yken 10’a çıktı. Ankara’daki azalmanın dışında doğu illerinde Urfa’da azaldı, Konya eylülde yoğundu orası da azaldı.” 

‘İstanbul’da acilen enfeksiyon kontrol tedbirleri alınmalı’

TTB sonuç raporunda vaka sayıları artan İstanbul’la ilgili şu değerlendirme yapıldı: 

Vaka sayılarının Türkiye genelinde verilmesi salgının nerede yayılıp nerede sönümlenmeye başladığı bilgisini bizden gizlemektedir. Anketimizde görülen sonuçlara göre İstanbul’da belirgin bir artış vardır. İstanbul’dan çalışmaya katılan aile hekimleri çalışma döneminin başı ile sonu arasında yoğun bir artış olduğunu ayrıca belirtmişlerdir. Salgının yayılması riski nedeniyle İstanbul’daki bu artış korkutucudur. Şehre özel acil enfeksiyon kontrol önlemleri alınmalıdır.”

 

Kızına cinsel istismarda bulunan babaya ‘bekareti bozulmadı’ gerekçesiyle beraat

Ankara’da Şükrü Şengül, karısı Döndü Şengül’ü 18 Şubat 2019’da sokak ortasında öldürdü. Cinayetin ardından, kadının, kocasını altı yaşındaki çocuğuna istismarda bulunduğu gerekçesiyle şikâyet ettiği ortaya çıktı. Ankara Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından babaya verilen 30 yıl hapis cezası, 17. Ceza Dairesi’nde dün görülen davada “çocuğun bekâreti bozulmadığı” gerekçe gösterilerek bozuldu. Mahkeme heyeti Şükrü Şengül hakkında beraat kararı verdi.

‘Hakimler için görevi kötüye kullanmaktan şikayetçi olduk’

Bianet‘ten Evrim Kepenek’in haberine göre, davayı takip eden Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı avukat Müjde Tozbey Erden hâkimler hakkında “görevi kötüye kullanma” suç isnadıyla şikâyetçi olduklarını belirterek şunları söyledi: 

Döndü’nün küçük kızı babasının her gece uyutma bahanesi ile bacaklarının arasına dokunduğunu, eğer söylerse annesini öldüreceğine dair tehditte bulunduğunu annesine anlatmış. Bunun üzerine Döndü, 5 aylık bebeği ve küçük kızı ile birlikte karakola sığınmış. Baba gözaltına alınmış. Ancak küçük kızın bekâretinin korunduğu tespit edilince, küçük kızın ve Döndü’nün iftira attığı söylenerek, baba serbest bırakılmış. Baba serbest kaldıktan birkaç gün sonra Döndü’yü –küçük kızını sabah okula götürürken- öldürdü.

Biz Döndü’nün küçük kızı için sürdürdüğü mücadeleyi devam ettirdik. Önce Döndü’nün öldürülmesi nedeniyle katiline “eşini kasten öldürmesinden dolayı” ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldırdık. Küçük kızın babası tarafından cinsel olarak istismar edilmesinden dolayı da babaya 30 yıl hapis cezası aldırdık.”

‘Çocuğun ifadesi duruşma salonunda tekrar alındı’  

Dünkü duruşmada istismara uğrayan çocuğun itirazlarına rağmen  mahkemeye getirildiğini, birçok insanın önünde tekrar ifadesinin alındığını anlatan Tozbey Erden, çocuğun tekrar travmaya uğratıldığını, babanın ise ‘iftiraya uğradığı’ gerekçesiyle beraat ettiğini kaydetti. 

 

Torba yasaya karşı imza kampanyası: Maden ve enerji şirketlerini değil doğayı savunun

Doğa, yaşam ve kent savunucuları enerji şirketlerine bir takım ayrıcalıklar öngören Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi isimli yeni torba yasanın iptali için imza kampanyası başlattı.

AKP’li milletvekillerinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan torba yasa, 13 Ekim’deki alt komisyonda görüşüldükten sonra 21 Ekim tarihinde gerçekleştirilen üst komisyon toplantısında oy çokluğuyla kabul edilmişti. Değişikliklerin önümüzdeki haftalarda Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi planlanıyor.

100 ekoloji örgütü destek verdi

Başlatılan imza kampanyasına aralarında Her Yer Kazdağları, Kazdağları Kardeşliği, Yeşil Düşünce Derneği, Ekoloji Birliği ve Kuzey Ormanları Savunması‘nın da yer aldığı 100 örgüt destek verdi.

Bireysel olarak da imzaya açık olan kampanyaya imza vermek isteyenler change.org üzerinden başlatılan kampanya ile desteklerini sunabilecek.

‘Daha fazla ekolojik yıkım getirecek’

Yapılan açıklamada “Bu kanun teklifinde halk yok, enerji demokrasisi yok, enerji tasarrufu yok, enerji verimliliği yok, ekolojik duyarlılık yok” denildi.

Bunun yerine “Teklifte, enerji ve maden şirketlerine daha fazla destek, daha fazla kıyak, kamu denetiminin ortadan kaldırılması, tüm yetkilerin tek adamda, Cumhurbaşkanı’nda toplanması, karın şirketlere, zararın halka yıkılması ve ekolojik yıkım var” ifadeleri kullanıldı.

‘Kanun teklifi geri çekilsin’

Halihazırda uygulamada olan kanunların bile doğayı korumada yeterli olmadığı belirtilen açıklamada, “Doğayı daha da fazla tahrip edecek, sermayenin sahip olduğu ayrıcalıklara yenilerini ekleyerek halkın omuzlarına yeni yükler bindirecek bu kanun teklifi geri çekilmelidir” talebi yükseltildi.

Söz konusu kanun teklifi, 3065 Sayılı KDV Kanunu, 3213 sayılı Maden Kanunu, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun, 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu olmak üzere 7 adet kanunda değişiklik öngörüyor.

Teklifte neler var?

Kampanya metninde torba yasayla birlikte getirilmek istenen değişiklikler şu şekilde sıralandı:

  • Havaya çok miktarda kimyasal ve zehirli gaz salan, araba lastiği, orman ürünleri ve çöp yakarak elde edilen enerji “yenilenebilir” sayılıyor ve teşvik ediliyor. Biyokütle santrallerinin önü daha da açılıyor.
  • Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destek Mekanizması (YEKDEM) kapsamı genişletilerek Karadeniz derelerinde ekolojik yıkımlara ve sel felaketlerine neden olan HES’lerin sayısının artmasın neden olunuyor.
  • Cumhurbaşkanı izni ile T.C. Kanunlarından muaf enerji şirketleri kuruluyor.
  • Enerji yatırımları için gereken taşınmazlar kolayca, kamu yararı kararı olmaksızın istimlak ediliyor ve halkın, köylünün toprakları sermayeye peşkeş çekiliyor.
  • Dağıtım şirketlerine çeşitli kolaylıklar sağlanarak daha fazla kar elde etmeleri sağlanıyor.
  • Ülkemizin her yerinde köylüleri ve halkı canından bezdiren, ekolojik yıkımlara yol açan, havayı, su kaynaklarını ve tarım alanlarını kirleten ve HES’ler, JES’ler ve RES’lere YEKDEM destekleri devam ettiriliyor.  Bu santrallerin sayısı kontrolsüz bir şekilde verilen teşviklerle daha da arttırılıyor.

Tepki toplayan 3 ve 5’inci maddeler değiştirildi

Torba yasa teklifinin en çok tepki toplayan maddeleri ise 3’üncü ve 5’inci maddeleriydi. 3’üncü maddede maden ruhsatlarının uzatma (temdit) döneminde, denetlemeler ve izinler tamamlanmadan maden işletmelerine Bakanlık izniyle 12 ay daha çalışma hakkı sunuluyordu.

Bu madde komisyon görüşmesi sırasında yeniden düzenlendi ve şirketlere ruhsat süreleri bitiminden 12 ay önce başvuru yapma zorunluluğu getirildi. Buna göre sürede başvuru yapmayan şirketler 100 bin lira para cezası ödeyecek. Ayrıca şirketlerin süre bitiminden altı ay önce Bakanlık veya ilgili kurumların istediği şartları yerine getirmesi gerekecek. Aksi taktirde başvuruları yok hükmünde sayılacak.

’20 metre sınırı getirildi’

Teklifin 5’inci maddesi ise, madencilik faaliyetlerinde ruhsat alanı dışına yapılan taşmaların Kanun’un Ek-15’inci maddesinde yer alan cezai düzenlemelerden istisna tutulmasını öneriyordu. Bu da komisyon toplantısında değiştirildi.

Yeni değişiklikle torba yasa kabul edilirse şirketlerin işletme ruhsatını 20 metre aşan taşmalarında cezai yaptırımla karşılaşmaları öngörülüyor.

Öte yandan son anda eklenen ve işletmelere ruhsat sahası dışında madencilik faaliyetiyle ilgili geçici tesis kurabilme imtiyazı sağlanan yeni bir madde eklendi. bu madde itirazlara rağmen oy çokluğuyla kabul edildi. Tasarı bu yeni haliyle önümüzdeki haftalarda Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek.