Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

İstanbul’un ihtiyacı Kanal ya da Topçu kışlası mı yoksa iş mi?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İstatistik Ofisi, İstanbul’un işgücü göstergelerine yönelik bir açıklama yaptı. İstatistik konusu bilindiği gibi Türkiye’de çok sorunludur ve daha kötü yönettikleri oranda iktidar için istatistiğin önemi artıyor. İşsizlik ve enflasyon konusundaki büyük istatistiki başarılara zaten alıştık. Bu günlerde Covid-19 konusunda da istatistiki mucizeler yaratılıyor. Bu sefer gelen bilgilerin farklı bir kaynaktan gelmesi ciddiye almayı gerektiriyor.

İBB İstatistik Ofisi’nin yayımladığı bilgilere göre İstanbul’da 5 milyon 363 bin kişi istihdam ediliyor. İstanbul’un nüfusunu tam olarak bilen birileri olduğunu düşünmüyorum. Kayıt altında olanlar ve kayıt dışı olanlar hesaplamayı güçleştiriyor fakat İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sloganının “16 milyon için çalışıyoruz!” olduğunu düşünürsek kentin bir 16 milyonu var en azından. İstihdam rakamlarına bakınca kentte çalışmayan bağımlı nüfus 10 milyonun üzerine çıkmış durumda. Aynı verileri 2016’yla karşılaştırınca durumun kötülüğü daha da ortaya çıkıyor. Geçen 4 yılda nüfus resmi olarak 658 bin kişi artmış durumda ancak çalışan sayısı 4 yıl öncesinden 195 bin kişi azalmış.

Son 10 yılın en düşük istihdam oranı

Ancak oy verecekleri parti konusu gündeme gelince kuşak kuşak konuşulan gençlerde durum daha da kötü. 2020 sonu itibarıyla 15 ile 34 yaş arasında istihdam edilenlerin sayısı 2 milyon 229 bin. Bu sayı son 10 yılın en düşüğü! 2011 yılında 15-34 yaş arasında çalışan kişi sayısı 2 milyon 291 bin kişiyle 2020’den daha fazlaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) ekonomik başarısını gözler önüne seren rakamlar bunlar. Burada ufak bir parantez açmak gerekli. Çalışan insanların alım güçleri hiç düşünülmemiş bu rakamlarda. Çalışanlar elbette işsizlere göre daha şanslı ama çalışanı çalışmayanı, mutlu ve sırtını AKP’ye dayamış ufak bir azınlık dışında, herkes ekonomik olarak çöküş içerisinde.

Peki, durum buyken ve rakamlar yaşadığımız ekonomik buhranın iş ve istihdam boyutunu bu şekildeyken hükümetin İstanbul gündemi ne? 1994’ten beri yönettiği ve bu alışkanlıkla bir değil iki seçim yenilgisi olmadan bırakamadığı kente dair merkezi hükümetin gündeminde ne var? Ben söyleyeyim. Kanal İstanbul var. Kanal İstanbul’a verilen devlet garantileri var. Ekonomik buhranda olan, insanına iş bulamayan bir ülkenin elindeki kıt kaynağı bu rant projesine aktarma çabası var.

Başka ne var? 2013’ten beri bitmeyen yarası Gezi Parkı var. Gezi Parkı’nı sadece bir ekoloji, sadece bir kent yönetimi, sadece bir yerel demokrasi olarak görmemek lazım. Ekonomiyle de bağı var. Şu anda Taksim ve civarında para ödemeden güneşten korunabileceğiniz, bir soluk alabileceğiniz tek yer Gezi Parkı. Ne yapılmak isteniyor yerine? Adı Topçu Kışlası olan, kendisi otelden bozma AVM olan bir “şey”. Gitti mi İstanbulluların elinden para ödemeden soluklanabilecekleri tek alan? Başka ne var? İBB ile yetki çatışmaları var. İBB Meclisi’ni kilitleme çabaları var. Halkın ucuz ekmek almasını engelleme çabası var.

Durum bu. Derler ya “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” diye. İstanbul’u işsizlik almış durumda. Türkiye’yi işsizlik almış durumda. Hükümetin derdi ise parayı betona, kendisine bağlı şirketlere aktarma çabasında. İstanbul’un ihtiyacı bu anlamsız projeler değil. Daha az yeşil alan değil. İstanbul’un ihtiyacı üçte ikisinin işsiz olduğu gerçeğinin değişmesi. İstanbul’un ihtiyacı gençlere iş ve umut.

 

Kategori: Hafta Sonu