Ana Sayfa Blog Sayfa 1264

Bakan Lütfi Elvan açıkladı: Kamu bankalarına kredi borcu olanların sayısı 21 milyondan fazla

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın soru önergesini yanıtlayan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan‘ın açıkladığı rakamlara göre, kamu bankalarına kredi borcu olanların sayısı 21 milyon 437 bin 937.

Açıklanan rakamlar nüfusun yüzde 25’inin sadece üç kamu bankasına borçlu olduğunu ve kamu bankalarının stok takipte olan kredi tutarının ise 12,7 milyar TL olduğunu gösterdi.

Bakanın açıklaması

Bakan Elvan’ın yanıtında şu ifadeler yer aldı:

Kredi Kayıt Bürosu’ndan temin edilen verilere göre; Mart 2021 dönemi itibarıyla kamu bankalarının bireysel kredi kullandırmış olduğu stok müşteri sayısı 21.437.937’dir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) veri tabanında yer alan verilere göre; kamu bankalarının aynı dönem itibarıyla stok takipteki bireysel kredi tutarı ise 12,7 milyar TL’dir.”

‘Herkes kan ağlıyor’

Rakamları değerlendiren CHP’li Aydın, iş insanlarının, çiftçinin, köylünün kredi borçlarını, faturalarını ödeyemediklerini kaydetti:

Soru önergemize, 6 ay sonra lütfedip yanıt verdiler. Yandaş medyada her şey dört dörtlük, güllük gülistanlık, Almanya bizi kıskanıyor. Ancak sahaya çıkın, esnafı gezin, iş insanları, çiftçi, köylünün yanına gidin, durum tam tersi, herkes kan ağlıyor. Kredi borçlarından, dükkanlarının giderlerini, elektrik faturalarını ödeyememekten şikayetçi. İktidar bunlarla uğraşmak yerine, algı operasyonları ile ülkeyi yönetmeye devam ediyor. İşinizi gücünüzü bırakın, vatandaşın sorununu çözmeye odaklanın. Millet İttifakı iktidarında, bu çözülemez denilen sorunları çözüp, halkın gerçek dertlerini gündeme getirip, çözüm üreteceğiz.”

Bakan Elvan, CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın “Kamu bankalarının icra yoluyla aldığı mülk sayısı (konut, dükkan vs) kaçtır? Kamu bankalarının icra yoluyla elde ettiği tesislerin miktarı nedir? Yine kamu bankaları araçlığıyla borcunu ödeyemeyen çiftçiden alınan tarım arazileri kaç hektardır?” gibi soruları ise yanıtsız bıraktı.

Sel felaketinin yaşandığı illerde elektrik faturası üç ay ertelendi

Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile 11 Ağustos’ta sel felaketi yaşayan Kastamonu, Sinop ve Bartın illerinde selden zarar gören vatandaşların elektrik faturaları üç ay ertelendi.

Kararda “sel felaketi nedeniyle zarar gören tüketicilerin elektrik tüketimlerine ilişkin tahsilatların ertelenmesine karar verilmiştir” ifadeleri yer aldı.

Elektrik faturalarının ertelenmesi kararı, sel felaketinin vurduğu Kastamonu, Sinop ve Bartın’ı kapsıyor. Bu illerde, ağustos, eylül ve ekim ayına ilişkin elektrik faturaları üç ay süre ile ertelenecek.

Dilekçe sunulması lazım

Selden zarar görenlerin en geç 15 ekim 2021 tarihine kadar faturalarının ertelenmesine dair dilekçeyi ilgili şirketlere sunması gerekiyor.

Daha önce de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kastamonu, Bartın ve Sinop illerinde selden etkilenen işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri gereken bildirgelerin verilme süreleri ile prim borçlarını ödeme sürelerini uzattıklarını açıklamıştı.

Kastamonu’nun Abana ilçesinde de belediye su abonelerinden eylül ve ekim aylarında geçerli olmak üzere iki ay su ücreti almayacaklarını duyurmuştu.

Ali Erbaş yeniden Diyanet İşleri Başkanı olarak atandı

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayınlanan kararla Diyanet İşleri Başkanlığı‘na yeniden Prof. Dr. Ali Erbaş atandı.

Kararda, “Diyanet İşleri Başkanlığı’na Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Ali Erbaş yeniden atanmıştır” ifadeleri kullanıldı.

‘Aşk ve heyecan ile yeniden bismillah’

Kararı sosyal medya hesabından duyuran Erbaş, “Daha bir aşk ve heyecan ile yeniden bismillah. Anayasamızın ‘toplumu din konusunda aydınlatma’ görevini verdiği Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Başkanı olarak bu ulvî göreve bizi yeniden atama takdirinde bulunan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorum. Rabbim! Kolaylaştır, zorlaştırma; hayırla tamamlamayı nasib eyle” ifadelerini kullandı.

Ali Erbaş kimdir?

Ali Erbaş, 1961 yılında Ordu‘nun Kabadüz İlçesi Yeşilyurt Köyü‘nde doğdu. İlkokulu Yeşilyurt Köyü İlkokulunda okudu. 1980’de Sakarya İmam-Hatip Lisesi‘nden, 1984’de ise Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi‘nden mezun oldu.

1982-1993 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Fatih Müftülüğüne bağlı çeşitli camilerde din görevlisi olarak vazife yaptı.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde 1987’de Tefsir Anabilim Dalında “Kur’an’daki Tekrarlar” isimli teziyle Yüksek Lisansını, 1993’te ise Dinler Tarihi Anabilim Dalında “İlâhî Dinlerde Melek İnancı” isimli teziyle doktorasını tamamladı.

1988-1990 yılları arasında İstanbul Haseki Eğitim Merkezi’nde Master ve Doktora öğrencileri için açılan ihtisas kursuna devam etti.

1993 yılında Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı’na Yardımcı Doçent olarak atandı. 1994 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında Paris’te Centre George Pompidou ve Sorbonne Üniversitesi kütüphanelerinde Dinler Tarihi ve Din Bilimleri alanında araştırmalar yaptı. Daha sonra 1996-1997 öğretim yılının başından itibaren bir yıl boyunca Strasbourg Beşerî Bilimler Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak alanıyla ilgili araştırmalar yaptı.

1997-1998 öğretim yılı başında yurda döndü ve Kasım 1998’de Doçent, Ocak 2004’de Profesör oldu. 1993-2006 yılları arasında Dinler Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı ve yine aynı tarihler arasında Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanlığı yaptı.

2017’den beri Diyanet İşleri Başkanı

1997-2002 yılları arasında beş yıl Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcılığı, 2006-2011 yılları arasında iki dönem aynı fakültenin Dekanlığını yürüttü. 2003-2011 yılları arasında Sakarya Üniversitesi‘nde Senato Üyesi, 2006-2011 yılları arasında ise aynı üniversitede Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.

2011 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğüne atandı. Prof. Dr. Ali Erbaş 08 Haziran 2017 tarihi itibariyle Yalova Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. 17 Eylül 2017 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na atandı.  Prof. Dr. Ali Erbaş, iyi derecede Arapça ve Fransızca biliyor. Evli ve dört çocuk babası.

IFRC: Pandemi sırasında yaşanan iklim afetlerinde 17 binden fazla kişi öldü

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC), iklim krizi ve koronavirüs salgınının etkilerine yönelik yayımladığı yeni raporunda, salgının en başından beri dünyada medyana gelen iklim krizi kaynaklı felaketlerden 139,2 milyon kişinin etkilediğini ve 17 bin 242 kişinin de hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ayrıca, raporda salgının toplumları iklim krizine karşı daha savunmasız hale getirdiğine de vurgu yapıldı.

‘Eşi benzeri görülmemiş bir krizle karşı karşıya’

IFRC Başkanı Francesco Rocca, BM Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, “Dünya, iklim değişikliğinin ve Kovid-19’un toplumların sınırlarını zorladığı eşi benzeri görülmemiş bir insani krizle karşı karşıya” dedi.

Rocca, kasım ayında İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) öncesi dünya liderlerine sera gazı emisyonlarının azaltılması için hemen harekete geçme çağrısı da yaptı.

Rapor: Sadece G20 ülkelerinin etkili adımlarıyla küresel ısınma 1,7 dereceyle sınırlanabilir

World Resources Institute (WRI) ve Climate Analytics, “Farkı kapatmak: G20 iklim taahhütlerinin küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlama üzerindeki etkisi” başlıklı bir rapor yayımladı.

G20 ülkeleri 2030 yılı için iddialı, 1,5 derece hedefi ile uyumlu emisyon azaltım hedefleri belirler ve 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşırsa, yüzyılın sonundaki küresel sıcaklık artışı 1,7 dereceye kadar sınırlandırılabilir.

Rapor, G20 ülkeleri tarafından açıklanan net sıfır taahhütlerinin çoğunun, net sıfır hedeflerine uyum sağlamak için güncellenmiş 2030 hedefleriyle tamamlanması gerektiğine de dikkat çekiyor.

‘Ek hedefler tam olarak yürürlüğe konmalı’

Raporda, mevcut ulusal katkı beyanları (NDCs) ve net sıfır hedeflerinin yüzyılın sonuna kadar dünyada 2,4 derecelik bir sıcaklık artışını işaret ettiği kaydedildi.

G20 ülkeleri açıklanmış ancak uygulamaya geçmemiş ek hedeflerini tam olarak yürürlüğe koyar ise sıcaklık artışı 2,1 dereceyle sınırlandırılabilir. Bu önemli bir ilerleme olarak görünse de, Paris Anlaşması‘nın 1,5 derece sıcaklık hedefini karşılamaktan hala uzak.

Rapor, gelişmiş ülkeler için gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha hızlı ilerleyecek bir zaman çizelgesi göz önünde bulundurarak, tüm G20 ülkelerinin 2030 emisyon azaltım hedeflerini 1,5 derecelik hedefi ile uyumlu hale getirmesi ve 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşması durumunda, sıcaklık artışı etkisini modelliyor.

Yalnızca bu büyük ekonomilerin etkili adımları ile küresel sıcaklık artışı 2,4 dereceden 1,7 dereceye düşürülebiliyor. Bu durum, G20 ülkelerinin 1,5 derece hedefi ile uyumlu emisyon azaltım hedefleri ve net sıfır hedeflerinin, küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlamaya giden yolun dörtte üçünü karşılayabileceğini gösteriyor.

Gelişmekte olan ülkelere mali destek

Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefine ulaşmak için ise uluslararası havacılık ve denizcilikten kaynaklanan emisyonları dizginlemeye yönelik çabalarla birlikte, G20 üyesi olmayan ülkelerde de emisyon azaltıcı önemli adımlara ihtiyaç var.

Gelişmekte olan ülkeleri bu doğrultuda harekete geçirmek için, gelişmiş ülkelerin emisyonları azaltmak ve iklim etkilerine karşı direnç oluşturmak adına politika ve projeleri finanse edecek mali desteği önemli ölçüde artırması gerekecek.

‘Ortak eyleme ihtiyacımız var’

Climate Analytics CEO’su Bill Hare, küresel sıcaklık artışının sınırlanabilmesi için G20 ülkelerinin daha güçlü adımlar atması gerektiğini kaydetti:

G20, küresel emisyonların büyük çoğunluğundan sorumludur ve bu rapor, ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak için dünyanın en zengin uluslarının ortak eylemine ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor. Glasgow’da gerçekleşecek İklim Zirvesi öncesinde, G20 hükümetleri, 2030 yılına kadar küresel emisyonları yarıya indirmek için çok daha güçlü adımlar atmayı ve iklim finansmanı için masaya para koymayı taahhüt etmelidir.”

Ülkelerin sera gazı emisyonu azaltım hedefleri

Şu ana kadar Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Kanada, beş yıl önce sundukları ulusal katkı beyanlarına kıyasla 2030 emisyon azaltım hedeflerini güçlendiren G20 ülkeleri konumundalar.

Japonya, Güney Afrika ve Güney Kore ise bu yıl içinde hedeflerini güçlendirme planlarını açıkladı.

Küresel sera gazlarının yüzde 33’ünden sorumlu olan Çin, Hindistan, Suudi Arabistan ve Türkiye henüz güncellenmiş iklim hedeflerini sunmadı.

Avustralya ve Endonezya ise 2015 yılında sundukları sera gazı emisyon azaltım hedeflerinin aynısı olacak şekilde güncellenmiş iklim hedefleri sundu.

Brezilya ve Meksika, önceki hedeflerine kıyasla daha yüksek emisyonlara izin verecek planlar sunarken, Rusya da mevcut durum senaryosundan daha yüksek emisyonlara izin verecek bir hedef açıkladı.

‘COP26 öncesi iddialı iklim planları hazırlanmalı’

WRI İklim ve Ekonomi Başkan Yardımcısı Helen Mountford, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlamak için tüm G20 ülkelerinin çaba harcaması ve 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) öncesinde iddialı iklim planları hazırlaması gerektiğini ifade etti:

G20 ülkelerinin eylemi veya eylemsizliği, iklim değişikliğinin en tehlikeli ve maliyetli etkilerinden kaçınıp kaçınamayacağımızı büyük ölçüde belirleyecek. Bu yüzden, Brezilya ve Meksika’nın beş yıl önce sunduklarından daha zayıf emisyon hedefleri ortaya koyması, dünyanın en büyük emisyonlarına sebep olan Çin’in ise 2060 yılına kadar net sıfır emisyon taahhüdüyle uyumlu bir 2030 emisyon azaltım hedefini henüz taahhüt etmemiş olması, fevkalade kötü. Isınmayı 1,5°C ile sınırlamak için tüm G20 ülkelerinin ağırlığını koyması ve COP26’dan önce iddialı iklim planları hazırlaması gerekiyor. Ve gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerde iklim eylemini finanse etme sorumluluğu var.”

Ordu’daki taş ocağı davasında yürütmeyi durdurma kararı verildi

Ordu Ulubey İlçesi Eymür Mahallesi’nde Altınordu Belediyesi hayata geçirilmek istenen taş ocağına karşı mahalle halkı ve Ordu Çevre Derneği’nin (ORÇEV) açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verildi.

ORÇEV Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, “Eymür halkının tarım arazileri ve su kaynakları kurtuldu” denildi.

Bilirkişi raporuna uyuldu

Yönetim kurulu tarafından yapılan açıklamada, bilirkişi heyeti raporuna da değinilerek, “Raporda bölgenin ayrıntılı incelemesi yapılmıştı. Hem tarım arazileri hem su kaynakları belirtilmişti. Ayrıca heyelan bölgesi olduğundan yaşanacak tehlikelere de dikkat çekilmişti. Mahkeme Heyeti bunlara dikkat ederek ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verdi” ifadelerine yer verildi.

Mahkemenin karar gerekçesinde de şu ifadeler yer aldı:

Ordu ili Ulubey ilçesi Eymür Mahallesi sınırları içerisinde kurulması planlanan ‘Andezit Ocağı ve Konkasör Tesisi’ için verilen 04.02.2021 tarih ve E. 202120 sayılı ‘Çevre Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir’ kararının, önemli çevresel etkilerin olacağı, projenin uygulanacağı saha ve coğrafya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, projenin uygulanacağı sahada ve sahanın yakınında bulunan canlı ve bitki çeşitliliğinin olumsuz etkileneceği, proje sahasının yakınında bulunan yerleşim yerlerinin tarım, hayvancılık, arıcılık gibi faaliyetlerinin olumsuz etkileneceği, ayrıca proje sahası yakınında bulunan yerleşim yerlerindeki hanelerin faydalandığı tatlı su kaynağının projeden olumsuz etkileneceği, öte yandan proje tanıtım dosyasının yukarıda da değinildiği üzere eksik olduğu ve yeterli teknik-bilimsel gereklilikler doğrultusunda hazırlanmadığı, … ÇED sürecinin işletilmesi gerektiği ve neticede ortaya çıkan duruma göre iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi gerektiği kanaatine varıldığından dava konusu idari işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulaması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27. Maddesi uyarınca, teminat alınmaksızın yürütmenin durdurulmasına, aynı kanunun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının € bendi uyarınca itiraz yolu kapalı olmak üzere… karar verildi.”

Dünyanın en yalnız balinası Kiska için imza kampanyası başlatıldı

Kanada‘daki tematik su parkı Marineland’de 44 yıllık yaşamının büyük çoğunluğunu “insanları eğlendirmek” için esaret altında geçiren ve intihar girişiminde bulunan balina Kiska için, uluslararası bir imza kampanyası başlatıldı.

Kiska’nın öncelikle daha uygun şartları olan bir balina barınağına yerleştirilmesi ve yavaş yavaş okyanuslara alıştırılması gerekiyor. Bu şekilde daha doğal ve sağlıklı bir yaşam sürmeye başlayabilir.

Kiska depresyondaydı

Kiska, İzlanda kıyılarında yakalandığından bu yana hayatının ilk birkaç yılı hariç hepsini esaret altında geçirdi. Orkalar son derece zeki ve sosyal hayvanlar olarak biliniyor.

Ancak buna rağmen Kiska, son kalan arkadaşının başka bir tesise taşındığı 2011 yılından itibaren tamamen izole bir hayat yaşadı. Kiska “dünyanın en yalnız balinası” olarak biliniyordu.

Marineland’de doğurduğu beş yavrusunun hepsi genç yaşta ölen Kiska’nın parktaki yaşam koşulları uzun yıllardır sorgulanıyordu. Hayvanın zihinsel ve fiziksel durumunun gözle görülür şekilde bozulmaya devam ettiği söyleniyor.

Tematik parkta daha önceden çalışan bir eğitmen temmuz ayında bir video yayınlamış ve Kiska’nın beton tankın yüzeyinin yakınlarında yüzdüğünü ve depresyonda olduğunu söylemişti.

İmza kampanyasına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yıl 10’uncusu düzenlenecek olan Pembe Hayat KuirFest’in programı açıklandı

Bu yıl 10’uncusu düzenlenecek olan Pembe Hayat KuirFest‘in programı yayımlandı.  Festival, 23-26 Eylül tarihlerinde Ankara‘da, 30 Eylül-3 Ekim tarihlerinde de İstanbul‘da olacak.

23 Eylül’de Goethe-Institut Ankara’da başlayacak festival, düzenlenecek açılış resepsiyonu ve Türkiye’den kısalar özel gösteriminin ardından 28 film, beş söyleşi ve bir atölyeye ev sahipliği yapacak. Festival boyunca film ekibiyle söyleşiler, atölye çalışmaları olacak.

 

Türkiye’den kısalar da gösterilecek

Her yıl kurmaca uzun metrajların programlandığı Gökkuşağının Altında seçkisi, bu yıl göçmenlik, çok aşklılık ve komünite güçlendirici tematik alanlara odaklanıyor. Bu seçki altında gösterilecek yapımlardan biri olan, Ölüm ve Bowling‘in Avrupa prömiyeri de KuirFest’te yapılacak.

Festivalde Kuir belgeseller, Kuir diziler de yer alacak.

Bu yıl kÜLT seçkisinde, Dünya kuir sinemasının öncü isimlerinden Monika Treut’un Cinsiyet Kimlikleri (Gendernauts: A Journey Through Shifting Identities, 1999) festivalin onuncu yılına özel olarak yeniden gösterilecek.

 

Ayrıca, Türkiye’den çıkan kuir yapımların yer aldığı Ğ seçkisi ve Türkiye’den kısalar da izleyicilerle buluşacak.

Festivalle ilgili daha ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

TIME’ın 2021 Yılının En Etkili 100 Kişisi listesinde Dr. Fatih Birol da yer aldı

TIME‘ın 2021 Yılının En Etkili 100 Kişisi listesinde Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol yer aldı.

Aynı zamanda Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Onursal Başkanı da olan Dr. Birol, listede Türkiye’den yer alan tek isim.

Dr. Fatih Birol ABD Başkanı Joe Biden, Avrupa Birliği Komisyonu Kıdemli Başkanı Frans Timmermans, Tesla Üst Yöneticisi Elon Musk, ABD eski Başkanı Donald Trump, Hindistan Başbakanı Narendra Modi gibi isimlerle aynı listeyi paylaşıyor.

John Kerry’den övgü dolu ifadeler

ABD Dışişleri eski Bakanı ve ABD İklim Özel Temsilcisi John Kerry, TIME’da yaptığı değerlendirmede Fatih Birol hakkında övgü dolu sözler söyledi:

Birol, gerçek verilerin çarpıtıldığı bir dünyada, yüksek teknolojik verileri, iyimser bir bilgi birikimi ve güçlü hitap yeteneğini ustaca bir araya getiriyor. Dünya Liderleri için güvenilir bir danışman olan Birol, karbon emisyonları azaltarak gezegenimizi kurtarmak için ne yapılması gerektiği konusunda tarafsız bir otorite. Veri odaklı yaklaşımı, temiz enerji devrimi konusunda adeta yön belirliyor.”

Kerry ayrıca, “Birol, Uluslararası Enerji Ajansı’nı (IEA) ağırlıklı olarak petrol piyasalarını izleyen bir kurum olmaktan, dünyanın önde gelen ekonomilerine enerji teknolojileri konusunda danışmanlık veren lider bir kurum haline dönüştürdü. Bu yıl IEA 2050’de sıfır emisyon hedefine ulaşmak ve iklim değişikliğinin etkilerini en aza indirmek için, hazırlığı 10 yılı bulan, ilk kapsamlı yol haritasını yayımladı. Hindistan, Çin, Endonezya ve Kolombiya’nın da dahil olduğu birçok ülke, kendisinden iklim değişikliğiyle mücadeleyi hızlandırmak ve sıfır emisyona ulaşmak için yol haritaları belirlemesini istedi. Bu hedeflere zamanında ulaşabilirsek, inanın bu sözlerin gerçeğe dönüştürülmesi, Fatih Birol’un yola rehberlik etmesi sayesinde” ifadelerini de kullandı.

Fatih Birol kimdir?

Dr. Fatih Birol, 22 Mart 1958’de Ankara’da dünyaya geldi. 1 Eylül 2015’ten beri Paris merkezli Uluslararası Enerji Ajansı‘nda icra direktörlüğü görevini yürüten ekonomist ve enerji uzmanı Birol, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi‘nin elektrik mühendisliği bölümünden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını Viyana Teknik Üniversitesi‘nde tamamlayan Birol, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü‘nde (OPEC) analist olarak altı yıl görev yaptı.

Dr. Fatih Birol, 1990’ların ortalarında genç bir analist olarak katıldığı IEA’nın amiral gemisi World Energy Outlook‘tan sorumlu Baş Ekonomist pozisyonuna yükseldi. Forbes tarafından enerji dünyasının en etkili insanlarından biri ve Financial Times tarafından Yılın Enerji Kişisi olarak seçildi.

Dünya Ekonomik Forumu‘nun (Davos) Enerji Danışma Kurulu’na başkanlık eden Dr. Birol, Japon İmparatoru‘nun Yükselen Güneş Nişanı; İsveç Kralı‘ndan Kutup Yıldızı Nişanı; Avusturya, Almanya ve İtalya’dan en yüksek Başkanlık nişanları dahil olmak üzere, çok sayıda devlet nişanının da sahibi.

2013 yılında Imperial College London‘dan Fahri Bilim Doktoru unvanına da layık görülen Dr. Fatih Birol, Galatasaray Futbol Kulübü‘nün ömür boyu fahri üyesi.

Cizre kayyımının yaptırdığı Dicle Dikey Bahçesi çürüdü

2018 yılında Şırnak’ın Cizre ilçe kaymakamı ve kayyımı olan Faik Arıcan’ın yine aynı yıl Konak Mahallesi Dicle Nehri‘nin kenarına yaptırdığı 4 milyon 126 bin 538,69 TL’lik Dicle Dikey Bahçesi‘nin çürüdüğü görüldü.

Dicle Nehri boyunca parka dizilen banklara ve yürüyüş yolu denilen bölgeye kimse uğramıyor. Dikey Bahçe içerisinde Şubat 2020’de belediye tarafından “çalışma” adı altında ekilen sarmaşıkların da büyük bir bölümünün bakımsızlıktan kuruduğu gözlendi.

Bahçenin akıbetinin ne olacağı ise hala belirsiz.

Faik Arıcan, Cizre’de 2017-2019 yıllarında görev yapmış, onun yerine Davut Sinanoğlu gelmişti. Sinanoğlu da 2019 yılında başladığı görevini 2021 yılında Mehmet Tunç‘a devretti.

‘Cizre’de dev proje’

Mezopotamya Ajansı‘nda yer alan habere göre, kayyım Ahmet Adanur‘un yerine 20 Ağustos 2017’de atanan Faik Arıcan, mevzuata aykırı bir şekilde pazarlık usulü (MD 21B) ihale yapmış ve “Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması” ibresiyle peyzaj çalışması başlatmıştı.

Yaklaşık 4 milyon 711 bin 812,45 TL maliyeti olduğu belirtilen ihale, 4 Milyon 126 bin 538,69 TL’ye Halit Adak isimli kişiye verilmişti.

Medya sık sık projeyle ilgili, “Terörden arındırılan Cizre’de dev proje” şeklinde haberler yapmıştı. Ancak, şu an bahçenin bakımsızlığı dikkat çekiyor.