TürkiyeEditörün Seçtikleriİklim KriziManşet

Türkiye’de iklim değişikliği ve çevre sorunları algısı: İnsanlar iklim krizini biliyor, sebeplerini bilmiyor

İklim Haber ve KONDA Araştırma‘nın işbirliğiyle Türkiye‘de iklim değişikliği ve çevre sorunları algısının ölçüldüğü araştırmanın bu yılki sonuçları çarpıcı.

Türkiye’de her iki kişiden biri iklim krizinin koronavirüsten daha büyük bir kriz olduğunu düşünüyor. Anket sonuçlarını yorumlayan İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli uzmanı ve Yeşil Gazete yazarı Ümit Şahin Türkiye’de insanların iklim konusundaki farkındalığının iyi olduğunu ancak iklim değişikliğinin sebepleri konusundaki farkındalığının düşük olduğunu söylüyor.

“Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı 2020”  araştırması için  ülke çapında 3431 kişiyle yüz yüze anket yapıldı. İnsanların iklim krizi hakkındaki algısını ve görüşlerini öğrenmeyi amaçlayan anket, aynı zamanda bu yıl pandemi süreciyle artan çevresel farkındalığı da ölçmeye çalıştı.

Koronavirüsten daha tehlikeli

Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 51,5’i iklim krizinin koronavirüsten daha tehlikeli olduğunu söyledi. ‘İklim krizi diye bir şey yoktur’ diyenlerin oranı ise yüzde 6,5’ta kaldı.

Araştırma, iklim değişikliğinin Türkiye’de her 10 kişiden yedisini endişelendirdiğini gösteriyor. Görüşülen kişilerin yüzde 14,7’si çok endişeli olduğunu söylerken, yüzde 54,6’sı da endişeli olduğunu belirtti. Sonuçlar, Türkiye’de toplumun yüzde 71,4’ünün iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinden kaynaklı olduğunu düşündüğünü gösteriyor.

İklim değişikliğinin sebepleri

Araştırmada sorulan iklim değişikliğinin nedenleri sorusuna yüzde 66’lık bir kesim ormanların ve yeşil alanların yok olması derken, yüzde 42’si petrol kullanımı, yüzde 33’ü kömür madenciliği ve kömürden elektrik üretimi cevaplarını verdi.

Ümit Şahin: Sıralama ters

Araştırma sonuçlarını Yeşil Gazete’ye yorumlayan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli uzmanı ve Yeşil Gazete yazarı Ümit Şahin, kamuoyunun iklim değişikliği konusundaki farkındalığının iyi olduğunu ancak sebeplerini tam olarak bilmediği görüşünde.

Şahin, ormanların ve yeşil alanların yok olmasının iklim değişikliğinin sebeplerinden biri olduğunu ancak en önemlisi olmadığını söylüyor:

Ormanların ve yeşil alanların yok olması iklim değişikliğinin sebeplerinden biri ama fosil yakıt kullanımından daha önemli bir neden değil. İlk sırada yeşil alanların çıkması aslında toplumda iklim değişikliği algısında fosil yakıtların en büyük neden olduğuna dair bir farkındalığın hala olmadığını gösteriyor. Bunun nedeni de muhtemelen iklim değişikliğiyle genel anlamda çevre sorunları konusunun bir arada algılanması. Kamuoyunda bu alanda en fazla konuşulan mesele ormanlar, ağaçların kesilmesi gibi konular olduğu için bu konu birinci sırada görülüyor.

Şahin, iklim değişikliğinin bir numaralı nedeninin kömür olduğunu, fakat bunu dile getirenlerin daha az bir kesim olduğunu söylüyor. Bunu da hükümetin ve genel anlamda enerji politikalarının kömürü çok sevmesine bağlıyor. 

‘Doğalgaz temizmiş gibi bir algı var’

Doğalgazın iklim değişikliğine etkisinin az olarak algılanmasını da ilginç bulan Şahin, “Doğalgaz insanların sadece dörtte birinin aklına gelmiş. Doğalgaz temiz bir yakıtmış gibi bir algı var. Özellikle hava kirliliği bağlantısıyla ilgili olarak insanlar doğalgazı temiz olarak algılıyorlar hala” diyor.

Ümit Şahin, endüstriyel hayvancılığın katılımcıların beşte biri tarafından söylenmesinin olumlu olduğunu düşünüyor.

Ağaçların kesilmesi yanlış bulundu

Araştırmada ‘Ekonomik kalkınma için orman kesilebilir’ ifadesine katılımcıların yüzde 55’i kesinlikle ‘yanlış’ derken, yüzde 29,4’ü ‘doğru’ cevabını verdi.

Katılımcılara ‘Koronavirüs sonrası hangi sektöre yatırım yapılmasını gerekli görüyorsunuz?’ sorusu da soruldu. Yüzde 53 oranında tarım cevabı alınırken, yüzde 36,5’lik bir kısım yenilenebilir enerji yanıtını verdi. Yüzde 13’lük bir kesim “kömür, gaz gibi” yakıtlar dedi. İnşaat diyenlerin oranı ise yüzde 8,7.

‘Ülkede iklim değişikliğine karşı ne yapılmalı?’ sorusuna katılımcıların yüzde 75,7’si yeşil alanlar korunmalı, yüzde 38,5’i ulaşımdan kaynaklı karbondioksit azaltılmalı cevabını verdi.

‘Çevre konusunda bir konsensüs var’

İklim Haber Yayın Yönetmeni Barış Doğru anket sonuçlarını yorumlarken, çevre konusunda belirgin bir konsensüs olduğunu ifade ederek şunları söylüyor:

Anket çalışmasında dikkat çeken noktalardan biri, sorulara verilen yanıtlarda farklı siyasi görüş, parti ve kimliklere göre çok belirgin bir fark olmaması. Aynı şekilde eğitim düzeyleri bile sonuçları çok fazla değiştirmiyor. Bu anlamda, siyasi bir kutuplaşma yaşayan Türkiye’de iklim ve çevre konusunda ortada belirgin ve geniş bir konsensüs olduğu söylenebilir. Bu da, iklim ve çevre sorunlarına eğilecek bir politik ve ekonomik yönelimin halkın desteğini alacağını açık bir şekilde gösteriyor.

‘Yeni bir söyleme geçme zamanı geldi’

KONDA Araştırma Genel Müdürü Bekir Ağırdır da iklim krizinin nelere yol açacağının öngörüldüğünü söyleyerek, artık yeni bir söylem üretmek gerektiğini de vurguladı:

İklim değişikliğinden çevre kirliliğine, temiz içme suyundan petrole ve madenlere, doğal kaynakların azalmasından hayvan ve bitki türlerinin azalışına dek bir dizi sorun insanlığın yerküreye hoyrat davranışının bir sonucu. Başka nedenlerin yanı sıra insanların doğaya müdahalesinin, doğal yaşamın ekolojik dengesini bozmasının, bu tür küresel salgınlara yol açacağı öngörülüyordu. İklim bilimcilerse iklim değişikliğinin de en az salgın kadar, hatta daha da büyük tahribata yol açacağını öngörüyorlar. Makul bir ses tonuyla ama toplumun ihtiyaç ve taleplerini, duygularını da dikkate alan, geleceği gösteren yeni bir söyleme geçmemizin zamanı gelmiştir.

Kategori: Türkiye