Ana Sayfa Blog Sayfa 1856

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] Ferdinand…

Okulun ilk günü. Zil çalar. İlk ders.  Öğretmen şirin bir açılış yapar öğrencilerini tanımak adına. ‘Büyüyünce ne olacaksınız?’ Hmmm.. Konu ciddidir. Öğrenciler de bu ciddi mesele hakkında gururla ve bir sıra halinde ‘doktor olacağım, mühendis olacağım, avukat olacağım..’ derler.

Bu cümle onların bundan sonrasının işaret fişeği olmasına rağmen o an verilmiş bir karar değildir. Daha bebeklikten itibaren anne baba oğlum/kızım büyüyecek büyük işler yapacak, büyük adam olacak  diye severler onları. Beklenti yüksektir. Bebeklikte haklarında verilmiş o karar taşınır sınavlarda, kurslarda, derslerde.. birinci sınıf, ikinci, üçüncü sınıf derken  lise, üniversite. Aileler yarışın koçları olarak kurstan kursa sınavdan sınava taşır minikleri.

Bu sürece ayak uyduranlar da olur uyduramayanlar da. Uyduramayanlar başarısız damgası yer, tembel damgası yer, uyumsuz damgası yer. Daha hayatlarının ilk yıllarında bu ağır genellemelerin altında kalır çoğu. Çünkü minikler henüz ‘ben böyle bir yarışın içinde olmak istemiyorum’ deme iradesini koyabilecek yaşta değildir. Yetişkinler bu iradeyi koyar mı?  ‘Komşular yazlık almış biz de alalım, müdür oldun bu külüstürü sat artık, mobilya takımları eskidi misafir alamıyorum eve utancımdan.’  İhtiyaç haline getirilen bu gerekçelerle çalışır, çalışır daha da çalışır herkes. Kendimize benzeyen, kendi deneyimlerimizi yaşattığımız çocuklar yetiştiririz. Çocuklar sınavlara, biz yeni üretilen eşya modellerine yetişmeye çalışırız. Kendi çocuk tarafımızı da çocuklarımızın çocukluğunu da kaçırırız bu keşmekeş içinde. Hayatı, anı,  çocuklarımızın çocukluğunu kaçırırsak geriye ne kalır hayattan, bizden, çocuk olmaktan?

Tercihler ve zorunluluklar arasında

Çoluk çocuk katıldığımız bu girdaba dönüşen koşturmanın dışında başka şeylerin söylenebileceği, yaşanabileceği bir  alan yok mudur?

Örneğin meşe ağacının altında sadece çiçekleri koklayarak zaman geçirmeyi istemek bir tercih olamaz mı?

Pena Yayınları’ından çıkan Mundro Leaf’ın yazıp Robert Lawson’un çizimleri yaptığı Ferdinand kitabı, okurken bütün bunlar üzerine düşündürüyor. Ferdinand arkadaşları gibi koşup zıplamak, boynuz tokuşturmak yerine meşe ağacının altında çiçekleri koklayarak zaman geçirmeyi sever. O’nun motivasyonu arkadaşlarından farklıdır. Arkadaşları ise Madrid’teki boğa güreşlerinde boy gösterip en iyi, en güçlü boğa olduklarını göstermek isterler. Fakat kaderin cilvesine bakın ki yanlışlıkla üzerine oturulan bir eşek arısı işleri değiştirir ve o yarışmaya Ferdinand’ın arkadaşlarının değil Ferdinand’ın katılmasına sebep olur. Zira hayattaki tercihleri bir yana, güçlü ve gürbüz bir boğa olan Ferdinand, boğa güreşi kriterlerine fazlasıyla uymaktadır. Peki, Ferdinand içine sürüklendiği bu durumda yine kendi tercihlerini yaşayabilecek midir?

Mundro Leaf.

Günümüz teknoloji dünyasında kahraman olmak, başarılı olmak hatta mutlu olmak için toplumun ve medyanın belirlediği davranış kalıpları, reçeteler vardır. Bu reçeteler dahilinde davranan başarılı olur, kahraman olur, mutlu olur. Başka bir tarafta ise yalnız kalamamak, insanlar tarafından onaylanmak, sürüye kendinden vazgeçerek dahil olmak adına takas ettikleri şey kendi özgürlükleridir. İş böyle olunca Ferdinand kendi hayatını ve tercihlerini yaşayabilen bir kahraman olarak çıkar karşımıza.

Ferdinand kitabının çizimleri savunduğu yaşam durumu gibi sadelikle tasarlanmış. Yazılarda  dramatik anlamda belirleyici olan sözcükler ve duygu durumları büyük puntolarla vurgulanmış. Aynı zamanda İspanyol kültüründeki boğa güreşleri üzerine bilgilendirici açıklamaları çocuklara uygun bir dil ve üslupla anlatılmış.

Sahte içkiden ölenlerin sayısı 82’ye yükseldi

Sahte içki nedeniyle ölenlerin sayısı her geçen gün daha da artıyor. İzmir ve Tekirdağ’da iki kişinin daha hayatını kaybetmesiyle birlikte yurt genelinde sahte içki nedeniyle ölenlerin sayısı 82’ye yükseldi.

18 yılda yüzde 1800 fiyat artışı

Alkole getirilen ÖTV zamları dolayısıyla insanlar her geçen gün daha fazla kaçak içkiye içkiye yöneliyor.  2002 yılında 70’lik rakının fiyatı 8.25 TL civarındayken aradan geçen 18 yılda fiyat yüzde 1800 artışla 152.50 TL’ye fırladı.

70’lik rakıdaki vergi oranı yaklaşık yüzde 72 seviyesinde. Yani bir şişedeki vergi miktarı 112 TL’ye denk geliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı’nın verilerine göre, rakı üretimi ve tüketimi 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 29 geriledi. 2018’de iç piyasaya arz edilen toplam rakı miktarı 35 milyon 934 bin litre iken bu miktar 2019’da 27 milyon 763 bin litreye geriledi.

Çakırözer Eskişehir’deki 149 ihaleyi meclis gündemine taşıdı: Hukuki süreci başlattık

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) Eskişehir’de 149 noktaya maden arama ve işletme ruhsatı için açtığı ihale meclis gündemine taşındı. İhaleye açılan alanlar arasında mera, orman ve tarım arazilerinin yanı sıra köy kahvesi, fidanlık, su havzası ve mezarlık gibi alanlar bulunuyor.  

Aralarında çevre dernekleri ve meslek odalarının da bulunduğu sivil toplum örgütleri yeni maden ruhsatları verilmesine karşı olduğunun altını çizerken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer TBMM’de yaptığı konuşmasında, konuya ilişkin hukuki sürecin başlatıldığını söyledi.

‘Eskişehir’i zehirleme ısrarından vazgeçin’

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi‘nin de yeni ruhsat ihalelerinin iptali için girişimde bulunduğunu ifade eden Çakırözer, Eskişehir’de verimli ova ilan edilen Alpu Ovası’nın da maden ruhsat verilmek istenen alanlar arasında olduğunu vurguladı ve şunları söyledi:

Daha önce “İlle de termik santral yapacağız” inadını gördük. Yedi sekiz kez ihale açıldı, her görüşten insanıyla bütün Eskişehir karşı çıktı. Anadolu’nun gıda deposu dediğimiz Alpu’nun verimli ovalarına yeni madenler açılacak. Bu olursa bölgenin en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelir. Hem istihdam hem gelir ve hem de arazi kaybı oluşacak. Gelin Eskişehir’i zehirleme ısrarından vazgeçin.

‘Yerleşim alanının dibine siyanürlü baraj yapıyorlar’

Maden ruhsatı verilecek bölgelerin tarımsal kalkınmadaki önemini anımsatan Çakırözer, Mihalıççık’taki Sazak, Saray köyleri ve Sarıcakaya’nın Dağküplü, Mayıslar mahallelerinde madencilik yapılacak olmasıyla ilgili olarak da “Sarıcakaya, Orta Anadolu’nun Antalya’sıdır. Türkiye’nin rokası, maydanozu, domatesi oradan gider. Şimdi, oraya siz gidip altın madeni, gümüş madeni açmaya kalkarsanız bahçeciliği de Sarıcakaya’yı da bitirirsiniz” diye konuştu.

Çakırözer ihaleler arasında çok sayıda altın madeni arama izni de bulunduğunu anımsattı ve şunları söyledi:

Devletin kendi şirketi durumundaki Koza Altın İşletmeleri Sivrihisar’da Kaymaz’da mahallenin dibine devasa bir siyanürlü atık barajı inşa etmekte. İlk atık göleti dolduğu için ikincisi, üstelik tamamen yerleşim alanının dibine inşa ediliyor. Devlet böyle yaptıktan sonra verdiği izinlerle, ruhsatlarla çalışan diğer firmalar da doğal olarak bunun daha da vahimini yapacaktır.

2019 yılında çevre koruma yatırım harcamaları yüzde 10,5 azaldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) çevre koruma harcama istatistiklerini açıkladı. Verilere göre çevre koruma harcamaları 2019 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,2 artarak toplam 38,4 milyar TL olarak gerçekleşti.

Çevre koruma harcamalarının yüzde 57,8’i mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 34,2’si genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar ve yüzde 8’i ise hane halkları tarafından yapıldı. Çevre koruma harcamaları 2018 yılında 2017 yılına göre yüzde 11,6 artmıştı.

En büyük pay atık yönetimine

Çevre koruma harcamalarının yüzde 46,3’ü atık yönetimi hizmetlerinden, yüzde 37,8’i atık su yönetimi hizmetlerinden, yüzde 4,8’i biyolojik çeşitliliğin ve peyzajın korunmasından oluştu.

Geriye kalanın yüzde 3,8’i toprak, yeraltı ve yüzey sularının korunması ve kalitesinin iyileştirilmesinden ve %7,3’ü ise diğer çevre koruma konularına ayrıldı.

Yatırım harcamaları düştü

Çevre koruma yatırım harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 10,5 azalarak toplam 6,4 milyar TL olarak gerçekleşti. Harcamaların yüzde 76,9’u mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 23,1’i ise genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar tarafından yapıldı.

Atık su yönetimi hizmetleri için 3,3 milyar TL, atık yönetimi hizmetleri için 1,4 milyar TL yatırım harcaması yapılırken diğer konularda 1,7 milyar TL çevre koruma yatırım harcaması yapıldı.

Çevre koruma harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki oranı 2018 yılında yüzde 1,0 iken, 2019 yılında yüzde 0,9 olarak gerçekleşti.

TİHV: Son sekiz aydaki barışçıl gösterilerde 1346 kişi işkenceyle gözaltına alındı

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Dokümantasyon Merkezi tarafından hazırlanan, 1 Ocak – 31 Ağustos 2020 tarihleri arasındaki ihlallerin değerlendirildiği “İfade, Toplanma ve Örgütlenme Özgürlükleri İhlal Raporu” yayımlandı.

Hatay’da çatışma ve patlama: Dört kişi yaralandı

Hatay‘ın Payas ilçesinde kimlikleri belirlenemeyen iki kişi, jandarma uygulama noktasında silahlı saldırıda bulundu. Dün akşam saatlerinde (26 Ekim) gerçekleşen saldırıda bir astsubay yaralanırken; şüpheliler araçla olay yerinden kaçtı.

Polis ve jandarma ile takip ettiği araç arasında İskenderun kent merkezine kadar çatışma yaşandı. Fener Caddesi üzerine gelindiğinde üzerinde bomba olan kişinin, üzerindeki bombayı patlattığı belirtildi. Patlamada çok sayıda araç ve işyeri hasar görürken; İskenderun İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı ve iki yurttaş yaralandı.

İkinci patlama uyarısı

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre polis ve jandarma, Payas ile İskenderun’da geniş güvenlik önlemleri alırken; bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı. Öte yandan saldırıyı düzenleyenlerden birinin gözaltına alındığı, birinin ise kaçtığı belirtildi.

Sürekli anons yapan polis, “Herkes evine gitsin. İkinci bir patlama olabilir. Evinize gidin” dedi.

Hatay Valisi’nden açıklama

Hatay Valisi Rahmi Doğan, patlamaya ilişkin açıklama yaptı. Doğan, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Güvenlik birimlerimizin Payas kontrol noktasında şüphelendiği  2 teröristten biri takip sonucunda İskenderun da etkisiz hale getirilmiş ve bu esnada bir patlama meydana gelmiştir. Herhangi bir can kaybı bulunmamaktadır. Operasyon devam etmektedir. Kamuoyu bilgilendirilecektir” ifadelerini kullandı.

Kısa çalışma ödeneği ve işten çıkarma yasağı iki ay daha uzatıldı

Yeni tip koronavirüs salgınında kısa çalışma ödeneğinin verilmesine ve İş Kanunu uyarınca çalışanın iş akdinin feshinin kısıtlanmasına ilişkin düzenlemelerin süresi iki ay daha uzatıldı.

AA’nın aktardığına göre konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararları, Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kısa çalışma ödeneğinin süre uzatımına ilişkin karara göre, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 23’üncü maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde, yeni tip koronavirüs nedeniyle dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlar kapsamında zorlayıcı sebep gerekçesiyle 30 Haziran 2020’ye kadar kısa çalışma başvurusunda bulunan iş yerleri için kısa çalışma ödeneğinin süresi, 30 Haziran 2020 tarihli 2915 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile uzatılan iki aylık süreden sonra başlamak üzere iki ay daha uzatıldı.

Fesih kısıtına ilişkin düzenleme

İş Kanunu‘nun geçici 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen süreler de 17 Kasım 2020’den itibaren 2 ay uzatıldı.

Söz konusu fıkralarda, her türlü iş veya hizmet sözleşmesinin, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, iş yerinin herhangi bir sebeple kapanması, faaliyetinin ve işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemeyeceği düzenleniyor.

Fıkralarda ayrıca maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 aylık süreyi geçmemek üzere işverenin işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabileceği, bu kapsamda ücretsiz izne ayrılmanın, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermeyeceği belirtiliyor.

Selçuk: Sosyal koruma kalkanımız

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, kısa çalışma ödeneği ve fesih kısıtının iki ay daha uzatılmasına ilişkin, “Salgının etkilerini azaltmak ve istihdamı korumak için Sosyal Koruma Kalkanı’mız ile çalışanlarımızı ve işverenlerimizi desteklemeye devam ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Selçuk, “Salgının etkilerini azaltmak ve istihdamı korumak için Sosyal Koruma Kalkanı’mız ile çalışanlarımızı ve işverenlerimizi desteklemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Türk lirası erimeye devam ediyor: Dolar, euro ve sterlinde yeni rekor

Uzun süredir düşüş trendindeki Türk lirası bugüne de değer kaybıyla başladı. Güne 8.0932 TL ile başlayan dolar çok geçmeden 8.1267 TL’yi görerek yeni rekorunu tazeledi.

Doların 10.35 itibariyle satış fiyatı 8,1152 TL, alış fiyatı ise 8,1186 TL’den işlem görüyor.

Güne 9.55 TL ile başlayan euro  ise 9.6109 TL’ye ulaşarak çift haneli seviyelere yaklaştı. Sterlin de TL karşısında zirve yaparak 10.5768 TL’ye kadar yükseldi.

Piyasada Merkez Bankası’nın açıklayacağı uluslararası rezervler haricinde yakından izlenen gelişmeler arasında ABD seçimleriBrexit, koronavirüste küresel ve lokal artış trendi, AB ile tansiyonun yeniden artması endişesi, Azerbaycan-Ermenistan gerilimi ve S-400 hava savunma sistemleri konusunda devam eden süreç öne çıkıyor.

 

Wuhan’daki yetişkinlerin yalnızca yüzde 4’ünde koronavirüs antikoru tespit edildi

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyada geniş çaplı ölümlere sebep olan koronavirüs salgınına karşı birçok hükümet sürü bağışıklığına ulaşmayı hedeflediklerini açıkladı veya bu yönde politikalar izledi.

Salgın ile birlikte hayatımıza giren “sürü bağışıklı” terimi bir popülasyonun çoğunun bir virüse karşı aşı veya hastalığı geçirerek bağışık hale geldiği ve bu insanların dolaylı olarak bağışıklığı olmayan kişilerin enfeksiyon olasılığını azalttığı bir senaryoyu ifade ediyor.

Yalnızca yüzde 4’ünde Covid-19 antikoru saptandı

Ancak JAMA Network Open tarafından Wuhan’daki yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırma koronavirüs söz konusu olduğunda sürü bağışıklığının mümkün olamayabileceğini öne sürüyor.

Araştırmada Covid-19 antikor testi yapılan yetişkinlerin yalnızca yüzde 4’ünün testi pozitif sonuçlandı. Araştırmacılar ayrıca, hafif hastalık yaşayanların veya virüsün semptomlarını göstermeyen bireylerin doğal olarak ona karşı uzun süreli bağışıklık geliştiremeyebileceğini öne sürüyor.

‘Aşı olmadan sürü bağışıklığı mümkün görünmüyor’

Çalışmada yer almayan ancak Rutgers Üniversitesi’nde biyoistatistik ve epidemiyoloji alanlarında çalışma yürüten Henry Raymond, UPI’ye yaptığı açıklamada “Tüm bu insanlar, bilinmeyen bir süre boyunca bu virüse karşı bağışıklık kazandıran mükemmel antikorlara sahip olsalar bile bu hiçbir zaman sürü bağışıklığı seviyesine ulaşmıyor” ifadesini kullanıyor.

Raymond, “Aşı olmadan sürü bağışıklığına ulaşma fikri bu noktada yalnızca bir temenni oluyor” değerlendirmesinde bulunuyor. ü

İkinci kez koronavirüse yakalanan vakalar var

Bazı araştırmalar, Covid-19 ile enfekte olan birinin hastalığa karşı savaşmaya yardımcı olan bağışıklık sistemi tarafından üretilen proteinler geliştirdiğini öne sürse de birkaç aydır iyileşen kişilerin ikinci kez koronavirüse yakalandığı vakalar artıyor.

Sonuç olarak, virüse sahip olanların doğal olarak ona karşı bir bağışıklık tepkisi geliştirmesinin mümkün olup olmadığı hakkında sorular geçerliliğini koruyor.

İki antikor türü test edildi

Bilim insanları, hastalığa yakalananların kanında iki tip Covid-19 antikorunun bulunduğunu söylüyor: İmmunoglobulin M ve G.

Bu çalışma için Wuhan’daki Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Tongji Hastanesi‘ndeki araştırmacılar 26 Mart ve 24 Mayıs tarihleri arasında 35 bin 40 yetişkini Covid-19 antikorları için test etti.

Katılımcıların hiçbirinde yalnızca immuglobulin M tespit edilmezken, yüzde 3.2’sinde immunoglobulin G bulundu. Yüzde 1’inden daha azında ise iki tür antikor tespit edildi.

Sonuç olarak araştırma tüm katılımcıların yüzde 3,9’unda bir veya iki antikor bulunduğunu ortaya koydu. Kadınlarda bu oran yüzde 4.4’e çıkarken erkeklerde ise yüzde 3.3 civarında kaldı.

‘Çalışmalara devam etmek gerek’

Raymond bu araştırmanın her ne kadar önemli sonuçlar gösterse de 35 bin kişi ile yapılan bir araştırmanın toplum geneline ışık tutamayacağını söylüyor.

Raymond “Bu çalışmanın bize gösterdiği şey hem semptomlu hem de semptomsuz insanları çok sayıda test etmeye devam etmemiz gerektiğidir. Böylece aktif virüsü olan tüm insanları belirleyebiliriz, çünkü semptomları olmayan insanlar dahi virüs yayıyor olabilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Türkiye’de koronavirüs: 75 kişi daha yaşamını yitirdi, toplam can kaybı 9. 874

Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 75 kişi daha hayatını kaybetti, 2198 yeni hasta (semptom gösteren ve koronavirüs testi pozitif çıkan kişi) tespit edildi. Böylece toplam ölüm sayısı 9 bin 874’e, hasta sayısı ise 363 bin 999’a yükseldi. Bakanlık ‘vaka’ sayısı bilgisini paylaşmadı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

Bugün tespit edilen 2.198 yeni hasta var. Ağır ve aktif hasta sayısı artmaya devam ediyor. Salgının bölgesel tırmanışını durdurmak için birlikte mücadele etmek zorundayız. Tedbirden daha güçlü bir silahımız bugün için yok. Salgına karşı organize olalım.”

Bakanlığın verilerine göre, yoğun bakımda tedavi gören ağır hasta sayısı 1.780’e yükseldi, hastalarda zatürre oranı ise yüzde 5.0. Bakan Koca, bugün 132.913 koronavirüs testi yapıldığını açıkladı.