Ana Sayfa Blog Sayfa 1705

Akkuyu’daki patlamadan etkilenen site sakinleri suç duyurusunda bulundu

Mersin‘in Gülnar İlçesi Büyükeceli Mahallesi’nde, yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali‘nde yaşanan patlamanın ardından evleri zarar gören site sakinleri suç duyurusunda bulundu.

Salı günü meydana gelen ve Kandilli Rasathanesi’nde yapılan ölçümlerde  1.2 büyüklüğünde deprem olarak kayıtlara geçen patlamanın etkisiyle mahalledeki birçok ev zarar görmüştü.

Cevapsız sorular

Mersin Valiliği ve Akkuyu Nükleer A.Ş.‘den yapılan açıklamalarda ise ‘patlamanın planlı bir şekilde yapıldığı’ ve ‘gerçekleşen zararın karşılanacağı’ belirtilmişti.

Ancak patlamanın nükleer santral inşaatında nasıl bir zarara ve tehlikeye yol açtığı, işçilerin sağlık durumu veya  patlamanın sorumlusunun kim olduğu gibi bilgiler kamuoyuyla paylaşılmadı.

‘Suç duyurusunda bulunduk’

İnşaatın devam ettiği bölgenin yakınında bulunan 86 daireli Tanya Sitesi ise saat 17.00 sıralarında meydana gelen patlatmalarla sarsıldı, sitede bulunan pek çok dairenin camları kırıldı, çatılarda ve kapılarda hasar meydana geldi.

ANKA’ya konuşan site yöneticisi Figen Dursun Uzel ise, patlama sırasında cam kenarında yatmakta olan bir vatandaşın üzerindeki yorgan sayesinde sıçrayan cam parçalarından kurtulabildiğini belirtti. Uzel, buna sebep olanların en kısa sürede tespit edilmesi için suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

‘Zarar gören sadece evler değil’

Uzel açıklamasında “Şuursuzca ve insan hayatına değer vermeksizin patlayan dinamitler sonucu tüm mahalle zarar görmüş, evlerin cam ve kapıları patlamıştır. Ambulans sesleri zarar görenin sadece evler olmadığını ortaya koymaktadır” dedi. 

Büyükeceli sakinleri, patlamanın ardından bölgeye jandarma ve sağlık ekiplerinin sevk edildiğini, ambulansların inşaat alanına girdiğini söyledi. Patlamanın ardından işçilerin sağlık durumları ile ilgili bilgiye ise henüz ulaşılamadı.

Akkuyu patlama sonrası açıklama! Akkuyu Nükleer Santrali bölgesinde patlama  mı oldu? - Takvim

‘Plansız olsa ne olcaktı?’

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır patlamaya ilişkin yapılan açıklamaları eleştirerek “Mersin Valisi planlı patlatmaların olduğunu söylüyor. Plansız bir patlatma olsaydı bölge ve bölgede yaşayan halk ne durumda olurdu, merak konusudur. Bu hesaplamalardan ve ciddiyetten uzak patlamalar ne yazık ki bu soğuk kış gününde bölgede yaşayan halkın evlerinde camsız oturmalarına sebebiyet vermiştir” ifadelerini kullanmıştı.

TBMM’ye bir soru önergesi de veren Başarır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez‘e şunları sordu:

Temel atma sırasında beton zeminde defalarca çatlakların oluştuğu düşünüldüğünde ve yaşanan bu olaydan sonra Akkuyu Nükleer Santrali’nin yapımı neden bu denli sorumsuzca ve ciddiyetten uzaktır? Yapılan patlatmalar mademki planlıysa, patlatmaların çevreye vereceği zarar neden hesaplanmamıştır? Patlatmaların şiddetini tespit eden kişi ya da kişiler bu konuda liyakat sahibi kişiler midir?

İtalya’da 70 tonluk balina kıyıya vurdu

İtalya’nın Sorrento limanında dev bir balina kıyıya vurdu. Henüz bilinmeyen bir sebepten dolayı kıyıya vuran balinanın ağırlığını 70 ton, uzunluğunun ise 23.5 metre olduğu ifade edildi.

Hayatını kaybeden balina bölgede devriye yapan İtalyan Sahil Güvenlik ekipleri tarafından fark edildi.

Ölüm nedeni viral hastalık olabilir

DHA’nın aktardığına göre İtalyan Sahil Güvenlik gemisi kaptanı konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Devriye sırasında parlayan bir şey fark ettik. Ölü bir balina olduğunu tespit ettik. Oldukça ağır ve büyük” ifadelerine yer verdi.

Yetkililer, kıyıya vuran balinanın arama kurtarma ekibi ile birlikte Napoli kentine taşındığını belirtti. Napoli kentinde incelemeye alınacak dev balinanın ölüm nedeninin viral bir hastalık olabileceğinden şüphelendikleri ifade edildi.

Roots & Shoots Türkiye’ye geliyor

Britanyalı  primatolog, etolog ve antropolog Jane Goodall tarafından 1991 yılında kurulan Roots & Shoots yakında Türkiye’de faaliyete başlıyor. 

Çocukların ve gençlerin çevre, hayvanlar ve insanlar için çalışarak içinde bulundukları topluluklara ilham vermelerini ve değişime öncülük etmelerini destekleyen grup, şimdiye dek 50 ülkede 10 bin proje grubunda 700 bin kişiye ulaşmış. 

Roots & Shoots kendini şu ifadelerle tanımlıyor: Çocuklara ve gençlere meraklarının peşinden gidebilecekleri, birlikte harekete geçebilecekleri ve gezegenimizin ihtiyacı olan değişimi oluşturabilecekleri alanlar sağlar. Onların güçlerini ve cesaretlerini destekler; yerel, ulusal ve küresel ölçekte çalışmalar yürütülmesini teşvik eder. Sadece insanlarla değil, çevreyle huzur içinde yaşamayı hedefleyen çalışmaların yanında yer alır.

 

İnternet sitelerinde ‘Ufkumuz ve Görevlerimiz’ başlığı altında ise şu ifadeler yer alıyor: 

“Yaşama, tüm çeşitliliğiyle ev sahipliği yapan bir gezegen düşlüyoruz.

Gezegenimizdeki yaşam ve çeşitliliğin devam etmesi için; canlıları, çevremizi, kültürel çeşitliliği ve doğanın işleyişini anlamanın ve yaşamlarımızı buna göre dönüştürmenin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bu doğrultudaki itici gücün çocuk ve gençler olduğuna inanıyoruz. Roots & Shoots Türkiye olarak görevlerimiz:

  • yaşadığımız krizler çağında sorunları fark eden ve bu konularda pozitif değişim yaratmak isteyen çocuk ve gençlere destek olmak,
  • çocuk ve gençlerin farklı disiplinlerden insanlarla buluşabileceği, gerekli becerileri edinebileceği ve projeler geliştirebileceği alanlar yaratmak,
  • Türkiyeli çocuk ve gençlerin, gezegenin diğer ülkelerindeki çocuk ve gençlerle etkileşim içinde olmalarını kolaylaştırmak,
  • bunları gerçekleştirirken nesillerarası diyaloğu kurmak.

Roots & Shoots Türkiye’ye İnstagram ve Facebook‘tan “rootsandshootstr” adresinden ulaşabilirsiniz.

Jane Goodall

Primatolog, etolog ve antropolog Jane Goodall, tanınmış antropolog Louis Leakey‘in asistanı olarak, 1960’ta Tanzanya’da şempanzeler üzerinde çalışmaya gitti. Bilim çevreleri, üniversite eğitimi almamış genç bir kadının önemli bir saha araştırmasında yer almasından çok rahatsız olmuştu. Ancak Goodall, kendini akademik olarak geliştirmeyi ve Cambridge Üniversitesi’nden doktorasını almayı başardı. Şempanzelere numara yerine isim veren Goodall, bu canlılarla sandığımızdan daha çok ortak yönümüz olduğunu, onların da zekaları, duyguları, karakterleri ve sosyal ilişkileri olduğunu ortaya çıkardı. 

Çalışmalarından ötürü dünya çapında ödüllere layık görülen Goodall, 2004 yılında İngiliz Kraliyeti tarafından “Dame”ünvanıyla onurlandırıldı. Kendi adını taşıyan bir enstitü kuran Goodall’ın yaşamı ve çalışmaları birçok kitaba ve filme konu oldu. 

 

 

Portekiz kömürü terk ediyor: Son bir kömürlü termik santrali kaldı

Portekiz‘in önümüzdeki kasım ayında son termik santrali Pegon‘u da kapatarak kömürü terk etmesi bekleniyor.

Ülkede kalan son iki kömürlü termik santralinden biri olan Sines Termik Santrali 14 Ocak’ta santral sahibi şirketin kararıyla kapatılmıştı. Santralin sahibi EDP Şirketi, kapanış tarihini 2023’ten 2021’e alarak ülkenin bugüne kadarki en büyük sera gazı azaltımını gerçekleştirmiş oldu.

EDP’den açıklama

EDP, konuyla ilgili yaptığı açıklamada kömürden çıkışını hızlandırmasının Avrupa Karbonsuzlaşma Hedefleri ve bununla birlikte Portekiz’in yenilenebilir enerjiyi merkeze alan ulusal enerji ve iklim planı ile ortaya çıkan enerji dönüşümü sürecinin doğal bir sonucu olduğunu söyledi.

Erken kapanışların ardında ise kömürlü termik santral işletme maliyetlerinin giderek artması, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji teknolojilerinin kömürden çok daha ucuz hale gelmesi var.

Portekiz; Belçika, Avusturya ve İsveç’in ardından kömürden elektrik üretimini terk eden dördüncü Avrupa ülkesi olacak.

Fransa’nın 2022 yılında, Slovakya’nın 2023 yılında, Birleşik Krallık’ın 2024 ve İtalya’nın 2025 yılında kömürden çıkışlarını tamamlamaları bekleniyor.

Türkiye gibi ülkelere umut veriyor

Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal) kampanyacısı Duygu Kutluay, Portekiz’in kömürden çıkma kararını verdikten sonra bunu iki sene içinde hayata geçirebilmesinin Türkiye gibi elektrik üretiminde kömür payına sahip ülkelere umut verdiğini dile getirdi:

Portekiz’in kömürden çıkma kararını verdikten sonra iki yıl gibi kısa bir sürede bunu hayata geçirebilmesi, Türkiye gibi elektrik üretiminde benzer kömür payına sahip ülkeler için umut veriyor. Portekiz’in nükleer enerji santrali kurmak gibi bir hedefi bulunmadığı gibi ülkenin yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyüme hızı doğrultusunda doğalgazın mevcut elektrik üretimindeki yüzde 26-27 civarındaki payının da 2030 yılına kadar sıfırlanması öngörülüyor. Avrupa’nın ileri gelen düşünce kuruluşlarından E3G’nin analizi, mevcut ekonomik faktörlerin
bu ülkelerde kömürden çıkışı hızlandırdığını ve ayrıca tüketicilerin elektrik fiyatlarını da düşüreceğini gösteriyor.”

‘Türkiye enerji dönüşümü rotasına girmeli’

Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ise Türkiye’nin hızlı, adil ve temiz bir enerji dönüşümü rotasına girmesi gerektiğine vurgu yaptı:

Avrupa Yeşil Mutabakatı, sadece Avrupa Birliği’nin değil AB’ye komşu ve aday ülkelerin de karbon emisyonunu azaltarak iddialı bir iklim eylemine geçmesi için dönüştürücü bir ortam sağlıyor. Türkiye, elektrik altyapısını yeni kömür santralleri inşa ederek kömürle kilitlemek yerine Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın yaratacağı ivmenin gücüyle hızlı, adil ve temiz bir enerji dönüşümü rotasına girmeli. Bu dönüşüm, hem ekonomi hem iklim hem de su erişimi ve temiz hava açısından faydalar sağlayacak.”

 

COVAX bir yılda 1.8 milyar doz koronavirüs aşısı dağıtacak

Dünya Sağlık Örgütü‘nün (DSÖ) girişimiyle, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin aşılara adil erişiminin sağlanmasını amaçlayan küresel işbirliği platformu COVAX, 2021 yılında bu ülkelere 1.8 milyon doz korona virüsü aşısı dağıtmayı hedeflediğini açıklandı. 

Aşıların, bu ülkelerde nüfusun yaklaşık yüzde 27’si için yeterli olması bekleniyor. DSÖ’ye bağlı çalışan COVAX’ın, kendi kendilerini finanse eden ülkelerden gelen talebi ise 2021’in ikinci yarısında karşılayacağı belirtildi.

ABD de katılıyor

Bu arada Joe Biden dönemiyle birlikte ABD’nin de COVAX’A katılacağı açıklandı. Selefi Donald Trump‘ın DSÖ’de ayrılma kararını tersine çeviren Biden’ın baş tıbbi danışmanı olarak atadığı Dr. Anthony Fauci, salgınla mücadeleye liderlik ettiği için DSÖ’ye teşekkür ederek, kuruma yeniden üye olmak istediklerini ve maddi yükümlülükleri yerine getirmeye hazır olduklarını bildirdi.

AYM’den Berberoğlu hakkında ikinci ihlal kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM), Enis Berberoğlu hakkında daha önce verilen ihlal kararının uygulanmadığı gerekçesiyle yapılan ikinci başvuruyu değerlendirdi. Yüksek Mahkeme, Berberoğlu’nun bireysel başvurusu için oybirliğiyle yeniden ihlal kararı verdi.

AYM, kararın, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine de hükmetti.

Daha önce AYM’nin yerindelik denetimi yapamayacağı gerekçesiyle kararı uygulamayan yerel mahkemenin, bu kez nasıl bir karar vereceği merakla bekleniyor. Mahkeme, yeniden yargılama yolunu açarsa, milletvekilliği düşürülen Berberoğlu’na, vekilliğinin yeniden kazandırılması da söz konusu olabilecek.

Ne olmuştu?

Anayasa Mahkemesi, Berberoğlu’nun hak ihlaline uğradığı gerekçesiyle yeniden yargılanması gerektiğine karar vermiş ancak yerel mahkeme kararı uygulamamıştı.  İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ardından İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da reddedilen karar sonrası Berberoğlu yeniden AYM’ye başvurmuştu.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, durdurulan MİT tırları görüntülerini Cumhuriyet gazetesine verdiği iddiasıyla yargılandığı davada “gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası alan ve milletvekilliği düşürülen Enis Berberoğlu’nun, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının oy birliğiyle ihlal edildiğine hükmetmişti.

 

Kaos GL: LGBTİ+’lara yönelik haberlerin yüzde 61’i nefret söylemi içeriyor

Kaos GL Derneği, 2020 Medya İzleme Raporu‘nu yayımladı. Raporda yazılı basında yer alan metinlerin sadece yüzde 39’u (1366) hak haberciliği kapsamında değerlendirilirken, yüzde 61’i (2093 metin) ise hak haberciliğinden uzak ayrımcı bir dil kullanıldığı belirtildi.

LGBTİ+’ların gazetelerde nasıl yer aldığının mercek altına alındığı araştırmayı Ali Özbaş yürütürken, raporu derneğin Medya ve İletişim Program Koordinatörü Yıldız Tar yazdı.

11 bölümden oluşan raporda 2020 yılında yazılı basında yayınlanan üç bin 476 metin incelendi. Bu metinlerin yüzde 54’ü ulusal medyada yer aldı. Yüzde 46’sı ise yerel medyada yer aldı.

Hak haberciliği kapsamında değerlendirilmeyen haberlerin yüzde 98’inde haber yoluyla cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli hak ihlaline yol açıldı. Haberler ayrımcı bir dille kuruldu ya da nefret söylemi ya da nefret suçu işlendi.

2028 içerikte ayrımcı dil

2020 yılında 2028 haber, söyleşi ve köşe yazısında LGBTİ+’lar ayrımcı bir dille temsil edildi. Bu oranda LGBTİ+’ları konu edinen bütün içeriklerin yüzde 58’ini oluşturdu.

1551 metinde LGBTİ+’lar ahlaksız olarak işaretlendi. Bu oranlar sapkınlık, hastalık ve günah olarak işaretlenme de ise şöyleydi:

  • Sapkınlık: 1529 metin, yüzde 44
  • Hastalık: 1297 metin, yüzde 37
  • Günah: 1437 metin, yüzde 41

‘LGBTİ+ karşıtlığı tesadüfi değil’

Raporda LGBTİ+ karşıtlığının tesadüfi olmadığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

Medyadaki LGBTİ+ karşıtlığı ve düşmanlığı, tesadüfi değil. Gerek bu raporda gerekse de diğer izleme faaliyetlerimizde belli dönemlerde kamu otoritelerinin, bakanların, Cumhurbaşkanı’nın ve üst düzey kamu görevlilerinin LGBTİ+’ları hedef alan açıklamalarına paralel bir şekilde medyada çok hızlı bir şekilde düşmanlaştırma politikalarının devreye sokulduğunu fark ediyoruz. LGBTİ+’ları düşmanlaştırmak için en çok kullanılan stratejiler arasında itibarsızlaştırma, LGBTİ+ örgütlerini ve LGBTİ+’ları “marjinal”, “toplum dışı unsurlar” olarak gösterme, LGBTİ+’ları gündeme göre “Batı kaynaklı” olarak işaretleyip LGBTİ+ olmanın kendisini dışsal bir meseleye dönüştürme, LGBTİ+’ları bir kutuplaştırma aracına dönüştürme eğilimleri öne çıkıyor. Medyada tekelleşme, sansür ve gazetecilerin tutuklanması, yargılanması gibi gerçeklerle birlikte düşünüldüğünde; LGBTİ+ karşıtlığını yayın politikasına dönüştürmüş bir blok ile karşı karşıyayız.”

‘Kısıtlı bir yayıncılık pratiği izleniyor’

Raporda LGBTİ+ haklarını ve eşitliğini gözeten mecraların LGBTİ+’ları yayın politikasının bir parçası yapmadığına da değinildi:

Buna karşılık, LGBTİ+ haklarını ve eşitliğini gözeten mecralarda ise LGBTİ+’lar yayın politikasının bir parçası değil. Gündem kendini dayattığında haberleştirme eğilimi kuvvetli. Deyim yerindeyse; LGBTİ+’ları karalama kampanyaları artık bir blok haline gelmiş LGBTİ+ karşıtı medya tarafından ortaya atıldığında buna karşı cılız sesler çıkartmanın ötesine geçemeyen bir “alternatif medya” gerçeği de önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Gündemi belirlemek, kendi gündemini yaratmak konularında LGBTİ+ haklarını gözeten mecralar yetersiz kalıyor. Çoğu durumda belirlenen gündem doğrultusunda anlık, sıcak haberler ve değerlendirme yazıları ile kısıtlı bir yayıncılık pratiği izleniyor. LGBTİ+ hareketinin gündemleri, çalışmaları çoğu zaman ancak hedef gösterildiklerinde “alternatif medyada” yer alabiliyor. Cumhuriyet, BirGün, Gazete Pencere, Evrensel ve Yeni Yaşam gazetelerinde yayınlanan LGBTİ+’larla ilgili haber, köşe yazısı ve söyleşilerin sayısı nefret kampanyaları kapsamında üretilen içeriğin sayısıyla kıyaslandığında arada sayısal bir uçurum olduğu gözlemleniyor. Buna rağmen adı sayılan yayın organları LGBTİ+’ların medyada olumlu temsili ve hak haberciliği konusunda öne çıkıyor.”

Yaygın medyada LGBTİ+ temsili

2020 yılında yaygın medyada LGBTİ+’larla ilgili 1882 haber, söyleşi ve köşe yazısı yayınlandı. Haberlerin herhangi bir hak ihlali içerip içermediğine bakılmaksızın LGBTİ+’lardan bahseden ilk 11 gazete şöyleydi:

  • Yeni Akit, 270 metin, yaklaşık yüzde 14,
  • Cumhuriyet, 140 metin, yaklaşık yüzde 7
  • BirGün, 129 metin, yaklaşık yüzde 7
  • Gazete Pencere, 105 metin, yaklaşık yüzde 6
  • Milli Gazete, 94 metin, yaklaşık yüzde 5
  • Hürriyet, 93 metin, yaklaşık yüzde 5
  • Evrensel, 78 metin, yaklaşık yüzde 4
  • Yeni Yaşam, 76 metin, yaklaşık yüzde 4
  • Doğru Haber, 73 metin, yaklaşık yüzde 4
  • Milat, 71 metin, yaklaşık yüzde 4
  • Aydınlık, 71 metin, yaklaşık yüzde 4

Yeni Akit, Mili Gazete, Doğru Haber, Milat ve Aydınlık gazeteleri sene boyunca LGBTİ+’larla ilgili sistematik karalama ve nefret kampanyası sürdürdü ve LGBTİ+ örgütlerini hedef haline getirdi.

Yerel basında LGBTİ+ temsili

LGBTİ+’larla ilgili haber ve köşe yazılarına en çok İstanbul’da bulunan yerel medya organları yer verdi. İstanbul’u Bursa ve Konya takip etti:

  • İstanbul, 147 metin, yaklaşık yüzde 9
  • Bursa, 121 metin, yaklaşık yüzde 8
  • Konya, 107 metin, yaklaşık yüzde 7
  • İzmir, 88 metin, yaklaşık yüzde 5
  • Trabzon, 62 metin, yaklaşık yüzde 4
  • Aydın, 58 metin, yaklaşık yüzde 4
  • Ankara, 51 metin, yaklaşık yüzde 3
  • Sakarya, 48 metin, yaklaşık yüzde 3

Bu haberlerin çoğunda LGBTİ+’ların olumsuz temsili görüldü.

Söyleşiler ve röportajlar az

LGBTİ+’larla ilgili söyleşiler ve röportajlar medyada çok az yer bulabildi.

LGBTİ+’lar gazetelerin politika-siyaset sayfalarında 346 haber ile yüzde 10 oranında yer aldı. Gazete eklerinde de 202 metin (yüzde 6) yer aldı. Haberlerin yüzde 6’sı dış haberler sayfalarında yayınlandı. Bu durum raporda şöyle ele alındı:

LGBTİ+’ların en çok güncel/gündem sayfalarında haber olması, gazetelerin LGBTİ+ haklarını olumlu ya da olumsuz fark etmeksizin güncel konularla ilintili olarak ele aldığını, kapsamlı bir habercilik pratiğinin gelişmediğini gösteriyor.”

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Cumhuriyetçi Senatör Cruz’un iklim anlaşması yorumu: Biden, Pitsburg yerine Paris vatandaşlarının görüşleriyle ilgileniyor

ABD’deki seçim sürecinde eski başkan Donald Trump‘ın en yakın müttefiklerinden biri olan ve Kongre baskınından sonra da seçim sonuçlarını sorgulayınca tepki çeken Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, Paris İklim Anlaşması‘na dair yorumuyla sosyal medyada alay konusu oldu.

Cruz’un, Trump’ın çekildiği ve yeni başkan Joe Biden‘ın görevdeki ilk gününde ABD’yi geri döndürdüğü Paris İklim Anlaşması’nın ‘Paris kentinin vatandaşlarıyla ilgili olduğunu’ zannettiği ortaya çıktı.

Cumhuriyetçi senatör Biden’ın anlaşmaya dönme kararını eleştirmek yaptığı Twitter paylaşımında, “Başkan Biden Paris İklim Anlaşması’na geri dönerek, Pittsburgh’daki vatandaşların işlerinden çok Paris vatandaşlarının görüşleriyle ilgilendiğini gösteriyor. Bu anlaşma iklimi etkilemek açısından çok az şey başaracak ve Amerikalıların geçim kaynaklarına zarar verecek” ifadelerini kullandı. 

Ocasio-Cortez: Cenevre Sözleşmeleri de Cenevre vatandaşları için mi?

Teksas senatörünün bu paylaşımına, Demokrat Parti‘nin ilerici kanadının önde gelen isimlerinden senatör Alexandria Ocasio-Cortez‘den de şu tepki geldi: “Güzel tweet Senatör Cruz! Hızlı soru: Cenevre Sözleşmelerinin Cenevre vatandaşlarının görüşleri hakkında olduğuna mı inanıyor musunuz? ABD’de senatörlerin yetkin olması ve ABD’ye karşı ayaklanmayı kışkırtmak için seçimlerimize zarar vermemesi gerektiğine inanan herkes adına soruyorum.”

Trump da aynı ifadeleri kullanmıştı

ABD’de çelik fabrikaları nedeniyle ‘çelik şehri’ olarak bilinen Pittsburgh’un Paris İklim Anlaşması’ndan olumsuz etkileneceği ve burada yaşayan Amerikalıların anlaşma nedeniyle işlerini kaybedeceği argümanı, Donald Trump tarafından da öne sürülmüş; eski Başkan anlaşmadan çekildiği 2017’de “Ben Pittsburgh vatandaşlarını temsil etmek için seçildim, Paris değil” demişti.
 
Trump’ın sözlerine tepki gösteren Pittsburgh Belediye Başkanı Bill Peduto ise 2016 seçimlerinde Hillary Clinton’ın kentte yüzde 80 oranında oy aldığını hatırlatarak, “Pittsburgh dünyayla birlikte ve Paris Anlaşması’na uyacak” demişti.
 

[Kadın aktivistler konuşuyor-3] Pınar Bilir: Kadınlar eylemlerde ‘yatıştırıcı’ oluyor

Yeşil Gazete olarak kadın ekoloji ve iklim aktivistleriyle konuşmak, hikayelerini anlamak, ama asıl olarak birer kadın aktivist olarak yaşadıklarını, erkeklerle çalışma pratiklerini, kadın aktivist olmanın avantaj ve dezavantajlarını öğrenmek amacıyla hazırladığımız “Kadın aktivistler konuşuyor” serimizin üçüncü konuğu

Su ve Vicdan Nöbeti’nden hatırlayacağımız Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir.

Free Web Turkey: Bir yılda engellenen haberlerin yüzde 42’si Erdoğan, ailesi ve AKP ile ilgili

 

 

 

Pandemi ve istismar haberlerine de engel

Raporda ayrıca pandemi ile ilgili haberler içeren 56 URL’ye erişim engeli getirildiği belirtildi. Nisan ayında hükûmetin Covid-19 pandemisini yönetme şeklini eleştiren gazeteci Fatih Portakal’ın sosyal medya paylaşımlarının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un Kuzguncuk’ta kiraladığı arazi üzerine inşa edilen yapıya ilişkin haberlerin de erişime engellendiği hatırlatıldı. Sakarya’da faaliyet gösteren Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah‘ın çocuk istismarı suçlamasıyla tutuklanmasına ilişkin haberlere de engel getirildi.