Ana Sayfa Blog Sayfa 1746

[Patili Günler] Köpekler ve alerji

Bu akşam öylece oturmuş yazacaklarımı planlarken uzun zamandan beri bir şeyi unutmuş olduğumu fark ettim; hayatta bazen gerçekten asla kopmayacak çok sağlam bağlar vardır ve bu bağ her zaman kendi familyanızdan bir canlı ile olmayabilir. Benim en temel bağım hiç şüphesiz ki hayatı boyunca beni kendi varlığının ötesinde tutmuş, hayatımın mucizesi Wall-e ile. Ama ben bu bağ için çok bekledim, çok engel gördüm, çok engel aştım, çabaladım. En büyük engelim günümüz şehir insanının başlıca sorunlarından biriydi üstelik: “alerji”.

Wall e

Alerji ve neden olduğu hastalıklar çağımızın en sık görülen sorunlarının başında geliyor. Bilimsel olarak tanımı ise şöyle; alerji, bağışıklık sistemimizin toksik olmayan yabancı maddelere karşı gösterdiği aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Yani vücudumuz, karşılaştığı bazı maddeleri zararlı kabul ederek savunma amacıyla antikor oluşturur. Aynı maddeyle tekrar karşılaşıldığında, bu antikorlar vücudu korumak için harekete geçerler. Bu ise aslında normal insanlarda koruyucu bir mekanizmadır. Alerjik bünyeli kişilerde ise karşılaşılan maddenin vücuda zararlı olup olmadığına bakılmaksızın zararsız maddelere de reaksiyon gelişebilir. Bu reaksiyon sonucu ortaya çıkacak bulgular olayın oluştuğu bölgeye göre değişiklik gösterir. Örneğin; burundaysa hapşırma ve burun akıntısı, solunum yolundaysa öksürük, nefes darlığı, hırıltılı soluma, gözdeyse kaşıntı, kızarıklık, akıntı gibi türevlendirilebilir. Alerjiye en sık neden olan maddeler (alerjenler); hayvan tüyleri, çiçek polenleri, toz, küf ve deterjan gibi maddeler olarak temellendirilmekle birlikte şehir kalabalığı, çevre kirliliği, ozon tabakasındaki delinme gibi sebeplerle milyonlarca çeşitliliğe ulaşmıştır. Teşhisi alerji ve klinik immünoloji uzmanı tarafınca, kan ve deri testleri ile yapılan alerjinin tedavisi; aşılama, tablet ve sprey ilaçlar ile günümüz gelişmişlik düzeyi için en başarılı cevapların alındığı yöntemlerden oluşmaktadır.

Geniş alerjen portfolyosunun içerisinden bir konuyu bir adım öteye taşıyalım şimdi; köpek alerjisi!

Köpeklerin salgıladığı en önemli alerjen madde, köpek salyasında yüksek miktarlarda bulunan “Canf1”’dir. Yani bilinenin aksine alerjiye sebep olan köpeklerin tüyleri değil, salyalarıdır. Köpeklerin tüyleri ise bulundukları ortama yayılarak yalnızca bu alerjenin taşıyıcısı olurlar. Dolayısı ile köpeklerin kısa tüylü olmaları veya cinsleri alerjenlerin buharlaşarak havaya zaten karışıyor olması sebebi ile alerji durumunu değiştirmezler.

Özellikle gelişim çağındaki çocuklarda görülebileceği gibi, öncesinde alerjisi bulunmayan yetişkinlerde de sonradan gelişebilecek bir reaksiyon olabileceğinin söylenmesi ile alerjik insan için köpekle birlikte yaşamak bazı kurallar gerektirir. Kurallara uyulması koşulu ile de bu birliktelik gayet mümkündür. En büyük avantaj şüphesiz köpeklerin ortak yaşamın kurallarına uyum sağlama şahaneliklerindedir. Şimdi size köpek alerjisine rağmen köpeklerle yaşayabilme sırları vereceğim:

  • Pek çok doktor mücadelenize destek vermektense önden reddetmeyi uygun görür, bu nedenle hayvansever bir doktorunuz olduğuna emin olun, doktorunuzun önerdiği tedaviyi düzenli, eksiksiz ve zamanında uygulayın,
  • Köpeğinize ortak yaşam kurallarınızı öğretin, bunları örneklemek gerekirse; dışarıdan geldiğinde ayaklarının yıkanıp temizlenmeden eve giremeyeceğini öğrenmesi gerekir (ıslak mendil ve/veya havlu ile silmek yeterli değildir), yatağınıza, koltuğunuza izin almadan çıkmaması, sizi mümkün mertebe yalamaması (unutmayın salyasından kaçınmalısınız), mutfağınıza girmemesi..vb. gibi kurallarınız olmalı ve taviz vermeden bu kuralları uygulamalısınız,
  • Çamaşırlarınız için kurutma makinesi kullanın, çamaşır kurutma makinesi giysilerinizin üzerinde yıkamadan sonra kalan tüm tüy ve tozları toplayacaktır, diğerleri için vakum torbası ve tüy toplama yapışkan rulolarından yararlanabilirsiniz,
  • Toz torbasız ve hepa filtreli bir süpürgeniz olsun, hava temizleyiciniz de olursa daha da güzel olur, kullandığınız aletlerin filtrelerini düzenli temizleyin ve değiştirin,
  • Yatağınızın nevresim takımlarını haftada 1 defa temizleri ile değiştirin,
  • Marketlerden çok uygun fiyata alabileceğiniz ucuna mendil gibi bir mikrofiber pet takılan ve tüm tüyleri toplayan aparatlardan edinin, ne kadar hayat kurtarıcı olduğunu göreceksiniz. Haftada 1 defa tüm evinizi temizleyip, gün aşırı bu aparatla bütün evdeki tüyleri pratik bir biçimde yorulmadan toparlayabilirsiniz,
  • Evinizde mümkün olduğu kadar az halı bulundurun. Halı ve koltuklarınızı dönemsel olarak vakumlu olarak yıkatın,
  • Köpeğinizin bakımını düzenli yapın ve köpeğinizi gücünüzün yettiği en sağlıklı mama ile besleyin, düzenli tarayın ve nemli bezle silin, ağız bakımını düzenli yapın,
  • Ellerinizi ve yüzünüzü daha sık yıkayın.

Tüm bahsettiklerim kulağa dolu dolu geliyor olsa da yaşam biçimi haline getirdiğinizde asla ağır gelmiyor. Kaldı ki ucunda dünyanın en temiz sevgisi var. Son derece sevimli olan ve ailenin bir parçası haline gelen köpeğimize karşı alerji geliştirdiğimizde büyük bir sorunla karşı karşıya kalırız. Maalesef ki birçok kişinin bu noktada işin kolayına kaçıp alerjenin kaynağını, yani köpeklerini hayatlarından çıkarmayı tercih ettiklerine üzülerek şahitlik ediyorum. Aslında konu sadece kendimiz olsa çabalamak daha da kolay belki ama annemiz, evladımız gözümüzün önünde mücadele ederken karar vermek, hareket etmek çok daha zor olabiliyor, bunu anlıyorum. Ama yine de ailenizden bir bireye alerji geliştirdiğinizi düşünelim, onu evden atar mıydınız? Üstelik bu astım hastası olup yıllarca sigara içen pek çok kişinin kendine verdiği zarardan çok daha masumken ve kuralları düzenli uyguladığınızda diğer tüm alerji ve köpek sahipleri gibi sağlıkla yaşayabilir olabileceğinizi bile bile.

Hem alerji, hem köpekle ve üstelik sağlıklı yaşamak? Evet mümkün! Tecrübe ile sabittir.

 

Duygu Er

 

Galata Köprüsü’nde Sırbistan’da sınır dışı edilecek işçilerle dayanışma eylemi

İşçi Temsilcileri Konseyi (İTK), Emeğin Gücü Derneği ve Karayolları Emekçileri Sendikası (KATAŞSEN) Asfa-Enka-Soha firmaları tarafından Sırbistan‘da çalıştırılan ve ödenmeden sınır dışı edilmek üzere olan işçilerle dayanışmada bulunmak için Galata Köprüsü‘nde pankart açtı.

Eylemde panakrtı açan Gamze Nihal İyidoğan ve Baran Kırgın gözaltına alındı. İşçiler Sırbistan Konsolosluğu önünde basın açıklaması yapacaklarını duyurmuş, fakat polis Valiliğin eylem yasağı kararı aldığını belirterek Konsolosluğun çevresini ablukaya almıştı.

Galata Köprüsü’nde “Asfa Group& Enka & Soha’da Hak Gaspına Son” yazılı pankart açan işçiler “İşçiler sizin köleniz değil”, “Ücret haktır gasp edilemez”, ve “İnşaat işçisi köle değildir” sloganları attı.

‘İşçiler kaçak çalıştırılıyor’

Mücadele Birliği’nde yer alan habere göre açıklama yapan Baran Kırgın “İşçiler Asfa Group, Enka ve Soha firmaları tarafından Sırbistan’da askeri lojman inşaatında işçiler oturma ve çalşma izni almadan çalıştırılıyor ve pasaport süreleri dolunca da kaçak duruma düşüyor” dedi.

Üç ay çalışan 27 işçinin ücretleri ödenmeden sınır dışı edildiğini belirten Baran Kırgın, 20 kadar işçinin de 3 ay çalıştırıldıktan sonra ücretleri ödenmeden aç susuz bırakıldıklarını ve sınır dışı edilmek üzere olduğunu söyledi.

‘Konsolosluk ‘Bir şey yapamayız’ diyor’

Açıklamada, İşçilerin ve Emeğin Gücü Derneği’nin Sırbistan Konsolosluğu‘na durumu bildirmesine rağmen bir şey yapamayacaklarını söyleyerek işçilerin aç susuz bırakıldığını şirketlerin korunduğunu belirtildi.

İşçilerin mağduriyetinin giderilmesi için Cuma günü Sırbistan Konsolosluğu önünde basın açıklaması yaptıklarını ve işçilerin sesini duyurmaya çalıştıklarını belirten Kırgın, bugün yapılacak eylemin ise Kaymakamlık tarafından yasaklanarak konsolosluğun abluka altına alındığını söyledi.

İşçilerin aç susuz bırakıldığını belirten Kırgın “Arkadaşlarımızın başına gelecek her şeyden eylem yasağı koyan İçişleri Bakanlığı, Valilik, Kaymakamlık sorumludur.Sizin yasaklarınızı tanımıyoruz. İşçilerin hakları gasp edilirken bizi susturamazsınız, daima alanlarda sokaklarda olmaktan haklarımızı aramaya devam edeceğiz. İnşaat işçileri sizin istediğiniz gibi hırpalayacağınız, haklarını gasp edip sokağa atacağınız köleleriniz değil. Bize dayattığınız bu zulmü hak gaspını kabul etmiyoruz” dedi.

‘Devletler sermayeyi koruyor’

Gamze Nihal İyidoğan ise “İşçiler orada hakları gasp edilerek aç susuz bırakılırken ne Sırbistan Konsolosluğu ne de Türk konsolosluğu işçilerin durumuyla ilgilenmiyor. Çünkü Sırbistan devleti de Türk devleti de işçilerin haklarını değil onları sömüren sermaye sahiplerini koruyor” dedi.

İyidoğan, işçilerin sermayenin ve onu koruyan devletlere karşı haklarını korumak ve alabilmek için Sırbistan’da ve Türkiye’de birlikte mücadele ettiğini belirtti.

İstanbul’da ve Sırbistan’da gözaltı

Konuşmalar ve sloganlarla 25 dakika eylemi sürdüren Gamze Nihal İyidoğan ve Baran Kırgın gözaltına alındı. İşçilerin gözaltına alınmasına çevredekiler yuhalayarak tepki gösterdi.

Bu sırada Sırbistan’da bulunan inşaat işçileri de sorunlarının çözümü için işyerleri önünde eylem yapmak istedi ve gözaltına alındı. Gözaltına alınan İyidoğan ve Kırgın Sirkeci’deki Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

 

Keşan’da at arabasını getirene ücretsiz elektrikli triportör

Edirne‘nin Keşan ilçesinde başlatılan ‘At arabaları dönüşüyor’ projesi kapsamında bugün düzenlenen törenle at arabalarını teslim eden 104 kişiye ücretsiz elektrikli triportör dağıtıldı.

Proje, Keşan Belediyesi tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘ndan alınan 1 milyon 600 bin liralık hibe desteğiyle hayata geçirildi.

‘Bu proje Türkiye’ye örnek olacak’

DHA‘nın haberine göre, Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, bu proje sayesinde yük taşımacılığında kullanılan at arabalarının ilk defa teslim alınarak yerine ücretsiz bir şekilde elektrikli triportör verildiğini kaydetti. Helvacıoğlu, projenin Türkiye’ye örnek olacağını belirterek şunları söyledi:

Bu projeyle 104 at arabasının dönüşümü sağlanıyor. 104 at arabacısı dernekleşerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile belediyemizin destekleriyle triportörlerle değişime geçiyor. Atlar artık yükten kurtuluyor. Çevreci ve istihdam destekli bir projeyle atların yük taşımasını engelliyoruz. Bu proje, Türkiye’ye örnek olacaktır. Teslim alınan atlar, köylerdeki çiftçilere ve ihtiyacı olan Roman derneklerine dağıtılacak. Atların bakımını da teslim ettiğimiz kişiler yapacak. Şu an ki gibi yük ve eşya taşımacılığında kullanılmayacaklar.”

Fotoğraf: DHA

‘Daha iyi işler yapacağız’

At arabacıları da başlatılan bu yeni projeden memnun olduklarını aktardı. At arabacısı Mustafa Padır triportörlerle daha iyi işler yapacaklarına inandıklarını söylerken, 40 yıldır at arabacılığı yapan Salih Kömür ise belediye başkanının kendilerine iş bulmakta yardımcı olacağını söyledi.

Birleşik Krallık ve Türkiye arasında Serbest Ticaret Anlaşması imzalandı

1 Ocak tarihinden itibaren Avrupa Birliği (AB) üyeliğinden çıkacak olan ve AB üyesiyken taraf olduğu ticaret anlaşmalarını, AB’den bağımsız bir devlet olarak yenileyen Birleşik Krallık, Türkiye ile Serbest Ticaret Anlaşması imzaladı.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, anlaşmaya ilişkin “Bugün, Türkiye-Birleşik Krallık ilişkileri bakımından önemli ve tarihi bir günü yaşıyoruz.” dedi.

‘Ticaretimiz daha da gelişecek’

Bakan Ruhsar Pekcan, yapılan bu anlaşmanın önümüzdeki dönemde Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ticaretin gelişiminin en büyük teminatı olacağını belirterek şunları söyledi:

STA ile Birleşik Krallık ile aramızdaki ticaret yapısıyla ilgili bir belirsizlik kalmayacak. Ticaretimiz inanıyorum daha da gelişecek. Gümrük Birliği’nin 25 yılda getirdiği kazanımları korurken, ilişkilerimizi daha da derinleştirme yönünde ilk adımı atıyoruz. Bugün iş insanlarımızın beklentilerini karşılamanın ve onlara verdiğimiz sözü yerine getirmenin memnuniyetini yaşıyoruz. İş insanlarımız gönül rahatlığıyla bizim için her açıdan kritik bir pazar olan İngiltere ile ticaretlerini sürdürebilirler.”

1 Ocak tarihinden itibaren geçerli

Pekcan, anlaşmanın tüm sanayi ve tarım ürünlerini içerdiğini vurguladı ve 1 Ocak itibariyle devreye gireceğini kaydetti:

Anlaşma 1 Ocak 2021 tarihinde devreye girecek ve hiçbir süre kaybımız olmayacak. Anlaşma olmasaydı, Birleşik Krallık’a yaptığımız ihracatın yaklaşık yüzde 75’i vergi yüküyle karşı karşıya kalacak, yaklaşık 2,4 milyar dolara varan bir zararımız olacaktı. Bu risk an itibarıyla ortadan kalkmıştır.”

30 yıldır nesli tükendiği düşünülen kurbağa türü yerli halk sayesinde yeniden keşfedildi

Yeni yapılan bir çalışmayla 1991 yılından bu yana kayıp olan yıldızlı gece alacalı kurbağası (Atelopus aryescue) yeniden keşfedildi. Keşif, Kolombiya’da yer alan Sierra Nevada de Santa Marta’da yaşayan yerli Arhuaco halkı sayesinde yapıldı.

Böylece koruma çalışmaları ile yerli inançların el ele şekilde yürütülmesi gerektiği bir kez daha kanıtlanmış oldu.

İklim değişikliği ve patojen mantar etkisi

Harlequin kurbağaları, Kosta Rika‘dan Panama‘ya zıplayan oldukça başarılı bir tür grubuydu. İklim değişikliği ve patojenik mantarlar, türleri büyük ölçüde yok olmaya itti.

Şu ana kadar bu kara kurbağalarının bilinen tek popülasyonlarının Kosta Rika Quepos’de ve Batı Panama’nın birkaç bölgesinde olduğu tahmin ediliyordu. Bu ailenin siyah-beyaz benekli bir yesi olan gece alacalı kurbağasının ise soyu tükenmiş olarak kabul edilmişti.

Yerel bilgisi

Küresel Yaban Hayatı Koruma’dan (GWC) Kolombiyalı koruma görevlisi Lina Valencia “Latin Amerika’da bu yüksek rakımlardaki alacalı kurbağalar, ölümcül bir mantar patojeni sonucu son otuz yılda büyük ölçüde yok olmuşken, yıldızlı gece alacalı kurbağasının bu eğilimi alt ettiği ortaya çıktı” dedi.

Fotoğraf: Sierra Nevada de Santa Marta

ZME Science’ta yer alan habere göre Valencia açıklamasında “Arhuaco halkına, kendileriyle çalışma fırsatını bize verdikleri için çok minnettarız” ifadelerini kullandı.

Türün yeniden keşfi GWC’nin alacalı kurbağayı korumayı amaçlayan Kolombiyalı ortağı Fundación Atelopus ile yerli Arhuaco halkı arasında yapılan iş birliği sonucunda gerçekleşti. Bu kurbağa yerli halk arasında “gouna” olarak biliniyor.

‘Su dünyasının koruyucuları’

30 yıl boyunca türe ait bir bireyin bulunamamasının en büyük sebebi araştırmacıların yaşam alanlarına ulaşımının olmamasıydı. Ancak bütün bu zaman boyunca Arhuaco halkı amfibi ile uyum içerisinde yaşayarak vahşi yaşamı ve yerel yaşam alanlarını korudu.

Sogrome topluluğunun bir üyesi ve Francisco José de Cladas Bölge Üniversitesi‘nde biyoloji öğrencisi olan Kaneymaku Suarez Chaparro, Arhuaco halkının Sierra Nevada de Santa Marta’yı “kutsal” bir yer ve yıldızlı gece alacalı kurbağasını “su dünyasının koruyucuları ve bereket sembolü” olarak gördüğünü belirtiyor.

Denge içerisinde yaşam

Ekin ekme veya manevi törenler yapma gibi eylemlerin ne zaman yapılacağına dair bir gösterge görevi gören kurbağa, Arhuaco kültürünü binlerce yıldır şekillendirdi.

Chaparro açıklamasında “Kaynaklarımızı yönetmeyi ve evimizi korumayı sürdürdük. Bu da toprak ana ve buradaki tüm yaşam ile denge içerisinde yaşadığımız anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Arhuaco halkı

İş birliğinin önemi

Fundación Atelopus ile dört yıl süren iş birliğinden sonra GWC tarafından finanse edile bir keşif gezisinde kutsal kurbağa türüne ait 30 birey tespit edildi ve fotoğraflandı.

Fundación Atelopus Başkan Yardımcısı ve biyolog José Luis “Yıldızlı gece alacalı kurbağası ve Sogrome topluluğunun onunla olan ilişkisinin hikayesine dahil olmak inanılmaz bir onur” ifadelerini kullandı.

Çalışmanın en büyük katkılarından birinin koruma çalışmalarında yerel bilgiyle yapılan işbirliğinin önemini göstermesi olduğunu belirten araştırmacılar projenin devamında kurbağaların nesillerinin korunması için araştırmalarını sürdürecek.

 

Hırvatistan’da 6.4 büyüklüğünde deprem

Hırvatistan‘da yerel saatle 12.20’de 6,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem geniş bir alanda hissedildi

Avrupa Akdeniz Sismoloji Merkezinden (EMSC) yapılan açıklamaya göre, merkez üssü başken Zagreb yakınlarındaki Petrinja şehri olan depremde can kaybı, yaralı konusunda henüz resmi bir açıklama yok. 

Deprem sonrası Petrinja Belediye Başkanı Darinko Dumbovic, ülke genelindeki itfaiye ekiplerine yardım çağrısında bulundu.

‘Çok sayıda bina yıkıldı, enkaz altında kalanlar var’

Yerel medyadaki haberlerde, kentte çok sayıda binanın yıkıldığı, enkaz altında yaralıların olduğu belirtildi. Petrinja’daki bir binanın enkazından baba ve oğlunun yaralı halde çıkartıldığına işaret edilen haberlerde, yaralıların hastaneye sevk edildiği bilgisine yer verildi.

 

Hükümetten yapılan açıklamada, ülke genelindeki yardım ekiplerinin Petrinja’ya yönlendirildiği belirtilirken, başkent Zagreb’de de hissedilen deprem sonrası şehre giriş ve çıkışlarda yoğunluk yaşandığı ve telefon hatlarının kesildiği bildirildi.

Komşu ülkelerde de hissedildi

Deprem, bölge ülkeleri Bosna Hersek, Sırbistan ve Slovenya‘da da hissedildi. Depremin ardından 4 ve 3 büyüklüğünde artçı sarsıntıların yaşandığı ifade edildi. 

SON DAKİKA HABERİ: Hırvatistan'da 6,4 büyüklüğünde deprem

 Petrinja’da dün de art arda 5 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmiş, bu depremler binalarda hasara yol açmıştı.

Temiz Hava Hakkı Platformu: Hava kirliliği koronavirüsün şiddetini arttırıyor

Sağlık ve çevre alanında faaliyet gösteren 16 kurumun oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu, hava kirliliğin sağlık sorunlarını ciddi boyutlara taşıdığına dikkat çekerek koronavirüsün şiddetini ve ölüm riskini arttırdığını söyledi.

Konuyla ilgili uzmanların da görüşlerini alan platform, 10 maddelik bir çözüm önerisi sundu.

‘Hava kirliliği koronavirüsün şiddetini arttırıyor’

Temiz Hava Hakkı Platformu Türk Tabipleri Birliği Temsilcisi Prof. Dr. Nilay Etiler hava kirliliğinin koronavirüsün şiddetini arttırdığını belirterek şunları söyledi:

Hava kirliliği, kronik solunum yolu hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, felç ve özellikle akciğer kanseri gibi COVID-19’un şiddetini ve ölüm riskini artıran önemli bir risk faktörü. Havası kirli olan bir yerde yaşamak COVID-19 virüsünün yol açtığı hastalıklar gibi solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlıyor. Bu nedenle pandemi ile mücadele edebilmek için hava kirliliğinin azaltılmasını sağlayacak önlemlerin de alınması gerek.”

Türkiye’de hava kirliliği oranı çok yüksek

Temiz Hava Hakkı Platformu Türk Tabipleri Birliği Temsilcisi Doç. Dr. Gamze Varol, Türkiye’deki hava kirliliğine dikkat çekip şunları belirtti:

Geçmişte hava kirliliğine maruz kalmış olmak, insanları COVID-19’a karşı daha savunmasız hale getiriyor ve ölüm oranlarını yükseltiyor. Platformun verilerine göre 2019 yılında Türkiye’de yeterli hava kalitesi verisi (PM10) elde edilebilen 51 ilin yüzde 98’inde, Dünya Sağlık Örgütü ’nün (DSÖ) sınır değerlerinin üzerinde kirli hava solundu. Son dört yıl boyunca düzenli olarak yüksek derecede kirli hava soluyan Iğdır, Düzce, Manisa, Bursa, Kahramanmaraş ve Afyon’da hava kirliliği sorunu çözülemeyen kronik bir sorun haline gelmiştir.

Türkiye’de hava kirliliği DSÖ kılavuz değerine indirilseydi, 2019 yılında tüm ölümlerin yüzde 7,9’u (31 bin 476 ölüm) ve 2018 yılındaki tüm ölümlerin yüzde 12,13’ü (45 bin 398 ölüm) önlenebilirdi. Türkiye’de 2017 yılından beri her yıl hava kirliliği trafik kazalarının altı katından fazla ölüme sebep oluyor. Kara Rapor 2020’nin il bazındaki rakamları da bunu ortaya koyuyor: İstanbul, kirli havaya maruz kalan kişi sayısının çok olmasından dolayı, 2017’den beri hava kirliliğine bağlı ölüm sayısının (3 bin 761) en yüksek olduğu il. İstanbul’u İzmir (2 bin 75) ve Manisa (bin 680) takip ediyor.”

Öte yandan Zonguldak, Kütahya, Afşin, Çanakkale, Manisa, Sivas ve İzmir gibi hava kirliliğine sebep olan kömürlü termik santral ve madenlerin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan insanlar kronik solunum hastalıklarına daha fazla yakalanıyor.

Kahramanmaraş ve Iğdır ölüm sebepleri arasında hava kirliliğinin en yüksek olduğu iller arasında.

’32 bin erken ölüme neden olacak’

Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Temsilcisi İbrahim Yalçın, mevcut santrallerle birlikte yapılması planlanan santrallerin de hayata geçmesi halinde önümüzdeki 30 yılda toplam 32 bin erken ölümün yaşanacağını söyledi:

Son dört yıldır hava kirliliği riskli derecede yüksek olan Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, iyileştirme yapıldığı söylenerek Afşin-Elbistan A Kömürlü Termik Santrali’nin tekrar çalışmasına izin verildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çevre mevzuatına uyabilmesi için yatırımları yapmamış olan santrallerin çalışmasına izin vermemeli. Daha da önemlisi, Afşin’de çalışmakta olan iki kömürlü termik santraline ek olarak altı yeni santralin daha inşa edilmesi planlanıyor. Yapılan bilimsel çalışmalara  göre, mevcut santrallerle birlikte yapılması planlanan santraller önümüzdeki 30 yıl boyunca toplamda 32 bin erken ölüme neden olacak.”

Hava kirliliğine karşı 10 madde

Temiz Hava Hakkı Platformu, Türkiye’deki tüm kurum ve kuruluşlara hava kirliliğini azaltacak önlemler alınması için iş birliği çağrısında bulundu ve 2021 yılında temiz hava solumak için 10 maddelik bir çözüm önerisi açıkladı. Platform’un yol haritası şöyle:

  • Ölçüm: Hava kalitesi ölçüm istasyonlarının veri kalitesi artırılmalı  ve hava kalitesi konusunda şeffaf ve güvenilir veri paylaşımı yapılmalı.
  • Sınır değer: Kanserojen ince partikül madde (PM2.5) ile ilgili Dünya Sağlık Örgütü’nün kılavuz değerleri ile uyumlu olan ulusal sınır değerleri içeren mevzuat düzenlemeleri yapılmalı.
  • Eylem planı: Tüm iller için hava kirliliği kaynaklarını ve azaltılması için bağlayıcı tedbirleri açıklayan Temiz Hava Eylem Planları hazırlanarak acilen uygulanmalı.
  • Şeffaf veri: Hava kirliliğinin sağlık etkilerini ve Türkiye’de her ildeki tahmini erken ölüm sayısını ortaya koyabilecek tüm veri kaynakları kamuoyuna açıklanmalı.
  • Sağlık etkisi: Yapılması planlanan sanayi tesislerinin izin süreçlerinde sağlık etki değerlendirmesi (SED) yapılmalı.
  • İzin süreçleri: Çevre yatırımlarını tamamlamamış kömürlü termik santrallerin çalışmasına izin verilmemeli.
  • Teşvikler: Kömüre dayalı enerji üretimine verilen teşvikler sona erdirilerek, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi için verilen teşvikler artırılmalı.
  • Ulaşım: Kentlerde toplu taşıma ve bisikletli ulaşımı teşvik edilmeli, yeşil alanlar artırılmalı. Araçlardan kaynaklanan kirletici emisyonları azaltacak yasal değişiklikler yapılmalı.
  • Isınma: Evsel ısınma için kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar yerine alternatif kaynaklar yaygınlaştırılmalı.
  • Sağlıklı toparlanma: Salgın sonrası süreçte halk sağlığını merkeze koyan, adil bir geçiş sunan istihdam planları, krizlere dirençli ekonomik toparlanma paketleri oluşturulmalı.

Akademisyen Aylin Sözer evinde katledildi

İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Aylin Sözer, eski sevgilisi olduğu iddia edilen Kemal Delbe tarafından, boğazı kesilip yakılarak katledildi. 

Maltepe’da yaşayan Aylin Sözer’den haber alamayan kardeşleri, durumu polis ekiplerine bildirdi. Sözer’in yaşadığı eve giden polis ekipleri kapıyı çaldı fakat kimse açmadı.

Şüpheli Kemal Delbe’nin kapının önüne yığınak yaptığı belirlenince kapı çilingir yardımıyla açıldı. Delbe kendisini gözaltına almak isteyen polislere saldırdı ve üzerlerine yanıcı sıvı dökmek istedi. Çıkan arbedede bir polis memuru elinden yaralandı.

Üzerinden altın kolyeler çıktı

Şüphelinin yapılan üst aramasında üzerinde Sözer’e ait altınlar ve yanıcı sıvı bulundu. Polislerin bazıları dumandan etkilenirken şüpheli gözaltına alındı. Kemal Delbe gözaltına alındığı sırada çevredekiler linç girişiminde bulundu. 

Borç istemiş

Yapılan incelemelerde, Kemal Delbe’nin, Aylin Sözer’den borç para istemek üzere dün akşam saatlerinde Sözer’in evine gittiği öğrenildi. Evde yapılan olay yeri ve savcı incelemesinin ardından Aylin Sözer’in cenazesi Adli Tıp Kurumu‘na gönderilecek. 

Aylin Sözer’in uzmanlık alanı aile ve çocuk iletişimiydi.

Almanya’da eşinin ‘yasını tutan’ kuğu, tren seferlerini geciktirdi

Almanya‘da, yüksek hızlı tren hattında, rayların üzerine yatarak ‘yas tutan’ bir kuğu 23 tren seferinin yaklaşık 50 dakika rötar yapmasına neden oldu.

Olayla ilgili kurtarma ekipleri tarafından yapılan açıklamaya göre polis ve itfaiye ekipleri, yüksek hızlı demiryolu hattında ‘yas tuttuğu’ için tren seferlerinin gecikmesine neden olan kuğuya müdahale etti.

Fulda Nehri’ne bırakıldı

DHA’nın aktardığına göre kuğunun, diğer bir kuğunun rayların üzerindeki yüksek gerilim hattı kablolarına takılıp yaşamını yitirmesiyle Kassel-Göttingen güzergahında rayların üzerine tünediği ifade edildi.

Yerel medyada yer alan haberlere göre ise itfaiye ekiplerinin, hayatını kaybeden kuğuyu ve rayların üzerinde yas tutan kuğuyu bulunduğu yerden çıkarmak için özel ekipman kullandığı belirtilerek, kuğunun Fulda Nehri‘ne serbest bırakıldığı ifade edildi.

Hamza Yerlikaya’nın sahte diploma haberlerine erişim engeli

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı, Vakıfbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, eski AKP Milletvekili Hamza Yerlikaya‘nın lise diplomasının sahte olduğuna ilişkin haberlere erişim engeli getirildi. Yerlikaya’nın diplomasının sahte olduğu mahkeme kararıyla tespit edilmişti.

Erişim engeli kararını Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliği, ‘kişilik hakları ihlali’ gerekçesiyle aldı.

Bianet‘in aktardığına göre, EngelliWeb hesabı, 125 URL’nin engellendiğini, engellenen içerikler arasında çok sayıda haber sitesinin haberlerinin yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Engin Özkoç ve gazeteci Can Dündar’ın attıkları tweet’lerin de olduğunu duyurdu.

Özkoç kaldırılan videoyu yine paylaştı

CHP’li Özkoç, Twitter hesabından Hamza Yerlikaya’nın lise diplomasının sahte olduğuna ilişkin açıklamasının mahkeme kararıyla engellendiğini belirterek açıklamasını tekrar paylaştı ve “Bunu paylaşarak herkesi haberdar edin” dedi.

Özkoç açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Hamza Yerlikaya, sen İmrahor Meslek Lisesi adına düzenlenmiş diplomayı alıp, Gazi Üniversitesi Spor Okulu’na kayıt yaptırdın mı? Yaptırdın. Bundan dolayı mahkemeye verildin mi? Verildin. Suçlu bulundun mu? Suçlu bulundun.

Şimdi sen, sahtekarlıktan suçlu bulunan bir kişi olarak, nasıl oluyor da milletvekili seçilebiliyorsun? Nasıl oluyor da Cumhurbaşkanı Danışmanı olabiliyorsun? Nasıl oluyor da VakıfBank Yönetim Kurulu üyeliğine atanıp milyonlarca lira para alabiliyorsun? Nasıl oluyor da hala bakan yardımcısı görevini sürdürebiliyorsun?

Senin ondan sonra ne yaptığın beni hiç ilgilendirmez. Bu iktidar, sahtekarları bakan yardımcısı, hırsızları büyükelçi yapıyor. Biz bununla mücadele ediyoruz. Bu ülkenin temiz, liyakat sahibi evlatları hak ettikleri makamlara gelsin diye uğraşıyoruz. Sende kızaracak yüz varsa bir an önce istifa edersin.”

Dündar: Duyuralım o zaman

Gazeteci Can Dündar da “Hamza Yerlikaya ‘sahte lise diploması’ ile ilgili haberlerin duyulmamasını mı istiyormuş? E duyuralım o zaman…” diyerek gazeteci Çiğdem Toker’in tweet’ini alıntıladı.

Ne olmuştu?

Hamza Yerlikaya hakkında lise diploması sahte olduğu gerekçesiyle “Resmi evrakta sahtecilik” suçlamasıyla 1999’da açılan davada Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi 2001 yılında Yerlikaya’nın sahte diplomayı bilerek kullandığına karar vermişti:

“Mevcut delil durumuna göre ancak sanığın sahte olan diplomayı bilerek kullandığı söylenebilir.”

Kararda ayrıca şu ifadeler yer aldı:

“Sanığın kullandığı diploma sahte olup, bu sahteliği yapanlarla dayanışma içine girdiğine, bu suça katıldığına dair herhangi bir delil yoktur.”

Yerlikaya’nın sahte lise diplomasını üniversite kaydı sırasında bilerek kullandığının mahkeme kararıyla tespit edildiğinin ortaya çıkması üstüne AKP’li vekiller Meclis’te Yerlikaya’yı savunmuştu.