Hafta SonuKitapKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] Dişe Diş: Önyargılarınızı yavaşça yere bırakın…

‘Bir zamanlar yeryüzünde tüm filler siyah ya da beyazdı. Filler bütün canlıları sever ama birbirlerinden nefret ederlerdi.’

Çok iyi tanıdığımız sevme ve nefret etme halleri. Bizden uzaktakine sempati,  yakındakine  düşmanlık beslemek. Yolda yürürken yanından geçtiğimiz ya da otobüste karşılaştığımız birilerinden nefret edebiliriz. Bakışı, yürüyüşü ya da konuşması rahatsız etmiştir bizi. Çoğumuzun anılarında okulda aksanlı konuşması yüzünden alay konusu olmuş  sınıf arkadaşı  vardır. Neden mi alay ettik? Bize benzemiyordu.

Şimdi biraz insanları bırakıp doğaya bakalım, o nasıl karşılıyor farklılıkları. Bir çam ormanında gezinelim örneğin. Ağaçlardan hiçbiri benzemiyor  diğerine. Taşlara bakalım, her bir taşın ayrı çizgisi, ayrı rengi, ayrı büyüklüğü var. Birbirinin aynı iki yaprakta bile başka başka damarlanmalar oluşmuş. Hayvanlar, bitkiler,  dağlar, denizler uyum içinde çeşitleniyorlar.

Seri benzerliklerden çıkan ‘uyum ve düzen’

Bunun tam tersine fabrikalar seri bir şekilde tek tip mamuller üretiyor. İnsanlar birbirinin aynı, sıkıcı bir benzerlikte beton yığınlar dikiyor. Moda sektörü insanları farklılıklarına  rağmen onları tek tip  bedene göre tasarlanmış elbiselere sığdırmaya çalışıyor. Bütün bunlardaki  ‘uyum ve düzen’ perdesi aralandığında altından  bir demet halinde seri benzerlikler çıkıyor ve seri numaralarıyla çoğalıp gidiyor. Seri benzerlikleri insanlar da insandan istiyor mu?

‘Rengi benim rengime benzemiyor! Ona güvenemem!’ ya da ‘Onun gözleri benimkinden daha mı çekik! Bu arkadaş hiç tekin değil!’e dönüşüyor hemen. Barış  için gereken ortak dil önyargılarımız   kadar kolay oluşmuyor.

David McKee.

Uçanbalık yayınevinden çıkan, David McKee tarafından yazılan ve resimlenen Dişe Diş kitabı, farklılar ve bu farklılıkları nasıl değerlendirip yaşadığımız üzerine bir kitap. Farklılıklarımızı bizi zenginleştiren, çoğaltan nitelikler olarak algılamak da mümkün o farklılıkları düşman edinmek de.

Sayfalarda fillerin sevimli hortumu barışta sevgi  için sıcacık bir dokunuş olurken savaşta ateşli ve ateşsiz silahlar olarak karşı tarafa doğrultuluyor.

Dişe Diş kitabı, önyargıların savaş gerekçesi olabildiği, çeşitliliğin düşmanlaşmayla yok edilişi ve barışın kırılganlığı üzerine. O ormanda siyah, beyaz ve gri filler de olabilirdi.

Kategori: Hafta Sonu

KitapKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] Bu bir kitap: Suretin sureti, sesin sesi…

Saat 12:05, saat 12:40, saat 14:00… saat 16:35 yaklaşık dört buçuk saat kitabın sayfaları içinde akar. Yüzeyin sığ sularından kitabın derinliklerine doğru yolcuğa çıkar Eşek.

Uçanbalık Yayınevi‘nden çıkan, Lane Smith in yazıp resimlediği ‘Bu Bir Kitap’ kitabı; küçük bir çocuğun ‘bu ne?’ sorusuna her defasında sabırla verilen bir yanıt gibi. Kitabın kahramanları Eşek, Maymun ve Fare. Hayır bilgisayarda kullandığımız fare değil gerçek Fare. Soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmasa da  dijital bir tehdit altında. Pek fazla diyaloglara dahil olmadan bilgisayar faresinin tahtına göz diktiğini kaygıyla fark etmiş olmalı ki boy gösteriyor sayfalarda. Neden mi? Eşek ve Maymun  kitap bilgisayar karşılaştırması yapıyorlar kısa ve gülümseten diyaloglarla.

‘Çok fazla harf var’

Bu diyaloglarda neler mi var? Küçücük bir ip ucu verelim. Kitapta şöyle bir cümle geçiyor başka bir kitaba ilişkin. ‘Çok fazla harf var.’ Yazar Eşek’e  çocuk zihninin sevimli bir cümlesini  söyletiyor. Gerçekten de kitabın tamamı ile karşılaştırıldığında ‘kitap’ın gösterildiği sayfada cümleler ardı ardına diziliyor. Tersini düşündüğünüzde sözcüklerin azalması düşüncenin azalması, düşüncenin azalması dünyanın azalması bir yandan da… 

Bilgisayar çağı insanı hızla bilgiye ulaşmak ve aynı hızla unutmak eğiliminde. Bunu anlamak için hızla giden bir araçta olduğunu düşünmek yeterli.  Yanından geçmiş olursunuz görülmesi gerekenlerin. Bakmak ve görmek farkı görünür olur böylece.  Hız ve çeşitlilik çağın vaadi budur.  Vaat edilmeyene bakma zamanı.

Kitabın sayfaları ve çizgilere minimal bir atmosfer hakim. Resimler ana metni destekliyor ve okura diyaloglarda değinilmeyen bir ayrıntıyı sezdiriyor. Hangi ayrıntı? İşte burada çizgilerde olandan çok olmayandan yürümemiz gerekiyor. Ağaç yok, gökyüzü yok, toprak yok, deniz yok…bunların kokusunu, dokunuşunu hisseden biri yok. Duvara asılmış tablo var, tabloda ağaç var. Betonlaşmayla küçük kutulara tıkılan insan için ağaç artık tablolara yansımış bir detay sadece.  Ve okur sadece kitap sayfalarında karşılaşıyor doğayla. Denizle, gökyüzüyle, güneşle, toprakla.

Digitalleşirken ıskalananlar…

Dijital çağ dokunmanın, koklamanın yok sayılıp sadece suretin suretine ve sesin sesine ulaşılabilen bir dünya. Ekrandaki çiçeği koklayamazsın, ekrandaki toprağa dokunamazsın. Çocuk da dokunamaz,  koklayamaz. Kitapta da mı dokunamayız?  Bütün bunlara dokunmak için kitaba dokunmak gerekir ama..

Lane Smith.

‘Bu Bir Kitap’  dijitalleşmenin hayatın hemen her alanına egemen olduğu bir dünyada dijitalleşirken  aslında nelerin ıskalandığını çocuğun anlam evrenine uygun bir dil ve üslupla anlatmış.

Çocuk dünyasına aşikar olanlar bilirler, çocukların ilgisini  genelde kusurlu karakterler çeker. Yazar da bu gerçekten hareketle değişimi kusurlu karakter üzerinden vermiş. Bu karakter üzerinde neler mi değişmiş? Her nitelikli çocuk edebiyatı eserinde olması gerektiği gibi hem çocuğa hem yetişkine sözleri var Bu Bir Kitap eserinin.

Kategori: Kitap