Ana Sayfa Blog Sayfa 1855

Mücadele kazandı: Çatalca’daki taş ocağı kapatıldı

Çatalca Kalfaköy’deki Burhanettin Soğancılar Kuvarsit ve Kuvars Kum Ocağı‘na karşı yürütülen mücadele sonuç verdi. İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, 2006 yılından bu yana faliyet gösteren maden ocağının kapatılması kararını verdi.

Müjdeli haberi duyuran Kuzey Ormanları Savunması (KOS), sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda “Bu taş ocağını kapattırdık komşular. Kurda, kuşa müjdeler olsun. Destek veren tüm yurttaşlar sağ olsun” ifadelerine yer verdi.

37 köy muhtarıyla suç duyurusu

KOS ve 37 köy muhtarı daha önce madenlerin bölgedeki kültür varlıklarına ve doğaya zarar verdiğini öne sürerek acil bir şekilde kapatılmaları ve verdikleri zarara karşılık cezai işlem uygunlanması için başvuruda bulunmuşlardı.

Açıklamada maden ocağının bulunduğu alanın tamamının Kuzey Ormanları’nın ayrılmaz bir parçası olduğu ve şimdiye kadar dönümlerce orman alanının yok edildiği belirtilmişti.

Ayrıca madenlerle birlikte Terkos Gölü’nü besleyen Büyükdere’nin kirletildiği, alandaki yaban hayatının tehdit altına girdiği, ekosistemin bütünlüğüne zarar verildiği ve antik mühendisliğin yedi harikasından biri kabul edilen Antik Roma Su Yolu’nu da barındıran alana darbe vurulduğu vurgulanmıştı.

2006’da faaliyete geçti

Burhanettin Soğancılar Kuvarsit ve Kuvars Kum Ocağı “ÇED gerekli değildir” kararıyla 2006’da faaliyete geçti.

Ancak ocağın bölgeye verdiği zarar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca da tespit edilince İstanbul I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 5152 No’lu kararı ile 6 Haziran 2020’de bölgeyi koruma altına aldı.

Kurul kararında,”maden yolu olarak kullanılan kısımda kalan tarihi yapıların yok edildiğini, herhangi bir kuruma bilgi verilmediğini, maden sahası içinde kalan su yolunun başka noktalarında da kaçak kazı yapılarak tahrip edildiğini” tespit ederek suç duyurusunda bulunulmasına da karar verdi.

Ancak ocak yıllar boyunca gerek iş makinalarıyla gerek patlayıcı kullanılarak işletilmeye devam etti.

Mecidiyeköy-Mahmutbey metrosu yarın seferlere başlıyor: İlk 10 gün ücretsiz

İstanbul‘da Avrupa yakasının ilk sürücüsüz metrosu olan Mecidiyeköy-Mahmutbey Metrosu, yarın (28 Ekim) saat 12.00’de seferlerine başlıyor. Hastanede koronavirüs tedavisi süren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, daha önce ilk iki gün açıklanan ücretsiz hizmet süresini 10 güne çıkardıklarını bildirdi. 

Hastaneden bir video paylaşan İmamoğlu özetle şu ifadeleri kullandı: 

“Bugün hastanedeki 4. Günüm, her şey olumlu yönde gidiyor. Çok iyi hissediyorum. Tek üzüntüm sizlerden uzak kalmak.

Sevgili İstanbullular; güzel kentimiz için çok önemli bir proje olan Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı’nı tamamen bitirdik. 3 aydır gerçekleştirdiğimiz deneme sürüşleri problemsiz geçti. Bu hattın açılış törenini 28 Ekim’de yapacağımızı çok önceden duyurmuştuk. Hastanede olmam hasebiyle açılış törenimizi erteledik ama metromuzun hizmete girmesini ertelemiyoruz.

28 Ekim Çarşamba günü öğlen saat 12:00 itibarıyla Mecidiyeköy-Mahmutbey Metrosu İstanbulluların hizmetinde olacak. Arkadaşlarımız daha önce iki günlük bir ücretsiz kullanım planlamışlardı. Düşündüm ve bu hattın 10 gün boyunca İstanbullulara ücretsiz kullandırılması gerektiğine karar verdim. Evet, bu hat alışkanlık yapsın diye 10 gün boyunca ücretsiz olacak. Hayırlı uğurlu olsun.”

 

İBB’nin önceki yönetimlerine de teşekkür eden İmamoğlu, bu hattın devamı olan Mecidiyeköy-Beşiktaş-Kabataş hattında inşaatlarının devam ettiğini belirtti; hedeflerinin bu kısmı 2022’nin ilk altı ayı içinde açmak olduğunu söyledi. 

Altı ilçeyi birbirine bağlayacak

Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey Metrosu’nun ilk etabı olan M7 Mecidiyeköy-Mahmutbey Metrosu, yaklaşık üç milyona yakın İstanbullunun yaşadığı altı ilçeyi birbirine bağlayacak. 18 kilometre uzunluğunda ve 15 istasyondan oluşan hat, İstanbul’un ikinci, Avrupa yakasının ilk tam otomatik sürücüsüz metrosu olacak. Her istasyonda bir amir; her araçta ise sürücüsüz metro acil müdahale personelleri hazır bulunacak.

Günde 352 sefer yapılacak hat, tek yönde saatte 70 bin İstanbulluya hizmet verebilecek. Toplam 80 trenle hizmet verecek hat, tek seferde 2 bin 160 yolcu taşıma kapasitesi ile dünyada ilk sırada yer alıyor.

M7 Mecidiyeköy – Mahmutbey hattı, Mecidiyeköy istasyonunda Yenikapı-Hacıosman metrosu ve metrobüsle; Karadeniz Mahallesi istasyonunda Topkapı-Mescidi Selam tramvayıyla; Mahmutbey istasyonunda ise Kirazlı-Olimpiyat-Başakşehir metrosuyla entegre olacak. Eminönü-Alibeyköy tramvay hattı tamamlandığında, Alibeyköy istasyonundan bu hatta aktarma yapmak mümkün olacak. Ayrıca İstanbul Havalimanı’na giden metro hattı tamamlandığında Kağıthane istasyonundan aktarma yaparak havalimanına ulaşılabilecek.

Mersin Anamur’da orman yangını: 50 hane boşaltıldı

Antalya’nın Gazipaşa ilçesi sınırı yakınlarındaki Anamur ilçesinin kırsal Uçarı Mahallesi’ndeki ormanlık alanda saat 11.30 sıralarında bilinmeyen nedenle yangın çıktı.

Yerleşim yerlerini ve seraları tehdit ettiği belirtilen yangının ardından bölgeye iki helikopterle birlikte Anamur, Bozyazı ve Gülnar ilçelerinden Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri ile Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi ekipleri sevk edildi.

İlçede 50 hane tedbiren boşaltılırken Mersin-Antalya karayolu kapatıldı.

Vali Ali İhsan Su, yangına hızlı şekilde müdahale edildiğini söyledi.

Yangının, ilk belirlemelere göre elektrik tellerinden kaynaklandığının değerlendirildiğini belirten Su, yangının yerleşim yerlerine yönelik riskinin müdahale sonucu azaldığını söyledi:

Yangın, kırsal alana doğru yöneldi. Orada da çalışmalarımız devam ediyor. Üç helikopterle havadan, çok sayıda arazözle karadan müdahale sürüyor. İki helikopter de takviye için bölgeye yönlendirildi. Ekiplerimiz, yangını kontrol altına almak için çalışmalarını devam ettiriyor.

İskenderun ve Adana’da da yangın

Öte yandan Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, Mersin ve Hatay‘da ayrı ayrı ikişer yangın çıktığını aktardı ve “Mersin Anamur’da beş helikopter, 76 arazöz, dört ilk müdahale aracı, beş dozer, 304 söndürme personeli var. Şu anda kontrol altında olan yangınlar Mersin Anamur iki yangını, İzmir Karşıyaka, Ordu Akkuş, Sivas Koyulhisar, Hatay İskenderun ikinci yangını. Mersin Anamur, Adana Kozan ve Hatay İskenderun’da yangınlar devam ediyor” dedi.

Pakdemirli, söz konusu orman yangınına ilişkin valiliğin soruşturma başlattığı bilgisini paylaştı.

AİHM, Erdoğan’ın açtığı davada Kılıçdaroğlu’nu haklı buldu: Türkiye 13 bin euro tazminat ödeyecek

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açtığı iki davada verilen para cezasına ilişkin yaptığı şikayetini haklı buldu.

Yüksek Mahkeme, verilen para cezasıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ifade özgürlüğü hakkının korunmasıyla ilgili 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. Karar gereği Türkiye, CHP liderine mahkeme masrafları da içinde olmak üzere yaklaşık 13 bin euro tazminat ödeyecek.

Kılıçdaroğlu, 31 Ocak ve 7 Şubat 2012 tarihlerinde partisinin TBMM’deki grup toplantısında Tortum Hidroelektrik Santrali’ni protesto edenlerle ilgili mahkeme kararı, Deniz Feneri davası ve Şırnak-Uludere ile ilgili yaptığı konuşmalarda Erdoğan’ı eleştirmişti.

Erdoğan’ın açtığı tazminat davaları, “kişilik haklarına yönelik saldırı yapıldığı” gerekçesiyle Kılıçdaroğlu’nun maddi tazminat cezası ödemeye mahkum edilmesiyle sonuçlanmıştı.

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik kararı sosyal medya hesabından “AİHMden tarihi karar!” diyerek duyurdu.  

Gerekçeli karar: İfade özgürlüğü seçilenler için herkesten önemli

Euronews‘in elde ettiği AİHM’in gerekçeli kararında, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının güncel konulara ilişkin olduğu ve Erdoğan’ın doğrudan özel yaşamını hedef almadığı bildirildi. Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamaları TBMM üyesi olarak ve TBMM çatısı altında yaptığı ifade edilen gerekçeli kararda, “ifade özgürlüğünün herkes için önemli olmakla birlikte halkın oylarıyla seçilmiş bir üye için daha önemli olduğu” hatırlatıldı.

CHP liderinin dönemin başbakanı aleyhine sarf ettiği ifadelerin sert ve saldırgan göründüğü kabul edilen gerekçeli kararda,  buna rağmen bunların dönemin başbakanının savunduğu siyasi tavırla ilgili tartışmaları teşvik etmeyi hedeflediği ve ayrıca bunların siyasetçilerin tartışma sırasında kullandığı siyasi saldırı olarak görülebileceği vurgusu yapıldı. 

‘Para cezaları caydırıcı olur’

Yüksek Mahkeme  yerel mahkemelerin rolünün, siyasetçilere eleştiri hakkını kullanırken hangi stili tercih etmesi gerektiğini söylemek olmadığını kaydetti. Kararda, kamu çıkarı gözeterek, siyasetçinin bir dereceye kadar tahrik ve abartı hakkını kullanabileceği ; yerel mahkemenin verdiği maddi tazminat cezasının miktarının, diğer siyasetçilerin eleştiri yapma haklarını caydırmaya yönelik olabileceği uyarısında bulunuldu.

AİHM, Türkiye’deki yerel mahkemenin Strasbourg mahkemesinin özel yaşam ve ifade özgürlüğü arasındaki dengeyle ilgili içtihatlarını göz ardı ettiği kaydedildi.

 

2020 İklim Diplomasisi Haftası başladı

Küresel ısınmaya karşı farkındalık oluşturmak amacıyla Avrupa Birliği tarafından düzenlenen “İklim Diplomasisi Haftası 2020” başladı. Bu yılki etkinlik, iklim değişikliği karşısında kırılganlıklara ilişkin faaliyetlere odaklanıyor. Konu, 2-13 Kasım 2020 tarihlerinde gazeteciler, sivil toplum, akademisyenler, iş dünyası, kamu kurumları ve vatandaşlar tarafından farklı perspektiflerden tartışılacak.

İklim Diplomasisi Haftasi 2020’nin açılışı, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut ve UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi ile Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in de katıldığı çevrimiçi basın toplantısıyla yapıldı. 

AB Türkiye Delegasyonu (EUD) ve UNDP Türkiye’nin ortaklaşa düzenlediği hafta boyunca sosyal medya kampanyası, farkındalık için açık hava etkinliği, webinarlar, basın toplantıları ve başka birçok faaliyet düzenlenecek. İki kurum, açıklamalarında herkesi, kampanya faaliyetlerine katılmaya, kendi etkinliklerini düzenlemeye, iklim eylemi öykülerini paylaşmaya, mesajı yaymaya teşvik ettiklerini bildirdi. 

UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi kampanyayla ilgili şunları söyledi:

İddialı bir iklim eylemine ihtiyacımız var, hem de acilen. Küresel sıcaklık artışını 1,5 derecenin altında tutmayı başaramazsak, büyük olasılıkla, yıkıcı felaketler ve geri dönüşü olmayan değişimler yaşayacağımız bir eşikten geçeceğiz. Bizim mesajımız bir umut ve eylem çağrısıdır. Kampanyamız, yaptığımız her şeyin iklim krizini etkilediği ve ondan etkileneceği düşüncesi odağında şekilleniyor ve ne yaparsak yapalım, ne isteğimiz veya neye ihtiyacımız olursa olsun, her şey 1,5 derece sözümüzü tutup tutamayacağımıza bağlı olacak. Kampanyanın ana mesajı olan #İklimBiziz ve #Değişeceğiz çağrıları herkes için bir davettir. Bireyler, şirketler ve kurumlar veya doktorlar, çiftçiler, öğretmenler, gazeteciler olarak hepimizin yapabileceği bir şeyler var. Etkimiz toplu halde hareket ettiğimizde artacak. Ama artık harekete geçme zamanı!”

Açılışta konuşan Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar ise küresel düzeyde ortalama sıcaklıkların son beş yılda yeni rekorlar kırdığını ve bunun tetiklediği doğa olaylarının afetlere dönüşme riskiyle karşı karşıya olunduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin Ulusal İklim Değişikliği Strateji ve Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı’nın uzun dönemli hedefler doğrultusunda yenilenmesi çalışmalarının sürdüğünü belirten Binpınar, İklim Kanunu’nu hazırlama çalışmalarının devam ettiğini söyledi. 

İklim Diplomasisi Haftası etkinliklerini izlemek için AB Türkiye Delegasyonu ve UNDP Türkiye web sitelerini ziyaret edebilirsiniz. 

 

İtalya’da yeni Covid-19 önlemleri esnafı sokağa döktü

İtalya’da Başbakan Giuseppe Conte’nin artan koronavirüs vakaları nedeniyle geçen Pazar günü açıkladığı yeni kararnameyle restoran ve barlara saat kısıtlaması getirilmesi; sinema, tiyatro, spor salonlarının kapatılması gibi bir dizi yeni kısıtlama dünden itibaren uygulanmaya başladı.

BBC Türkçe‘den Övgü Pınar‘ın aktardığına göre, bu tedbirlerden etkilenen işletmeciler dün akşam hükümeti ve yerel yönetimleri protesto etti. Milano’da bölge yönetim binasına yürüyen göstericileri durdurmak için polis göz yaşartıcı gaz kullandı.

Göstericiler zaman zaman “Özgürlük, özgürlük, özgürlük!” şeklinde sloganlar attı. Bazı göstericilerin molotof kokteylleri kullandığı, polise taş ve fişekler attığı eylemde 15 kişi gözaltına alındı.

Torino’da da bazı göstericilerin polise fişek, taş, şişe attığı, polisin de göz yaşartıcı gazla karşılık verdiği görüldü. Kentte, aralarında lüks markaların da yer aldığı bazı mağazaların yağmalandığı da haberlerde yer aldı. Torino’da aralarında gazeteci ve polislerin de yer aldığı yaklaşık 10 kişi yaralandı, 9 kişi gözaltına alındı.

Herkese acil durum maaşı talebi

Napoli kentinde ise yaklaşık 1000 kişi bölge yönetimi binası önünde oturma eylemi yaptı. Aralarında restoran-bar işletmecileri, eğlence sektörü temsilcilerinin de bulunduğu göstericiler “Kararnameye isyan et”, “Herkese acil durum maaşı” gibi pankartlar taşıdı.

Protesto gösterileri bugünkü gazetelerin baş sayfalarında “Öfke meydanda”, “Çatışmalar ve yağmalanan mağazalar. Kentlerde protesto ateşi” gibi başlıklarla yer aldı.

Hafta sonunda başkent Roma ve Napoli’de benzer gösteriler yapılmıştı. Bu gösterilere, salgın önlemlerinin yol açtığı ekonomik ve toplumsal sıkıntılardan faydalanmak amacıyla mafya klanlarının ve aşırı sağ grupların sızdığı öne sürülüyor.

İtalya’da faşizme direniş gösteren partizanların kurduğu İtalyan Ulusal Partizanlar Derneği (Anpi) de dün yaptığı açıklamada, “neo-faşist örgütlerin sosyal huzursuzluktan faydalanmasını” önlemek için kurumların devreye girmesi çağrısı yaptı. Dernek bunun için öncelikle salgın tedbirlerinden en ağır etkilenen kesimlere acilen destek verilmesi gerektiğini belirtti.

Alınan yeni önlemler

İtalya’da dünden itibaren bir ay boyunca geçerli olacak son kararnameye göre bar, kafe, pastane, dondurmacı ve restoranlar saat 18.00’de kapatılacak ve bu saatten sonra yalnızca evlere servis ve paket servis hizmeti verebilecek.

Meydanlarda ve sokaklarda da 18’den sonra yiyecek-içecek tüketmek yasak olacak. Sinema, tiyatro, konser salonu, spor salonu, havuz, dans salonu, kumarhane, bahis bayileri kapanacak. İtalya Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada da vatandaşlara gerekli olmadıkça yurt dışına seyahat etmemeleri tavsiye edildi.

Ülkede son olarak dün açıklanan verilere göre bir gün içinde tespit edilen yeni Covid-19 vaka sayısı 17 bin oldu. Salgının başından beri belirlenen toplam vaka sayısı 542 bin 789’a ulaştı. Bir gün içinde 141 kişinin daha Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetmesiyle toplam can kaybı 37 bin 479’a çıktı.

Trump’ın Yüksek Mahkeme adayı Barret yemin ederek seçimden önce göreve başladı

Yargıç Amy Coney Barrett, Beyaz Saray’da gerçekleştirilen törende yemin ederek ABD yargısı için kritik önemde Yüksek Mahkeme’nin dokuz üyesinden biri olarak göreve başladı. Barrett’in üyeliği Senato’da yapılan oylamada onaylanmış, ancak seçimlerden hemen önce alelacele yapılan bu atama, Demokratların büyük tepkisine neden olmuştu. 

ABD Başkanı Donald Trump, yemin töreni öncesi yaptığı konuşmada, “Bugün Amerika için çok önemli bir gün” dedi. Barrett’ın okul çağında çocuğu olup da Yüksek Mahkeme Yargıçlığına seçilen ilk kişi olduğunu vurgulayan Trump, “Tarihimize, mirasımıza ve kahramanlarımıza olan güvenimizi asla kaybetmemeliyiz” dedi.

‘Hiçbir şeyden korkmayacağım’

Barrett ise yemin ettikten sonraki konuşmasında, Senato’ya, kendisine güvendiği için teşekkür ederek “Sizlere ve Amerikan halkına, görevlerimi yapabildiğim en iyi şekilde yapacağıma dair söz veriyorum” diye konuştu.

Barrett, her zaman hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini vurgularken , görevini hiçbir şeyden korkmadan yerine getireceğini belirtti.

‘Yeni Başkan belirlemeliydi’

Genel Kurul’da yapılan oylamada Demokratların tamamı ile Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins aleyhte oy kullanırken 52 Cumhuriyetçi “evet” oyu verdi. Böylelikle Barrett, ABD tarihinin en hızlı atanan Yüksek Mahkeme Yargıcı unvanını kazandı.

Demokratlar, söz konusu pozisyona getirilecek adayın yeni başkan tarafından belirlenmesi gerektiğini savunuyordu. 

Barrett’in adaylığının onaylanmasıyla Yüksek Mahkeme’de 5 muhafazakar yargıca karşı 3 liberal yargıç oldu. ABD siyasi tarihinde eşine az rastlanan bu durumun, 3 Kasım’daki seçimlerin muhtemel bir kaosa dönüşmesi ve son karar için Yüksek Mahkemenin devreye girmesi halinde, Barrett’in kritik bir rol oynamasına imkan veriyor. 

Eskişehir’de yapılacak termik santral, 11 milyon insanın sağlığını tehdit ediyor

Temiz Hava Hakkı Platformu, Eskişehir’de yapılması planlanan Alpu Kömürlü Termik Santrali hakkındaki projenin değerlendirildiği bir rapor hazırladı. “Eskişehir/Alpu Kömürlü Termik Santrali Sağlık Etki Değerlendirmesi” isimli raporda, santralin halk sağlığı üzerindeki etkisi incelendi ve karar vericilere izin süreçlerine sağlık etkisinin dahil edilmesi için öneriler sunuldu. Söz konusu rapor, Türkiye’de bir enerji projesi için hazırlanan ilk Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) raporu olma özelliğini taşıyor.

Raporda, Temiz Hava Hakkı Platformu uzmanlarının yanı sıra Eskişehir’deki yerel yönetimlerin ve farklı disiplinlerden pek çok kişinin görüşüne de yer verildi; projenin çevre üzerindeki etkilerine ek olarak, halk sağlığı, sağlık ekonomisi, geçim kaynakları ve kültürel varlıklar boyutları da ele alındı.

3 bin 200 erken ölüm

Yapılan modelleme çalışmasına göre, santralin hava kirliliği etkileri Eskişehir ili ile sınırlı kalmayacak. Kömür yakılmasından kaynaklanacak kanserojen ince partikül madde (PM2,5) kirleticisi, rüzgarın etkisiyle Ankara, Afyonkarahisar, Aksaray, Bartın, Bilecik, Bolu, Bursa, Çankırı, Çorum, Denizli, Düzce, Isparta, Karabük, Kastamonu, Kırıkkale, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Sakarya, Uşak, Yozgat ve Zonguldak olmak üzere toplam 24 ilde etkili olacak ve 35 yıl boyunca bu şehirlerde toplam 11 milyon insanın sağlığını olumsuz etkileyecek. Ayrıca, proje hava kirliliğine bağlı 3 bin 200 erken ölüme neden olacak.

Raporda ayrıca şu ifadeler yer aldı:

Proje, 575 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisini ortadan kaldırırken, etkileyeceği mahallelerdeki bitkisel ürün ekili ve 2019 yılı içerisinde 135 milyon 472 bin TL gelir getiren 125 bin 770 dekarlık tarımsal alan olumsuz etkilenecek. Bunun sonucu olarak, bölgenin en önemli geçim kaynağı olan çiftçilik ağır darbe yiyecek. Raporun öngörüsüne göre, çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 25 bin kişinin bir kısmı çiftçilik faaliyetini sürdüremeyecek. Dolayısıyla bu hanelerde yaşayan ve bölgeye tarım işçiliği için gelen insanlar işsiz kalacak. İşsizliğin yanı sıra, santralin planlanan minimum faaliyet süresi olan 35 yılda 17 bin 852 iş kazası meydana geleceği ve bunlardan 290’ının ölümle sonuçlanacağı da öngörülmüştür. Ayrıca, proje sahasında kalan lüle taşı cevherlerinin ve lüle taşı ocaklarının ortadan kalkmasıyla kültürel bir değer olan lületaşı üretimi büyük oranda sona erecektir.

‘Su kaynakları olumsuz etkilenecek’

Raporda projenin, su kaynakları üzerinde de olumsuz etkileri olacağı ifade edildi. Santralin yakacağı kömürden ortaya çıkacak cıvanın, yeraltı tatlı su kaynakları ve buradan dolaşımla Porsuk Çayı ve Sakarya Nehri’ne ulaşacağı ifade edilen raporda, avlanan balıklar ve akarsuların tarım alanlarında sulama amacıyla kullanılması yoluyla besin zincirine geçerek sadece bölgeye değil, 35 yıllık zaman zarfında tüm Türkiye’ye dağılacağı öngörüsü yer aldı.

Raporda Temiz Hava Hakkı Platformu temsilcisi Prof. Dr. Nilay Etiler‘in görüşleri de yer aldı. Etiler, ekolojik yıkımın en önemli halk sağlığı sorunu ifade eden olduğunu belirtti:

Kömürlü termik santrallerin onay süreçlerini belirleyen mevcut mevzuat ve uygulamalar, sağlık etkilerini değerlendirme konusunda maalesef yeterli değil. Ancak Türkiye’nin Sağlık Etki Değerlendirmesi konusunda bir uzmanlık ve bilgi birikimi bulunuyor. İlgili tüm kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının sağlık etki değerlendirmesinin projelerin izin süreçlerine dahil edilmesi için acilen harekete geçmesi gerekiyor.

Büyükerşen: Santrallere karşı yedi dava var

Raporda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen‘in görüşleri de yer aldı. Tarım arazileri üzerine kurulması planlanan kömürlü termik santral kararının iptali için yedi adet dava açıldığını belirten Büyükerşen, yerel halkın ve meslek odaları ile sivil toplum kuruluşu üyelerinin dayanışması sayesinde büyük bir mücadele verildiğini ifade etti: 

Danıştay; Alpu Termik Santrali’nin özelleştirilmesi için Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından alınan kararı iptal etti. Bu karar ile hukuk mücadelesinde önemli bir zafer daha kazandık. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun hazırladığı ve santralin halk sağlığına olacak etkisini ortaya koyan Sağlık Etki Değerlendirmesi Raporu da bu mücadelemizde ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha göstermiştir. Eskişehir’in geleceği için, kazanılan davalara da uygun olarak projenin iptal edilmesini talep ediyoruz.

Ünye’de madene karşı çıkan köylülere biber gazlı jandarma müdahalesi: 10 kişi gözaltında

Ordu ilinin Ünye ilçesine bağlı Yeşilkent, Çiğdem, Gökçebel ve Üçpınar köylerindeki maden arama çalışmaları kapsamında yapılmak istenen sondaj çalışmalarına tepki gösteren köy halkı yeniden jandarma ile karşı karşıya geldi.

Köylülere müdahale eden jandarma 10 kişiyi gözaltına aldı.

Yaşananları Yeşil Gazete’ye anlatan Yaşar Öztürk, sabah saatlerinde Yeşilkent’teki büyük bir arazinin jandarma tarafından çevrildiğini ve Jandarma Komutanının kendileriyle gelip bu bölgede sondaj yapılacağını aktardığını söyledi.

Öztürk “Komutan bize ‘Çalışma başlayacak. Vazgeçin direnmekten’ dedi. Biz de vazgeçmeyeceğimizi söyledik. Bunun üzerine tartışmalar başladı” ifadelerini kullandı.  Alana girmek isteyen köylülere jandarma engel oldu.

Yaklaşık 300 jandarma geldi

Öztürk, bölgede yaklaşık 300 jandarmanın olduğunu söyledi. Jandarmanın müdahalesi üzerine çekinen köylülerin panik yapıp ormanlık alana koştuğunu söyleyen Öztürk,”Bunun üzerine jandarma biber gazıyla müdahale etti” dedi.

Gözaltına alındığı sırada Yeşil Gazete ile konuşan Yaşar Öztürk kendisiyle beraber toplamda 10 kişinin gözaltına alındığını söyledi.

50 noktada sondaj planı

Ünye Kaymakamlığı, Çiğdem’de iki, Yeşilkent’te beş, Gökçebel’de üç, Üçpınar’da ise 40 noktada sondaj çalışması için izin alındığını belirtiyor. Ancak çalışmaların hangi şirket tarafından yapıldığı bilgisi bölge halkıyla henüz paylaşılmadı.

Sondaj çalışması 12 Eylül’de başladı

Sondaj çalışmaları ilk olarak Üçpınar’da 12 Eylül tarihinde başlamıştı. Üzerinde Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün logosu bulunan iş makinesini gören Üçpınarlılar çalışanlara çalışma emri olup olmadığını sormuş ve personel kartlarını görmek istemişti.

İstenilen bilgilerin kendilerine iletilmemesi üzerine köy halkı çalışmaya izin vermeyeceğini belirtti ve çalışmalar duraklatılmıştı. Bunun üzerinde Yeşilkent ve Çiğdem köylerine giden iş makineleri burada da köylülerden benzer bir tepki alarak sondaj yapamadı.

Köylüler çalışmaya izin vermedi

Yaşanan gelişmelerin ardından 12 Ekim tarihinde tekrardan sondaj çalışması için jandarma eşliğinde Çiğdem ve Yeşilkent sınırına gelen iş makineleri burada köylülerin direnişiyle karşılaştı.

“Yanı başımızdaki Fatsa’nın yaşadıklarını biz de yaşamak istemiyoruz” diyen köylüler iş makinelerine engel oldu.

Vali Yerlikaya: İstanbullu hasta hasta işine gidiyor, özel sektörde esnek mesai şart

HaberTürk yazarı Fatih Altaylı, bugünkü köşesinde İstanbul Valisi Ali Yerlikaya‘nın açıklamalarına yer verdi. Altaylı, diğer konulardaki başarısını pandemi konuda gösteremediği konusunda eleştirdiği Yerlikaya’nın kendisini arayarak, “Tüm olanlar için bir günah keçisi, bir kurban arıyorsanız ben buradayım” dediğini aktardı.

“Siz lokanta ve kafelerin doluluğundan ve denetimsizlikten söz etmişsiniz. Doğrudur. Ama denetim yapmıyoruz demek bize haksızlık” diye yanıt evren Yerlikaya, Altaylı’ya şunları söyledi: 

‘Ceza son çare’

“Bu denetimlerde ceza kesmemekle suçlayacaksınız bizi. Doğru cezayı asgaride kesmeye çalışıyoruz. Ceza bir şey sağlamıyor. Boşu boşuna vatandaşla kamu görevlisi arasında gerilim yaratıyor. Cezayı son çare olarak düşündük hep. Çocuğunuza bile sürekli ceza verseniz bir süre sonra ceza arsızı olur, biz ikna metodu ile gidiyoruz. Üstelik de lüks bir mekan ile küçük bir esnafı aynı miktarla cezalandırmak da çok adil olmuyor. Can yakmak değil denetimdeki amacımız. Doğruyu hatırlatmak.”

‘İmamoğlu’yla yakın çalışıyoruz’

“Emin olun ki, pandeminin başından beri en yakın çalıştığım kişi Büyükşehir Belediye Başkanımız” diyen Yerlikaya, “Benim işim siyaset değil. Hizmet. Bunun için de Ekrem Başkan’la sürekli temas halindeyiz. Çok da iyi çalışıyoruz bilesiniz. Hiçbir sıkıntı yok” diye konuştu.

‘En büyük sorun toplu ulaşım’

İstanbul’da salgının yeniden yükselmesindeki en önemli nedenin toplu ulaşım olduğunu söyleyen Vali, şöyle konuştu: “Bu toplu ulaşımı rahatlatamazsak bu salgını kesemeyiz. Bunu da taşıt sayısını arttırarak yapamayız. Metrobüs zaten limitte. 17 saniyede bir otobüs geçiyor. Bunu daha da kısa süreye indiremeyiz. Diğer hatlarda da sefer sayısını arttırsak bu kez de durak yoğunluğu sorun olarak karşımıza çıkıyor. Vatandaşa durakta bekleme diyemeyiz. Yerlikaya,  “İstanbullu hasta hasta işe gidiyor. Çünkü Covid’den korkuyor ama işten atılmaktan daha çok korkuyor. Bu noktada bir sorun var” dedi.

Yerlikaya, şöyle konuştu: 

“Bu yüzden alınacak en önemli önlem esnek mesai. Çünkü toplu ulaşım ve ulaşım sorununu başka türlü çözmemiz mümkün değil. Tabii bunu sadece kamu çalışanları ile yapamayız. İstanbul’da toplam çalışanlara kamu çalışanlarının oranı yüzde 8 civarı. Gerisi özel sektör. Yani 400 bin civarı kamu çalışanı var diyelim kabaca. Özel sektörde ise 5 milyon. Yani benim kamu çalışanlarını esnek mesaiye geçirmem sorunu çözmüyor. Bu durumda bizim özel sektörle ve üniversitelerle de oturup konuşmamız gerekiyordu.

Önce işverenlerle görüştüm. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan ile konuştuk, işveren sendikaları ile konuştuk. Sonra sendikalarla görüşmeye geçtik. DİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ hepsi ile. Bütün başkanlar çok olumlu yaklaştı. Üniversite rektörleri ile görüştüm.

Eylül ayında bu kararı almıştık. Görüşmeler, hazırlıklar yapıldı. Haftaya tüm gazeteleri, yayın kuruluşlarını ziyaret ederek bu esnek mesaiyi anlatacağım ve buna geçeceğiz. En önemli tedbir bu olacak emin olun.”