Ana Sayfa Blog Sayfa 1360

Van Valisi, 295 kilometrelik İran sınırına duvar örüleceğini açıkladı

Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, 295 kilometre uzunluğundaki Türkiye-İran sınır hattının tamamına duvar örüleceğini açıkladı.

Bilmez, “64 kilometrenin yıl sonuna kadar bitmesini öngörüyoruz. Ama 63 kilometrelik bir ihale hazırlığı da var. Bu sene içinde ihale edilmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İki yıldır hendek kazıyoruz’

Van‘ın Çaldıran ilçesindeki İran sınırında devam eden modüler duvar örme ve hendek kazma çalışmalarını inceleyen Vali Bilmez, burada gazetecilere yaptığı açıklamada bölgede sınır güvenliği için iki yıldır hendek kazdıklarını ifade etti:

“Derinliği 4, genişliği 4 metre olan hendek kazılıyor ve bu hendeklerin girişine jiletli tel çekiliyor. Şu ana kadar 110 kilometrelik hendek kazımı gerçekleştirildi. 30 kilometre hendek kazımı için de yüklenici firmalar sahada çalışmalarını sürdürüyor. Bir 30 kilometre kadar hendek kazımını da Valilik olarak biz gerçekleştireceğiz. Yıl sonuna kadar hendek uzunluğumuzu 160 kilometreye kadar çıkartacağız.”

‘Takviye birlikler gönderildi’

Sınıra jiletli tel takviyesi yapıldığını ve sınır hattında 58 gözetleme ve 45 haberleşeme kulesi inşa edildiğini aktaran Bilmez, AA’nın aktardığına göre “Kulelere termal kamera, radar, sensör ve atış kontrol sistemi monte edilecek. Bunların belli bir kısmı tamamlandı. Yıl sonuna kadar bunlar da devreye alınmış olacak” dedi.

Sınır güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması için takviye birliklerin gönderildiğine dikkati çeken Bilmez, şöyle devam etti: “Göç baskısının artması üzerine kara kuvvetlerimiz 2 keşif, 2 de komando bölüğü, zırhlı araçlarla birlikte bölgeye takviye etti. İçişleri Bakanlığımız da diğer illerden bu bölgeye 35 özel harekat timi 50 zırhlı araçla sınır hattında askeri birliklerimize yardımcı olmak üzere bölgeye yönlendirildi. Bunlardan 500’ü Çaldıran’da konuşlandırıldı, 250’si de Saray bölgesinde görev yapacak. Ayrıca burada sınır hattının hemen gerisinde sürekli devriye gezen, nöbet tutan jandarma ekiplerimize de Elazığ, Bingöl, Muş ve Kars’tan da 3 bölük bir tabur görevlendirildi. Onlarda bölgeye geldi yaklaşık 400 personel. Zırhlı araçlarıyla birlikte onlar da 2. hatta güvenliği sağlayacaklar. Ayrıca 200 korucu da bu hatta görevlendirildi. Asker ve jandarmalarla birlikte görev yapıyorlar.”

500 korucu için kadro açıldı

Bilmez, “Sayın İçişleri Bakanımızın bölgeye gelmesiyle sadece sınır hattındaki köylerde sınır güvenliğinde kullanılmak üzere 500 korucu kadrosu tahsis edildi. İlana çıkıldı, alımların yapılmasının ardından sınırda görev yapmaya başlayacaklar” dedi.

Geçen yıl yaklaşık 105 bin düzensiz göçmeni ya sınır hattında engelledikleri ya da içeride yakaladıkları bilgisini paylaşan Bilmez, “Bu sene sınırda engellediğimiz ve yakalayıp hakkında işlem yaptığımız göçmen sayımız şu ana kadar 55 bini geçti. Aslında bu sene maruz kaldığımız göçmen sayısı geçen seneden fazla değil ama toplumsal duyarlılık bu sene daha fazla” diyerek sadece 2021 yılında 783 organizatör hakkında işlem yapıldığını söyledi.

Torba yasa ve turizm teşvik düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlandı

25 maddelik işverenlere asgari ücret desteğini de içeren 7333 sayılı bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun Resmi Gazete‘de yayımlandı.

Bu kanunla birlikte, Resmi Gazete’de turizmi teşvik kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun da yayımlandı.

Torba yasada yer alan maddeler

Yayımlanan torba yasaya göre, işverenlere, ödeyecekleri sigorta priminden mahsup edilerek günlük 2,50 TL, aylık 75 TL asgari ücret desteği sağlanacak. Bu destek, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak.

Yasayla birlikte, terör örgütleriyle mücadele adı altında kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması, ihracı, rütbelerinin geri alınması, mesleğe ilişkin unvanların kullanılmaması gibi uygulamalara ilişkin düzenlemelerin süresi bir yıl daha uzatılacak.

Turizmi teşvik kanunundaki maddeler

Turizmi teşvik kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda yer alan maddelere göre ise, belirlenen süreler içinde turizm işletmesi belgesi alamayan konaklama ve plaj işletmeleri, işletmeye açılamayacak ve faaliyette bulunamayacak.

Bu işletmelerin iş yeri açma ve çalışma ruhsatı, Turizm Bakanlığı tarafından yapılan bildirim üzerine yetkili idare tarafından bir ay içinde iptal edilecek.

Bakanlık tarafından turizm işletmesi belgesi iptal edilen konaklama tesislerinin iptal kararının tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, plaj tesislerinin ise 30 gün içinde yeniden turizm işletmesi belgesi almaları zorunlu olacak.

Gerçek veya tüzel kişiler, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belge almak şartıyla deniz turizmi tesisleri işletmeciliği yapabilecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, turizm merkezlerinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından uygun görülen yat limanlarının yapılması amacıyla yatırımcılara taşınmaz tahsis etmeye yetkili olacak.

YKS 2021 sonuçları açıklandı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün, 26-27 Haziran’da gerçekleştirilen Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklandığını duyurdu.

Adaylar sınav sonuçlarını, T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleri ile ÖSYM’nin sonuc.osym.gov.tr internet adresinden veya mobil uygulamasından öğrenebilecekler. YKS tercihleri, 5-13 Ağustos tarihleri arasında ais.osym.gov.tr adresinden yapılacak.

ÖSYM Başkanı’ndan açıklama

Aygün, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “26-27 Haziran 2021 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2021-YKS) sonuçlarını http://sonuc.osym.gov.tr sayfamızdan açıkladık. Sonuçların tüm adaylarımıza ve ailelerine hayırlı olmasını dilerim” ifadelerini kullandı.

2021-YKS tercihlerinin 5-13 Ağustos tarihleri arasında alınacağını belirten Aygün, “Adaylarımızın tercihler başlamadan önce daha sağlıklı bir değerlendirme yapmalarına imkan vermek amacıyla 2021-YKS değerlendirme işlemlerini hızlandırarak sınav sonuçlarını ilan edilen tarihten daha erken açıkladık. Adaylarımızın 5-13 Ağustos 2021 tarihleri arasında yapacakları 2021-YKS tercihlerinin şimdiden hayırlı olmasını dilerim” dedi.

 

Türkiye’deki 381 okul depreme dayanıksız

Depreme karşı alınabilecek önlemlerin belirlenmesi için kurulan TBMM Deprem Araştırma Komisyonu, 18 toplantının ardından 522 sayfalık bir rapor hazırladı. Rapora göre ülkedeki binaların yüzde 79’u 2000 yılı öncesinde yapıldığı için büyük risk barındırıyor.

Ülke genelinde dönüştürülmesi gereken riskli konut sayısı 6 milyon 700 bin. Bu konutların dönüşümünün tahmini maliyeti ise 2,3 trilyon lira.

“Bu kaynağın kamu tarafından kısa sürede karşılanabilmesi mümkün görülmüyor” denen raporda, geçen yıl depreme karşı güçlendirilmesi gereken 381 okulun henüz güçlendirilemediğine de dikkat çekiliyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Bir yılda 168 kişi yaşamını yitirdi

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in aktardığına göre Meclis Başkanlığı’na sunulan raporda, şu uyarı ve tespitlere yer verildi:

  • Dünyada 2020 yılında 3’ü Türkiye’de olmak üzere 16 ölümlü deprem meydana geldi. Bu depremlerde 168’i Türkiye’de olan, toplam 212 kişi hayatını kaybetti.
  • Türkiye’de 2020 yılında 659 okulun güçlendirme yapım işine başlandı, 278’inin güçlendirmesi tamamlandı, 381 okulun ise güçlendirme çalışmaları devam ediyor.
  • Ülke genelinde 10 milyon 36 bin 183 zorunlu deprem sigortası poliçesiyle sigortalılık oranı yüzde 57. En fazla sigortalılık oranı yüzde 68 ile Marmara, en düşük sigortalılık oranı yüzde 45 ile Karadeniz Bölgesi’nde. Deprem yaşayan illerde sigortalılık oranları ise İstanbul’da yüzde 67, Kocaeli’nde yüzde 71, Sakarya’da yüzde 87, Bolu’da yüzde 95, Yalova’da yüzde 90, Çanakkale’de yüzde 71, Van’da yüzde 60, Adıyaman’da yüzde 45, Denizli’de yüzde 50, Muğla’da yüzde 75, Manisa’da yüzde 50 ve Kütahya’da yüzde 39.
Fotoğraf: Shutterstock

6 milyon 700 bin riskli konut var

  • Dönüştürülmesi gereken 6 milyon 700 bin riskli konut bulunuyor. 6,7 milyon bağımsız birimin dönüşümünün yapılabilmesi için toplam 2,3 trilyon TL civarında bir kaynağa ihtiyaç duyulacağı tahmin edildi.
  • Kentsel dönüşüm çalışmalarında karşılaşılan en büyük problem ise kentsel dönüşüme yeterli finansmanın sağlanamaması. Kentsel dönüşüm çalışmalarında ihtiyaç duyulan 2,3 trilyon TL kaynağın kamu tarafından kısa sürede karşılanabilmesi mümkün görülmüyor.

Toplanma alanları yapılaşmaya açıldı

  • •Özellikle büyük kentlerde açık ve kamusal alanların yeterli kapasitede olmadığı veya olan alanların da yapılaşmaya tabi alanlar olduğu görülüyor. Bu alanların imar planı değişiklikleri ile de farklı kullanımlara ayrılması mümkün olabiliyor. Ayrıca, toplanma alanlarının özel mülkiyete tabi alanlardan seçilmesi durumunda, bu alanlar mülk sahibi tarafından imar planında belirlenen amacına uygun olarak kullanıldığında toplanma alanı vasfını kaybedebiliyor.
  • Ülke genelinde yapı envanteri çıkarılarak buna dayalı risk önceliklendirilmesi yapılmadığından ve deprem riski zararlarını azaltmaya yönelik bir program olmadığından deprem riski altındaki yapıların iyileştirilmesine yönelik yatırımlara düzenli ve ihtiyaçlara dayalı bir kaynak aktarılması yapılamıyor.
  • Deprem zararlarını azaltmaya yönelik politikaların hızlı bir şekilde uygulamaya konulabilmesi amacıyla gerekli mevzuat hazırlanarak, merkezi yönetim bütçesinden ve muhtelif işlemlere konulacak vergilerden kaynak aktarılarak deprem başta olmak üzere afet risklerini azaltmaya yönelik çalışmalara finansman desteği sağlayacak sürdürülebilir bir deprem fonunun oluşturulması gerekli görülüyor.

Cengiz Holding, hibrit enerji santrali kurdu: Çevreci yatırımlara meraklıysa tahribatlarını rehabilite edebilir

Yaptığı inşaat ve maden çalışmalarıyla doğa ve çevre katliamına neden olduğu için sık sık gündeme gelen Cengiz Holding, Türkiye’nin ilk hibrit enerji santralini kurduğunu duyurdu.

Hibrit enerji santralinin yenilenebilir kaynaklı olmasından dolayı desteklenen bir model olmasına karşın, Cengiz Holding’in kuracağı santral, güneş enerjisiyle üretilen elektriğin depolanmasını sağlayan pompaj depolamalı bir HES değil. Bu durumda klasik bir baraja “güneş makyajı” yapılmış gibi görünüyor. Benzer durumlar; yani bu örnekteki gibi baraj için bir çevre tahribatı veya sosyal zarara sebep olması halinde, uzmanlarca “yeşil yıkama” olarak değerlendiriliyor.

Cengiz Holding’in geçmişte ve süregelen çalışmalarında yaptığı doğa tahribatları ise hala akıllarda.

‘Yenilenebilir enerji kaynaklarına yoğunlaşacağız’

Holding, Bingöl’de geçen yıl elektrik üretimine başlayan ve 510 megavat kurulu gücü olan Aşağı Kaleköy Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) projesine 80 megavatlık Güneş Enerji Santrali (GES) eklediğini açıkladı.

Cengiz Holding ve Özaltın Holding iş birliğiyle yapılan hibrit enerji santrali hakkında açıklamalarda bulunan Cengiz Holding Enerji Grup Başkanı Ahmet Cengiz şunları söyledi:

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yenilenebilir ve çevreci enerji kaynakları, yeni yatırım planları arasında önceliği almaya başladı. Biz de grup olarak önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji kaynaklarına yoğunlaşacağız.

Kısa dönemde hibrit enerji santralleri sayımızı artırmak istiyoruz. Bingöl’de enerji yatırımlarına 2011’de, Aşağı Kaleköy Barajı ve HES Projesi’ne ise 2016’da başladık. Yaklaşık 3,5 yılda bu yatırımı tamamlayarak ülke ekonomisine kazandırdık. Bu proje, 500 megavat kurulu gücüyle Türkiye’nin özel sektör tarafından yapılan 6’ncı büyük barajı. Eklediğimiz 80 megavatlık güneş enerji santraliyle buradan 400 bin hanenin yıllık tüketimini karşılayabilecek elektriği üreteceğiz.”

Hibrit enerji santrali nedir?

Farklı enerji türlerinin bir arada kullanılması anlamına gelen hibrit enerji santrali, yenilenebilir kaynaklı olmasından dolayı çevre açısından desteklenen bir model. Enerji geçişinde hibrit modeller teşvik ediliyor.

‘Marka imajını kurtarma çalışması’

Bu santralin kurulmasını Yeşil Gazete’ye değerlendiren çevre aktivisti İdil Dağdemir, “80 megavat güzel bir kurulu güç ama bir yandan da tamamiyle reklam. Diğer yaptıklarını kompanse etmiyor” diyerek Cengiz Holding’in yaptığı yıkıcı bazı çalışmalarından şöyle bahsetti:

Geçen seferki PR çalışması hezimetinden sonra bu proje ile Cengiz Holding’in zedelenen marka imajını kurtarmaya çalışmasına şahit oluyoruz. Ayrıca bu projenin Kazdağları direnişinin 2. yıl dönümünde duyurulmuş olması da manidar. Tüm bu olanın bitenin yanında daha bugün Çanakkale Bayramiç’te Cengiz Holding’e ait Halilağa Bakır Ocağı’nın kapasite artışı için ÇED olumludur kararı verildi.

Cengiz Holding o kadar çevre dostu yatırımlara merak saldıysa Kazdağlarından çekilip yarattığı derin tahribatı rehabilite edebilir.”

Cengiz Holding’in icraatları

Çevre ve doğa katliamlarıyla adı uzun süredir yan yana olan Cengiz Holding’in doğayı hiçe sayarak hayata geçirdiği ve geçirmek istediği bazı projeler şöyle:

  • Holding, İstanbul’un ekolojisine ciddi zararlar veren İstanbul 3. Havalimanı projesinin ihalesini Mapa, Limak, Kolin ve Kalyon ile beraber alan şirketlerden biri.
  • Holding, Artvin Cerattepe‘de 2016’da maden arama ve çıkarma çalışmalarına başladı. Maden arama çalışmaları için holdinge yeni ruhsatlar verildi.
  • Cengiz Holding, Kazdağları‘nda yıllardır arama faaliyetleri sürdüren Truva Bakır İşletmeleri A.Ş maden işletmesini, Liberty Gold ve Teck Resorurces’dan satın aldı. Alamos Gold‘un yerli ortağı Doğu Biga Madencilik, Kazdağları’nda 2019 yılında biten inşaat ruhsatının yenilenmemesinden dolayı bölgedeki çalışmalarına son vermişti.
  • Holding, Rize İyidere’de İyidere Lojistik Liman Projesi‘nin yapımını üstlenmiş, projeye taş temin etmek için İkizdere’de taş ocağı yapımına başlamıştı. İkizderelilerin taş ocağına karşı mücadelesi 95 gündür sürüyor.
  • Holding, Çanakkale Bayramiç’te faaliyete geçirilmek istenen Halilağa Bakır Madeni Projesi‘ni yapmak için de çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.
  • Bodrum’un en güzel koylarından biri kabul edilen Cennet Koyu‘nda holding tarafından dört adet mendirekle iki adet plaj yapılması planlanıyor.
  • Holding tarafından Rize’de inşa edilen Ricosta Hotel‘in önünde bulunan ve vatandaşların yıllardır kullandığı halk plajı da gasp edildi. Holding tarafından plaj alanına kayalarla dolgu yapıldı ve denizin üzerine betondan set oluşturuldu. Vatandaşların denize girmesini engellemek amacıyla demir bariyerler örüldü.
  • Cengiz Holding’e bağlı Cengiz Elektrik Şirketi, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ardından İçişleri Bakanlığı’nın da milyonlarca liralık elektrik enerjisi ihalesini aldı.
  • Holding, bunların yanında Akkuyu Nükleer Santral Limanı, Ordu-Giresun Havalimanı Rize-Artvin Havalimanı, Ankara Hızlı Tren Garı, Hüseyin Avni Paşa Korusu gibi birçok projenin yapım işlerinde de yer aldı.

HDP’nin nükleer santral karşıtı açıklamasına dava açıldı

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), “Herkes İçin Adalet” kampanyası kapsamında yaptığı İş ve Aş Buluşmaları’nın 4’üncüsü Mart ayında Mersin’de gerçekleştirildi.

Program kapsamında kentteki halkla bir araya gelerek, sorunları dinleyen HDP heyetinin, 11 Mart’ta Gülnar ilçesinde inşası devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) yarattığı çevre soruna dikkat çektiği açıklama ise dava konusu oldu.

29 kişiye soruşturma açıldı

Açıklamaya katılan ve aralarında HDP İstanbul Milletvekilli Erol Katırcıoğlu’nun da bulunduğu 29 kişi hakkında 2911 sayılı yasa (Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet) kapsamında soruşturma açıldı.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede Gülnar Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

17 kişiye dava açıldı

İddianamede, aralarında HDP’li vekil Katırcıoğlu, HDP Ekoloji Eş Sözcüleri Menekşe Kızıldere ile Naci Sönmez, HDP Mersin İl Eşbaşkanı Gülbahar Şofer ve Mersin Nükleer Karşıtı Platformu (NKP) üyelerinin bulunduğu 29 kişinin 2911 sayılı yasaya muhalefet suçu işledikleri iddia edilerek, cezalandırılmaları istendi.

Bildirim yapılmadan da açıklama yapılabileceğine yer veren savcı, aynı iddianamede kendisiyle çelişerek, HDP’lilerin açıklama için izin almadığını ifade etti. İzinsiz açıklama yapıldığını ileri süren savcı, Mersin Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından kimlikleri tespit edilen 17 kişi hakkında iddianame hazırlarken, kimlikleri tespit edilemeyen 12 kişi hakkında tefrik kararı vererek, soruşturmanın sürdürülmesini istedi.

Haklarındaki iddianame kabul edilen 17 kişi, 28 Ekim’de Gülnar Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

Katırcıoğlu’nun dosyası ayrıldı

HDP’li vekil Katırcıoğlu hakkındaki soruşturma dosyası ise, Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenterler Bürosu’na gönderildi.

Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenterler Bürosu, Katırcıoğlu hakkındaki soruşturma dosyasına yetkisizlik kararı vererek, tekrar Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etti.

Tokyo Olimpiyatları’nda kadın sporcuların ‘cinsellik çağrıştıran’ görüntüleri yayınlanmayacak

Japonya‘nın başkenti Tokyo’da süren Olimpiyat Oyunları‘nda televizyon yayınlarından sorumlu Olimpiyat yetkilileri, kadın sporcuların “cinsellik çağrıştıran” görüntülerini yayınlamama kararı aldı. 

“Cinsel değil, spor çekiciliği” ‘motto’sunun yayınlarda uygulanmaya çalışıldığının altını çizen Olimpiyat Yayınları Servisi Başkanı Yiannis Exarchos, sahada ve ekranda cinsiyet eşitliğine ulaşmanın hedeflendiğini belirtti.

Euronews’in aktardığına göre, Exarchos, “Geçmişteki yayınların aksine vücudun bazı bölümleriyle ilgili ayrıntıları Tokyo Oyunları’nda televizyonda yakından göremeyeceksiniz” dedi.

Alman ve Norveçli sporcular ‘mayo’yu protesto etmişti

Almanyalı jimnastikçiler, “cinsel sömürü” olarak gördükleri formalara tepki olarak Tokyo Oyunları’nda bacaklarını ayak bileklerine kadar kapatan formalar ile yarışmış, oyunlardan önce Avrupa’daki bir karşılaşmada Norveç kadın plaj hentbolu takımı da bikini giymeyi reddederek tayt şortlarla sahaya çıkmıştı. Ancak forma kurallarına uymadıkları için para cezasına çarptırıldılar.

‘Japon medyası cinsiyet konusunda tek taraflı’

Cinsiyet eşitliğinin sadece yayınlarla sınırlı tutulmadığını da ifade eden Exarchos, bir yandan kadınların yaptığı sporları daha fazla ekrana taşıdıklarını kaydetti. Karışık müsabakaları da ekranlara taşıyan Olimpiyat yönetimi, kadınlar hentbol ve voleybol takımlarının final karşılaşmalarını erkekler finalinin ardından yayınlama kararı almış.

Olimpiyat Oyunları’nda Japon yayıncılığının sarf ettiği çabaların kaynağında ise Japon medyasının spor dallarında kadın erkek eşitliğine riayet etmemesi bulunuyor. “Cinsiyet konusunda tek taraflılar” diyen Japon Olimpiyat yüzücüsü, “Birçok kanal kadın sporcuları sadece atlet yerine kız, eş ya da anne olarak görüyor” dedi. Görünüşe de büyük önem verildiğini belirten sporcu, televizyon kanallarının sporcuları “güzel” ve “seksi” olarak tanımladığını belirterek, “Onlar hem güzel hem de güçlü olabilir” diyen eski sporcu, “Ama sadece kadın değiller” dedi.

Çorlu Deresi simsiyah akıyor: ‘Kokudan pencere açamıyoruz’

Trakya’da kirliliğiyle gündeme gelen Ergene Nehri‘nin önemli kollarından biri olan Çorlu Deresi, endüstriyel atıklar nedeniyle simsiyah akmaya devam ediyor.

Derenin geçtiği Ergene’de İlçe Kent Konseyi Başkanı Ercüment Tuncay, halkın sıcak havanın da etkisiyle artan ağır koku nedeniyle pencere ve kapılarını açamaz hale geldiğini belirterek, “Bizler Ergeneli vatandaşlar olarak bir an önce bu kokulardan uzaklaşmak ve sağlıklı bir Ergene’de yaşamak istiyoruz” dedi.

Sıcaklık kokuyu artırdı

Tekirdağ’ın Ergene ilçesine bağlı Sağlık Mahallesi‘nden geçen Çorlu Deresi simsiyah akarken, endüstriyel ve evsel atıkların da karışmasıyla derenin yaydığı ağır koku mahalleliyi cam ve kapı açamaz duruma getirdi.

Ercüment Tuncay, DHA’ya yaptığı açıklamada derenin özellikle havaların ısınmasıyla kokusunun daha da arttığını ve ilçenin tamamını etkilediğini söyledi.

‘Sağlıklı bir Ergene’de yaşamak istiyoruz’

Kirlilik ve kötü koku nedeniyle vatandaşların çocuklarını dışarıya oynamaya salmakta bile korku yaşadıklarını belirten Tuncay, “Ağır metal kokusu, ciğerleri yakan bir kokuyla karşı karşıyayız maalesef Ergene Nehrimizde. Özellikle Sağlık Mahallesi, Yeşiltepe Mahallesi ve Cumhuriyet Mahallesi bölgemiz bu kokulardan çok fazla etkilenmekte. Bununla ilgili vatandaşlarımız hem kanserojen etkiden hem de ağır kokudan dolayı şikayetçi ama yetkililerin hiçbir şekilde bir adım atamamasından daha da çok şikayetçi. Bizler Ergeneli vatandaşlar olarak bir an önce bu kokulardan uzaklaşmak ve sağlıklı bir Ergene’de yaşamak istiyoruz” dedi.

Mahalle sakinlerinden Ali Türk ise, “Derenin kokusu ayrı bir dert, bunun yanında etrafına da çöpler atılıyor. Yazıktır, günahtır. Birinden kurtulacağız derken bir de atılan çöplerle mücadele ediyoruz” yorumunu yaptı.

 

Jeotermale karşı çıkan Orhanlı köylüleri proje toplantısını engelledi

İzmir’in Seferihisar ilçesine bağlı Orhanlı köyünün sakinleri, yaşam alanlarına yapılmak istenen jeotermal enerji santrali (JES) projesine karşı bir araya geldi.

27 Temmuz Salı günü jeotermal şirketi yetkililerinin projenin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci kapsamında yapmak istediği Halkın Katılım Toplantısı’nda tepkilerini dile getiren yöre halkı, geçim kaynakları olan zeytinciliğe zarar verecek olan jeotermal projelerinin karşısında olduklarını vurguladı.

Halkın Katılım Toplantısı’nı iptal ettiren köylüler, “Orhanlı sahipsiz değildir.” diyerek, hukuki mücadelelerini sürdüreceklerinin altını çizdi.

Mahkeme kararına rağmen çalışıyor

99 Orhanlı köylüsü, yaşam alanlarındaki JES projesine karşı dava açmış, İzmir 3. İdare Mahkemesi, proje hakkında yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

Mahkeme kararına rağmen usulsüzce çalışmalarını sürdüren Karen Kahramanmaraş Elektrik Üretim A.Ş. bölgedeki en az iki yüz yıllık 21 adet zeytin ağacını kanuna aykırı olarak kesmiş durumda.

Köyün tamamına yayılacak ve tüm yaşamı etkileyecek olan JES projesi için yapılan talana tepki gösteren köylüler 27 Temmuz Salı günü yapılmak istenen Halkın Katılım Toplantısı’nda haklarını aramaktan vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak toplantıyı iptal ettirdi.

Asırlık zeytin ağaçları kesildi

İzmir Yarımadası’na özgü erkence türü zeytin ağaçlarından oluşan zeytin ormanlarının yer aldığı Orhanlı köyü, zeytin ve zeytinyağı üretimiyle dikkat çekiyor.

Köyde özellikle zeytinyağı üretimi başta olmak üzere, organik tarım ve hayvancılık gibi pek çok farklı üretim, doğa dostu yöntemlerle sürdürülüyor. Karen Kahramanmaraş Elektrik Üretim A.Ş., Orhanlı köyünde yer alan asırlık zeytin ağaçlarını keserek “Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik”te yer alan kanunlara aykırı hareket ediyor.

Tunç Soyer: Mücadelenin yanındayım

27 Temmuz Salı günü Orhanlı köyünün yaşam mücadelesine destek olmak için yöre halkının yanında yer alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Orhanlı köyünün mücadelesine destek mesajı verdi.

Konu hakkında açıklama yapan Tunç Soyer “Orhanlı, İzmir’imizin üreterek yaşayan ve doğal güzellikleriyle ön plana çıkan son derece değerli bir köyü. Bölgede iklim kriziyle uyumlu kadim üretim yöntemleri binlerce yıldır kesintisiz olarak uygulanıyor. İzmir Yarımadası’na özgü erkence türü zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağıyla dünyanın en kaliteli zeytinyağlarından birisi yine Orhanlı’da üretiliyor. Jeotermal enerji çalışmaları, İzmir’imizin doğal ve kültürel güzellikleriyle dolu Orhanlı köyüne zarar vermemeli. Orhanlı köylümüzün jeotermale karşı sürdürdüğü haklı mücadelenin yanında yer alarak sürecin takipçisi olacağım” dedi.

 

Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin yaptığı konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Orhanlı köyünün jeotermal enerji santrallerine karşı vermiş olduğu mücadeleyi en başından beri destekliyor, süreci takip ediyorum. İlçemizin bu güzide köyü, organik tarımıyla bütün Türkiye’ye gıda sağlıyor. Burada insanlar geleceklerini, çocuklarının yaşam hakkını, zeytin ağaçlarını korumak için bir arada. Orhanlı köylüsünün yanında yer alarak bu mücadeleyi desteklemeye devam edeceğim.” dedi.

Philip Morris, Birleşik Krallık’ta sigara satışını 10 yıl içinde sonlandıracak

Philip Morris International CEO’su Jacek Olczak, Birleşik Krallık’ta Marlboro ve ürettikleri diğer tüm sigaraların satışını 2030 yılına kadar sonlandıracaklarını açıkladı.

“Sanıyorum ülkede bugünden itibaren en fazla 10 yıl içinde sigara içme sorununu tamamen çözebilirsiniz” diyen Olczak sigaranın 2030’dan itibaren satışı yasaklanacak dizel araçlar gibi muamele görmesi gerektiğini söyledi. Olczak hükümete sigara satışlarını tümden yasaklama çağrısı da yaptı.

Hedef 2030’da ‘sigarasız’ ülke

Birleşik Krallık hükümeti 2030 yılına kadar İngiltere’yi, 2034 yılına kadar da İskoçya‘yı “sigarasız” (smoke-free) hale getirme hedefini Temmuz 2019’da parlamentoya sunduğu bir metinle duyurmuştu. Bu kapsamda yetişkinlerde yüzde 14 dolayında olan sigara içme oranının yüzde 5’e indirilmesi hedefleniyor.

153 milyar dolar değerindeki Philip Morris’in bünyesinde Marlboro’nun yanı sıra Parliament, L&M, Chesterfield, Lark, Bond, Merit gibi birçok sigara markası bulunuyor. 

Bir süredir dönüşüm stratejisi izleyen şirket, ay başında İngiliz astım ilaçları üreticisi Vectura’yı almak için yaklaşık 1 milyar 5 milyon sterlin teklif vermiş; şirketin 2025 yılına kadar gelirlerinin yarısını sigarasız ürünlerden ve en az 1 milyar doları da nikotin haricindeki ürünlerden elde etmeyi hedeflediği açıklanmıştı.