Ana Sayfa Blog Sayfa 1862

Polonyalı kadınlar için kritik gün: AYM kürtajı neredeyse tamamen yasaklama yolunda

Polonya Anayasa Mahkemesi, ülkedeki katı kürtaj yasalarını daha da sıkılaştırmaya yönelik kararını bugün (Perşembe) açıklayacak.

Ülkedeki kürtaja yönelik yasalar hali hazırda Avrupa’nın en katı yasaları arasında yer alıyor. Çünkü kürtaja yalnızca tecavüz ve ensest vakalarında, annenin hayatı risk altındaysa ya da fetüs ciddi şekilde tehlikeye girerse izin veriliyor.

Ancak hükümet yeni bir yasayla fetüsün zarar gördüğü vakalarda da kürtaj yapılmasını yasaklamayı istiyor.

Mahkeme, fetüste ciddi ve geri döndürülemez anormallikler olması durumunda veya doğum öncesi testler tedavi edilemez ve yaşamı tehdit eden hastalıkların varlığını gösteriyorsa, kadınların kürtaja erişiminin yasal olup olmayacağını değerlendirecek.

İlk kez 2016’da önerilmişti

Tasarı ilk olarak 2016 yılında iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi tarafından ortaya atılmıştı. Ancak hükümet kitlesel sokak protestolarının ardından önerisini geri çekmek zorunda kalmıştı.

Bu yılın başında ise hükümet çevrimiçi bir bildiriyle ortaya çıkan yeni bir kürtaj yasasını gündeme aldı ancak Nisan ayında mecliste yapılması planlanan oylama ertelendi.

Brussel News’in aktardığına göre mahkemenin kararından sonra kısıtlayıcı kararın parlamento gündemine alınarak yasağa dönüştürülmesi bekleniyor.

Yasayı değerlendirecek mahkemenin üyelerinin çoğunun da Hukuk ve Adalet Partisi’ne yakın olması ülkedeki kadınları ve insan hakları savunucularını endişeye sürüklüyor.

Polonya’da kürtaj yasağına karşı birçok kitlesel protesto düzenlendi

Mahkemeye bağımsız gözlemciler gönderilecek

Uluslararası Af Örgütü, Üreme Hakları Merkezi ve İnsan Hakları İzleme karar öncesinde mahkemeye bağımsız gözlemciler göndereceklerini söyledi. Ortak bir açıklama yayınlayan örgütler şu ifadeleri kullandı:

Anayasa Mahkemesi’nin yaklaşmakta olan davaları, Polonya’da yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü zayıflatan yasal ve politika değişikliklerinin yanı sıra hükümetin kadın haklarına karşı tekrarlanan saldırıları ve üreme haklarını geri alma çabaları bağlamında gerçekleşecek.

Yeşiller’den Avrupa Parlamentosu önünde eylem

Avrupa Parlamentosu Yeşiller Milletvekili Terry Reintke, konuya dikkat çekmek için Avrupa Parlamentosu’nun önünde çarşamba günü bir eylem düzenledi.

Eylemde kadınlar Damızlık Kızın Öyküsü isimli kitap ve filmden ilham alarak kırmızı cüppeler giydi. Reintke, “Sadece hukukun üstünlüğü değil en temel haklarımız da saldırı altında” dedi.

Tracz: Türkiye ile benzer dönemden geçiyoruz

2015 yılından bu yana Polonya’da Yeşiller Partisi eş başkanlığını yürüten kadın hakları aktivisti ve akademisyen Małgorzata Tracz, Yeşil Düşünce Derneği ve Avrupa Yeşil Vakfı ortaklığında gerçekleştirilen Harekete Geçen Kadınlar konferansında konuşmacı olarak yer almıştı.

Kadın ve LGBTİ+ hakları konusunda Polonya’nın da Türkiye ile aynı dönemden geçtiğini belirten Tracz, iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi’nin insan hakları ve daha özelde kadın hakları ihlalleri konusunda her geçen gün daha radikal hale geldiğini belirtti.

İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açtılar

Hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme yönündeki adımlarını hatırlatan Tracz, “Burada da Türkiye’dekine benzer şekilde ‘dinimize ve geleneğimize aykırı’ diyerek Sözleşme’den çekilmeyi istiyorlar. Ancak biliyoruz ki din ve gelenek ev içi şiddetin sebebi olamaz” ifadelerini kullandı.

Yeşiller Partisi’nin diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Sözleşme’nin uygulanması için mücadele yürüttüğünü anlatan Tracz, “Polonya’da yasalar kadını şiddetten korumak için yeterli değil. Bu yüzden bu sözleşme büyük bir fark yaratıyor” dedi.

‘Hükümete yasayı değiştirme imkanı sunulacak’

Kürtaj yasağına ilişkin anaysa mahkemesine yapılan başvuru hakkında da değerlendirmede bulunan Tracz, kaydı tutulan kürtaj vakalarının yüzde 98’inin dayanağının şu anda kaldırılmak istenen “fetüste ciddi ve geri döndürülemez sıkıntılara” dayandığını anlattı.

Anayasa Mahkemesi’nin bu yasağın anayasaya aykırı olup olmadığını inceleyeceğini söyleyen Tracz, “Bu durumda hükümete yasayı değiştirme yetkisi sunulmuş olacak” dedi.

 

 

 

 

 

HDP’nin Diyarbakır il ve Yenişehir ilçe binalarına polis baskını

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Binası ve Yenişehir İlçe Binasına polis tarafından baskın düzenlendi. İl Binasının önünü bariyerlerle kapatılarak bölgeye çok sayıda çevik kuvvet polisi sevk edildi. Ana caddelere TOMA ve zırhlı araçlar konuşlandırıldı.

Binalara HDP milletvekilleri ve avukatlar dışında kimse alınmadı. Her iki binada arama yapan polis, parti binalarında bulunan flamaları inceledi. Binalarda detaylı aramalarını sürdürüyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla yapıldığı belirtilen baskının şikayet üzerine gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Gerekçe: Şikayet var

HDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zeyat Ceylan, baskınların hukuki değil AKP-MHP iktidarının siyasi bir yaklaşımı olduğunu söyledi. Baskının gerekçesini sorduklarında polisin kendilerine “Şikayet var” dediğini anlatan Ceylan, “HDP’ye, partimize yönelik bu tür uygulamalar hukuki değil, siyasidir.  Hukuki hiçbir dayanağı yok. Şikayet var diyorlar, içeriğini söylemiyorlar. Aramalar sürüyor. Bizde bekliyoruz” dedi. 

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel ise, operasyonla ilgili tweetinde “24 saat kapılarında nöbet tuttukları il binasında arama yapmalarının bir tek mantıklı nedeni yok. Bu, kriminalize etmeye çalışmaktan başka bir şey değil. HDP size boyun eğmedi, eğmez!” ifadelerini kullandı.

Aramaların sürdüğü Yenişehir İlçe Eş Başkanları Kasım Kaya ve Remziye Sızıcı hakkında gözaltı kararı olduğu belirtilirken, binalardaki aramaların Sur ilçesinde “ele geçirilen” iki pankartın HDP il binasında hazırlandığı iddiasıyla yapıldığı ifade ediliyor. HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy da HDP Gençlik Meclisi üyesi iki kişinin gözaltına alındığını bildirdi. 

Merkez Bankası faizleri değiştirmedi, dolar 8 TL’ye dayandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) yüzde 10,25’te sabit bıraktı.

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal başkanlığında toplanan PPK, para politikası operasyonel çerçevesinde ise değişiklik yaptı. Geç Likidite Penceresi (GLP) işlemlerinde uygulanacak Merkez Bankası borç verme faiz oranı ile gecelik borç verme faiz oranı arasındaki farkın 300 baz puan olarak belirlenmesine karar verdi.

Piyasaların artırım beklediği karar sonrasında dolar ve euro fırladı. Dolar/TL kuru 7,95’i, Euro/TL kuru 9,40’ı gördü. Gram altın ise 480 seviyelerinden 489 seviyelerine çıktı.

‘Belirsizlik devam ediyor’

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, küresel ekonomide, ülkelerin attığı normalleşme adımlarıyla üçüncü çeyrekte kısmi toparlanma sinyallerinin gözlenmekle beraber toparlanmaya ilişkin belirsizliklerin devam ettiği belirtildi.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin genişleyici parasal ve mali duruşlarını sürdürdüğü aktarılan duyuruda, şunlar kaydedildi:

“Salgın hastalığın sermaye akımları, finansal koşullar, dış ticaret ve emtia fiyatları kanalıyla oluşturmakta olduğu küresel etkiler yakından takip edilmektedir. İktisadi faaliyetteki toparlanma devam etmektedir. Son dönemde atılan politika adımlarıyla birlikte ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğilimi belirginleşmiştir. Salgın tedbirleri kapsamında uygulanan destekleyici politikaların kademeli olarak geri alınmasıyla ithalatta öngörülen dengelenmenin başladığı görülmektedir. Mal ihracatındaki güçlü toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir.”

Bankanın duyurusunda enflasyonun öngürülenden daha yüksek bir seyir izlediği kaydedildi: 

“Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede parasal duruş, ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.” 

Önce indirme, sonra yükseltme

Merkez Bankası Eylül toplantısında sürpriz bir şekilde 200 baz puan faiz artırımına gitmişti.

Murat Çetinkaya’nın görevden alınıp yerine Murat Aysal’ın göreve getirilmesiyle birlikte Merkez Bankası radikal bir kararla politika faizini Temmuz 2019’da yüzde 24 seviyesinden yüzde 19,75 seviyesine düşürmüştü. O tarihten bu yana mayıs ayına kadar aşama aşama düşürülerek 8,25’e çekilen politika faizi, haziran, temmuz ve ağustos aylarında sabit bırakılmış; 24 Eylül’deki son toplantıda ise 200 baz puan artışa giderek 8.25’ten 10,25’ye yükseltmişti.

Merkez Bankası’nın politika faizini sabit tutup operasyonel çerçevede değişiklik yapması ve beraberinde döviz ve altın fiyatlarının yükselmesi sosyal medyanın da gündeminde ön sıralarda yer aldı:  

https://twitter.com/TurhanBozkurTV/status/1319242509990699012

Yapay zeka ile yüzbinlerce kadının fotoğrafı pornografik içeriğe dönüştürüldü

Son bir yılda yüz binlerce kadına ait fotoğrafların, haberleri ve rızaları olmadan yapay zeka programı ile pornografik içeriğe dönüştürüldüğü ortaya çıktı. 

Euronews‘ten Enis Günaydın‘ın aktardığı yeni yayımlanan bir rapor, deepfake teknolojisiyle mağduriyetlerin her geçen gün arttığına dikkat çekiyor. Fotoğraflardaki kıyafetleri kaldırarak yerine yapay olarak çıplaklık getiren uygulamalar uzun süredir bulunuyor. Ancak bunun artık cep telefonlarından ve hiçbir teknik bilgi gerektirmeden ulaşılabiliyor olması, insan hakları savunucuları tarafından da endişeyle karşılanıyor.

Deepfake konusunda araştırmalar yapan Sensity’nin yayımladığı rapora göre en az 104 bin kadına ait fotoğraf, algoritma aracılığıyla yapay olarak pornografikleştirildi. Sensity’nin üst düzey yöneticisi Giorgio Patrini, “Burada yenilik yapay zeka teknolojisinin geldiği durum değil. Bunun artık herkese kolayca ulaşabilmesi” dedi. 

700 binden fazla kadın hedef alınmış olabilir

Bir telefon uygulaması aracılığıyla çalışan yapay zeka algoritmasına ait olan internet sayfasında ise bu sayının 700 bini geçtiği iddia ediliyor.

Sensity’nin raporuna göre uygulama ile hedef alınan kadınların yüzde 70’i ünlü olmayan kişilerden oluşuyor. Bazı durumlarda da 18 yaşını geçmemiş çocuklar hedef alınıyor. Uygulamayı kullananların çoğunun Rusya ve eski Sovyet ülkelerinde yaşadığı düşünülüyor.

Yapay zeka ile üretilen deepfake (derin sahtecilik) içerikleri, daha önce de zaman zaman gündeme gelmişti. Eski ABD Başkanı Richard Nixon‘a, bu teknoloji kullanılarakmektup okutulmuştu. Facebook da, ABD seçimleri öncesi platformda paylaşılan deepfake videoların silineceğini duyurmuştu.  

KYK Borçluları Hareketi’nden uyarı eylemi: Taleplerimiz dinlenmezse Ankara’ya yürüyeceğiz

KYK Borçluları Hareketi geçtiğimiz salı günü KYK İstanbul Bölge Müdürlüğü‘nün önünde basın açıklaması yaptı.   

Hareket açıklamada, yapılanın bir uyarı eylemi olduğunu, borçların silinmesi yolundaki talepleri ciddiye alınmazsa konuyu, aralarında sanatçıların, hukukçu ve iktisatçıların da olduğu kişilere taşıyacaklarını ve Ankara‘ya yürüyeceklerini ifade etti.

5 milyon KYK borçlusunun olmasının, aileler hesaba katıldığında 20 milyon vatandaşı ilgilendirdiği belirtilen açıklamada, “gençlerle ilgili yapılan her işlem ateşle oynamaktır” denildi ve milyonların borç sorununa çözüm bulunması istendi.

Açıklamada ayrıca “Türkiye’de eğitimin ücretsiz olduğu”, verilen destek ve krediyle övünüldüğü ancak bunun manipülasyon içerdiği belirtildi ve öğrenciye verilen ücretle ilgili olarak “ne kadarının desteklenip ne kadarının borçlandırıldığının açıklanması” talep edildi.

‘El konacak bir şeyimiz yok’

Açıklamada KYK borçlularının, en temel ihtiyaçlarını karşılamak için devlete borçlandıkları ve Türkiye’de bu durumda milyonlarca insanın olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca, devletin mezunlara istihdam yaratma görevi olduğu ancak bunu yerine getirmediği belirtildi. Pek çok yeni mezunun asgari ücretin de altında maaşlarla, sigortasız olarak çalıştırıldığı ifade edilirken, borcunu ödemeyenlerin mallarına el konulmasıyla ilgili olarak “Biz borçlu değil alacaklıyız, aldığımız ücret asgari, icralık hiçbir şeyimiz yok” denildi.

Eylemde “Gençlik gelecek, borçları silecek”, “KYK borçları silinsin”, “Genciz, haklıyız, kazanacağız!” şeklinde sloganlar atıldı.

‘Torba’dan maden şirketlerine ruhsat sahası dışında geçici tesis izni çıktı

AKP’li milletvekillerinin hazırladığı ve enerji sektöründe düzenlemeler içeren torba yasanın Sanayii, Ticaret, Enerji Tabii Kaynaklar Bilgi ve Teknolojileri Komisyonu’ndaki görüşmesi sona erdi.

Çeşitli değişiklikler ve eklemeler ile oy çokluğuyla komisyonda kabul edilen torba yasanın önümüzdeki haftalarda Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi bekleniyor.

3 ve 5’inci maddede olumlu değişiklikler

Yapılan değişiklikler hakkında bilgi paylaşan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, maden şirketlerine tanınan ayrıcalıklarla ilgili kamuoyunda da çok fazla tepkiye sebep olan 3’üncü ve 5’inci maddelerde iki olumlu düzeltme yapıldığını söyledi.

Ancak son anda eklenen ve işletmelere ruhsat sahası dışında madencilik faaliyetiyle ilgili geçici tesis kurabilme imtiyazı sağlanan yeni bir madde eklendiğini belirten Kenanoğlu, bu maddenin itirazlara rağmen oy çokluğuyla kabul edildiğini aktardı.

Neler yaşandı?

46 maddeden oluşan Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi AKP’li milletvekillerinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulmuştu.

Teklifle birlikte maden, doğalgaz ve elektrik şirketlerinin çok sayıda ‘istisna’ya sahip olması öngörülüyordu. Torba yasa teklifinin en çok tepki toplayan maddeleri ise 3’üncü ve 5’inci maddeleriydi.

Tepki toplayan maddeler

Kanun teklifinin 3’üncü maddesinde önerilen değişiklik ile maden ruhsatlarının uzatma (temdit) döneminde, denetlemeler ve izinler tamamlanmadan maden işletmelerine Bakanlık izniyle 12 ay daha çalışma hakkı sunuluyordu.

Bu da Kazdağları’nda maden faaliyeti yürüten Alamos Gold gibi maden şirketlerine ruhsatları bitmesine rağmen çalışmalarına devam etme imkânı sağladığı için büyük tepki toplamıştı.

Teklifin 5’inci maddesi ise, madencilik faaliyetlerinde ruhsat alanı dışına yapılan taşmaların Kanun’un Ek-15’inci maddesinde yer alan cezai düzenlemelerden istisna tutulmasını öneriyordu.

Alt komisyona çevre örgütleri alınmadı

Teklif ilk olarak 13 Ekim’de alt komisyonda görüşülmüştü. Bu komisyon toplantısına damgayı çevre örgütlerinin alınmaması vurmuştu.

HDP vekili Kenanoğlu, toplantıya Maden Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, TEMA Vakfı ve Kazdağları Platformu’ndan kişilerin davet edilmesi için talepte bulunduklarını belirtti.

Ancak Kenanoğlu’nun aktardığına göre toplantıya MMO ve EMO davet edilirken çevre örgütleri “Bu kanun çevre örgütlerini ilgilendiren maddeler yok” denilerek alınmadı. Sonuç olarak devlet kurumları ve sektör temsilcilerinin ağırlıkta olarak katıldığı bir toplantı gerçekleşmiş oldu.

‘Şirketin 12 ay önce başvuru yapması gerekiyor’

21 Ekim günü akşam saatlerinde ise ana komisyon toplantısı gerçekleştirildi. Yaşananlar ve değişiklikler ile ilgili bilgi paylaşan Ali Kenanoğlu ilk olumlu değişikliğin 3’üncü maddede olduğunu belirtti.

Yapılan itiraz sonucunda ruhsatı bitmiş şirketlere 12 ay daha Bakanlık kararıyla çalışma izni verilmesi maddesinin değiştirildiğini belirten Kenanoğlu, değişikliği şu şekilde aktardı:

Düzeltmeyle birlikte ruhsat süresi bitecek olan firma, 12 ay önceden başvuruda bulunacak. Diyecek ki ’12 ay sonrasında ruhsatım bitiyor, uzatma talebinde bulunuyorum.’ Eğer başvuruda bulunmazsa yani bu verilen bu idari süreyi kaçırırsa ve sonrasında bir başvuru yaparsa 100 bin lira para cezası alacak.

‘Altı ay önce şartları yerine getirmeleri gerekiyor’

Gene aynı maddede yapılan değişikliğe göre ruhsat başvurusunda bulunacak şirketlerin ruhsat süresi bitiminden altı ay öncesine kadar Bakanlığın veya ilgili idare kurumunun istediği bütün şartları yerine getirmesi gerekiyor.

Kenanoğlu, bu istenilen şartlar zamanında yerine getirilmediği taktirde şirketlerin ruhsat uzatma talebinin yok hükmünde sayılacağını açıkladı.

5’inci maddenin tanımı netleştirildi

Tepki toplayan diğer bir madde olan 5’inci madde de gene üst komisyon toplantısı sırasında değiştirildi. Şirketlerin ruhsat alanı dışındaki mücavir sahalardaki tedbirsiz ve dikkatsiz faaliyetler sonucu meydana gelen taşmalardan dolayı ceza verilmemesi öngörülüyordu.

Alt komisyondaki tartışma sırasında maddenin tanımının net olmadığını ve mücavir alandan kastın ne olmadığı yönündeki eleştirileri dile getirdiklerini belirten Kenanoğlu, üst komisyonda maddenin tanımının netleştirildiğini söyledi.

20 metre sınırı konuldu

Buna göre mücavir alan “şirketin işletme izni alanı dışında kalan ancak ruhsat alanı sınırında yer alan bölge” olarak tanımlandı. Söz konusu taşmaya da bir sınır getirildiğini belirten HDP’li vekil, “Şirket işletme sahasının 20 metre ilerisine taşarsa cezai yaptırım ile karşılaşacak” dedi.

Bir başka belirsizliğin ise maddedeki “dikkatsiz ve tedbirsiz” ifadesinden kaynaklandığını belirten Kenanoğlu bu ifadenin de eleştiriler üzerine maddeden çıkarıldığını belirtti.

‘Ruhsat sahası dışına geçici tesis kurabilecek’

Ali Kenanoğlu bütün bu olumlu gelişmelere rağmen torba yasaya yeni bir madde eklendiğini  duyurdu. 5’inci maddenin ardından 6’ıncı madde olarak eklenen bu madde işletmelere ruhsat sahası dışında madencilik faaliyetiyle ilgili geçici tesis kurabilme imtiyazı sağlıyor.

Görüşmeler sırasında geçici tesisten kastın ne olduğunu sorduklarını belirten Kenanoğlu, maddenin kapsamını şu şekilde açıkladı:

Meden şirketlerinin atık tesisi kurup kuramayacağını sorduk. Ki atık tesisleri asıl doğayı tahrip eden, suları kirleten kısmı. Buna cevap olarak ‘Evet, bu kurulabilecek’ dediler.

Daha önce şirketlerin devlet arazileri üzerinde dilekçe yazarak geçici tesis kurma izni alabildiklerini belirten Kenanoğlu, bu maddenin daha çok iki farklı şirkete ait araziler için sunulduğu bilgisini aktardı.

‘Yandaş ve büyük şirketler arazi gasp edebilecek’

Yani, geniş bir alanda iki komşu maden şirketi olması durumunda şirketlerden biri diğer şirketin ruhsat alanı içerisinde kalan bölgeye altında cevher bulunmaması şartıyla geçici tesis kurabilecek. Kenanoğlu bu maddenin olası etkilerini şu şekilde paylaştı:

Bu maddenin iyi incelenmesi gerekiyor. Büyük holdingler küçük şirketlerin alanını gasp etmiş olabilecekler. Ya da yandaş şirketler diğer şirketlerin alanlarına girme imkanını bulunduruyor. Doğayı ilgilendiren kısmı ise yeni bir alanı işletmeye dönüştürme durumu söz konusu. Maalesef bu oy çokluğuyla kabul edildi.

Para cezası 100 binden 50 bine düşürüldü

Bir başka değişiklik ise jeotermal enerji kaynaklar kanununda yapıldı. Maddeyle ruhsat sahipleri tarafından kullanılan su miktarının hesaplanmasında usulsüzlük yapılması halinde 100 bin liradan az olmamak üzere ceza öngörülüyordu.

Bu maddeye jeotermal tesisler ile küçük kaplıca işletmelerinin aynı kefeye konulması sebebiyle itiraz ettiklerini belirten Kenanoğlu, “Her ikisine de 100 bin uygulanması halinde haksızlık olacağını söyledik. Oran 50 bine düşürüldü” dedi.

 

Obama, eski yardımcısı için sahaya indi

ABD Başkanlık seçimlerinde son viraja girilirken, tüm dünya 3 Kasım’da yapılacak seçimlerin sonucuna kilitlendi. Mevcut Başkan Donald Trump ve Demokratların başkan adayı Joe Biden, kalan kısa sürede seçim faaliyetlerini artırdı.  

Eski başkan Barack Obama da, eski yardımcısına destek vermek üzere Pensilvanya eyaletinde kampanyaya katıldı.  Obama elindeki megafonla Joe Biden için oy istedi.

Demokrat Parti’nin hala en popüler isimlerinden olan ve sık sık Cumhuriyetçi Başkan Trump’ın hedef aldığı Obama, açık havada düzenlenen etkinlik öncesinde, yerel yönetimdeki siyah siyasetçiler, toplum liderleri ve dini liderlerle bir araya geldi.

Daha sonra açık havada düzenlenen etkinlik sırasında yaptığı konuşmada, kendisinden sonra başkanlık koltuğuna oturan Trump’a bugüne kadarki en sert eleştirilerini yönelten Obama, halefinin “kutuplaştırıcı” söylemini hedef alarak, “Görevi yerine getirmek ya da kendisi haricinde birilerine yardım etmekle ilgilenmedi” dedi.

‘Deli amca’ benzetmesi

Obama yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Donald Trump’a espriyle karışık sert eleştiriler yöneltti. Trump’ın davranışlarının kötü bir örnek sergilediğini söyleyen Obama,  “Bu normal bir başkan davranışı değil” dedi. Obama, “Bir okul müdürü ya da iş arkadaşınız böyle davransa kabul etmezsiniz” dedi; “Ancak bir yerlerdeki deli amcanız böyle davransa hoşgörürsünüz” ifadelerini kullandı.

https://www.youtube.com/watch?v=3An68iuiGoY&feature=youtu.be

 

Başkan Trump’ı koronavirüs salgınıyla mücadele konusunda eleştiren Barack Obama, başkanın kendisinin de virüse yakalandığına dikkat çekerek “Donald Trump bir anda bizi korumaya başlamayacak. Kendisini korumak için bile en basit adımları atamıyor” ifadelerini kullandı. Eski Başkan, “Joe [Biden] ve Kamala [Harris] dümende olursa, her gün söyledikleri delice şeyler nedeniyle endişelenmeniz gerekmeyecek” dedi.

Obama’nın konuştuğu açık havada düzenlenen etkinlikte, yaklaşık 280 araç otoparkı doldurdu. Eski başkanı görmek ve konuşmasını dinlemek isteyenler için alana dev ekranlar yerleştirildi. Obama’nın konuşması sırasında zaman zaman seçmenler araçlarından korna sesleriyle destek verdi.

Sandığa çağrı

Reuters/Ipsos anketine göre, Biden ve Trump arasındaki farkın yalnızca dört puana indiği Pennsylvania’da konuşan Barack Obama Amerikalı seçmenleri rehavete kapılmamaları konusunda uyardı, “Hiç olmadığı kadar yüksek oranda sandığa gitmeliyiz. Bu seçimde hiçbir şüpheye yer bırakmamalıyız” şeklinde konuştu.

Obama dört yıl önceki seçimlerde seçimden bir gün önce Demokrat Parti’nin başkan adayı Hillary Clinton’ın da Philadelphia’daki mitingine katılmış, ancak eyaleti seçimde Trump kılpayı kazanmıştı.

Joe Biden ise bu hafta iki başkan adayının seçimlerden önce son kez Nashville’de karşıya karşıya geleceği televizyon tartışmasına hazırlanmak üzere Pazartesi gününden bu yana Delaware’de bulunuyor.  

41 milyon kişi oyunu erken kullandı

Amerikalılar bu yılki seçimlerde hem posta yoluyla hem de sandığa giderek rekor seviyede oy kullanıyor. Bugüne kadar 41 milyon kişi oy kullandı. Florida Üniversitesi’nin ABD Seçimleri Projesi’ne göre, erken oy verme uygulaması kapsamında şimdiye kadar kullanılan oylar 2016 yılında kullanılan toplam oyların yüzde 30’unu oluşturuyor.

Kamuoyu yoklamaları, seçim gününden önce oy kullananların çoğunun normalde seçimlerde sandığa gitmediği ve bu yıl Biden’a destek vermek üzere oy kullandığını gösteriyor.

Grip aşısı karmaşası: Risk grubunda kimler var?

Sağlık Bakanlığı‘ndan, bu yıl getirtilecek inflüenza aşılarının risk gruplarına ağırlık derecesine göre kademeli olarak uygulanacağı yolunda yapılan açıklamanın ardından sosyal medyada Türkiye’de aşının yetersiz olmasının nedenleri ve Bakanlık’a göre kimlerin risk grubunda olduğu sorgulanmaya başladı.

Koronavirüs tedbirleri çerçevesinde ilan edilen kısmi yasaklar söz konusu olduğunda risk grubu içinde sayılan pek çok vatandaş, E-nabız sistemine girdiğinde risk grubunda bulunmadığını ve aşı konusunda önceliği olmadığını gördü.

Sosyal medyada karantina tedbirleri çerçevesinde risk grubunda sayılan kişiler, yakınları ve hekimler; 65 yaş üzeri, KOAH hastası ya da kalp yetmezliği sorunu olmanın dahi yeterli olmadığı “risk grubu kriterlerini” sorguladı.

‘Sokağa çıkmaya gelince risk grubunda, aşı yaptırmaya gelince…’

Profesör Doktor Bengi Başer de paylaştığı bir Tweet’inde, kronik hastalıkları olan 65 yaş üzeri hastasını risk grubunda sayılmayışına şu sözlerle isyan etti:

Hastam erkek, kalp yetersizliği, kalp damar hastalığı, kronik akciğer hastalığı, inme öyküsü var ve 77 yaşında. Ama influenza açısından 1’inci öncelikli risk grubunda değilmiş yani grip aşısı yapılamıyor. Bu durumda öncelikli olanlar kim? Merak etmekteyim!

Gazeteci Uğur Dündar da Sağlık Bakanlığı’nın tüm dünyada aşı sıkıntısı olduğu yolundaki iddianın gerçeği yansıtmadığını ifade etti:

Sokağa çıkma yasağı söz konusu olduğunda 65 yaş ve üzeri risk grubu. Sıra grip aşısı yaptırmaya gelince risk grubu değil! Sağlık Bakanlığı tüm dünyada aşı sıkıntısı var diyor. Oysa İngiltere’de yaşayan bir arkadaşım sıkıntı olmadığını, yoldan adam çevirip aşı yapıldığını söylüyor!

‘Olimpiyat kriterleri…’

İYİ Parti TBMM Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ise, daha önceki yıllarda yaşanmayan aşı sıkıntısını şu sözlerle “Her sene olduğumuz grip aşısı için bu sene olimpiyat kriterleri getirmişler. Kanser ve KOAH bir arada bile olsa, aşıyı olmanız imkansız” sözleriyle eleştirdi.

CHP İstanbul eski milletvekili Barış Yarkadaş da Twitter hesabından şu paylaşımda bulundu:

Aşı bekleyenlere, grip aşısı olabilmek için Aile Hekimliği’ne giden kişilere, “Organ nakli yaptırdınız mı? Kanser hastalığınız mevcut mu? AIDS hastası mısınız?” diye soruluyor. Bunlardan hiçbiri yoksa, ister 65 yaş üstü, ister 65 yaş altı olun grip aşısı reçetesi alamıyorsunuz.

Bakan, ‘öncelikle riskli kişilere öneriyoruz’ demişti

Geçtiğimiz gün Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada, belirlenen risk gruplarının ağırlık derecesine göre sıralanarak kademeli bir şekilde aşı yapılacağı şu sözlerle ifade edilmişti:

Vatandaşlarımız risk durumlarını e-Nabız sistemi üzerinden öğrenebileceklerdir. İlgili aşı, hekimler tarafından sadece Reçetem Sistemi üzerinden yazılacaktır. Manuel yazılan reçeteler işleme alınmayacaktır. İlgili aşı yalnızca serbest eczanelerce temin edilecektir. Eczanenin Reçetem Sistemi’ne reçeteyi girmesi ile İlaç Takip Sistemi’nde (İTS) aşı temin hakkı oluşturulacaktır.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da geçtiğimiz hafta atmış olduğu Tweet’inde, tüm vatandaşların grip aşısı yaptırmasıın gerekli olmadığını söylemiş risk grubuna şu sözlerle değinmişti:

Salgın döneminde herkesin grip aşısı yaptırması gerektiği şeklinde yanlış bir düşünce var. Dünyada grip aşısı üretiminde yüzde 20 artış oldu. Grip aşısını özellikle riskli kişilere öneriyoruz. Koronavirüs buaştığında risk altında kalacak grubu tespit ederek, onlardan başlıyoruz.

Tasarruf istemişlerdi: Cumhurbaşkanlığına 47 araç daha alınacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2021 bütçesini Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’na sundu. Bütçeye göre yine yüzlerce lüks makam aracı alınacak. Bütçeye göre, kamu kurumları gelecek yıl tam 2 bin 865 yeni araç alımına imza atacak. Bu araçların önemli bir bölümü Sağlık Bakanlığı tarafından alınacak.

En dikkat çekici araç alımı Hazine ve Maliye Bakanlığı için. Bakanlık, önümüzdeki yıl fiyat limitine tabi olmayan 100 adet taşıt alacak.

Bu yıl 26 araç alınan cumhurbaşkanlığının araç filosuna da önümüzdeki yıl da 47 araç daha katılacak. 2021 için Cumhurbaşkanlığı’na 2 otobüs, 5 panelvan, 5 tane pick-up kamyonet, 5 minibüs ve 30 binek araç için bütçeye ödenek konuldu. TBMM için 10, Milli Savunma Bakanlığı için 244, Hazine ve Maliye Bakanlığı için 100 yeni aracın alınacağı öngörüldü. Teklife göre ayrıca Sağlık Bakanlığı bin 230, Jandarma Genel Komutanlığı 440, Sahil Güvenlik Komutanlığı 28 ve Emniyet Genel Müdürlüğü ise 519 yeni araç alacak.

Erdoğan’ın maaşı 88 bin TL’ye yükseliyor

Ayrıca cumhurbaşkanlığına bağlı kurumların toplam bütçesi 4.3 milyar TL’ye, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aylık maaşı da yüzde 8.3 artışla 88 bin TL’ye yükselecek. 

Gelecek yıl yüzde 28.1 artışla 4 milyar 39 milyon 453 bin TL olarak belirlenen Cumhurbaşkanlığı ödeneği de 2022 için 4 milyar 255 milyon 329 bin TL, 2023 yılı için ise 4 milyar 517 milyon 766 bin TL olarak hesaplandı.

Dış politika gideri 1.5 milyar, istihdama 72 milyon TL

Cumhurbaşkanlığı’nın hizmet kollarına göre yapılan bütçe sınıflandırmasına göre ise dış politikaya 1 milyar 500 milyon TL ayrılırken istihdama 72 milyon TL, bilgi ve iletişim kalemine 96 milyon 600 bin TL, finansal sistemin geliştirilmesi ve sigortacılık kalemine 30 milyon 240 bin TL ödenek ayrıldı. Saray’ın gelecek yılki personel gideri, 402 milyon 681 bin TL olacak. Mal ve hizmet alımı için ise 2 milyar 307 milyon 521 bin TL ödenecek. 

Diyanet’e 13 milyar

Diyanet İşleri Başkanlığı için yaklaşık 13 milyar TL’lik ödeneğin ayrıldığı bütçe teklifine göre, 2020’de 9 milyar 914 milyar TL’lik ödenek ayrılan “Din hizmetleri ve yaygın din eğitimi” kalemi için gelecek yıl 11 milyar 190 milyon TL harcanacak. Diyanet’in gelecek yılki mal ve hizmet alım gideri 285 milyon TL olacak. Diyanet personelinin yalnızca “yolluk gideri”nin ise gelecek sene en az 45 milyon TL olacağı ifade edildi.

Teklifte ayrıca, “Fetva yoluyla ulaşılacak kişi sayısı”nın 2021 için 1 milyon 259 bin kişi olması hedefi de yer aldı.

Cezalardan 19 milyar TL bekleniyor

Sunumu yapılana bütçe teklifine göre 2021’de tütün mamullerinden 65.5 milyar lira, şans oyunlarından 4.1 milyar lira hedefleniyor. Cezalardan beklenen gelir 19.2 milyar lira. Harçlardan 35.1 milyar lira toplanacak.

 

Türkan Elçi: Vebal yüklenmeyin hakim bey

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili davanın ilk duruşması dün Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Davaya hem müşteki hem de avukat olarak katılan, Elçi’nin eşi Türkan Elçi, duruşma salonunda beyanını ifade etmek, taleplerini dile getirmek istedi ancak mahkeme başkanı izin vermedi.

Türkan Elçi, beyanını adliye önünde düzenlenen basın açıklamasında okudu. Elçi’nin beyanı şöyle: 

“25 Aralık 2015 tarihli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına müşteki sıfatıyla verdiğim dilekçemde ‘Tahir Elçi, Müslüman bir toplumun çoğunlukta yaşadığı bir ülkede bir mabedin ayakları altında barışı dile getirmiş, insanlık açısından önemli sayılan kutsal mekan ‘cami’ ve kutsal sözcük ‘barış’ onun şahadetinde bir araya gelmiştir, Tahir Elçi’nin vicdanlı görev ahlakıyla çalışacak yetkililerin günün birinde çıkıp katili adaletin eline teslim edeceği yönündeki umutlarımı kaybetmeden bekleyeceğim’ cümleleriyle hitama eren dilekçemin üzerinden tam beş yıl geçmiş hakim bey.

Geçen beş yıl, ölüm hakikatinin acısından hiçbir şey eksiltemezken ne yazık ki ilgili makamların işlenen menfur cinayetin faillerinin bulunması yönündeki isteksizliği, çeşitli kaygı ve saiklerle mağduriyete karşı kayıtsız kalması ve sessizliği yeğlemesi umutlarımızın azalmasına neden olmuştur hâkim bey.

Vicdan sahibi ve görev ahlakıyla çalışacak yetkililerin günün birinde çıkıp katili adaletin eline teslim edeceğini umduğum dilekçemde aynı zamanda ‘vicdan’ sözcüğü geçiyor. Bir hâkim herkes kadar etten, kemikten olduğu kadar, adalet dağıtıcısı görevi gereği herkesten farklı olarak baştan başa daha çok vicdandır, hâkim bey.

Bir hâkimin vicdanı aynı zamanda onun iç sesidir. İç ses de her türlü siyasi mülahazadan, ön yargıdan, ideolojiden, dini düşünceden uzak, kalpten gelen bir sestir. Biz bugün bu makamdan bu sesi duymaya geldik, ancak ve ancak bu ses, yıllardır beklediğimiz adaleti tesis edebilir. Vicdanınızın sesi bir bahar yağmuru gibi sonbaharımıza yağabilmeli, hukuk sonsuz gök gibi gürleyebilmeli, şiddeti isteyenlerin elleri ve emelleriyle kirlenen bu topraklar vicdan yağmuruyla yıkanmalı hâkim bey.

‘Kulağımız kirişte, adaletin sesini bekliyoruz’

Adalet dağıtıcısı olarak addedilen makamınıza saygımız var, çünkü mağdur vekili olarak yapılan haksızlıkların adaletle buluşması için hukuka inanan bir insanın ruhunun mahkeme duvarlarında izi var. Haksızlığın nereden geldiğine bakmaksızın karşı koyan bir insanın ruhu. Bu ruhun bir hukukçu için elzem olduğunu, bir hukukçunun her şeyden önce insana insan olarak değer vermenin gerekli olduğunun idrakine varmış bir hukukçunun ruhu.

Hukukun bir kural yığını olmasından daha ziyade, hukuk vasıtasıyla yeryüzünde herkesin insanca bir arada yaşayabileceği, güçlünün güçsüzü ezmeyeceği ve gücü neticesinde adaletin tesis olunacağına biz hep inandık. İnsanlık, ilk dönemlerinden günümüze kadar çoğu değerin üstünde aşkın bir öneme sahip adalet kavramına sürekli ihtiyaç duymuştur. Bu üstün değerin tecelli edebilmesi düşünce ve eylemlerinde objektif, önyargılarına dayanmadan, sadece kendi bakış açısıyla değil, evrensel hukuk bakış açısına göre kararlar veren hukuk uygulayıcılarının pratikleriyle mümkün olabilmiştir. Sizden talebimiz bu pratiğin icrasıdır hâkim bey.

Şu an önünüzdeki dosyada maktul olarak geçen kişinin, insan haklarının evrensel ilkelerine inanan, ahlaki boyutunu kavrayıp içselleştiren, her türlü ideolojik, siyasi, dini görüşten münezzeh birinin; bir sonbaharın kasımında savaşsız ve huzurlu bir yaşamın tesisi için dudaklarından dökülen son sözlerinin sesi hala kulaklarımızda hâkim bey. Gidenler gider, bir daha dönmez. Ölüler konuşamaz, geride sesleri kalır hâkim bey. Dar bir sokağın dar anında “Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar bu alandan uzak olsun” cümlesi yankılanır. Bu sese aksiseda olabilecek tek ses, adaletin ulvi sesidir hâkim bey. Elimiz yüreğimizde, kulaklarımız kirişte adaletin sesini beklemekteyiz hâkim bey.

Ardını arkasını bir türlü görmeye kudretimizin yetmediği birileri, gökten insafsızca kurşun yağdırdı, bize değen kurşun tekti. Tek kurşun ne taksir ne de kusurdur, tek kurşunda kindar kastın izleri dolaşır hâkim bey. Sıkılan kurşunun vebalinin yargının boynunda kalmasından korkarım hâkim bey.

Bireysel ve de kamusal yönleriyle yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını objektif bir şekilde temsil eden hakimler olarak, kendi kişisel görüşlerinizin, ideolojilerinizin, dini inançlarınızın etkisinde kalmadan, bir tarafın çıkarını gözetmeden, yargılananlar arasında devletin memuru olan polislerin de bulunması dolayısıyla devletin menfaatini korumak gibi bir baskının ağırlığını hissetmeden, hiçbir siyasi erkin gücüne meyletmeden, kişisel çıkar gözetmeden sadece ve sadece suçlunun cezalandırılmasının esas alınacağı adilane bir kararla; toplumun adalete olan güvensizliği bir nebze de olsa dinecek, insanların adil ve esenlikli bir ortamda yaşayabilme olanağı oluşacaktır hakim bey. Çünkü hukukun varoluş sebebinin temelinde yatan asıl amaç, insanların birbirleriyle ve vatandaşlık bağıyla bağlı olduğu devletle olan ilişkilerinde adil bir düzenin inşası vardır. Yargı makamlarının adalete yönelik çabaları olmaksızın devlete ve topluma güçlü bağlarla bağlı vatandaşlar düşlemek nafiledir hâkim bey.

‘Bu mülk hepimizindir, adalet hepimizin olmalı’

Adalet mülkün temelidir, dediniz biz buna hep inanmak istedik. Bu mülk kimindir hâkim bey? Bir mülkte yaşanan her mağduriyet bir başkasının mutsuzluk kaynağı olabiliyor hâkim bey. Biz bu mülkte zulüm gördük, mağdur olduk; yaşadığımız haksızlığın adilane bir kararla sonuca bağlanması halinde benim kişisel mağduriyetimin giderilmesinden daha ziyade, farklı etnik köken ve inançtan müteşekkil Türkiye toplumunun bir arada yaşayabilme umudunu yeşertebilme açısından ve yaşanan haksızlıklar neticesinde kırgınlıkların, küskünlüklerin bir nebze de olsa ortadan kalkmasına olanak sağlayacağından emin olun hakim bey. Çünkü Tahir Elçi’nin katledilmesi Türkiye’de yaşayan çoğu insan tarafından esefle karşılanmış, adaletin gerçekleşmesi yönünde bir beklenti içine girilmiştir. Bu mülk hepimizindir, adalet hepimizin olmalı hâkim bey.

Adalete dayanmayan bir mahkeme salonundan çıkacak olan bir karar, güçlülerin güçsüzlere karşı üstünlüğünden başka bir şey olmayacaktır hâkim bey. Çektiğimiz bunca acıyı, mağduriyeti dipsiz karanlık bir mezbura kapatıp üzerini betonla örtmeye çalışıp, vebal yüklenmeyin hâkim bey.”

Mahkeme hem Elçi’nin hem de avukatlarının tüm taleplerini reddetti. Reddi hakim talebinde bulunulan davanın bir sonraki duruşması 3 Mart 2021’de.