Ana Sayfa Blog Sayfa 1241

Sağlık Bakanı: Vakaların dörtte biri 0-17 yaş grubunda

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi‘nde gerçekleşen Kabine Toplantısı‘nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, okulların açılmasıyla 0-17 yaş grubundaki vaka sayısının bir kat daha arttığını kaydetti.

Bakan Koca, “Ortalama aktif vakamız 400 bin civarında, 400 bin diyelim. Dörtte biri 0-17 yaş grubunda yani yüzde 25’i” ifadelerini kullandı.

‘Okulları bu yıl her halükarda açık tutacağımızı söylemiştim’

“Daha önce yüzde 10-11 oranındaydı ama bu vaka sayılarındaki artış, hastane yatışına yüzde 10 oranında yansıdı. Yoğun bakım ve entübe sayılarına yansımadı” diyen Koca, “Tedirgin olunacak bir durum yok. Bu vaka artışı hastane yükünün artışına sebep olmuyor veya yoğun bakım ve entübe sayılarını değiştirmedi” cümlelerini de ekledi.

Okulların bu yıl açık kalacağını daha önce de dile getirdiğini ifade eden Sağlık Bakanı, okulların açık kalması için bütün alternatiflerin deneneceğini de belirtti:

Okulları bu yıl her halükarda açık tutacağımızı söylemiştim. En son kapanan değil asla kapanmayan. Bilim Kurulu olarak Sağlık Bakanlığı olarak ikili ve hafta sonu eğitim dahil olmak üzere bütün alternatiflerin denenerek okulların açık kalmasını, sadece Milli Eğitim değil üniversiteler için de bunu düşünüyoruz.”

Koca, her geçen gün öğretmenlerin aşılanma oranlarının arttığını kaydetti ve “En az bir doz aşı olanların oranında yüzde 92’ye, iki doz aşı olanların oranında yüzde 82’ye gelindi. Öğretmenlerin aktif vaka içindeki oranı yüzde 3’lerde. Yaklaşık 12 bin gibi” dedi.

‘Aşıyla direkt vefat eden bir hastamızı bilmiyoruz’

Aşı karşıtlığı ilgili de konuşan Koca, “Aşı karşıtlığı” kelimesini kullanmak istemediğini dile getirdi. Bakan, “Bu toplumun aşıyla ilgili sorununun olmadığını düşünüyorum. Aşının olunmaması değil en fazla hangi aşı tercih edilmeli bu konuşulabilir. Aşı olmama durumunu bu toplum bugüne kadar gündemine almadı. Çocuklarını yüzde 98 oranında 13 farklı aşıyla aşılama yapan bir toplumuz. Aşısını erteleyenlerimiz olmuş olabilir. Gerekirse ayaklarına giderek bu aşıyı yapmalarını kolaylaştıracağız” dedi.

“Aşıyla direkt vefat eden bir hastamızı bilmiyoruz” ifadelerini de kullanan Sağlık Bakanı Koca, aşının hiçbir komplikasyonu olmadığını söylemediğini ancak aşıyla ilgili doğrudan vefat eden bir hastanın olmadığını da ekledi.

Türkiye genelinde dün itibariyle koronavirüs vaka sayısı 7 milyon 95 bin 550 olarak açıklanırken, virüs sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 63 bin 611 oldu.

Birinci doz koronavirüs aşısı yaptıran sayısı 53 milyon 681 bin 533, ikinci doz koronavirüs aşısı yaptıranların sayısı ise 44 milyon 116 bin 853 olarak açıklandı.

Çıldır Gölü’nde sular çekildi

Ardahan-Kars sınırında yer alan Çıldır Gölü‘nün su seviyesinde iklim krizinin neden olduğu yağışlardaki düşüş nedeniyle azalma yaşandı.

Kent merkezine 45 kilometre uzaklıkta bulunan, kışın yüzeyi tamamen donduğu için buzlar kırılarak yapılan Eskimo usulü balık avcılığının yanı sıra atlı kızakla gezintiyle öne çıkan Çıldır Gölü’nün kıyı kesimlerinde su çekildi.

‘Kar ve yağmur sularıyla besleniyor’

Ardahan Üniversitesi (ARÜ) İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serkan Kükrer, AA muhabirine yaptığı açıklamada gölün suyundaki kısmi çekilmenin kaynağının araştırılması gerektiğini söyledi.

Fotoğraf: Cüneyt Çelik/AA

Çıldır Gölü’nün, çok büyük bir havzasının olmaması sebebiyle genellikle kar ve yağmur sularıyla beslendiğine dikkati çeken Kükrer, “Artık yazlar kurak geçiyor. Bu yazın büyük bir bölümü kurak geçti. Yağan yağışlar da öncelikle toprağı doyuruyor daha sonra göle ulaşıyor, bu nedenle göle akışlar azalmış olabilir. Tabii ki takip etmemiz gereken bir süreç” dedi.

Kükrer, gölün fazla sularının aktığı Kars’ın Arpaçay ilçesi tarafında da teknik bir çalışmanın yapılması gerektiğini aktardı.

Validebağ Nöbeti 100 günü geride bıraktı

İstanbul Üsküdar‘da bulunan ve 1’inci Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı statüsünde bulunan Validebağ Korusu’nda Üsküdar Belediyesi tarafından yapılmak istenen Bakım ve Rehabilitasyon Projesi‘ne karşı başlatılan nöbet 100 günü geride bıraktı.

Validebağ nöbetçileri üzerinde “Nöbette 100 gün” yazan dev pankartın etrafında korunun içerisinde bir araya geldi. Burada basın açıklaması okuyan nöbetçiler  topladıkları 180 bin imzayı da yere serdi.

‘Direniş 1990’larda başladı’

Basın açıklamasını Validebağ Gönüllüleri Derneği Başkanı Arif Belgin okudu. Cumhuriyet’ten Tuğba Özer‘in haberine göre, Belgin, direnişin direnişin 90’lı yıllarda Validebağ Korusu’nu ranta açmaya yönelik girişimler ile başladığını söyledi. Belgin, açıklamasında güncel gelişmeleri şu şekilde anlattı:

“2020 Mart ayında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Validebağ Korusu’nun yaklaşık dörtte üçlük bölümü, bakım ve onarım yapılması gerekçesiyle iki yıllığına Üsküdar Belediyesi’ne tahsis edildi. Belediyenin koruda yapmayı düşündükleri arasında 500 araçlık otopark, yazlık sinema, festival alanı, izci eğitim alanı, köpek gezdirme alanı, 172 adet aydınlatma direği dikme, 88 bin metrekarelik alana rulo çim döşeme gibi işler var. Bu işler için belediyenin yaptığı ihalenin iptali davasında da mahkeme 30 Temmuz 2021 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı vermiş, Üsküdar Belediyesi’nin üst üste yaptığı iki itirazı da reddetmiştir.”

Belediye’ye çağrı: Bilime ve hukuka uy

Validebağ Gönüllüleri’nden Hikmet Durkanoğlu ise direnişlerinin 100’üncü gününe ilişkin şöyle konuştu:

“Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Tükmen’e sesleniyorum. Bilim üzerine düşeni yaptı. Bilirkişi raporları ortada. Hukuk üzerine düşeni yaptı. Millet Bahçesi projesine dur diyebilen hakimler var. Halk olarak biz de üzerimize düşen görevi yapıyoruz, koruya sahip çıkıyoruz, buradayız. Kendisi her açıklamasında koruyu koruyacağını söylüyor. O zaman niye karşı karşıyayız? Bilimin bize gösterdiği yol belli. Diyor ki; ekosistem tabanlı yönetim planı yapın. Biz Validebağ halkı olarak bu çalışmalara sivil insiyatif alarak başladık. Şimdi Üsküdar Belediyesi’ne tekrar açık çağrıda bulunuyoruz: Bilime, hukuka, uy, halkın sesine uy.”

Akbelen’de kömür taşıma bandı inşası durdurulacak

Muğla Valiliği, Milas ilçesindeki İkizköy Mahallesi’nde genişletilmek istenen kömür madeni için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinden muaf tutulan kömür taşıma bandının yapımını durdurdu.

Köylülerin, bölgede geçen yıl yapımı başlatılan kömür taşıma bandının inşasının durdurulması için açtığı davada 11 Eylül’de yürütmeyi durdurma kararı çıkmış, İkizköylülerin avukatı Arif Ali Cangı ise yürütmeyi durdurma kararının uygulanması için Muğla Valiliği’ne dilekçe vermişti.

Dilekçeye olumlu cevap veren Valilik, kömür taşıma bandının yapımının durdurulması için ilgili Milas Kaymakamlığı’na talimat verdi.

‘Giderilmesi güç zarar doğuracak’

Valilik, kararın gerekçesini “Muğla 3’ncü İdare Mahkemesi’ne açılan kararın iptali ve yürütmenin durdurulması talepli davada; Davanın durumuna ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre, incelenen işlemin sonuca bağlanabilmesi, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirdiğinden, işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç zararlar doğacağı da açık olduğundan, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan ve düzenlenecek bilirkişi raporuna karşı tarafların itirazlarının alınmasında veya itiraz sürelerinin geçmesinden sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar 2577 sayılı Kanun’un 27’nci maddesi uyarınca teminat alınmaksızın dava konusu işlemin yürütülmenin durdurulmasına karar verilmiştir” sözleriyle açıkladı.

‘Olması gereken zaten bu’

İkizköyler ise Valiliğin kararını “Güzel haber, ama olması gereken zaten bu” sözleriyle duyurdu. Yapılan açıklamada mahkeme kararlarının uygulanması için takipçi olacakları belirtildi.

Açıklamada köylüler olarak kömür bandı, maden genişletme, santral kapasitesi ve tüm projeler tamamen iptal edilene kadar mücadeleyi sürdürecekleri belirtildi.

Romanya en geç 2032’de kömürden çıkıyor

Romanya hükümeti, Ulusal Dayanıklılık ve İyileşme Planı’na göre 2032 yılına kadar kömür ve linyit kullanımını aşamalı olarak bırakacak. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından dün imzalanan plan, 2025 yılına kadar ülkenin kömür kapasitesinin dörtte üçten fazla azalmasını sağlayacak.

Birleşmiş Milletler Paris İklim Anlaşması’na göre OECD ve AB üyesi ülkeler 2030 yılına kadar mevcut kömür kullanımını sıfırlamalı. Romanya’nın kömürden çıkış yılı olarak belirlediği 2032, Paris Anlaşması ile uyumlu değil, ancak onaylanan plan çerçevesinde buna ulaşmanın mümkün olabileceği belirtiliyor.

‘Taahhüt verildikten sonra çıkış hızlanıyor’

Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal) Kampanya Direktörü Kathrin Gutmann, Romanya’nın, Avrupa’da kömürden çıkacağını açıklayan 19’ncu ülke olduğunu hatırlatarak ‘‘Portekiz ve Yunanistan gibi ülkelerin deneyimlerinin bize gösterdiği şu ki, kömürden çıkış taahhüdü verildikten sonra çıkış fiili olarak öngörülenden daha hızlı gelişiyor’’ dedi.

Greenpeace Romanya yenilenebilir enerji kampanyacısı Marian Mândru da hükümetin fosil gaza yatırım yapmadan güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandıracak karbonsuzlaşma yasasını çıkarması gerektiğini belirtti:

“Bu plan, kömür için net bir çıkış tarihi belirliyor. Ancak artan emisyon fiyatlarını, Romanya’daki kömürlü elektrik üreticilerinin ekonomik çöküşünü ve ülkenin yenilenebilir enerji potansiyelini hesaba kattığımızda, kömürden çıkışın 2030’dan önce geleceğine şüphe yok.’’

Takvim 2016’da başladı

Şimdiye dek kömürden çıkış yapacağını açıklayan ülkeler ve verilen tarihler şöyle:

Kömürsüz Avrupa ülkeleri: Belçika (2016), Avusturya (2020), İsveç (2020)
2025 yılına kadar kömürden çıkış yapacak Avrupa ülkeleri: Portekiz (2021 sonu), Fransa (2022), Birleşik Krallık (2024), Macaristan (2025), İtalya (2025), İrlanda (2025), Yunanistan (2025).
2030 yılına kadar aşamalı olarak kömürden çıkacak Avrupa ülkeleri: Kuzey Makedonya (2027) Danimarka (2028), Finlandiya (2029 ortası), Hollanda (2029 sonu), Slovakya (2030), İspanya (2030).
2030’dan sonra kömürden çıkacak Avrupa ülkeleri: Almanya (2038), Karadağ (2035), Romanya (2032).

Orhanlı’da direnen köylüler kazandı: Jeotermale geçit vermeyeceğiz

İzmir Seferihisar’a bağlı Orhanlı köyünde jeotermal kaynak arama çalışmaları için verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) kararlarına karşı zeytin ağaçlarını korumak için dava açan köylüler, davayı kazandı.

Orhanlı köylüleri, her türlü jeotermal enerji santrali (JES) projelerine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.

Mahkeme, bilirkişi raporu ışığında kararını verdi

Köylülerin açtığı dava sonucu, İzmir 3’üncü İdare Mahkemesi tarafından atanan bilirkişi heyeti projeyle ilgili bir rapor hazırladı. Raporda, projenin yüzey ve yeraltı sularıyla tarımsal ürünlerin ve toprağın kirletme riski olduğu, sondaj alanının yerinin doğru olmadığı, sondaj kuyularının yerleşim yerlerine yakın olması nedeniyle ağır metallerin ve çıkan gazların çevreye ve halk sağlığına zarar verebileceği gibi tespitler yer aldı.

Mahkeme de bu tespitler ışığında JES projesinin ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında yapılamayacağını kaydetti.

‘Kararı mutlulukla karşıladık’

Köy sakinleri adına konuşan Orhanlı Köyü Kültür, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği Başkanı Hasan Tahsin Akçil, mahkeme tarafından verilen kararı mutlulukla karşıladıklarını kaydetti:

Geçimini zeytincilikle sağlayan biz Orhanlı köyü sakinleri, İzmir 3’üncü İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararını büyük bir mutlulukla karşıladık. Köyümüz asırlık zeytin ağaçlarıyla iç içe geçmiş, temiz havası ve suyuyla bugün Türkiye’nin göç vermeyen ender köylerinden birisi. Ürettiğimiz zeytinyağı bütün dünyanın en lezzetli zeytinyağları arasında tescil edilmiş durumda. Ürettiğimiz organik sebze ve meyveler ise ülkemizin her yerindeki insanların sofralarında sağlıklı gıda olarak ulaşıyor. Verilen bu karar, mücadelemizde ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor. Çocuklarımızın geleceği için yaşam alanımız olan bu vadideki bütün jeotermal projelerine karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

Ne olmuştu?

Orhanlı köyündeki jeotermal enerji santrali (JES) projesi kapsamında yürütülen sondaj faaliyetlerinin proje sahası ile ilgisi olmayan 2016 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir” kararı doğrultusunda ÇED sürecinin dışında bırakıldığını öğrenen 99 köylü ve Orhanlı Köyü Kültür Doğa Gençlik ve Spor Kulübü Derneği, projenin iptali için dava açmıştı.

Köylüler, daha önce de proje sahibi şirketin köyün düğün ve piknik alanlarını hiçbir yasal izin olmadan şantiye alanı yaparak işgal etmesine tepki göstermiş, tepkiler sonucunda şantiye alanı Seferihisar Belediyesi yetkililerince kaldırılmıştı.

Daha sonra aynı şirketin tapulu arazilerinden ve orman içinden yine hukuk dışı yollarla yol açmaya çalışması üzerine, arazilerini tellerle çevirmek zorunda kalan köylüler, şirket yetkilileri hakkında Seferihisar Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuşlardı.

Orhanlı köylüleri ayrıca, 26 adet asırlık zeytin ağacını kesen şirket hakkında şikayette bulmuştu.

Güney Kore lideri Moon Jae-in: Köpek eti yemeyi yasaklamayı planlıyoruz

Sayıştay raporu: Saray’ın mutfak masrafları yüzde 64 arttı

Sayıştay‘ın kamu kurumlarının mali faaliyetlerini izlediği 2020 raporuna göre Ankara Beştepe‘de yer alan Cumhurbaşkanlığı Sarayı‘nın üç ayrı kalemdeki mutfak harcamaları 2020’de yaklaşık yüzde 64 arttı.

Raporda yer alan bilgilere göre, beslenme, gıda amaçlı ve mutfakta kullanılan tüketim malzemeleri ile, yiyecek ve içecek harcamaları 2019’da toplam 4 milyon 517 bin TL iken, bu kalemlerde yapılan harcamalar yaklaşık yüzde 64 artarak 2020’de 7 milyon 414 bin TL oldu.

Yolculuk giderinde düşüş

Yolluklar için 2019 yılında 14 milyon lira harcama yapılırken, 2020 yılında bu rakam 8.4 milyon liraya, görev giderleri 1.4 milyar lira iken 1.2 milyar liraya düştü.

Hizmet alımları 147 milyon lira iken 154 milyon liraya çıktı. Temsil tanıtma giderleri 50 milyon liradan 32 milyona düştü.

Tıbbi harcama 51 milyon lira

Cumhurbaşkanlığı’nın “Tıbbi ve Laboratuvar Sarf Malzemeleri” harcamaları da dikkat çekti. 2019 yılında yaklaşık 5 milyon lira harcama yapılan bu kalemde 2020 yılında yapılan harcama ise 51 milyon lirayı geçti.

Cumhurbaşkanlığı’nın 2019’da 11 milyon 73 bin TL olan “Bakım Onarım ve Üretim Malzemeleri” harcamaları yaklaşık 3 kat artarak 32 milyon TL’ye çıktı.

Transfer ödemeleri

ANKA’nın haberine göre Cumhurbaşkanlığı 2020’de toplam 397 milyon 605 bin TL transfer ödemesi yaptı. Bu rakam 2019’da 420 milyon 158 bin TL idi.

2020’de yapılan transfer ödemelerinin 377 milyon 605 bin TL’lik kısmı hazine yardımları iken; Cumhurbaşkanlığı’nın çeşitli dernek ve vakıflara yaptığı ödemelerin izlendiği “Kar amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferler” hesabı 12.5 milyon TL’den 14 milyon TL’ye çıktı. Hane halkına yapılan yardımlar ise 5 milyon TL’den 6 milyon TL’ye çıktı.

 

İçişleri Bakanlığı’ndan taksi genelgesi: Yolcu almayana ‘trafikten men’ işlemi yapılacak

İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine ‘Taksi Denetimleri Genelgesi‘ gönderdi. Genelgeye göre, yolcuyu almamakta ısrar eden taksi şoförlerine ‘trafikten men’ dahil yasal işlem yapılacak.

Ayrıca taksi denetimleri artırılacak, şehirle arası otobüslerdeki gibi taksilerde de sivil personel, denetim gerçekleştirecek.

‘Şikayetler arttı’

Bakanlıktan gönderilen genelgede, son dönemde özellikle büyük şehirler başta olmak üzere bazı taksi şoförlerinin kısa mesafe veya trafiğin yoğun olduğu saatlerde yolcu almadığına ilişkin şikâyetlerin artığına dikkat çekildi.

Bu durumun taksi şoförleri ile yolcular arasındaki tartışmaları ve asayişe etkili olayları artırabileceği, taksilerde seyahat eden/etmek isteyenler ile turistler arasında mağduriyetlere neden olabileceği vurgulandı.

‘Trafikten men edilme işlemi yapılacak’

Mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için yapılacak denetimler, şöyle sıralandı:

  • Taksilerde kısa mesafe/trafik yoğunluğu gibi nedenlerle yolcunun alınmamasına ilişkin şikâyet/müracaatlar ile konunun denetimlerde resen tespiti halinde güvenlik birimleri yolcunun mağduriyetini giderecek.
  • Taksiye bindirilecek, yolcuyu almamakta ısrar eden taksi şoförleri hakkında ilgili oda ve belediye ile koordinasyon dâhilinde gerekli yasal işlem (trafikten men dahil) yapılacak.
  • Taksi denetimleri artırılarak şehirlerarası otobüslerde uygulanan sivil personel denetimleri ticari taksiler için de uygulanacak.
  • Taksi yolcularının yaşadıkları mağduriyetler hakkında şikâyetlerini ulaştırabilecekleri mecralar (belediyeler, esnaf odası vb.) ile ilgili iletişim bilgileri kamuoyu ile paylaşılacak.

Minibüs ve dolmuşlar taksiye dönüyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) teklifiyle son UKOME toplantısında kabul edilen 750 minibüs ve 250 dolmuşun Taksiye dönüşüm süreci de başladı.

İBB Ulaşım Daire Başkanlığı başvuruların 27 Eylül Pazartesi tarihinden itibaren yapılabileceğini duyurdu. Başvurular Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü’nün Bakırköy ve Kartal’daki hizmet birimlerine gerçekleştirilecek.

UKOME Kararında belirlendiği üzere başvuru süresi 30 günle sınırlı tutulacak.Son başvuru tarihi 26 Ekim 2021 olarak belirlendi. Başvurular bizzat araç sahipleri veya vekaletname sahipleri tarafından yapılabilecek. Başvurulara ilişkin tüm iş ve işlemler tamamen ücretsiz olacak.

Aracıya izin verilmeyecek

İBB’den yapılan açıklamaya göre ön başvuru, ön talep, toplu evrak gibi aracılık faaliyetlerine müsaade edilmeyecek. Ayrıca kötü niyetli kişi ve kurumlara karşı hak sahibi esnaf, Sosyal Medya ve SMS’ler yoluyla sürekli olarak bilgilendirilecek.

Başvurular dönüşüm süreci için özel olarak hazırlanan bir yazılım üzerinden toplanacak. Başvuru işlemleri kamera kaydıyla arşivlenecek. Başvuruların fazla olması durumunda kura çekimi yapılacak.

Caretta carettaların korunması için sahillere kazık çakılacak

Belek’te, 23 yıldır deniz kaplumbağalarının mayıs-ekim ayları arasındaki yuvalama, yavruların yuvadan çıkışı, bunların kayıt altına alınması ve korunması çalışmaları yürüten Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) üyeleri, 26 Ağustos sabahı beş yıldızlı Port Nature Luxury Resort Oteli’nin,  yuvalama alanlarının üzerine ahşap yürüme bandı koyduğunu belirlemişti. Yürüme bantlarını aşamayan 60 yavru, denize ulaşmadan öldü.Yine ahşap yol yapan Orange County Resort Hotel’in önündeki sahilde de 70 yavru kaplumbağanın aynı akıbetten son anda kurtarılmıştı.

İki otele toplamda 482 bin 790 TL para cezası uygulayan Bakanlık, önümüzdeki yaz için “Deniz Kaplumbağalarının Yuvalama Alanları ve Sınırlarının Belirlenmesine Yönelik Ahşap Oluşturma Alan Standartlarının Sağlanması Projesi” geliştirdi. Proje kapsamında; deniz kaplumbağalarının yuvalama alanları ve sınırlarının belirlenmesine yönelik ahşap bariyerler oluşturulacak, alan standartları sağlanarak, koruma ve izleme çalışmalarının etkinliğini artırılacak.

Proje; Muğla’daki Fethiye-Göcek ve Köyceğiz-Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde, Muğla ve Antalya sınırları içindeki Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde, Mersin ili sınırları içindeki Göksu Deltası Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülecek.

1.650 kazık çakılacak

Proje alanını kapsayan özel çevre koruma bölgelerindeki kumsal alanlarındaki deniz kaplumbağaları yuvalama alanlarının ve sınırlarının belirlenmesi için bilgilendirme tabelaları yapılacak. Kaplumbağalar için koruma kafesleri kurulacak. Sahillere belirli aralıklarla, yuvalama alanlarının belirlenmesi için 1.650 adet çam kazık dikilecek.

Kazıklardan 550 tanesi Patara’ya, 600 adedi Fethiye Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi kumsalına, 500 tane kazık ise Köyceğiz Dalyan’daki İztuzu kumsalına çakılacak.

Proje kapsamında, kumsallara ayrıca; kaplumbağaların yuvalarının korunması için 400 adet kum altı ve kum üstü kafesi yerleştirilecek.