Ana Sayfa Blog Sayfa 1826

Küçükçekmece’de yenilenen çocuk parkı için soruşturma: PKK sembollerine benziyor

İstanbul Küçükçekmece‘de yenilenen bir çocuk parkı hakkında içerisinde Kürdistan bayrağındaki renklerinin kullanılması ve yıldız sembollerine yer verilmesi gerekçe gösterilerek soruşturma başlatıldı.

Küçükçekmece Kaymakamı Turan Bedirhanoğlu, İstasyon Mahallesi’nde bulunan Atatürk Parkı’ndaki sembollerle ilgili “vatandaşlardan yoğun şikayet aldıklarını” belirtti.

‘Söküm işlemi başladı, soruşturma sürüyor’

Bunun üzerine parkta “PKK’nın kullandığı bazı sembollere benzeyen görseller” tespit ettiklerini söyleyen Bedirhanoğlu, olayı adli mercilere bildirdiklerini ve ekiplere talimat verilerek söküm işleminin başladığını söyledi.

Konuyla ilgili soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “projeyi sunan ve/veya onaylayan kişilerin açık kimliklerinin tespit edilmesi ve terör bağlantılarının araştırılması” için talimat verdi.

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin konuyla ilgili çalışmaları devam ediyor.

Evde üretip internet üzerinden satanlar vergiden muaf

Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenleme göre ayrı bir iş yeri açmadan ve sanayi tipi, seri üretim yapabilen makine, alet kullanmadan oturdukları evlerde imal ettikleri ürünleri internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satan kişilerin bu faaliyetleri muaflık kapsamına alınacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu‘nda (TBMM) kabul edilen düzenleme 1 Ocak 2021 itibariyle yürürlüğe girecek.

Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan bu düzenlemede evden üretim yapanlar vergiden muaf olacak. Ancak bu vergi muafiyetinden yararlanabilmek için iş yeri açmamak, sanayi tipi, seri üretim yapabilen makine veya alet kullanmadan evden üretim yapılması gerekiyor. Ayrıca bu ürünlerin internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satılması gerek.

Diğer şartlar

Vergi muafiyetinden yararlanabilmek için yerine getirilmesi gereken bazı şartlar daha var. Vergiden muaf esnaf belgesi alınması, Türkiye’deki bankalardan birinde bir ticari hesap açılması, tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi hasılat tutarının belirlenen tutarı aşmaması gerekiyor.

 

Bankalar, açılan ticari hesaplara aktarılan tutarlar üzerinden, aktarım tarihi itibariyle yüzde 4 (1 ve üzeri kişi çalıştırıldığı durumda ise yüzde 2) gelir vergisi tevkifatı yapacak. Kanun çerçevesinde bunları beyan edip ödemekle yükümlü olacak.

Kimler yararlanamayacak?

Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olan kişiler ile maddede sayılan faaliyetleri gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapan kişiler bu muafiyetten faydalanamayacak.

Ayrıca, Cumhurbaşkanına maddede belirtilen oranları ve tutarı, yarısına kadar indirme ve iki katına kadar artırma yetkisi verildi.

MEB Raporu: Okul bırakma oranı artabilir, öğrenciler arasında uçurum var

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), pandemi döneminde öğrencilere özellikle uzaktan eğitim vermek için kullanılan Eğitim Bilişim Ağı‘nın (EBA) geliştirilmesi için Dünya Bankası‘na finansman başvurusunda bulundu.

Talep edilen kredinin kullanılacağı belirtilen ‘Türkiye Güvenli Okullaşma ve Uzaktan Eğitim‘ isimli proje kapsamında hazırladığı raporu açıklayan MEB, öğrenciler arasında okul bırakma oranının artabileceğini, en varlıklı ve en yoksul öğrenciler arasında iki yıllık eğitime eşdeğer bir fark olduğunu belirtti.

Raporda ayrıca, öğrenciler arasındaki bu uçurumun daha da büyümemesi için uzaktan eğitim verimliliğinin geliştirilmesi ve tüm öğrencilere ulaştırılması gerektiği ifade edildi.

‘1 milyon dolarlık bütçe’

MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü, alınacak bu finansman desteğiyle gerçekleşecek proje için çalışmaların başladığını 31 Mayıs’ta il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine duyurdu. Hatta Bakanlık, proje için ‘Paydaş Katılım Planı‘ ve ‘Çevresel ve Sosyal Taahhüt Planı‘ isimli iki belge yayımladı.

Belgelerde pandemide uzaktan eğitim sebebiyle kullanıcı sayısını kaldırabilmesi için EBA’nın acilen geliştirilmesi gerektiği belirtilirken, projenin bütçesi 1 milyon dolar olarak belirlendi.

BirGün, proje için yürütülen çalışmalar kapsamında hazırlanan ‘Çevresel ve Sosyal Yönetim Çerçevesi’ dosyasına ulaştı. Dosyada Türkiye’deki eğitim sistemiyle ilgili çarpıcı bulgulara yer verildi. MEB, proje dosyasında yoksul ve zengin öğrenciler arasında eğitime erişim anlamında ‘uçurum’ olduğunu belirtti.

Dosyada, projeden geriye dönük finans talep edileceği de vurgulanırken şu ifadelere yer verildi:

Özellikle yoksul haneler başta olmak üzere dijital uçurumu kapatmak için EBA online eğitim platformuna erişim, televizyon ve cep telefonları üzerinden iletilen dersler, materyaller ve mesajlarla desteklenecektir.

‘Okul bırakma oranı artabilir’

Dosyanın ‘Çevresel ve Mevcut Durum’ başlığı altında ise Türkiye’nin eğitim sisteminin durumuna dair çarpıcı ifadeler yer aldı:

İyileştirici çözüm politikaları zamanında alınmazsa düşük gelirli ailelerdeki öğrenciler okulu bırakacak ve bir daha okula dönme fırsatına sahip olmayacak, öğrenciler erken yaşta okulu bırakacaktır. Okulu bırakma oranı artacak ve öğrenme kayıpları kaçınılmaz olacaktır.

İyileştirici önlemler bu kayıpları ele almazsa ülkenin insan sermayesi de 0.03 oranında düşecektir. Bu da uzun vadede eğitim kazanımları düşük durumda olan öğrenci gruplarının 15 yıl içinde iş piyasasına girdiklerinde daha düşük gelir sahibi olacakları, daha düşük sosyoekonomik durumda olacakları ve doğal olarak GSYİH’in düşeceği anlamına gelmektedir.

‘Belirli çabaların gösterilmesi gerek’

Dosyada öğrenciler arasındaki uçurumun daha fazla büyümemesi için uzaktan eğitimin geliştirilmesi ve herkese ulaştırılması gerektiği söylenerek şunlar açıklandı:

Ülke içindeki öğrenciler arasındaki uçurumun daha da fazla büyümemesi için mevcut uzaktan eğitim verimliliğinin geliştirilmesi ve nüfusun tüm katmanlarına ulaştırılması gerekmektedir. Türkiye’de mevcut durumda sosyoekonomik gruplar arasında halihazırda geniş bir öğrenme boşluğu bulunmaktadır.

En yoksul sosyoekonomik dilimde yer alan öğrenciler en varlıklı sosyoekonomik dilimde yer alan öğrencilerin gerisinde yer almış ve 87 PISA puanı (yaklaşık 2 yıllık eğitime eşdeğer) elde etmiştir. Bu boşluklar küresel pandemi nedeniyle okulların kapanmasına bağlı olarak yüzde oranında artabilecektir. Bu nedenle uzaktan öğrenime katılımın da etkili hale getirilmesi için belirli çabanın gösterilmesi gerekmektedir.

 

 

 

 

Meksika’da Belediye Başkanı Florisel Rios öldürüldü

Meksika‘da hafta başında silahlı kişilerce evinden kaçırılan Veracruz eyaletine bağlı Jamapa kentinin belediye başkanı Florisel Rios‘un cesedi bulundu.

AA’nın aktardığına göre ülke basınında çıkan haberler polisin, Rios’un cesedini, Veracruz eyaletine bağlı Medellin de Bravo‘daki bir beldede bulduğunu belirtti.

Eyalet Valisi Cuitlahuac Garcia, cinayeti kınayarak “Sorumluların bulunması için Eyalet Savcılığından soruşturmaların hızlandırılmasını talep ettik. Bunun cezasız kalmaması ve sorumluların bulunması için bütün süreç ve araştırmalar ayrıntılı şekilde tamamlanacak” ifadelerini kullandı.

Meksika’da 2006’dan bu yana 60’tan fazla belediye başkanının, organize suç çeteleri tarafından öldürüldüğü belirtiliyor.

Fatsa’da Altıntepe Madencilik’in çalışma izninin bir ay önce sonlandığı ortaya çıktı

Ordu Fatsa’da siyanürle altın ayrıştırma işletmeciliği yapan Altıntepe Madencilik şirketinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetleme Genel Müdürlüğü’nden aldığı Geçici Faaliyet Belgesi izni 9 Ekim 2020 tarihinde sona ermesi üzerinde Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) bir açıklama yaptı.

ORÇEV şirketin ÇED dosyasından elde ettiği belge hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetleme Genel Müdürlüğünden alınan süre dolmasına rağmen denetleme yapılıp yapılmadığı, yasal yaptırım uygulayıp uygulanmadığını sordu.

‘Şirket hala devam ediyor’

Ekoloji Birliği’nin aktardığına göre Ordu Çevre Derneği Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül, “Şirketin çalışma süresinin dolduğunu bildiğimizden daha önce Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne, Bakanlığa, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne yazılar yazdık. Hepsi de işi birbirine havale etti. Sonuçta şimdi elimizde belge var” ifadelerini kullanıldı.

Belgeye göre şirketin çalışma süresinin 9 Ekim’de dolduğunu belirten Gönül, “Şu an şirket tarafından hiçbir çalışma yapılmaması gerekir. Ama şirketin halen faaliyet sürdürdüğünü biliyoruz. Çalışmasına izin verenler de, denetim yapmayanlar da suç işlemeye devam etmekteler. Yasal yollardan hesap soracağız. Her zaman dediğimiz gibi, fiili mücadele şart” dedi.

‘Alışkanlık haline getirdiler’

Ordu Çevre Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Coşkun Özbucak da, “Şirketler kağıt üzerindeki yükümlülüklerini bile yerine getirmiyorlar. Keyfiyet devam ediyor. Bunları Kazdağı’ndan Artvin’e kadar her tarafta görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Maden şirketleri yanında Korgan Çiftlik’te olduğu gibi HES şirketleri ve taş ocak şirketlerine kadar bu tarz ihlallerin görüldüğünü belirten Özbucak, “Toprağına, suyuna sahip çıkanların sesi yükseliyor. Yapılması gereken toprağımıza, suyumuza, ormanımıza, tarım alanlarımıza yapılan saldırıları engellemeye yönelik mücadeleyi büyütmektir. Bugün Fatsa’daki siyanürle altın ayrıştırması yapan şirketin keyfiyetine karşı da hukuksal ve fiili mücadeleyi büyütmek zorundayız” dedi.

İşlenmiş toprağı yollara dökmüşlerdi

Maden şirketi daha önce işlenmiş toprakları yollara dökmüştü. Bu konuda Ordu Çevre Derneği Ordu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne hafriyatların depolama alanları yerine mahalle yollarına döküldüğünü belgeleriyle kanıtlayarak şikayette bulunmuştu.

Şikayet üzerine şirket işlenmiş toprağı yoldan alıp orman içine dökerken yakalanmıştı. Bu nedenle yeniden suç duyurusu yapılmıştı. Toprak dökülen yerin ağaçlandırılmasını isteyen köylülere de olumsuz yanıt verilmişti.

Türk Toraks Derneği: Salgın kontrolden çıktı, bir ay tam kapanma şart

Türk Toraks Derneği, koronavirüs salgınının Türkiye’de yurttaşların yaşamlarını ilk vakanın açıklandığı sekiz ay öncesinden de fazla tehdit ettiğini açıkladı. 

Derneğin açıklamasında, “Salgının ülkemize ulaşmasının üzerinden 8 ay geçti. Bu süre içerisinde ilan edilen rakamlara göre 390 bin kişi hastalığa yakalandı, 10 binden fazla yurttaşımızı da kaybettik. Salgın şu anda İstanbul başta olmak üzere bütün Türkiye’ye yayılmış ve kontrolden çıkmıştır. Bu ifade birçok kurum tarafından kullanılmakta, sahada çalışan hekimler bizzat yaşamaktadır” ifadeleri kullanıldı. 

‘5-14 yaş grubunda vaka sayısı artıyor’

Okulların açıldığı hatırlatan açıklamada, açılmayan sınıfların da açılmasının düşünüldüğünü kaydeden Dernek, ” Özellikle 5-14 yaş grubunda vaka sayısı artmakta olup, bütün yaş gruplarında ağır vakaların arttığı ve ölümlerin görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca çocukların bulaştırıcı olduğu da unutulmamalıdır. Avrupa’da ülkeler, vaka ve ölüm artışları nedeniyle sıkı önlemler almaktadır” dedi.

Açıklamada alınması gereken önlemler de şöyle sıralandı:

  • Covid-19 ile mücadele bireylerin sorumluluğuna bırakılmamalıdır.
  • Toplumsal hareketlilik kısıtlanmalıdır.
  • En az iki hafta, hatta koşullar zorlanarak bir ay tam kapanma gereklidir.
  • Okulların açılması ertelenmeli, yüz yüze sınavlar kesinlikle başlamamalıdır.
  • Sağlık ekonomik kaygıların üstündedir. Hasta olan kişiler zaten iş kaybına uğramaktadır. Toplumsal hareketlilik kısıtlaması, iş ve gelir kaybını önleyecek sosyal devlet uygulamaları ile bütünleştirilmelidir.
  • Covid-19 sonrası hastaların izlenmesi, gereken tedavi ve rehabilitasyonları açısından planlamalar yapılarak sağlık kuruluşlarında birimler oluşturulmalıdır.
  • Mevsimsel grip ve Covid-19 birlikteliği ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bir an önce sağlık çalışanları ve öncelikli gruplar aşılanmalı, tüm toplumun aşılanması için yeterli dozda aşı sağlanmalıdır.

Türk Toraks Derneği, Sağlık Bakanlığı’nın toplam olgu sayılarını şeffaflık içinde açıklamasının, toplumun önlemlere uymaya teşviki açısından da zorunlu olduğunu kaydetti.  Sağlık çalışanlarının aylardır gece gündüz canla başla çalıştığını, her gün birkaç arkadaşlarını kaybettiklerini hatırlatan Dernek, Covid-19’un meslek hastalığı olarak kabulü taleplerini yineledi. 

‘Akar ile gezmeye gitmem’ diyen Yılmaz Özdil’e beş ay hapis cezası

Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, 10 Kasım 2017’de Halk TV‘de yayımlanan Halk Arenası programında yaptığı konuşmada dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar‘ı eleştirdiği için hapis cezasına çarptırıldı.

Özdil programdaki konuşmasında devlette liyakatın önemine dikkat çekmiş;  Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak dönemlerinden örnekler veren vererek, “O dönem Genelkurmay Başkanının başında Atatürk var. Şimdi Allah korusun ben Hulusi Akar ile gezmeye gitmem, ne savaşı?” demişti.

Bu ifadenin ardından Hulusi Akar, “Komutanlara karşı güven hissini yok etmeye yönelik tahrik edici hakaret” suçlamasıyla, Özdil’i savcılığa şikâyet etti. Yılmaz Özdil, hakkında Askeri Ceza Kanunu‘na muhalefet suçlamasıyla altı  aydan üç yıla kadar hapis cezası talebiyle Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Özdil suçlamaya ilişkin suç kastının olmadığını belirterek şunları söyledi: 

“Yaptığım konuşmamın bütününe bakıldığında devlette liyakatın önemini vurguladığım bir konuşma olduğu görülür. Pek çok kurumun adı aynı konuşmada geçmiştir. Hulusi Akar’ı hedef alan bir konuşma değildir. 

Konuşmamda üstünlüğünü tahkir etmek değil, aksine bu makamın önemini vurguladım. Bu makamlarda bulunanlar gereken liyakatı göstermediği takdirde neler olabileceğini hep birlikte yaşayarak gördük. Bunun en yakın ve güncel örneği 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimidir.” 

Mahkeme: İfade özgürlüğüne girmez

Duruşma savcısı ve Akar’ın avukatları Özdil’in eleştirilerinin ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını savunarak cezalandırılmasını istedi. 

Görülen karar duruşmasında mahkeme, Özdil’in ifadelerini “Astlık üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif edici fiil ve hareket” olarak değerlendirdi ve beş ay hapis cezası verdi. 

‘İzmir ve Manisa için sunulan Çevre Düzeni Planı Değişikliği iptal edilmeli’

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği’nin iptal edilmesini istedi.

Plan değişikliğine ilişkin hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaşan ŞPO İzmir, Alsancak’ta bulunan Mimarlık Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasını ise ŞPO İzmir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kemal Çınar okudu.

İzmir ve Manisa kentlerinin imar düzenlemelerini yok değişikliklerin şehir ve bölge planlama biliminin değerleri ile örtüşmediğini dile getiren Ali Kemal Çınar, hazırlanan plan ve değişiklikler bir bütün olarak değerlendirildiğinde nitelikli tarım alanlarının, orman alanlarının, doğal karakteri itibari ile korunması gereken alanların, konut, sanayi, ticaret gibi gelişme alanlarına dönüştürülmesi, kaçak yapıların yasallaşmasının önünü açılması şeklinde sıralanabilecek birçok olumsuzluğa neden olacağını belirtti.

‘Deprem kent planlamasının önemini gösterdi’

İzmir Depremi’nin, kent planlamasının önemini bir kez daha gözler önüne serdiğinin altını çizen Çınar, “Yaşanan can ve mal kayıpları sağlıklı ve güvenli konut hakkını yeniden gündeme getirmiştir. Yıkılan binalarda yapı ölçeğinde kusurlar olduğu görülmektedir. Oysa sorunun ana kökeni, Türkiye’deki konut üretiminin serbest piyasanın egemenliğine bırakılmasıdır” dedi.

Bakanlığın onayladığı 2014 yılında hazırladığı planının bugüne dek defalarca değişikliğe uğradığını hatırlatan Çınar, planın hazırlanması ve sonraki süreçlere kamu kurumları ile meslek odalarının dahil edilmediğini de ifade etti.

Fotoğraf: Egeli Gazete

‘Koruma alanlarının imara açılmasına neden olacak’

Çınar, planın hazırlanma sürecinde olduğu gibi askı sürecinde de türlü usulsüzlükler tespit ettiklerini belirtti. Çınar konuşmasında şu açıklamalarda bulundu:

Bu kapsamda yapılan değişikliklerin gerekçeleri kamuoyuyla paylaşılmıştır. 7 Temmuz onay tarihli İzmir–Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde özellikle İzmir’de bilimsel dayanaktan yoksun ve alt ölçekli plan kararlarını bütünüyle uygulanamaz hale getirecek ‘kentsel yerleşik alan’, ‘kentsel gelişme alanı’, ‘tercihli kullanım alanı,’ ‘tarım ve hayvancılık geliştirme alanı’, ‘sanayi alanı’ gibi kullanımlar aracılığıyla tarım alanlarının ve doğal alanların yapılaşmaya açılmasına, tahribatına ve doğal varlıkların kontrolsüz biçimde yok edilmesine neden olacaktır.

‘Kamu yararına uygun olmalı’

Söz konusu plan değişikliği ile 200 noktada düzenleme yapıldığına dikkat çeken Çınar, bu noktaları slayt gösterimi ile sundu.

Bakanlığın onayladığı planın bütünüyle iptal edilmesini talep ettiklerini söyleyen Çınar, “Bilimsel ve teknik tüm çalışmaların eksiksiz yapıldığı, katılımcı süreçlerin işletildiği, şehircilik ilkeleri, planlama esasları, toplum ve kamu yararına uygun bir planlama süreci yürütülmesi gerekmektedir” diye konutu.

Akdeniz’de sığınmacıları taşıyan bot battı: Biri bebek altı can kaybı

Akdeniz’de sığınmacıları taşıyan bir botun Libya açıklarında ikiye ayrılarak batması sonucu biri bebek altı sığınmacı hayatını kaybetti.

İspanyol sivil toplum kuruluşu Open Arms, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Libya’daki Sabratha Antik Kenti‘nin 30 mil açığında batmak üzere olan bottaki sığınmacıları kurtarmak için operasyon düzenlediklerini belirtti.

Operasyon sırasında ikiye ayrılan bottan denize düşen sığınmacılardan 110’unun Open Arms ekiplerince kurtarıldığı bildirilen açıklamada, biri altı aylık bebek olmak üzere altı sığınmacının yaşamını yitirdiği kaydedildi.

Dört yaralının durumu kritik

İtalyan Sahil Güvenlik Komutanlığı da Libya arama-kurtarma bölgesi içindeki alanda zor durumda bulunan sığınmacı botunun sabah saatlerinde Avrupa Sınır Koruma Ajansı‘na (FRONTEX) ait devriye uçağı tarafından fark edildiği ve Open Arms gemisinin bölgede kurtarma operasyonu başlattığını açıkladı. 

Açıklamada, sağlık durumları kritik olan dört sığınmacının Open Arms gemisinden tahliye edilmesi için sağlık ekibinin bulunduğu devriye botunun yola çıkarıldığı bildirildi.

2021 ‘Uluslararası Sağlık Çalışanları Yılı’ ilan edildi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın 2021 yılının ‘Uluslararası Sağlık Çalışanları Yılı’ ilan edilmesi önerisi 73’üncü Dünya Sağlık Asamblesi Genel Kurulu‘nda üye ülkelerin tamamının desteğiyle kabul edildi.

AA’nın aktardığına göre Koca söz konusu önerinin gerekçesi olarak Covid-19 salgınının ortaya çıkmasıyla sağlık çalışanlarının daha da artan yüküne dikkat çekmeyi ve tüm sağlık çalışanlarının emeklerinin takdiri ile moral ve motivasyonlarının yükseltilmesini gösterdi.

Oturuma video konferans yöntemiyle katılan Koca, sağlık çalışanlarının toplumlar için giderek daha fazla önem ve sorumluluk taşıdığını, hizmetler daha geniş kitlelere ulaştıkça yüklerinin de arttığını belirterek, kendilerine düşenin ise sağlık çalışanlarının üzerlerine düşen yükü hafifletmek ve yaptıkları fedakarlıkları layıkıyla ifade etmek olduğunu söyledi.

‘Sağlık çalışanları onurlandırılmalı’

Sağlık çalışanlarının insanlık önünde onurlandırılması gerektiğine işaret eden Koca, “İçinde olduğumuz pandemi döneminde onların daima yapageldikleri herkes için görünür hale gelmiştir. Bugünkü fotoğraf, bu mesleklerin özünün ifadesidir. Bunu kültürün hafızasına yerleştirmek için çaba göstermeliyiz” dedi.

Koca, DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge ve DSÖ Genel Merkezinin desteği, üye ülkeler ve Avrupa Birliği başta olmak üzere diğer ortakların katkılarıyla önerinin hayata geçirilmesi için gerekli adımların atıldığını belirtti.

Bakan Koca, “En büyük teşekkürümüz ise sağlık çalışanlarınadır. Türkiye Cumhuriyeti ve şahsım adına Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte sağlık çalışanlarına adanmasını önerdiğimiz 2021 yılının amacına en uygun şekilde geçirilmesi için sorumluluk almaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim” dedi.