Ana Sayfa Blog Sayfa 1439

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Mollakara Altın Madeni’nin temel atma törenine katıldı

Ağrı’nın Diyadin ilçesine bağlı Mollakara Köyü ve Murat Nehri havzasında yer alan bölgedeki Mollakara Altın Madeni’nin temel atma törenine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı Muhiddin Gülal katıldı.

Törende, Koza Altın İşletmeleri‘ne ait Mollakara Altın ve Gümüş Projesi’nin idari binalarının temeli atıldı.

’20 ton altın ve 3,5 ton gümüş rezervi tespit edildi’

Mezopotamya Ajansı‘nda yer alan habere göre, bölgeden 20 ton altının çıkarılacağını iddia eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 2022 yılının son çeyreğinde ise üretime başlanılacağını ifade etti:

20 ton altın ve 3,5 ton gümüş rezervi bu bölgede tespit edildi. Şimdi yaklaşık 160 milyon dolarlık bir yatırımla bu rezervin çevreye duyarlı bir şekilde ekonomiye kazandırılmasını TMSF eliyle sağlayacağız. Hesaplamalara göre ilk etapta 6 yıllık ömrü olan bu madende bir yandan da arama çalışmalarını devam edecek. Bulunacak yeni rezervlerle işletme ömrünün 15-20 yıla ulaşmasını bekliyoruz.”

‘Maden hayattır’

Madenciliğin doğa ve tabiat düşmanlığı olarak gösterildiğini ileri süren Fatih Dönmez, “maden hayattır” dedi. Dönmez, sözlerine şöyle devam etti:

Madenciliği ve çevreyi birbirine iki zıt kavrammış gibi göstermeye çalışanların neye hizmet ettiklerini de gayet iyi biliyoruz. Perde arkasında kimlere taşeronluk ettiklerini oluşturdukları algı ve manipülasyonlar gerçekleri nasıl eğip büktüklerini farkındayız.”

‘Rehabilite edilecek’

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, madenciliğin yapıldığı yerlerin rehabilite edileceğini ileri sürdü:

Altın madenciliği yaptığımız yerleri rehabilite ettiğimiz dönemde ağaç dikelim ve faaliyet bittiğinde hiç kimse burayı tanıyamasın. Önümüzde güzel örnekler var. Atıkların döküleceği zamanlarda göze hoş görünmeyen görülebiliyor. Ama süratle devrettiğimiz alanları ağaçlandırdığımızda herkesin hayır duasını alacağız.”

Ankara’nın KKTC seçimlerine müdahale iddiası raporlaştırıldı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nde geçtiğimiz yıl ekim ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Ankara‘nın desteklediği Ersin Tatar‘ın kazanmasının ardından gündeme gelen seçimlere gizli ve açık müdahale iddiaları rapor haline getirildi.

18 Ekim 2020’de yapılan ikinci tur oylama sonucu Ersin Tatar, Mustafa Akıncı ile girdiği yarışı kazanarak cumhurbaşkanı seçilmişti.

Araştırmacı Mine Yücel, akademisyen Abdullah Korkmazhan, iş insanı/aktivist Orhan Erönen, avukat Mine Atlı ve uluslararası danışman Derya Beyatlı tarafından; avukat Tacan Reynar raportörlüğünde hazırlanan raporda cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Ankara hükümetinin müdahalesi olduğu ileri sürülen olaylar sıralandı.

Rapor hazırlanırken dördüncü Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Özel Kalem Müdürü Cenk Gürçağ, 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimine bağımsız olarak katılan DP Milletvekili Serdar Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Milletvekili Tufan Erhürman, Gazeteci Ali Kişmir, Gazeteci Pınar Barut ve Gazeteci Rasıh Reşat‘ın beyanlarına başvuruldu.

Raporda 2019 yılından itibaren başladığı ileri sürülen müdahaleler tarihleri ile birlikte verildi:

9 Eylül 2019: Dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın dahi haberi olmadan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Karpaz gibi kırsal bölgeleri ziyaret ederek Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri ile birlikte Yenierenköy Belediye Halk Plajı’nda vatandaşla buluşma toplantısına katıldı.

10 Ocak 2020: Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay’ın adaylığını açıklamasına müteakip Recep Tayyip Erdoğan, Ersin Tatar ile Kudret Özersay’ı Türkiye’ye çağırdı. Basına kapalı toplantıya Fuat Oktay ile Mevlüt Çavuşoğlu da katıldı.

11 Şubat 2020: Çavuşoğlu, Akıncı’ya karşı ‘Ben böylesine dürüst olmayan bir siyasetçiyle hiç çalışmadım’ açıklaması yaptı.

Anketli yönlendirme

15 Şubat 2020: Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile UBP adayı Ersin Tatar Maraş’ta ‘Kapalı Maraş Açılımı’ ismi altında yuvarlak masa toplantısı düzenledi. İlgili tarihte henüz Cumhurbaşkanlığı seçimi ertelenmemişti. Akıncı’ya söz konusu toplantıya davet yapılmazken KTBB (Kıbrıs Türk Barolar Birliği) gibi örgütler katılım sağlamayı reddetti.

6 Ağustos 2020: Cumhurbaşkanı adaylarından YDP Başkanı Erhan Arıklı, Ankara’ya Ersin Tatar ile çağrıldıkları ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik Ankara’dan yapılan anketin gösterildiği yönünde açıklama yaptı.

14 Ağustos 2020: Akıncı, İstanbul’dan ‘Ada Araştırma’ isimli bir şirketin Kuzey Kıbrıs’ta telefon üzerinden anket adı altında yönlendirme yaptığına dair açıklamada bulundu.

MİT’ten tehdit

15 Ağustos 2020: Siyasi kulislerde UBP içerisinde dönemin Başbakanı Ersin Tatar’a muhalif olarak yorumlanan milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri‘nin daveti üzerine Kolordu Komutanı ile KKTC’deki MİT sorumlusunun bulunduğu Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na ait Beyaz Ev’de toplantıya katıldı.

30 Ağustos 2020: CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın hazırlayıp sunduğu Tarafsız Bölge programında AK Partili siyasetçi Mehmet Metiner ‘İçimizdeki Yunanlılar derken, işte bunları kastediyoruz. Akıncı, Rum ağzıyla konuşuyor. Kıbrıs’ta, Türkiye’nin egemenliğinden kurtulmak istiyoruz diyenlerin başını Akıncı çekiyor’ ifadelerini kullandı.

10 Eylül 2020: İktidara yakın Yeni Şafak Gazetesi “KKTC Cumhurbaşkanı Rumlara Sığındı Türkiye’ye Vurdu – Rumların Akıncı’sı” şeklinde manşet attı.

18 Eylül 2020: Akıncı’nın özel kalem müdürü Cenk Gürçağ, Ankara’dan gelen MİT Dış Operasyonlar Başkanı Kemal Bey, MİT Yunanistan ve Kıbrıs Bölüm Başkanı Ali Bey ve Hakan isimli MİT uzmanı tarafından yemeğe çağrılır ve ‘Mustafa Akıncı’nın adaylıktan çekilmesi kendisi için, ailesi için ve yakın çalışanları için hayırlı olacaktır’ şeklinde tehdit edilir.

2 Ekim 2020: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Basın Danışmanı Ali Genç’in liderliğindeki, yaklaşık 20 kişilik AK Parti reklam ekibi, Tatar ve ekibiyle her gece Lord’s Palace’da buluştu.

Mustafa Akıncı’ya: Adaylıktan çekil

6 Ekim 2020: 9 Ocak 2020 tarihinden itibaren KKTC-TC arasında bozulan su borusu sebebiyle akmayan su ‘tamir edildiği’ gerekçesiyle yeniden akmaya başladı. Recep Tayyip Erdoğan Ersin Tatar’ı Ankara’ya yanına çağırarak, canlı yayında tören ile birlikte ‘Kapalı Maraş’ı açacağını ilan etti.

9 Ekim 2020: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Reşat Akar’ın sorularına yanıt verirken adaylıktan çekilmesine yönelik tehdit aldığını belirtti.

9 Ekim 2020: TC Büyükelçiliği tarafından Kıbrıs’ın kuzeyindeki spor kulüplerine malzeme dağıtıldı. Yapılan yardımlarda her takıma 20 set eşofman, 20 set ayakkabı, 20 set yağmurluk verildi.

9 Ekim 2020: 9 bin 872 kişinin hesabına ‘Salgın Sosyal Destek’ olarak adlandırılan 2’şer bin TL tutarında yardım yattı.

16 Ekim 2020: YDÜ Kurucu rektörü ve sahibi Suat Günsel’in tüm çalışanlarını, Ersin Tatar propagandası yapmaya ve oy vermeye zorlandığı ve baskı yapıldığı açıklandı.

Müdahale süreci 

Ankara hükümetinin, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın tekrar Cumhurbaşkanı seçilmesini istemediğini, 2020 yılının başında belli etmeye başladığı belirtilen raporda Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Akıncı için 2020 yılının Ocak ayında “Ben böylesine dürüst olmayan bir siyasetçiyle hiç çalışmadım” sözlerinin süreçteki kırılma noktası olduğu vurgulandı.

Rapora göre Ankara yönetimi, Ersin Tatar’a verdiği desteği, Tatar’ı sürekli Ankara’ya görüşmeye çağırarak belli etmekteydi.

Mustafa Akıncı’nın 11 Ekim’deki ilk tur seçimlerinden önce Kuzey Kıbrıs’da yayın yapan TV2020 kanalında canlı yayına çıkarak, seçimlerden çekilmesi yönünde tehdit edildiğini söylediği hatırlatılan raporda, Lefkoşa Büyükelçiliği’nin bu iddiayı yalanlamasına da yer verildi.

Raporun tamamı için tıklayın

 

BÜFOK’tan Onur Ayı fotoğraf sergisi: Biz buradayız

Boğaziçi Üniversitesi Fotoğrafçılık Kulübü (BÜFOK), Onur Ayı dolayısıyla kampüste fotoğraf sergisi düzenliyor. Bugün (11 Haziran) Güney Meydan’da açılacak sergide fotoğrafçı Ateş Alpar’ın geçmiş senelerdeki LGBTİ+ Onur Yürüyüşleri’nden fotoğrafları yer alacak.

KaosGL‘nin aktardığına göre, serginin çağrı metni şöyle:

“LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında fotoğrafçı Ateş Alpar’ın geçmiş senelerdeki Onur Yürüyüşlerinde çektiği fotoğrafları sergiliyor olacağız. Türkiye’de son birkaç yıldır Onur Yürüyüşleri çeşitli gerekçelerle yasaklı olmasına rağmen birçok direniş temasıyla ve etkinliklerle var kalma mücadelesi veriyor. Bu sergi boyunca biber gazının gri bulutlarının arasından inatla ortaya çıkan renkli figürleri, rüzgârın yardımıyla doğaya salınan LGBTİ+ bayraklarını, yasaklara rağmen topuğunu yere sağlam basarak varlığını göstermeye devam eden, “Biz buradayız!” diyen özneleri göreceksiniz.

Cuma günü tüm gün boyunca Üstün Ergüder Meydanı‘nda olacağız, sergimizi ziyaret etmeyi unutmayın!”

Serginin yaratıcısı Ateş Alpar ise sergiyi şöyle anlattı:

“LGBTİ+ mücadelesinin önemli bir parçası olan Onur Haftası her yıl Stonewall ayaklanmasının (28 Haziran 1969) yıldönümüne denk gelen tarih aralığında çeşitli etkinliklerle gerçekleştirilir. Stonewall Inn adlı barda, şiddet ve ayrımcılığa maruz kalan eşcinsellerin kendilerine yönelik dışlayıcı ve denetleyici baskı mekanizmalarına dayanamayıp polisi, o gün o barda hapsetmesi ile başlayan ve o hafta içinde sokaklarda bir direnişe dönüşen bu ayaklanma, dünyanın her yerinde Onur Haftası adıyla anılır.

bufok-tan-onur-fotograf-sergisi-2

Türkiye’de son birkaç yıldır Onur Yürüyüşleri çeşitli gerekçelerle ama en temelde politik nedenlerle yasaklı olmasına rağmen bir çok direniş temasıyla ve etkinliklerle var kalma mücadelesi veriyor. Bu fotoğraf sergisi buradan yola çıkarak,  beş yıldır Türkiye’nin farklı kentlerinde düzenlenen Onur Yürüyüşleri’nde çekilen fotoğraflardan oluşuyor… Sergi boyunca biber gazının gri bulutlarının arasından inatla ortaya çıkan renkli figürleri, rüzgarın yardımıyla doğaya salınan lgbti bayraklarını, uçuşan bedenleri, yasaklara rağmen topuğunu yere sağlam basarak varlığını göstermeye devam eden, ‘biz buradayız!’ diyen özneleri göreceksiniz.”

Okyanuslardaki plastik çöplerin neredeyse yarısı yiyecek ve içecek paketlerinden oluşuyor

Yeni bir araştırma, okyanusları kirleten plastiğin neredeyse yarısının paket olarak satılan yiyecek ve içeceklerden kaynaklandığını ortaya çıkardı.

İspanya‘daki Cadiz Üniversitesi‘nden bilim insanları, dünya çapındaki sularda bulunan on iki milyon çöp parçasını analiz ettiler. Bulgular, Journal Nature Sustainability dergisinde yayınlandı.

Araştırmacılar, tek kullanımlık poşetler, plastik şişeler, yiyecek kapları ve ambalajlarının okyanusları kirleten en yaygın dört madde olduğunu ve atıkların neredeyse yarısını oluşturduğunu buldu.

Üç büyük kaynak: Türkiye, BK ve İtalya

BBC’nin aktardığı Guardian gazetesinin haberine göre, aynı dergideki ikinci bir çalışma, Avrupa’daki 42 nehirden okyanusa giren çöpleri inceledi ve bu Cádiz Üniversitesi‘ndeki araştırma ekibinin kullandığı veri kümelerinden biriydi.

İkinci araştırma, yüzeyde duran çöplerin en büyük üç kaynağının Türkiye, İtalya ve Birleşik Krallık olduğunu tespit etti.

Cadiz Üniversitesi’nin araştırmasına göre, olta takımlarının da aralarında olduğu sadece 10 plastik ürün, yaygın kullanımları ve son derece yavaş çözülmeleri nedeniyle çöpün dörtte üçünü oluşturuyordu.

plastik

Bizi şaşırttı

Araştırmaya öncülük eden Carmen Morales-Caselles, “Plastiğin çöpün yüzde 80’i olmasına şaşırmadık, ancak yalnızca McDonald’s çöpü değil, su şişeleri, Coca-Cola gibi içecek şişeleri ve teneke kutular gibi paket servis ürünlerinin yüksek oranı bizi şaşırttı” dedi.

“Bu bilgi, kanun koyucuların okyanusa akan çöpü sadece temizlemek yerine kaynağından engellemek için harekete geçmelerini kolaylaştıracak.”

Kulak temizleme çubukları o kadar fazla değil

Pipet ve karıştırıcılar atığın yüzde 2,3’ünü, kulak temizleme çubukları ve lolipop çubukları ise yüzde 0,16’sını oluşturuyordu.

Morales-Caselles, “Plastik kulak temizleme çubuklarına karşı önlem alınması güzel, ancak bunlara en fazla çöp yaratan ürünleri eklemezsek, sorunun özüyle ilgilenmiyoruz – dikkatimiz dağılıyor” dedi.

Birleşik Krallık’ta hükümet plastik pipet, içecek karıştırıcılar ve kulak temizleme çubuklarının satışını ve kullanımını yasaklamıştı.

Fotoğraf: Shutterstock

Balıkçılık malzemesi

En fazla çöp yoğunluğu kıyı şeridinde ve denizlerin kıyılara yakın zeminlerinde bulundu. Bilim insanları, rüzgar ve dalgaların çöpleri sürekli biriktikleri deniz tabanından yakınlardaki kıyılara süpürdüğünü söylüyor.

Halatlar ve ağlar gibi balıkçılık malzemelerine sadece açık denizlerde çokça karşılaşıldı ve buralardaki toplam çöpün yaklaşık yarısını oluşturuyorlardı.

Uzmanlar, mikroplastikler hariç, 3 santimetreden büyük ve tanımlanabilir öğeleri analiz etti. Araştırmacılar, plastik çöpün kaynaklarını belirlemenin sorunun üstesinden gelmeyi kolaylaştırmasını umuyorlar. Bilim insanları, bazı yaygın atıkların yasaklanması ve üreticilerin bu konuda daha fazla sorumluluk almasının sağlanması çağrısında bulundular.

Ulaşım faaliyetlerinde çalışanlar, yarından itibaren aşı olabilecek

Twitter’dan açıklama yapan Bakan Koca, “Şehir içi ve şehirlerarası ulaşım faaliyetlerinde çalışanlar ile taksi ve dolmuş esnafı da aşı programımıza dahil oluyor. Yarından itibaren aşılarını olabilirler” dedi.

Joe Biden duyurdu: Yaklaşık 100 ülke için 500 milyon doz koronavirüs aşısı sağlanacak

Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) küresel aşı paylaşımı planını açıklayan ülkenin Başkanı Joe Biden, düşük gelir grubunda olan yaklaşık 100 ülke için 500 milyon doz BioNTech/Pfizer aşısı alacaklarını açıkladı.

Biden, aşı bağışının koşulsuz olduğunu da özellikle vurguladı.

Ağustos ayında aşılar gönderilmeye başlanacak

G7 Zirvesi öncesi geldiği Birleşik Krallık‘ta Başbakan Boris Johnson‘la bir araya gelmesinin ardından açıklamalarda bulunan Biden, ağustos ayı itibariyle yarım milyar doz aşının gönderilmeye başlanılacağını duyurdu.

Aşıların herhangi bir karşılık beklemeden sağlanacağını özellikle vurgulayan ABD Başkanı “Aşı bağışımız herhangi bir fayda sağlamak için baskı unsuru ya da imtiyazları içermiyor. Bunu hayat kurtarmak için yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

COVAX’ın en büyük bağışçısı

ABD, zengin ülkelerin yoksul ülkelere koronavirüs aşısı desteği sağlaması için kurulan COVAX‘ın en büyük bağışçısı konumunda. Taahhüt edilen 500 milyon doz aşının fiyatı ise henüz açıklanmadı.

COVAX, şu ana kadar 81 milyon doz aşı dağıtımı yapıldığını belirtti.

Birleşik Krallık COP26’ya katılacak delegelere Covid-19 aşısı yapmayı planlıyor

Birleşik Krallık hükümeti Glasgow’da kasım ayında gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP26) katılacak delegelere Covid-19 aşısı sağlamayı planladığını duyurdu.

Her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce kişinin katıldığı konferansın koronavirüs pandemisi sırasında güvenli bir şekilde nasıl yapılacağı bir süredir tartışma konusu olmuştu.

Climate Home News’in aktardığına göre hükümetten yapılan açıklamada “Daha fazla temsilcinin güvenli bir şekilde katılmasını sağlamak için aşıya erişimi olmayan akredite delegelere aşı sağlamak için çalışacağız” denildi. Açıklamada BM ve ortaklarla bu teklifi sunmak için birlikte çalıştıkları belirtildi.

Aşıya erişim eşitsizliği

Birleşmiş Milletler nisan ayında gelişmiş ülkelerde dört kişiden birinin aşı olduğu ancak düşük gelirli ülkelerde bu oranın 500 kişide bir şeklinde olduğunu duyurmuştu. Oxfam araştırmasına göre şu anki ilerleyişte dünyadaki herkesi aşılamak 57 yıl sürecek.

Politico tarafından ulusal COP26 delegasyonlarıyla ilgili yapılan bir ankette ise zengin ülkelerin temsilcilerinin kasım ayına kadar aşılanabileceği ancak düşük gelirli ülkelerin üçte birinin bunu yapacak kapasitede olmadığı ortaya çıkmıştı.

Greta’dan protesto

Koronavirüs aşılarındaki küresel adaletsizliğe daha önce de dikkat çeken İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, bu durumu protesto etmek için COP26’ya katılmayacağını açıklamıştı.

18 yaşındaki Thunberg bu kararına gerekçe olarak koronavirüs aşılarının eşitsiz dağıtımı sonucu yoksul ülkelerin zirveye katılamayacak olmasını göstermişti.

Muz, sarımsak, yeşil çay, ayçiçek yağı ve deniz canlıları ithalatı artık izne tabi

Resmi Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığı’nın üç ayrı tebliği ile balık ve deniz canlıları, muz, sarımsak, yeşil çay, tatlı biberler, öğütülmüş kırmızı biber, kabuklu yer fıstığı, çerezlik ayçiçeği ve ayçiçeği yağı gibi ürünlerde ithalat kayda bağlandı.

Buna göre ürünleri ithal etmek isteyen ithalatçılar, gerçekleştirecekleri ithalata ilişkin bilgileri ithalattan önce Ticaret Bakanlığı tarafından Kayıt Merkezi olarak yetkilendirilen İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği veya Akdeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğine, “ithalat.ebirlik.org” internet sitesi üzerinden kaydettirecekler.

Kayıt Belgesi düzenlenecek

İthal işleminin kayda alındığına dair elektronik ortamda bir Kayıt Belgesi düzenlenecek. Kayıt Belgesi başvuruları en geç 10 iş günü içerisinde sonuçlandırılacak.

Genel Müdürlük ve ilgili İhracatçı Birliği temsilcilerinden teşkil edilmiş olan ve görevleri ile çalışma usul ve esasları Genel Müdürlükçe belirlenen Tarım İzleme Komitesi, bu Tebliğ kapsamındaki eşyanın niteliği, menşei, değeri ve benzeri özellikleri ile ithalatının kayda alınmasına ilişkin belirlenen diğer iş ve işlemler hususunda, Genel Müdürlüğe tavsiye ve önerilerde bulunacak.

Yıl sonu dolar kuru beklentisi 8,95 TL’ye yükseldi

Merkez Bankası, 2021 yılı Haziran ayı beklenti anketini açıkladı. Merkez Bankası (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin haziran ayına ilişkin yıl sonu enflasyon ve kur tahminlerinde yükseliş devam etti.

Ankete göre, yıl sonu dolar/TL beklentisi 8,71 TL’den 8,95 TL yükseldi. Ankete göre, piyasanın yıl sonu enflasyon öngörüsü yüzde 13,81’den yüzde 14,46’ya çıktı.

Enflasyon beklentisi arttı

Dünya gazetesinde yer alan habere göre, Cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 13,81 iken, bu anket döneminde yüzde 14,46 seviyesine çıktı.

12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 11,81 iken, bu anket döneminde yüzde 12,12’ye yükseldi. Ankette 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise yüzde 9,99’dan yüzde 10,16’ya yükseldi.

Dolar/TL beklentisi 8,95

Cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi 8,71 TL’den 8,95 TL düzeyine geldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 8,95 TL iken, bu anket döneminde 9,23 TL olarak gerçekleşti.

GSYH 2021 yılı büyüme beklentisi yüzde 4,3’ten yüzde 4,9 seviyesine çıktı. GSYH 2022 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,1 iken, bu anket döneminde yüzde 4,0 olarak gerçekleşti.

 

[Onur Ayı Özel] LGBTİ+ ailesi olmak: Çocuğum eşcinsel olduğu için hiç utanmadım, siz de utanmayın

Onur ayı özel yayınlarımızın ikinci programında, Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks Bireylerin Aileleri ve Yakınları Derneği‘nden (LİSTAG) Günseli Dum ile LGBTİ+ ailesi olmayı konuştuk.

LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerine ve hedef göstermelere rağmen mücadeleden vazgeçmediklerini dile getiren Dum, bu mücadelenin kendilerini daha çok bir araya getirdiğini ve daha çok güçlendirdiğini ifade etti.

‘Çocuklarımızın hayatlarından endişeliyiz’

Devlet kademelerindeki isimlerin, Diyanet gibi kurumların LGBTİ+’lara yönelik nefret söyleminde bulunmalarının onları hedef gösterdiğini, bu söylemlerin LGBTİ+’lara yapılan kötü muameleyi meşrulaştırdığını ifade eden Günseli Dum, çocuklarının hayatlarından endişe ettiklerini kaydetti:

Bütün bu nefret söylemleri onları hedef gösteriyor. Çocuklarımızın başına birinin bir şey gelse, bundan kim sorumlu olacak? Bunun vebali onların üstünde.”

‘Çocuklarınızdan utanmayın’

Programda, çocuğunun LGBTİ+ olduğunu öğrenen anne ve babalara da seslenen Dum, ailelere çocuklarından utanmamaları yönünde çağrı yaptı ve aileler olarak çocuklarının yanında olunca onların daha özgüvenli mücadele ettiğini dile getirdi:

Ben Günseli. Çocuğumun eşcinsel olduğunu çok erken yaşlarda fark ettim. Görece daha rahat kabullenme ve olumlama süreci geçirdim.

Ama sonraki yıllarda bu durumun bendeki izlerini bir dolu aile de olduğu gibi olduğunu hissettim.

Bunlar ne derseniz, bunu okul sürecinde yaşadık. Çocuğum genç, kocaman bir insanken beraber gittiğimiz ona tacizde bulunan bir lokantada yaşadım.

Bir ailenin sadece çocuğunu kabul etmesi, onu aile içinde tutması yetmiyor. Çünkü bizim çocuklarımız okulda, işte, toplumun herkesiminde ayrımcılığa uğruyor. Zaten benim de bu mücadeleye girmemin en büyük nedeni, toplumda bir farkındalık yaratmaktı. Yoksa benim ve çocuğum arasında hiçbir sorun yaşamadık.

Ben çocuğum eşcinsel olduğu için hiç utanmadım, ağlamadım. Siz de çocuklarınız eşcinsel, trans olduğu için hiç utanmayın.

Utanması gereken, kendilerinin yaptıkları, ettiklerini görmeyip bizim çocuklarımızı ötekileştirenler, ayrımcılık uygulayanlar.

Biz anne-babalar olarak çocuklarımızın yanında durunca onlar daha sağlam durup, toplum içinde daha özgüvenli yetişiyorlar.

Herhangi bir çocuk gibi davranılması zaten yetiyor. Onlar pozitif ayrımcılık falan istemiyorlar. Herhangi biri gibi davranılmasını istiyorlar.

Biz de onların herkes gibi yaşayabileceği, özgürce sevebileceği ve utanmadan yaşayabileceği bir toplum için uğraşıyoruz.”

Çocuğu, kardeşi, herhangi bir yakını LGBTİ+ olan ve desteğe ihtiyaç duyan ailelerin 10.00-19.00 arası LİSTAG danışma hattı numarasından (05464848285) kendileriyle iletişime geçebileceğini kaydeden Dum, ayrıca sosyal medya hesaplarından da LİSTAG’a ulaşıldığını söyledi.

LİSTAG’ın Twitter hesabına buradan, Instagram hesabına buradan, Facebook hesabına buradan ve sitelerine de buradan ulaşabilirsiniz.