Ana Sayfa Blog Sayfa 1307

Milli Savunma Bakanlığı: Türkiye askerlerinin Afganistan’dan tahliyesi başladı

Milli Savunma Bakanlığı çeşitli temaslar, mevcut durum ve şartlar değerlendirilerek Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının Afganistan’dan tahliyesine başlandığını bildirdi.

Taliban’ın ülkedeki yabancı askeri güçlerin çekilmesi için 31 Ağustos’a kadar süre tanımıştı.

MSB tarafından yapılan açıklamada TSK’nın 2002 yılından bu yana BM, NATO ve ikili anlaşmalar kapsamında “tarihi ve kültürel bağları olan Afgan halkının barış, huzur ve istikrarına katkı sağlamak için” Afganistan’da görev yaptığı hatırlatıldı.

‘1129 sivil vatandaşın tahliyesi yapıldı’

AA’nın haberine göre açıklamanın devamında “ABD ve NATO’nun Afganistan’dan ayrılacaklarını açıklamalarının ardından Türkiye her zaman ifade ettiği ‘Afgan halkı istediği sürece Türkiye yanlarında olmaya devam edecektir’ sözünden hareketle, belirli şartlar oluşması durumunda altı yıldır yaptığı gibi Uluslararası Hamid Karzai Uluslararası Havaalanının güvenli ve uluslararası standartlarda işletilmesi sorumluluğunu sürdürebileceği yönündeki niyetini ortaya koymuştur” denildi.

Bu kapsamda, Hamid Karzai Havaalanı’nda yaşanan karmaşaya diğer ülke askerleri ile müdahale edildiği ve havaalanında güvenlik sağlanarak faaliyetlerin yürütülmesinin sağlandığı belirtilen açıklamada “Bu süreçte askeri uçaklarımızla 1129 sivil vatandaşın tahliyesi yapılmıştır. Çeşitli temaslar, mevcut durum ve şartlar değerlendirilerek TSK unsurlarının tahliyesine başlanmıştır Türk Silahlı Kuvvetleri kendine tevdi edilen bu görevi de başarıyla yerine getirmenin gururuyla vatan toprağımıza geri dönmektedir” bilgisi paylaşıldı.

Fotoğraf: AA

500 asker Türkiye’ye dönecek

Bu açıklamanın ardından Taliban’ın ülkedeki yabancı askeri güçlerin çekilmesi için 31 Ağustos’a kadar tanıdığı sürenin sona ermesine yaklaşık bir hafta kala Türkiye, askerlerin tahliyesine başladı. Kararla birlikte Afganistan’daki yaklaşık 500 TSK askeri Türkiye’ye dönecek.

Türk Hava Yolları (THY), Afganistan’dan gelen askerleri de taşıyan ilk tahliye uçağının 345 kişi ile Pakistan‘ın başkenti İslamabad‘dan havalandığını duyurdu. Saat 11.45’te Ankara Esenboğa Havalimanı‘na inen uçak daha sonra İstanbul’a devam edecek. Bugün planlanan bir uçuş daha olduğu öğrenildi.

Afganistan'dan ilk asker kafilesi Türkiye'ye döndü

Havalimanı işletmesi devam edebilir

Öte yandan çarşamba akamı NTV’ye konuşan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Taliban’la yapılan görüşmelerde örgütün Türkiye’nin altı yıldır yürütmekte olduğu havalimanının işletilmesi konusunda destek istediğini söyledi.

TSK askerinin çekilmesinin ardından havalimanı işletmesine devam edilebileceğini dile getiren Kalın, “Sivil uzmanlarımız havalimanı için destek verebilir. Bununla ilgili müzakereler devam ediyor. Bunu Türkiye’nin devam ettirmesi konusunda bir irade de ortaya koyuyorlar” dedi.

Afganistan’daki iklim aktivistlerini kurtarmak için yardım kampanyası başlatıldı

Hükümetleri iklim konusunda harekete geçirmek amacıyla iklim için okul grevi yapan öğrencilerin oluşturduğu Fridays for Future (Gelecek için Cumalar) hareketi Afganistan’daki iklim aktivistleri için yardım kampanyası başlattı.

Yapılan açıklamada “Sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için yorulmak bilmeyen çalışmaları onları ciddi şekilde riske attı. Acilen ülkeden kaçmaları ya da Taliban tarafından öldürülme riskini almaları gerekiyor” ifadeleri kullanıldı.

Aktivistleri ülke dışına çıkarmak için

Fridays for Future olarak Afganistan’daki iklim aktivistlerinin güvenliğini sağlamak için çaba gösterdikleri belirtilen açıklamada “Hedeflenen aktivistleri ülke dışına çıkarmak için acil fon toplamak için bu kitle fonlaması kampanyasını kurduk” denildi.

 

Hızlı müdahale ekibinin sahadaki gençlerle temas halinde olduğu belirtilen açıklamada devlet yetkilileri, güvenilir STK ortakları ve destekçileri ile işbirliği yapıldığı söylendi.

Kampanyada toplanılan paraların ise uçuşlar, vize ücretleri, destek ve güvenlik sağlamak için alınacak diğer tedbirler için kullanılması planlanıyor. Kullanılmayan fonlar ise yüksek risk altındakileri ülke dışına çıkarmak için çalışan diğer güvenilir kampanyalara aktarılacak.

 

 

AYM polisin zorla üst aramasının hak ihlali olduğunu söyledi

Anayasa Mahkemesi (AYM), bir kafede otururken zorla üst aramasına maruz kalan Hüseyin Ali Kudret’in başvurusunu sonuçlandırdı.

Mahkeme, polisin zorla üst araması yapmasıyla ilgili şikayetin etkin soruşturulmaması nedeniyle kötü muamele yasağının usul boyutuyla ihlal edildiğine hükmetti. Kudret’e 10 bin lira manevi tazminat ödenecek.

Ayrıca, dosyayla ilgili yeniden soruşturma yapılmak üzere AYM kararı, Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilecek.

Kameralar incelenmedi

bianet’in haberine göre Hatay, Samandağ’da 28 Ocak 2017’de, Hüseyin Ali Kudret bir kafede arkadaşıyla otururken içeri polisler girdi. Kafede bulunan herkese kimlik kontrolü ve üst araması yapmaya başladılar.

Polis, Kudret ve arkadaşının da kimliklerini kontrol edip çantasını aradı. Daha sonra üstünü aramak istedi. Kudret ve arkadaşı duruma karşı çıktı. O tarihte 22 yaşında olan Hüseyin Ali Kudret, üst aramasının hukuka uygun olmadığını, bunun taciz olduğunu ve üzerinin aranmasını istemediğini dile getirdi. Ancak polis aramayı zorla gerçekleştirdi.

Gözaltına alındı

Bu sırada arkadaşının polislerle tartışması nedeniyle her ikisi de zor kullanılarak gözaltına alındı. Gözaltına alınma sırasında Hüseyin Ali Kudret saçından çekilerek, sürüklendi. Bu durumu karakoldaki ifadesinde anlatmasına rağmen ifade tutanağına yazılmadı. Beş saat gözaltında tutuldu.

Kafenin güvenlik kamerası kayıtları incelenmek üzere önce Ankara, sonra Adana kriminal polis laboratuvarlarına gönderilmesine rağmen, her iki laboratuvar da verdiği cevapta yeterli personel bulunmaması nedeniyle incelemenin yapılamadığını belirterek, delili incelemeden iade etti.

Başsavcılık da kamera kayıtları üzerinde tespit yapılamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Beraat etti

Ancak Hüseyin Ali Kudret ve arkadaşı hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri iddiasıyla yargılandı. Dava beraatla bitti.

Hüseyin Ali Kudret, 2018 yılında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Önleme araması kararına istinaden halka açık yerde üst araması yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, hakimlikçe verilen kararın sadece kararın geçerli olduğu bölgedeki yolları kapsadığını, dolayısıyla bir kafede otururken haksız olarak üstünün aranması nedeniyle Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini savundu.

AYM: Polisler soruşturulmadı

AYM’nin gerekçeli kararı bugünkü Resmi Gazete’de yayınlandı. Mahkeme, Kudret’in polisler hakkındaki şikayetinin etkin şekilde soruşturulmadığı sonucuna vardı:

“Gerçeğin ortaya konulması açısından oldukça önemli olan görüntülerin incelenmeksizin soruşturmanın tamamlanması Başsavcılıkça özenle hareket edildiği izlenimine gölge düşürmüştür. Başvurucuya teşhis işlemi yaptırılmamış, şüpheli polis memuru veya memurlarının kimliği belirlenmemiştir. Şikayet hususlarıyla ilgili kolluk görevlilerinin bilgisine dahi başvurulmamıştır.”

Suriye’deki petrol rafinerisinde büyük sızıntı: Akdeniz kıyısı boyunca 20 kilometre ilerledi

Suriye devlet haber ajansı SANA, çarşamba günü yaptığı açıklamada Suriye’nin petrol rafinerilerinin birinin içindeki bir elektrik santralinde meydana gelen arızadan dolayı büyük bir petrol sızıntısının yaşandığını açıkladı.

Haberde petrol sızıntısının Akdeniz ülkesinin kıyılarına yayıldığı ve uydu fotoğraflarından tespit edilebildiği belirtildi.

Sızıntı 20 kilometre ilerledi

Sızıntının Baniyas kasabasındaki rafinerinin yaklaşık 20 kilometre kuzeyindeki sahil kasabası Cebele’ye kadar ulaştığı belirtilen haberde Suriye Çevre Departmanı‘nın ve kıyı eyaleti Lazkiye Belediyesi‘nin ilgili tüm departmanlarının alarma geçtiği bilgisi paylaşıldı.

Ek olarak kayalık bölgelerde kıyıların temizlenmesi için çalışmaların sürdüğü belirtildi. Sızıntının ilerlediği Cebele, Türkiye’nin Suriye sınırına yaklaşık 130 kilometre mesafe uzaklıkta bulunuyor.

Yakın zamanda olmuşa benziyor

Bloomberg’in aktardığına göre bir gün öncesinde Suriye hükümeti, Beniyas İstasyonu’ndaki bakım ekiplerinin tanklardan birinden çıkan yakıt sızıntısını kontrol altına aldığını açıklamıştı.

Planet Labs Inc. tarafından çarşamba günü alınan uydu görüntüleri, 25,5 kilometrekarelik bir alana yayılan devasa petrol sızıntısını gösterdi.

Pazartesi gününe ait kayıtlarda ise sızıntıya dair bir şey yoktu. Bu da sızıntının daha sonradan olduğu tahmininin yapılmasına neden oluyor.

Sendika başkanı çatlakları suçladı

Tartous İşçileri Sendikası Elektrik İşçileri Sendikası başkanı Davud Derviş, rafinerideki yakıt tanklarından birinde meydana gelen çatlakları suçladı. Derviş, deponun 15 bin ton yakıtla doldurulduğuna dikkat çekti.

Suriye’nin petrol kaynakları çoğunlukla hükümet kontrolündeki alanların dışında. Ancak iki rafinerisi hükümet kontrolü altında ve çalışıyor.
Bu, Şam’ı yakıt için İran’a bağımlı hale getiriyor, ancak ABD Hazine yaptırımları Suriye, İran ve Rusya‘yı kapsayan tedarik ağını engelledi.

Saldırılar yaşanıyor

İran, İsrail ve ABD arasında bölgede artan gerilimler sırasında Suriye kıyıları da dahil olmak üzere Ortadoğu sularındaki gemilere bir yılı aşkın süredir bir dizi gizemli saldırı gerçekleştirildi.

Mayıs ayında Suriye dışişleri bakanı, Suriye’ye giden petrol tankerlerini hedef alan gizemli saldırılar için İsrail’i suçladı ve uluslararası hukuku ihlal ettiklerini ve cezasız kalmayacaklarını söyledi.

 

Trabzon’da mera ıslahı gerekçesiyle endemik Zifin çiçekleri söküldü

Trabzon İl Tarım Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen mera ıslahı çalışmaları kapsamında Trabzon Düzköy yaylalarındaki Zifin çiçekleri iş makineleriyle söküldü.

CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya, endemik bir tür olan Zifin çiçeklerinin sökülmesine yayınladığı bir video ile tepki gösterdi.

‘Korunması gereken bir tür’

Ahmet Kaya, “Her şey bitti, sıra Zifin çiçeklerimize mi geldi? Bu çiçekler yaylalarımıza, ormanlarımıza eşsiz bir güzellik katıyor. Zifin çiçekleri bölgemize has, Endemik bir türdür. Korunması gereken bir türdür. Niye yok ediliyor güzelliklerimiz?” sorularını yöneltti.

Bu çiçeklerin yerine ot ekileceğini belirten CHP’li vekil, “Böyle saçma bir gerekçe olamaz. Ayıptır, günahtır, yazıktır. Yapılan büyük bir akılsızlıktır. Bu çiçeklere vatandaş zarar verse ceza yazılırdı ama kıyım Tarım İl Müdürlüğü eliyle yapılıyor, buna ceza yok. Bu doğa katliamıdır” ifadelerini kullandı.

 

Kuraklık yüzünden Türkiye’deki göllerin yüzde 60’ı kurudu

Büyük bir bölümü fosil yakıt kullanımından kaynaklanan iklim değişikliğinin neden olduğu kuraklık yüzünden Türkiye genelindeki nehirlerin neredeyse tamamında suyun akış hızı yüzde 70’lere varan oranda düştü. Göllerin ise yüzde 60’ı kurudu.

“Göller ve Sulak Alanlar Eylem Planı 2017-2023” raporunda Van, Tuz, Manyas, Mogan, Sapanca göllerindeki tahribata dikkat çekiliyor. Burdur Gölü’nün 40 yıl içerisinde 230 km²’den, 90 km²’ye düştüğü belirtiliyor.

Raporda “300’e yakın irili ufaklı gölün yüzde 60’ı kurudu. Türkiye’nin bir zamanlar beşinci büyük tatlı su gölü olan Akşehir Gölü tamamen kurumuş, kış aylarında su birikintisi haline gelmiştir. Beyşehir gölü 26 metreden 6 metreye, Eğirdir Gölü 14 metreden 5 metreye düşmüştür. Avlan, Seyfe, Sazlığı Kulu, Sarıgöl, Yarışlı, Kurugöl, Kırkpınar, Acıgöl, Uyuz, Suğla, Meke, Güvenç, Sasam, Kocagöl, Karagöl, Hotamış Sazlığı ve Küçük Göl’de ise su seviyeleri çok azalmıştır” deniliyor.

Van Gölünde kuraklık. Fotoğraf: AA

‘Eşi görülmemiş nüfus hareketleri yaşanacak’

Milliyet’ten Mert İnan’a konuşan Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, “CIA danışmanı Peter Schwartz ve Global Businiess Shwartz ve Randall, açlık, tarımsal üretim çöküşleri, yoksulluk ve hastalık gibi uzun vadeli olguların yanı sıra aniden gelişen her türlü yıkıcı iklim olaylarının bugüne kadar görülmemiş nüfus hareketleri yaratacağını öngörüyorlar” ifadelerini kullandı.

Yıldız açıklamasında “2012 yılında 32 milyonu aşkın kişi sel, kasırga ve deprem gibi iklim felaketleri yüzünden yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kaldı. Göçlerin yüzde 98’i iklim değişimine bağlı nedenlerle meydana geldi. 2050 yılına kadar 200 milyon kişinin yeni bir göçmen statüsü ile bir başka ülkede yaşayacağı görülüyor” dedi.

‘Marmara Gölü tam anlamıyla can çekişiyor’

Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Hidrolik Hidroloji ve Su Kaynakları Programı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Cem Polat Çetinkaya da şu yorumları yaptı:

“Özellikle akarsular ve göllerde artan nüfus ile gelen arıtılmamış kanalizasyon suları ve tabii bunların getirdiği deterjan kimyasal gibi atıklar, aşırı gübre kullanımı ile tarımsal kaynaklı dönen suların katkısı, haliyle iyi denetlenmeyen endüstriyel işletmelerin atık suları birçok nehrimizde suyun kalitesinin kötü yada çok kötü olmasına neden oluyor. Bu kalitedeki su ile mecburen yapılan sulamaların, özellikle gıda üretimindeki etkisini, toprak kirliliğini siz düşünün. Küçük bir örnek: Gediz Havzasında planlanan Gördes barajı daha yapılmadan, yaptığımız modelleme çalışmalarında, Marmara Gölü’nün kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını 2006 yılında öngörmüştük. Baraj tamamlandı, su tutmaya başladı.

Sonuç olarak Gördes bölgesinde öngörülen sulamalar yapılacak, İzmir’e yılda 60-80 milyon metreküp içme suyu temin edilecekti ama aynı havzada bulunan Marmara gölü tam anlamıyla can çekişiyor. Balıkçılık öldü, gölden su temin eden çiftçiler su bulamaz oldu.”

Yokoluş İsyanı iki hafta sürecek sivil itaatsizlik eylemlerini başlattı

Birleşik Krallık‘taki Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion) aktivistleri, iklim krizine karşı acil ve etkili adım atılması talebiyle iki hafta boyunca sürecek sivil itaatsizlik eylemlerini başlattı.

Londra’nın merkezinde devasa bir pembe masa kuran aktivistler, Kriz Konuşmaları ismini verdikleri etkinliklerde insanları iklim ve ekolojik acil durumla nasıl başa çıkılacağını tartışmak için bir araya getirdi.

Pembe masaya el konuldu

Ancak polis, eylemlerin ikinci gününde pembe masaya ve çevresindeki pembe sandalyelere el koyarken,  masaya kendini bağlayan iklim aktivistlerini göz altına aldı.

Yokoluş İsyanı tarafından yapılan açıklamada “Dev pembe masamızın, bağlı tüm isyancıların tutuklanmasıyla ortadan kalktığını bildirmekten üzüntü duyuyoruz. Polisin, iklim ve ekolojik acil durumla nasıl başa çıkılacağını tartışmak üzere genel halkı masaya davet ettiğimiz Kriz Konuşmalarımıza erişimi ve yolları kapatması hayal kırıklığı yarattı” ifadeleri kullanıldı.

Yokoluş İsyanı medya ekibinden Alanna Byrne ise “Bu isyan, insanların eğlenceli ve yaratıcı yollarla konuşmak ve fikirlerini paylaşmak için bir araya gelmesiyle ilgili. Ama isyan büyümeye devam edecek. Soframızı ezebilirler ama ruhumuzu ezemezler. Şiddet içermeyen direnişle sokaklara çıkın ve sesinizi duyurun” ifadelerini kullandı.

Aralarında Cambridge Cricus’un da bulunduğu birçok meydanın trafiğe kapatıldığı eş zamanlı eylemlerde aktivistler müzik eşliğinde dans etti.

Petrol varilleriyle eylem

Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi’nin girişindeki yolu bir süreliğine trafiğe kapatan aktivistler sonrasında bina önüne giderek performatif bir eylem gerçekleştirdi.

Etraflarında çok sayıda polis memuru olan aktivistler kendilerini hazırladıkları sahte petrol varillerine zincirlediler. “Hükümet iklim suçluları ile aynı yatakta” yazılı pankartların taşındığı eylemde hükümetten fosil yakıt fonlamasından vazgeçilmesi talep edildi.

Moda sektörüne karşı eylem

İklim aktivistlerinin bir kısmı moda endüstrisinin gezegen üzerindeki  etkisine dikkat çekmek için Oxford Caddesi’ndeki Selfridges’in önünde bir araya geldi.

Moda sektörünün küresel emisyonların yüzde 10’undan sorumlu olduğunu belirten aktivistler üzerinde “Moda kirli petrole bağımlı” yazılı bir pankartla mağaza girişine siyah boya dökerek eylem gerçekleştirdi.

Yokoluş İsyanı Yaşlılar (XR Elders) grubu ise metronun London Bridge istasyonunda iklim değişikliğinin neden olduğu erken ölümlere dikkat çekmek için ölüme yatma eylemi düzenledi.

Üzerlerinde örtülerle yere yatan aktivistlerin baş ucunda ölüm sebeplerini açıklayan yazılar bulunuyordu.

McDonalds’a seslendiler: Uyumayın, bitki temelli sisteme geçin

Hayvan İsyanı grubu tarafından yapılan eylemde ise aktivistler kendilerini McDonalds’ın girişine uhuyla yapıştırdı.

Fast-food devlerinin en büyüklerinden biri olan McDonalds’a iş başında uyumayı bırakmalarını ve bitki temelli bir sisteme geçmeleri çağrısında bulunan yaklaşık 40 aktivist gözaltına alındı.

Eylemlerinin üçüncü gününe giren Yokoluş İsyanı üç gün içerisinde 100’ün üzerinde iklim aktivistinin gözaltına alındığını duyurdu.

Şehrin farklı noktalarında düzenlenen sivil itaatsizlik eylemleri iki hafta boyunca devam edecek.

Dev buzdağı ana sahanlığa çarpmaktan kıl payı kurtuldu

Uzmanlardan felaket uyarısı: Ortadoğu küresel ortalamanın iki katından fazla ısınıyor

2021 yazında Ortadoğu’da rekor sıcaklıklar kaydedildi. Aralarında İran, Irak, Yemen, Lübnan ve BAE‘nin de yer aldığı birçok ülkedeki aşırı sıcak ve şiddetli kuraklıklara orman yangınları da eklendi. Uluslararası gözlemciler bu durumun siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü bölgede kuraklık, su krizi ve savaşlarla sonuçlanacağını düşünüyor.

Haziran ayında Kuveyt‘te  53,2 santigrat derece kaydedildi; Umman, BAE ve Suudi Arabistan’da termometreler 50 derecenin üzerine çıktı. Bir ay sonra, Irak’ta 51,5 derece, İran’da 51 derecelik bir sıcaklık görüldü. 

Boğaziçi Dayanışması: Kazanmanın yolu birleşik mücadeleden geçiyor

Boğaziçi Dayanışması, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Melih Bulu‘nun ardından Prof. Dr. Mehmet Naci İnci‘nin rektör olarak atanmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

“Boğaziçi’ndeki piyonu Melih Bulu’yu 15 Temmuz gecesi geri çeken Tayyip Erdoğan, 20 Ağustos gecesi yeni piyonunu seçti” denilen açıklamada “Naci İnci yeni kayyumdur ve kaderi sabık kayyum Melih Bulu ile aynı olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

‘Mücadele kampüs sınırını aştı’

Sekiz aydır verilen direnişin Boğaziçi Kampüsü sınırlarını aştığına vurgu yapılan açıklamada, “Ülkenin dört bir yanında öğrenciler Boğaziçi Direnişi’nden aldığı cüretle kayyum rektörlere karşı omuz omuza mücadeleyi bir adım öteye taşıdı” denildi.

Açıklamada “Sadece üniversite kampüslerinde değil kent meydanlarında da yankılanan direniş sloganları saray rejimine karşı demokrasi mücadelesi verenlerin, belediyelerine kayyum atanan Kürt halkının, açlığa mahkum edilen işçilerin, kadınların LGBTI+ ların mücadelesi ile buluştu” ifadelerine yer verildi.

‘Kazanmanın yolu birleşik mücadeleden geçiyor’

“Bu mücadelemizde ‘kazanan’ olmanın yolu kayyum siyasetine karşı birleşik mücadeleyi örmekten, siyasi iktidarın anti-demokratik politikalarının diğer mağdurlarıyla bir araya gelmekten, hedefe Tayyip Erdoğan’I koymaktan geçiyor” denilen açıklamanın devamı şöyle:

“Yeni kayyumun atanması ile bu stratejinin başarısız olduğu bir kez daha ortaya çıkmış ve tavizsiz mücadeleden başka bir yol olmadığı net bir şekilde görülmüştür. Kayyum Naci İnci’ye ve arkasındaki saray rejimine karşı direnişimizin bundan sonraki evresinde bu hatanın tekrarlanmaması için üniversitenin bütün bileşenlerinin birlikte mücadele vermesinin zorunluluğunu hatırlatıyor ve birleşik mücadeleyi zafere gidecek tek yol olarak görüyoruz.”

Öğrenci Meclisleri kurulacak

Bu doğrultuda üniversitede atılacak ilk adımın öğrenci meclisleri kurmak olduğu belirtilen açıklamada “Öğrenciler olarak üniversitede öz yönetimi tesis etmek, kayyumların karşısına örgütlü bir biçimde dikilebilmek mecburiyetindeyiz. Kayyuma karşı direnişin yolu iktidarla uzlaşmak veya pasif eylemliliklerle ortaya çıkıp mücadeleyi sönümlendirmek değildir, irademizi yok sayan her kim olursa olsun karşısında duracağımızı bir kez daha tekrarlıyoruz” bilgileri paylaşıldı.

Açıklamada “Üniversite yönetiminde söz sahibi olmak amacıyla kurulacak öğrenci meclisi, irademizi tanımayanlara karşı sesimizi yükseltmenin en etkili araçlarından biridir. Bu nedenle, Boğaziçi Dayanışması olarak, kayyum siyasetinin başındaki Tayyip Erdoğan’a ve kurduğu saray rejimine karşı mücadelemizi bir adım daha ileri taşıyoruz ” denildi.

Talepler

Boğaziçi Dayanışması, yaptığı yazılı açıklamada şu talepleri dile getirdi: 

  • Boğaziçi’nde ve diğer üniversitelerde bileşenler seçimi yapılacak.
  • BULGBTİ+ kulübü tekrar açılacak.
  • CİTÖK yeniden işler hale gelecek.
  • Hocalarımız Can Candan ve Feyzi Erçin derslerini vermeye devam edecek.
  • YÖK kapatılacak, kayyumlar gidecek biz kalacağız!