Ana Sayfa Blog Sayfa 1795

Türkiye’de koronavirüs: Hafta içi akşamları hafta sonu tamamen sokağa çıkma yasaklandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, korovirüsü salgınına ilişkin tedbirlerin ele alındığı kabine toplantısının ardından açıklama yaptı. Sokağa çıkma kısıtlamasının genişletildiğini açıklayan Erdoğan,” Hafta içi gece 21:00 ile sabah 05:00 arasında genel sokağa çıkma sınırlaması uygulanacaktır. Bu kısıtlama hafta sonları cuma akşamı 21:00’den pazartesi sabahı saat 05:00’e kadar kesintisiz devam edecektir. Cumartesi-Pazar artık evlerimizdeyiz” dedi.  

Erdoğan, yeni sınırlamaların İçişleri Bakanlığı genelgesiyle düzenleneceğini ve salı gününden itibaren uygulanacağını bildirdi.

Yarından itibaren hayata geçirilecek yeni kısıtlamalar şöyle:

  • Hafta içi her gün gece saat 21.00 ile sabah 05.00 arasında genel sokağa çıkma sınırlaması uygulanacak.
  • Sokağa çıkma sınırlaması hafta sonları cuma akşamı 21.00’den pazartesi sabahı saat 05.00’e kadar kesintisiz devam edecek. 
  • Market, bakkal, kasap, manav gibi işletmelerle eve paket hizmeti veren yerler, belirlenecek saatlerde hafta sonu kısıtlama dışında kalacak.
  • Daha önceki genelgelerde belirtilen istisnalar hariç, 65 yaş üstü ve 20 yaş altı, toplu taşıma araçlarını kullanamayacak.
  • Evlerde gün, mevlit, taziye, yılbaşı kutlaması gibi insanların bir araya geleceği etkinlikler yapılamayacak. 
  • Cenaze namazları, yakınları dahil en fazla 30 kişiyle kılınacak, nikahlar da bu sayıyı geçemeyecek.
  • Ana sınıfı ve benzeri eğitim kurumlarının faaliyetlerine ara verilecek. 
  • Kalabalık caddeler ile meydanlara girebilecek kişi sayısı, Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararı ile sınırlanabilecek.
  • Alışveriş merkezlerine girişte HES kodu uygulamasına geçilecek.
  • Evlerde gün, mevlit, taziye, yılbaşı kutlaması gibi insanların bir araya geleceği etkinlikler yapılmayacak.
  • Restoranlar paket servis haricinde hizmet veremeyecek.
  • Hamam, sauna, masaj salonu, yüzme havuzu lunapark gibi yerler faaliyetlerine ara verecek.
  • 50 kişiden fazla çalışanı olan iş yerlerinde, iş yeri hekiminin gözetiminde mevcut iş sağlığı ve güvenliği uzmanı veya belirlenen bir personelce salgın tedbirlerinin uygulaması sıkı şekilde denetlenecek.

‘İlk etapta 50 milyon dozluk aşı anlaşması yaptık’

Erdoğan, aşı konusundaki gelişmeleri de özetledi. Dünyadaki gelişmeleri  takip ettiklerini ve her aşı çalışmasıyla yakından ilgilendiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı, “İlk etapta 50 milyon dozluk bir anlaşma yapmış bulunuyoruz. Vatandaşlarımız herhangi bir ücret ödemeden aşıya erişebilecekler.İnşallah önümüzdeki aydan itibaren sağlık çalışanlarından başlayarak bu aşının uygulaması yapılacaktır.” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan halktan evlerde de sigara ve nargile içmeyi bırakmalarını, camları açık tutmalarını istedi; susuzluk riskine de dikkat çekerek suyun tasarruflu kullanılmasını istedi. 

Eber Gölü’nün suyu dört kilometre geri çekildi

Afyonkarahisar‘da bulunan Türkiye‘nin 12. büyük gölü olan Eber Gölü‘nde su çekilmesi tehlikeli boyutlara ulaştı. Gölün suyu ekim ayında 2.5,  kasım ayında da 1.5 kilometre çekildi. Böylece gölde toplam çekilme dört kilometreyi buldu. 

Göl, kuruma riskiye karşı karşıya

Gölde son yıllarda yaşanan su çekilmesinin kuraklık, iklim değişikliği ve bilinçsiz sulama kaynaklı olduğu belirtilirken bu durum gölün kuruma riskini de beraberinde getirdi.

Geçtiğimiz senelerde balık tutanların, kamış toplayıcılarının kayıklarla ilerlediği yerlerde suların çekilmesiyle motorlu taşıtlarla açılan yollardan göl suyuna ulaşılıyor. Bir zamanlar gölde kullanılan kayıklar ise artık karada. Ayrıca, bölgenin önemli bir geçim kaynağı olan ve bazı Avrupa ülkelerine ihracatı bile yapılan kamış üretiminin suların çekilmesiyle azaldığı bildirildi.

‘Gölde öncede içilecek su vardı’

Bölge sakinlerinden Süleyman Demir ise şunları anlattı: 

Gölün önceden güzel, içilecek derecede suyu vardı. Kayıklar gölün artık iflas ettiği ve kurumasından dolayı orda kaldı. Karada kayık yürür mü? Geçen yıl biraz su vardı ama zamanla o su da gitti. Geçen yıl su bayağı vardı ama bu yıl tamamen gitti. O kayıkların yanında motorlu kayıklarla da geziliyordu. Kayıkların hepsinin sahibi var ama kimse evine getirmiyor.

Eber Gölü’nün en derin yeri 21 metre. Gölün yüzölçümü ise yaklaşık 120 kilometrekare. Deniz seviyesinden yüksekliği ise 967 metre.

Eber Sarısı

Eber Sarısı adlı endemik bitki türü dünyada sadece Eber Gölü’nde yetişiyor. Göl, Türkiye’de göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunduğundan sazlık alanlarıyla da birçok kuş türüne ev sahipliği yapıyor.

TBMM’ye yıl sonuna kadar ziyaretçi yasağı

Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde (TBMM), yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında uygulanan ziyaretçi yasağı, 31 Aralık tarihine kadar uzatıldı.

TBMM Başkanlığı tarafından yapılan duyuruda, Meclis yerleşkesi ve eklentilerine, Covid-19 ile ilgili alınan tedbirler doğrultusunda, 1-31 Aralık tarihlerinde Genel Kurul çalışmalarının yapıldığı günlerde ziyaretçi kabul edilmeyeceği bildirildi.

Daha önce 2 – 30 Kasım 2020 tarihleri arasında TBMM Genel Kurul konuşmalarının yapıldığı günlerde ziyaret kabulunun yapılmayacağı bildirilmişti. Son alınan kararla birlikte bu tarih yıl sonuna kadar uzatılmış oldu.

Ekoloji Birliği Erdoğan’dan enerji ve maden yasasının veto edilmesini istedi

Ekoloji Birliği, geçtiğimiz günlerde yasalaşan Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun‘un tüm canlı yaşamını büyük bir yıkıma ve kırıma sürükleyeceği gerekçesiyle Cumhurbaşkanlığı‘nca veto edilmesini istedi.

Ekoloji Birliği’nin talepleri

Birliğin, Cumhurbaşkanlığı’na ithafen yazdığı açık mektuptaki diğer talepleri ise şöyle:

  • Sağlıklı ve süregiden bir yaşamı yaratmanın tek yolunun ekolojik bütünlüğü ve dengeyi korumak olduğu bilincinin, yasa koyucular ve uygulayıcılar tarafından temel ilke edinilerek yasal düzleme taşınması,
  • Pandemi koşulları ve yasaklamalarla hayatın durma noktasına geldiği anlarda bile devam eden, maden ve enerji santrali projeleri ile Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin durdurulması,
  • Doğayı ve yaşamı tehdit eden tüm faaliyetlerin acilen durdurulması.

‘Dünyanın daha fazla enerji santraline ihtiyacı yok’

Mektupta, kanun teklifinin bilim insanları, meslek odaları ve ekolojistlerin görüşlerini bildirmelerine imkan tanımadan ve vatandaşların, ekoloji örgütlerinin imza kampanyaları, basın açıklamaları göz ardı edilerek kabul edildiği de belirtilerek şunlar denildi:

Dünyamızın ve insanlığın, ne daha fazla madene, ne daha fazla enerji santraline ihtiyacı vardır. Dünyamızın ve insanlığın, yaşam alanlarının daha fazla talanını, ekolojik sistemin daha fazla tahribatını doğal döngü içinde onaracak imkanı ve zamanı kalmamıştır.

Ayrıca, mektupta yasayla kamu yararının değil sermayenin yararının gözetildiğine de vurgu yapıldı.

Yasada neler var?

AKP‘li milletvekillerinin imzasıyla sunulan ve geçtiğimiz günlerde yasalaşan Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ndeki bazı maddeler ise şöyle:

  • Maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleriyle çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlar dışında, vadesi geçmiş borç durumunu gösteren belge aranılması zorunluluğu kalkıyor.
  • Ruhsat bedelinin tamamının ocak ayının sonuna kadar yatırılmaması halinde, her ay için ayrı ayrı yüzde dört gecikme zammı uygulanacak. Bu rakamın haziran sonuna kadar ruhsat bedeli olarak yatırılması zorunlu olacak. Aksi durumda ruhsat iptal edilecek.
  • Doğalgaz üretim şirketi tarafından dağıtım şebekesine bağlantı yapılarak üretilen doğalgaz, dağıtım şirketince öncelikle satın alınacak.
  • Lisanssız elektrik üretimiyle tüketicilerin kendi ihtiyacını üretmesi amaçlanıyor.
  • Turizm amaçlı faaliyet gösteren kaplıca ve termal otellerden 2020’de tahsil edilmesi gereken idare payı, başvuru şartı aranmaksızın 20 Aralık 2021’e kadar ertelenecek.
  • Elektrik Piyasası Kanunu’ndaki dağıtım şebekesi, tüketicilerin iç tesisatını ve üreticilerin şalt sahasını dağıtım sistemine bağlamak üzere tesis edilen bağlantı hatları hariç dağıtım tesisi olarak tanımlanacak.

TTB: Covid-19 servisleri ve yoğun bakımlar yüzde 100’e yakın doldu

Türk Tabipleri Birliği (TTB) koronavirüs salgınına ilişkin durumun kaygı verici boyuta ulaştığına dair yazılı bir açıklama yaptı ve alınması gereken tedbirlere yer verdi.

Açıklamada, İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Kocaeli, Adana başta olmak üzere birçok büyükşehirde Covid-19 hasta sayılarının artması nedeniyle kamu hastanelerinde servisler ve yoğun bakımların dolduğu belirtildi.

Bakanlık verileriyle çelişiyor

TTB, Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan hastanelerdeki yoğunluğa ilişkin verilerin kendilerine sahadan ulaşan veriler ile çeliştiğini söyledi. Bakanlık açıklamasında yoğun bakım yatak doluluk oranını yüzde 54,7, erişkin yoğun bakım doluluk oranı ise yüzde 71,3 olarak açıklamıştı.

Bu rakamların “sadece Covid-19 hastaları değil, diğer tüm hastalar için olduğu belirtilen açıklamada  “Bize illerden ulaşan bilgiler Covid-19 servis ve yoğun bakımlarının yüzde 100’ü ya da yüzde 100’e yakınının dolu olduğunu gösteriyor” denildi.

Fotoğraf: AA

‘Hastalar günlerce bekliyor’

Birçok kamu hastanesinde yoğun bakım yataklarının tamamen dolu olduğu belirtilen açıklamada “Hastalar bazen günlerce acil servislerde yoğun bakım yatağı bekliyor. Bir hasta vefat ettiğinde ya da iyileşip servise alındığında ancak yer açılmakta ve yerine hasta yatırılabiliyor. Hastane kapasiteleri dolu olduğu için hastaneler arası nakiller de yapıl(a)mıyor” ifadeleri yer aldı. Açıklamanın devamında şunlar söylendi:

112 merkezleri sürekli boş yatak arıyor, ancak boş yer bulmakta zorluk çekiyor. Bu uzayan bekleme süreleri hastaların daha da kötüleşmesine, hatta tedavi alamadan ölmelerine de neden oluyor. Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Batman il merkezinde yoğun bakımlarda yer bulunmadığı için 1,5 yaşındaki Sakine bebeğin ölümü mevcut tabloyu gösteren en acı örnek olmuştur.

Bazı illerde ara koridorlar, boşluklar, sığınaklar, yemekhaneler yoğun bakım haline getirilerek sorunlar çözülmeye çalışılsa da yoğun bakımda çalışan hekim, hemşire, personel sayısı ve malzeme sayısı yeterli olmadığı için yeni sorunlara neden olmaktadır.

‘Çalışan sayısı yeterli değil’

Hastanelerdeki hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının sayısının da yeterli olmadığı belirtilen açıklamada çalışanların iş yükünün daha çok arttığı ve bu durumun daha çok tükenmeye ve hastalanmaya yol açtığı belirtildi.

Açıklamada Sağlık çalışanları sağlık hizmeti sunan olmaktan çıkıp sağlık hizmeti ihtiyacı olan hastalara dönüşüyor” denildi.

‘Özel hastaneler Covid-19’lara bakmıyor’

Ayrıca, mart ayında yayımlanan özel ve vakıf hastanelerinin pandemi hastanesi olması ve SGK ödemelerinin buna göre yapılacağı genelgesi değişmediği ve yürürlükte olduğu halde gereklerinin uygulanmadığı belirtildi.

Açıklamada “Şu an özel hastaneler tarafından fırsata çevrilerek, ‘temiz hastane’ reklam sloganı olarak kullanılmakta ve hizmet ücretlerinde artışa gidilmektedir. Acil servisler dolu iken ve 112 acil hastalar için yer ararken özel hastanelerin birçoğu Covid-19 hastası kabul etmiyor veya sadece seçili hasta kabul ediyor” denildi.

Fotoğraf:AA

Alınması gereken tedbirler

TTB bu durumda alınması gereken tedbirleri ise şu şekilde sıraladı:

  • Covid-19 pandemisini esas olarak ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumları olan hastanelerde karşılanması stratejisinden vazgeçilmeli, toplumsal bulaşıcılığın önlenmesine yönelik tedbirler yaşama geçirilmelidir.
  • Salgınla mücadelenin tedavi ve bakım hizmetlerine sıkıştırılamayacağı, salgının sadece yataklı tedavi kurumlarında karşılanması durumunda sağlık altyapısının buna yetmeyeceği artık kabul edilmeli, önümüzdeki günlerde hastalığın seyrinin ağırlaşacağı, yatak ve yoğun bakımlarda yer bulmanın daha da güçleşeceği öngörüsü ile talep ve uyarılarımız dikkate alınmalı.
  • Yoğun bakım verileri sağlık çalışanları ve toplum ile şeffaf bir şekilde paylaşılmalı Covid-19 hastalarına uygun, yeterli donanım ve sağlık çalışanına sahip erişkin ve çocuk yoğun bakım yatak sayısı kamu ve özel-vakıf hastaneleri için ayrı ayrı açıklanmalıdır.
  • Sağlık Bakanlığı özel ve vakıf hastanelerinin olanaklarını kamu iradesi ile yurttaşların hizmetine sunmalıdır.
  • Pandeminin gelmiş olduğu vahim tablo göz önüne alınarak başlangıç olarak özel ve vakıf hastaneleri için çıkarılan genelge uygulanarak, SGK ödemeleri de yapılarak her il için tüm hastaneleri sürece dahil eden değerlendirmeler yapılmalıdır. Yoğun bakım ihtiyaçlarında il içi ve iller arası hastaneler için iyi bir koordinasyon kurularak, Covid-19 hastalarını kabul etmeleri sağlanmalıdır.
  • KHK’larla haksız-hukuksuz biçimde işlerine son verilen sağlık emekçileri görevlerine iade edilmeli, göreve atanmayı bekleyen sağlık çalışanları da göreve başlatılmalıdır.
  • Sağlık Bakanlığı şimdiye kadar yürüttüğü politikalardan vazgeçerek salgınla mücadelede başarılı olmanın ön koşulu olan şeffaflık, akıl ve bilimin kılavuzluğunda belirlenmiş politikaları toplum ve sağlık meslek örgütlerinin katılımı sağlanarak yaşama geçirmelidir.

Öztunç: Kapadokya Kanadalılara mı peşkeş çekilecek?

Nevşehir Avanos’taki ağaçlandırma alanında altın aramak için ağaç kesilmesine tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç konuyla ilgili yazılı bir açıklama yayınladı.

Öztunç açıklamasında “ Mesele öncelikle Avanos’u, sonrasında tüm Türkiye’yi ve dünyayı ilgilendiriyor. Her yıl on binlerce turisti ağırlayan Avanos’un ülke ekonomisine kattığı değer yetmiyor mu? Avanos’un altını eşelemenin kimlere ne faydası olacak?” tepkisini gösterdi.

‘Binlerce yıllık tarihe sahip’

Kazdağları’nın da Kanada merkezli altın madeni şirketlerine verildiğini hatırlatan Öztunç, “Şimdi de gözlerini Kapadokya’ya diktiler. Kapadokya’yı altın arama projeler ile, siyanürlü maden işletmeleriyle bitirecekler” dedi. Öztunç açıklamasının devamında şunları söyledi:

Kanadalı firmanın ağaçları kesip sondaj yaptığı alan, UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan Kapadokya’nın dibindeki Ziyaret Dağı’nda. Bu topraklar binlerce yıllık tarihe sahip. Kültürel açısından göz bebeğimizdir. Önemli su kaynaklarını barındırıyor. Kırgızistan’da siyanürle 5 bin insanın zehirlenmesine yol açtığı iddia edilen bir firmaya, bölgenin önemli su kaynaklarına sahip olan Ziyaret Dağı’nı teslim etmişler. Kurda kuzuyu emanet etmişler.

Yurttaş istemiyor

İklim Haber ile KONDA’nın birlikte yaptığı anketteki sonuçları hatırlatan Öztunç “Anket verilerine göre, ‘Madenlerin ekonomiye kazandırılması için çevre kirliliğine göz yumulabilir mi?’ sorusuna, katılımcıların  yüzde 76’sı hayır demiştir. Yurttaş, iklim krizi ve çevre sorularına önem verilmesini, ormanların ve yeşil alanların korunmasını istiyor” yorumu yaptı.

Öztunç açıklamasını “Böyle bir yerde altın madeni aramak Kapadokya’ya yapılacak en büyük ihanettir. Kapadokya’ya, Avanos’a yönelik bu ihanete bölge halkı, haklı olarak karşı çıkıyor. Hukuki ve demokratik mücadelelerini destekliyoruz. Kapadokya için, Avanos için birlikte mücadele edeceğiz” sözleriyle sonlandırdı.

 

Gediz Nehri’nde analiz istasyonları projesi hayata geçiyor

İzmir Ekolojik Denge Derneği tarafından yürütülen “Yaşasın Gediz, Temiz Su Temiz Gıda” projesi Çiğli Belediyesi’nin desteğiyle hayata geçiyor.

Projenin ilk ayağında Gediz nehrinin Çiğli bölgesindeki kısmında analiz istasyonları kurulması planlanıyor. Böylece, uzaktan takip sistemi ile suyun analizi yapılıp anlık dijital veri olarak toplanacak, arşivlenecek ve canlı olarak izlenebilecek.

Uzaktan takip sistemi

İstasyonlar aracılığıyla su ile birlikte toprağın ve bölgedeki bitkilerin durumu da takip edilebilecek. Bu sayede Çiğli’de Gediz nehrinden beslenen tarım alanları için önemli bir adım atılmış olacak.

İlerleyen süreçte ise 400km’lik Gediz nehrinin tamamında uzaktan takip sistemi kurulması planlanıyor. Dernek, bu verilerle kirliliği lokal olarak müdahale edebilmesini sağlamayı amaçlıyor.

‘Gediz havzasının yok olmaması için’

Geçtiğimiz günlerde Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü ile yaptıkları görüşmede projelerine destek sözü alan İzmir Ekolojik Denge Derneği Başkanı Tolga Çalışkanelli’nin konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

İzmir Ekolojik Denge Derneği olarak küresel iklim krizine karşı projeler geliştirmeye çalışıyoruz. Projemiz Çiğli Belediyesi’nin desteği ile nihayet hayata geçiyor. Çiğli Belediyesi ile işbirliği içerisinde yürüteceğimiz projeye ayrıca dijital tarım alanındaki öncü kimliği ile Vodafone Business teknoloji sağlayıcısı olarak yer alacak.

Çalışkanelli açıklamasının devamında “Türkiye’nin en önemli havzalarından biri olan ve Ege bölgesi’nin tarımına en büyük katkıyı sağlayan Gediz Havzası’nın yok olmaması adına büyük bir adım atıyoruz. Projemizin hayata geçmesiyle birlikte çiftçiye, milli ekonomiye ve küresel iklim krizine karşı geleceğe yatırım yapmış olacağız” ifadelerine yer verdi.

Sinop Nükleer Santrali davasında mahkeme bilirkişi incelemesi için 40 bin TL istedi

Sinop’ta yapılması planlanan nükleer güç santrali hakkında verilen Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu Raporu’na karşı açılan davada mahkeme bilirkişi incelemesi yapılması yönünde karar verdi.

Mahkeme tarafından verilen ara kararda bilirkişi ve yol giderlerine karşılık olarak 40 bin TL, keşif harcı için 384,90 TL ve posta ücreti olarak 500,00 TL’nin en geç yedi gün içerisinde mahkemeye iletilmesi gerektiği belirtildi.

Dava tüm Türkiye’nin davası

Söz konusu nükleer santralin yapılmasının Sinop olduğu kadar tüm ülke için bir felaket anlamı taşıdığını belirten davacılar, tüm doğaseverleri davaya destek olmaya çağırıyor.

Samsun 3’üncü İdare Mahkemesi’ne açılmış davada davacı olarak bir milletvekili, 59 bireysel katılımcının yanı sıra Sinop ve Ayancık Belediye Başkanlığı ile EMO, ŞPO, JMO, Metalurji Mühendisleri Odası, TTB, KESK, Sinop Barosu, SNKPDER, ÇYDD, KENTSAV, Sinop ÇDD, Ayancık ÇKD yer alıyor.

Fotoğraf: Bülent Küçük

Ne olmuştu?

2013 yılının Mayıs ayında Japonya ve Türkiye hükümetleri arasında yapılan anlaşmaya göre başlatılan proje sürecinde Japon şirketinin  ÇED başvurusu yapılmadan önce projeden çekilmesi üzerine  EUAS International ICC Merkezi Jersey Adaları Türkiye Merkez Şubesi “proje üstlenicisi” yapılarak ÇED sürecine başlanmıştı.

ÇED süreci kapsamında gerçekleştirilmesi gereken halkın katılımı toplantısı Sinop halkının itirazlarına rağmen yapılmış sayılmış, 2019 yılının Aralık ayında Ankara’da yapılan değerlendirme toplantısına ise Sinop’tan katılan sivil toplum örgütleri alınmamıştı.

Buna mukabil halkın katılımı toplantısında Sinop Nükleer karşıtı Platform üyesi 17 kişiye dava açılmış, 4 Mart 2020 tarihinde davalıların beraatiyle sonuçlanmıştı.

ÇED Raporu ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 11 Eylül 2020 tarihinde onaylanmıştı. Rapora karşı çıkan Sinop Nükleer Karşıtı Platform bileşenleri ve Sinop’taki meslek odaları ve ekoloji örgütleri raporun iptali için dava açmışlardı.

CHP’den rapor: Yeşil Yeni Düzen, pandemiden çıkışta önemli bir siyasi söylem ve pratik olabilir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Doğa Hakları ve Çevreden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Merkez Yürütme Kurulu‘na (MYK) sunmak üzere bir rapor hazırladı.

Yeşil Yeni Düzen’in pandemiden çıkışta önemli bir söylem ve pratik olabileceği belirtilen raporda İzmir‘de deprem konutlarının yapılacağı alanda yaşanabilecek sel felaketinden Kayseri’de açılmak istenen maden ocağına kadar birçok konuya değiniliyor.

‘İklim krizi seçmenler için önemli’

Geçtiğimiz hafta yayınlanan İklim Haber ve Konda tarafından yürütülen iklim değişikliği ve çevre sorunları algısına ilişkin ankete atıfta bulunan raporda, Türkiye’de yaşayan insanların iklim krizini koronavirüsten daha tehlikeli bir sorun olarak gördüğü belirtiliyor.

Raporda “İklim krizi ve çevre sorunları seçmenler üzerinde etki yaratmaktadır. Bu nedenle, iklim krizi ve çevre sorunlarına bir politik ve ekonomik yönelim sağlandığında, halkın desteği alınacaktır” ifadeleri yer alıyor.

Çoğunluğun pandemi sonrası ekonomiyi kalkındırmak için yeşil ekonomi seçeneklerini tercih ettiği belirtilen raporda “Yeşil Düzen/Mutabakat, pandemiden çıkışta çok kolay dinlenen ve takip edilen bir siyasi söylem ve pratik olabilir” deniliyor.

İzmir’de inşa edilecek deprem konutları

Raporda Türkiye gündemindeki diğer çevre sorunlarına da değiniliyor. 26 Kasımtarihli Resmi Gazete‘de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararları ile İzmir Bayraklı İlçesi ile Bursa İnegöl İlçesi’ndeki bazı alanların orman sınırı dışına çıkartılmasına karar verildiği hatırlatılan raporda “İlçede tapuda orman olarak kayıtlı 375 hektarlık alanda deprem konutları inşa edileceği iddia ediliyor” deniliyor. 

Türk Mühendis ve Mimarlar Odası Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu konut yapılacak alanda sel felaketi yaşanabileceğine dikkat çektiği belirtilen raporda devletin ormanları koruma zorunluluğuna dikkat çekilerek şunlar belirtiliyor:

İklim krizi, iklim değişikliğine bağlı aşırı doğa olaylarıyla mücadele kapsamında acil önlemler alınması gereken dönemde, AKP iktidarı ormansızlaştırma politikaları yürütmektedir. Bu durum kamusal varlıklarımızın korunması, artırılması ve geliştirilmesi; sosyal hukuk devletinin ödünsüz olarak yaşama geçirilmesi ilkelerine de aykırıdır.

Anayasanın 169. maddesinin birinci fıkrası gereğince Devlet, doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden birisi olan ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gereken tedbirleri alıp kanun koymak ve bütün ormanların gözetimi ödevini yerine getirmek durumundadır.

Maden ocağı atıkları dere yatağına dökülüyor

Raporda, Balıkesir‘e bağlı Balya İlçesi Koyuneri Köyü‘nde bulunan Metehan Hafriyat’a ait maden ocağı atıklarının dere yatağına döküldüğünden de bahsedildi. Ayrıca, Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin kömür ocağı havzasında incelemelerde de bulundu. Raporda konuyla ilgili şu bilgiler paylaşıldı:

Ensar Aytekin’e bilgi veren şikayet sahipleri toprak zemin üzerinden alınan numunelerin incelenmesi sonucuna göre bu arazide madene izin vermenin katliama izin vermekten farksız olduğunu ifade etmişlerdir. Maden, atıklarını dere kenarına bırakmakta olup, bu eylem dahi başlı başına suç teşkil etmektedir. Ayrıca derenin yatağı değişmiştir. Yaşanacak kuvvetli bir yağışta bu yığmanın kayacağı, pasanın biriktirildiği Gölcük Göleti ve Koyuneri Köyü’nün heyelan riskiyle karşı karşıya kalacağı iddia edilmektedir.

Kayseri’de maden açılmak isteniyor

Unesco Dünya Miras Geçici Listesi’ne dahil olan Kayseri ili sınırlarındaki Koramaz Vadisi’nde bulunan Koramaz Dağı‘nda maden açılmak isteniyor. Bölge halkı maden ocağının hayata geçmesini istemiyor.

Vatandaşlar konuya dikkat çekmek için 15 Kasım tarihinde madenin ocağının yakının da basın açıklaması yaparken bazı CHPli yetkililer de bölge halkına hukuki konuda destek verdi.

Basın açıklamasının ardından yetkililer, Kayseri Valisi Şehmus Günaydın‘a vatandaşların talebi iletti ve Günaydın da konuyla ilgileneceğini söyleyip mahkeme sonuçlanıncaya kadar maden ocağının faaliyetlerinin durdurulacağını bildirdi.

Erzincan’da kapasite artışı çalışmaları yapılıyor

Erzincan İliç’te Kanada ve Avusturya borsalarında pay sahibi olan Alacer Gold’un Türkiye’de Çalık Holding ile birlikte kurduğu Anagold isimli firmanın taşeronları bölgede kapasite artışları yapmaya devam ediyor.

Kartaltepe isimli firma tarafından ikinci kapasite artışı ile ilgili Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci kapsamında 26 Kasım’da İliç’te halkın katılımıyla bir toplantı yapıldı.

CHP’nin hazırladığı raporda ‘birbirine komşu birden çok ruhsat sahasında faaliyette bulunan Anagold Firması, farklı firmalar, farklı ruhsatlar üzerinden farklı ÇED başvuruları yaparak, ortaya çıkan çevresel etkinin bütüncül ve kümülatif olarak değerlendirilmesini engelleyecek süreçler işletildiği’ söylenildi.

Rize’de belediye başkanına soruşturma

Rize Fındıklı’da Sahil Parkı Düzenleme ve Dolma Taş Ev Nakli ve Restorasyonu Projesi‘ne AKP’li belediye döneminde alınan belediye meclisi kararıyla Fındıklı Millet Bahçesi ismi verildi ve park içerisinde yer alan yapının adı Millet Kıraathanesi oldu.

Yerel seçimlerden sonra Fındıklı Belediye Başkanı seçilen CHP’li Ercüment Şahin Çervatoğlu, Millet Bahçesi ve Millet Kıraathanesi adını belediye meclisi kararıyla 100. Yıl Atatürk Parkı ve Kazım Koyuncu Kültür ve Sanat Evi olarak değiştirdi. Ancak, belediye başkanı Çervatoğlu ve yedi belediye meclisi üyesine tabela değiştirilirken harcanan 7 bin 400 TL ile kamu zararı oluşturdukları iddia edilerek İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma açıldı. Fakat, söz konusu mekan park statüsünde ve millet bahçesi özelliklerini de taşımıyor.

Raporda, Millet Bahçeleri’ne yönelik ise şu itirazlarda bulunuluyor:

Rehber ile planlanan Millet Bahçelerinin, imar Planları ile yönetilmiyor olması sınırsız yapılaşmanın önünü açıyor.  Millet bahçeleri hiçbir yönden ÇED’e tabi tutulmamaktadır. Mevcut durumda korunması gereken tarihi, doğal ve kültürel alanlar, millet bahçesi projeleriyle bir yanıyla yok edilmekte, diğer yanıyla rant alanlarına dönüştürülmektedir.

İklim Haber ve Konda’nın birlikte hazırladıkları “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı 2020” araştırmasına da atıfta bulunan rapor, iklim krizinin koronavirüsten daha büyük bir kriz olduğuna ve krizin insan kaynaklı olduğuna dikkat çekiyor. 

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne karşı açılan davada reddi hakim talebi

Halihazırda inşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin hukuken geçerli bir Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu ve üretim lisansı olmaması gerekçe gösterilerek açılan davanın 30 Kasım’daki duruşması öncesinde avukatlar reddi hakim talebinde bulundu.

Yapılan başvuruda gerekçe olarak davanın görüldüğü Mersin 2’nci İdare Mahkemesi heyetinin “tarafsızlığından şüphe duyulması” gösterildi.

‘Taraflı şekilde davrandı’

Dava avukatlarından Doğu Akdeniz Çevre Derneği gönüllü avukatı Semra Kabasakal Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Daha önce mahkemeden projenin yürütmesini durdurma kararı istemiştik.Mahkeme ise bu talebi kapalı olarak reddetti. Halbuki açık karar verseydi biz kararı bölge mahkemesine götürerek burada karar çıkmasını bekleyebilirdik” ifadelerini kullandı.

Bu sebeple mahkemenin tarafsız davranmadığını düşündüklerini belirten Kabasakal, reddi hakim talebini bu sebeple yaptıklarını belirtti.

Başvuruya rağmen duruşma yapıldı

Kabasakal, yaptığı açıklamada başvuruyu duruşma öncesinde UYAP üzerinden yaptıklarını ancak buna rağmen mahkeme heyetinin duruşmayı yaptığını söyledi.

Mahkemenin o konuda daha sonra karar vereceğini söylediğini aktaran Kabasakal, “Böyle bir durumda mahkemenin reddi hakim talebini başka bir mahkemeye götürmesi gerekiyordu. Ancak bunu yapmadı. Bu hukuksuz bir durum.Büyük ihtimalle talebi reddedeceklerini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

‘Adil yargılama hakkının ihlali

Duruşma sonrasında davacı avukatlar tarafından yapılan açıklamada İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince mahkeme heyetinin dosyadan el çekmesi gerektiği belirtildi ve şu ifadeler kullanıldı:

Mahkeme heyeti yasa hükümlerini uygulamayıp hukuken yetersiz olduğu dosyada karar verecek olursa Anayasa’ya ve kanuna açık aykırılığın yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan “adil yargılanma hakkının ihlali” de söz konusu olacaktır.

‘Yargıda reform girişiminin turnusol kâğıdı’

Dava üzerinde hukuka uygun bir karara varılmasının öneminin altı çizilen açıklamada “Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini ve gelecek nesillerin yaşam hakkını ilgilendiren bu davanın; hakimlik teminatı olan bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yargılamasının yapılması hayati derecede zaruridir” dedi.

Açıklama “Son günlerde konululan yargıda reform girişiminin/söyleminin turnusol kâğıdı sıcak gelişmeler itibariyle Akkuyu Nükleer davasıdır” ifadeleriyle son buldu.

Açılan davada Dogu Akdeniz Cevre Dernekleri Gönüllü avukatları Semra Kabasakal ve İsmail Hakkı Atal ile Mersin Nükleer Karşıtı Platform davacı olarak yer alıyor.

Neden karşı çıkılıyor?

Açıklamada reaktörlerin oturacağı zemin altının karstik boşluklar barındırdığı ve her biri 14 bin ton olan dört reaktörlük ağırlık konulmadan zemin betonunun Haziran 2018 tarihinde çatladığı hatırlatıldı.

Bir nükleer felaket durumunda radyasyonun 8 saatte Mersin’e 12 saatte Adana’ya 48 saatte tüm Ortadoğu’ya yayılacağını belirten davacılar bu durumun Doğu Akdeniz’in radyoaktif hale gelmesine neden olacağını belirtiyor.

Ayrıca santrale karşı çıkma sebepleri arasında santralin, aktif bir fay hattı olan Kuzey Anadolu Ecemis Fay Hattı üzerine yapılması ve Türkiye’nin TEİAŞ verilerine göre yüzde 35 enerji arz fazlası olmasına rağmen santralden üretilecek elektrik için Rusya’ya piyasanın dört katı ödeme yapılacak olması gösteriliyor.