EmekManşet

1 Mayıs Raporu: 18 yılda 24 bin işçi önlenebilir sebepler önlenmediği için öldü

Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 1 Mayıs vesilesiyle 2002-2020 yılları arasında meydan gelen ihlallerin ele alındığı 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Hak İhlalleri Raporu’nu yayınladı.

Buna göre, AKP iktidarı boyunca 24 bin iş cinayeti “önlenebilir sebeplere” rağmen yaşandı. Raporda 2019 yılında en az 1.736 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

Rapora göre, 2019’da en az 112 sığınmacı işçi hayatını kaybetti. 2019 yılında ölenlerin yaş aralığı dikkate alındığında 14 yaşın altında 29 çocuk işçi, 15-17 yaş aralığında 38 çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

‘Meslek hastalığına’ on bin kurban

2019 yılında meydana gelen iş cinayetleri işkollarına göre ayrıldığında en fazla ölüm 442 işçinin hayatını kaybettiği tarım, orman işkolunda meydana geldi. 2019 yılında on bin civarında işçi ise “meslek hastalığı” olarak tanımlanan nedenlerle yaşamını yitirdi.

İSİG (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği) verilerinden alıntı yapılan raporda 2019 yılında iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin 23’ünün sendikalı (yüzde 1.32), 1713’ünün (yüzde 98,68) ise sendikasız olduğu belirtildi.

Sendikal örgütlenmenin işçilerin yaşamını korumada önemi vurgulandığı raporda “Ölen işçilerin yüzde 98’i sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir” denildi.

Beş yaşında çalışan çocuk var

Türkiye genelinde 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısının 16 milyon 457 bin olarak tahmin edildiği raporda TÜİK’in “Çocuk İşgücü Anketi Sonuçları 2019” çalışmasından yararlanıldı. Buna göre bir ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 binken, çalışan çocuklar arasında beş yaşında bir çocuk da olduğu görüldü.

Raporda, TÜİK’in açıklamasına göre, çocukların çalışma nedenleri sırasıyla yüzde 35.9 ile “hane halkının ekonomik faaliyetine yardımcı olma”, yüzde 34.4 ile “iş öğrenme, meslek sahibi olma”, yüzde 23.2 ile “hane halkı gelirine katkıda bulunma” ve yüzde 6.4 ile “kendi ihtiyaçlarını karşılama” olarak kaydedildi.

TÜİK verileri gerçeği yansıtmıyor

Raporda ayrıca, Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Vakfı’nın TÜİK’in söz konusu araştırmayla ilgili yapmış olduğu, anket için çocuk işçiliğinin en düşük olduğu tarihlerin seçildiği, ayrıca çırakların ve iç savaştan kaçan Suriyeli sığınmacıların kapsam dışı bırakıldığı yolundaki eleştirilere yer verildi

4+4+4 eğitim sisteminin de, özellikle 14 yaş altı çocuklarla ilgili verilerin derlenmesini güçleştirdiği belirtilen raporda şu ifadeler kullanıldı:

4+4+4 eğitim sistemine geçişle birlikte pek çok çocuk ilköğretim çağını 13 yaşında tamamlamaktadır. Bu durumun ilköğretimini tamamlamış ancak 14 yaşını doldurmamış çok sayıda çocuğun işgücü piyasasına girmesine yol açtığı öngörülmekle birlikte, TÜİK’in açıkladığı verilerde 14 yaş altı yaş kırılımlar görülemediği için bu konuda bir değerlendirme yapılamamaktadır. Ancak mikro verilerin açıklanmasından sonra bu konuda analizler yapılabilecektir.

Çocuklar büyüklere çalışıyor

2012’de çalışan çocukların yüzde 52’si ücretliyken 2019’da bu oranın yüzde 63’e çıktığının belirtildği raporda, bu değişimin, çalışan çocuklar arasında kendi hesabına çalışmanın yüzde 60 azalmış olmasıyla birlikte okunduğunda, çocuklar arasında kendi hesabına çalışmanın neredeyse ortadan kalkmış olduğu anlamına geldiği belirtildi.

Ankette çocukların yüzde 1.3’ünün çalıştığı yerde bir yaralanma veya sakatlanma yaşadığı yolundaki verilerin ise gerçeği yansıtmadığı savunuldu ve SGK istatistiklerine göre bu sayının çok daha fazla olduğu belirtildi. SGK’nın verilerine göre, 48 bin kayıtlı çocuk çalışanın bulunduğu 2018’de çocuk işçiler 7 bin 94 kaza yaşadı.

İş öğrenmek ve meslek sahibi olmak amacıyla çalıştığını ifade eden çocuk oranının yüzde 15.20’den yüzde 34.4’e çıkmış olması ise, eğitime erişimde eşitsizliğin giderek derinleşmesinin bir yansıması olarak yorumlandı ve bu tutum değişikliğinin eğitime yapılan yatırımın istihdama katılım olanağı sağlayacağına ilişkin inancın azalmasıyla ilgili olabileceği belirtildi:

Yoksul hanelerdeki çocuklar için nitelikli eğitime erişim imkânı düşüktür ve eğitim giderleri yüksektir. Eğitim için gerekli yatırımı yapmak dahi pek çok genç için insan onuruna yakışır istihdam olanağına erişim sağlamamaktadır (genç işsizliğinin yüzde 27’yi aştığı ülkemizde). Bu durum çocukların (ve ailelerinin) eğitim ve istihdam arasında seçimlerini istihdamdan yana kullanmalarına neden olabilmektedir.

Kategori: Emek