Ana Sayfa Blog Sayfa 1420

Suriye’de kuraklık gıda krizi tehlikesini artırıyor

Suriye’de aylardır süren kuraklık nedeniyle gıda krizinin daha da büyümesi bekleniyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Suriye temsilcisi Michael Robson, ülkede bu yıl geçen yıl göre “belirgin bir biçimde daha az” buğday hasadı yapılacağını açıkladı.

Alman Açlıkla Mücadele Örgütü (Welthungerhilfe) de insani yardıma muhtaç olan kişi sayısının çarpıcı bir biçimde artacağını duyurdu. Örgütün Suriye Koordinatörü Konstantin Witschel “Suriye’deki açlık durumu zaten şu anda tamamen bir felaket” diye konuştu.

DW Türkçe‘nin aktardığına göre, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt yönetiminden bir temsilci ise bölgedeki buğday üretiminin yüzde 45 oranında düşmesini beklediklerini söyledi. Kürtlerin kontrolündeki bölge, Suriye’nin “ekmek sepeti” olarak niteleniyor.

12 milyondan fazla Suriyeli yetersiz besleniyor

10 yıldır süren iç savaşta Suriye’de yüz binlerce insan hayatını kaybederken yaklaşık 12 milyon kişi yerinden oldu. 2019 yılından beri derin bir ekonomik krizin içinde bulunan ülkede birçok insanın ekonomik gücü temel gıda maddelerini almaya yetmiyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın verilerine göre nüfusun yüzde 60’ını oluşturan 12 milyondan fazla Suriyeli yetersiz besleniyor. Açlık çeken ve yetersiz beslenen çocukların sayısı sürekli artıyor.

Witschel buğday hasadının düşük olması nedeniyle son derece endişeli olduklarını belirterek “İnsanların gıda rezervleri yok ve bu kuraklıkta yalnız başlarına bırakılamazlar” dedi. “Gıda gittikçe daha kıt hale geliyor ve ekmeğin, sebze ve meyvenin fiyatı artıyor” diyen Witschel, Suriye hükümetinin insani yardıma kasten engel olduğunu ve açlığı bir silah olarak kullandığını söyledi.

Bu yıl yağışlar yüzde 40 ila yüzde 80 düşük

FAO’nun verilerine göre bu mevsim yağmurlar geç başladı ve Nisan ortasında sona erdi. Suriye’ye ortalamadan yüzde 30 ila 80 daha düşük yağış düştü. Sıcaklığın yüksek olması da hasadın kalitesini olumsuz etkiledi. Akaryakıt sıkıntısı nedeniyle de tarlalar sulanamadı. FAO’nun açıklamasına göre Fırat Nehri‘nin su yüksekliği de kritik bir düzeye gerilemiş durumda. Suriyeli Kürtler, Türkiye hükümetinin suyu barajlarda sakladığını ileri sürüyor; Ankara ise bu suçlamayı reddediyor.

Suriye’de hükümetin kontrolündeki bölgelerde gıda sorununu çözmek için buğday ithal edeceği belirtiliyor. Ancak Suriye Lirası’nın değerinin düşmüş olması nedeniyle hükümetin döviz rezervleri de erimiş durumda. Rusya daha önce Suriye’ye 1 milyon ton buğday gönderileceğini açıklamıştı.

 

Meksika’nın ikinci en büyük gölü Cuitzeo kurudu

Meksika’nın Michoacan eyaletinde yer alan Cuitzeo Gölü tamamen kurudu.

Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi (UNAM) Coğrafya Enstitüsü’nde Fiziki Coğrafya Bölümü araştırmacısı olan Joel Carrillo Rivera göldeki su seviyesinin azalma sorununun 1990’lı yıllardan bu yana gündemde olduğunu söyledi.

İnşaatlar, kaçak kuyular, iklim krizi…

Göl, Meksika’nın en büyük ikinci doğal gölüydü. Ancak Mexico Daily Post’un aktardığına göre ulaşım yollarının inşası, bulunduğu havzadaki arazi kullanımındaki değişim ve demografik büyüme  göl üzerinde ölümcül bir etki yarattı. İklim krizinin yol açtığı yağışlardaki düşüşle birlikte göl şu anda kurak bir araziye döndü.

Fotoğraflar: Joanne Medina

Doğal Kaynakları Araştırma Enstitüsü’nden Alberto Gomez-Tagle Chavez yaptığı açıklamada, göl havzasının birçok bölümünde kaçak su kuyuları ve su depoları bulunduğunu ve gölün su seviyesini koruyabilmesi için yeterli suyu alamadığından hızlıca kuruduğunu belirtti.

Bölge sakinlerinden Juan Lopez ise “Şu anda göl çok üzgün olmalı, hiç suyu yok, son üç yıldır neredeyse hiç suyu olmadı. Geçen yıl biraz su birikti ancak o da kurudu, resmen uçup gitti. Şimdi ise geride kupkuru bir alan kaldı” ifadelerini kullandı.

Filipinler Devlet Başkanı: Aşı olun yoksa sizi hapse attırırım

Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, koronavirüse karşı aşı olmayı reddeden kişileri hapis cezasıyla tehdit etti.

Ara sıra kullandığı küfürlü diliyle tanınan Duterte, pazartesi günü televizyonda yaptığı bir konuşmada, “Seçiminizi yapın. Aşı olun yoksa sizi hapse attırırım” ifadeleriyle aşı karşıtlığına karşı mücadelede bir ilke imza atmış oldu.

Haber sitesi Rappler’e göre Duterte konuşmasının devamında aşı olmayı reddeden kişilere hitaben “Sizi tutuklatacağım, sonra kalçalarınıza bir aşı enjekte edeceğim” dedi.

Filipinler’de, pandeminin başlamasından bu yana en az 1.35 milyon vaka ve 23 bin 500’den fazla ölüm yaşandı. Aşının gönüllülük esasına dayandığı Filipinler’de 108 milyon nüfusun yalnızca yüzde 6’sından daha az bir oranı aşılanabildi.

 

Duterte, tutuklama gibi sert bir önlemin gerekçesinin, Covid-19 nedeniyle ülke genelinde ilan ettiği ulusal olağanüstü hal ve aşılanmamış kişilerin hastalığın olası “taşıyıcıları” olmasının yarattığı tehlikeler olduğunu söyledi.

 

Karasu Nehri’nde toplu balık ölümleri

Muş‘ta şehir merkezi ve köylerden geçen Karasu Nehri‘nde toplu balık ölümleri başladı. Hayvanların serinleme ve su ihtiyacını giderdiği, tarım arazilerinin sulandığı Karasu Nehri’nin üzerini kaplayan ve kıyıya vuran ölü balıklar, yöre halkını tedirgin etti.

Nehirde incelemelerde bulunan Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, suyun oksijen ve sıcaklık değeri ile pH ölçümlerini gerçekleştirirken, su ve ölü balıklardan numune aldı. Numuneler, incelenmek üzere Erzincan ve Elazığ‘daki laboratuvarlara gönderildi.

Fotoğraf: Muhammed Sami Maral/ DHA

Sudaki kirlilik incelenecek

Suyun oksijen ve sıcaklık değerleri ile pH ölçümlerinin normal olduğunu belirten İl Müdürü Mehmet Aydın,“Karasu Nehri’nde balıkların öldüğüne dair bizlere ihbar geldi. Derhal ekiplerimizle birlikte sahaya inerek, nehre geldik. Ekiplerimizin yerinde yaptığı tespit, incelemeler sonucunda, oksijen, pH ve sıcaklık değerlerinin uygun olduğunu gördük” dedi.

Balık ve su numuneleri aldıklarını belirten Aydın, “Suda bir kirlilik var mı, yok mu; balıklarda herhangi bir zehirlenme var mı, yok mu; bunları belirlemek için laboratuvarımıza göndereceğiz. Sonuçları açıklayacağız” açıklamasını yaptı.

TTB: Covid-19 yüzünden 403 aktif sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Covid-19’a bağlı nedenlerle hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının yüzde 87.1’i ve ölen hekimlerin yüzde 97.2’sinin erkek olduğu da belirtilen raporda şu ifadelere yer verildi:

Türkiye’de, pandemide ölümlerin büyük çoğunluğunun 65 yaş ve üstünde olduğu ortada iken ölen sağlık çalışanlarının yaş ortalaması 55.3’tür. Bu ortalama yaş hekimlerde 59.7,  eczacılarda 67.3, hemşire ve ebelerde 40.9’dur.
Ölen 34 yaş ve altındaki sağlık çalışanlarının yüzde 38.9’u; 35-49 yaş arasındakilerin yüzde 43.8’i işçi statüsünde çalışanlardır. Acil sağlık hizmeti istasyonu çalışanlarından Covid-19’a bağlı nedenlerle hayatını kaybeden 12 kişinin 11’i ambulans şoförü olarak çalışmaktaydı.”

Dünyada 17 binden fazla sağlık çalışanı öldü

TTB’nin raporunda, sadece Uluslararası Af Örgütü’nün önderliğinde 70’ten fazla ülkede, ölümlerin sayısını izlemek için çok çeşitli verilerin derlenip analiz edildiğine vurgu yapılarak, Bu çalışmaya göre incelenen ülkelerde, 5 Mart 2021’e kadar 17 binden fazla sağlık çalışanı, Covid-19 hastalığı ve ilişkili durumlar nedeniyle hayatını kaybetmiştir” ifadelerine yer verildi.

Aşılamada yaş sınırı 25’e düştü

Fahrettin Koca’nın paylaşımı şöyle:

“AŞI RANDEVULARINDA YAŞ SINIRI 25’E İNDİ. Randevu alan gençler, aşı olmayı ertelemiş büyükleri varsa konuşup, randevu için yardımcı olsun. İlk randevular yarın. Gençlik salgına karşı harekete geçsin.”

Adalar Emniyeti, Heybeliada’daki Onur Haftası etkinliğini tehdit ederek engelledi

Adalar Emniyet Müdürlüğü, 22 Haziran Salı (bugün) Heybeliada’da düzenlenmek istenen İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası etkinliklerine engel oldu.

KaosGL’nin aktardığına göre Onur Haftası kapsamında vegan piknik yapılacak mekan ile görüşen Emniyet Müdürlüğü mekan işletmecisini tehdit etti.

Onur Haftası Komitesi gönüllülerini de telefonla arayan emniyet yetkilileri etkinlik hakkında bilgi istedi ancak bir yasaklama kararı olup olmadığına dair bilgi vermedi. Ardından Komite’dekilerin ve avukatın telefonlarını cevapsız bıraktı.

Etkinlik Maçka Parkı’na taşındı

Yaşananların ardından 29. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi Heybeliada’da yapmayı planladıkları vegan pikniği ve diğer etkinlikleri, saat 16:00’da Maçka’ya taşıdı ve açıklama yayınladı:

“Gayrimeşru yollarla en meşru haklarımızın önüne geçmeye çalışanlar karşısında birbirimizi ve etkinlik mekanını gözetmek niyetiyle bildiğimiz sulara çağrı yapıyoruz. Uyku tutmayanlar tutanlara söylesin! Müsilajlı sulardan bizim sulara, Gezi’nin biraz ilerisi Maçka’ya kırıyoruz eksenimizi.”

Yeni vegan pikniği etkinliği 22 Haziran Salı (bugün) Maçka Parkı’nda gerçekleşecek. Açıklamada “Tüm lubunyaları ve LGBTİ+ hak savunucularını pikniğe bekliyoruz!” ifadeleri kullanıldı.

Samsun Çevre Platformu: Kavak’ın ortasındaki taş ocakları ve madenler halkı nefessiz bırakıyor

Samsun Çevre Platformu (SAMÇEP), yüz ölçümünün yüzde üçünün taş ocakları, yüzde 15’inin ise maden arama sahası ile kaplı olduğu Kavak ilçesini ziyaret etti. SAMÇEP Sözcüsü Mehmet Özdağ, “Kavak halkına yaşam hakkı tanımıyor” dedi.

SAMÇEP Sözcüsü Mehmet Özdağ, Çirişli’den başlayarak, Emirli, Ilıca, Karapınar, Bekdemir ve Köselli mahallelerinde sayıları beşi bulan taş ocaklarında yapılan inceleme sonucunda, ocaklar ve maden sahalarının ormanlık alanlarda, ekili-dikili arazilerin ortasında hatta yerleşim yerlerinin içinde yer aldığını tespit ettiklerini söyledi.

“Gönül belediyeciliğinin Kavak ilçesindeki karşılığının yaşam alanı gaspı, orman kıyımı, doğaya yabancılaşmış, mülkiyet hakkını ve yaşam hakkını hiçe sayan bir yönetim anlayışı olmuş” diyen Özdağ şunları kaydetti:

“Mahalle sakinlerinin AKP Kavak ilçe başkanının ortağı olduğunu belirttikleri Akkisan firmasının ruhsat sahasından maden çıkartan Samsun Büyükşehir Belediyesi artık vatandaşın sesine kulak vermeli ve buradaki çevre katliamından bir an önce vazgeçmelidir. Kavak halkının kendi yurtlarında, sağlıklı bir çevrede huzur içerisinde yaşama hakkına saygı duyuyoruz ve onların yanında olacağız. Samsun Valiliği’ni, Samsun Büyüksehir Belediye Başkanı ve meclis üyelerini, Kavak Belediye Başkanı ve meclis üyelerini, Kavak’ın eşsiz doğasına ve halkına sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

Avrupa Birliği kentlerinin yarısından fazlasının hava kalitesi kötü durumda

Avrupa Çevre Ajansı (AÇA) tarafından yayınlanan rapora göre Avrupa Birliği’nde (AB) analiz edilen 323 kentin yarısından fazlasında hava kalitesi kötü durumda.

Analiz edilen 323 kentin yalnızca yüzde 39’u “iyi” olarak kategorize edilirken, bu durumun AB tarafından 2015’te belirlenen standardı ihlal ettiğine dikkat çekildi.

Raporda görüşlerine yer verilen AÇA Yönetici Direktörü Hans Bruyninckx, “Geçtiğimiz yıllarda hava kalitesi önemli ölçüde iyileşirken, hava kirliliği Avrupa’daki birçok şehirde inatla yüksek seviyede kalmaya devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Erken ölümler önlenebilir

AA’nın haberine göre 2018’de 41 Avrupa ülkesinde yaklaşık 417 bin erken ölüme neden olan hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından önerilen seviyelere düşürülmesinin her yıl yaklaşık 51 bin erken ölümü önleyebileceği tahmin ediliyor.

Avrupa Adalet Divanı daha önce Bulgaristan, Polonya, Romanya, İtalya ve son olarak şubatta Macaristan‘ın hava kirliliğinde yasal limitleri aştığına hükmetmişti. AB Komisyonu Fransa, Yunanistan ve Slovakya‘ya da dava açmıştı.

Erdoğan’ın müzik yasağı açıklamasına tepki: #KusuraBakıyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın 1 Temmuz tarihinden itibaren uygulanacak normalleşme adımlarını açıklarken “Müzikle ilgili sınırlamayı da 24.00’e çekiyoruz. Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok” ifadelerini kullanmasına insanlar sosyal medyada #kusurabakıyoruz etiketiyle tepki gösterdi.

Başta pandemi döneminin en çok etkilenen sektörlerinden biri olan eğlence sektöründen müzisyenler ve sanatçılar tarafından gelen tepkiye kısa sürede birçok vatandaş dahil oldu.

‘Müzik halk sağlığı sorunu değildir’

Daha önce de müzik üzerindeki kısıtlamaları protesto etmek amacıyla İstanbul Maçka Parkı’nda açık hava konseri düzenleyen ünlü rock grubu Redd paylaşımında şunları söyledi:

‘Müzikle ilgili sınırlamayı 24.00’ye çekiyoruz, kusura bakmasınlar kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok’  demek bilimsel bir gerekçe olamaz. yaşam biçimine müdahaledir. Müzik halk sağlığı sorunu değildir.”

‘Rahatsız oluyorsan dinleme beyefendi’

Gaye Su Akyol tarafından yapılan paylaşımda ise “Rahatsız oluyorsan dinleme beyefendi #kusurabakıyoruz” ifadeleri kullanıldı. 

Ünlü sanatçı başka bir paylaşımında ise “Anadolu’nun müzik, sinema, tiyatro girmeyen tek bir köyü kalmayana kadar… Direnişimizle, özgürlüğümüzle, tutkumuzla, sazımızla sözümüzle yüz yıllardır buradaydık, yüzlerce yıl daha burada olacağız. Siz gideceksiniz, biz kalacağız” dedi.

‘Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz’

Sanatçı Cem Adrian, “Yıllardır verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı hepinizden özür dileriz” sözleriyle Erdoğan’ın sözlerine tepki gösterdi.

Aylin Aslım ise “Müzik rahatsızlık vermez, rahatsız ruhlara şifa olur. Müzisyen rahatsız etmez, sanatını icra eder. #kusurabakıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Müzisyenlerden bireysel konserler

Erdoğan’ın ifadelerine tepki gösteren birçok müzisyen ise bireysel eylemler gerçekleştirerek gece saat 24.00’ten itibaren balkonlarda ve sokaklarda müzik yaptı.

Berke Özgümüş tarafından yapılan paylaşımda “Müziğinizi duyurun. Biz alkışımızı aldık” ifadeleri kullanıldı.

Ağaçkakan gözaltına alındı

Erdoğan’ın müzik yasağına tepki göstererek İstanbul Kadıköy’de bulunan Mehmet Ayvalıtaş parkında konser vereceğini söyleyen Ağaçkakan ise altı dinleyicisiyle birlikte gözaltına alındı.

‘Kabul etmemeye davet ediyoruz’

Müzisyen Onur Olgun ise “Ne Münasebet Band olarak bu keyfi yasakları kabul etmiyoruz ve #kusurabakıyoruz Hepinizi de bu durumu kabul ‘etmemeye’ davet ediyoruz” diyerek teraslarında müzik yaptıkları bir videoyu paylaştı. 

Altun: Eski Türkiye alışkanlıklarını terk edemeyenler

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun,  ise gelen tepkilerin ardından yaptığı açıklamada “Yeni normalleşme uygulamalarına milletimizle birlikte sevinmek yerine ideolojik bir çarpıtmayla ‘müziğin engellendiği’ şeklinde tezvirat ve manipülasyona sarılanlar olmuştur” ifadelerini kullandı.

Müzikli eğlence mekanlarının tüm dünyada belirli bir zaman dilimine göre düzenlendiğini iddia eden Altun,  “Sayın Cumhurbaşkanımız, dünyada da benzer örnekleri olan bu uygulamaya ilişkin genel bir kaideye işaret etmiştir” dedi.

Altun söz konusu tartışmaları “eski Türkiye alışanlıklarını terk edemeyenlerin sahte bir yaşam tarzı tartışmasıyla suni bir gündem oluşturma girişimi” olarak nitelendirdi.