Ana Sayfa Blog Sayfa 1159

Yeşil Gazete, Editör pozisyonunda çalışacak yeni ekip arkadaşı arıyor

Yeşil Gazete olarak tam zamanlı Editör pozisyonunda çalışmak üzere daha önce gazetecilik deneyimi olan ve kendisini iklim ve ekoloji alanında geliştirmek isteyen veya halihazırda bu alanda yetkin yeni ekip arkadaşı arıyoruz.

Aramıza katılacak kişinin iklim ve ekoloji konularına ilgi duyan, hayatının her alanında şiddetsizliği kendisine ilke edinen ve insan hakları konusunda duyarlı olmasını önemsiyoruz.

Son başvuru 19 Kasım

Özgeçmişinizi ve neden başvurmak istediğiniz ile ilgili 300 kelimeyi geçmeyen bir metni, daha önce yaptığınız bir haber örneğini ve özgeçmişinizi [email protected] adresine gönderin.

Mail başlığı olarak “Yeşil Gazete Editör Başvurusu” yazmayı unutmayın. Son başvuru tarihi ise 19 Kasım 2021.

İş tanımı

  • Rutin olarak gündem takibi yapmak
  • Röportajlar, araştırma dosyaları ve incelemeler ile özgün haberler üretmek
  • Gerektiği durumlarda il dışına seyahat ederek sahadan haber takibi yapmak
  • Muhabirlerden, yazarlardan ve gönüllülerden gelen haberlerin koordinasyonunu, yönlendirmesini ve düzenlemesini yaparak yayına hazırlamak
  • Yurtdışındaki haber sitelerini günlük olarak takip etmek ve önemli araştırma, makale ve haberleri Türkçeye kazandırmak
  • Haberler için telif kurallarına dikkat ederek uygun görseller bulmak veya oluşturmak
  • SEO ile uyumlu içerikler üretmek
  • Proje yazım aşamasında proje koordinatörlerine destek vermek ve gazetenin yıl boyunca projelerdeki hedefler ile paralel bir şekilde ilerlemesini sağlamak
  • Paydaşlarımızla, sivil toplum kuruluşları ve hareketlerle iyi ve sürekli ilişkiler kurmak ve Yeşil Gazete’yi dışarıda temsil etmek
  • Haftalık toplantılar ile Yeşil Gazete’nin daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşması ve haberlerin niteliğinin artırılması yönünde fikir sunmak.

Aradığımız özellikler

  • Gazetecilik alanında en az üç yıl tecrübe sahibi olmak
  • Dil bilgisi ve yazım kurallarına hakim olmak ve Türkçeyi iyi ve etkin kullanabilmek
  • Haber diline hakim olmak, araştırmayı sevmek ve gündemi aktif olarak takip etmek
  • Çeviri yapabilecek ve konuşacak düzeyde iyi İngilizce bilgisine sahip olmak
  • WordPress tabanlı web sitelerinin kullanımında deneyim sahibi olmak
  • Görsel içerik oluşturmak için Photoshop ve ilgili programlara hakimiyet
  • İstanbul’da ikamet etmek
  • Özgün içerik oluşturma isteği, kapasitesi ve yaratıcılığı
  • Ekip çalışması ve ortak iş yürütme becerisine sahip olmak
  • Kendini geliştirmeye ve eğitim programlarına katılmaya açık olmak
  • Haftada beş gün düzenli olarak saat 09.00 ile 18.00 arasında tam zamanlı bir şekilde çalışmaya ve gerekli durumlarda mesai sonrasında çalışabilmeye uygun olmak
  • Gerektiğinde yoğun bir tempo altında ekip arkadaşlarıyla uyumlu bir şekilde çalışabilmek
  • Haber takibi yapmak için yılın belirli dönemlerinde il dışına seyahat etme yönünde herhangi bir kısıtlamaya sahip olmamak
  • Ofis ortamında çalışma ve gerekli durumlarda evden çalışma disiplinine sahip olmak
  • İklim ve ekoloji konuları hakkında bilgi sahibi veya merak sahibi olmak ve kendini bu alanlarda geliştirmek istemek

 

 

Tamponlarında plastik kullanmamayı reddeden şirkete devasa tampon hediye edildi

Britanyalı bir çevre aktivisti tek kullanımlık plastiklere karşı dünyanın en çok satan tampon üreticisini daha yeşil alternatifler üretmeye çağıran “#EndPeriodPlastic” isimli bir kampanya yürütüyor.

Kampanyasının kurucusu Ella Daish, Tampax markasının üreticisi Procter & Gamble‘ın Cenevre‘deki Avrupa genel merkezine giderek yöneticilere Birleşik Krallık su yollarında, nehirlerde ve sahillerde çöp olarak atılmış 1.200 Tampax markalı tamponun plastik kabından hazırlanan dev bir tampon kabı hediye etti.

Doğada çürümesi yüzlerce yıl sürüyor

Çevre aktivisti ABD merkezli çok uluslu şirketin regl ürünlerindeki plastiği azaltarak yeniden kullanılabilir seçenekler geliştirmesini talep ediyor. Şirketin şu anda ürettiği ve kısa süreli kullanımı olan ürünlerin doğada çürümesi yüzlerce yıl sürüyor.

Diğer markaların eyleme geçmeye aşladığını belirten Daish, Protecter & Gamble isimli şirketin ise ürünlerinde tek kullanımlık plastik miktarını artırdığını söyledi.

Fotoğraf: Ella Daish/Twitter

Çağrılara cevap vermiyor

2018 yılında kampanyasına başladığını belirten aktivist, o zamandan bu yana 10’dan fazla perakendeci ile anlaştığını ancak Protecter & Gamble’ın kendisine en az yanıt veren şirket olduğunu belitti.

The Guardian’ın aktardığına göre Ella Daish, “Bıktım. Üç buçuk yılı aşkın süredir bu kampanyayı yapıyorum ve bu şirket regl ürünlerinin dünya lideri olmasına rağmen hiçbir şey yapmıyor. Tanıştığım tüm üreticiler ve perakendeler doğru yönde ilerlerken onlar geride kalıyor” ifadelerini kullandı.

Sainsbury’s 2019 yılında tamponlarda kullanılan plastik kapların üretilmesini durdurcağını ve bu sayede yılda 2,7 ton plastik atıktan kurtulacağını açıkladı. Bu açıklamayı Aldi, Superdrug ve Lil-Lets isimli şirketler takip etti.

‘Şirket görmezden geliyor’

Daish, 2019’da Procter & Gamble yöneticileriyle görüştüğünü ancak P&G yöneticilerinin kendisine yenilenebilir enerji tedariklerinden bahsettiğini söyledi.

Çevre aktivisti açıklamasında “’Fabrikalarımıza güç sağlamak için yenilenebilir enerji kullanıyoruz’ diyorlar. Bu alakasız. Yeşil enerji kullanarak tek kullanımlık plastik içeren milyarlarca ürünü dışarı pompalamak sorun değil mi? Bu onu doğru yapmaz. Sürekli sorundan kaçıyorlar” ifadelerini kullandı.

Sosyal medyadan çağrı yaptı

Sosyal medya üzerinden çağrı yapan çevre aktivisti insanlardan yaşadıkları bölgede buldukları çevrelerini kirleten plastik tampon koruyucuları göndermelerini istedi.

Kutularca plastik atığın kendisine gönderildiğini belirten Daish, “Görmezden gelemeyecekleri boyutta bir şey yaratmak istedim” diyerek devasa bir tampon koruyucu oluşturdu.

[Yeşil Gazete Doğu’da-2] Van’da milyonlarca liraya mal olan adliye lojmanları talan edildi

Haber-İzlenim Dizisi: Alev KARAKARTAL

Fotoğraflar: Ruşen TAKVA

*

Van‘da göl kıyısından başınızı kaldırıp hemen kentin üzerine, çıplak dağlık alana doğru baktığınızda, tuhaf bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Sanki yokluğun ortasında, birdenbire belirivermiş gibi geniş bir alana yayılan bir bina kompleksi öylece, kimsesiz duruyor.

Sırtınızı göle verip çektiğiniz her kare fotoğrafın bir ucundan illa görülen bu yapı grubunun, bundan yedi yıl önce hakim ve savcılar için inşa edilen 130 dairelik lojmanlar olduğunu öğreniyoruz. Ancak çıplak dağın ortasındaki lüks lojman kompleksi  şimdilerde kaderine terk edilmiş bir halde, hakim bir tepeden kenti ve Van Gölü‘nü seyrediyor.

2014’de 50 milyon liraya mal olan Edremit‘teki Süphan Mahallesi‘ndeki beş blokluk lojmanlar bittikten sonra hakim ve savcılar, konutların yapıldığı bölgeyi güvenli bulmadıkları için buraya taşınmak istememiş. Bugünkü değeri 100 milyon lirayı bulan; yüzme havuzları, özel donatıları olan lüks lojman daireleri, uzun süre atıl halde kalmış. 2017’de ise İl Sağlık Müdürlüğü’nce kullanılması için Sağlık Bakanlığı’na devredilmiş, fakat bakanlık da lojmanları kullanmamış.

Elden ele, kurumdan kuruma

Bu süre içinde hırsızların ve madde bağımlılarının uğrak yeri olan lüks binaların içinde ateş yakıldığı için duvarları kararmış; pencere ve kapıları, dış cephe kaplamaları, muslukları, çatı malzemeleri ve tüm iç tesisatı çalınmış, yapılar harabeye dönmüş.

Lojman binalarının bu yılın başında bu kez Milli Emlak’a devredildiğini öğreniyoruz. Halen boş ve metruk durumdaki binaların bu kurum tarafından kullanılıp kullanılmayacağı ve nasıl kullanılacağı ve devrin maliyeti henüz belli değil.

Metruk hale gelen lojmanların biraz uzağında memurlar ve 2011 depremzedeleri için TOKİ’nin yaptığı konutlar ve ön tarafında da Vanlıların evleri bulunuyor. Bölgede yaşayan halk, asıl güvenlik sorununun lojman binalarına hırsızlık ya da madde alışverişi için gelen kişiler tarafından yaratıldığına dikkat çekerek, bir an önce hem kamu finansmanıyla yapılan bu savurganlığa bir son verilmesini hem de kendi güvenliklerinin sağlanmasını istiyor.

Meclis gündemine de getirildi

Konutlarla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e soru önergesi veren Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık “Sahipsiz bırakılan inşaat kompleksi, otoparkı ve bahçesi ile birlikte kullanılamaz bir moloz yığınına dönüştü. Onbinlerce Vanlı’nın konut ve barınma sorunu yaşadığı, binlerce kamu emekçisinin kiracı olduğu bu kentte 150 konutluk bir sitenin bu şekilde israfı, 50 milyonluk kamu kaynağının ve ilave maliyetlerin talan edilmesi kamu vicdanını yaralamaktadır” demiş.

Işık, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na ilettiği önergesinde de şunları sormuş:

  • Van’ın Edremit ilçesinde Süphan Mahallesi’nde yapımı 2014 yılında tamamlanan 15 bin metrekare alandaki 150 lüks adliye lojmanının toplam ihale bedeli ve kamu bütçesine yükü ne kadar olmuştur? Konutlar hangi ihale yöntemiyle yapılmıştır? Konutların teslim tarihinde gecikme yaşanmış mıdır?
  • Lüks lojmanların kullanıma açılmamasının gerekçeleri nelerdir? Güvenlik iddiasının dayanakları nelerdir? Bu gerekceler inşaat yapılmadan önce söz konusu değil miydi? Bu bina kompleksine benzer şekilde yapılıp da hiç kullanılmayan başka herhangi bir toplu konut projesi mevcut mudur?
  • Sözkonusu konutların 2017’de Van İl Sağlık Müdürlüğü’ne devredildiği iddiası gerçek midir? Bu devir hangi amaçla yapılmıştır. Devir yapıldıysa binalar neden kullanıma açılmamıştır? Devir karşılığında Sağlık Bakanlığı’na ait hangi kaynaklar Adalet Bakanlığı’na devredilmiştir?
  • Aradan geçen süreye rağmen kullanıma açılmayan 150 lüks konutun talan edildiğinden, metruk ve riskli binalara dönüştüğünden bilginiz var mıdır? Bakanlığınızın yürüttüğü bir soruşturma mevcut mudur? Ortaya çıkan kamu zararının miktarı nedir? Bu zarar sorumlulara rücu edilmiş midir?
  • Metruk binalara dönüşmüş 150 konutluk bu yerin rehabilite edilip yurt, lojman veya toplu konut olarak kullanımı için bir çalışma başlatacak mısınız? Bu sorunu ne zaman çözeceksiniz?

En can alıcı soru sonuncusu: Bu sorunu ne zaman çözeceksiniz? Kimse bilmiyor. Ne Vanlılar ne haberciler. Hemen önünde, kentin dışından geçecek yeni çevre yolunun inşaatı başlatılmış. Bu yolun da verdiği ilhamla, umarız bir yerlerde birileri milyonlarca lira harcanıp öylece dağın ortasında çürümeye terk edilen yapıları onarıp kamu yararına kullanılması için kafa yoruyordur.

 

 

NKP üyelerine açılan davanın ikinci duruşması başladı

Fukuşima Nükleer Felaketi‘nin yıl dönümünde Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) basın açıklaması yapmak ve ölenleri anmak isteyen Mersin Nükleer Karşıtı Platform (NKP) üyelerine açılan davanın ikinci duruşması bugün Mersin Adliyesi‘nde başladı.

Yapılmak istenen eyleme güvenlik güçleri müdahale ederken, NKP üyeleri eylemi yapamamalarına rağmen dava edilmişti.

‘Hem vatandaşa hem de devlete verilmiş bir sorumluluk’

İleri Haber‘de yer alan habere göre, dava öncesi açıklamalarda bulunan nükleer karşıtı aktivisti Avukat Sevim Küçük, yaşananlarda ciddi bir ironi ve çelişki olduğunu kaydetti:

Anayasamızda, uluslararası sözleşmelerde vatandaşın ve devletin, ‘Çevreyi koruma, geliştirme ve çevrenin kirlenmesini engelleme hakkı ve ödevi’ vardır. Bu bir sorumluluk aslında hem vatandaşa hem de devlete verilmiş bir sorumluluk aslında. Yani şimdi bu vatandaşlar çevrenin talan edilmesine, kirletilmesine, yok edilmesine yönelik herhangi bir görüşünü ileri sürmeye kalktığında dahi, aslında bunu yapmakla sorumlu olan devletin güvenlik güçleri tarafından engelleniyor. İşin içerisinde ciddi bir ironi ve çelişki var.”

Avukat Küçük ayrıca, “Başka hiçbir proje, ana konusu dışında bu kadar gündeme gelmiş midir, bilmiyorum. Biz de ısrarla bunlara vurgu yapıyoruz. 2-3 güne bir Akkuyu’da tüm hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı haberler geliyor. Santralin ilk proje ihalesinden yapım sürecine kadar olaylı başladı ve o şekilde devam ediyor. Nükleer karşıtları değil, bu hukuksuzluklara sebep olanlar yargılanmalı” ifadelerini kullandı.

‘Bu savaş doğru yolda olduğumuzu gösteriyor’

nükleersiz.org koordinatörü Pınar Demircan da twitter hesabından yaptığı paylaşımda bugün görülecek davayla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

Bugün Mersin NKP üyelerinin yaşam hakkını savunmalarına karşı açılmış olan dava görülecek. Devletler şirketlerden yana tavır aldıkça biz daha güçlüyüz! Çünkü yapılan haksızlığı açık olarak herkes görüyor. Çevrecilere karşı açılan bu savaş doğru yolda olduğumuzu gösteriyor…”

AKP’li Özhaseki: LGBTİ+’ları madem Allah yaratmış, başımızın üstünde yerleri var

AKP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, LGBTİ+ bireylerle ilgili açıklamalarda bulundu. TV100’de yayınlanan ‘Deniz Tural ile Siyasetin Ev Hali’ isimli programa katılan Özhaseki, Tural’ın sorularını yanıtladı.

LGBTİ+ bireylerle ilgili soruya da yanıt veren Özhaseki “Hayat zıtlıklar üzerine kaim, aklık varsa-karalık var, uzunluk varsa-kısalık var, iyilik varsa-kötülük var” dedi.

‘Elimizden saygı duymaktan başka bir şey gelmez’

“Madem Allah yaratmış, hepsinin başımızın üzerinde yeri var” ifadelerini kullanan Özhaseki şunları söyledi:

“Her şeyi merkezinde bırakırdım. Allah her şeyi bir denge üzerine yaratmıştır. Madem Allah yaratmış, hepsinin başımızın üzerinde yeri var. Onu Cenab-ı Hakk’ın yarattığı bir emanet gibi görmek her kulun vazifesi diye düşünüyorum. Her inançlı insanın işi diye düşünüyorum. Onun dışında bana göre saygı duymak ve tercihlerine sonuna kadar saygılı olmaktan başka elimizden bir şey gelmez.”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 3 Şubat 2021’de “LGBT, yok öyle bir şey. Bu ülke millidir, manevidir ve bu değerlerle geleceğe yürümektedir” ifadelerini kullanmıştı.

Kuzey Ormanları’nda üç ayda 475 adet tehdit, tahrip ve savunma kaydedildi

Kuzey Ormanları Araştırma Derneği’nin hazırladığı temmuz-ağustos-eylül izleme raporlarının sonuçları yayımlandı.

Raporda Kuzey Ormanları Coğrafyası’nda yer alan Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Kuzey Çanakkale, İstanbul, Sakarya, Kocaeli, Düzce, Yalova, Balıkesir ve Bursa illerini kapsayan izleme faaliyetinde üç ayda 475 adet tehdit, tahrip ve savunma nitelikli izlemenin kaydedildiği belirtildi.

En fazla izleme İstanbul’da

En fazla izlemenin yapıldığı bölge 92 adet izleme ile İstanbul oldu. İstanbul’u sırasıyla 58 adet ile Edirne, 41 ile Sakarya takip etti. Bunun yanı sıra ulusal ölçekte Kuzey Ormanları Coğrafyası ile ilgili yasa-yönetmelik değişikliği, ormanlara giriş yasakları gibi başlıklarda 53 izleme gözlendi.

İlk sırada orman yangınları

Trakya’yı kapsayan birinci bölgede en fazla öne çıkan başlıklar kirlilik, Rüzgar Enerjisi Santralleri ve madencilik faaliyetleri oldu.

Düzce, Kocaeli ve Sakarya’yı kapsayan üçüncü bölgedeki en büyük tehditler orman yangınları, sanayi baskısı, kaçak avcılık ile dere ve göllerdeki kirlilik.

Kuzey Ormanları Coğrafyası’nın genelinde ise orman yangınları birinci sırada yer aldı. Yaban hayatı tahribine ilişkin konular ikinci sırada kaydedildi. Diğer sorunlar ise sırasıyla su kirliliği ve müsilaj oldu.

 

Fatih Tezcan’a Atatürk’e hakaretten hapis cezası

İktidara yakınlığıyla bilinen Fatih Tezcan, Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik “İngiliz’e hilafeti satan Yahudi” paylaşımı nedeniyle ‘Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret’ suçundan 1.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Tezcan’ın ‘sabıkalı geçmişi, tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmaması, suça yatkın kişiliği’ gibi gerekçelerle cezayı ertelemedi.

‘Bir sayfa dolusu sabıkası var’

Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi, açılan davanın sonucunda Tezcan’ın, Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret ettiğini, paylaşımın ifade hürriyetinin ve eleştiri haklarının da ötesinde açıkça suç teşkil ettiğini ve hakaret suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğunu” vurgulayarak 1.5 yıl hapis cezasına çarptırdı

Tezcan’ın, ‘Sabıkalı geçmişi, suçtan önceki ve sonraki davranışları, tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmaması’ nedeniyle cezada indirime gidilmezken ‘bir sayfa dolusu sabıkasının bulunması ve suça yatkın kişiliği’ nedeniyle hükmün açıklanması geri bırakılmadı ve hapis cezası ertelenmedi.

İstinafın da onaylamasıyla ceza kesinleşti. Ancak, cezanın üç yılın altında olması nedeniyle Tezcan’ın cezaevine girmesi beklenmiyor.

Mısır’da fırtına sonrası evler akrep doldu: 500’den fazla kişi sokuldu

Mısır‘ın güneyinde etkili olan fırtınalar akrepleri yerleşim bölgelerine taşıdı.  Yetkililer 500’den fazla kişinin akrep sokması nedeniyle hastaneye kaldırıldığını açıkladı.

Asuan Valisi Eşref Attia, bölgede hafta sonu boyunca meydana gelen yoğun sağanak ve dolu yağışı nedeniyle üç kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Akrepler tarafından sokulanlara da hastanelerde panzehir verildiği belirtildi.

Sağlık Bakanı Vekili Halid Abdül Gaffar, yaptığı açıklamada akrep sokması nedeniyle can kaybı yaşanmadığını belirtti.

https://www.youtube.com/watch?v=m8G_ZbFu7pg

3 bin doz panzehir bulunuyor

Sosyal medyada yer alan fotoğraflarda Asuan‘da sel basmış sokaklar ve hasar görmüş evler, araçlar ve tarlalar görülüyordu. Bölgede okullar tatil edildi ve elektrik kesintileri bildirildi.

Sağlık Bakanlığı olay sırasında Asuan’da 3 bin doz panzehir olduğunu ve bunun yeterli olacağını belirtti. Ulaşılması zor bölgelere ek dozlar gönderildiği belirtildi.

Mısır basınına göre izinde olan doktorların görevlerine geri çağrıldığı belirtildi. Akrep tarafından sokulanların gördüğü semptomlar arasında yoğun ağrı, yüksek ateş, terleme, kusma, ishal, titreme bulunuyor.

 

Türkşeker, şeker fiyatlarına yüzde 25 zam yaptığını duyurdu

Türkşeker, şeker fiyatlarına zam yaptığını açıkladı. Böylece KDV hariç kilogramı 3,93 TL’den satılan kristal şeker fiyatı 4,91 TL olurken, kristal şekerin KDV dahil fiyatı ise 5,30 TL’ye yükseldi.

Bu artışla birlikte, 212 TL olan kristal şekerin 50 kilogramlık çuval fiyatı da 265 TL’yi geçti.

‘Herhangi bir arz problemi yok’

Türkşeker, piyasada şeker bulunamadığına yönelik iddialara dair yaptığı açıklamada, piyasada bazı firmaların fiyatları yükselterek ürün satmalarından dolayı böyle bir ortam oluştuğunu ve herhangi bir arz probleminin olmadığını kaydetmişti:

TÜRKŞEKER 2020-2021 üretim döneminde birçok fabrikasında tüm zamanların rekorunu kırmıştır. 2021-2022 yılı üretim döneminde TÜRKŞEKER, yaklaşık 400 bin ton şeker üretmiş olup, bu miktar Kooperatif ve Özel Sektör fabrikalarının üretimiyle birlikte toplamda 1 milyon 150 bin ton civarındadır.

TÜRKŞEKER aynı zamanda, iç piyasaya yönelik üretim sorumluluğunun üzerinde 135 bin ton da ihracat amaçlı şeker (C Şeker) üretmiştir. 300 bin ton ihraç amaçlı şekeri de özel sektör şirketleri üreterek, toplamda tüm şeker sanayinde 435 bin ton ihraç amaçlı şeker üretilmiştir.

Çeşitli basın organlarında şekerde arz problemi olduğuna dair iddialar doğru değildir. Herhangi bir arz problemi bulunmamaktadır. Piyasada bazı firmaların fiyatları yükselterek ürün satmalarından dolayı böyle bir ortam oluşmuştur. TÜRKŞEKER, şeker fiyatlarını belirlerken gerek vatandaşımıza uygun fiyatlara ürün sunma, gerekse sanayicimizin hammadde girdi maliyetlerini minimize etme hassasiyeti ile belirlemektedir.

Pancar ve şeker üretiminde son yıllarda yakalanan bu ivmenin korunması ve daha ileriye taşınması hususunda TÜRKŞEKER, gerekli adımları bugüne kadar atmış olup, faaliyetlerini de bu perspektifte devam ettirmektedir.”

Şeker fiyatlarına zam yapılamıyordu

2018 yılında yapılan özelleştirme ihaleleri ile Türkşeker’in bünyesindeki 10 şeker fabrikası özelleştirilmiş, geriye kalan 15 şeker fabrikası ile makine fabrikaları ise özelleştirme kapsamından çıkarılarak Varlık Fonu‘na devredilmişti.

Türkşeker’in Varlık Fonu’na devredildikten sonra hangi bakanlığa bağlanacağı belli olmadığı için Yönetim Kurulu oluşturulamamış, bu sebeple de şeker fiyatlarına zam yapılamamıştı.

Şekere zam yapılmadığı için artan maliyetlerden dolayı fabrikaların şeker satışlarını durdurma noktasına getirdiği öğrenilirken, Türkşeker’in geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı‘na bağlanmasıyla birlikte şirketin Yönetim Kurulu oluşturuldu ve şeker fiyatları yeniden belirlendi.

Ada Dayanışması: Yıldızkoy’u imara açmaktan vazgeçin

Ada Dayanışması, Gökçeada Sualtı Milli Parkı’nın içinde yer alan, deniz flora ve faunası koruma altında olan Yıldızkoy’un imara açılması girişimlerine yönelik bir açıklama yaptı.

Açıklamada “Eşsiz bir güzelliği imara açmaya kalkmak ve de bu imar projesinin bir çevre felaketine yol açmayacağını savunmak en hafif deyimiyle halka gerçeği söylememektir” ifadeleri kullanıldı.

‘Rant politikaları Yıldızkoy’a kadar ulaştı’

Rant politikalarının, Kuzey Ege Denizi’nin ortasında yer alan ve doğal güzellikleriyle adından söz ettiren Gökçeada’yı dört bir yandan kuşatmış durumda olduğu vurgulanan açıklamada, “Öyle ki, bugün bu politikaların ayak sesleri, dünyanın tek cittaslow (yavaş şehir) adası Gökçeada’daki Türkiye’nin ilk ve tek ‘sualtı milli parkı’ Yıldızkoy’a kadar ulaştı” denildi.

Yıldızkoy’a dair planlama çalışmaları 2010 yılında başlamıştı. Koy, 2012 yılında imara açılmış ve 2015 yılında da konut gelişim alanı ilan edilmişti.  2021 yılı ekim ayı itibariyle de imar planının son hali Belediye Meclisi’nde onaylandı.

‘Hali hazırda birçok sorunla karşı karşıya’

Benzersiz bir ekosisteme sahip Yıldızkoy’un ülkemizin su altı zenginliklerini gelecek nesiller için koruyup saklayacağımız en değerli doğal miraslarımızdan biri olduğu belitilen açıklamada şunlar söylendi:

“Etrafındaki mevcut yerleşim yerleri ve turizm tesislerinin atık suları, altyapı yetersizliği ve kıyı şeridine atılan çöpler bile son yıllarda Yıldızkoy’daki biyolojik çeşitliliği tehdit etmektedir. Geçtiğimiz yaz atık sular ve küresel ısınma ile birlikte artan deniz suyu sıcaklıkları deniz salyası gibi mikrobiyolojik felaketleri Yıldızkoy’a kadar getirmiş, altyapı eksikliği sebebiyle zaten hassas olan su altı canlılığı bu felaketten olumsuz etkilenmiştir. Doğanın bütün bu haykırışları göstermektedir ki; insan nüfusu ve etkileri ekosistemin taşıma kapasitesinin artık çok üstündedir. Bizlerin bunu fark etmemiz ve bir an önce bu hatadan geri dönmemiz gerekmektedir. Onaylanan bu imar planının uygulamaya konulmasının bölgedeki nüfus ve atık birikimini hızla artıracağı ve deniz ekosisteminin tamir edilemeyecek şekilde zarar göreceği bilimsel temellere dayanan bir gerçektir.”

‘Hayvancılık ve tarım zarar görecek’

Açıklamada “Yıldızkoy ayrıca sahip olduğu mera alanlarıyla, kuzey, güney rüzgarına izin veren vadi yapısıyla hem hayvancılık hem tarımsal üretim hem de arıcılık için elverişli flora ve coğrafi koşulları barındırmaktadır” denildi.

Böyle bir alanda ortaya çıkacak olası yapılaşma ve bu yapılaşmanın beraberinde getireceği kirliliğin adaya mal olmuş organik ada sıfatının zedelenmesine, Gökçeada kuzusu, Gökçeada arısı gibi tescilli değerlerin yok olmasına zemin hazırlayacağı belirtilen açıklamada şunlar söylendi:

“Şüphesiz ki ada ekonomisi geri dönüşsüz yapılaşma politikalarıyla değil ekolojik hassasiyetlerin gözetildiği, sürdürülebilir bir tarımsal üretimle sağlanmalıdır. Bugün imar planlarıyla somutlaşan rant, doğası gereği, beraberinde getirdiği yapılaşma ile geri dönülmez bir ekolojik tahribat yaratmaktadır. Öte yandan Yıldızkoy gibi insanların ve üzerinde yaşayan diğer canlıların müşterek alanı olan kıyılar, tarım alanları ve meraların küçük bir grubun tasarrufuna bırakılması sosyal adaletsizliği de derinleştirecektir.”

‘Tescilli arkeolojik alanlar var’

Yıldızkoy’un tescilli arkeolojik alanların yer aldığı bir bölgede bulunduğu hatırlatılan açıklamada “Antik İmbros şehrinin Yıldızkoy’u da içine alan geniş bir alanda yayılım gösterdiği bilinmektedir. Yıldızkoy, M.Ö. 3000’lere tarihlenen ve yıllardır bilimsel kazılara devam edilen Yeni Bademli Höyüğü’nün etkileşim alanındadır. 5 bin yıl kadar önce Yenibademli Höyük’e kadar girinti yapan bir koy olduğu düşünüldüğünde, Yıldızkoy, Kaleköy ve Eski Bademli tepeleriyle birlikte denize doğru bir burun oluşturduğu için arkeolojik araştırmalarda bu alanlar bütünsel olarak ele alınmalıdır. Bu özellikleriyle 3. Derece Arkeolojik Sit alanı sınırlarında tanımlanan Yıldızkoy’un koruma kararları kapsamında olduğu asla unutulmamalıdır” bilgileri paylaşıldı.

Mekansal hafıza için de Yıldızkoy’un bölge halkı için önemli bir lokasyon olduğu belirtilen açıklamada  “Yıldızkoy tarih boyunca Gökçeada’da yaşamış pek çok topluluğun genç kuşakları için bir hatırlama ve hafıza mekanıdır. Bunları yok etmeye, ne kimsenin hakkı olabilir ne de yetkisi. Bugün adada yaşayanlar ve gelecek nesiller için Yıldızkoy’u pazarlıksız bir şekilde korumak bizlere düşen yurttaşlık görevidir” ifadeleri yer aldı.

‘Bu projeden vazgeçin’

Pandemi döneminde Gökçeada’nın değerinin daha iyi anlaşıldığı ve birçok nsan için nefes alma yeri olduğu belirtilen açıklamada “Ancak bunun yansımaları geçtiğimiz yaz gözle görülür şekilde ortaya çıktı ve adanın su, enerji, kanalizasyon gibi altyapı hizmetleri birçok açıdan yetersiz kaldı. Kaldı ki; adanın çöp ve geri dönüşüm sorunu henüz çözülememişken yeni alanların imara açılmasının bu sorunu daha da derinleştireceği aşikardır” denildi.

Açıklamada “Adanın mevcut altyapısı, enerji, temiz su, ulaşım gibi temel konularda bile zorlu sınavlar verirken, Yıldızkoy gibi eşsiz bir güzelliği imara açmaya kalkmak ve de bu imar projesinin bir çevre felaketine yol açmayacağını savunmak en hafif deyimiyle halka gerçeği söylememektir. Bundan acilen vazgeçin” denildi.

Son olarak açıklamada Çağrımız projenin hem Ankara ve Çanakkale’deki hem de ada yerelindeki sorumlularınadır. Bu ülke de, bu ada da ‘çılgın projeler’e yeterince doydu; gelin yarınları da düşünün ve bu telafisi imkansız projeden bütünüyle vazgeçin” çağrısı yapıldı.