Röportaj

Dr. Günay Can: “Radyasyondan korunmanın en iyi yolu hiç nükleer tesis kurmamaktır.”

0

Çernobil felaketinin 25. yılında tarihin en büyük nükleer felaketlerinden biri de Japonya’daki Fukushima nükleer santralinde yaşanıyor. Çernobil’den yayılan radyasyon geçen onca zamana rağmen doğayı ve insanları etkilemeye, yüz binlerce insan başta kanser olmak üzere radyasyona bağlı hastalıklardan ölmeye devam ediyor. Fukushima kazasının ardında da en büyük kaygımız içme suyundan süte ve sebzelere kadar yaşamı yakından ilgilendiren her noktada radyasyon kirliliğinin yayılması.

Öte yandan radyasyon nedir, neler yol açar, bu konularda ciddi bir kafa karışıklığı var. Bir yanda radyasyonun azının faydalı olduğunu iddia eden siyasetçiler, bir yandan da radyasyonun canlılara verdiği zararın abartıldığını iddia edenler nükleer teknolojiyi aklamaya çalışıyor.

Yeşil Gazete olarak radyasyonun halk sağlığına olan etkilerini daha iyi anlamak için bir uzmana, uzun yıllardır radyasyon ve nükleer santrallardan kaynaklanan hastalıklar konusunda çalışan Halk Sağlığı uzmanı Dr. Günay Can’a danıştık. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyelerinden biri ve Çevre İçin Hekimler Derneği’nin uzun süre başkanlığını yapmış olan Dr. Günay Can, bize radyasyonu anlattı.

Radyasyon nedir? Günlük hayatımızda radyasyonla nasıl karşılaşırız?

İyonize radyasyondan bahsediyorsak eğer, radyasyon geçtiği dokularda ve hücrelerde bağları bozan alfa, beta parçacıkları,  x ve gama ışınlarıdır. Bu doğrudan doğadan kaynaklanabildiği gibi  insan faaliyetleri ile de ilintili olabilir.

Bu ışınımlar kozmik  olabilir, elektromanyetik spektrumun yoğun  enerjili dalgaları olabilir: X ışınları gibi. Örneğin günlük hayatımızda doğada hemen her yerde bulunan radyoaktif radon gazına maruz kalmaktayız. Radon akciğer kanseri için sigaradan sonra gelen en önemli risk faktörüdür.  Özellikle binaların zemin katlarında oturanlar ve havalandırma sorunu olan binalarda yaşayanlar radon açısından risk altındadır. Binalar her gün mutlaka en az yarım saat havalandırılmalı, biriken radon gazının dışarı çıkışı sağlanmalıdır.  Bunun dışında tıbbi nedenlerle de iyonize radyasyona maruz kalmaktayız, röntgen çekimi, radyoterapi gibi nedenlerle…

Radyasyonun insan sağlığına etkileri konusunda bizi bilgilendirebilir misiniz?

İyonize radyasyonun insan sağlığına etkileri uzun yıllardır biliniyor.  Bu bilgilerin önemli bir bölümü, tıbbi nedenlerle ışınım alanlar, atom bombasından sonra Hiroşima ve Nagasaki’de sağ kalanlar, uranyum madenlerinde çalışanlar, Çernobil kazasından yayılan radyasyondan etkilenen ve santraldeki yangının söndürülmesi ve üzerinin kapatılması işlerinde çalışan kişiler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda elde edilmiştir.

Radyasyonun etkisi alınan dozla ilişkilidir.  50 Gy üzerinde ışınım alanlarda beyin ödemine bağlı birkaç saat içinde  ölüm, 5-20 Gy ışınım alanlarda sindirim sistemi bozuklukları ve birkaç gün içinde ölüm gerçekleşir. Eğer 5Gy altında bir ışınıma maruziyet söz konusu ise, uygun şekilde tedaviyle akut radyasyon hastalığına yakalanan hastalar büyük oranda kurtarılabilir.

Bu akut etkileri dışında iyonize radyasyon sakat doğumlara ve düşüklere, kısırlığa, katarakta, çok sayıda organda kansere yol açmaktadır. Radyasyon ayrıca radyodermit denilen deri yanıklarına yol açabilir. Nitekim 15 yıl önce İkitelli’deki radyoaktif atık olayında, atık radyoaktif malzemeye maruz kalan hurdacılarda radyasyonun etkilerine oluşan bu yanıklar nedeniyle tanı konulabilmiştir.

“İyonize radyasyon hücrelerin yapısını direk olarak bozar”

Özellikle sayın başbakanımız ve pek değerli danışmanları için televizyondan yayılan radyasyonla nükleer santrallerden çıkan arasındaki farkları sıralayabilir misiniz?

Tabii ki büyük farklar var. Nükleer santrallerden yayılan iyonize radyasyon hücrelerin yapısını direk olarak bozmaktadır. En temel farklılık da budur. Bunların özellikle enerjileri yüksek mor ötesi ışınımlar olduğunu anımsatmak isterim.  Etkileri az önce de belirtildiği gibi çok sayıda araştırma ile ortaya konmuştur.  Televizyon, bilgisayar gibi cihazlardan yayılan radyasyonun ise iyonizan etkisi yoktur, dolayısıyla insan sağlığını asıl olarak ısı artışı ile etkilemektedir.  Sağlık etkileri iyonize radyasyona göre daha azdır.  Bu tip radyasyon kaynaktan uzaklaştıkça etkisi çok hızlı bir şekilde düşer.  Bir de tabii şüphesizdir ki, televizyon veya diğer aletleri kullanmak  kişilerin kendi tercihidir. Bu tür elektromanyetik alanlar kişilerin kendilerini ve yakın çevrelerini doğrudan etkiler.

Ancak nükleer  kazalarla olduğu gibi iyonize radyasyona maruz kalmak gönüllü alınabilecek bir risk değildir.  Sonuçta televizyon patlarsa yenisini almak mümkündür, ancak nükleer santral kazasından sonra o bölgelerde binlerce yıl insanlar yaşayamayacaktır.

Nükleer santrallerden kaynaklanan rasyasyonun bir başka önemli farkı da radyoaktif maddelerin uzak alanlara yayılabilmesi ve kalıcı olmasıdır. TV gibi elektrikli aletlerden kaynaklanan radyasyon elektrik alan ortadan kalktığında kaybolur.

Radyasyon insanlara hangi yollardan zarar verir? Havadan bulaşır mı? Yiyip içtiklerimiz aracılığı ile bize zarar verebilir mi?

İyonize radyasyon iç ve dış olmak üzere iki yolla zarar verir.  Dış maruziyet, dışarıdaki bir kaynaktan yayılan radyasyona ışınım yoluyla maruz kaldığımız durumlardır. Radyoaktif bulutlardan, kozmik ışınımlardan, tıbbi veya endüstriyel cihazlardan yayılan radyasyona matuz kalmak gibi.  İç maruziyet  ise vücudun içine giren bir radyoaktif maddenin radyasyon yaymasıdır. Yiyeceklerden, sudan, soluduğumuz havadan veya deriden radyoaktif maddelerin vücut içine alınmasıyla oluşur. Dolayısıyla radyasyon, radyoaktif maddeler içeren yiyeceklerle ve hava yoluyla da vücudumuza zarar verebilir.

Radyasyonlu yağmurların etkileri nelerdir? Okyanusa karıştığı söylenen radyasyon bizi nasıl etkiler?

Radyasyon bulutları ve yağışlar bizi hem yağmurla ıslandığımızda direkt maruziyetle, hem de radyoaktif serpintilerin yeryüzüne inerek içme sularına ve yiyeceklere bulaşması nedeniyle etkiler. Okyanusa karışan radyoaktif maddelerin de planktonlar, yosunlar, kabuklu deniz canlıları ve balıklar yoluyla besin zincirine karışma riski vardır. Okyanusa karışan radyasyon tıpkı hava yoluyla olduğu gibi tüm dünyaya az veya çok yayılacaktır.

 

“Radyasyon kromozom kırılmalarına yol açar ve birçok organizmanın genetik yapısı değişebilir”

Radyasyonun insan sağlığı dışında da doğa üzerinde de yıkıcı etkileri var mıdır?

Elbette insanda yarattığı sağlık etkilerinin benzerlerini doğal hayat üzerine de yapacaktır.  Sonuçta kromozom kırılmalarına yol açması nedeniyle birçok organizmanın genetik yapısı değişebilir ve bu değişikliklerin nelere yol açabileceğini şimdiden kestirmek olası değildir. Belki bir tür ortadan kalkarken bir başka tür değişen genetik yapısıyla başka sorunlara açabilir.

Diğer birçok hastalıkta olduğu gibi radyasyonun daha tehlikeli olduğu risk grupları var mıdır? Örneğin gebeler için tehlike daha mı fazla?

Gebeler için radyasyonun teratojen etkisi var. Yani anne karnındaki bebeklerin anomalili, çeşitli hastalıklar ve doğumsal bozukluklarla doğmasına neden olur. Bu nedenle gebeler daha fazla risk altındadır. Ama aynı zamanda hızlı büyüme çağında olan çocuklar ve yaşlılar da en önemli risk gruplarıdır. Özellikle çocukların hücrelerin hızla çoğaldığı, hızlı büyüyen dokularında radyasyonun neden olacağı bir hücre hasarı bazı dokuların sağlıksız, hatta kanserli büyümesine neden olabilir.

 

“En iyi korunmanın ise hiç nükleer tesis yapılmaması olduğu unutulmamalıdır.”

Korunmak için tedbir almak mümkün müdür? Neler yapılabilir? Radyasyona maruz kalanların ne yapması gerekir.

Radyoaktif serpinti veya yağmurdan kaçınmak için ilk aşamada açık havaya çıkılmamalıdır. Evlerin kapı ve pencerelerinin mutlaka kapatılması ve izole edilmesi gerekir.  Nükleer santral kazalarından sonra yakın bölgelerde oturanların iyot tabletleri alması önerilmektedir. Radyoaktif iyodun yarılanma ömrü oldukça kısadır. O nedenle ilk hafta içinde iyot tableti almak gerekir.  En iyi korunmanın ise hiç nükleer tesis yapılmaması olduğu unutulmamalıdır.

Doğal kaynaklı radyasyondan korunmak için bazı granit türleri ve yapı malzemelerinden uzak durmalı ve ev içi havalandırmanın mutlaka sağlanması gerekir.

Eğer radyasyona maruz kalınmışsa elbiseler değiştirilmeli ve duş alınmalıdır. Etkilenimin şiddetine göre meydana gelebilecek sağlık sorunlarının giderilmesi için sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

 

“Özellikle radyoaktif yağmura maruz kalmış yiyeceklerin saptanarak imhası gerekir.”

Bizim ülkemizin bu konuda halk sağlığı açısından mevcut bir politikası hazırlığı var mı?

Olası bir nükleer santral kazası veya sabotajdan sonra alınabilecek halk sağlığı önlemlerine baktığımızda uygun sığınakların yapılması ve herkes tarafından bunun bilinmesi sağlanmalıdır. Yine iyot tabletlerinin ulaşılabilir yerde ve yeterli miktarda stoklanması önemlidir.

Nükleer kaza olan bölgeye ulaşan yol ve geçitlerin tutulması, etkilenen alanlardan insanların boşaltılması ve başka bir alana yerleştirilmesi de önlemlerin içindedir.

Yine ülkeye sokulan gıda ve su kaynakları kontrol altına alınmalıdır. Özellikle radyoaktif yağmura maruz kalmış yiyeceklerin saptanarak imhası gerekir.

Kirlenmiş alanların tekrar temizlenmesi oldukça zordur ve radyoaktif maddelerin dağılması riskine yol açar.

Röportaj: Savaş Çömlek – Yeşil Gazete

Kategori: Röportaj

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.