Ana Sayfa Blog Sayfa 1266

Dört sivil yolcunun uzay yolculukları başladı

Elon Musk‘ın kurucusu olduğu uzay şirketi SpaceX‘e ait bir roket dün akşam, dört yolcusuyla birlikte uzaya fırlatıldı.

Uçuş, ekipte yer alan milyarder iş insanı Jared Isaacman tarafından finanse edilirken, dört kişi yaklaşık altı aydır bu yolculuğa hazırlanıyordu.

SpaceX, önümüzdeki yıllarda çok sayıda yörünge uçuşu bileti satmayı planlıyor.

Yolculuk üç gün sürecek

Falcon 9 tipi roket, Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi‘nden yerel saatle 20.00’den kısa bir süre sonra uzay yolculuğuna başladı. Roket fırlatıldıktan yaklaşık 12 dakika sonra, dört uzay yolcusunun içinde bulunduğu uzay kapsülü roketten ayrıldı. Dört astronot, gelecek üç gün boyunca yörüngede kalacak ve çocukluk kanserlerine yönelik ilaçlar için düzenlenen kampanyalara destek olacak.

Yeryüzünden 575 kilometre yükseğe çıkması planlanan kapsül, böylece uçuş süresince Uluslararası Uzay İstasyonu‘ndan 150 kilometre daha yukarıda bir yörüngede olacak.

Uzay kapsülü seyahati tamamladıktan sonra Florida sahiline iniş yapacak.

Arceneaux uzaya giden en genç ABD’li kadın oldu

Diğer kişilere macera yaşamaları için ilham vermeyi amaçlayan bu dört yolcuya Inspiration4 deniliyor. Isaacman dışında diğer üç yolcu bir yarışma sonucu belirlendi. Yolculardan biri 29 yaşındaki hekim yardımcısı Hayley Arceneaux, 42 yaşındaki Chris Sembroski eski bir ABD askeri, 51 yaşındaki Sian Proctorise ise yerbilimci ve bilim iletişimcisi.

Bir çocuk hastanesinde çalışan Arceneaux, 10 yaşındayken o hastanede kemik kanseri tedavisi görmüştü. Isaacman, Arceneaux’nun çalıştığı St. Jude adlı hastane için 200 milyon dolar bağış toplamayı umuyor. Bunun yanında, Hayley Arceneaux uzaya giden en genç ABD’li kadın oldu.

Üç gün sürecek bu yolculuğun Netflix‘te belgesel dizi olarak yayınlanması planlanıyor.

Küresel ısınmaya etkisi yüksek

Bazı bilim insanları bu tür uçuşların küresel ısınmaya etkisinin yüksek olduğu eleştirisinde bulunuyor. SpaceX’in Falcon-9 roketi yüksek derecede işlenmiş kerosen yakıtı kullanıyor.

Bu yakıt atmosfere sera gazı etkisi olan karbondioksitle birlikte, nitrojen oksit de salıyor.

New York’ta 2035 itibariyle fosil yakıtlı araç satışı yasaklandı

New York Eyalet Senatosu ve Meclisin onayının ardından Vali Kathy Hochul eyalette 2035 yılından itibaren tüm yakıtla çalışan araçların satışını yasaklayan yeni bir yasayı imzaladı.

Yasa, New York’un kirletici emisyonlarını 2050 yılına kadar yüzde 85 oranında azaltmaya dair iklim hedefine ulaşmasına yardımcı olacak. Yeni mevzuata göre, tüm eyalet içi yeni araba ve kamyon satışlarının 2035 yılından itibaren sıfır emisyonlu olması gerekecek.

‘Mümkün olduğunda’ şartı konuldu

İlk adım ise 2023 yılına kadar hazır olması gereken sıfır emisyonlu bir araç pazarı geliştirme stratejisi oluşturmak olacak. Şu anda New York’ta satılan yeni araçların yalnızca yüzde 1’i tamamen elektrikli. Yani kat edilmesi gereken daha çok yol var.

Yasa, binek araçlarını hedeflemenin yanı sıra, arazi araç ve ekipmanlarının da 2035 yılına kadar sıfır emisyonlu olmasını da istiyor. Ağır hizmet araçlarında ise fazladan beş yıl olacak.

Ancak kamyonlar ve inşaat ekipmanlarında akülerin mevcut olmaması gibi durumlarda boşluklar var. O yüzden yasa sıfır emisyonu yalnızca “mümkün olduğunda” şart koşuyor.

‘Ulaşım emisyonlarını azaltmalıyız’

ZME Science’ın aktardığına göre Eyalet Valisi Hochul yaptığı açıklamada “New York, iklimimizi etkileyen sera gazı emisyonlarını azaltmak ve iddialı hedeflerimize ulaşmak için ülkenin en agresif planını uyguluyor, devletin iklim kirliliğinin en büyük kaynağı olan ulaşım sektöründen kaynaklanan emisyonları azaltmalıyız” dedi.

BloombergNEF (BNEF) danışmanlığına göre, New York’taki gibi düzenlemeler olmasa bile, 2035’te küresel araç satışlarının yarısı elektrikli olacak.

Pillerin maliyetindeki dramatik düşüş elektrikli arabaları maliyet açısından daha rekabetçi ve hatta daha ucuz hale getiriyor. BNEF, 2023’te bugünkü fiyatlarına kıyasla yüzde 20 daha ucuz olacaklarını tahmin ediyor.

New York’u bekleyen zorluklar

İnsanları elektrikli araçlara geçmeye ikna etmek zor olacak olsa da New York’un önündeki en büyük engel uzun mesafeli seyahati kolaylaştırmak için hızlı şarj eden bir ağ geliştirmek olacak.

Şehirler ayrıca, sakinlerin arabalarını şarj etmelerine, şarj cihazlarını sokaklara, otoparklara, marketlere ve ayrıca alışveriş merkezlerine yerleştirmelerine izin vermek için büyük ölçekli bir şarj altyapısına ihtiyaç duyacak. Başta kaldırım kenarlarına olmak üzere 800 binden fazla şarj istasyonuna ihtiyaç duyulacağı tahmin ediliyor.

Nisan ayında New York ve diğer 11 eyalet, Başkan Biden’den ABD’de satılacak tüm araçların sıfır emisyonlu olması için bir strateji geliştirmesini istedi. Mektupta, federal hükümetten elektrikli araçlar için vergi kredilerini teşvik etmek ve altyapı yatırımları için fon sağlaması talep ediliyordu.

İki eyalet daha yasakladı

Kaliforniya, yeni fosil yakıtlı araç satışları için bir son tarih açıklayan ilk eyalet oldu. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, 2035 yılına kadar tüm yeni binek araçları ve kamyonlar için sıfır emisyonlu olma şartı koyan bir kararname imzaladı.

Ardından Massachusetts, 2035 için aşamalı olarak fosil yakıtlı araçları yasaklayarak Kaliforniya’ya katıldı.

Cumhurbaşkanı sarayında ‘medya ödülleri’ töreni

Ankara Beştepe‘de yer alan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 6’ncı Anadolu Medya Ödülleri töreni düzenlendi.

Törende ödüller Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından farklı kategorilerde birinci olan kişilere ve kurumlara verildi.

‘Özgür ve sorumlu milli basın’

Erdoğan konuşmasında “Özgür ve sorumlu milli basın, milletimizin aydınlık yarınlara ulaşmasındaki en önemli unsurlardan biridir. Anadolu basını demokrasinin beslenmesi bakımından hayati öneme sahiptir. Ülkemizin dört bir yanında dişini tırnağına takarak emek veren medya çalışanlarının her birine teşekkür ediyorum. Medyamızın yüz akları millete hizmet etmeyi en büyük şeref kabul edenlerdir” dedi.

  •  Yılın Yerel İnternet Sitesi- Kon Haber – Nurettin Kılıç
  • Yılın Köşe Yazarı- Abdulkadir Selvi- Hürriyet Gazetesi
  • Yılın Gazetecisi- Batuhan Yaşar – İhlas Medya
  • Yılın Haber Ajansı– Anadolu Ajansı 
  • Yılın İnternet Gazetesi- Süper Haber Tv 
  • Yılın Televizyon Programı- Mesut Yar– Startv
  • Ahmet Kekeç Özel Ödülü- Hakan Kekeç
  • Ferhat Koç Özel Ödülü- Milli Gazete
  • Yılın Ankara Temsilcisi – Zafer Şahin– Kanal D

  • Yılın Yerel İnternet Televizyonu Mardin Life – Mardin – Kadir Üründü
  • Yılın Tv Yorumcusu- Emin Pazarcı-Akşam Gazetesi
  • Yılın Tv Yöneticisi- Dr. A. Zahid Akman – Kanal 7
  • Yılın Araştırmacı Gazetecisi- Murat Alan– Yeni Akit Gazetesi
  • Yılın Haber Araştırma Ekibi- Kenan Kıran– Abdurrahman Şimşek Sabah Gazetesi
  • Yılın İnternet Sitesi Genel Yayın Yönetmeni- Ersin Çelik Yeni Şafak
  • Yılın Yerel Gazetesi Vitrin Haber- Sinop- Serhat Özşahin
  • Yılın Muhabiri- Lamia Ayhan– A Haber
  • Markar Eseyan Özel Ödülü- Nergiz Erdik
  • Yılın Gazetesi- Türkgün – Mehmet Müftüoğlu
  • Yılın Dizisi- Büyük Selçuklu Uyanış– TRT1
  • Yılın Televizyon Kanalı- TRT2 Belgesel- Mehmet Zahit Sobacı– Trt Genel Müdürü
  • Yılın Dijital Medyası- Gzt – Doğukan Gezer
  • Yılın En İyi Kitabı – Hilal Kaplan – Ailenin Adı Yok

İbrahim Toru Yerel Medya Özel Ödülleri:

  • Çay TV- Rize – Hasan Yavuz Bakır
  • Uzay Haber – Diyarbakır – Ömer Büyüktimur
  • Tv’den- Aydın – Emin Aydın
  • Aksu Tv- Kahramanmaraş – Cüneyt Beyit

Anadoluya Ruh Verenler

  • Hilmi Kurtulmuş– Fatih Yayınevi- Fatih Kurtulmuş
  • Fahrettin Altun– İletişim Alanındaki Çalışmaları İle Yeni Bir Vizyon Geliştirmesi
  • Bayraktar İha- Özdemir Bayraktar –  Milli Sanayiye Katkılarından Dolayı

Hrant Dink Ödülleri’nin sahipleri Canan Arın ve Maria Ressa oldu

Bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Uluslararası Hrant Dink Ödülleri, Hrant Dink’in doğum günü olan 15 Eylül akşamında çevrimiçi düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

Ödülün bu yılki sahipleri Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelenin öncülerinden Avukat Canan Arın ve Filipinlerde zorlu siyasi koşullar ve yüksek kişisel riskler altında basın özgürlüğünü savunan araştırmacı gazeteci Maria Ressa oldu.

Defne Kayalar‘ın Türkçe, Esra Dermancıoğlu‘nun İngilizce sunuculuğunu üstlendikleri, Mahir Günşiray‘ın sesiyle destek verdiği ödül töreni, bu sene de 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı‘ndan sunuldu.

Arın: Yüreklendiren tek olay kadın direnişi

Canan Arın ödül konuşmasına, “Böyle değerli bir ödüle beni layık gördüğünüz için çok teşekkür ederim. Şaşırdım, sevindim, onur duydum diyerek başladı.

Bu ülkede insanca yaşamak istemenin “büyük bir lüks” olduğunu ifade eden Arın, “Bu kadar canavarlığın içinde, bu kadar korkunç bir tabloda insanın içini açan, insanı yüreklendiren tek olay kadın direnişi ve dayanışması” dedi.

‘Çevrimiçi şiddet dünyadaki şiddete yol açıyor’

Maria Ressa ise konuşmasında sosyal medyadaki dezenformasyona dikkat çekerek, “Sizinki gibi benim hükümetim ve dünya çapında 80’den fazla ülkedeki yönetimler, bizi manipüle etmek, demokrasiyi esirgemek ve gazetecilere saldırmak için sosyal medyada ucuz ordular kullanıyorlar” dedi.

Sosyal medyada yaşananların sosyal medyada kalmadığını vurgulayan Ressa, çevrimiçi şiddetin, gerçek dünyadaki şiddete yol açtığını belirtti.

Mücadele etmeye devam eden gazeteci ve aktivistlere seslenen Ressa, “Yolumuzdan şaşmamamız gerekiyor. İnsanlar bazen naif veya aptal olduğunuzu söyleyebilir. Bizim için de öyle diyorlar ama değiliz” ifadelerini kullandı.

Bu yılın Işıklar’ı

Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında, yaptıklarıyla insana, insanlığa “ışık” tutanların anıldığı, risk alan, yol açan insanların ve toplulukların selamlandığı videoyla 2021 yılının “Işıklar”ı gösterildi.

Bu yılki jüri üyeleri şu isimlerden oluşuyor: Emin Alper, Rakel Dink, Tanıl Bora, Mozn Hassan, Şafak Pavey, Osman Kavala, Füsun Üstel, Robert Guediguian, Moly Melching ve Viviana Krsticevic.

 

Törende, Nazan Öncel, Ayta Sözeri, Arto Tunçboyacıyan, Ezhel, Pervin Chakar/Ertan Tekin, Vahagn Hayrapetyan, Gohar Hovhannisyan, Kamarama, Tmbata, Kharberd Özel Gereksinimli Çocuklar Evi, Etnik Müzik Grubu Tsakhruk, Yerevan Saxophone Quartet, Wood Winds Project performanslarıyla yer aldı.

Doğal gaz fiyatlarında 2021 yılının rekoru kırıldı

Doğal gaz fiyatlarının küresel düzeydeki artışı Türkiye‘yi de etkiledi. Spot doğal gaz piyasasında 1000 metreküp gazın referans fiyatı 14 Eylül tarihinde 2 bin 275 lira 26 kuruşla yılın rekorunu kırdı.

Toplam gaz ticaret miktarı ise 1 milyon 511 bin metreküp olarak tespit edildi.

Avrupa da doğal gaz fiyatlarında rekor kırıyor

Bloomberght‘nin haberine göre, dün spot doğal gaz piyasasında toplam işlem hacmi 3 milyon 452 bin 550 lira olarak açıklandı. Bu rakam bir önceki gün 4 milyon 134 bin 876 TL’ydi.

Bugün Türkiye’ye 142 milyon 239 bin 647 metreküp doğal gaz girişi yapıldı. Piyasaya arz edilen gaz miktarı ise 142 milyon 262 bin 970​​ metreküp olarak kayıtlara geçti.

Avrupa’da da doğal gaz tedarik sıkıntıları ve kışın yaklaşmasıyla beraber rekor tazelemeye devam ediyor. Bu fiyat artışlarının Türkiye’yi de kötü etkileyeceği tahmin ediliyor.

BM raporu: Küresel tarım sübvansiyonları iklim krizini ağırlaştırıyor

Birleşmiş Milletler’in (BM) raporuna göre çiftçilere her yıl verilen 540 milyar dolarlık küresel sübvansiyonların yaklaşık yüzde 90’ını zararlı.

Raporda tarımsal desteklerin halkın sağlığını tehlikeye attığı, iklim krizini artırdığı, çoğunlukla da kadın çiftçiler arasında eşitsizliğe yol açtığı belirtildi.

Raporda, sığır eti ve süt gibi en büyük seragazı emisyon kaynaklarının sübvansiyonlardan en çok payı aldığı belirtildi. Bu ürünler ise desteklere erişebilme kapasitesinde olan büyük sanayileşmiş gruplar tarafından üretiliyor.

‘Et ve süt endüstrisi küçülmeli’

Reformlar olmadan sübvansiyonların 2030’a kadar 1.8 trilyon dolara yükseleceği, bunun da iklim krizini daha kötü hale getireceği ifade edildi.

Analize göre zengin ülkelerdeki ‘devasa’ et ve süt endüstrisi küçülmeli, düşük gelirli ülkelerde de kimyevi gübre sübvansiyonları azaltılmalı.

Fotoğraf: FAO//Fredrik Lerneryd

‘Tarımsal destek şemaları gözde geçirilmeli’

Son yıllarda yapılan analizler, 2020’de 800 milyondan fazla insanın açlık sınırında olduğu, 2 milyardan fazla insanın obeziteyle mücadele ettiği dünyada küresel gıda sisteminin çöktüğünü gösterir nitelikte. Toplam zarar ise yıllık 12 trilyon dolara ulaştı. Bu rakam, üretilen gıdaların değerinin üzerinde.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Yöneticisi Qu Dongyu “Bu rapor dünya çapında hükümetlerin tarımsal destek şemalarını gözden geçirmeleri, tarımsal gıda sistemlerini dönüştürmeleri ve 4 ana tema olan ‘daha iyi beslenme, daha iyi üretim, daha iyi çevre, daha iyi yaşam’ formuna ulaşabilmeleri için bir uyarı niteliğinde” yorumunu yaptı.

İklim krizindeki payı yüksek

Tarım, iklim değişikliğine en çok katkıda bulunan alanlardan biri. Aynı zamanda, çiftçiler, aşırı sıcaklık, yükselen deniz seviyeleri, kuraklık, sel ve çekirge saldırıları gibi iklim krizinin etkilerine karşı özellikle savunmasız.

Rapora göre, “desteğe her zamanki gibi devam etmek, üçlü gezegen krizini daha da kötüleştirecek ve nihayetinde insan refahına zarar verecek.”

Fotoğraf: UNEP GRID Arendal/Riccardo Pravettoni

Ne yapmak gerekiyor?

Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmanın özellikle yüksek gelirli ülkelerde, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 14,5’ini oluşturan et ve süt endüstrisi için verilen desteğin değiştirilmesini gerektirdiği belirtilen raporda düşük gelirli ülkeler için ise şu öneri yer alıyor:

“Düşük gelirli ülkelerde hükümetler, toksik pestisitler ve gübreler veya monokültürlerin büyümesi için desteklerini yeniden değerlendirmeyi düşünmelidir.”

Söz konusu rapor 23 Eylül’de New York’ta gerçekleşecek olan 2021 Gıda Sistemleri Zirvesi öncesinde yayınlandı. Zirvede daha sağlıklı, sürdürülebilir ve adil gıda sistemlerine dayanan adımlara ilişkin kararlar alınması bekleniyor.

Türkiye’de nesli tehlike altındaki 500 sürüngen uydudan takip edilecek

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bukalemun, tosbağa, toprak kertenkelesi, Kafkas engereği, Fazıla kara semenderi başta olmak üzere nesli tehlike altındaki 500 sürüngen ve amfibiyi çip takarak izleyecek.

“Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Yaşayan Sürüngenlerin (Herpetofauna Elemanlarının) Araştırılması, Korunması ve İzlenmesi Projesi” kapsamında, Antalya‘nın Belek, Kaş-Kekova, Muğla‘nın Fethiye-Göcek ve Köyceğiz-Dalyan ile Trabzon‘un Çaykara ilçelerindeki beş Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde sürüngen türleri takip edilecek.

Uydudan takip edilecek

Bakanlık, alanında uzman akademik kadrolarla, Özel Çevre Koruma Bölgeleri’nin önemli bir parçası olan sürüngen ve amfibiler ile ilgili bugüne kadar yapılmış en detaylı çalışmayı yürütecek.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un koordine ettiği proje kapsamında, çip takılacak 500 sürüngen, radyo telemetri sistemi ile uydudan gözlemlenecek. Sürüngenlerin, vücut ısılarının düşük olduğu sabahın erken saatlerinde çip takılarak izlenmesine başlanacak.

Fotoğraf: AA

Ekolojik koridorlar belirlenecek

AA muhabirinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünden edindiği bilgiye göre, izlenecek sürüngenlerin, yaşam alanlarının bilimsel çalışmalara dayalı olarak daha güvenilir, sağlıklı ve korunur hale getirilmesi amaçlanıyor. Elde edilecek verilerle korunan alanlarda ekolojik koridorlar da belirlenecek.

Proje sonunda, bukalemun, tosbağa, toprak kertenkelesi, Kafkas engereği, Kafkas kurbağası, Fazıla kara semenderi gibi türlerin yoğunlukları, popülasyonlardaki sayısal değişimler, habitat tercihleri, alan bağımlılıkları ve iklim değişikliğinden ne şekilde etkilenebilecekleriyle ilgili sayısal sonuçlara ulaşılacak.

Koruma stratejisi hazırlanacak

İki yıl sürecek saha çalışmalarında, nesli tehlikedeki bu türlerin birey sayıları, ölüm oranları gibi popülasyon verilerine ulaşılarak koruma stratejileri ortaya konacak.

Türlerin nesillerinin devam edebilmesi için uygulanacak koruma alternatifleri, projede elde edilecek veriler ile mümkün olacak. Projenin, sağlıklı bir ekosistem tesis ederek, insan ve doğa ilişkisini düzenleyici yönde önemli bir adım olması hedefleniyor.

Taliban’dan kaçan Afganistan Kadın Milli Futbol Takımı Pakistan’da

Afganistan Kadın Milli Futbol Takımı‘nın bazı oyuncularının Pakistan‘a gittiği öğrenildi.

Pakistanlı yetkililer, bazı genç futbolcular ve ailelerinden oluşan 80 kişilik grubun salı gecesi Torkham Sınır Kapısı‘ndan ülkeye giriş yaptıklarını açıkladı.

Taliban’ın ülkede yönetime el koymasıyla, kadınların haklarına yönelik kısıtlamalar getirilmiş, birçok kadın sünni islamcı grubun yaptığı ve yapacağı baskıları dünyaya duyurmaya çalışmıştı. 

Acil insani yardım vizesi verildi

Pakistan İletişim Bakanı Fawad Chaudhry, “Afganistan kadın futbol takımına hoşgeldin diyoruz. Oyuncuların Afganistan pasaportları ve Pakistan vizeleri vardı. Pakistan Futbol Federasyonu tarafından karşılandılar” dedi.

Bütün kadın futbolculara acil insani yardım vizesi verildiği kaydedildi. Bazı sporcuların sığınma başvurularının kabul edilmesi halinde ABD’ye gitmesi bekleniyor.

Taliban Kültür Komisyonu Başkan Yardımcısı Ahmadullah Wasiq, geçtiğimiz günlerde Afganistan’da kadınların spor etkinliklerine katılmasının uygun ve gerekli görülmediğini, bu nedenle de yasaklanacağını söylemişti.

Merkez Bankası, Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu kurduğunu duyurdu

Merkez Bankası, teknoloji paydaşlarının katılımıyla Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu kurduğunu açıkladı.

Dijital TL için Merkez Bankası nezdinde Dijital Türk Lirası Ağı oluşturulacak ve birinci faz sonuçları, testlerin tamamlanmasını takiben 2022 yılında kamuoyu ile paylaşılacak.

Araştırma devam ediyor

Merkez Bankası tarafından yapılan duyuruda, bankanın, mevcut ödemeler altyapısını tamamlayıcı nitelikte dijital Türk Lirası’nın tedavülünün potansiyel katkılarını araştırmayı sürdürdüğü bildirildi.

Duyuruda, Merkez Bankası Dijital Türk Lirası AR-GE projesi kapsamında kavram ispat çalışmasının tamamlanmasıyla başlayan sürecin, teknoloji paydaşlarının katılımıyla bir sonraki aşamaya taşındığı belirtildi:

Merkez Bankası Dijital Türk Lirası Ar-Ge projesinin, teknolojik araştırma, geliştirme ve test süreçleri, teknoloji paydaşlarının katılımıyla yakın iş birliği içerisinde gerçekleştirilecektir. Bu doğrultuda Merkez Bankası, ASELSAN, HAVELSAN ve TÜBİTAK-BİLGEM ile ikili mutabakat zabıtları imzalamış ve Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu oluşturmuştur.”

‘Platform yeni katılımlarla genişletilebilir’

Ayrıca, projeye ilişkin stratejik ve kritik teknolojilerin ön uygulama testlerinin yapılacağı birinci faz bulguları ışığında, platformun yeni katılımlarla genişletilmesinin planlandığı da vurgulandı:

Birinci faz pilot uygulama çalışmaları kapsamında, TCMB nezdinde prototip ‘Dijital Türk Lirası Ağı’ tesis edilerek teknoloji paydaşları ile dar kapsamlı ve kapalı devre pilot uygulama testleri gerçekleştirilecektir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda daha yaygın ve geniş katılımlı pilot testlerin gerçekleştirileceği ileri aşama fazlara geçilecektir. Blokzincir teknolojisi, dağıtık yapıların ödeme sistemlerinde kullanımı, anlık ödeme sistemleri ile entegrasyon gibi başlıklarda Dijital Türk Lirası AR-GE projesi kapsamında çeşitlilik gerektirebilecek testlerin yapılması da planlanmaktadır. TCMB’nin, dijital Türk lirasının tedavülüne yönelik almış olduğu nihai bir karar yoktur. Tüm çalışmalar deneysel AR-GE faaliyetleri ilkelerince yürütülmektedir.”

“Farklı teknolojik alternatiflerin kapasite ölçümleri tamamlandıktan ve mimari kurguların denemeleri sonuçlandırıldıktan sonra, mevcut teknolojilerin dijital Türk lirasına ilişkin iktisadi, hukuki ve mali gereksinimleri karşılayıp karşılayamadığının tespiti amaçlanmaktadır” ifadeleri de kullanılan duyuruda, birinci faz sonuçlarının testlerin tamamlanmasının ardından 2022 yılında kamuoyuyla paylaşılacağı kaydedildi.

Eşit, özgür ve yeşil bir dünya için Yeşil Yaşam İnisiyatifi kuruldu

Doğayla barışık bir toplum arayışıyla yola çıkan doğaseverler, “Eşit, özgür ve yeşil bir dünya için kol kola” sloganıyla Yeşil Yaşam İnisiyatifi çatısı altında bir araya geldi. İnisiyatif kısa bir süre önce deklarasyonlarını da açıkladı.

Biz de Yeşil Gazete olarak, Yeşil Yaşam İnisiyatifi’nden Bilgesu Yılmaz ve Sinan Tutal ile inisiyatifin nasıl bir ihtiyaçtan doğduğunu, hangi alanlarda faaliyet göstereceğini ve nasıl bir örgütlenme modeli izlediklerini konuştuk.

‘Hiyerarşinin olmadığı alana ihtiyacımız var’

Elif: Bu inisiyatif altında bir araya gelmeye nasıl karar verdiniz? Nasıl bir ihtiyaçtan yola çıktınız?

Bilgesu: Bizler, kimimiz farklı örgütlerden, kimimiz daha önce herhangi bir örgütün içinde yer almamış kişilerin bireysel katılımıyla bir araya gelmiş bir topluluğuz.

Yeşil Yaşam İnisiyatifi altında bir araya gelme sebebimiz hem ilgili alanlarda mücadelenin bir parçası olma isteğimizden hem de bunu özgürce, kendi istediğimiz biçimde, hiyerarşinin ve kısıtlamaların olmadığı özgür bir alanda yapmak ihtiyacımızdan kaynaklanıyor. Çünkü böyle bir alan bulunamadığında ne yazık ki mücadelenin aktif bir öznesi olmak giderek zorlaşıyor.

Yeşil Yaşam İnisiyatifi’nden Bilgesu Yılmaz

‘Sömürünün olmadığı bir dünya hayalimiz var’

Sinan: Özellikle pandemi döneminde yaşadığımız sorunlar ve bu süreçte iktidar bloğu tarafından doğaya, ekolojik alana yönelik saldırılar bizleri derinden sarstı.

Doğanın piyasa koşullarına teslim edilmesine, vahşi rekabete ve ne olursa olsun kalkınalım /büyüyelim anlayışına teslim olmadan da doğayla barışık yaşanabileceğini söylüyoruz. Sömürünün, savaşların ve baskının olmadığı bir dünya hayalimiz var.

Yıllardır mücadele ettiğimiz ve eleştirdiğimiz tekçi yapılara da benzemek istemiyoruz. Kendi mücadele yöntemlerimizde de kendi iç işleyişimizde de çoğulcu, demokratik, özgürlükçü, farklı görüşleri zenginlik olarak görmek, olmazsa olmazlarımızdan. İşte bu kaygıları hisseden insanlar olarak yukarda saydığımız ihtiyaçları karşılamak için bir araya gelmeye karar verdik.

‘Benzer kaygıdaki bireylerden oluşuyoruz’

Yeşil Yaşam İnisiyatifi’nin nasıl bir yapısı var? Kişilerin bir araya gelmesinden mi oluşuyor örgütlerin birlikteliğinden mi oluşuyor?

Sinan: Yeşil Yaşam İnisiyatifi’nin demokratik ve şeffaf bir yapısı var. Her ne kadar içimizde değişik örgütlerde olan insanlar olsa bile, bu inisiyatif örgütlerin değil benzer kaygıları taşıyan bireylerin bir araya gelmesinden oluşuyor.

Örneğin bu röportaja bu seferlik inisiyatif adına bizler yanıt veriyoruz ama Yeşil Yaşam İnisiyatifi’nin seçilmiş sözcüleri yok. İnisiyatifin her bir üyesi yeşil Yaşam İnisiyatifinin sözcüsüdür. Biz şimdilik geçici bir süre kolaylaştırıcılık yapıyoruz.

Yeşil Yaşam İnisiyatifinden Sinan Tutal

‘İklim ve ekolojik krizler temel odağımız’

Hangi konu ve alanlarda faaliyet göstermeyi planlıyorsunuz?

Bilgesu: Ekolojik yıkım ve iklim krizi mücadelemizin temel odağını oluşturuyor. Ve tabii ki ‘ekoloji’ başlığı altında yer alan biyoçeşitlilik kaybı, hayvan özgürlüğü gibi maddeler de buna dahil.

Bugün ülkenin ve dünyanın pek çok yanında vahşice doğal alanlarımızın katledilmesine, kâr hırsı uğruna ekolojik tahribatlara, geleceğimizin ve bugünümüzün -artık krizin etkilerini gelecekte yaşanacak bir felaket olarak tahayyül edemiyoruz- çalındığına şahit oluyoruz.

Bu şahitliğimize yerel direnişler eşlik ediyor elbette… Bütün bunlara karşı durmak, dayanışmayı birlikte örmek ve yerelden genele çalışma yürütmek hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Aynı zamanda, demokrasi, hak ve özgürlükler, toplumsal cinsiyet eşitliği, LGBTİ+ hakları, emek mücadelesi gibi ekoloji mücadelesinden ayrı düşünemediğimiz alanlarda savunuculuk faaliyeti göstermek ilkelerimizden.

‘Doğa ve insana dair her şey’

Sinan: Her ne kadar özelde iklim krizine, genelde ekolojik yıkıma karşı mücadele temel önceliğimiz olsa da memlekette yaşanan demokrasi dışı uygulamalar, adaletsizlikler, eşitsizlikler ve insan hakları ihlalleri ve işçilerin sorunlarını çalışmamızın ayrılmaz bir parçası görüyoruz.

Doğaya ve insana dair hiçbir şey yabancımız değil. Kim bir haksızlığa uğruyorsa- kadınlar, LGBTİ+ bireyler, emeği ile geçinenler, gençler, hayvanlar- ilgi alanımızda ve olmaya da devam edecek. Zaten bu nedenle Türkiye’nin çok değişik bölgelerinden insanlarla temas kurmamız mümkün oluyor ve bu her geçen gün daha da artıyor.

Nasıl bir örgütlenme modeli benimsiyorsunuz?

Bilgesu: Katılımcılık, çoğulculuk ve doğrudan demokrasiyi kendi içimizde de uygulamaya özen gösteren herhangi bir hiyerarşi kurmadan (yaş, deneyim, statü, cinsiyet vb.) yatay örgütlenme modelini işleten bir yapıda olduğumuzu ifade edebilirim.

Bunun en doğru tanımı ‘nasıl bir yaşam hayal ediyorsak, kendi içimizde de bunu yaşatma çabası’ olacaktır.

Sinan: Merkeziyetçiliği değil yerel yaratıcılığı önceleyen, hiyerarşiyi değil yatay demokratik ilişkilere dayanan bir örgütlenme ve çalışma tarzımız var. Tabanın söz ve karar sahibi olmasına dikkat eden bir yerden, genel olarak konu bazlı çalışma grupları kurup faaliyetleri onun üstünden geliştiriyoruz.

‘Önce kendi içimizde yaşatıyoruz’

“Eşit, özgür ve yeşil bir dünya için kol kola” sloganıyla yola çıktığınızı görüyorum. Bu savunuyu hangi yollarla yapmayı planlıyorsunuz?

Bilgesu: Öncelikle bu sloganı kendi içimizde yaşatmak bizim en temel ilkelerimizden. Kendi adıma, bunu gözetmeyen herhangi bir örgütün başarılı olacağına inanmıyorum.

Eşit, özgür, yeşil bir dünya diyoruz. Bunu kendi örgütlenme biçimimizde ortaya koyarak savunumuzun samimiyetini güçlendirdiğimize inanıyorum.

Bu krizde toplumun her kesimi ile birlikteyiz, başlıca en kırılgan kesimler olmakla birlikte bundan kaçışımız olmadığı gerçeği ile yüz yüzeyiz. Üstelik endüstriyalizmin egemenliği altında krize hiçbir katkısı olmayan doğal varlıklar ve hayvanlar/böcekler hatta bakterilerin dahi sorumluluğunu taşıyoruz.

Dolayısıyla dayanışmayı hep birlikte, yerel inisiyatifleri gözeterek aynı zamanda küresel ölçekte birliktelik sağlayarak örmemiz gerektiğine inanıyorum.

‘Ortak aklı birlikte büyütmek istiyoruz’

Sinan: Biz öne çıkarıp, talep ettiğimiz bazı kavramları ilk önce kendi yapımızda kurmak ve işletmek hedefiyle hareket ediyoruz. Söylediklerimizin doğruluğundan öte, samimiyetimiz ve örnek yaratmak istememizin sahiciliğinin daha önemli olduğunu düşünüyor ve öyle hareket etmeye çalışıyoruz.

Bizim sürecimiz bitmiş, tamamlanmış bir süreç değil. Daha yeni yola çıkıyoruz ve bizim gibi düşünen insanlarla, yapılarla buluşmak ve ortak aklı birlikte büyütmek istiyoruz.

Size katılmak isteyen kişiler nasıl dahil olabilir? Hangi yolla size ulaşabilir? Kimlerin katılımına açıksınız?

Bilgesu: Twitter, Instagram, ve Facebook‘taki sosyal medya hesaplarımızdan bize kolayca ulaşabilir ve bizlerle bağ kurabilirsiniz.

Kendini Yeşil Yaşam İnisiyatifi’nin çalışmalarına ve savunusuna yakın gören, bu alanda çalışma yürütmek, birlikte mücadele etmek, kendini ifade etmek isteyen herkesin koşul gözetmeksizin katılımına açığız.

Yeşil Yaşam İnisiyatifi ilkeleri

Yeşil Yaşam İnisiyatifi tarafından yayınlanan deklarasyonda inisiyatifin benimsediği ilkeler şu maddeler üzerinden açıklanıyor:

  • Şiddet karşıtıyız: Her türlü ayrımcılığa, ırkçılığa ve militarizme karşıyız.
  • Ekoloji, birinci önceliğimizdir: Özelde iklim krizine, genelde ekolojik yıkıma karşı mücadeleyi temel hedef kabul ediyoruz. Ekolojik yıkıma karşı mücadeleyi, demokrasi mücadelesiyle ayrılmaz bir bütün olarak görüyoruz.
  • Farklı bir yaşamın mümkün olduğunu biliyoruz: Ne olursa olsun büyüme/kalkınma anlayışına karşıyız. Tüketim toplumunun alışkanlıklarına ve endüstriyalizme karşı mücadele ediyoruz.
  • Radikal demokrasiyi savunuyoruz: Çoğulculuğu ve katılımcılığı savunuyor; tüm dışlananların, yok sayılanların ve ötekileştirilenlerin sesi olmaya çalışıyoruz.
  • Eşit bir yeryüzü istiyoruz: Sürdürülebilir bir yaşam için nükleersiz, fosil yakıtların yerine yenilenebilir enerji yöntemlerinin tercih edildiği ekolojik politikaları, adaleti, demokrasiyi savunuyoruz.
  • Yeşil politikaları savunuyoruz: İnsanı doğanın efendisi, doğal varlıkları kaynak kabul eden politikaları reddediyoruz. Bizler tüm türleri eşit olarak tanıyan ve toplumsal cinsiyet eşitliğini garanti eden bir sürdürülebilir yaşam düzeni kurmak istiyoruz.
  • Dayanışma, mücadelemizin en önde gelen unsurudur: Ülke çapında ve uluslarası çapta benzer kaygıları taşıyan ve yukarıdaki ilkeleri savunan kesim, grup, platform ve bireylerle buluşmayı kendimize hedef koyuyoruz.