Ana Sayfa Blog Sayfa 1188

Adana’da orman yangını

Adana‘nın Aladağ ilçesi Küp Mahallesi‘nde ormanlık alanda yangın çıktı. Yangına havadan müdahale sürüyor.

Saat 15.30 civarlarında çıkan yangını fark eden bölge sakinleri, durumu yetkililere bildirdi. Bölgenin sarp yapısı nedeniyle yangına sadece havadan müdahale edilebilirken, ekiplerin karadan bölgeye ulaşmak için de çalışmaları devam ediyor.

[COP26] Papa’dan dünya liderlerine çağrı: Her birimiz iklim değişikliğine karşı dünyamızı koruyabiliriz

Papa Francis, Birleşmiş Milletler İklim Konferansı‘nda (COP26) bir araya gelecek dünya liderlerini iklim krizine karşı etkili mücadele vermeye çağırdı.

Papa’nın da COP26’ya katılarak bir demeç vermesi bekleniyordu. Ancak, Papa son anda hiçbir gerekçe göstermeden konferansa gitmeyeceğini açıkladı.

‘Kendi rolümüzü oynayabiliriz’

Vatikan’dan BBC Radio 4’ün Günün Düşüncesi için bir mesaj kaydeden Papa, koronavirüs salgını, iklim krizi ve ekonomik zorluklar gibi dünyayı etkisi altına alan sorunlardan bahsetti. Papa, “Bu krizlerle izolasyonculuğa, korumacılığa ve sömürüye geri dönerek yüzleşebilir ya da bu krizlerde ihtiyaç duyduğumuz değişim için gerçek bir şans görebiliriz” dedi.

Papa, herkesin dünyanın korunması için bir şeyler yapabileceğine dikkat çekerek, “Kim olursak olalım ve nerede olursak olalım her birimiz benzeri görülmemiş iklim değişikliği tehdidine karşı dünyamızı koruyabilir, kolektif tepkimizi değiştirmede kendi rolümüzü oynayabiliriz” ifadelerini kullandı.

İklim krizini gündeme taşıyor

Papa, konuşmalarında sık sık iklim krizinden bahsediyor. Papa, Paris’teki COP21’den önce Laudato Si (Ortak Evimizin Bakımı) isimli bir belge yayımlamıştı. Belgenin konferansta liderlerin bir anlaşmaya doğru itilmesinde bir miktar etkisi olduğu gözlenmişti.

Metinde çevresel yıkım kınanırken, önlemlerin alınması gerektiği kaydedilmişti. Ayrıca, iklim krizinin büyük ölçüde insan yapımı olduğu da ifade edilmişti.

Cumhuriyet Bayramı törenine bazı basın kuruluşları alınmadı: Yapılan akreditasyon değil sansür

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’de düzenlenen törene, Cumhuriyet, FOX Haber, Anka Ajansı gibi basın-yayın kuruluşları alınmadı.

Yaşananlara İletişim Başkanlığı tarafından uygulanan akreditasyon neden oldu.

Muhabirler törene giremedi

29 Ekim nedeniyle bu sabah düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, bakanlar, yüksek yargı temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanları katıldı.

Törende askerler ve vatandaşlar için de yer ayrıldı. Ancak, töreni izlemek isteyen Fox TV, Cumhuriyet ve Anka Haber Ajansı muhabirleri törene alınmadı.

‘Halkın haber alma hakkını çiğnemeyin’

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ise yaşananlara tepki gösterdi ve ayrımcılığa son verilmesi çağrısı yaptı:

Anıtkabir’deki töreni takip etmek isteyen Fox TV, Cumhuriyet ve ANKA’dan meslektaşlarımız İletişim Başkanlığı’nın emriyle içeri alınmadı. Bu yapılan akreditasyon değil sansürdür. Ayrımcılığa son verin, halkın haber alma hakkını çiğnemeyin. #GazetecilikEngellenemez

‘Akıl tutulması’

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk de karara tepki gösterdi. Şentürk, söz konusu uygulamanın sadece Anayasa ihlali olmadığını, aynı zamanda akıl tutulması olduğunu da kaydetti:

Anıtkabir’deki Cumhuriyet Bayramı törenlerine @FOXhaber’in de içerisinde olduğu medya kuruluşlarının yarısı alınmadı! Siyasi tarihimizde bir örneği olmayan, 35 yıllık meslek yaşamımda da rastlamadığım bu uygulama sadece Anayasa’nın ihlali değil aynı zamanda akıl tutulmasıdır…”

COP26 öncesi üye ülke liderlerine su ve iklim krizini önceleme çağrısı

Dünya Meteoroloji Birliği (WMO) ile Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), BM Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Uluslararası Tarım Kalkınma Fonu (IFAD), BM Çevre Programı (UNEP), BM Çocuk Fonu (UNICEF), BM Üniversitesi (UNU), BM Avrupa Ekonomik Konseyi (UNECE) ve Küresel Su Ortaklığı (GWP) kuruluşlarının liderleri tarafından hazırlanan ortak mektupta, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı (COP26) öncesi üye ülke liderlerine su ve iklim değişikliği konularını önceleme çağrısı yapıldı.

Mektupta, “İnsanları ve gezegenimizi etkileyen iklim değişikliğinin su ile alakalı sonuçlarını ele almak için acilen hızlandırılmış adımlara ihtiyaç vardır” denildi.

‘920 milyon çocuk su kıtlığına maruz kalabilir’

Mektupta, iklim krizinin küresel su döngüsünü olumsuz etkileyerek kuraklık ve sel gibi afetlere yol açtığı da vurgulandı.

Ayrıca, “Yükselen sıcaklık ve su kaynaklarının akış profilindeki değişkenlik, yüzeydeki ve yer altındaki suyun kalitesini büyük oranda etkilemektedir” ifadeleri kullanıldı.

Uluslararası kuruluşlar tarafından ele alınan mektupta, UNICEF’in verilerine göre iklim krizinin dünyada 920 milyon çocuğu su kıtlığına maruz bırakabileceği uyarısı da hatırlatıldı.

Üye ülkelere, “su ve iklim gündemini ulusal düzeyde entegre etme”, “küresel su takip sistemlerini destekleme ve finanse etme”, “su yataklarına dair teknik, siyasi ve bilimsel iş birliğini destekleme”, “su ile alakalı felaketlere karşı uyarılara uluslararası erişimi teşvik etme”, “sel ve kuraklık yönetimine dair önleyici yaklaşım benimseme” ve “iklim ve su risklerine dair verilerin entegrasyonunu destekleme” çağrıları da yapıldı.

Ülke genelinde yardıma muhtaç yoksul aile sayısı ikiye katlandı

Cumhurbaşkanlığının açıkladığı 2022 yıllık programına göre, 2019-2020 yıllarında ülke genelindeki yardıma muhtaç yoksul aile sayısı ikiye katlandı.

Bu tarihlerde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı‘nın sosyal yardımlarından faydalanmak zorunda kalan yoksul hane sayısı, 3 milyon 283 binden 6 milyon 630 bine çıktı.

Böylece bir yıl içinde devletten yardım alan yoksul aile sayısına 3 milyon 347 bin yeni yoksul aile eklendi.

Yardım tutarlarına ilişkin bilgi yok

Sözcü‘de yer alan habere göre, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yoksul ailelere aktarılan yardım tutarına ilişkin programa bilgi koyulmadı. Bu nedenle ortalama olarak yoksul aile başına yapılan yardım tutarları ile yardım tutarlarındaki yıllık değişime ilişkin bilgiye ulaşılamıyor.

Aynı dönemde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan çocukları için destek alan ailelerin sayısı 198 bin 907’den 220 bin 22’ye, yardım tutarı da 1 milyar 389 milyon TL’den 1 milyar 640 milyon TL’ye ulaştı.

Bu dönemde bakanlıktan evde bakım desteği alanların sayısı da 514 bin 158’den 529 bin 427’ye, yardım tutarı da 8,2 milyar TL’den 9,3 milyar TL’ye yükseldi. İşi olmadığı ya da para kazanamadığı için devletin genel sağlık sigortası (GSS) primini ödeyerek sağlık hizmeti sunduğu kişi sayısı da 7 milyon 524 binden 7 milyon 810 bine çıktı.

Türkiye Kömür İşletmeleri üzerinden kömür dağıtılan kişilerin sayısı da 1 milyon 878 binden 1 milyon 774 bine geriledi.

Yurt-Kur’un burs verdiği öğrenci sayısı düştü

Son bir yılda Milli Eğitim Bakanlığı‘nın burs verdiği ilk ve ortaöğretimdeki öğrenci sayısı 147 binden 185 bine yükseldi. Ancak, Yurt-Kur‘un burs verdiği öğrenci sayısı ise 570 binden 414 bine geriledi.

Yine 2019-2020 döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü‘nün yoksullara yönelik desteklerinde ciddi azalmalar gözlendi.

Vakıflar’ın yetim ve engellilere verdiği aylıktan yararlananların sayısı 4 bin 956’dan 4 bin 598’e düştü. Burs verdiği ilk ve orta öğretimdeki muhtaç öğrenci sayısı da 21 bin 453’ten 20 bin 659’a indi. Kurumun imaret hizmetlerinden yararlanan kişi sayısı da bu dönemde 80 bin 780’den 82 bin 280’e çıktı.

AOÇ’yi yapılaşmaya açan plan değişikliğine ikinci kez yürütmeyi durdurma kararı verildi

Ankara 4. İdare Mahkemesi, Atatürk Orman Çiftliği’ni (AOÇ) yapılaşmaya açan plan değişikliğine ilişkin ikinci kez yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından yargıya taşınan olayda, Atatürk Orman Çiftliği 1. Derece Doğal ve Tarihi SİT Alanı sınırlarındaki alanın askeri alan olarak yapılaşmaya açılması isteniyordu.

Bakanlıklar karara itiraz etmişti

Gazete DuvaR’da yer alan habere göre Ankara 4. İdare Mahkemesi, Etimesgut’ta tarımsal üretim alanı olan Atatürk Orman Çiftliği 1. Derece Doğal ve Tarihi SİT Alanı sınırlarındaki alanın askeri alan olarak yapılaşmaya açılmasına ilişkin plan değişikliğinin yürütmesini durdurmuştu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı’nın karara itirazı üzerine de yürütmeyi durdurma kararı kaldırılmıştı.

Yürütmeyi durdurma kararının kaldırılması üzerine mahkeme ek rapor alınmasını istedi. Ek rapor sonrasında da alana ilişkin olarak tekrar yürütmeyi durdurma kararı verildi.

‘Telafisi güç zararlar doğabileceği belirtildi’

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, yaşanan süreci şöyle anlattı:

Atatürk Orman Çiftliği’nin topraklarının her bir metrekaresindeki talan sürecini yakından takip ediyor ve yargıya taşıyoruz.  Etimesgut’ta MİT, Özel Kuvvetler Komutanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’na tahsis edilen AOÇ arazisinde yapılan yapılaşmada bunlardan birisiydi. Açtığımız davada, Ankara 4. İdare Mahkemesi planı değişikliği işlemlerinin yürütmesini durdurmuştu. Davada yürütmeyi durdurma kararı kaldırıldı. Bunun üzerine mahkeme rapor alınmasını istedi. Ankara 4. İdare Mahkemesi ek rapor sonrasında da alana ilişkin olarak tekrar yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkeme, hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğini belirterek yürütmesini durdurdu.”

‘Atatürk Orman Çiftliği alanları kamusaldır’

Tezcan Karakuş Candan, mahkemenin bölgenin yapılaşmaya açılmasına ikinci kez izin vermemesinin kamu yararı adına sevindirici olduğunu kaydetti:

Atatürk Orman Çiftliği alanlarında her türlü müdahalenin peşini bırakmayacağız. AOÇ alanlarında Milli Savunma Bakanlığı’nın Özel Kuvvetler Komutanlığı konuşlanması ile yapılaşmaya açılmasına mahkemenin ikinci kez izin vermemesi kamu yararı adına sevindiricidir. Yargı ikinci kez yürütmeyi durdurma kararı vererek AOÇ de talana geçit vermemiştir. Atatürk Orman Çiftliği alanları kamusaldır kamuya kapalı olamaz.”

Facebook adını değiştiriyor: Yeni ismi Meta

Facebook’un marka yenilenmesine giderek kurumsal adının Meta olarak değiştirileceği açıklandı.

Facebook’un patronu Mark Zuckerberg konuyla ilgili, “Şu anki işlerimiz iki farklı bölüme ayrılıyor; biri uygulamalardan oluşan grubumuz, diğeri de gelecekteki platformlar üzerine çalışmalarımızdan oluşuyor. Bunun bir parçası olarak, artık şirket olarak yaptığımız her şeyi kapsamlı bir şekilde ifade edebilecek yeni bir marka adı edinmemizin zamanı geldi” ifadelerini kullandı.

Google da isim değişikliğine gitmişti

İsim değişikliği adımının, son dönemde Facebook’la ilgili çıkan birçok eleştirel haber ve eski bir çalışanın sızdırdığı bilgilerin ardından atılması da dikkatleri çekti.

Şirket tarafından yapılan açıklamada, çalışılan alanların sosyal medyadan sanal gerçekliğe kadar genişlediği ve Meta isminin şirketin yaptığı işlere dair daha kapsayıcı olduğu kaydedildi.

Ayrıca, borsada hisselerin yeni isimle 1 Aralık’tan itibaren satışının başlamasının planlandığı duyuruldu.

2015’te de Google, kurumsal yeniden yapılanmaya gitmiş ve uygulamanın sahibi şirketin adını Alphabet olarak değiştirmişti. Ancak bu isim pek rağbet görmemişti.

Mark Zuckerberg duyurmuştu

Facebook’un patronu Mark Zuckerberg, “Metaverse” isimli, insanların sanal gerçeklik kulaklık ve mikrofonları kullanarak buluşup oyun oynayabileceği, çalışabileceği ve iletişim kurabileceği sanal bir ortam yaratma planlarını açıklarken şirketin yeni ismini de açıklamış ve “Var olan marka adı bırakın gelecekte yapacaklarımızı, muhtemelen şu an yaptığımız birçok şeyi bile açıklamaya yetmiyor. Bu sebeple değişmesi gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Zuckerberg, zaman içinde kullanıcıların, şirketin diğer hizmetlerinden yararlanmak için Facebook’u kullanmak zorunda kalmayacaklarını da duyurdu.

Şirket, isim değişikliğiyle birlikte yeni logosunu da açıkladı. Meta’nın logosu mavi renkli sonsuzluk işareti olacak.

Bazı insanlar metaverse’i bir sanal gerçeklik türü olarak tanımlarken, birçok insan bunun internetin geleceği olduğuna inanıyor.

Bill Gates’in iklim krizine ve yüksek enerji fiyatlarına karşı çözümü nükleer enerji

Microsoft’un kurucusu, girişimci ve iş insanı Bill Gates, iklim kriziyle ve yüksek enerji fiyatlarıyla mücadele için daha fazla nükleer enerji kullanılması gerektiğini ileri sürdü.

Bill Gates, elektro mobilite ve binaların ısıtma sistemleri nedeniyle ileride insanların elektrik ihtiyacında çok büyük bir artış yaşanacağını kaydetti.

‘Bir çözümü gözden çıkarmamalıyız’

Almanya‘nın ekonomi gazetesi Handelsblatt’a açıklamalarda bulunan Gates, nükleer enerji santrallerinin kapatılmasının temel enerji güvenliği ve uygun fiyatların sağlanmasını güçleştirdiğini belirtti. Gates, “Masrafları ve güvenliği tam anlamıyla gözden geçirene kadar bir çözümü gözden çıkarmamalıyız” ifadelerini kullandı.

Gates, nükleer santrallerin iklim krizinin önüne geçmeye yardımcı olabileceği iddiasında.

Doğal gaz santrallerinin kurulmasına şüpheyle yaklaştığını söyleyen girişimci, Almanya’nın iklim kriziyle mücadele stratejisinin ana kaynaklarından olan doğal gaz enerjisinin ise gerçek bir geçiş teknolojisi olmadığını belirtti.

Gates, temiz enerjiyi desteklemeyi hedefleyen, kar amacı gütmeyen Breakthrough Energy şirketinin de sahibi. Şirket, çeşitli araştırmalara ve aralarında nükleer enerji alanında aktif olanların da bulunduğu yeşil teknoloji firmalarına destek veriyor.

Zincir marketlere fahiş fiyat soruşturmasında 2 milyar 671 milyon TL para cezası verildi

Rekabet Kurulu tarafından salgın süresince görülen fiyatlama davranışlarına ilişkin zincir marketlere yönelik yapılan soruşturma sonuçlandı.

Soruşturma sonucuna göre BİM, CarrefourSA, Migros, ŞOK, Yeni Mağazacılık (A101) ve Savola Gıda‘ya toplam 2 milyar 671 milyon TL idari para cezası verildi.

23 şirkete para cezası yok

Rekabet Kurumu tarafından yapılan açıklamada, “Zincir marketler ile bunların tedarikçileri hakkındaki soruşturma tamamlandı. 5 büyük market 1 tedarikçi olmak üzere 6 firmaya toplam 22,6 milyar TL para cezası verilmesine karar verildi” denildi.

Marketlerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri de belirtildi. 3 Aralık 1994 tarih ve 22140 sayılı Resmi Gazete‘de yer alan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun‘un 4’üncü maddesinde “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasak” olduğu kaydediliyor.

Marketlere verilen para cezaları ise şu şekilde:

  • BİM Birleşik Mağazalar A.Ş.’ye 958.129.194,39 TL
  • CarrefourSA Carrefour Sabancı Ticaret Merkezi A.Ş.’ye 142.469.772,07 TL
  • Migros Ticaret A.Ş.’ye 517.672.762,75 TL
  • Savola Gıda ve San. Tic. A.Ş.’ye 22.210.998,63 TL
  • Şok Marketler Ticaret A.Ş.’ye 384.369.037,15 TL
  • Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 646.582.329,39 TL

Soruşturma kapsamındaki 23 şirkete ve Gıda Perakendecileri Derneği’ne idari para cezası verilmedi.

‘Fiyatlar tüketiciler aleyhine yükseltildi’

Soruşturma tarafı tüm tedarikçilerin ve perakendecilerin, gerek kendi pazarlarındaki rakiplerine gerekse de dikey ilişkide bulunan tarafların birbirlerinin rakiplerine ilişkin rekabete hassas bilgilerin değişiminde dikkate almaları gereken hususlarla ilgili olarak soruşturma taraflarına görüş yazısı göndermesine karar verildi.

Tespitler arasında doğrudan veya ortak tedarikçiler aracılığıyla geleceğe dönük fiyatlar, fiyat geçiş tarihleri, dönemsel aktiviteler ve kampanyalar gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşıldığı; fiyat indirimine giden veya pazar genelinde fiyatların arttığı dönemde henüz fiyat artışı yapmayan teşebbüslerin fiyatlarına tedarikçiler aracılığıyla müdahale edilmek suretiyle söz konusu fiyatların tüketiciler aleyhine yükseltilmesinin sağlandığı yer aldı.

Kaos GL: LGBTİ+’ların yaşam hakkı dahil temel tüm insan hakları ihlal ediliyor

Kaos GL‘nin yeni bilgi notuyla Türkiye’de LGBTİ+ hakları küresel standartlar ışığında incelendi.

Avukat Yasemin Öz tarafından hazırlanan bilgi notunda “Eşitlik ve ayrımcılık karşıtlığı”, “Aile”, “Nefret suçları ve nefret söylemi”, “Bedensel bütünlük ve cinsiyet kimliğinin yasal olarak tanınması”, “Sivil toplum alanı” ve “İltica” başlıkları altında güncel durum ayrıntılarıyla incelendi.

‘Yaşam hakkı dahil temel tüm insan hakları ihlal ediliyor’

Çalışmada, Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılığı yasaklayan ve eşitliği destekleyen bir mevzuat olmaması istihdam, mal ve hizmetlere erişim, eğitim, sağlık, seyahat ve yerleşme özgürlüğü gibi temel insan haklarına erişimde LGBTİ+’ları ayrımcılığa karşı yasal olarak güvencesiz bıraktığı ortaya kondu.

Bilgi notuna göre, LGBTİ+’ların yaşam hakkı dahil temel tüm insan hakları ihlal ediliyor. Eşitlik eylem planı yok, aile kurmaya dair hiçbir hak sağlanmadığı gibi Anayasa eliyle evlilik hakkı kısıtlanıyor. Cinsiyet uyum sürecine dair yasal prosedürler küresel standartların gerisinde ve  non-binary kimliği de tanınmıyor.

‘Yıldırma politikası geliştirilmekte’

Av. Yasemin Öz, sunuş yazısında uzun yıllardır LGBTİ+’lara yönelik toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, pek çok faaliyet ve etkinliğin sistematik ve hukuka aykırı bir şekilde engellendiğinden şöyle bahsetti:

Sivil toplum alanında ise uzun yıllardır toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ve LGBTİ+’lara yönelik pek çok toplu faaliyet ve etkinlik sistematik ve hukuka aykırı biçimde engellenmekte, hukuka aykırı uygulamalara karşı mahkemelerce verilen iptal kararlarına rağmen yeni yasaklamalar devreye sokulmaktadır. Bu şekilde her bir yasaklama kararı iptal edilse dahi yeni etkinliklerde yeni yasaklama kararları alınarak, mahkeme sonuçlanıncaya kadar etkinlikler düzenlenemediğinden, fiilen etkinlikler bloke edilmekte ve yıldırma politikası geliştirilmektedir.”

Bilgi notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.