Dış Köşe

Doğa hakları – Güven Eken

İnsan doğanın haklarını tanımadan haksızlığa dair sorunlarını çözebilir mi?

Her insan içinde temiz bir iyilik pınarıyla doğar. Bu pınarın üzeri, büyüklerden azar işitirken, hislerini söyleyemezken, arkasından konuşulurken ve üç kuruş için kandırılırken taş ve molozla dolar. Pınar böyle böyle bulanır, coşkusu azalır, akışı yavaşlar. Çoğu insan kendini zamanla çaresiz, öfkeli, bezgin, ihanet edilmiş ve umutsuz hisseder. İşte böyle durumlarda, insan denen o muhteşem varlık tümüyle kaybolup gitmiştir. İçimizdeki sınırsız yaşam gücü, yalnızca ekonomi için hammaddeye dönüşmüştür.
İnsanlığın ve onun yıkıcı gücü altında ezilen diğer tüm canlıların bunu hak etmediklerine inanıyorum. İnsanın dünyaya, doğaya ve kendisine olan sevgisizliğinin tarih boyunca görülen en yüksek noktaya ulaştığı bir çağda, aslında çağı yakalamayı reddetmemiz gerekiyor. Bunun için de, yeni şeyler söylememiz gerekiyor. Son yıllarda Güney Amerika ve Türkiye’de telaffuz edilmeye başlanan ‘Doğa Hakkı’ insanın söylemeye başladığı belki de en ‘yeni şeylerden’ biri.
Yaşadığımız zamanda erkekler kadınları eziyor. Büyükler çocukları. Çoğunluk azınlığı eziyor. Güçlüler güçsüzleri. Korkularımız özgürlüğümüzü eziyor. Aklımız ise hem vicdanımızı hem de bedenimizi. Bunların tümüyse doğayı eziyor. Doğa, ezen ve ezilenlerin belki de tek ortak buluşma noktası. Çünkü sadece eziliyor ama asla ezmiyor. Tersine, veriyor, yeniden ve yeniden veriyor. Hava veriyor, su veriyor, aş veriyor, güzellik ve huzur veriyor.
Doğanın ezilmeye karşı tepkisizliği, düşünmemesinden veya güçsüzlüğünden değil. Doğa ezmiyor, çünkü doğanın vicdanı, bedeni ve aklı yan yana yürüyor. Hiçbiri diğerinin üzerinde iktidar kurmuyor. Vicdan ve beden, aklın hırsa dönüşmesine dur diyor. Doğa geniş zamanda düşünüyor. Bizler ise başkalarını ezebiliyoruz. Çünkü aklın bedeni ve vicdanı ezmek için kışkırtıldığı bir zamanı yaşıyoruz. Hırs çağının çocuklarıyız. Tam da bu nedenle insan doğanın haklarını tanımadığı sürece haksızlığa dair hiçbir sorununu çözemeyecek. Kadınlar, çocuklar, azınlıklar, güçsüz ve fakirler ve bedeniyle üreten herkes ezilmeye devam edecek.
Çevreci söylem de belli ki bu işi çözemeyecek. Çünkü çevrecilik bize kullandığımız teknolojileri değiştirerek dünyayı değiştirebileceğimizi telkin ediyor. Doğa hakkı düşüncesi ise önce kendin değişmelisin diyor. Haksızlıklara karşı mücadele bir bütündür diyor. Her karış doğal alanın yok edildiği ve tüm insanlığın karanlığa gömüldüğü bir dünyada dahi, eğer tek bir insanın içinde bir dirhem doğallık yaşamaya devam ediyorsa, umutsuz olmak için hiçbir neden görmezdim. Özümüzden beslenen pınarların taş ve molozlarla örtülmüş olması bizi yıldırmasın. Günü geldiğinde, bütün barajlar yerle bir ve bütün hafriyat un ufak olur.
Doğa baki kalır.

 

Güven Eken – Radikal

 

Kategori: Dış Köşe