Ana Sayfa Blog Sayfa 1167

Birçok kuş türünün yaşadığı Nehil Sazlığı’nda yangın

Hakkari‘nin Yüksekova ilçesinde, birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Nehil Sazlığı’nda yangın çıktı. Yangın, iki saat süren müdahalenin ardından söndürüldü.

Sazlık, Yüksekova ilçesine bağlı Dedeler, Kamışlı, Karlı ve Vezirli köylerinin yakınında bulunuyor.

Nehil Sazlığı’nda çıkan yangın çevredekiler tarafından fark edildi. Çevredekilerin haber vermesiyle olay yerine Yüksekova Belediyesi itfaiye ekipleri sevk edildi.

DHA’nın aktardığına göre yangın, ekiplerin iki saat süren müdahalesiyle kontrol altına alındı. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Dolar çift haneye yaklaşıyor: 9,94 TL ile rekor kırdı

Türk lirasındaki değer kaybı bugün de devam ediyor. Dün 9,87 TL ile zirve yapan dolar bugün 9,94 TL ile yeni bir rekora imza attı.

Bu yükselişte, ABD’de enflasyonun beklentileri aşarak 1990’dan bu yana görülen yüksek seviyeye çıkmasının ve Türkiye’de enflasyon ve para politikası endişeleri etkili oldu.

Dün akşam saatlerinde 11,40’a kadar yükseldikten sonra günü 11,30 seviyesinden kapatan euro ise güne 11,34 ile başladı.

ABD’de enflasyon: Para politikası sıkılaşabilir

ABD’de tüketici fiyatları ekim ayında yüzde 0.9 ile beklentilerin üzerinde artış kaydetti​. Yıllık bazda değişim yüzde 6.2 ile beklentilerin üzerinde artarken yükselen enflasyon ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasını sıkılaştıracağı beklentilerini de artırdı.

Yatırımcılar artık Fed’in bu durum karşısında faiz oranlarını Avrupa ve Japonya merkez bankalarından daha erken artırabileceğini düşünüyor. Bu beklentiyle birlikte dolar, sterlin ve euro karşısında 2021’in yeni zirvelerini gördü.

Dolar endeksi hazirandan bu yana görülmemiş olan 94.905 ile dün kaydettiği zirvenin hemen altında seyretti.

Türkiye’de faiz endişesi

Enflasyon Türkiye’de de belirgin yükseliyor. Dünyada hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerin bir şekilde sıkılaştırma ya da destekleri azaltma eğilimine girdiği dönemde TCMB ise yükselen enflasyona ve değer kaybeden TL’ye rağmen dünyanın aksine gevşeme eğiliminde.

TCMB fiyat istikrarının cari fazla verilmeden sağlanamayacağını belirtirken, tüketici enflasyonun ise ekimde yükseldiği yüzde 20’lerde aylarca kalması bekleniyor. Ekonomistler cari fazlaya odaklanmanın enflasyondaki yükselişini daha da yukarı çekebileceğinden de endişeliler.

Öte yandan hükümet yüksek enflasyonun vatandaş üzerindeki negatif etkisini azaltmak için bütçe açığını artırma yöntemini kullanacak. Asgari ücretin yüksek bir seviyede belirlenmesi başta olmak üzere uygulamalar belirginleşecek.

Uzun yıllar reddedilen emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin düzenlemeler de ilk kez gündeme alındı. Kasım ve aralık aylarında yoğunlaşan dış borç geri ödemeleri de kur üzerinde baskı yaratıyor.

Neler takip edilecek?

Sözcü’nün aktardığına göre piyasalarda iç veri gündeminde bugün eylül ayı ödemeler dengesi, Merkez Bankası (TCMB) haftalık verileri izlenecek.

Yarın ise eylül ayı sanayi üretimi ile TCMB kasım ayı piyasa katılımcıları anketi sonuçları takip edilecek veriler arasında yer alıyor. ABD piyasaları ise tatil nedeniyle kısmen kapalı olacak.

Yabancı yatırımcılar kaçıyor

Piyasalarda takip edilen bir diğer konu ise yabancı yatırımcı eksikliği. Yabancı yatırımcılar oldukça düşük seviyelere çektikleri TL cinsi varlıklarından çıkış yönlü işlemlerine devam ediyorlar.

Bankacıların hesaplamasına göre yabancı yatırımcı swap işlemlerinde son yedi haftanın toplam çıkışı 6.2 milyar dolara ulaştı.

Bankacılar yabancı yatırımcı eksikliğinde TL’nin seyrini görmek için daha çok lokallerin döviz tevdiat hesaplarında (DTH) yapacakları işlemlere daha çok bakıyorlar.

Genç iklim aktivistleri BM’yi sistem çapında iklim acil durumu ilan etmeye çağırıyor

Greta Thunberg ve dünyanın dört bir yanından genç iklim aktivistleri, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’ni “sistem çapında bir iklim acil durumu” ilan etmeye çağıran yasal bir dilekçe hazırladı.

Aktivistler António Guterres‘i daha önce pandemide yapıldığı gibi iklim konusunda da üçüncü seviye, yani en yüksek kategoriden, acil durum ilan etmeye davet ediyor.

Dilekçe’yi hazırlayan 14 aktivistin arasında Greta Thunberg’in yanı sıra Marshall Adaları‘ndan Ranton Anjain ve Litokne Kabua, Hindistan‘dan Ridhima Pandey, ABD‘den Alexandria Villaseñor ve Güney Afrika‘dan Ayakha Melithafa yer alıyor.

BM Genel Sekreterliği açıklama yapmadı

Aktivistler bu acil durum ilanının iklim değişikliğine uyumu, iklim bilimi analizini ve halk sağlığı müdahalelerini desteklemek için kaynakların ve teknik uzmanlığın küresel ısınmadan en fazla risk altındaki ülkelere, özellikle küçük ada devletlerine ve gelişmekte olan ülkelere aceleyle gönderilmesiyle sonuçlanacağını umuyorlar.

The Guardian’ın aktardığına göre Birleşmiş Milletler bu dilekçe taslağını gördü ve kendi içerisinde de tartışılıyor. Ancak Genel Sekreterlik ofisi sözcüsü talebin yerine getirilip getirilmeyeceği konusunda yorum yapmaktan kaçındı.

‘En az pandemi kadar ciddi bir tehdit’

Dilekçenin taslağında, eylemciler genel sekreteri ve diğer BM kuruluşlarını “iklim acil durumuna karşı kapsamlı bir BM müdahalesini harekete geçirmeye” davet ediyorlar.

Ayrıca, onları “iklim konusunda acil ve kapsamlı küresel eylemi denetlemek” için bir kriz yönetim ekibi atamaya çağırıyorlar.

Pandemide benzer bir acil durumun ilan edildiğini hatırlatan aktivistler, “Gezegendeki herkesi öngörülebilir bir şekilde tehdit eden iklim acil durumu, en az küresel bir salgın kadar ciddi ve benzer şekilde acil uluslararası eylem gerektirir” diyor.

Hazır giyim ürünlerine mayıs ayından sonra yüzde 60-70 oranında zam bekleniyor

Hazır giyim sektöründeki hammadde krizine dikkat çekmek için sektör örgütleri bir araya geldi.

Fiyatların mayıs ayından sonra yüzde 60-70 oranında zamlanacağını kaydeden İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe, “100 TL’ye aldığınız ürünü Mayıs’tan sonra 170 TL’ye alacaksınız” ifadelerini kullandı.

‘Hammadde sıkıntısı enflasyon üzerinde etkili olacak’

Bloomberg HT‘de yer alan habere göre, beş birlik ve 13 dernek iplik tedarikinde yaşanan sorunlara dikkat çekmek için bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında, hazır giyim sektöründe yaşanan hammadde sıkıntılarının enflasyon üzerinde de etkili olacağı kaydedildi.

İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe toplantıda, “100 TL’ye aldığınız ürünü Mayıs’tan sonra 170 TL’ye alacaksınız. Fiyatlar yüzde 60-70 oranında zamlanacak ve enflasyona olumsuz anlamda en büyük katkıyı sağlayacak sektör hazır giyim olacak” dedi.

İHKİB Başkanı, enflasyonla mücadele için hammadde tarafında acil adım atılması gerektiğine dikkat çekti.

‘Bu tablo sürdürülebilir bir tablo değil’

Basın toplantısında açıklamalarda bulunan Birleşmiş Markalar Derneği‘nin Başkanı Sinan Öncel de, enflasyonda oluşan beklentilerle ilgili şunları söyledi:

Dünya ve ülkemiz büyük bir enflasyon baskısı altında. Ülkemizde maliyet artışlarının yanı sıra bir de ‘beklenti enflasyonu’ oluştu. Örneğin üretici peşin ödeme yapmadığınızda sipariş almak istemiyor. Ödeme dolar veya euro ile olsa bile fiyatlarda Döviz bazında da artış olduğu için hammaddenin bedelini üretim öncesinde peşin vermek durumunda kalıyoruz. Piyasa kredisini ortadan kaldıran bu tablo sürdürülebilir bir tablo değil. Bu nedenle piyasadaki ‘fiyat artışı devam edecek’ algısını en aza indirecek adımların hızla atılması gerekiyor.”

BİFED filmleri kasım ayı boyunca Kadıköy Sinematek’te izleyiciyle buluşacak

Bozcaada Uluslararası Ekoloji Belgesel Festivali’nde (BİFED) yer alan belgesel filmlerden hazırlanan bir seçki kasım ayı boyunca Kadıköy Belediyesi Sinematek’te gösterimde olacak.

Sinematek tarafından yapılan açıklamada “İlk belgesel programımıza, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferans’ından (COP26) hareketle zamanımızın en ilgiye muhtaç konularından biri olduğunu düşündüğümüz çevre sorunlarını ve bu alandaki güncel tartışmaları ele alan filmlerle başlıyoruz” denildi.

‘Hasar korkutucu boyutta’

197 ülkeyi bir araya getiren taraflar konferansının yıllardır küresel ısıtmanın önüne geçmek için çok fazla yol kat edemediği belirtilen açıklamada “Oysa gelir dağılımındaki adaletsizlik, CO2 miktarındaki artış, ormanlardaki, özellikle de Sibirya ve Amazonlar gibi dünyanın ciğeri sayabileceğimiz ormanlardaki hasar korkutucu boyutlarda” ifadeleri kullanıldı.

Sinematek açıklamasının devamında “Bunun temel sebebi ise gelişmiş ülkeler diye adlandırılan ülkelerin gelişmekte olan diye adlandırmaktan hoşlandıkları ülkeler üzerine kurdukları sömürge düzeni. Bu sömürü yalnızca maden, ağaç gibi doğal kaynakların yağmalanmasından ibaret değil, söz konusu ülkelerin yöneticilerinin seçimlerine karışmaktan, kamuoyunun görüşlerini yeni mecralarla belirlemeye kadar uzanıyor” dedi.

Sinematek' ve 'Anlat Kadıköy'e ödül

Yeşil Badana’ya karşı filmler

En kötüsünün de belgesel sinema gibi inandırıcı formatlarla yapılan manipülasyon olduğunu ifade eden Sinematek, “Söz konusu sömürünün sebep olduğu acının hayli falsolu bir resmini çeken kimi yapımlar bu sorunlu resimle bir başka sömürünün öznesi ve sebebi oluyorlar” açıklamasını yaptı.

Daha önce BİFED programlarında yer alan filmlerden seçilen kasım ayı belgesel programı son zamanlarda iyice çoğalan ‘Yeşil Badana’ (Green Washing) kampanyalarında kendini gösteren bu manipülatif yaklaşımın ve bilgi kirliliğinin panzehiri niteliğinde filmlerden oluşuyor.

Birincilik ödülünü kazanan Arica gösterimde

Belgeseller arasında İsveçli bir maden şirketinin uzun yıllardır Şili’deki bir kasabaya ihraç ettiği zehirli atıkların sebep olduğu felakete odaklanan ve bu yıl düzenlenen BİFED’in birincilik ödülüne layık görülen Arica yer alıyor.

Büyük küresel aktörlerin müşterilerinin güvenini kazanmak için uydurdukları sürdürülebilirlik üzerine kurulu pazarlama kampanyalarını sorgulayan Werner Booteûn yönetmenliğini üstlendiği Yeşil Yalan (Die grüne Lüge) seçkide yer alan diğer bir film.

2019’da BİFED Fethi Kayaalp Birincilik Ödülü’nü kazan ve Daniel Lambo’nun yönetmenliğini üstlendiği Nefessiz isimli belgesel de Sinematek’te izleyicilerle buluşacak.

Sinematek belgesel seçkisinin programına ve gösterim tarihlerine bu link üzerinden ulaşabilirsiniz

[COP26] ‘Deniz çayırları Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelesinde en etkili yol’

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı’nda (COP26) küresel ısınma ve sera gazı salım oranlarını azaltmak için ne yapılabileceği konusuyla ilgili İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜDAV Başkanı Prof. Bayram Öztürk ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ergün Taşkın konuşma yaptı.

İki bilim insanı Akdeniz’de endemik olan deniz çayırlarının korunmasının Türkiye’nin iklim krizi konusunda en etkin yol olduğunu vurguladı.

‘Denizlerde de hayat değişecek’

DHA‘da yer alan habere göre Prof.Dr. Bayram Öztürk, iklim krizinin sadece karayı etkilemediğini, denizlerde de iklimlerin çok çabuk değiştiğini kaydetti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Denizlerdeki oksijen üreten fabrikalar olan tek hücreli bitkisel canlıların yaşam döngüsündeki düzenin değişmesi bizleri de etkileyecek. Çünkü nüfusun önemli bir kısmı kıyılarda yaşıyor, Türkiye’de 27 il kıyısal alanda bulunuyor. Kıyılar ekosistemin en nazik, en doğurgan ama bir o kadar da kırılgan alanlarıdır. Kıyılarda yaşayan insanlar denize, suya, balığa bağımlı, günlük yaşamları denizle iç içedir.”

Deniz çayırları tehdit altında

İki bilim insanı da Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı en büyük silahı veya savunma aracının Akdeniz’de endemik bir tür olan deniz çayırları veya bazı bölgelerde “Deniz Eriştesi” olarak bilinen (Posidonia oceanica) çiçekli bitkiler olduğunu aktardı.

40 metre derinliğe kadar yaşayan bu çiçekli bitkilerin Türkiye’de koruma altında olduğu belirtildi. Ancak kıyısal balıkçılık, teknelerin rastgele çapa atmaları, turizm ve kirlenme gibi etkenler nedeniyle tehdit altında bulunduğuna da dikkat çekildi.

Fotoğraf: AA

Bu bitkilerin yayılımında özellikle son 30 yılda bir gerilemenin görüldüğü, deniz çayırlarının Türkiye kıyılarındaki azalma ve çekilmenin mutlaka durdurulması gerektiğinin altı çizildi.

Prof. Dr. Bayram Öztürk, “Çünkü bu çayırlar yabancı istilacı türlere ve iklim değişikliğine karşı bizleri koruyan ana habitatlar yani yaşam alanlarıdır” açıklamasında bulundu.

Posidonia yaprakları erozyonu önlüyor

Bunlarla birlikte, ömrünü tamamlayan posidonia yapraklarının akıntı ve dalgalarla kıyıda banketler oluşturarak kıyı çizgisini koruduğu, erozyonu önlediği de hatırlatıldı.

Ekolojik ve biyolojik özellikleri ile karadaki ormanlara eşdeğer kabul edilen deniz çayırlarının ekosisteme yıllık hektar başına 16 bin Euro ekonomik fayda sağladığı ve Türkiye’nin sahip olduğu 14 bin 486 hektarlık bir deniz çayırı alanını büyütmesi gerektiği ifade edildi.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Ergün Taşkın, sözlerini şöyle sürdürdü:

Denizel biyolojik zenginliğiyle bilinen Akdeniz Havzası, yerel türlerin çoğunun tehdit altında olduğu bir sıcak nokta artık. Daha şimdiden taş mercanlar, yılan balıkları ve vermitid teraslar ani sıcaklık değişimlerinden, tuzlanmadan ve ani yağışlardan etkilenerek kırılgan hale gelmeye başladılar. Her ne kadar ülkemizin atmosferde toplam karbon salımındaki oranı yüzde 0.6 gibi küçük bir oran olsa bile değişim yani uyum çalışmaları için tedbirler almalıyız. Tabi ki tüm biyolojik çeşitlilik unsurlarıyla birlikte ulusumuzun bu paha biçilmez doğal sermayesinin korunması gerekiyor.”

Dayanışma ruhu adım adım büyüdü: Kadın ve İklim Projesi tamamlandı

Türetim Ekonomisi Derneği’nin, Hrant Dink Vakfı Hibe Programı kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklenen, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile ortaklaşa başlattığı Kadın ve İklim Projesi tamamlandı.

Kadın ve İklim Projesi, 2019 yılının aralık ayından beri yürütülen çalışmalarla daha adil bir ekonomi için ilham kaynağı oldu.

Görünürlüğün artırılmasını sağladı

Türkiye’de farklı coğrafyalarda iklim ve biyolojik çeşitlilik kriziyle mücadele eden, farklı alanlarda üretim yapan kadın topluluklarının görünürlüğünü sağlamak amacıyla kurgulanan projede iki yıl içerisinde önemli kazanımlar elde edildi:

  • Proje süreci boyunca iklim ve biyolojik çeşitlilik krizleri ile mücadele eden kadın toplulukların hikayeleri ‘KAD.İM Belgeseli’ ismiyle paylaşıldı ve belgesel BIFED’de (Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali) Panorama kategorisinde gösterildi.
  • Toplulukların ihtiyaçlarından yola çıkarak ‘KAD.İM Sohbetler’ serisi düzenlendi.
  • Türkiye’deki iklim krizi ve kadın meselelerinin akademik düzeyde tartışılmasına destek olabilmek için bu hikayelerden yola çıkarak bir araştırma raporu hazırlandı.
  • Projenin devamlılığını sağlamak amacıyla kadın toplulukları arasında bir dayanışma ağı kurulmak üzere ‘Önemsiyoruz’ girişimi ile birlikte atölyeler düzenlendi.
  • Yapılan atölyelerden yola çıkarak Topluluk İhtiyaç Analizi Araştırma Raporu hazırlandı. Asena Akan’ın destekleri ile kadınların kendi seslerinin de olduğu ‘Yaşamla Bir Oluyorum’ şarkısı Spotify, Youtube ve Itunes platformlarında ulaşılabilir hale getirildi.
  • Toplulukların birbirini tanımalarına, ürettikleri ürünler hakkında bilgi sahibi olmalarına ve işbirliği yapmalarına altyapı sağlanması için açık kaynaklı bir harita oluşturuldu.
  • İklim ve biyolojik çeşitlilik krizleri ile mücadele etme yöntemlerini destekleyerek, hali hazırda üretime başlayacak topluluklar için yol gösterici olmak amacıyla Adil ve İyi Uygulamalar Rehberi yayımlandı.

KAD.İM hakkında

Kadın ve İklim Projesi, kadın emeğine dayalı toplulukların iklim ve biyolojik çeşitlilik kriziyle nasıl mücadele ettiğini tüm dünyayla paylaşmak ve bu grupları bir araya getirerek dayanışma ruhunu güçlendirmek amacıyla hayata geçirildi.

Mücadeleyi görünür kılmayı ve yayınlanacak akademik-bilimsel nitelikli makale ile çağdaş tartışmalara ve alanda yürütülecek çalışmalara kaynak oluşturmayı hedefleyen proje, 2019 yılının Aralık ayından beri yürütülen çalışmalarla daha adil bir ekonomi için ilham kaynağı olmayı başardı. Projenin uygulama zamanı 2021 Temmuz ayı itibari ile son buldu. Topluluklar arası iletişim ve dayanışma ise devam ediyor.

Mustafa Kemal Atatürk ölüm yıldönümünde Selanik’te doğduğu evde anıldı

Haber: Serap Cömert İşcan

*

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olarak kabul edilen Mustafa Kemal Atatürk, 83’üncü ölüm yıldönümünde Yunanistan‘ın Selanik şehrinde doğduğu evde düzenlenen törenle anıldı.

Türkiye Başkonsolosluğu tarafından gerçekleştirilen resmi törene, pandemi tedbirleri kapsamında sınırlı sayıda katılım sağlandı.

Tören, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını kaybettiği saat 09.05’te saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı‘nın okunması ile başladı.

‘Geçmiş ve bugün arasında bir köprü’

Selanik Başkonsolosu Efe Ceylan, yaptığı konuşmada, Atatürk’ün Türkiye’nin geçmişi ve bugünü arasında cumhuriyet ile  köprü kurduğunu söyledi.

Ceylan açıklamasında “Yerkürede belki en zor yaşam koşullarının hüküm sürdüğü topraklardan Akdeniz medeniyetinin bağrına uzanan bir milletin binlerce yıllık uygarlık ve onur yürüyüşünde, cihan imparatorlukları ile taçlanan adil ve hakça düzen ülkümüzün yeni bir soluk bulduğu cumhuriyet, Türk milletini tarif ediyor” ifadelerini kullandı.

Törenin ardından Atatürk Evi, pandemi kuralları kapsamında ziyaretçilerini ağırladı. Türkiye’nin bir çok bölgesinden gelen vatandaşlar da evi ziyaret etti.

Cüneyt Yüksel: Hiçbir 10 Kasım’ı kaçırmadım

Programın ardından Atatürk’ün Selanik’te anılmasına ilişkin açıklama yapan Süleymanpaşa Belediye Başkanı  Cüneyt Yüksel ise yaşanan duygunun tarifsiz olduğunu ve tarihten dersler çıkarılması gerektiğine dikkat çekti.

Siyasete girdiğini dönemden itibaren 10 Kasım’ları kaçırmadıklarını aktaran Yüksel, “Nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi, ne hale geldiğimizi görmek önemli. Gazi Mustafa Kemal Atatürk yaşamasaydı, birlik ve beraberliği sağlayamasaydı nelerle karşı karşıya kalabilirdik bunların hepsinin  öğrenilmesi gereken bir noktadayız” dedi.

Kendisinin de Selanik göçmeni bir ailenin torunu olduğu ve buranın Atatürk’ün doğduğu topraklar olduğu için 10 Kasım’ı önemsediğini belirten Yüksel, “Her 10 Kasım’da burada kalarak o duyguyu hissetmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

 

Türk Tabipler Birliği: Pandemide 497 sağlık çalışanı yaşamını yitirdi

Türk Tabipler Birliği (TTB) ilk sağlık çalışanını kaybettikleri 17 Mart 2020 tarihinden bu yana 461’i aktif, 497 sağlık çalışanının Covid-19 hastalığından yaşamını yitirdiğini açıkladı.

TTB’nin “Pandemide Sağlık Çalışanlarının Ölümleri” konulu 18’inci Pandemi Bültenini TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Halis Yerlikaya açıkladı.

En fazla etkilenen meslek gruplarından

Covid-19 pandemisinden en fazla etkilenen meslek gruplarının başında sağlık çalışanlarının geldiğini belirten Yerlikaya, ölümlerin en fazla hekimler arasında görüldüğünü, onları hemşire ve ebelerin takip ettiğini dile getirdi.

Aşılama ile birlikte sağlık çalışanlarının ölümlerinde belirgin bir azalış olduğunu belirterek, aşıların ne kadar etkili olduğunu sağlıkçı ölümleri üzerinden net olarak ortaya koyduğunu belirtti. Geçen nisan ayından sonra ölen sağlık çalışanlarının büyük bölümünün aşısız olduğunu, aşılı olanların da kronik hastalıklarının olduğunu kaydetti.

‘Toplumun ölümleri kanıksaması isteniyor’

Toplumun ölümlere alışması, kanıksanmasının istendiğini söyleyen Yerlikaya, “Resmi verilere göre vaka sayıları günlük 20 bin, ölüm sayıları günlük 150’nin altına düşmüyor. Üç aydır her ay 5 binden fazla ölüm gerçekleşiyor. Toplumun bunu kanıksaması isteniyor. Ama buna alışmamamız, kanıksamamamız gerekiyor” dedi.

Bu bedelleri artık ödemek istemediğimizi her yerde ifade etmemiz gerektiğini ifade eden Yerlikaya, “Çünkü ölenler sadece bir rakamdan oluşmuyor, her biri bir can, birinin sevdiği, birilerinin en yakını, annesi babası kardeşleri. Günlük 150’nin altına düşmeyen ölüm sayıları bize çok net bir şey gösteriyor. Covid-19 pandemisi bitmedi, hala devam ediyor” ifadelerini dile getirdi.

‘Bu kadar büyük bedel ödenmemiş olabilirdi’

Gerekli adımlar atılmış olsa, uyarılar dikkate alınsa bu kadar ölüm yaşanmayabileceğini söyleyen Yerlikaya, devamla şunları söyledi:

“Eğer salgının önlenmesi konusunda TTB ve Sağlık Meslek Örgütlerinin önerdiği bulaşın önlenmesine yönelik önlemler alınmış, yerel dinamiklerin katılımıyla bir pandemi süreci yürütülmüş, salgının boyutu şeffaf bir şekilde toplumla paylaşılmış olsaydı bu kadar büyük bir bedel ödenmemiş olacaktı.”

‘Pandemi bitti algısı yaratılıyor’

İktidarın sağlık emekçileri ve toplumu yok sayan anlayışı nedeniyle önlenebilir bir hastalık olan Covid-19’dan halen her gün bir uçak dolusu yurttaşımızı kaybetmeye devam ettiğimizi belirten Yerlikaya şunları söyledi:

“Umarım bundan sonra hiçbir yurttaşımızı kaybetmeyiz. Siyasal iktidar pandeminin bittiği algısını yaratmaya, pandemi üzerinden başarı hikayesi elde etmeye devam etmez. Bu süreçte yaşanan akıl ve bilim dışı, yanlış eksik politikalardan vazgeçer, başka canlar kaybetmeyiz.”

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali 1 Aralık’ta başlıyor

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF), 2021 seçkisi ile 1-5 Aralık tarihlerinde surdurulebiliryasam.net’te çevrimiçi olarak gerçekleşecek.

Her sene olduğu gibi bu yıl da değişimin öncülerine ışık tutan belgeseller izleyicilerle buluşacak.

Farklı bir gelecek olasılığı

SYFF, sürdürülebilir bir yaşam kültürü için insanlık olarak birlikte hareket etmenin hayati önem taşıdığı ve değişimi gerçekleştirmek üzere her birimizin katkısının çok değerli olduğu bu dönemde, topladığı hikâyelerle bunu başarabileceğimize dair güvenimizi canlı tutmaya davet ediyor.

Seçkide yer alan belgeseller, yaratıcılık, niyet, azim ve çeşitlilikle şekillenen bir gelecek olasılığını gözler önüne seriyor. Festival “Bu gelecek çok uzak değil; onu 2030 yılına kadar atacağımız adımlar belirleyecek” hatırlatması yapıyor.

İlham verici hikayeler

SYFF2021 seçkisi, birey, aile, kurum, sektör ve toplum ölçeğinde değişimin örneklerini aktarıyor; kaosun içindeki dinginliği, krizin içindeki umudu, karmaşanın ortasındaki adaptasyonu, çaresizliğin güce dönüşmesini gösteren belgesellerle gerçekleşmekte olan dönüşümü gözler önüne seriyor. 2021 seçkisi, öne çıkan Sistem Değişimi, İşiyle Dünyayı Değiştirenler, İklim İçin ve Suyu Düşünenler temaları ile izleyicileri dünyanın farklı yerlerinden ilham verici hikâyelerle buluşturuyor.

Festival, takipçilerini filmlerin ardından kendi hikâyelerini yaratanları ve yaratmak isteyenleri buluşturan söyleşi etkinlikleri düzenlemeye davet ediyor. Söyleşi organizasyonları için surdurulebiliryasam.net adresinde açıklanacak programdan kayıt yapılabilecek.

Festival 1 Aralık tarihinde yönetmenliğini Dries Coomans, Bastiaan Lochs ve Tone De Cooman‘ın üstlendiği Belçika yapımı %25 Devrimi  (The 25% Revolution) filminin gösterimiyle başlayacak.

21 seçki izleyiciyle buluşuyor

  • Barınak – Shelter (Yönetmen: Çağatay Ankaralı, Umut Sarıboğa, 2021, Türkiye, 45’)
  • Çare – Remedy (Yönetmen: Jakub Šipoš, 2021, Slovakya, 40′) * Suyu Düşünenler
  • Çözümler – Solutions (Yönetmen: Pernille Rose Grønkjær, 2021, Danimarka, 75′) *Sistem Değişimi
  • Değişimin Tohumları: Bilinçli Ticaretin Gücü – Seeding Change: The Power of Conscious Commerce (Yönetmen: Richard Yelland, 2020, ABD, 51′)*İşiyle Dünyayı Değiştirenler 

Seeding Change: The Power of Conscious Commerce movie review » Film Racket Movie Reviews

  • Güç Biziz – We The Power (Yönetmen: David Garrett Byars, 2020, ABD, Almanya, Belçika, Birleşik Krallık, Hollanda, İspanya,, 39′) *İklim için
  • Hidrojenin Keşfi – Discovering Hydrogen (Yönetmen: Nicole Scott, Don Dahlmann, 2021, Almanya, 60′)
    *İklim için
  • Kara Rota – BlackTrail (Yönetmen: Zeynep Şentek, Craig Shaw, Micael Pereira, 2021, Birleşik Krallık, İsviçre, Norveç, Portekiz, Yunanistan, 57′)
  • Mavi Gelecek – Blue Future (Yönetmen: Ante Gugić, Emanuele Quartarone, Rabii Ben Brahim, 2021, Hırvatistan, İtalya, Tunus, 35′)

  • Mısır Tohumunun Koruyucuları – The Keepers of Corn (Yönetmen: Gustavo Vasquez, 2020, Meksika, 60′)
  • Nanodünya: Doğanın Görünmez Güçleri – Nanoworld: The Key to Our Survival (Yönetmen: Pascal Moret, Julien Guiol, 2020, Fransa, 52′)
  • Ortak Zemine Davet – Building Common Ground (Yönetmen: Lars Ostmann, 2021, Almanya, 90′)
  • Sıfırdan da İyi – Beyond Zero (Yönetmen: Nathan Havey, 2020, ABD, 90′) *İşiyle Dünyayı Değiştirenler
  • Su Boyu Yansımalar – Reflection: A Walk with Water (Yönetmen: Emmett Brennan, 2021, ABD, 79′) * Suyu Düşünenler

Reflection: A Walk with Water (2021) | MUBI

  • Ütopyaya Giden Yol – Journey to Utopia (Yönetmen: Erlend E. Mo, 2020, Danimarka, Norveç, 89′
  • %25 Devrimi – The 25% Revolution (Yönetmen: Dries Coomans, Bastiaan Lochs, Tone De Cooman, 2021, Belçika, 21′)*Sistem Değişimi
  • Cereyan Eden Devrim – Current Revolution: Nation in Transition (Yönetmen: Roger Sorkin, 2021, ABD, 30′)
  • Çobanın Şarkısı – Shepherd’s Song (Yönetmen: Abby Fuller, 2020, ABD, 21′)

  • Çöpdeniz – Our Sea of Waste (Yönetmen: Morade Azzouz, Anca Ulea, 2021, Fransa, 26′)
  • İnga Ağacı ile Yaşamın Dönüşümü – Transforming Lives and Landscapes – The Inga Tree Model (Yönetmen: Mike Hands, 2021, ABD, 11′)
  • Plankton (Yönetmen: Eskil Hardt, 2020, Danimarka, 3′)
  • Tibetli Su Hasadı – Tibetan Harvest (Yönetmen: Jasraj Padhye, 2021, Hindistan, 18′

SYFF2021 Destekçileri

  • Festival Destekçileri: Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği
  • Tema Destekçileri: Arçelik (İşiyle Dünyayı Değiştirenler), UNDP Türkiye (İklim için)
  • Festival Dostu: PETRA The Flooring Co
  • Hizmet Destekçileri: Local Makers, LÖRN Creative Agency, Mikado Sürdürülebilir Kalkınma Danışmanlığı
  • İletişim Destekçileri: Magma Dergisi

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali

SYFF, 2008 yılından bu yana, sürdürülebilirlik kavramının ve birbiriyle etkileşim içinde olan sistemik sorunların daha iyi anlaşılmasını sağlarken dünyanın farklı bölgelerinden topladığı hikayelerle ilham vererek yeni bir yaşam kültürünün oluşmasına katkı veriyor, etki odaklı seçkisiyle izleyiciyi dönüşüm için harekete davet ediyor.

SYFF, Surdurulebiliryasam.net ile işbirliği yaparak film seçkisinin toplumun geniş kesimlerine ulaşmasını sağlıyor. Surdurulebiliryasam.net, festivalin ardından sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin, eğitim kurumlarının ve şirketlerin faydalanabileceği şekilde SYFF seçkisiyle etkinliklere içerik sağlıyor.