Editörün SeçtikleriKoronavirüs SalgınıManşetSağlıkYerel

Diyarbakır ve Urfa’da korona krizi: Hastaneler doldu, sağlık çalışanları istifa eşiğinde

Fotoğraf: AA

Haber: Müjgan Halis

2020 yılının en ciddi krizi olan koronavirüs, yaz aylarında biraz azalsa da ülkenin doğu ve güneydoğusunda ciddi bir tehdit haline dönüşmek üzere. Özellikle Diyarbakır ve Urfa’da pozitif çıkan vakaların sayısı ülke ortalamasının üstünde.

Şu ana kadar 5 bin 765 kişinin hayatını kaybettiği koronavirüs vakalarına ilişkin sorularımız yanıtlayan Diyarbakır Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Türk Tabipleri Merkez Konseyi üyesi Dr. Halis Yerlikaya, “Buralarda durum vahim” diyor.

Yerlikaya, “Bayramdan 10 gün sonra virüsün ilk günlerindeki İtalya, İspanya gibi görüntülere tanık olabiliriz” uyarısında bulunuyor.

Diyarbakır’da hastaneler doldu

Bölgede vatandaşın kaderine terk edildiğin söyleyen Yerlikaya sahadan edindikleri bilgiler üzerine Diyarbakır hastanelerinin tam doluluk kapasitesine ulaştığını belirtti.

616 hastanın hastanelerde tedavi altında olduğunu, 100’e yakın hastanın da yoğun bakımda olduğunu belirten Yerlikaya şunları söyledi:

“Ancak bu 600 rakamı sabit bir rakam değil. Örneğin 50 kişi taburcu ediliyor, onun yerine 50 hasta yatıyor. Yani çok daha fazla bir oranla karşı karşıyayız.”

298 sağlık çalışanı enfekte oldu

Diyarbakır’da enfekte olan sağlık çalışanı sayısının bile virüsün geldiği aşamayla ilgili fikir verdiğini söyleyen Yerlikaya, 1 Haziran’daki gevşeme kararı öncesi 85 olan enfekte sağlık çalışanı sayısının 298’e ulaştığını belirtti. Yerlikaya sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bütün kamu hastaneleri tam kapasiteyle çalışıyor. Bayram sürecinde de hiçbir önlem alınmadı. Mesela hareketlilik kısıtlanabilirdi, ama vatandaş tam anlamıyla kaderine terk edilmiş durumda.”

Koronavirüs salgınına ilişkin sürecin de şeffaf yürütülmediğini ileri süren Dr. Yerlikaya kentte her gün sadece yaklaşık 300 test yapıldığını belirtti.

‘İstifalar gündeme geliyor’

Vaka sayısının artmasının sağlık çalışanları açısından da sorun teşkil ettiğini söyleyen Yerlikaya, “Hem enfekte olanlar artmaya başladı, hem de süreç  uzadıkça yorgunluk oluştu. Hatta istifalar dahi gündeme geliyor” ifadelerini kullandı. 

Yerlikaya, istifaların sebepleri arasında sağlık çalışanlarının kendi branşlarına ilişkin çalışamaması ile sadece koronavirüs hastaları kabul edildiği için hastanelerin düşen gelirlerinin sağlık çalışanlarına yansımasını gösterdi. 

Virüsün ilk günlerinde hekimleri önceleyen tavan ödemeleri yapıldığını ancak bu ödemelerin şimdi yapılmadığını hatırlatan Yerlikaya “Hastanelerin merkezi olarak acilen desteklenmesi gerekiyor, böyle yürümez” dedi.

‘Tek sorun vatandaşta değil’

Dr. Halis Yerlikaya yaşadığı kent olan Diyarbakır’da koronavirüs vakalarının neden önlenemediği ya da azaltılamadığı sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi:

Tek sorun vatandaşların hijyen kurallarına, maske ve fiziksel mesafe kuralına uymaması değil. Elbette bunlar da etkilidir ancak en önemli sorun, 1 Haziran’da alınan erken açılma kararı. Birincisi; böylesi küresel bir kriz merkezi olarak yönetilemez. Bölgeler bazında kararlar alınmalıydı.

İkinci olarak; hastalıkla mücadelenin bütüncül bir bakış açısıyla yapılması gerekir. Yani sen yoksula evde kal dersen, onu sosyal olarak desteklemek de zorundasın, ama böyle bir şey yok.  Örneğin Diyarbakır’da vakalar çoğunlukla yoksul ve kalabalık ailelerde görülüyor. Sen 10 kişi yaşanan bir evde, vakayı evden tedavi edersen elbette yayılır.

Üçüncü faktör ise test sayısı. Biz bütün açıklamalarımızda test sayısının artırılması gerektiğini söylüyoruz. Türkiye’de şu anda filyasyon uygulaması durmuş durumda.

Sürecin bilimsel olarak yürütülmesi gerektiğini belirten Yerlikaya, ekonomik kaygıların tıbbi kaygıların önüne geçtiğine dikkat çekerek “Şu andaki açıklanan rakamların gerçeği ne derece yansıttığı da şüpheli. Çünkü resmiyette tüm Türkiye’deki vakaların sayısı olarak açıklananlar, sadece Diyarbakır ve Urfa’daki rakamlara denk geliyor” diyor.

‘Kayyımlar salgınla mücadelede yetersiz’

Bölgedeki kayyım rejimlerinin de salgınla mücadeleyi kötü şekilde etkilediğini söyleyen Yerlikaya, kayyımların bölgedeki vakaların artmasında etkili bir politika yürütmediklerini belirterek şunları kaydediyor:

Toplumsal katılım, Dünya Sağlık Örgütü’nün de altını çizdiği bir gerçek. Ancak aynı zamanda bir hekim olan ve eski Tabip odası başkanlığımız da yürüten Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı şu anda hapiste. Bu kenti o yönetiyor olsaydı, belediyenin olanakları daha fazla vatandaş lehine kullanılırdı. Sosyal yardımlar yapılırdı, halk daha fazla bilgilendirildi. Şu andaki kayyım sadece bir algı yaratmaya oynuyor.

‘Sürü bağışıklığı stratejisi bir çıkmaz’

Yerlikaya konuşmasının devamında “Bütüncül bir değerlendirme yapılmalı. Bilimsel veriler esas alınmalı. Akademiden, meslek örgütlerinden, sendikalardan, siyasi partilerden katılımlar sağlanmalı” ifadelerini kullandı.

Hükümetin şu anki yaklaşımının sürü bağışıklığı stratejisi olduğunu belirten Dr. Yerlikaya  konuşmasını”Bunun bir çıkmaz olduğu da dünyadaki farklı ülkelerde yaşayarak kanıtlandı. Ne yazık ki, ateş şu anda sadece düştüğü yeri yakıyor” ifadeleriyle sonlandırdı.

Urfa’da günde 300-350 yeni vaka

Urfa da Covid-19 vakalarının artış gösterdiği bölge kentlerinden biri. Şanlıurfa Tabip Odası’ndan Dr. Rohat Benek, resim rakamlar net olarak açıklanmadığı için tam rakam veremediklerini ancak İl Hıfzısıhha Kurulu’nun karantina kararlarına bakarak kentlerinde günlük ortalama 300-350 yeni vaka tespit edildiğini söylüyor.

Dr. Benek Şanlıurfa’da salgının önünün alınamamasının nedenlerine ilişkin “Normalleşme süreci ile birlikte tedbirlerin gevşetilmesi ile toplumda Covid pandemisinin bittiği algısı oluştu ve nişan, düğün, taziye gibi kalabalıkların bir araya geldiği ortamlar yeniden oluşmaya başladı” değerlendirmesinde bulundu.

Benek’e göre bunun yanı sıra filyasyon çalışmalarının esnetilmesi, daha önce test yapılan Covid temaslı kişilere test yapılmaması, Covid pozitif hastaların evde karantinaya alınması gibi durumlarda salgının artma nedenlerinden.

‘Toplum rehavete kapıldı’

Salgın algısının oturmaya başladığı dönemde normalleşme adımlarının atılmaya başlanması ve var olandan daha iyi bir tablo çizilmesi ile beraber toplumda ciddi rehavet oluştuğunu söyleyen Benek şunları söyledi:

Bu da özellikle ilimizde normalleşme öncesi döneme göre daha ciddi bir tablo olarak karşımıza çıktı. Özellikle ulusal basında konunun eskisi kadar yer bulamaması toplumda Covid bitti algısı oluşumuna yol açtı.

Fotoğraf: AA

‘Çoğu kişi işsizlik sebebiyle Urfa’ya döndü’

Dr. Rohat Benek, 1 Haziran sonrası Urfa’da artışa geçen vakalarla ilgili İstanbul’dan memleketine dönen Urfalılara da dikkat çekti. Ona göre işsiz kalan pek çok insan mecburen doğduğu yere döndü, bu da salgının yayılmasına yol açtı:

Salgının ilk başladığı dönemlerde vakalar yoğun olarak İstanbul’daydı, şehirlerarası ulaşım açılınca işçi olarak İstanbul’da bulunan çok sayıda kişi işyeri kapandığı için memleketine geri dönmek zorunda kaldı. Bu virüsün İstanbul’dan bölgemize taşınmasını kolaylaştırdı.

Yine bölgenin en önemli sorunlarından olan mevsimlik tarım işçiliği nedeniyle illerimizde çok ciddi bir nüfus hareketliliği yaşandı. Ek olarak ekonomik olarak zor durumda olan ciddi bir nüfus bulunuyor bölge illerinde ve o vatandaşlarımız mecburen tüm risklere rağmen fabrikalarda, iş yerlerinde, inşaatlarda çalışmaya dolayısıyla sokakta olmaya devam ettiler.

‘Yaptırım ve denetimler artırılmalı’

Artan vaka sayılarının normalleşme süreci sonrası yoğunlaşmasının normalleşme öncesi döneme geri dönülmesi gerektiğini gösterdiğini belirten Benek alınması gereken tedbirleri şu şekilde sıraladı:

Öncelikli olarak filyasyon çalışmalarının yeniden yoğunlaştırılması, test sayılarının mutlaka artırılması gerekiyor. Bazı kısıtlamalar gerekli olmakla beraber kurallara uyulması konusunda yaptırımlar ve denetimler artırılmalıdır. Toplanmaya sebep olacak her türlü etkinlik cezalandırılmalı.  Piknik ve mesire alanlarının parkların kullanımı sınırlandırılmalı.