Köşe Yazıları

Fındığın gözyaşları!

“Duman vurmuş kemençenin yayına
Haramiler el uzatmış aşına
Tütününe fındığına çayına
Ne susarsın çağır can yoldaşını
Dağlar başına”

Şair İbrahim Karaca, “Karadeniz” isimli bu şiirini yazarken, Karadeniz’e yönelik ekolojik talan ve yıkıcı tarım politikalarının boyutunun bu denli yüksek olacağını tahmin etmiş miydi bilmiyoruz. Ancak, biliyoruz ki, Karadeniz insanı bugün tam da bu şiirde anlatıldığı gibi. Karadenizli tütününü ekemiyor, fındığına yok muamelesi ediliyor ve çayı da iyice değersizleştirilmiş. Sanayisi bölgesi değil tarım bölgesi olan Karadeniz’de bölge insanı can damarı olan tarımdan koparılmış. Özellikle, çay ve fındıktan elde ettiği gelir ile bir yıllık geçimini sağlayan üreticiler, oldukça sıkıntılı günlerden geçiyor.

Çay üreticisi,  ÇAYKUR’dan gönderilen “Organik çaya geçin” yönündeki telefon mesajları ve yıllarca ithal gübreler ile sanayii atığına dönüşmüş organik tarım yapılması neredeyse imkansız olan tarım toprakları arasında sıkışmış durumda. Fındık üreticisinin durumu ise çok daha vahim. En sadeleştirilmiş hali ile, fındık üreticisi kendi ürettikleri fındığı satın almak için markete gittiğinde tüccara sattığı fındığın 2 – 3 katı bir ücret ödüyor. Başka bir deyişle, üretici 1 kilosunu 5-9 liraya sattığı aynı fındığı marketten 20-30 liraya satın alıyor.

CHP öncülüğünde düzenlenen yürüyüşe katılan fındık üreticileri, 18 Eylül’de Ordu’dan başlayan ve Giresun’da sona eren 3 günlük bir yürüyüşle seslerini duyurmaya çalıştılar. Üstelik bunu, 2011, 7 ve 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri’nin hiçbirinde yüzde 50’nin altına düşmeyen AKP’ye rağmen yaptılar.

‘Biz üreticiyiz bizi desteklemeleri gerekir’

O halde, önce bu konuya açıklık getirmekte fayda var. Ordu’daki yürüyüşe dair,  fındık üreticileri dışında kalan yani Türkiye’nin geri kalanının neredeyse tamamından şöyle yorumlar duyuldu:

“Oh olsun, bunlar değil  miydi ‘evet’ diyenler bunlar değil miydi AKP’ye oy verenler” Yürüyüşe katılanlar en çok da bu ve benzeri söylemlere tepkiliydi. “Bu başka bir konu burada ortada bir emek var” diyen de vardı, “Biz üreticiyiz bizi desteklemeleri gerekir” diyen de.

Görüşme şansı yakaladığım üreticilerin büyük bir bölümü emeklerinin karşılığını alamadığını ve seçim olduğunda da bu yönde bir tavır ortaya koyacaklarını beyan ediyordu. Ancak, görünen en yakın seçim 2019’da ve üreticinin vereceği oyu elbette tahmin etmek oldukça zor. Tahmin edebileceğimiz en kesin bilgi ise üreticiden oy almak için miting meydanlarında ifade edilen söylemler.

Bakan ‘Tüm fındıkları alacağız’ dedi, üretici ‘gerçekçi’ bulmadı

Yürüyüş aslında daha ilk günden etkili oldu. Yürüyüşün başlayacağını duyan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Tüm fındıkları alacağız ve ödemelerini yapacağız” diye açıklama yaptı.

Ancak, üreticiler, bu kadar fındığın aynı anda alınamayacağına ve ödemelerinin yapılamayacağına dikkat çekti. Hatta bir üretici fındık satmak için Toprak Mahsülleri Ofisi (TMO)’ni aradığını ancak kendisine en erken 20 gün sonraya gün verildiğini söyledi. Bu da, 20 gün daha artı iş gücü demek. 20 gün daha o fındıkları kuru tutmaya çalışmak, yağmur yağarsa çuvallara doldurmak güneş açtığında yeniden kuruması için yerlere sermek demek.

Fındık Sen: Fındık ağaçlarını kesmeyelim daha iyi bakalım

Açıklamayı yürüyüş sırasında duyan üreticiler, “Ekmek demek fındık demek” sloganı ile ilk gün 21, ikinci gün 17 ve son gün 8 km yürüdü.

Mustafa Akgün

Yürüyüş boyunca taşınan dövizlerden biri oldukça dikkat çekiciydi. Mustafa Akgün isimli üreticinin taşıdığı  “Fındık toprak emek bizim, Ferrero defol” yazılı döviz, tüm üreticilerin de ortak sözüydü.

Üreticinin ilk başvuru yeri olan Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) zamanla işlevsiz hale getirilince üretici İtalyan şirket Ferrero’ya mecbur bırakıldı. Fındık Sen Başkanı Kutsi Yaşar bu durumu, “2015 yılı fındık ihracat rakamları incelendiğinde yaklaşık 3 milyar dolara ulaşan bir döviz geliri ve 20 şirketin adı anılıyor. Oysa Oltan Gıdanın tamamını satın almış olan Ferrero bu rakamın üçte birini tek başına toplayarak büyük tekelin temelini yükseltiyor. Serbest piyasaya atıfta bulunarak Fiskobirliğe yıllarca  düşmanca tutum takınan yerli sermaye ve şirketleri Ferronun Tekelinin depolarına emanete fındık taşıyıp daha sonra Ferroronun iki dudağından çıkacak fındık fiyatlarını bekliyorlar” diye açıklıyor.

Fındık bahçelerini kesen üreticilerin de yanlış yaptığını anlatan Yaşar, “Fındık ağaçlarını kesmek yerine onlara daha iyi bakmalıyız” uyarısı da yapıyor.

Yürüyüşünün etkisini anlamak için beklemek gerekir

Kimi zaman güneş kimi zaman hafif çiseye rağmen, şarkıları, türküleri, sloganları, fındık sepetleri ile yürüyen üretici,  soluğu Giresun’daki mitingde aldı.

Fındık üreticilerinin yıllar sonra sokağa çıkmaları önce bir yürüyüş arından bir miting düzenlemeleri, kuşkusuz toplumsal dokuyu ve siyasi çevreyi etkiledi. Ancak daha derin etkilerine ve sonuçlarına bakmak için önce gelecek sene açıklanacak fındık fiyatını ardından 2019’u beklemek şart gibi.

Son olarak akılda kalan bir kareyi de üreticiye saygı notu ile paylaşmak da yarar var: Kadın üreticilerin kocaman bir gülümseme eşliğinde taşıdıkları döviz:  “Fındığın gözyaşları”

 

Evrim Kepenek